Hava Durumu

#Amerika

Yeni Marmara Gazetesi - Amerika haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Amerika haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Suikast timinin son firarisinden kan donduran ifadeler Haber

Suikast timinin son firarisinden kan donduran ifadeler

FETÖ ile ortaokul son sınıftayken Eskişehir’de tanıştığını belirten Burkay Karatepe, evliliğini örgütteki izdivaç abisi diye tanımlanan kişi aracılığı ile yaptığını 15 Temmuz’dan sonra da evlendiği eşinin kendisini boşadığını belirtti. "Maaşın yüzde 10’u ve promosyonlar FETÖ’ye verilir" Askeriyede görev yapan FETÖ üyelerinin maaşlarının yüzde 10’u ile promosyonları himmet adı altında örgüte toplandığını ifade eden Burkay Karatepe, kendisine askeri öğrencilik yıllarında örgüt tarafından ‘kurmaylık’ vaat edildiğini ancak Özel Kuvvetler’i tercih ettiği yolunda ifade verdi. "Bilgisayarda Excel dosyası ile herkes fişlenmiş" Belirli zamanlarda örgüt evlerinde buluşup rapor verdiklerini de itiraf eden Karatepe, örgütteki abilerin bilgisayara rütbeli olan herkesi işleyip kimin ne kadar maaş aldığından kimin parasının nerede olduğuna kadar her şeyi not aldıklarını ve her ismin karşına da ‘müspet’ ya da ‘menfi’ şeklinde işaret koyduklarını belirtti. "Yurtdışı görev ve gezilerde örgüt liderine ziyaret etmişler" FETÖ’nün örgüt mensuplarına özel telefonlar verdiğini ve herkesin bir kod ismi bulunduğunu da itiraf eden Burkay Karatepe, "2012 yılının yaz aylarında ÖKK bünyesinde Amerika’ya paraşüt kursu için gittim. Colombus’ta bulunan askeri üsse eğitim için başladım. Yaklaşık 4 hafta burada paraşüt eğitimi aldım. Bu kursta askeri üste kalma zorunluluğumuz vardı. Kurs kısa süreli olduğu için ilk etapta askeri birlikte kalmaya devam ettim. Kurs için Amerika’ya görevlendirildiğim 2012 yılında Amerika’ya gitmeden önce bağlı olduğum abi Muhammet Baran ile yaptığımız görüşmede bana ismini hatırlamadığım Amerika’daki bir abinin numarasını verdi ve gittiğimde bu kişi ile irtibat kurmamı ve görüşmemi istedi. Amerika’dan tarifeli uçak ile önce Münih Havalimanına, oradan aynı gün aktarmayla Colombus’a gittim. Buradan kendi imkanlarımla eğitim alacağım askeri birliğe geçtim. Burada yaklaşık 4 hafta olan ilk eğitim bittikten sonra eğitimin ikinci aşamasından önce bir ara vardı. Bu izin esnasında Ankara’daki abinin verdiği numarayı arayarak görüştüm. Ben Amerika’ya gittiğimde oradan kullanmak üzere bir telefon hattı almıştım. Bu şahsı aradım ve Colombus’ta bir alışveriş merkezinde buluşmak üzere sözleştik. Bu alışveriş merkezinde buluştuk. Bu şahıs bana ismini söyledi ancak ismi şu an hatırlamıyorum, muhtemelen de kod isim söylemiştir. Bu şahsı görsem tanırım. Şahsın aracıyla evine gittik. Bu ev müstakil bir evdi. Evde şahsın eşi ve iki kızı vardı. Kızları 8 ile 10-12 yaşlarındaydı. Evde yemek yedik. Bir süre sohbet edip vakit geçirdik. Amerika’ya görevlendirildiğim dönemde benden sorumlu Muhammet Baran Amerika’da beni irtibatlandırdığı abi vasıtasıyla Pensilvanya’ ya gidebileceğimi, böyle bir imkan