Hava Durumu

#Ankara

Yeni Marmara Gazetesi - Ankara haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ankara haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Uludağ'da sis ve soğuğa rağmen yoğunluk sürüyor Haber

Uludağ'da sis ve soğuğa rağmen yoğunluk sürüyor

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden alınan bilgilere göre bölgede kar kalınlığı 93 santimetreye ulaştı. Hava sıcaklığının 1 derece civarında seyrettiği Uludağ’da, gece saatlerinde sıcaklığın -1 dereceye kadar düşmesi beklenirken, bölgede yoğun sis etkili oluyor. Kayak ve kış turizminin gözde adreslerinden Uludağ’da gün boyunca sis ve soğuk havaya rağmen kayak merkezlerinde yoğunluk yaşanıyor. Hava şartlarının zaman zaman görüş mesafesini düşürmesine rağmen, pistlerdeki hareketlilik dikkat çekiyor. Tatilcilerin ilgisi sürerken, bölgedeki tesislerde de yoğunluk devam ediyor. Kış tatilini ailesi ile birlikte geçirmek için Uludağ'ı tercih eden Özgür Kamak, "Ankara'dan geldik, bu ikinci gelişimiz çok seviyoruz Uludağ'ı, kayak yapmayıda burada öğrendik. Herkese tavsiye ederim çıkın çıkın gelin" dedi. Uludağ birinci Kayak merkezinde kayak öğretmenliği yapan Hakan Oktay ise, "Uludağ'da sömestir epey yoğun geçti, etkisini çok fazla fark ettik. Herkesin gelip kayak yapmayı öğrenmesini tavsiye ediyorum. Uludağ'daki kayak pistlerinin hepsinde saati 4 bin lira, ben herkesin gelip öğrenmesini isterim" ifadelerinde bulundu. Öte yandan ekipler, bölgede yol açma ve karla mücadele çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Yetkililer, Uludağ’a çıkacak vatandaşları dikkatli olmaları, özellikle kış lastiği ve zincir kullanmaları konusunda uyarırken, sis nedeniyle sürücülerin hızlarını düşürmeleri istendi.

Para Koleksiyonerinden Gazze'ye Yardım Haber

Para Koleksiyonerinden Gazze'ye Yardım

Ankara'da 76 yaşındaki koleksiyoner Memduh Aydemir, 40 yıldır hobi amaçlı topladığı para koleksiyonunu satarak elde edilecek geliri Gazze'ye bağışlamak istiyor. Ankara'da yaşayan koleksiyoner Aydemir, yaklaşık 40 yıldır hobi amaçlı topladığı para koleksiyonunda 200 farklı ülkeye ait banknot ve madeni parayı bir araya getirdi. Koleksiyonunun güncel değerinin 400 bin lira olduğunu belirten Aydemir, para koleksiyonunu satarak elde edilecek geliri Gazze'ye yardım amacıyla bağışlamak istediğini ifade etti. "Gazze'ye ufak bir yardımda bulunursak o da bizim için büyük bir şereftir" Yaklaşık 40 yıldır hobi amaçlı para topladığını vurgulayan Memduh Aydemir, "İsrail'in Gazze'de yaptığı katliamı hepimiz biliyoruz. Bir Müslüman olarak hepimize görev düşüyor. Belki onlara gücümüz yetmeyebilir ama bizim yapacağımız şey dua etmek. Ayrıca Gazze'deki kardeşlerimize yardım edebilmek için herkes gönlünden ne koparsa ikramda bulunursa iyi olur. 1985 yılından bugüne kadar 40 yıldır amatör olarak para koleksiyonu yapıyorum. Paraları hobi olarak topluyorum. İhtiyacım olduğu zaman bir kısmını satıyorum, ihtiyacımı karşılıyorum sonradan elime para geçince tekrar alıyorum. Şu anda elimde 200 ülkenin kağıt parası var. Bunların yüzde 95'i çil, yüzde 5'i ise temiz durumdadır. Koleksiyonun içinde 100 liralık para da var, 5 bin liralık para da var. Bu koleksiyonu Gazze'deki kardeşlerimiz için açık artırma ile satışa sunmak istiyorum. Bir iş adamının veya gönüllü birisinin bu parayı satın almasıyla Gazze'ye ufak bir yardımda bulunursak o da bizim için büyük bir şereftir" dedi. "Koleksiyonum bana göre 300 bin liradan aşağı değil" Para koleksiyonun satışından elde edeceği geliri Gazze'ye bağışlamak istediğini ifade eden Memduh Aydemir, "Paraların bana maliyeti 400 bin lira ama bu koleksiyonu para alıp satanlara satmak istersek onlar çok ucuza alırlar çünkü onlar alıp satıyor ve birikmiş para da vermiyorlar. 400 bin liralık koleksiyona 100 ile 200 bin lira verirler. Koleksiyonum bana göre 300 bin liradan aşağı değil. Bunu 300 bin liradan açık arttırmaya sunacağım. İş adamlarına sesleniyorum, siz de yardımda bulunun. Dünya malı dünyada kalır, ahiretimize ne götürürsek o bizim için kârdır" diye konuştu.

