Hava Durumu

#Ameliyat

Yeni Marmara Gazetesi - Ameliyat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ameliyat haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Yaşlanan nüfusun gizli tehlikesi Haber

Yaşlanan nüfusun gizli tehlikesi

Medicana Bursa Hastanesi Ortopedi Uzmanı Op. Dr. Uğurcan Süner, osteoporozun yalnızca kemikleri değil, kişinin hareket kabiliyetini, yaşam kalitesini ve yaşam süresini de etkileyebilen önemli bir hastalık olduğuna dikkat çekti. Osteoporoza bağlı kırık riskinin özellikle ileri yaşlarda arttığını belirten Op. Dr. Uğurcan Süner, "Osteoporotik kırıkların yaşam boyu riski kadınlarda yaklaşık yüzde 50, erkeklerde ise yüzde 20 civarındadır. Özellikle kalça kırıkları ileri yaşlarda ciddi sağlık sorunlarına ve yaşam kaybına yol açabilmektedir. Bu nedenle amacımız yalnızca oluşan kırığı tedavi etmek değil, yeni kırıkların gelişmesini de önlemektir" dedi. D vitamini kemik ve kas sağlığı açısından önemli bir role sahiptir. Eksikliği kemik sağlığını olumsuz etkileyebilir, kas güçsüzlüğüne ve düşme riskinin artmasına katkıda bulunabilir. Kırık nedeniyle hastaneye başvuran hastalarda D vitamini eksikliğinin oldukça sık görüldüğünü belirten Süner, özellikle ileri yaştaki bireylerde kemik sağlığının ve D vitamini düzeylerinin değerlendirilmesinin önemli olduğunu vurguladı. Osteoporoz tedavisinde toplumdaki en önemli yanılgılardan birinin yalnızca D vitamini ve kalsiyum takviyesi kullanmanın yeterli olduğunun düşünülmesi olduğunu belirten Süner, şöyle devam etti: "D vitamini ve kalsiyum kemik sağlığı için önemlidir ancak osteoporozu olan veya kırık riski yüksek kişilerde tek başına yeterli olmayabilir. Hastanın yaşı, kemik yoğunluğu, daha önce kırık geçirip geçirmediği ve diğer risk faktörleri değerlendirilerek kişiye özel bir tedavi planı oluşturulmalıdır." Kalça kırığı geçiren bir hastada ameliyatın tedavinin yalnızca bir aşaması olduğunu vurgulayan Süner, kırık sonrasında osteoporozun da mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Süner, "Kalça kırığı geçiren hastalar yeni bir kırık açısından yüksek risk altındadır. Bu nedenle ameliyat sonrasında osteoporoz tedavisinin planlanması, düşme riskinin azaltılması ve hastanın düzenli olarak takip edilmesi büyük önem taşır." diye konuştu. Op. Dr. Uğurcan Süner, "Osteoporotik kırıklarda başarı yalnızca kırığın ameliyatla düzeltilmesi değildir. Asıl hedef hastanın yeniden kırık geçirmesini önlemek, hareketliliğini korumak ve yaşam kalitesini mümkün olduğunca sürdürmesini sağlamaktır. Özellikle ileri yaştaki bireylerde osteoporozun erken tanınması ve uygun şekilde tedavi edilmesi bu nedenle büyük önem taşımaktadır" dedi.