olduğunu, bana numarasını verdiği kişinin bu konuyu ayarlayacağını söylemişti. Yani bu durum, Pensilvanya’ya gitme konusu, Ankara’da iken kararlaştırdığımız bir konudur. Amerika’da evinde görüştüğüm şahıs bana bir numara verdi. Ben araba kiralayarak 5-6 saatlik bir yolculuk sonrası Pensilvanya’ya gittim. Şahsın verdiği numara ile irtibata geçtim. Bu görüştüğüm kişi bana bir konum gönderdi. Gönderdiği konuma gittim ve şahısla buluştum. Bu şahıs bana ismini söyledi ancak şu an ismini hatırlamıyorum. Bu kişi ile birlikte Pensilvanya’da bulunan Fetullah Gülen’in kaldığı malikaneye gittik. Buranın yakınında şahısla buluşunca ben kiraladığım aracı bırakarak şahsın aracı ile buraya geldik" dedi. "Uydu takibini engellemek amacıyla kıyafet değiştirip şapka ve gözlük taktık" Pensilvanya’da FETÖ Liderinin malikanesine girmeden önce uydu takibini önlemek amacıyla bazı tedbirler aldıklarını da itiraf eden Burkay Karatepe, "Malikanenin bulunduğu araziye girmeden önce şahıs bana kıyafetlerimi değiştirmemi, şapka ve gözlük takmamı, bu durumu uydu ile takibin engellenebilmesi amacıyla tedbiren aldıklarını söyledi. Ben de kıyafetlerimi değiştirip bana verdikleri kıyafetleri giyerek, şapka ve gözlük takmak suretiyle evin bulunduğu araziye giriş kapısından şahısla birlikte giriş yaptım. Burada bizi karşılayan kişiler beni bir odaya yerleştirdiler. Beni buraya getiren şahıs ise ayrıldı. Ben kendisini daha sonra görmedim. O gece bana gösterilen odada kaldım. Ertesi gün Fetullah Gülen ile görüşmek üzere kaldığı konuta götürüldüm. Geceyi geçirdiğim yer bu evin yakınında buradan bağımsız ayrı bir binaydı. Eve girdiğimde önce bekleme salonuna aldılar. Burada beni Cevdet Türkyolu isimli şahıs karşıladı. Ben Fetullah Gülen’e hediye olarak Özel Kuvvetler kantininden aldığım bir bıçak götürmüştüm. Bunu Cevdet Türkyolu’na gösterdiğimde "hediye olarak bunu mu getirdin" şeklinde aşağılayıcı bir tavırla söylendi. Beni bekleme salonuna aldı, burada beklemeye başladım. Fetullah Gülen’in bulunduğu odadan çıkan kişiler gördüm. Bu şahısları tanımıyorum. Benim sıram gelince odaya alındım. Odaya girdiğimde Fetullah Gülen odada değildi. Ben girdikten bir süre sonra başka bir kapıdan odaya girdi. Burada bana ismimi sormadı, nerde görev yaptığımı sordu. Ben de kendisine Özel Kuvvetlerde görev yaptığımı söyledim. Evli olup olmadığımı sordu. Ben bekar olduğumu söyledim. Başka bir detay sormaksızın bana mırıldanır şekilde dua okudu. Burada yaklaşık 10-15 dakika kadar Fetullah Gülen ile odada başka bir şahıs bulunmaksızın görüştüm. Bana dua okuduktan sonra odadan ayrıldım" diye ifade verdi. 