Hava Durumu

#Akdeniz

Yeni Marmara Gazetesi - Akdeniz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Akdeniz haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

3 metrelik boz camgöz köpekbalığı kıyıya vurdu Haber

3 metrelik boz camgöz köpekbalığı kıyıya vurdu

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde kıyıya vuran 3,85 metre uzunluğundaki dişi boz camgöz köpekbalığı, ekipler tarafından incelemeye alındı. Kuşadası kıyılarındaki bir plajda kanoyla gezen Birol Özmen’in kıyıda büyük bir balık olduğunu bildirmesi üzerine bölgeye ekipler sevk edildi. Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) Başkanı Bahattin Sürücü tarafından yapılan incelemede, kıyıya vuran canlının bilimsel adı Hexanchus griseus olan boz camgöz köpekbalığı olduğu tespit edildi. Yapılan ölçümlerde dişi köpekbalığının 3,85 metre uzunluğunda olduğu belirlenirken, türün tespiti sonrası doku örnekleri alınarak üniversiteye gönderilmek üzere muhafaza altına alındı. Köpekbalığının Kuşadası Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü ekipleri tarafından çukur kazılarak uygun şekilde gömülmesinin sağlanacağını ifade eden EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü; "Kuşadası kıyılarındaki bakir bir plajda kanoyla yüzen Birol Özmen isimli vatandaşımız tarafından, kıyıda çok iri bir balık olduğu ihbarı geldi. İhbarın yapıldığı bölgede yaptığımız incelemelerde, bunun bir köpekbalığı olduğunu ve bilimsel adı Hexanchus griseus olan dişi bir Boz Camgöz türü olduğunu tespit ettik. Yaptığımız ölçümlerde köpekbalığının boyunun 3,85 metre olduğu belirlendi. Gerekli doku örneklerini aldık, üniversiteye göndereceğiz. Köpekbalığı Kuşadası Belediyesi ekipleri tarafından çukur kazılarak gömülmemesi sağlanacak. Boz Camgözler genellikle derin sularda yaşayan, balık sürülerini takip eden ve insanlarla nadiren karşılaşan bir türdür. Ege ve Akdeniz’de yaygın olarak bilinen, Karadeniz’de ise nadir görülen bir köpekbalığı türüdür. Diğer birçok köpekbalığı türünde beş solungaç yarığı bulunurken, Boz Camgözlerde altı solungaç yarığı vardır. İncelememizde bu özelliği de görülmüştür. Zaten bilimsel adı olan Hexanchus, 'altı yarıklı' anlamına gelir. Tür adı olan griseus ise 'gri/boz' anlamını taşır. Köpekbalıkları deniz ekosisteminin dengesi için önemli canlılardır ve korunmaları gerekmektedir. Her ne kadar görünüşleri ürkütücü olsa da bu türün insanlarla karşılaşma olasılığı düşüktür. Kıyılarımızda insanlar için tehlike oluşturduğuna dair bilinen bir kayıt bulunmamaktadır" dedi.

21 Kumsala gece girişi yasak Haber

21 Kumsala gece girişi yasak

Deniz kaplumbağalarının yuvalama sezonunun başlamasıyla birlikte Türkiye'nin Akdeniz kıyılarındaki 21 koruma altındaki kumsalda gece giriş yasağı yürürlüğe girdi. Mayıs ayından eylül sonuna kadar uygulanacak yasak kapsamında sahillere saat 20.00 ile 08.00 arasında giriş yapılamayacak. Yetkili kurumlar tarafından alınan koruma tedbirleri kapsamında araçla sahile giriş, çadır kurma, kamp yapma ve ateş yakma gibi faaliyetler de yasaklandı. 2872 Sayılı Çevre Kanunu kapsamında, deniz kaplumbağalarına, yuvalarına veya yaşam alanlarına zarar verenlere 2026 yılı için 699 bin 245 liraya kadar idari para cezası uygulanacak. Tüzel kişiler için ise ceza miktarı 2 milyon lirayı aşabilecek. Türkiye'deki 21 yuvalama kumsalı Türkiye'de deniz kaplumbağalarının yuvalama yaptığı 21 önemli kumsal bulunuyor.Bu alanlar arasında; Ekincik Dalyan (İztuzu) Dalaman Fethiye Patara Kale Kumluca Olimpos-Çıralı Tekirova Belek Kızılot Demirtaş Gazipaşa Anamur Göksu Deltası Alata Davultepe Kazanlı Akyatan Yumurtalık Samandağ yer alıyor. Antalya'daki 30 kilometrelik Belek Kumsalı, hem Türkiye'nin hem de Akdeniz'in en büyük deniz kaplumbağası yuvalama alanı olarak öne çıkıyor. Sahillere araç, çadır ve mangal da yasak Koruma tedbirleri yalnızca gece giriş yasağıyla sınırlı değil.Yuvalama alanlarında; Araçla sahile giriş, Çadır kurmak, Kamp yapmak, Ateş yakmak, Mangal yapmak gibi faaliyetler de yasak kapsamında bulunuyor.