Aşırı terlemeye terletmeyen çözüm Haber

Aşırı terlemeye terletmeyen çözüm

Terleme, insan vücudunda gelişen bazı toksinlerin vücuttan uzaklaştırılmasına yardımcı olduğunu, egzersiz, heyecan ve stres gibi durumlarda terleme miktarında artma görülebildiği gibi sıcak havalarda vücut ısı artışını düzenlemek için de terlemede artış görüldüğünü belirten Medicana Bursa Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Muharrem Erol, "İnsan vücudunun fizyolojik bir fonksiyonu olan terleme, bazı kişilerde ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Hiperhidrozis adı verilen hastalıkta, herhangi bir aktivite olmaksızın, hava sıcaklığından bağımsız olarak vücudun özellikle el, koltuk altı, ayaklar gibi belli bölgelerinde aşırı miktarda terleme görülür. Akciğer kanseri, göğüs duvarı hastalıkları gibi birçok ameliyatın yanında aşırı terleme konusunda da Hyperhidrozis ameliyatlarını da sıkça yapıyoruz" dedi. Özellikle aşırı terlemenin sosyal olarak insanları çok fazla etkilemekte olduğunu belirten Doç. Dr. Muharrem Erol, "Özellikle sosyo-ekonomik olarak toplum içerisinde çalışan insanlar, elleri aşırı derecede terledikleri için kapı kolu açmakta, kağıt tutmakta veya bir klavyede çalışmakta zorluk çekmektedir. Hatta toplum içerisinde tokalaşmaktan, el sıkışmaktan bile çekinmektedirler. Aslında bu konunun yüzde 95'lere varan kesin bir cerrahi tedavisi vardır" diye konuştu. Aşırı terleme için medikal ve cerrahi ve cerrahi dışı denilebilecek tedavilerin mevcut olduğunu belirten Muharrem Erol, "ETS Yöntemiyle koltuk altından 1 santimetrelik estetik bir kesiyle yapılan ameliyat yaklaşık 30 dakika sürmektedir. İşlemden hemen sonra koltuk altı veya el terlemesi kesiliyor, hasta aynı gün taburcu ediliyor. Ameliyatı takip eden birkaç gün içinde de günlük yaşantıya geri dönmek mümkün olabiliyor. Genellikle 18 yaş üstünü tercih ediyoruz. Çünkü 18 yaş altında gençlik dönemi olduğu için bazı stres faktörlerinin geçmesini bekliyoruz" şeklinde konuştu.

İnegöl'den dünyaya uzanan şampiyonluklar hikayesi Haber

İnegöl'den dünyaya uzanan şampiyonluklar hikayesi

Bacak ve ayak kaslarındaki yetersizlik nedeniyle çocuk yaşlardan itibaren zorlu bir mücadele veren Mavigil, bugüne kadar 10'u Rusya'da, 1'i Türkiye'de olmak üzere toplam 11 operasyon geçirdi. Yürüyebilmek için yıllardır tedavi gören başarılı sporcunun, sol bacağı için bir ameliyat daha olması gerekiyor. Ancak maddi imkansızlıklar nedeniyle destek arıyor. İrfan Gençlik Spor ve İzcilik Kulübü sporcusu olan Raşid Mavigil, engeline rağmen sağlıklı sporcuların mücadele ettiği kategoride yarışıyor. Son 7 yılda Türkiye, Avrupa ve dünya arenasında toplam 22 şampiyonluk elde eden genç sporcu, ayrıca 4 ikincilik ve 4 üçüncülük kazandı. Azmi ve başarısıyla dikkat çeken Mavigil, şimdi gözünü 2026 yılı Ekim ayında Hindistan'da düzenlenecek dünya şampiyonasına çevirdi. Yoğun antrenman programına başlayan genç sporcu, hem tedavisini sürdürebilmek hem de Türkiye'yi yeniden zirveye taşıyabilmek için destek bekliyor. Şampiyon yetiştiriyor Hem kendi başarılarının yenilerini ekleyen Mavigil, 3 yıldır beraber çalıştığı 14 yaşındaki Murat Emin Kaya'ya rol model oluyor. Kaya, ilk kez katıldığı Türkiye okullar arası bilek güreşi müsabakalarında da şampiyon oldu. Rusya'dan 2019 yılında Türkiye'ye geldiğini ve Bursa'nın İnegöl ilçesinde. Belediye parkında İslam Bayraktar ile tanıştığını ve bu sayede bilek güreşi takımına dahil olduğunu anlatan Mavigil, "Ailemin haberi olmadan bilek güreşine başladım. O süreçte iyi bir antrenman yaptık. Haftanın 5-6 günü, hatta bazen kendimde dışarıda yaptığım için 7 gün dahil iyi antrenmanlar yaptık. Türkiye, Avrupa, Dünya Şampiyonlukları aldım. 11 yaşında başladım. 7 senedir aktif olarak devam ediyorum bilek güreşine. Toplamda 14 kere Türkiye şampiyonluğum var. 4 Avrupa şampiyonluğum var, 4 dünya şampiyonluğum var" dedi. Doğuştan ayak ve bacaklarında engeli olduğu için ve bilek güreşi bu durumuna daha uygun bir spor olduğu için başladığını aktaran Mavigil yarışmalarda engelli kategorisinde değil de normal kategorisinde yarıştığını söyledi. Doğuştan gelen sıkıntısı olduğu için Rusya'da 10 kere ameliyat geçirdiğini belirten Mavigil, "Türkiye'de de sağ ayaktan kas uzatma ameliyatı geçirdim. Şu anda sol ayaktan da geçirmem gerekiyor. Onun için de biraz maddi durumlarımızın iyi olması gerekiyor. Onun için de bir destek bekliyoruz. Bu sene 2026 yılında 9 Ekim'de Hindistan'da düzenlenecek Dünya Şampiyonası'nda da inşallah dünya şampiyonu olarak yenilmez bir tarih yazmak istiyorum. Gençlere tavsiyem spor yapmaları yani sağlıklı beslenmek, disiplinli olmak" diye konuştu. Onu örnek alıyor Mavigil'i rol model alan 14 yaşındaki Murat Emin Kaya ise, bilek güreşine 3 yıl önce tanıdıklarım aracılığıyla başladığını ve bu sene 2026 yılında düzenlenen okullar arası Türkiye Birinciliği müsabakalarında Konya'da sağ kolla Türkiye şampiyonu, sol kolla ise Türkiye ikincisi olduğunu belirtti. Kaya, "Sol kolla Marmara birincisi, sağ kolla Marmara ikincisi oldum. Milli takım seçimlerinde kendi kategorimde 15 yaş altında sağ kol Türkiye dördüncüsü oldum. Hedeflerim önümüzdeki sene düzenlenecek olan Türkiye Şampiyonası'nda şampiyon olarak Avrupa ve Dünya Şampiyonası'na gidebilmek. Benim örnek aldığım sporcu Raşit Mavigil. Raşit abiyle aynı salonda olduğumuz için onun çalışmalarını, şampiyonluklarını örnek alıyorum. İnşallah ben de daha çok çalışıp onun gibi dereceler elde etmek istiyorum" ifadelerini kullandı.