Dededen toruna taşınan emek, Ankara tiftiğini yeniden dünya sahnesine taşıyor Haber

Dededen toruna taşınan emek, Ankara tiftiğini yeniden dünya sahnesine taşıyor

Ankara'nın Ayaş ilçesinde dededen toruna aktarılan tiftik keçisi yetiştiriciliği, yaklaşık 3 bin başlık sürüyle yaşatılıyor. Kuşaklar boyunca süren bu emek, Ankara tiftiğini yeniden dünya sahnesinde marka olma yoluna taşıyor. Ayaş'ta 3 bin tiftik keçisi, nesilden nesile aktarılan üretim kültürüyle yetiştirilmeye devam ediyor. Osmanlı'dan bugüne uzanan Ankara tiftiği geleneği, üreticilerin emeğiyle hem bölge ekonomisine katkı sağlıyor hem de dünya ile rekabet eden bir değer olarak öne çıkıyor. Dededen toruna aktarılan mesleği sürdüren üreticiler Mesut Eroğlu ve Numan Çinkaya, tiftik keçisinin hangi şartlarda yetiştirildiğini, bozkırda dahi nasıl varlığını sürdürebildiğini, üretim sürecinde en fazla emek isteyen dönemleri ile elde edilen tiftiğin tekstilden lüks giyime uzanan kullanım alanlarını İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine anlattı. "15 sene içerisinde bu vaziyete geldik" Mesleğin dededen gelme olduğunu belirten Eroğlu, "Çocuklukta gözümüzü açtık, bunu gördük. Onunla da devam ediyoruz. Sonradan öğrenme değil. Aşağı yukarı 5-6 yaşlarımda babamın yanında başladım. Yaş 58, devam ediyorum. Kuzu gibi her sene satarak değil de biz onun tiftiğini sattığımızdan dolayı sürü büyütmek kolay. Biz de koyun da var. Koyunla beraber bunu destekliyoruz. Ondan dolayı, bir 15 sene içerisinde bu vaziyete geldik. Bu çok güzel bir hayvan. Öbür hayvanlardan temiz, doğal bir hayvan. Biz çok seviyoruz, ondan dolayı şimdiye kadar bundan devam ettik. Keçiden farkı, zengin bir mera istememesi. Her şartlarda kendini idam ettirebilen bir hayvan. Özel bir yer istemeyen, bozkırda dahi kendini muhafaza eden, karnını doyurabilen bir hayvan. En çok emek isteyen dönemi bunun mart, nisan, mayıs. 3 ayıdır. O zaman hem üstünden tiftiğini alıyoruz hem de oğlakları aynı anda oluyor. Ondan sonra çoban kendi güdüyor. Geriye kalan 10 veya 9 ayı çok rahat. O dönemde de verimini alıyorsun, ondan sonra çok rahat" dedi. "Kazaktır, eldivendir, biz yöresel olarak bunları yapıyoruz" Tiftiğin kalitesine dair konuşan Eroğlu, "Tiftiği, üzerimde gördüğünüz gibi kazaktır, eldivendir, biz yöresel olarak bunları yapıyoruz. Dışarıda bunun sof kumaşını yapıp güzel bir ürün elde ediliyor. Lüks giyim onlarınki, oralarda satılıyor. Tiftiğinin özelliğinden dolayı tercih ediliyor. Yün, pamuk ve ipekten ayıran özelliği üzerinde bakteri barındırmadığından. Yıkandığı anda yeni, sıfır giymiş gibi bir özelliği var. Tercih edilmesi ondan dolayı" diye konuştu. "Birbirine üstünlük sağlamak için kafa tokuştururlar, inatlaşırlar" Keçileri neden birkaç sürüye böldüklerini anlatan Mesut Eroğlu, "Birbirine üstünlük sağlamak için tabii ki birbiriyle kafa tokuştururlar, inatlaşırlar. Onun üstünlüğünü kabul ettiği zaman bir daha ona zaten kafa tutmaz o da. Şu anda 6-7 tane çobanımız var, 4-5 parçada. Biz çoğalttıkça bu birbirinin düşmanı olur. Biz 700'den fazla sürüyü tutmamaya uğraşırız. Genelde en fazlası bin olur bunun. Bin tanesinden üstü zarar eder. Yani zayıfı telef olur. Ondan dolayı böyle gördüğünüz 3-4 parçaya böleriz ve öyle güderiz. Oğlağı, keçisi, erkeçi, tekesi ayrı gibi" ifadelerini kullandı. "Dünyanın en iyi tiftiğini üretiyoruz" Devlet tarafından destek yapıldığını ifade eden Eroğlu, "Bunun devamını ve dünya konjonktüründeki tiftiğin geldiği yere kadar desteklenmesini ve ondan sonra bizim pazarlarda önümüzü açmasını istiyoruz. Çünkü dünya konjonktüründeki ile yarışmamız lazım. Ki dünyanın en iyi tiftiğini üretiyoruz. Coğrafi bakımından biliyoruz bunu. Çünkü dışarıdan gelen tiftikleri de ölçtük, ellerimize geçti, onları da gördük. Parlaklık olsun, elastik bakımından olsun. Saflık da bizim elimizde. Biz bunun en iyisini yaparız" şeklinde konuştu. "Sadece Hint kumaşıyla yarışabilir Ankara sofu" Yapılan kumaşların kalitesini değerlendiren Mesut Eroğlu, "Ankara sofuyla, normal sofu karıştırmamak lazım. Dünyada başka bir kumaş yok üzerine. Sadece Hint kumaşıyla yarışabilir Ankara sofu. Kütahya'da sadece yıkanması var. Yetiştirme sadece Ankara. En iyi verim burada alınmış. Kalite Ayaş'tır. Lojistiğin burada olması lazım. Üretimi burada" ifadelerine yer verdi. "Osmanlı'nın birinci yatırımı buydu" Aklının erdiğinden beri bu işi yürüttüğünü söyleyen Numan Çinkaya, "62 yaşındayım. Bayağı, 50 senedir yapıyorum bu işi. Çok mücadele verdim. Şu bütün köyleri, dağları hep bana sor. Her köye gittim. Eskişehir'e gittim, Kızılcahamam tarafındaki dağlara gittim. Her tarafı aynı Yörük usulü gezdim. Tiftik keçisinin özelliği çok. Bunun özelliğine kıymet biçilmez. Sadece bunun 2 ay bir zorlanması var. Kırkımı ile yavrulaması aynı vakte denk geliyor. Bir o zaman zorlanıyoruz. Ondan sonra zorlanma diye bir şey yok. Sayıyı arttıramayız da düşürmeyi düşünüyoruz. Bölge ekonomisine katkısı, katma değeri sırtındaki yün, tiftik. Aslında Osmanlı'dan gelen bir şey bu. Osmanlı'nın birinci yatırımı buydu. Tiftik, gelir kaynağı. Geleneksel tabii" ifadelerini kullandı. Yaklaşık 3 bin tiftik keçisiyle yapılan üretimin, Ankara tiftiğini yeniden dünya markası haline getirmesi hedefleniyor.