Türkiye kıyıları artık dünya markası Haber

Türkiye kıyıları artık dünya markası

Türkiye, mavi bayrakta dünya 3'üncülüğünü bir kez daha koruyarak, sürdürülebilir turizmdeki küresel gücünü tescilledi. 580 plaj, 30 marina, 18 turizm teknesi ve 26 bireysel yatın ödül aldığı 2026 listesinde Bakanlığın ücretsiz girişli halk plajları da büyüyen yatırımlar ve yeni adreslerle dikkat çekti. Türkbükü'nün de dahil olduğu yeni tabloyla Türkiye kıyıları, çevre standartları, güvenli turizm altyapısı ve uluslararası kalite anlayışıyla Akdeniz'deki ‘mavi rekabetin' en güçlü aktörlerinden biri olmayı sürdürdü. Uluslararası Çevre Eğitim Vakfı (FEE) tarafından açıklanan 2026 yılı Mavi Bayrak Ödülleri'ne göre Türkiye genelinde mavi bayrak dalgalanan plaj sayısı 577'den 580'e yükseldi. Türkiye, plaj kategorisinde İspanya ve Yunanistan'ın ardından bir kez daha dünyanın en başarılı üçüncü ülkesi oldu. Türkiye Çevre Eğitim Vakfı (TÜRÇEV) tarafından İzmir Foça'da kamuoyuyla paylaşılan sonuçları değerlendiren Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Türkiye'nin mavi bayrak haritasını yeni halk plajlarıyla genişletmeye devam ettiklerini vurguladı. Türkiye sahillerinin artık bir dünya markası haline geldiğini belirten Ersoy, Bodrum Türkbükü'nde girişi ücretsiz olan halk plajında da bu yıl ilk kez mavi bayrak dalgalanacağını ifade etti. "Sahillerimiz artık dünya markası" Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı gibi paydaş kurumlara teşekkür eden Bakan Ersoy, paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "Sahillerimiz artık dünya markası, Mavi bayrakta dünya 3'üncülüğümüzü bir kez daha koruduk. 2026 yılında 580 plaj, 30 marina, 18 turizm teknesi ve 26 bireysel yat mavi bayrak almaya hak kazandı. Böylece Türkiye çevre standartları, güvenli turizm altyapısı ve sürdürülebilir kıyı yönetimindeki güçlü konumunu uluslararası ölçekte bir kez daha tescilledi. Akdeniz'deki mavi rekabette güçlü yükselişimizi sürdürürken, ücretsiz girişli halk plajlarımızı da uluslararası standartlarla büyütmeye devam ediyoruz. Bu yıl Bodrum Türkbükü Halk Plajımız da mavi bayraklı halk plajlarımız arasına katıldı. Yeni halk plajı projelerimizle Türkiye'nin mavi bayrak haritasını daha da genişleteceğiz. Bu başarıda emeği bulunan TÜRÇEV başta olmak üzere tüm paydaş kurumlarımıza, yerel yönetimlerimize ve turizm sektörümüze teşekkür ediyorum." Yeni halk plajları mavi büyümeye güç katıyor Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un daha önce kamuoyuyla paylaştığı yeni halk plajı projeleri de Türkiye'nin ‘mavi' büyüme vizyonunun önemli adımları arasında yer alıyor. Bakan Ersoy, Bitlis Adilcevaz, Sinop İnceburun ve Samsun Yakakent'te çalışmaları süren yeni ücretsiz girişli halk plajlarıyla birlikte Bakanlığın 5 yıldız konseptiyle hayata geçirdiği halk plajı sayısının bu yılın sonunda 23'e yükselmesinin hedeflendiğini duyurmuştu. Ersoy, vatandaşların ücretsiz şekilde faydalandığı halk plajlarında çevre yönetimi, güvenlik, temizlik ve hizmet kalitesini uluslararası standartlarda büyütmeye devam edeceklerini vurgulamıştı. Bu vizyon doğrultusunda hayata geçirilen ücretsiz girişli halk plajları, 2026 Mavi Bayrak listesinde de öne çıkan başlıklardan biri oldu. Antalya'da Sorgun, Ilıca, Belek, Kadriye, Lara 1, Lara 2, Beldibi Bahçecik, Çifteçeşmeler, Çamyuva ve Tekirova halk plajları; Muğla'da ise Marmaris Halk Plajı, Bodrum İçmeler Halk Plajı ve bu yıl ilk kez listeye giren Türkbükü Halk Plajı mavi bayrak almaya hak kazandı. Böylece Bakanlığın 5 yıldız konseptiyle hayata geçirdiği ücretsiz girişli halk plajları, Türkiye'nin uluslararası standartlardaki 'mavi' kıyı ağının en güçlü parçalarından biri haline geldi. Mavi yarışta Türkiye zirvedeki yerini korudu Türkiye, plaj kategorisinde İspanya ve Yunanistan'ın ardından bir kez daha dünyanın en başarılı üçüncü ülkesi oldu. Türkiye aynı zamanda turizm tekneleri kategorisindeki dünya dördüncülüğünü de korudu. Türkiye'de TÜRÇEV koordinasyonunda yürütülen program kapsamında yüzme suyu kalitesi, çevre yönetimi, can güvenliği, engelli erişimi, atık yönetimi ve çevre eğitimi gibi birçok kriter uluslararası denetim süreçleriyle takip ediliyor. Antalya kıyıları yine lider Antalya, 2026 yılında 232 plajla Türkiye'nin en fazla mavi bayraklı plaja sahip ili olmayı bu yıl da sürdürdü. Muğla 113 plajla ikinci, İzmir ise 60 plajla üçüncü sırada yer aldı. Balıkesir 45, Aydın 39, Samsun 19, Çanakkale 14, Mersin 12, Tekirdağ 10 ve Kocaeli 9 mavi bayraklı plajla listede öne çıkan iller arasında yer aldı. Bursa'nın 4 plajla yer aldığı listede İstanbul, Sakarya, Düzce, Bartın ve Ordu'nun ayrı ayrı 3'er, Yalova ve Zonguldak'ın 2'şer, Kırklareli, Van, Adana ve Sinop'un ise ayrı ayrı 1'er mavi bayraklı plajı bulundu. Türkiye genelinde 2026 yılında mavi bayraklı marina sayısı 30, turizm teknesi sayısı 18, bireysel yat sayısı ise 26 olurken, çevre odaklı turizm yatırımlarıyla birlikte Türkiye'nin kıyı turizmindeki uluslararası marka gücü de büyümeyi sürdürdü. 2026 yılında Mavi Bayrak ödüllerine layık görülen plajların listesine ‘mavibayrak.org.tr' adresinden ulaşılabiliyor.