Otobüs şoförü uykuya daldı, önündeki araca çarptı... Lise öğrencisi iki aracın arasında böyle sıkıştı Haber

Otobüs şoförü uykuya daldı, önündeki araca çarptı... Lise öğrencisi iki aracın arasında böyle sıkıştı

Kazada ağır yaralanan Eymen Gökçe'nin ilk 6 ay boyunca yatağa bağımlı yaşadığı, 8 ameliyat geçirdiği öğrenildi. Yaklaşık 16 ay süren tedavi sürecinin ardından lise öğrencisinin bacağında 3 santimetrelik kısalma oluştuğu belirtildi. Yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle okulundan uzak kalan Gökçe'nin sınıf tekrarı yapmak zorunda kaldığı ifade edildi. Ailenin tepki gösterdiği en önemli konuların başında ise hazırlanan sağlık raporları geldi. Yaklaşık 16 ay tedavi gören ve aylarca yatağa bağımlı kalan genç için yüzde 19 oranında maluliyet belirlenmesi ile yalnızca 1 aylık bakıcı ihtiyacı olduğuna dair rapor hazırlanması aileyi isyan ettirdi. Öte yandan bilirkişi raporunda şoför için "uyumadığı, bir anlık göz kapanması yaşadığı" değerlendirmesi yapılırken, kazaya ait kamera görüntülerinde şoförün direksiyon başında uykuya daldığı anların net şekilde görüldüğü belirtildi. Kazanın ardından işten çıkarılan otobüs şoförünün işe geri dönmek için dava açtığı ve davayı kazandığı öğrenildi. Yaşadığı süreci anlatan Eymen Gökçe, "2 yıla yakın tedavi gördüm. Okula gidemedim, arkadaşlarımdan uzak kaldım. Sınıf tekrarı yapmak zorunda kaldım. Psikolojik olarak çok kötü oldum. Şimdi biraz toparlamaya çalışıyorum. Tek isteğim bu mahkemenin detaylı şekilde ilerlemesi. Adalet Bakanımız Akın Gürlek'ten de destek bekliyorum" dedi. Baba Nazife Gökçe ise yaşadıkları sürece tepki göstererek, "Oğlum 2 yıldır tedavi görüyor. Bir kişinin direksiyon başında uyuması sonucu meydana gelen kazada bilirkişi, ‘gözlerini 1 saniye kapatmış' diye yorum yapıyor. Görüntüler açık, adamın resmen içi geçmiş. Ben bu dosyanın detaylı şekilde incelenmesini istiyorum. Benim oğlum 1 yıl boyunca bakıma muhtaç yaşadı ama verilen raporda sadece 1 ay bakıma muhtaç olduğu yazıyor. Biz adaletin yerini bulmasını istiyoruz. Bu şahıs ayrıca işe geri dönüş davası açıp bunu da kazanıyor. Allahtan Burulaş kabul etmiyor ama bu şahıs nasıl davayı kazanıyor anlamıyorum. Biz aylarca ekonomik kriz çektik" dedi.

