Hava Durumu

#Bağışıklık Sistemi

Yeni Marmara Gazetesi - Bağışıklık Sistemi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bağışıklık Sistemi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Stresle baş etmek mümkün Haber

Stresle baş etmek mümkün

Açıklamasında stresin, insan sağlığını ve yaşam kalitesini çeşitli şekillerde önemli ölçüde etkileyebileceğini ifade eden Dr. Yavuzcan, "Stres, fiziksel sağlığı kardiyovasküler sorunlar, bağışıklık sistemi sorunları, sindirim ve uyku bozuklukları olarak olumsuz etkiler. Stres kan basıncını ve kalp atış hızını artırarak kalp hastalığı riskinin artmasına neden olabilir. Kronik stres bağışıklık sistemini zayıflatarak enfeksiyon ve hastalıklarla mücadeleyi zorlaştırabilir. Stres, irritabl bağırsak sendromu (IBS), ülser ve diğer gastrointestinal problemler gibi sorunlara neden olabilir. Stres genellikle uykusuzluğa veya kalitesiz uykuya yol açar, bu da fiziksel ve zihinsel sağlık sorunlarını daha da kötüleştirebilir" dedi. Dr. Bekir Uğur Yavuzcan, stresin ruh sağlığı ve fonksiyonlar üzerindeki olumsuz yansımalarına da dikkat çekti : "Uzun süreli stres, anksiyete bozuklukları ve depresyon gelişimi için önemli bir risk faktörüdür. Stres hafızayı, konsantrasyonu ve karar verme becerilerini bozabilir. Kronik stres bunalma, sinirlilik ve duygusal dengesizlik duygularına yol açabilir." Stresin sosyal ilişkiler ve genel refah üzerindeki etkilerini de değerlendiren Dr. Yavuzcan, stresin aile, arkadaşlar ve meslektaşlarla ilişkileri zorlayabileceğini, üretkenliği, iş tatminini ve işteki genel performansı etkileyebileceğini, hayattan alınan keyfi azaltarak genel bir memnuniyetsizlik ve mutsuzluk hissine yol açabileceğini ifade etti. Dr. Yavuzcan, bazı gıdaların psikolojik açıdan insan üzerinde olumlu etkiye neden olduğunu kaydetti : "Magnezyum, özellikle koyu yeşil yapraklı sebzeler ve yeşillikler ile kuruyemişlerde bol miktarlarda bulunan vücudumuz ve sinir sistemi için en gerekli minerallerin başında gelmektedir. Sağlıklı bir beyin ve uyku düzeni için vazgeçilmez olarak konumlandırabiliriz. Balık (somon ve uskumru gibi), keten tohumu ve cevizde bulunan omega-3'ler depresyon ve anksiyete belirtilerini azaltmaya yardımcı olabilir. Glutensiz yulaf, kinoa, keten tohumu gibi gıdalar kan şekeri seviyelerini düzenlemeye yardımcı olur ve enerji sağlar. Meyveler ve sebzeler, vitaminler, mineraller ve antioksidanlar açısından zengin olup, genel beyin sağlığını destekler ve oksidatif stresi azaltır. Probiyotikler, yoğurt, pancar suyu, kombucha çayı ve lahana turşusu gibi fermente gıdalar bağırsak sağlığını destekler, bu da ruh halinin iyileşmesi ve stresin azalmasıyla bağlantılıdır. Ölçülü olarak, bitter çikolata stres hormonlarını azaltabilir ve hızlı bir ruh hali artışı sağlayabilir." Ruh sağlığını ve psikolojiyi güçlendiren yaşam tarzı alternatiflerini sıralayan Dr. Yavuzcan, sözlerini şöyle tamamladı: "Düzenli fiziksel aktivite stres hormonlarını azaltabilir ve ruh halini iyileştiren endorfin salınımını tetikleyebilir. Kuvvet antrenmanı egzersizleri ile birlikte her hafta en az 150 dakika orta şiddette aerobik aktivite veya 75 dakika şiddetli aktivite hedefleyin. Farkındalık meditasyonu, yoga ve derin nefes egzersizleri gibi uygulamalar stresi yönetmeye ve zihinsel berraklığı artırmaya yardımcı olabilir. Gece başına 7-9 saat kaliteli uyku almak stres yönetimi için çok önemlidir. Güçlü ilişkiler sürdürmek ve bir destek sistemine sahip olmak strese karşı tampon görevi görebilir ve duygusal refahı artırabilir. Etkili zaman yönetimi, bunalmışlık hissini azaltabilir ve hayatın çeşitli yönlerini dengelemeye yardımcı olabilir. Keyif aldığınız aktivitelerle uğraşmak stresten uzaklaşmanızı sağlayabilir ve genel mutluluğunuzu artırabilir."