ABD, bir uçak gemisi daha gönderiyor Haber

ABD, bir uçak gemisi daha gönderiyor

Amerika Birleşik Devletleri, Karayipler’de konuşlu USS Gerald R. Ford uçak gemisi ve beraberindeki taarruz grubunu Ortadoğu’ya göndermeye hazırlanıyor. Uçak gemisi ve eskort gemilerinin, Basra Körfezi’nde konuşlu başka bir uçak gemisi grubu olan USS Abraham Lincoln ile birleşmesi bekleniyor. Bu hareket, Washington’un İran’a yönelik artan baskı stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.New York Times’a göre ABD yönetimi, söz konusu yeniden konuşlandırmayı İran’a olası askeri adımlar kapsamında kararlaştırdı. Uçak gemisi grubunun nisan sonu veya mayıs başına kadar ana üslerine dönmemesi bekleniyor. Gerald R. Ford taşıyıcı grubu, daha önce Karayipler’deki konuşlandırması sırasında Venezuela’ya ilişkin operasyonlara katılmıştı; bu planlama çerçevesinde uçak gemisinin Mart ayı başında dönmesi düşünülüyordu.Bu hareket, Washington ile Tahran arasında süren dolaylı diplomatik temaslarla eş zamanlı olarak yaşanıyor. ABD Başkanı Donald Trump yönetimi İran’ın nükleer ve balistik füze programı üzerine sert bir tutum sergileme eğilimini sürdürürken, bölgede mevcut askeri varlığın güçlendirilmesine işaret ediyor. İran yönetimi de olası saldırı durumunda bölgedeki yabancı askeri hedeflere karşı misilleme yapabileceklerini ifade etmiş durumda.Henüz resmi açıklama yapılmazken, bu gelişme bölgedeki gerilim ve askeri denge açısından yakından izleniyor.