10 yıllık firar süresini anlattı İfadesinde 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra 10 yıllık firari dönemi nasıl geçirdiğini de ifadesinde dile getiren Karatepe, "İzmir’ e ulaştığımda akşam saatleriydi. Buradan Bornova Hükümet konağının üst tarafında oturan ve köylümüz olan Bayram Fil ve Binnaz Fil’in evlerine gittim. Bu eve yürüyerek gittim. Binnaz Fil kapıyı açtı. Beni karşıladılar. Binnaz teyze boynuma sarılıp ağlamaya başladı. Evde Bayram Fil ve Binnaz Teyze bana "nasıl böyle bir olayın içerisinde olursun" diye kızdılar. Yemek yedim, duş aldım. Onlardan direk olmamak kaydıyla babama burada olduğumu söylemelerini istedim. Bayram Fil babama ulaştı. Kimin vasıtası ile ulaştığını bilmiyorum. Bu evde bir gece kaldım. Ertesi gün babam bu eve yanıma geldi. Birlikte evden ayrıldık. Babam yanında telefon ile gelmişti. Güvenli olmadığını düşünerek babamın telefonunu kırıp attım. Dışarda babamla bir süre vakit geçirdik. Tekrar Bayram Fil’in evine döndük. Bayram Fil’in oğlu Mehmet Fil bana seni istediğin yere götürebilirim dedi. Aynı gün gece 23/24.00 sıralarında Mehmet Fil’ in arabası ile Mercedes marka o dönem için son model olan, anlattığı kadarı ile dedesinin rahatsızlığı sebebiyle ÖTV indirim olarak almışlar, araç ile evden ayrılarak yola çıktık. İzmir, Manisa, Uşak üzerinden yaklaşık 3-4 saatte Emirdağ’a ulaştık. Yolda tenha bir yerde bir kez mola verdik. Benim ailem aslen Afyon Emirdağ’ a bağlı Bağlıcak köyündendir. Burada annemin babasına ait köy evine gittik. Eve gelince evde Dayım İsmet Biçer’ in akrabası olan şahısların olduğunu gördüm. Ben evin boş olduğunu sanıyordum. Bu şahıslarla evde bir süre oturdum. Çay içtik. Olaydan haberleri vardı. Dayımı eve çağırmalarını istedim. Dayım gelince bana nasıl bir işe bulaştın, neden böyle bir şey yaptın diye kızdı. Benden ne istiyorsun dedi. Beni Eskişehir Mahmudiye ilçesindeki Teyzem Cemile Akkoyun’un yanına götürmesini istedim. Aynı gün dayıma ait araçlaydım ve eşi ile birlikte Teyzemin evine gittik. Beni evin yakınında bıraktılar ve gittiler. Teyzem yaşlıydı. Eve gidince eni kabul etti. Televizyondan bir şeyler görmüş fakat konunun tam olarak ne olduğunu anlamamıştı. Teyzemin eşi Ramazan Akkoyun da evdeydi. Çocukları evli ve evleri ayrıdır. Gece burada kaldım. Sabah eniştem evden ayrıldı. Burada 2-3 gün kaldım. Eniştem Ramazan kahvede olayın ne olduğunu ve benim arandığımı görmüş eve gelip bana hemen buradan uzaklaş, benim başımı belaya sokma dedi. Gidecek yerim olmadığı için babama haber vermelerini istedim. O gece evin çatısında yattım. Ertesi gün babam buraya, ablam ile birlikte kiralık eski model bir araçla buraya geldiler. Beni aldılar. Babam beni yaylaya götüreceğini söyledi. Bağlıca köyünün ortak yaylası olan yere götürdü. Babam erzak ve kıyafet getirmişti. Eksik olan malzemeleri de giderken yoldan babama aldırdım. Burada açık alanda 5 gün kadar kaldım. Yaylada çeşmeye yakın bir yerde açık alanda kaldım. Burada barınak tarzı derme çatma bir yer yapmaya başladım. Yaylada iken burada birsiyle karşılaştım. Ailem ile kavga ettiğimi kafamın bozulduğunu söyleyerek geçiştirdim. Beş günün sonra babam ve ablam başka bir araba ile yaylaya geldiler. Beni ilk bıraktıklarında benimle bir daha irtibata geçmemelerini, yanıma gelmemelerini, burada yaşayabildiğim kadar yaşayacağımı söylemiştim" ifadelerini kullandı. "Sahte kimlik ve Salih ismiyle yaşadım" Kendisi ile ilgili haberleri görünce yakalanma endişesi ile sahte kimlik ve kendisine