Mamak'ta ev yangını: Anne ve oğlu son anda kurtarıldı Haber

Mamak'ta ev yangını: Anne ve oğlu son anda kurtarıldı

Ankara'nın Mamak ilçesinde 10 katlı apartmanın 6'ncı katındaki evde çıkan yangında mahsur kalan anne ile oğlu itfaiye ekipleri tarafından kurtarıldı. Mamak ilçesi Cengizhan Mahallesi 846. Cadde'de yer alan 10 katlı apartmanın 6'ncı katındaki dairede henüz belirlenemeyen bir nedenden dolayı yangın çıktı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekipleri tarafından yapılan müdahalede yangın kontrol altına alınırken, evde mahsur kalan anne A.S. ile oğlu M.S. ise kurtarılarak hastaneye kaldırıldı. Anne ile oğlunun sağlık durumlarında herhangi bir olumsuzluk olmadığı öğrenildi. Apartmanın davalık olduğu için iskanının alınmadığı iddia edildi Apartmanda yaşayan vatandaşlar ise binanın müteahhidinin sürekli değiştiğini ve bu nedenden dolayı iskanın alınamadığını iddia etti. Devam eden mahkeme sürecinden dolayı apartmanlarında eksiklikler olduğunu söyleyen vatandaşlar, sorunun çözülmesini istedi. "Üç senedir soğuklarda sobayla ısınmaya çalışıyorlar" Olayla ilgili konuşan komşulardan Hatice Kaya, "Bu binanın doğal gaz tesisatı olmadığından dolayı aileler ısınabilmek için elektrikli soba yakıyor. O soba da evdeki eşyaların üzerine düşerek yangın çıkmasına neden oluyor. Bu binanın böyle bir çözülmeyen problemi var. Defalarca da müteahhit değişti. Bina davalık oldu. Mahkeme de sürekli erteleniyor. Hem müteahhitler hem binada oturanlar mağdur durumda. Yangında mahsur kalan aile üç senedir burada yaşıyor. O aile beş çocuk sahibi bir aile. Üç senedir soğuklarda sobayla ısınmaya çalışıyorlar. Kendi dairelerinde oturdukları için 'en azından sobayla ısınalım' diyorlar. Binanın sadece doğal gazı yok. Yangın da çok büyüktü. Ekipler hemen gelmemiş olsaydı can kaybı bile olabilirdi. Ekipler kısa sürede geldi ve müdahale etti" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.