Okul başarısının sırrı sağlıkta yatıyor Haber

Okul başarısının sırrı sağlıkta yatıyor

Çocukların hiç hastalanmadığı bir okul yılı hedeflemenin gerçekçi olmayabileceğini dile getiren Uzm. Dr. Kaşlı, sağlıklı alışkanlıklar kazandırarak, aşıları takip ederek ve gerektiğinde çocuk hekimine başvurarak bu dönemin daha sağlıklı ve keyifli geçirilebileceğini vurguladı. Uzm. Dr. Onur Kaşlı, okulların açılmasıyla başlayan yeni eğitim-öğretim dönemi öncesinde ailelere çeşitli tavsiyelerde bulundu. Okulların açılmasıyla birlikte çocuklar için yeniden hareketli bir dönemin başladığını hatırlatan Uzm. Dr. Onur Kaşlı; yeni sınıflar, arkadaşlar, dersler ve sosyal aktivitelerle birlikte ailelerin zihninde benzer soruların oluştuğunu ifade etti. Ailelerin "Çocuğum çok sık hastalanacak mı?", "Bağışıklığını güçlendirmek için ne yapmalıyım?", "Vitamin kullanmalı mıyız?" sorularına yanıt aradığını belirten Kaşlı, bir çocuk hekimi olarak özellikle okulun ilk dönemlerinde bu sorularla sıkça karşılaştığını kaydetti. Okula başlayan çocukların sık hastalanması normal mi? Özellikle kreş ve anaokuluna yeni başlayan çocukların daha sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirdiğini gözlemlediklerini aktaran Uzm. Dr. Kaşlı, çocukların kapalı ortamlarda uzun süre birlikte bulunmasının, yakın temasın ve birçok enfeksiyon etkeniyle ilk kez karşılaşmalarının bunda önemli rol oynadığını dile getirdi. Bu nedenle okulun ilk döneminde geçirilen her nezle veya öksürüğün "Çocuğumun bağışıklığı çok düşük" şeklinde değerlendirilmesinin doğru olmadığını vurgulayan Kaşlı, buradaki asıl hedefin çocuğun hiç hastalanmaması değil; sağlıklı gelişimini desteklemek, hastalandığında doğru şekilde takip etmek ve gereksiz ilaç kullanımından kaçınmak olduğunu belirtti. "Bağışıklık güçlendirici" yerine sağlıklı yaşam Ailelerin en çok merak ettiği konulardan birinin de bağışıklığı güçlendirdiği söylenen vitaminler ve takviyeler olduğunu hatırlatan Burtom Konur Cerrahi Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Onur Kaşlı, çocukların bağışıklık sistemi için yapılabilecek en temel şeylerin yeterli uyku, dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve yeterli sıvı tüketimi olduğunu kaydetti. Her çocuğun rutin olarak çok sayıda vitamin veya takviye kullanmasına gerek olmadığını ifade eden Kaşlı; D vitamini, demir veya diğer desteklerin çocuğun yaşı, beslenmesi, büyüme ve gelişmesi ile ihtiyaçları değerlendirilerek planlanması gerektiğini belirtti. Aşı karnesini kontrol etmeyi unutmayın Okul başlangıcının çocukların aşılarını yeniden gözden geçirmek için güzel bir fırsat olduğuna dikkat çeken Dr. Kaşlı, öncelikle ulusal aşı takvimindeki aşıların tamamlanmış olmasının önemine işaret etti. Uzm. Dr. Kaşlı, bunun