Kraliçe incirinin ihracatında kilogram başına 1 dolarlık değer artışı oldu Haber

Kraliçe incirinin ihracatında kilogram başına 1 dolarlık değer artışı oldu

Uludağ İhracatçı Birliklerinden alınan bilgiye göre, Ege'den Marmara'ya, Akdeniz'den Anadolu'ya uzanan bereketli topraklara sahip Türkiye, hem taze hem de kurutulmuş incir üretiminde dünya lideri olarak ihracattan önemli pay alıyor.Yüzyıllardır bu topraklarda yetişen, doğallığıyla, eşsiz aromasıyla ve yüksek besin değeriyle Bursa’nın dünyaya armağan ettiği bir kültür mirası olan Bursa siyah inciri, birçok ülkede sevilerek tüketilen meyvelerin başında geliyor."Bursa Karası" olarak da bilinen Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 3 Mayıs 1990'da "Bursa siyahı" olarak tescil edilen Bursa siyah inciri, Avrupa Birliğinden resmi tescilini 24 Eylül 2024’te aldı. Tanımlı coğrafi alanı Bursa’da toplam 151 köy/mahalleyi kapsayan Bursa siyah inciri, Türkiye'nin toplam incir ihratacının yüzde 70'inden fazlasını karşılıyor.Geçen yıl yaşanan zirai don ve kuraklık gibi olumsuzluklara rağmen Bursa siyahında ihracat 2024'e göre yüzde 12,3 artarak 70,3 milyon dolara ulaştı. İhracatta kilogram başına 1 dolarlık değer artışı oldu 2024'te kilogram başına 3,46 dolardan ihraç edilen Bursa siyahı, 2025'te yaklaşık 1 dolar değerlendi ve kilosu 4,43 dolardan yurt dışına gönderildi. Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliğinin (UYMSİB) bu üründeki geçen yıl ihracatı ise 33,6 milyon dolar olarak gerçekleşti. En fazla ihracat Almanya'ya Bursa siyahında en fazla ihracat 21 milyon dolarla Almanya'ya yapıldı. Bu ülkeyi, 7,8 milyon dolarla Avusturya, 6 milyon dolarla Hollanda, 5,8 milyon dolarla Birleşik Krallık ve 4 milyon dolarla İsviçre izledi. UYMSİB Başkanı Senih Yazgan, zirai don ve kuraklık nedeniyle oluşan kalitesiz ürün yüzünden ihracatın bu rakamlarda kaldığını belirterek, "Miktar olarak ihracatımız 18 bin tonlardan 15 bin tona geriledi. Kaliteli ürün olsaydı çok daha iyi rakamlara ulaşabilirdik" dedi. Yazgan, Bursa siyahının Türkiye'nin farklı bölgelerinde yetiştirilmeye başlandığını belirterek, "Aydın bölgesinde, İzmir, Manisa ve Denizli'de üretiliyor. Bursa daha kalın kabuklu raf ömrü daha uzun, diğerleri ince kabuklu. Erkenci olması dolayısıyla pazarda avantajlı oluyor, çiftçi de kazançlı gördüğünden üretiyor" diye konuştu.Yaşanan olumsuzluklara rağmen 70 milyon doları geçen bir ihracata imza atılmasının başarı olduğunu vurgulayan Yazgan, Türkiye'nin tarımsal potansiyelinin yüksek olduğunu ancak yeterince değerlendirilmediğini söyledi.