Karnından 22 kiloluk tümör çıktı: "Kabızlık diye düşündüm" dedi Haber

Karnından 22 kiloluk tümör çıktı: "Kabızlık diye düşündüm" dedi

Ameliyatla tümörü alınan Samanlı, "Nefes alamıyordum, taş gibi bir şeydi. Neredeyse boğazıma kadar çıkacaktı, o korkuyla kendimi acile attım. Kabızlık diye düşündüm çünkü sık sık oluyordum. Hatam oldu, doğumlardan sonra kadın doğum muayenesine hiç gitmedim" dedi. Operasyonu gerçekleştiren Op. Dr. Emin Erhan Dönmez, ise "Devasa bir kitle saptadık, ameliyat 6 saat kadar sürdü. 50 cm civarında, yaklaşık 20-22 kilogram olduğunu düşünüyoruz. Yumurtalık tümörleri biraz sinsi, üçüz gebelik boyutunda vardı hatta daha büyüktü diyebiliriz" şeklinde konuştu. İstanbul'da yaşayan 2 çocuk annesi 62 yaşındaki Şükran Samanlı, edinilen bilgiye göre bir süre önce karnında şişlik ve ağrı hissetmeye başlarken durumu zaman zaman yaşadığı kabızlık gibi problemlere bağladı. Samanlı, bu süreçte doktora gitmezken karnı adeta hamile bir kadın görüntüsüne ulaştı. Neredeyse nefes alamaz hale geldiğindeyse İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil servisine başvurdu. Hastanın devasa şişkinlikteki karnını gören hekimler büyük şaşkınlık yaşadı. 13 Mart'ta yatışı yapılan hasta tetkiklerin ardından jinekolojik onkoloji bölümüne yönlendirildi. Op. Dr. Emin Erhan Dönmez ve ekibinin yaptığı incelemelerde Samanlı'da yumurtalıktaki hücrelerin kontrolsüz bir şekilde büyümesi ile oluştuğu ifade edilen yumurtalık tümörü tespit edildi. Genellikle sinsi ilerlediği belirtilen kasık ağrısı, karında şişlik gibi durumlar oluşturabildiği aktarılan hastalığa karşı Op. Dr. Dönmez ve ekibi hemen harekete geçti. Hastanın hem hareket kabiliyetini sınırlandıran hem organlarına baskı yaptığı belirlenen kitle için ameliyat kararı alındı. Yapılan tüm hazırlıkların ardından 7 Nisan'da gerçekleşen başarılı operasyonla yaklaşık 50 cm ve 22 kilo civarındaki kitleden kurtulan hasta da rahat bir nefes aldı. Samanlı, 23 Nisan'da taburcu edilirken tedavisinin devam edeceğini belirten Op. Dr. Dönmez, hastasının durumu ve tedavisine ilişkin bilgi verdi. Dönmez, kişilerin bedenlerinde herhangi bir farklılık hissettiğinde zaman kaybetmeden hekime başvurması gerekliliğine dikkat çekti. Öte yandan hastanın karnındaki devasa şişlik ameliyat öncesi hali ve tıbbi görüntülemelere yansıyan görüntüsüyle gözler önüne serildi. "Kabızlık diye düşündüm, neredeyse boğazıma kadar çıkacaktı" Yaşadıklarını anlatan 62 yaşındaki Şükran Samanlı, "Korkuyla geldim, ne çıkacak ne olacak diye panik yaptım. Gücüm kalmadı, nefes alamıyordum, acile yatırıldım. Ameliyata girdim, şimdi rahatım, nefesimi çok rahat alıyorum. Çok kötü bir şeydi, karnımda ne olduğunu anlayamadım, gebelik gibi değil. Gebelikte yine bir esneklik olur, bu taş gibi bir şeydi. Midemin üstüne çıkmıştı, neredeyse boğazıma kadar çıkacaktı. O korkuyla kendimi acile attım, böyle bir şeyle karşılaşacağım aklımın ucundan bile geçmedi. 2,5-3 ay bekledim, benim de hatam oldu. Karnımı görseniz korkardınız, taşınmaz hale geldi. Yusyuvarlak, şekilsiz yamulmalar oldu, yattığım zaman alt taraflarda göçme oluyordu, sonra taşlaşıyordu. Kabızlık falandır diye düşündüm çünkü sık sık kabız oluyordum. Bende de hata oldu, doğumlardan sonra kadın doğum muayenesine hiç gitmedim" dedi. "Beni torunuma kavuşturun dedim" Samanlı, "Kişilerin şüphelendikleri zaman bir an önce hastaneye gitmelerini tavsiye ediyorum" diyerek sözlerine şöyle devam etti: "Doktor bey ameliyata karar verince beni torunuma kavuşturun hocam diye gözlerinin içine baktım, o günü hiç unutmuyorum. Öksüz torunum var, ona bakıyorum sadece onu düşündüm. 