yanında çocuğun yaşı, sağlık durumu ve risk faktörlerine göre mevsimsel influenza (grip) aşısı gibi ek aşı seçeneklerinin de çocuk hekimiyle birlikte değerlendirilebileceğini aktardı. Uyku, sandığımızdan daha önemli Yaz tatilinde uyku saatlerinin değişmesinin neredeyse kaçınılmaz olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Kaşlı, okul başladığında çocukların bir anda erken yatıp erken kalkmasını beklemenin her zaman kolay olmadığını söyledi. Yetersiz uykunun yalnızca çocuğun gün içerisinde yorgun olmasına neden olmayacağını belirten Uzm. Dr. Kaşlı; bunun dikkatini, öğrenmesini, davranışlarını ve genel iyilik hâlini de etkileyebileceğini vurguladı. Uzm. Dr. Kaşlı, bu nedenle okul döneminde düzenli ve yaşına uygun sürelerde uykunun, sağlıklı beslenme kadar önem verilmesi gereken bir konu olduğunu ekledi. Kahvaltı ve beslenme çantasına küçük bir dokunuş Çocukların güne mümkün olduğunca kahvaltıyla başlamalarını önerdiklerini dile getiren Burtom Konur Cerrahi Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Onur Kaşlı, okul beslenmesinde mükemmel bir menü hazırlamaya çalışmak yerine sürdürülebilir ve dengeli seçimler yapmanın daha önemli olduğunu söyledi. Meyve, süt ve süt ürünleri, yumurta, tam tahıllı ürünler ve yaşa uygun sağlıklı atıştırmalıkların iyi seçenekler olduğunu belirten Uzm. Dr. Kaşlı; şekerli içecekler ile yoğun işlenmiş ve paketli gıdaların tüketiminin ise mümkün olduğunca sınırlandırılması gerektiğine dikkat çekti. Çoğu zaman unutulan basit bir konunun da su içmek olduğunu hatırlatan Uzm. Dr. Kaşlı, çocukların okulda da düzenli su içmelerinin teşvik edilmesi gerektiğini ifade etti. Okul öncesi çocuk sağlığı kontrolü Okul öncesinde yapılan çocuk sağlığı değerlendirmesini yalnızca "Bir hastalığı var mı?" kontrolü olarak görmemek gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Kaşlı; boy ve kilo gelişiminin değerlendirilmesi, büyüme eğrisinin gözden geçirilmesi, aşıların kontrolü, beslenme ve uyku alışkanlıklarının konuşulması ve gerektiğinde görme veya işitme açısından ileri değerlendirme planlanmasının bu kontrolün önemli parçaları olduğunu kaydetti. Ailelere her zaman çocuğun okul başarısının temelinde öncelikle sağlıklı olması ve kendini iyi hissetmesinin yattığını hatırlattığını belirten Uzm. Dr. Kaşlı, çocukların hiç hastalanmadığı bir okul yılı hedeflemenin gerçekçi olmayabileceğini yineledi. Uzm. Dr. Kaşlı, sağlıklı alışkanlıklar kazandırarak, aşıları takip ederek ve gerektiğinde çocuk hekimine başvurarak bu dönemin daha sağlıklı ve keyifli geçirilmesine yardımcı olunabileceğini sözlerine ekledi. Uzm. Dr. Onur Kaşlı, yeni eğitim döneminin tüm çocuklar için sağlıklı, mutlu ve başarılı geçmesini dileyerek açıklamasını tamamladı.