Doç. Dr. Ali Erdoğan: 'Ben küçük miktarlarla oynuyorum, ben bağımlı olmam' gibi bir durum söz konusu değil" Haber

Doç. Dr. Ali Erdoğan: 'Ben küçük miktarlarla oynuyorum, ben bağımlı olmam' gibi bir durum söz konusu değil"

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ali Erdoğan, son yıllarda kumar bağımlılığının arttığını belirterek "Kumar bağımlılığı her gelir düzeyindeki vatandaşımızı etkileyebilecek bir bağımlılık" dedi. Türkiye'de son dönemlerde kumar ve yasa dışı bahis özellikle çocuklar ve gençler arasında giderek büyüyen bir risk alanı haline geldi. Özellikle 16-18 yaş grubundaki gençlerde bahis oynama sıklığı her geçen gün artıyor. Kumar bağımlılığının maddi kayıpla beraber kişinin psikolojisini de bozduğunu belirten Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ali Erdoğan, "Son yıllarda kumar bağımlılığının hızla arttığını gözlemlemekteyiz. Kumar bağımlılığı ülkemizde hızla artan çok önemli bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle son dönemde psikiyatri polikliniklerine başvuran kumar bağımlısı bireylerin sayısı hızla artmakta ve kumar nedeniyle bu kişiler çok önemli sorunlar yaşamaktadır" dedi. "Ülkemiz açısından önemli bir sorun" Kumar bağımlılığından korunmak için kişilerin sosyal ve aileleri ile etkileşim içerisinde olması ve spor aktivitelerine önem vermesi gerektiğini belirten Erdoğan, "Kumar bağımlılığında özellikle ailelerin parçalanması, depresyon, anksiyete, büyük kayıplar ve bu kayıplar sonrası intihar davranışları sık olarak gözlemlediğimiz psikiyatrik sorunlar. Bu yüzden de bu konu ülkemiz açısından önemli bir sorun. Kumar bağımlılığından korunmak için yapmamız gereken çeşitli davranışlar uygulamalar var bir kere hiçbir şekilde kumara bulaşmamak en önemli yapacağımız davranış. Bunun haricinde özellikle kumar yerine sosyal etkileşimler, aile etkileşimi, aileyle bir arada bulunmak, düzenli spor aktiviteleri gibi uygulamalar mutlaka ve mutlaka bireylerin yapması gereken kumar gibi kötü alışkanlıklardan korunmaları için gerekli uygulamalar" ifadelerini kullandı. "Tedavi olmaktan çekinmeyin" Kumar bağımlılığının ilerlemesi durumunda ise kişilerin psikiyatrik destek alması gerektiğini söyleyen Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ali Erdoğan, "Ancak her şeye rağmen kumar bağımlılığı gelişirse bireyler psikiyatri polikliniklerine başvurabilirler. Yeşilay'ın YEDAM birimlerine başvurabilirler, buradan destek alabilirler. Özellikle Antalya'da ikamet eden vatandaşlarımız için Davranışsal Bağımlılık Polikliniğimiz var Akdeniz Üniversitesi Psikiyatri Polikliniği'ne başvurabilirler. Mutlaka kumarla ilgili sorunlar olan bireylerin psikiyatrik yardım alması, yardım araması önemli. Çünkü bu hastalık bir sorun ve bunun tıbbi tedavisi var ve çok pozitif olumlu sonuçlar alıyoruz. Tedaviye başvurmaları, tedaviden çekinmemelerini öneriyorum" şeklinde konuştu. "Herkesin kumar bağımlılığı riski var" Kumar bağımlılığının her gelir düzeyinden vatandaşı etkileyebileceğini belirten Erdoğan, "Kumar bağımlılığı için risk faktörleri var. Bunlar dürtüsel özellikler, kısa heyecanlar arama özellikleri gibi kişilik özellikleri olabiliyor. Maddi durum önemli mi gibi bir soru gelebiliyor. Her maddi durumdan kişi de kumar bağımlılığı görebiliyoruz. Çok düşük geliri olan kişilerde de çok yüksek meblağlarla kumar oynama, borçlanma gibi davranışlar görebiliyoruz. Kumar bağımlılığı her gelir düzeyindeki vatandaşımızı etkileyebilecek bir bağımlılık, o yüzden hepimiz risk altındayız. Dikkatli olmamızda fayda var, 'ben küçük miktarlarla oynuyorum, ben bağımlı olmam' gibi bir durum maalesef ki söz konusu değil. Oynanan miktardan bağımsız olarak her kişinin kumar bağımlılığı riski var. O yüzden mutlaka ve mutlaka kumardan uzak kalmak, hiçbir şekilde hayatımıza sokmamak önemli" dedi.