taktığı Salih ismi ile firari hayatına devam ettiğini belirten Burkay Karatepe, "Babam cezaevinden çıktıktan sonra bana Tayfun Gezveci adına düzenlenmiş eski tip sahte kimliği getirmişti. Afyon’a geldikten sonra kendimi Salih ismi ile tanıttım. Hurda toplama işini bir süre yaptım. Ayrıca inşaat işlerinde amele olarak çalışmaya başlamıştım. İlk eve taşındığımda iki yıl kadar hiçbir işte çalışmadım. Evden dışarıya zorunlu olunca geceleri çıkıyordum. İki yılsonunda önce hurda toplama işlerine başladım. Bu süreçte ufak ufak inşatlarda amelelik yapmaya da başlamıştım. Bu süreçte ayrıca Pakistanlı Agha Waqar, Kale civarında hediyelik üç boyutlu tablo satışı yapıyordu. Ben de Agha Waqar'dan satmak üzere bana da bu tablolardan getirmesini istedim. Aldığım tabloları Ayşe Ç. ismindeki bir bayan şahsa kendini bir miktarını almak üzere seyyar olarak satması için anlaştım. Bu bayan şahıs zaten Kale civarında kendi evinin önünde hediyelik küçük eşyalar satıyordu. Ben Aga Waqar'dan aldığım üç boyutlu tabloları Ayşe Ç.'ye vererek 3-4 yıl oyunca satışını sağladım ve gelir elde ettim. Ayşe Ç. isimli şahsı daha önceden tanımam. Kale civarında dolaşırken seyyar satıcılık yaptığını gördüm. Kendisi ile tanıştım ve sohbet ettik. Daha sonra Agha Waqar'dan aldığım üç boyutlu tabloları bu şahsa vererek satmasını kendi yapını vermek üzere anlaştım. Bu kişiyle tanışınca önce onun evinin boya ve badanasını yaptım. Zaten inşaat işlerine amele olarak gidiyordum. Zamanla oturduğum mahallede ve çevrede bu işleri yaptığım bilinir oldu. Ben de boya ve seramik, mermer ve çatı aktarma konusunda işleri öğrenmiştim. Bu şekilde ufak inşaat ileri yaparak para kazandım. 15 Temmuzda benimle ilgili haberleri görünce, bu tadar göz önünde olmam sebebiyle birilerinin beni tanıyabileceği şüphesine düştüm. Evden taşınmaya karar verdim. Bu dönemde inşaat işleri dolayısıyla 2022 veya 2023 yılında Özcan Atlı ile tanıştım. Birlikte birçok kez iş yaptık. Bana iş bulduğu da oldu. Yeni bir ev aradığımı söyleyince bir evin olduğunu söyledi. Özcan Atlı bu haberlerden beni görünce tanıdı. Önce inkar ettim fakat sonra kabul etmek zorunda kaldım. Daha sonra bana bahsettiği evi tutmaya karar verdim. Eşyalarımı evde bırakarak Özcan’ın bulduğu evde gittik. Bundan önce ilanlardan Özcan ile evlere baktık. Fakat çeşitli sebeplerden ev tutamadım. Sonra bu evden bahsetti. Kendime bir valiz hazırladım. Özcan’ın yanına giderek bir gece iş yerinde yattım. Ondan sonra ev aramaya başladık. Daha sonra Özcan tanıdığı birinin evi olduğunu söyledi. Yakalanmadan bir iki gün önce, Özcan ev sahibine benim bir ustam var, maddi durumu iyi değil yanımda çalışacak, bir süre evde kalabilir mi diye sorarak bu evi tuttuk. Özcan’ın dükkanında bekledim. Özcan anahtarı aldı geldi ve eve geçtik. Eve geçince Özcan’dan bana bir telefon ve hat getirmesini istedim. Bir iki saat sonra Özcan bir hat ve telefon getirdi. Bu telefondan bir kez Özcan’ı aradım. Özcan evden ayrıldı. Aynı gece polisler bu eve gelerek beni yakaladılar" ifadeleri tutanaklarda yer aldı.