Uzmanlardan mevsimsel kabusa karşı uyarı Haber

Uzmanlardan mevsimsel kabusa karşı uyarı

Mevsimsel geçişlerin üst solunum yolları üzerindeki etkilerini değerlendiren BURTOM Özlüce Tıp Merkezi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Gülce Ermutlu, "Bahar mevsiminde havada uçuşan polen yoğunluğunun yanı sıra, rüzgar ile havadaki toz akarı miktarı ve yine yağış ile nem seviyesi de yükselmektedir. Bu durum, 'bahar nezlesi' olarak da bilinen solunum yolu kaynaklı alerjik semptomların görülmesini kolaylaştırmaktadır. Aynı zamanda değişken hava şartları ile daha hassas hale gelen bağışıklık sistemi, üst solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanmayı da kolaylaştırmaktadır" dedi. Op. Dr. Ermutlu, bahar nezlesi (alerjik rinit) tablosunda en sık karşılaşılan belirtileri; geniz akıntısı, boğazda takılma hissi, sık hapşırma, burunda sulanma-akıntı, burun ve boğazda kaşıntı olarak sıraladı. Bu ayları daha konforlu geçirmek adına günlük yaşamda alınabilecek bazı basit ama etkili önlemlere değinen Ermutlu, şu tavsiyelerde bulundu; "Polenlerin havada en yüksek miktarda bulunduğu sabah saatlerinde açık havada maske tercih edilmelidir. İç ortamları havalandırma işlemi, polen yoğunluğunun yüksek olduğu sabah saatlerinin dışında yapılmalıdır. Rutubeti ve tozu en aza indirmek için yaşanılan ortamda, özellikle de zamanın büyük kısmının geçtiği yatak odasında gerekli anti-alerjik önlemler alınmalıdır. Dışarıda geçirilen vakitlerin ardından eve gelindiğinde, üzerimize yapışan polen ve tozlardan arınmak için kıyafetler mutlaka değiştirilmelidir." Alerjik semptomların yaşam kalitesini ciddi ölçüde düşürdüğünü ve sıradan bir halsizlik olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Gülce Ermutlu, profesyonel tıbbi desteğin önemine dikkat çekti. Alerji belirtilerinin bazen viral enfeksiyonlarla karıştırılabileceğini belirten Ermutlu, hastaların bir sağlık kuruluşuna başvurması gereken durumları detaylandırarak şunları aktardı; "Alerji yönetimi kişiye özeldir. Komşudan alınan veya kulaktan dolma bilgilerle kullanılan burun spreyleri ve alerji ilaçları, faydadan çok zarar getirebilir, burun mukozasında kalıcı hasarlara yol açabilir. Semptomların baskılanamadığı, nefes darlığının eşlik ettiği ya da belirtilerin enfeksiyonla karıştığı durumlarda vakit kaybetmeden donanımlı bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Gerektiği zaman lokal ve/veya sistemik tedavi seçenekleri, ancak bir Kulak Burun Boğaz uzmanının kontrolü ve yardımıyla değerlendirilmelidir. Doğru teşhis, doğru ilaç kullanımı ve gerekirse uygulanacak immünoterapi (aşı tedavisi) gibi yöntemler için uzman hekim rehberliği hayati önem taşımaktadır."

