Hava Durumu

#Ankara

Yeni Marmara Gazetesi - Ankara haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ankara haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bayramda yola çıkacak olanlar dikkat Haber

Bayramda yola çıkacak olanlar dikkat

Ramazan Bayramı tatili nedeniyle yollarda yoğunluk artarken, hız sınırını aşan ve trafik güvenliğini riske atan sürücülere yönelik radar kontrolleri tatil boyunca devam edecek. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün paylaştığı bilgilere göre, Türkiye genelinde sabit radar noktaları netleşti ve sürücüler bu noktalarda hız ihlali yapmaları durumunda cezai işlemle karşılaşacak.Sabit radarlar çevreyolu ve otoyollarda platform veya TEDES direkleri üzerinden çalışarak hız tespit ediyor. Hız sınırını aşan sürücüler, otomatik olarak plakalarına ceza kesilmesiyle karşılaşıyor. Yeni düzenlemeye göre şehir içinde hız limitleri en fazla 5 km, şehirlerarası yollarda ise 10 km aşılabiliyor; bu sınırların üzerinde hız yapanlar cezaya tabi tutuluyor.Şehir içi hız limitleri ve cezalar kademeli olarak uygulanıyor: 6–10 km aşımda 2.000 TL’den başlayan cezalar, 66 km ve üzeri aşımda 30.000 TL’ye kadar çıkıyor. Şehirlerarası yollar için ise 11–15 km aşım 2.000 TL, 71 km ve üzeri aşım ise 30.000 TL ceza uygulanıyor.Emniyet Genel Müdürlüğü’nün sitesinde sabit radar ve elektronik denetleme sistemi noktaları yayımlanmış durumda. Gezici radar ve yol kenarındaki radar araçlarının konum bilgileri ise paylaşılmıyor.Türkiye genelindeki sabit radar noktalarından bazıları şöyle sıralandı: Gölbaşı – Adıyaman, Afyonkarahisar Yolu – Seydiler, Erzurum, Gaziantep, Ankara – Kırıkkale, İstanbul, İzmir – Selçuk ve Mardin. Sürücüler, tatil planlarını yaparken bu radar noktalarını dikkate alarak hız limitlerine uymalı.

110 milyon yolcu YHT ile seyahat etti Haber

110 milyon yolcu YHT ile seyahat etti

Bakan Uraloğlu, Türkiye’nin ilk yüksek hızlı tren hattı Ankara-Eskişehir’in 17’nci yıl dönümü vesilesiyle yazılı açıklamada bulundu. Bakan Uraloğlu, temeli Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından atılan Ankara-İstanbul Yüksek Hızlı Demiryolu Projesi’nin ilk etabı olan Ankara-Eskişehir hattının, 13 Mart 2009’da işletmeye alındığını hatırlattı. Projenin hayata geçirilmesiyle birlikte diğer yüksek hızlı tren (YHT) hatlarının da devreye alındığını ifade eden Uraloğlu, bugün itibarıyla yüksek hızlı tren hat uzunluğunun 2 bin 251 kilometreye ulaştığını, yeni hatların yapım çalışmalarının ise sürdüğünü bildirdi. YHT’LERLE BUGÜNE KADAR YAKLAŞIK 110 MİLYON YOLCU SEYAHAT ETTİ YHT’lerle bugüne kadar yaklaşık 110 milyon yolcunun seyahat ettiğini kaydeden Uraloğlu, Ankara-Eskişehir hattıyla başlayan sürecin 2011’de Ankara-Konya, 2014’te Konya-İstanbul ve Ankara-İstanbul, 2022’de Karaman-İstanbul, Karaman-Ankara ve Eskişehir-İstanbul, 2023’te Ankara-Sivas ve 2024’te Sivas-İstanbul hatlarının hizmete alınmasıyla devam ettiğini belirtti. "ANKARA-İSTANBUL HATTINDA 16 BİN 723 YOLCU GÜNLÜK SEYAHAT EDİYOR" Günlük ortalama 34 bin yolcunun yüksek hızlı trenleri kullandığını aktaran Uraloğlu, yolcu yoğunluğuna ilişkin şu bilgileri verdi: "Ankara-İstanbul hattında 16 bin 723, Konya-İstanbul hattında 4 bin 517, Ankara-Konya hattında 3 bin 665, Ankara-Sivas hattında bin 852, İstanbul-Sivas hattında bin 590, Ankara-Karaman bin 539, İstanbul-Karaman bin 413, Ankara-Eskişehir hattında bin 189 ve Eskişehir-İstanbul hattında 857 yolcu günlük seyahat ediyor." ANKARA-ESKİŞEHİR HATTINDA 2009’DAN BU YANA YAKLAŞIK 21,4 MİLYON KİŞİ YOLCULUK YAPTI Ankara-Eskişehir hattında 13 Mart 2009’dan bu yana yaklaşık 21,4 milyon kişinin yolculuk yaptığını belirten Uraloğlu, Eskişehir’in demiryolu taşımacılığında olduğu kadar demiryolu sanayisinde de önemli bir merkez konumunda bulunduğunu ifade etti. 11 ŞEHRE DOĞRUDAN, 9 ŞEHRE KOMBİNE TAŞIMACILIK Yüksek hızlı trenlerin ulaşım alışkanlıklarını değiştirdiğini vurgulayan Uraloğlu, YHT’lerin 11 şehre doğrudan, 9 şehre ise kombine taşımacılıkla hizmet verdiğini bildirerek, "Yüksek hızlı trenler doğrudan Ankara, Eskişehir, Konya, Bilecik, Sakarya, Kocaeli, İstanbul, Karaman, Yozgat, Kırıkkale ve Sivas’a sefer yaparken otobüs ya da tren bağlantılı kombine taşımacılıkla Adana, Afyonkarahisar, Antalya, Bursa, Denizli, Kütahya, Mersin, Malatya ve Tokat’a önemli oranda zaman tasarrufu sağlıyor" dedi.Demiryolu yatırımlarının artarak sürdüğünü dile getiren Uraloğlu, 2003 yılından bu yana demiryolu öncelikli ulaşım politikaları doğrultusunda yatırımların payının yükseldiğini, 2026 bütçesinde demiryolu yatırımlarının payının yüzde 53’e ulaştığını bildirdi. 2053 hedefleri kapsamında mevcut demiryolu koridorlarının geliştirildiğini belirten Uraloğlu, 2028 yılında demiryolu ağının 17 bin 287 kilometreye çıkarılmasının hedeflendiğini sözlerine ekledi.