Sırt çantasıyla yollara düştü, 132 ülke gezdi Haber

Sırt çantasıyla yollara düştü, 132 ülke gezdi

Amerika'da aldığı mesleki eğitimler sırasında farklı kültürleri tanıma ve seyahat etme fırsatı bulan 67 yaşındaki Mesut Nöbetçigil, 2005 yılında emekli olduktan sonra dünya turuna ağırlık verdi. Emekliliğinin ardından iş güvenliği ve yapı denetim uzmanı olarak çalışmayı sürdüren Nöbetçigil, buradan elde ettiği kazancı da seyahatlerinde kullanıyor. Kendisini "turist" değil, sırt çantalı bir "seyyah" olarak tanımlayan Nöbetçigil, Amerika kıtasından Uzak Doğu'ya, Afrika'dan Balkanlar'a kadar geniş bir coğrafyada tek başına veya gruplarla seyahatler gerçekleştirdi. Son olarak mart ayında Güney Amerika'daki 9 ülkeyi gezen Nöbetçigil, seyahat hatıralarını ve mesleki tecrübelerini 8 ayrı kitapta topladı. Nöbetçigil, insanların birikimlerini ev ve arabaya yatırdığını, kendisinin ise dünyayı keşfetmeyi tercih ettiğini anlattı. Emeklilik sonrası da çalışmayı sürdürdüğünü belirten Nöbetçigil, kazandığı parayı yeni yerler görmek için harcadığını ifade etti. "Oralıymışım gibi yaşamaya çalıştım Seyahat tutkusunun, yıllar önce ABD'de katıldığı mesleki eğitimlerle başladığını belirten Mesut Nöbetçigil, "O dönemde Muavenet Gemisini Amerikalılar vurduğu için bize karşılığında gemi vermek istediler. Bunlar 1200 psi basınçlı buharlı gemilerdi. Türkiye'de yeterince bilinmediği için Amerika'da kurslar düzenlendi. O kursların en uzun süreli iki tanesine beni uygun gördüler. Orada hem bu gemilerle ilgili kurslara katılarak bilgi sahibi oldum hem de göçmen çocuklarının ve göçmenlerin gittiği kolejlere devam ederek İngilizcemi geliştirdim. Orada kaldığım süre boyunca, 'Para biriktireyim, Türkiye'ye dönünce bir şeyler alayım' düşüncesiyle değil, oralı gibi yaşamaya çalıştım. Bu da bana güzel bir çevre kazandırdı. O çevrenin etkisiyle Amerika'nın birçok eyaletine defalarca gittim. Yaklaşık 40-42 eyalette neredeyse çat kapı gidebileceğim insanlar var" dedi. "132 ülke gezdim" Emekli olduktan sonra iş hayatından kopmadığını vurgulayan Nöbetçigil, "Şu anda 3-4 firmada hem iş güvenliği hem yapı denetim hem de müşavir firmalarda kontrollük yapıyorum. Çalışmayı seviyorum ama çalışırken de para biriktirme konusunda biraz farklı düşünüyorum. İnsanlar ellerine para geçince ev alır, araba alır, eşyasını değiştirir. Ben ise geziyorum. Turist gibi değil, daha çok sırt çantalı bir seyyah gibi geziyorum. En son 123 ülkeydi, şu an 132 ülkeye çıktı. En son mart ayında Panama'dan başlayıp Paraguay'dan çıkarak oradaki 9 ülkeyi karış karış dolaştım" diye konuştu. "20 senedir yoğun şekilde geziyorum" Nöbetçigil, sözlerine şöyle devam etti: "Vakit ve nakit bulduğum an yerinde duramayan bir adamım. Zaman zaman benim gibi amatör ruhlu arkadaşlarla gezdim, zaman zaman tehlikeli bölgelere turla gittim. Tek başıma gittiğim de oldu, arkadaşlarla gittiğim de oldu. Eğer zamanı yayarsanız bu iş ekonomik oluyor. Bir yere 'hemen gidip geleyim' derseniz çok pahalıya geliyor. Aslında geziler emeklilikten önce başladı. Kuzey Amerika'yı tersanecilik döneminde gezdim. O zamanlar 45-50 yaşlarındaydım. 