Hava Durumu

#Ateş

Yeni Marmara Gazetesi - Ateş haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ateş haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Yüksek Ateşe Dikkat! Haber

Yüksek Ateşe Dikkat!

Kış aylarında yüksek ateşin çocuk acil servislerine en sık başvuru nedenlerinden birisi olduğunu belirten uzmanlar, ateşli nöbetin her çocuğun geçirebileceği bir durum olduğunu, doğru tedbirlerin uygun zamanlarda alınmasının önemli olduğuna dikkat çekiyor. Kış aylarında özellikle çocuklarda yüksek ateş, çocuk acil servisleri ve polikliniklere en sık başvuru nedenlerinden olurken, aileler, ‘havale geçirir mi, kalıcı bir hasar kalır mı’ diye endişe ediyor. Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özge Metin Akcan, yüksek ateşin aslında bir hastalık değil, altta yatan bir hastalığın belirtisi olduğunu belirterek, "Ateş aslında vücudumuzun savunduğunu gösteriyor. Ateş, bir yanıt ateş olduğu zaman da vücut savunmaya geçiyor ve vücuttaki tehlikeyi öldürmeye çalışıyor. Ama bazı durumlar tabii ki daha riskli oluyor. Kalp hastası, akciğer problemi olanlar bunun dışında önemli dediğimiz ciddi bir kansızlık, altta yatan metabolik bir hastalığı, doğuştan gelen bir hastalığı varsa bu durumlarda riskli olabiliyor. Ateş öldürmüyor, ateş kalıcı bir hasar bırakmıyor. Alttan hastalık neyse, o bizi yönlendiriyor. Eğer bir üst enfeksiyon kaynaklı ateş ise üst enfeksiyonu kontrol ettiğimiz zaman, ateşini kontrol ettiğimizde herhangi bir sıkıntı çıkmıyor" dedi. "Ateşli nöbet her çocuğun geçirebileceği bir durum" Yüksek ateşe karşı öncelikle evde yapabileceklere değinen Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Ailelerin en çok korktuğu problem; 'ateşli bir nöbet geçirir mi, nöbet geçirirse çocuğumda kalıcı bir zeka kaybı sorunu kalır mı' bu oluyor. Aslında ateşli nöbet her çocuğun geçirebileceği bir durum. Hastanede, hastanenin kapısından çıkarken veya evde bir çocuk daha ateşi çıkarken de nöbet geçirebiliyor. Bildiğimiz ateşli nöbetlerde çocukta kalıcı bir hasara neden olmuyor. Ateşlenen kişiyi daha ince giydirmek, soğuk suyla değil, ılık suyla yıkayıp vücudun ısısını normale getirmeye çalışmak, yine ateş düşürücüleri doğru, uygun dozda ve uygun zamanlarda kullanmak. Ama ateş bir savunma mekanizması, direkt ateşi düşürmek bizim de işimize gelmiyor, mümkün olduğunca savaşmasını da istiyoruz" şeklinde konuştu. "Kapalı ortamların sık sık havalandırılması gerekiyor" Kapalı ortamlarda daha fazla rahatsızlıkların arttığına dikkat çeken Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Yazın tabii ki hava açık, açık havada geziyor çocuklar. Daha çok dışarı çıkıyorlar, camlar açık havalanıyor, kalabalık ortamlardan daha fazla kaçıyorlar. Ama yine yazın da ateşli hastalıklarımız var. Her mevsimin belli bir virüs, bakteri yükü var. Kış aylarında neden artıyor? Çünkü çocuklarımız kapalı ortamda kalıyor, havalandırma daha azalıyor, bir arada daha fazla oluyorlar. Ne kadar bir arada bulunan insan sayısı arttıkça da hastalıkların yayılımı artıyor. Kapalı ortamların aslında sık sık havalandırılması gerekiyor. Özellikle çok yoğun kalabalık olduğu dönemlerde sık sık havalandırılması gerekiyor. Çocuklarımızın ellerini yıkamalıyız, kendimiz ellerimizi yıkamalıyız. Bu hususa çok dikkat etmemiz gerekiyor. Yine hasta çocukları bu kalabalık ortamlara sokarak virüs yayılımının artmasını sağlıyoruz. Bunlara dikkat ederek, hastaysa birazcık daha çocuğu dinlendirmeye bırakmamız gerekiyor" diye konuştu.