Kuzuların Anneleriyle Buluşma Anı Kamerada Haber

Kuzuların Anneleriyle Buluşma Anı Kamerada

Ankara’nın Bala ilçesinde meraya gitmeden önce anneleriyle buluşturulan süt kuzularının koyunlar arasından kokuları ve sesleriyle annelerini bulduğu anlar dronla görüntülendi. Ankara’nın Bala ilçesine bağlı Kesikköprü Mahallesi’nde sabahın erken saatlerinde meraya çıkmadan önce koyunlar ile süt kuzularının buluşma anı görüntülendi. Henüz sütten kesilmeyen kuzuların belirli bir süre annelerinden ayrı ağıllarda tutulduğu köyde, emzirme zamanı geldiğinde besiciler tarafından ağıllardan çıkarılan kuzular yüzlerce koyunun arasından kokuları ve sesleri sayesinde annelerini buluyor. Yaklaşık 15 ailenin geçimini hayvancılıkla sağladığı ve 4 bin kadar koyunun yetiştiği köyde, kardeşleri dahil 16 yaşından beri bu işi yapan Ziya Özçelik, "Babadan kalan bir meslek. Başka geçim kaynağımız olmadığı için hayvancılıkla geçimimizi sağlıyoruz. Yaz, kış bunun peşinde koşuyoruz. Seneden seneye kazancımızı kazanıyoruz. Koynumuzu kuzulatıyoruz, yetiştiği zaman kuzumuzu satıyoruz. Arazimiz olmadığı için, kıt olduğu için besiye çekiyoruz. Arazide ot olursa yayılımla geçiş sağlıyoruz" dedi. "400 koyundan 350 kuzu var" Bu sene verimin oldukça iyi olduğunu ifade eden Özçelik, "Ölümümüz olmadı. 400 koyundan 350 kuzu var. Öbürü de zaten daha kuzulamamış. Yani bir senede 10-15 tane falan ölüm ya var ya yok" diye konuştu. "Annesinden ayırıyoruz ki kuzu yem yesin" Kuzuların neden annelerinden ayı tutulduğunu anlatan Ziya Özçelik, "Annesinden ayırıyoruz ki kuzu yem yesin. Çünkü anasında süt olmadığı için bir seferlik sütü açıyor. Kuzu ondan sonra aç kalıyor. Anasında durmasına gerek yok. Yem vereceksin ki kuzu iyileşecek" şeklinde konuştu. "Kuzu, annesini sesinden anlıyor" Kuzuların kolaylıkla annelerini tanıyabildiğini söyleyen Özçelik, "Kuzu, annesini sesinden anlıyor. Gidiyor annesini. Yani annesi çağırdığı zaman zaten seslerinden, kokusundan anlıyor" ifadelerini kullandı. "3 ayda bir aşısını yaparız" Hayvanların sağlık kontrollerine de dikkat ettiklerini vurgulayan Özçelik, "Aşılarına dikkat edeceksin ki kuzu gelişecek. Her zaman iğnelerini yapıyoruz. Yazıya çıkmadan önce evdeyken aşısını yapıyoruz işte. 3 ayda bir aşısını yaparız" dedi. "Koyun 5 ayda kuzular" Koyunların kuzulama süreci hakkında bilgi veren Ziya Özçelik, "Koyun 5 ayda kuzular. 2 aylık olduğu zaman önünden kuzuyu alırız. Yem veririz, kuzunun gelişmesi için. 3 ay sonra koyun çöle çıkar. Yayılıma gider" ifadelerine yer verdi. "Zor bir meslek, çilesi çok" Hayvancılığın zor bir meslek olduğunu vurgulayan Özçelik, "İşini iyi seçmeleri lazım. Koyun beslemek öyle kolay bir meslek değil. O kadar söyleyeyim. Çilesi çok. Yazın, kışın peşinde gidersen mal kapıda olur. Heves uğruna alacaklarsa hiç almasınlar" diye konuştu. Öte yandan, doğumun ardından henüz 15 dakikalık olan kuzuların ayakta durmaya çalışarak annelerinin yanına gitme çabaları da görüntülendi.