78 kilo civarlarındaydım şimdi 57 küsurlardayım. Halimi görenler ‘Neyi bekliyorsun, doktora git, git' diyorlardı, neyle karşılaşacağımdan o kadar korktum ki o yüzden bu duruma geldim. Kimse korkmasın hele ki böyle bir hoca ile karşılaştığı zaman çok teşekkür ederim" "Kitlenin bir anda kaldırılması hayati risk ortaya çıkarabilirdi" Hastasına ilişkin konuşan Op. Dr. Emin Erhan Dönmez, "İlk acil servisimize karında son 2 aydır giderek artan şişkinlik ve karın ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. İlk tetkiklerinde karnı dolduran kitle olması üzerine bize konsülte edildi, gerçekten pelvik bölgeden diyaframa kadar hatta akciğeri itecek kadar büyük, devasa bir kitle saptadık. MR ve ultrasonografik değerlendirmelerde kitlenin yumurtalık tümörü olduğunu düşündük. Her iki akciğerin alt loblarında sönme olmuştu, kanın oksijenlenmesi bozulmuştu. Bunun sebebi de kitlenin akciğere ve diyaframa yapmış olduğu baskı. Hasta o kadar büyük bir kitleyle gündelik işlerini yapmakta, yürümede, sağa sola dönmede zorluk çekiyor hatta rahat bir uyku bile uyuyamıyordu. Bizi zorlu bir süreç bekliyordu, farkındaydık. Ameliyat 6 saat kadar sürdü, tüm karnı dolduran yaklaşık 50 cm civarında bir kitle saptadık. Kitlenin bir anda damarların üzerinden kaldırılmasıyla hastanın hemodinamisi bir anda bozulabilir, dolaşımsal ve solunumsal hastanın hayati riskini ortaya çıkarabilecek komplikasyonlar olabilirdi" dedi. "Yaklaşık 20-22 kilogram olduğunu düşünüyoruz" ‘Kontrollü şekilde yaklaşık 6-7 litresini ameliyat esnasında boşalttık' diyerek ve hastanın tedavisinin sürdüğünü aktaran Op. Dr. Dönmez, "Kitleyi çevre dokulardan, yapışmış olduğu organlardan yavaş yavaş ayırarak total olarak çıkardık. Ameliyattan önce hastamızın kilosu yaklaşık 79 kilo iken ameliyattan sonra 57 kilo civarında. Kitlenin yaklaşık 20-22 kilogram olduğunu düşünüyoruz. Farkındalık oluşturmak istediğimiz olay; bedenlerinde herhangi bir değişiklik saptadıklarında, bu kadar büyük bir kitleye ulaşmadan sağlık kuruluşlarına bir an önce başvurmaları. 10 cm'lik ile 50 cm'lik bir kitleyi ameliyat etmek aynı zorlukta olmayacaktır. Yumurtalık tümörleri biraz sinsi ilerliyor, 70-80 kadında bir gözükebiliyor. Meme ve rahim kanserine göre sıklık olarak daha az ama klinik belirti vermediği için genelde yüzde 70-75'ini ileri evrelerde saptıyoruz. Daha mortal gidebiliyor" şeklinde konuştu . "Üçüz gebelik boyutunda hatta daha büyüktü" Hastalığın sinsi olduğunu ifade ederken dikkat edilmesi gereken belirtilere yönelik bilgi veren Op. Dr. Dönmez, ‘Hastamızda olduğu gibi karında büyüme, mideye baskı yaptığı için yemek yiyememe, erken doyma, hazımsızlık, bağırsaklara baskı yaptığı için gaz deşarjında ve büyük tuvalet alışkanlıklarında değişkenlik' diyerek sözlerine şöyle devam etti: "Bütün kadınlarımıza yıllık jinekolojik muayeneyi öneriyoruz. Hastamız şanslıydı çünkü tümör karın içerisine dağılmamıştı. Bazı tümörler 2 santim iken tüm karına yayılabilir, bazı tümörler de 50 santime kadar herhangi bir patlama olmadan büyüyebilir. Kitle dışarıdan görünüm olarak bir üçüz gebelik boyutunda vardı hatta daha büyüktü diyebiliriz. Gebelikte süreç birazcık daha uzun, yavaş yavaş karın büyüdüğü için toleransı biraz daha fazla olabiliyor. Yumurtalık tümörleri hızlı büyüdüğü, yaklaşık 2-3 ay içerisinde bu boyuta ulaştığı için toleransı biraz daha düşük oluyor"