Fabrikasyon üretime 'örs ve çekiçle' direniyorlar Haber

Fabrikasyon üretime 'örs ve çekiçle' direniyorlar

Anadolu'nun derinliklerinden gelen ve yüzyıllardır yankılanan çekiç sesleri, modern dünyanın seri üretim çarklarına karşı direnmeye devam ediyor. Unutulmaya yüz tutan sıcak demir ustalığının son temsilcileri, bin derecelik ateşin karşısında sadece demiri değil, yok olmaya yüz tutan bir kültürü de dövüyor. İzmir'in tarihi Kemeraltı Çarşısı, binlerce iş yerini bünyesinde barındıran, kentin kültürel ve ticari belleğinin en önemli duraklarından biri olarak öne çıkıyor. Pek çok eski mesleğin hâlâ yaşatıldığı çarşı, bu yönüyle İzmir'in vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Tarihi çarşı içindeki asırlık demirci dükkanı ise geçmişten günümüze direnen yapısıyla zamana meydan okumaya devam ediyor. Anadolu'nun pek çok noktasında bir zamanlar çarşıların kalbi sayılan demirci dükkanları şimdilerde sessizliğe bürünse de, mesleğin son ustaları her sabah aynı heyecanla dükkanlarını açıyor. Günün ilk ışıklarıyla beraber körüklerin başına geçen ustalar, kızgın ateşin karşısında ter dökerek demire şekil veriyor. 'Demir tavında dövülür' sözünü hayat felsefesi haline getiren zanaatkar baba Ömer Akdemir ve oğlu Süleyman Akdemir, fabrikasyon ürünlerin piyasayı kuşatmasına rağmen el emeğinden ödün vermiyor ve eserleriyle adeta görsel şölen yaşatıyor. "Bu iş sabır ve zerafet işi" Yarım asırdır örs başında çekiç sallayan emektar ustalar baba Ömer Akdemir ve oğlu Süleyman Akdemir, mesleğin zorluklarını anlattı. Mesleğin sadece bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda bir karakter terbiyesi olduğunu belirten ustalar, "Bizim işimiz sabır işi. Ateş seni yakar, duman seni yorar ama o kızgın demir örsün üzerinde istediğin şekli almaya başladığında tüm yorgunluğun uçar gider. Şimdiki gençler 'zor' diyor ama bu zorluğun içinde büyük bir zarafet ve ruh var" ifadelerini kullandı. Fabrikasyona karşı 'moleküler' direniş Hızlı ve ucuz üretim yapan fabrikaların aksine, sıcak demir ustalarının elinden çıkan ürünler yüzyıllara meydan okuyor. Uzmanlar ve ustalar, el dövmesi ürünlerin moleküler yapısının seri üretime göre çok daha dirençli olduğunu vurguluyor. Ayrıca bu kadim meslek, atık metallerin geri dönüştürülerek yeniden hayat bulmasıyla dünyanın en eski 'çevreci' iş kollarından biri olarak dikkat çekiyor. Demirci dükkanları sanat atölyesine dönüşüyor Sönmeye yüz tutan bu ateş, son yıllarda genç sanatçıların ve tasarımcıların ilgisiyle yeniden canlanıyor. Geleneksel tarım aletleri üretiminden 'demir heykeltıraşlığı' ve 'butik bıçakçılık' gibi alanlara evrilen zanaat, modern atölyelerde sanatla buluşuyor. İnsan elinin değdiği her eserin makineden daha kıymetli olduğunu kanıtlayan son ustalar, körüğün nefesi ve çekicin ritmiyle bu mirası gelecek nesillere aktarmaya kararlı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.