2005 yılında emekli oldum. Yani yaklaşık 20 senedir yoğun şekilde geziyorum. Özellikle Hindistan'ı karış karış gezdim. Bambaşka bir kültürün, bambaşka bir hayatın içine giriyorsunuz. Hijyen olmayan şartlar da oluyor ama bu işler fazla titiz insanların yapabileceği şeyler değil." "İlginç bulduğum yerlerden biri Kamboçya'daki Angkor Tapınakları oldu" Seyahatleri sırasında tasarruf etmek için gece yolculuklarını tercih ettiğini belirten Nöbetçigil, "Amerika'yı boydan boya gezdim. Kuzey Afrika'yı, Mısır'ı, Orta Doğu coğrafyasını gezdim. Uzak Doğu'ya gittim, Filipinler'e kadar ulaştım. Gitmek istediğim yerler hala var. Mesela Japonya'yı sindire sindire gezmek istiyorum. Bir de arkadaşım çalışıyor; Gürcistan'dan girip Sibirya Ekspresi ile yapılan bir rota var. Her şehirde inip gezebiliyorsunuz, sonra tekrar trene biniyorsunuz. O sisteme kadar gitmek isterim. İlginç bulduğum yerlerden biri Kamboçya'daki Angkor Tapınakları oldu. İnsan gerçekten bakınca büyüleniyor. Gazetelerde köşe yazmaya başladım. Şiire de merak sardım. Oldukça şiir birikti ve onları kitaplaştırdım. Yazdığım öyküleri de kitap yaptım. İki tanesi mesleki kitap; biri gemilerde gaz free işlemleri, diğeri inşaatlarda iş güvenliği üzerine. Onun dışında 6 kitabım daha var. Gittiğim yerlerden küçük hatıralar toplamayı da seviyorum. 'Bu ilginçmiş' dediğim şeyleri, çantama sığacak kadar alıyorum. Ev aslında çok daha doluydu ama biraz cömertiz galiba. İsteyenlere veriyoruz" diye konuştu. "Güney Amerika'da insanlar Türkleri seviyor" Gittiği coğrafyalarda Türkiye'ye olan ilgiye de değinen Nöbetçigil, şunları kaydetti: "Güney Amerika'da insanlar Türkleri seviyor. Şili'de Atatürk büstü gördüm. Dünyanın farklı yerlerinde Atatürk ile ilgili birçok şey gördüm. Romanya'da, Hindistan'da, Meksika'da da rastladım. Çok saygı duyuyorlar. Dünyanın 7 harikası denilen yerlerin neredeyse tamamını gördüm. Özellikle Endonezya, Malezya gibi Uzak Asya ülkelerinde ve Güney Amerika'da Türkleri seviyor. Bir gün Ürdün'de çölde mola verdiğimiz bir yerde yaşlı bir adam cebinden buruşturulmuş bir Osmanlı haritası çıkardı. 'Biz kardeşiz. Gün gelecek bunu anlayacaksınız' dedi. Çok etkileyici bir andı." "Benim için önemli olan yaşadığım dünyayı keşfetmek ve gördüklerimi insanlarla paylaşmak" Türkiye'yi de büyük ölçüde gezdiğini belirten Nöbetçigil, "Tamamını değil ama büyük kısmını gördüm. Van'a henüz gidemedim. Onun dışında Güneydoğu'yu, Karadeniz'i, Erzurum'u, Erzincan'ı uzun uzun dolaştım. Hayat insana verilmiş bir armağandır. Her sabah kalkınca 'Bugün de yaşıyorum' diye şükrediyorum. İnsanların zamanı iyi değerlendirmesi lazım. Vakit ve nakit birer imkandır. Kimisi ev alır, kimisi