22 yıllık deprem araştırmacısı Timuçin Özat: "Akdeniz'de 722 yıllık bir gerilme birikti" Haber

22 yıllık deprem araştırmacısı Timuçin Özat: "Akdeniz'de 722 yıllık bir gerilme birikti"

22 yıldır jeolojik yer olayları üzerine bilimsel çalışmalar yürüten ve bugüne kadar 18 depremi yer, zaman ve büyüklük vererek önceden tespit ettiğini öne süren Timuçin Özat, bunların büyük bölümünün yaşanmadan önce sosyal medya ve basında paylaşıldığını belirterek Girit Adası'nda 2026-2029 yılları arasında 8'in üzerinde deprem ve ardından Akdeniz genelinde tsunami riski bulunduğunu belirtti. Özat, Türkiye'nin güneybatı kıyıları başta olmak üzere birçok ülkenin etki alanında olacağını iddia etti. Yer bilimleri üzerine 22 yıldır kendi yöntemleriyle araştırmalar yapan Timuçin Özat'ın deprem çalışmalarının başlangıcı 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nde kaybettiği kız arkadaşına dayanıyor. O günden sonra depremlerin neden önceden bilinemediğini sorgulamaya başladığını belirten Özat, 1 Mayıs 2003'teki 6,4 büyüklüğündeki Bingöl depreminin ardından çalışmalarını yoğunlaştırdı. Coğrafi Bilgi Sistemleri bölümünü okuyan ve şu anda Jeoloji Bölümü öğrencisi olarak eğitimini sürdüren 40 yaşındaki Özat, gazetecilik tecrübesinin ardından kendini tamamen deprem araştırmalarına adadı. Türkiye'de jeolojik hareketlilik üzerine "Bilimsel parametreler ve matematiksel modeller" geliştirdiğini ve bunların büyük bölümünün uluslararası alanda da kullanılan bilimsel yöntemler olduğunu iddia eden Timuçin Özat, bugüne kadar yer, zaman ve büyüklük vererek 23 deprem tespiti yaptığını, bunların 18'inin gerçekleştiğini hatırlattı. Özat, "Depremi yüzde 100 bilmek diye bir şey yok ancak yeterli bilgiye sahip bazı bölgelerdeki sismik boşlukların disiplinli şekilde takibiyle yüzde 60 ila 90 arasında matematiksel tahmin yapılabilir. Yüzde 15-20 yanılma payı normaldir. Birçok veri var lakin bunları anlatmaya, yazmaya kalksam çok uzun sürer ve karmaşık duruma gelebilir" dedi. "Akdeniz'de 722 yıllık bir gerilme birikti" En belirgin tahminlerinden birinin 23 Ekim 2011'deki 7.2 büyüklüğündeki Van (Erciş-Tabanlı) depremi olduğunu dile getiren Özat, şu anda beklediği dört deprem bulunduğunu, bunlardan en kritik olanının Girit Adası (Akdeniz) olduğunu vurguladı. Afrika plakasının Anadolu'nun altına dalması sonucu bölgede, 1303'ten beri sismik boşluk durumunda olan kesimde '722 yıllık bir gerilme biriktiğini savunan Özat, 2026-2029 arasında Girit'in güney hattında 8,1-8,2 büyüklüğünde, Mercalli bazında yer yer 9-10 şiddetinde bir deprem meydana gelebileceğini ileri sürdü. Bölgedeki büyük bir depremin Akdeniz genelinde tsunami riski oluşturacağını belirten Özat, Türkiye'de Muğla, Datça, Fethiye, Marmaris, Milas, Bodrum, Ula, Köyceğiz, Ortaca, Dalaman, Seydikemer, Antalya'nın batısı özellikle Finike, Kaş ve doğusunda Alanya, Aydın'ın Kuşadası, Didim, Söke ilçeleri ile İzmir'in güneyinde Selçuk, Menderes, Seferihisar, Urla, Çeşme kıyılarının etki alanında olduğunu söyledi. Tsunami dalgalarının 15 ila 