1 Tatlı Kaşığı Karaciğerinizi Onarıyor! Her Derde Şifa O Besin! Haber

1 Tatlı Kaşığı Karaciğerinizi Onarıyor! Her Derde Şifa O Besin!

Çörek otu, genellikle yemeklerde ve hamur işlerinde kullanılan, küçük siyah tohumları olan bir bitki türüdür. Aynı zamanda Nigella sativa olarak da bilinir. Özellikle Orta Doğu ve Hint mutfağında baharat olarak kullanılan çörek otunun sağlık açısından da çeşitli faydaları bulunmaktadır. Çörek otu, hafif acı ve baharatlı bir tada sahiptir. Antioksidan özellikleri ile bilinen çörek otu, geleneksel olarak çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılırken, son araştırmalar bu faydaların bilimsel olarak da desteklendiğini göstermektedir. Hücreleri serbest radikallerden koruyan antioksidanlar, çörek otu yağında bolca bulunur. Timokinon, bu bileşiklerden biridir ve özellikle akciğer sağlığı için faydalıdır, iltihap önleyici ve karaciğer hasarını önleyici etkileri vardır. Çörek Otu Nasıl Tüketilir? Çörek otunun sık kullanım formu yağ ve toz şeklindedir. Poğaça, börek gibi hamur işlerinin yanı sıra çorba, salata ve mezelere lezzet katmak için kullanılır. Günlük tüketimi 1 çay kaşığı olarak önerilen çörek otunun yağı ise 1 tatlı kaşığı şeklinde tüketilebilir. Yoğurtla Tüketebilirsiniz Çörek otunu yoğurtla karıştırarak tüketebilirsiniz. Bu şekilde tüketildiğinde çörek otunun faydalarından daha etkili bir şekilde yararlanabilirsiniz. Çörek Otunun Faydaları: 1. Beyin fonksiyonlarını destekleyerek bilişsel performansı arttırır.. 2. İçerdiği yağ asitleri ile kalp sağlığını destekler. 3. İltihap önleyici özellikleri vardır. 4. Sindirim sistemi üzerinde olumlu etkileri bulunmaktadır. 5. Bağışıklık sistemini güçlendirir. 6. Cilt sağlığını destekler ve anti-aging etkisi gösterir. 7. Kolesterol seviyelerini dengeleyerek kalp-damar sağlığını korur. 8. Kan şekerini dengeleyici etkisi bulunmaktadır. 9. Anti-bakteriyel özellikleri sayesinde enfeksiyon riskini azaltır. 10. Göz sağlığını destekler ve göz yorgunluğunu azaltır. 11. Kanser riskini azaltıcı etkileri bulunmaktadır

Ağız Sağlığından Solunum Sağlığına.. Karanfilin Dopdoplu Dünyası! Haber

Ağız Sağlığından Solunum Sağlığına.. Karanfilin Dopdoplu Dünyası!

 Karanfil Nedir? Karanfil, Syzygium aromaticum ağacının kurutulmuş çiçek tomurcuklarından elde edilen aromatik bir baharattır. Tatlılardan tuzlulara kadar birçok yemekte kullanılır. Ancak karanfilin gerçek gücü, sağlık üzerindeki şaşırtıcı etkilerinde saklıdır.  Karanfilin Sağlığa Faydaları:  1. Doğal Ağrı Kesici: Öjenolun Gücü Karanfilin içeriğinde bulunan öjenol, güçlü bir ağrı kesici ve anti-inflamatuar bileşendir. Diş ağrısı çekiyorsanız, bir karanfil çiğnemek ağrınızı hafifletebilir. Karanfil, diş hekimlerinin bile önerdiği doğal bir rahatlatıcıdır.  2. Sindirim Dostu Karanfil, sindirim sistemi için harika bir yardımcıdır. Mide bulantısı, gaz ve hazımsızlık gibi sorunları hafifletir. Yemeklerden sonra bir karanfil çiğnemek, sindirimi kolaylaştırır ve mideyi rahatlatır.  3. Bağışıklık Sisteminizi Güçlendirin Karanfil, antioksidanlarla doludur ve bağışıklık sistemini destekler. Hastalıklara karşı vücudunuzu korur ve daha enerjik hissetmenizi sağlar. Özellikle soğuk kış günlerinde, çayınıza birkaç karanfil ekleyerek bağışıklık sisteminizi güçlendirebilirsiniz.  4. Solunum Yollarınızı Rahatlatır Karanfil, soğuk algınlığı ve öksürük gibi solunum yolu rahatsızlıklarına iyi gelir. Karanfil yağı ile yapılan buhar banyoları, tıkanıklığı giderir ve nefes almayı kolaylaştırır.  5. Cildiniz İçin Doğal Bakım Antibakteriyel özellikleri sayesinde karanfil, cilt sağlığını korur. Sivilce ve aknelere karşı etkili bir çözümdür. Karanfil yağı, cildinize parlaklık ve canlılık kazandırır.  6. Kemik Sağlığınızı Destekler Karanfil, kemik sağlığı için gerekli olan manganez minerali açısından zengindir. Düzenli tüketimi, kemik yoğunluğunu artırır ve osteoporoz riskini azaltır.  Karanfille Sağlıklı ve Lezzetli Tarifler Karanfilin faydalarını öğrendikten sonra, onu günlük hayatınıza dahil etmenin zamanı geldi. İşte size birkaç yaratıcı tarif: - Karanfilli Çay: Bir fincan sıcak suya birkaç karanfil ekleyin ve demlenmesini bekleyin. Bal ve limonla tatlandırarak içebilirsiniz. - Karanfilli Kurabiye: Kurabiye hamurunuza bir tutam toz karanfil ekleyerek, tatlılarınıza baharatlı bir dokunuş katın. - Karanfilli Buhar Banyosu: Bir tencere kaynar suya birkaç damla karanfil yağı damlatın ve buharını soluyarak rahatlayın.