Türkiye’nin başı sağolun... Haber

Türkiye’nin başı sağolun...

Türk tarihçiliğinin önemli isimlerinden Prof. Dr. İlber Ortaylı, tedavi gördüğü Koç Üniversitesi Hastanesi’nde hayatını kaybetti. Sağlık sorunları nedeniyle bir süredir yoğun bakımda bulunan 78 yaşındaki Ortaylı’nın sağlık durumunun ağırlaşmasının ardından entübe edildiği, ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadığı öğrenildi.Ortalyı’nın vefatının ardından Kemal Memişoğlu sosyal medya hesabından taziye mesajı yayımladı. Memişoğlu mesajında, Ortaylı’nın Türkiye için önemli bir değer olduğunu belirterek ailesine, öğrencilerine ve sevenlerine başsağlığı diledi.21 Mayıs 1947’de Avusturya’nın Bregenz kentinde Kırım Tatarı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Ortaylı, iki yaşındayken ailesiyle birlikte Türkiye’ye göç etti. Çok dilli bir aile ortamında yetişen Ortaylı, eğitim hayatına İstanbul’da başladı ve lise öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1970 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü’nden mezun olan Ortaylı, akademik kariyerine de burada adım attı. 1974 yılında “Tanzimat sonrası mahallî idareler” başlıklı teziyle doktor unvanını aldı. Daha sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde görev yaptı ve 1979 yılında doçent oldu.1980’li yıllarda çeşitli akademik nedenlerle yurt dışında çalışmalar yapan Ortaylı; Viyana, Berlin, Paris, Moskova ve Oxford gibi birçok şehirde dersler ve seminerler verdi. 1989 yılında Türkiye’ye dönerek profesör oldu ve uzun yıllar Ankara Üniversitesi’nde idare tarihi alanında görev yaptı.Akademik kariyerinin yanı sıra kültürel görevler de üstlenen Ortaylı, 2005–2012 yılları arasında Topkapı Sarayı Müzesi müdürlüğünü yürüttü. Emekliliğinin ardından da üniversitelerde dersler vermeye ve çeşitli akademik etkinliklere katılmaya devam etti.Almanca, Rusça, İngilizce, Fransızca, İtalyanca ve Farsça dillerini ileri düzeyde bilen Ortaylı, Osmanlı tarihi, idare tarihi ve modern Türk tarihi üzerine yaptığı çalışmalar ve yayımladığı eserlerle Türkiye’de ve uluslararası akademik çevrelerde önemli bir yer edindi.