25 dakikada Türkiye kıyılarına ulaşabileceğini, dalga boyunun 2 ila 8 metre, ilerleme mesafesinin ise düz alanlarda 1-2 kilometre olabileceğini iddia etti. Özat bu konuda Yunanistan'daki çalışmaları da senelerdir takip ettiğini kaydetti. "23 tespitin 18'i gerçekleşti" Jeolojik yer olaylarına karşı ilgisinin 1999 yılına dayandığını belirten Timuçin Özat, "17 Ağustos 1999 depreminde kız arkadaşımı kaybettim. Çok etkilendim zaten. Ondan sonra 1 Mayıs 2003'te Bingöl'de bir deprem olmuştu. 176 kişi vefat etmişti. Ondan çok etkilendim ve niye bilinemiyor dedim. Yüzde 100'ü olmasa da bir kısmı bilinebilir dedim ve o günden sonra ciddi bir çalışma içerisine girdim. Hatta o dönemde Karadeniz Ereğli'deydim. Kaymakam Aziz İnci'nin talebi üzerine sekiz ayda hazırladığım 27 sayfalık raporu basın eşliğinde kendisine sunmuştum. Depremleri bilen bir formül yoktur böyle diyenlere de inanmamak gerekiyor. Ama literatürde olan bazı bilimsel parametreler var. Yüzde 60 ila 90 arasında matematik hesaplaması var. Bununla tahmin edilebiliyor. Genellikle yüzde 15-20 yanılma payı oluyor. 2003 yılından 2025 sürecine kadar toplam 23 tespit gerçekleştirdim. Yer, büyüklük ve zaman verilmesi gerekiyor. Bu bağlamda 23 tespitin 18 tanesi gerçekleşti. Bunlardan en büyük olanı da 23 Ekim 2011'de yaşadığımız 7.2'lik Van depremiydi. Geri kalan beş depremin dördü bekleme sürecinde bulunuyor. Bir tanesi üzerinde de çalışmaya devam ediyorum. Beklediğim dört depremin bir tanesi Girit adasında meydana gelecek" diye konuştu. "Yunanistan'ın Girit adasında 9-10 şiddetinde bir deprem olacak" 2026-2029 arasında Girit'in güneyinde 8.0-8,2 büyüklükleri arasında, yer yer 9-10 şiddetinde bir deprem meydana gelebileceğini savunan Özat, "Mayıs 2025 tarihinde Girit'in kuzeyinde 6'lık iki tane deprem oldu. Marmaris açıklarında 5.8'lik deprem oldu. Bunlar buz dağının görünen kısmı bile değil. Burada bir Afrika plakası var. Bilim insanları Türkiye'de Pasifik çemberindeki gibi Japonya, Endonezya, Filipinler‘deki gibi deprem olmaz diyor. Doğru ama bir parantez açmak gerekiyor. Tıpkı Japonya'da, Endonezya'da, Filipinler'de, Şili'de o ateş çemberinde olan depremlerin ve tsunamilerin bir benzeri sadece Girit bölgesinde olur. Afrika levhası, Ege ve Anadolu'nun altına giriyor. Söz konusu sismik boşlukta 2025 yılı itibariyle 722 yıllık bir gerilme var. Bilim insanları bununla ilgili ciddi çalışmalar yaptı. 2026-2029 arasında 8,1 ya da 8,2 büyüklüğüne çıkacak. Yunanistan'ın Girit adasında 9-10 şiddetinde bir salınım ihtimali yüksek. Bizden ortalama 200 kilometre uzak ancak bu salınım tsunami etkisi oluşturacak. Muğla, Aydın, Antalya batı kıyıları ve İzmir'in güneyi titreşim ve tsunami dalgalarından etkilenecek. Son iki bin yılda 7 kez yaşanmış. Bu aynı zamanda Yunanistan ve Türkiye başta olmak üzere Kıbrıs, Libya, Mısır, Tunus, İtalya, Arnavutluk ve kısmen de Suriye, Lübnan, Filistin ve İsrail kıyıları da bu tsunami dalgalarından etkilenecek. Tsunami dalgaları 15 ila 25 dakika sonra kıyılarımıza ulaşacak. Tsunaminin saatteki hızı 400 kilometreyi geçecek. Türkiye'nin önünde irili ufaklı çok adaları var. Bunlar tsunami etkisini kıracak ancak etkisini kırsa da tsunamiler, fırtına dalgaları gibi değildir, dolanma davranışı gösterir, koy ve körfezlerde büyük ve kıyıya yaklaşınca su duvarı oluşturur. Düz alanlarda 1 ila 2 kilometre kadar içeri girecek. Tsunami dalgasının boyu 2 ila 8 metre arasına çıkabiliyor. 