araba değiştirir. Ben ise dünyayı keşfetmeyi seçtim. Artık belli bir doygunluk içerisindeyim. Mütevazı yaşamaya alıştım. Benim için önemli olan yaşadığım dünyayı keşfetmek ve gördüklerimi insanlarla paylaşmak" ifadelerini kullandı. "Dizlerim tuttuğu sürece gezmeye devam edeceğim" Son olarak, "Çok gezen mi bilir yoksa çok okuyan mı?" sorusuna ise Mesut Nöbetçigil, şu yanıtı verdi: "Bence ikisi de önemlidir ama önce gezen bilir. Tabii boş gezmekten bahsetmiyorum. 132 ülkeyi gezmek bana bir apartman parasına mal olmuştur ama hiç hesabını yapmadım. Şimdi sırada Rusya var. Sonrasında Avustralya, Yeni Zelanda ve Tazmanya'ya gitmeyi düşünüyorum. Daha sonra da Türkistan taraflarına geçmek istiyorum. Eğer kafa dengi bir yol arkadaşınız varsa, sırt çantasıyla oldukça ekonomik şekilde seyahat edebilirsiniz. Dizlerim tuttuğu sürece gezmeye devam edeceğim. Hayatı dolu dolu yaşamak istiyorum. Gençler de zamanını iyi değerlendirsin. Dünyaya bir kere geliyoruz. Tabii ki 'her şeyi satıp savurun' demiyorum. Çalışın, emek verin ama temel ihtiyaçlarınızı karşıladıktan sonra sürekli daha yenisini almak yerine biraz dünyayı görün, birkaç yer gezip gelin."

Kuraklık tehdidi Türkiye’nin buğday üretimini 16,3 milyon ton seviyesine düşürecek Haber

Kuraklık tehdidi Türkiye’nin buğday üretimini 16,3 milyon ton seviyesine düşürecek

Amerika Birleşik Devletleri Tarım Bakanlığı Dış Tarım Servisine göre, Türkiye'nin buğday üretiminin 16,3 milyon ton olması beklenirken kuraklıkla ilgili risklerin verimi düşürebileceği öngörülüyor. Dış Tarım Servisinin "Tahıl ve Yem" raporunda, yetiştirme sezonu boyunca devam eden kurak hava şartları nedeniyle Türkiye'nin 2025/26 üretim yılı buğday üretimi bir önceki yıla göre yüzde 15 düşüşle yaklaşık 16,3 milyon ton olarak tahminlendi. Üretimin kuraklık hasarının boyutuna bağlı olarak daha da düşebileceği aktarılan raporda, Orta ve Güneydoğu Anadolu'nun başlıca buğday yetiştirme bölgelerinde yetersiz yağış, normalden yüksek kış sıcaklıkları ve kuraklığın, buğday tarlalarında verimi geçen yıla göre yüzde 15-30 oranında düşürmesinin beklendiği aktarıldı. Kurak bir kış mevsiminin ardından çiftçiler yağışlı bir bahar umudu beslediği belirtilen raporda, "Bahar yağışları da yetersizdi. Türkiye'deki buğday üretiminin büyük bir kısmı kuru tarımla yapıldığından ve tamamen yağışa bağlı olduğundan, yağış eksikliği buğday verimi ve genel üretim hacimleri üzerinde ani ve olumsuz bir etkiye sahip" ifadesi kullanıldı. 