34 yıldır su içemeyen yaşlı adam: "Suya hasret kaldım" Haber

34 yıldır su içemeyen yaşlı adam: "Suya hasret kaldım"

Ankara'da yaşayan 79 yaşındaki Mustafa Akbıyık, 34 yıldır su içemediğini söyledi. İddiaya göre, 1992 yılında sobalı evlerinde eşiyle birlikte kömürden zehirlendikten sonra sudan tiksinen Akbıyık, sadece çay ve gazoz içebiliyor. Akbıyık, bu probleminin bir an önce çözülmesini istediğini ve suya hasret kaldığını belirterek doktorlardan yardım istiyor.Akbıyık, "Kirada otururken kömürden zehirlendik. Evde bir koku vardı o kokunun içerisinde ben yattım. Sabah oldu kalkamadık, komşu geldi. Komşu, 'bunlar niye hala yatıyor, daha önce hiç bu saate kadar yatmazlar' dedi. Pencereyi açtığında içeriden dışarı pis bir duman çıkmış. Hemen zehirlendiler diye polisi aramış" diye konuştu. "KOMADAN ÇIKTIKTAN SONRA SU İÇEMEDİM" Hastanede 2 gün komada kaldığını anlatan Akbıyık, "Komadan çıktıktan sonra su içemedim. Eve geldiğimde hala koku vardı. Ondan sonra su içmekte çok zorlandım. Bir yudum içiyorum ama tiksiniyorum. Kendimi kaybediyorum. İlaç içeceğim zaman çocuklar elimi ayağımı tutuyorlar" ifadelerini kullandı. "SUYA HASRET KALDIM, GÜLMEYE HASRET KALDIM" Pek çok hastaneye başvurduğunu, ama sorunun çözüme kavuşamadığını dile getiren Akbıyık, "Bütün Ankara'da ne kadar hastane varsa, ne kadar yer varsa her yere gittim. 1992 yılından bu zamana kadar suya hasret kaldım ve gülmeye hasret kaldım" dedi. "BEN DE MUTLU OLMAK İSTİYORUM" Akbıyık, artık çay dışında da bir şeyler içmek istediğini belirterek "Kola olsun, meyve suyu olsun onları asla içemiyorum. Sadece gazoz ve günde 15 bardak çay içiyorum. Ben de artık yaşamak istiyorum. Şu iki günlük dünyada ben de mutlu olmak istiyorum. Su içeyim, kola içeyim, meyve suyumu içeyim" şeklinde konuştu.

34 yıldır su içemiyor: Yok böyle bir hastalık Haber

34 yıldır su içemiyor: Yok böyle bir hastalık

Ankara'da 34 yıldır su içemeyen 79 yaşındaki adam, "Bütün Ankara'da ne kadar hastane varsa, ne kadar yer varsa her yere gittim. 1992 yılından bu zamana kadar suya ve gülmeye hasret kaldım" dedi. Ankara'da yaşayan 79 yaşındaki Mustafa Akbıyık, 34 yıldır su içemediğini söyledi. İddiaya göre, 1992 yılında sobalı evlerinde eşiyle birlikte kömürden zehirlendikten sonra sudan tiksinen Akbıyık, sadece çay ve gazoz içebiliyor. Akbıyık, bu probleminin bir an önce çözülmesini istediğini ve suya hasret kaldığını belirterek doktorlardan yardım istiyor. Akbıyık, "Kirada otururken kömürden zehirlendik. Evde bir koku vardı o kokunun içerisinde ben yattım. Sabah oldu kalkamadık, komşu geldi. Komşu, 'bunlar niye hala yatıyor, daha önce hiç bu saate kadar yatmazlar' dedi. Pencereyi açtığında içeriden dışarı pis bir duman çıkmış. Hemen zehirlendiler diye polisi aramış" diye konuştu. "Komadan çıktıktan sonra su içemedim" Hastanede 2 gün komada kaldığını anlatan Akbıyık, "Komadan çıktıktan sonra su içemedim. Eve geldiğimde hala koku vardı. Ondan sonra su içmekte çok zorlandım. Bir yudum içiyorum ama tiksiniyorum. Kendimi kaybediyorum. İlaç içeceğim zaman çocuklar elimi ayağımı tutuyorlar" ifadelerini kullandı. "Suya hasret kaldım, gülmeye hasret kaldım" Pek çok hastaneye başvurduğunu, ama sorunun çözüme kavuşamadığını dile getiren Akbıyık, "Bütün Ankara'da ne kadar hastane varsa, ne kadar yer varsa her yere gittim. 1992 yılından bu zamana kadar suya hasret kaldım ve gülmeye hasret kaldım" dedi. "Ben de mutlu olmak istiyorum" Akbıyık, artık çay dışında da bir şeyler içmek istediğini belirterek "Kola olsun, meyve suyu olsun onları asla içemiyorum. Sadece gazoz ve günde 15 bardak çay içiyorum. Ben de artık yaşamak istiyorum. Şu iki günlük dünyada ben de mutlu olmak istiyorum. Su içeyim, kola içeyim, meyve suyumu içeyim" şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.