20 senedir hazırlık evresi depremleri gerçekleşiyor. Şu an dahil olmak üzere 2026 ile 2028 sürecinde bu ana şoktan önce 5.0, 5.3, 5.5, 5.8'lik en az 4-5 tane deprem yaşanacak. Türkiye'nin batısından kalan her yerde bu deprem hissedilebilecek. Eğer 8.3'e ulaşırsa Ordu, Giresun, Trabzon'dan çok hafif şekilde hissedilebilir. Kuvvetle muhtemel Zonguldak'a kadar olan kesimde hissedilecek" şeklinde konuştu. "Türkiye'de bu yüzyıl içerisinde 7.5'luk bir deprem ihtimali çok zayıf ancak 6-7,2 arasında salınım üretecek birçok kırık yani fay mevcut" İstanbul'un tarihi bazı depremlerinin çok abartıldığını kaydeden Özat, "Türkiye'de bilinen 476 tane diri fay var. 2099'a kadar 7,5 üzerinde bir deprem ihtimali bilinen hatlarda zayıf olasılık. Kuzey Anadolu Fayı'nın yüzde 75-80'i geçtiğimiz yüz yılda gerilim yaşadı. Doğu Anadolu Fayı en son Kahramanmaraş depremlerinde büyük bölümü gerilim boşalımı yaşadı. Batı Anadolu-Ege faylarının yine büyük bölümü geçtiğimiz yüzyılda gerilim boşalım yaşadı. Gerilim atımı olan kesimlerde çok büyük depremler beklenmiyor. Bingöl'ün Yedisu ilçesi boşaltmadı. Burada 241 yıllık bir gerilme var. 2030'lu yıllarda bir deprem bekleniyor. 6,5 ve 7,2 arasında bir deprem olur. Yakın gelecekte, Hakkari-Irak-İran sınır hattı arasında 6,4 ila 7,2 arası iki tane deprem potansiyeli var. Bu da sürecin içerisinde. Hakkari Yüksekova'nın zemini genel olarak iyi değil. Ayrıca, geçtiğimiz günlerde Japon bir uzman Marmara için 7,9'dan bahsetti. 7,9 için 350-400 kilometrelik fay gerekiyor. Marmara Denizi zaten o kadar büyük değil. İstanbul'un tarihi depremleri de çok abartılıyor. 7,4'e kadar bir deprem oldu. 8'lik deprem Marmara'da yok. 150-180 sene sonra İstanbul'un açıklarında 7 ve 7.2'lik tekrar yaşanacak. Tahminler revize edilmeye başladı. İstanbul yakınlarında bu yüz yılda olacak en uç deprem moment büyüklüğü 6,3 bu da tabii ki önemsenmelidir. Güney Marmara, Bandırma tarafı riskli. Balıkesir'in İvrindi ve Edremit Körfezi arası çekinceli. 6.4 ve 7'lik iki salınım ihtimali var zamanını bilemeyiz. Türkiye'de bu yüzyıl içerisinde 7.5'luk bir deprem yok. 7'lik depremde bu yüzyıl içerisinde karasal alanda 6 tane var" ifadelerini kullandı. "Tsunami tatbikatları yapılmalı" 16 yıllık gazetecilik geçmişi olan Özat, bilinenin aksine Akdeniz'in, Pasifik Okyanusu'ndan sonra tsunami sıklığı ve tehlikesi açısından ikinci sırada yer aldığının altını çizerek, tsunami (süpürtü) tatbikatlarının genel kapsamlı olarak yapılması gerektiğini, Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz'de son 2 bin 500 yılda 92 tsunami kaydı olduğunu sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.