Yaşıtını bıçakla ağır yaralayan çocuk saldırı anını da kayda aldırdı Haber

Yaşıtını bıçakla ağır yaralayan çocuk saldırı anını da kayda aldırdı

Olay, Keçiören'de yer alan bir parkta meydana geldi. Alınan bilgilere göre, 14 yaşındaki Emir Saba, kendisini parka çağıran yaşıtı A.Y.'nin bilinmeyen bir nedenden dolayı bıçaklı saldırısına uğradı. Karnından yaralanan Saba, ambulansla Etlik Şehir Hastanesine kaldırıldı. Ameliyatın ardından yoğun bakım servisinde müşahedeye alınan çocuğun organları ile damarlarının zarar gördüğü ve hayati tehlikesinin devam ettiği öğrenildi. Gözaltına alınan saldırgan çocuk ise emniyetteki işlemlerinin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. A.Y.'nin, Saba'yı bıçakladığı anları da bir arkadaşı tarafından kamera kaydına aldırdığı öğrenildi. Mağdur aile ise sorumluların hak ettikleri cezayı alana kadar hukuk mücadelelerini sürdüreceklerini ifade etti. "Doktorlar bıçağın 9 santimetre içeriye girdiğini ve organlarına zarar verdiğini söyledi" Olayla ilgili konuşan Baba Yafes Saban: "Oğlumu arayıp parka çağırmışlar. Çağıran çocuk zaten hazırlıklı gelmiş. Oğluma ilk önce sataşmış. Ardından da bıçağı saplamış. Oğlumun, kendisine saldıran kişiyle bir problemi yoktu. Arkadaşı da değildi. Saldırganın teyzesiyle de konuştuk. Emir ile bir meselesinin olmadığını söyledi bize. Biz de ne olduğunu anlamadık. Neden böyle bir olay yaşandığını henüz bilmiyoruz. Olaydan sonra bir kız çocuğu beni aradı. ‘Emir'i bıçakladılar hastaneye gidiyoruz' dedi. O sözden sonra yaşadığım şok nedeniyle sanki bilincimi yitirmiş gibi oldum. Çocuğum ameliyat oldu. İnşallah iyi olur. Sağlık durumu dün iyi idi. Doktorlar bıçağın 9 santimetre içeriye girdiğini ve organlarına zarar verdiğini söyledi. Damarları da zedelenmiş. Düne kadar durumu biraz sıkıntılıydı. Doktorlar net bir şey demedi henüz" dedi. "Artık kimsenin çocuğuna zarar gelmesin" Oğlunun da durumdan habersiz olduğunu söyleyen baba Saba, "Artık kimsenin çocuğuna zarar gelmesin. Böyle pisliklerin de toplumdan temizlenmesi lazım. Olaya karışan herkesten şikayetçiyiz. Sonuna kadar, herkes cezasını çekene kadar takipçisi olacağız. Oğlumla dün konuştum. Neden bıçağı olan birinin yanına gittiğini sordum. O da bana, ‘Bıçağı olduğunu bilmiyordum. Beni bir şeyler yiyip içmek ve oturmak için çağırdıklarını tahmin ettim' dedi" şeklinde konuştu.