2025/26 sezonu buğday tüketiminin ise 19,4 milyon ton olarak tahmin edildiği raporda, buğday ithalat tahmini ise yaklaşık 10,3 milyon ton olarak belirtildi. İthal edilen buğdayın büyük bir kısmının Türk un ve makarna ihracatçıları tarafından kullanılacağı, geri kalanı ise iç pazar için un ve çeşitli buğday bazlı ürünlerin üretiminde değerlendirileceği bildirilen raporda, ithalat kısıtlamaları nedeniyle Türkiye'nin bu sezon ithalatının önceki döneme göre 3,2 milyon ton azalmasının beklendiği vurgulandı. Türkiye'nin buğday ihracatının ise önceki sezona göre değişmeden 7 milyon ton olarak gerçekleşmesi ve bu tahmini miktarın daha büyük bir kısmının un olmasının öngörüldüğü kaydedildi. TÜİK'in bu yıla ilişkin 1. bitkisel üretim tahminine göre ise tahıl ürünleri üretim miktarlarının 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 4,1 oranında azalarak yaklaşık 37,4 milyon ton olacağı tahmin edildi. Bir önceki yıla göre, buğday üretiminin yüzde 5,8 oranında azalarak 19,6 milyon ton, arpa üretiminin yüzde 8,0 oranında düşerek yaklaşık olarak 7,5 milyon ton, çavdar üretiminin yüzde 5,5 oranında azalarak 243 bin ton, yulaf üretiminin yüzde 23,1 oranında düşerek 300 bin ton, mısır üretiminin ise yüzde 4,9 artarak 8,5 milyon ton olacağı öngörüldü.

Fındık Piyasanın Patronu Türkiye Haber

Fındık Piyasanın Patronu Türkiye

Dünya'da ikinci büyük üretici İtalya'da rekoltenin beklenen 140 bin ton yerine 65-70 aralığında gerçekleşmesi ve üçüncü üretici ABD'de verimdeki düşüşler, zaten lider olan Türkiye'yi dünya pazarında daha güçlü hale getirdi.   Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliğinden (DKİB) alınan verilere göre, geçen yıl yüzde 14'lük artışla 324 bin 438 tona ulaşan fındık ihracatından, yüzde 42'lik yükselişle 2 milyar 638 milyon 359 bin dolar döviz girdisi elde edildi.  1 Eylül 2024'te başlayan ihracat sezonunun ilk 4 ayında ise Türkiye'nin ihracatı yüzde 18 artışla 135 bin 160 tona, değer olarak ise yüzde 36 yükselerek 1 milyar 95 milyon dolara çıktı. Özellikle kabuklu fındık ihracatında adeta patlama yaşandı. Sezonun ilk 4 ayında kabuklu fındık ihracatı, yüzde 432 artışla 859 tona ve değer açısından da yüzde 443 yükselişle 3 milyon 281 bin dolar olarak gerçekleşti.  İşlenmiş fındık ihracatı yüzde 21 artarak 77 bin 307 tona, değerde de yüzde 42 artışla 632 milyon 258 bin dolara ulaştı. İç fındıkta ise 459 milyon 686 bin dolarlık 56 bin 991 ton ihracata imza atıldı. Miktarda yüzde 13 ve değerde yüzde 29 artış oldu.  Fındığın değeri yükseldi  Dünya'da Türkiye'den sonra ikici büyük üretici İtalya'da beklenen 140 bin ton yerine 65-70 bin ton ürün alınması ve üçüncü üretici ABD'deki rekolte kayıpları dünyadaki ticareti etkiledi. Rekabetçi ülkelerdeki arz sorunu 127 ülkeye fındık satan Türkiye'yi dünya pazarında daha güçlü hale getirdi. Büyük çikolata üreticileri ve dünyanın en büyük ithalatçıları fındık için Türkiye'nin kapısını çalınca fındıkta miktar olarak artışın üzerinde değerde ciddi yükseliş yaşadı.  Sezonda miktarda yüzde 18'lik artışa rağmen değerde yüzde 36, 2024 yılı genelinde ise miktarda yüzde 14 ve değerde yüzde 42'lik yükselişler Türkiye'den fındığa olan talebin bir sonucu oldu. Yüksek taleple fındık fiyatındaki artış, Türk ihracatçısını mutlu etti. 

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.