1 yılda 3 bin 766 ameliyat yapan doktora ödül Haber

1 yılda 3 bin 766 ameliyat yapan doktora ödül

Kahraman'ın, bin 316'sı yüksek riskli A Grubu olmak üzere 1 yılda toplam 3 bin 766 cerrahi operasyona ulaşarak kırılması güç bir istatistiğe ulaştığı belirtildi. Elde ettiği bu başarı dolayısıyla Prof. Dr. Nail Kahraman'a, Bursa Şehir Hastanesi'nde düzenlenen törende plaket verildi. Başhekim Doç. Dr. Salih Metin'in ev sahipliğinde gerçekleştirilen programda plaket, Bursa Valisi Erol Ayyıldız tarafından takdim edildi. Bir yılda 3 bin 766 ameliyat ile müthiş bir başarıya imza atarak ödülü alan Prof Dr Nail Kahraman, "Bu gurur, yalnızca şahsıma değil; birlikte gece gündüz emek veren tüm ekip arkadaşlarımıza aittir. Yaptığımız ameliyatların büyük bir kısmı; birçok merkezde riskli bulunarak kabul edilmeyen, hayati tehlikesi yüksek hastalardan oluşmaktadır. Bizim için bu süreç maddi değil, tamamen sorumluluk ve vicdani bir görevdir. Başta Bursa olmak üzere çevre illerden gelen, çoğu zaman çaresiz kalan hastalara umut olabilmek en büyük motivasyonumuzdur. Bu başarı, Bursa Şehir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniğimizin ortak emeğidir" ifadelerini kullandı Öte yandan, 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında düzenlenen programda sağlık çalışanları bir araya geldi. Ramazan ayı dolayısıyla iftar programıyla başlayan etkinlik, Bursa Sevgi Korosu'nun Türk Sanat Müziği konseriyle devam etti. Programda ayrıca farklı branşlarda başarı gösteren hekimlere de plaketleri verildi. Törende, sağlık çalışanlarının özverili çalışmalarının önemine dikkat çekerek tüm sağlık camiasının 14 Mart Tıp Bayramı kutlandı.

Yaralı kediye Büyükşehir şefkati Video Galeri

Yaralı kediye Büyükşehir şefkati

     Bursa'da araç çarpması sonucu arka bacağı kırılan ve şok geçiren kedi, Büyükşehir Belediyesi Gümüştepe Hayvan Bakım Evi'ndeki tedavisiyle tekrar eski sağlığına kavuştu.      Bursa Büyükşehir Belediyesi, sadece insanlara değil, bakıma ve yardıma muhtaç tüm canlılara yardım elini uzatmaya devam ediyor. Yıldırım ilçesi Namazgah Mahallesi'nde bir kedinin araç çarpması sonucu arka bacağı kırıldı. Yaralı kediyi gören vatandaşlar, durumu Bursa Büyükşehir Belediyesi'ne bildirdi. Veteriner İşleri Dairesi Başkanlığı ekipleri, kısa sürede olay yerine gelerek bitkin halde bulunan ve şok geçiren kediyi tedavi için Gümüştepe Hayvan Bakım Evi'ne götürdü.      Veteriner Hizmetleri Şube Müdürlüğü'nün veteriner hekimleri, kedinin röntgenini çekip kırık bacağını operasyonla ameliyat ederek gerekli müdahaleyi yaptı. ‘Nefes' adı verilen kedinin sağlık durumu günden güne iyiye giderken, kısa sürede sahiplendirilmesi hedefleniyor.      Kediyi yaralı halde bulan Yusuf Bahadır Çevirgen, hayvanı şok içerisinde bulduğunu ve hızlı bir şekilde veteriner kliniğine götürdüğünü söyledi. Ameliyat olması gerektiğini öğrenince Bursa Büyükşehir Belediyesi ile irtibata geçtiğini belirten Çevirgen, "Büyükşehir Belediyesi ekipleri sağ olsun yakından ilgilendiler. Kırık bacağının kısa sürede iyileştiğini öğrendim. Çok mutlu oldum. Onu kazadan sonra nefes nefese bulduğum için ‘Nefes' ismini verdik. Umarım en kısa sürede yeni yuvasına da kavuşur ve mutlu bir yaşam sürer. Süreç boyunca destek olan Bursa Büyükşehir Belediyesi'ne teşekkür ediyorum" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.