Kanser aşısına geri sayım başladı Haber

Kanser aşısına geri sayım başladı

mRNA teknolojisi, son bir kaç yılda tıpta adeta devrim yarattı. Bu teknoloji, koronavirüs pandemisi sırasında birkaç ay gibi kısa bir süre zarfında SARS-CoV-2'ye karşı aşı geliştirilmesini sağladı. Virüs daha agresif mutasyonlar geliştirse bile mRNA teknolojisi ile yeni varyantlara karşı etkili aşılar güncellendi. Nobel Tıp Ödülü'ne layık görülen bu teknoloji çok daha fazlasını başarabilir. Zira mRNA, kanser ile mücadele araştırmalarına yeni ivme kazandırdı. Nobel Tıp Ödülü'nü, Macar asıllı Katalin Karikó ile ABD'li Drew Weissman, COVID-19'a karşı mRNA aşılarının geliştirilmesini sağlayan keşifleri nedeniyle kazandı. KANSER AŞISINA NE KADAR ZAMAN KALDI? Biyoteknoloji şirketi Curevac'ın CEO'su Alexander Zehnder, en geç beş yıl içinde mRNA teknolojisiyle geliştirilmiş kanser aşısını piyasaya sürmeyi hedefliyor. Belirli kanser türlerine karşı etkili olacak aşıların geliştirilmesi, insanlık için önemli bir dönüm noktası olabilir.  Bild am Sonntag gazetesine konuşan Zehnder, 20 yıldır kanser aşıları için araştırmalar yürütüldüğünü, son dönemde kaydedilen ilerlemenin ise "devasa boyutta" olduğunu söyledi. Zehnder, pandemi sırasında çok deneyim kazandıklarını, yapay zekanın da artık mRNA'nın programlamasında yaşanan sıkıntıların çözümlenmesini sağlayacak boyutta geliştiğini anlattı. KANSER AŞISININ YARATACAĞI FARK NE? Kanser aşıları bağışıklık sistemini uyararak vücudun kendi savunma sisteminin özellikle tümör hücreleriyle savaşmasını sağlıyor. Alexander Zehnder, aşıların etsini "Kanserle ilgili ölümcül olan şey büyümeye devam ediyor olması. Kanser aşısı, kanser çoktan metastaz yapmış olsa bile büyümeyi durdurmayı amaçlamaktadır. Böylece kanser, on yıllarca birlikte yaşamaya devam edebileceğiniz kronik bir hastalık haline gelecektir. Kanser artık bir ölüm cezası olmaktan çıkacak" sözleriyle aktardı. AŞI GELİŞTİRME YARIŞI Curevac gibi bir diğer biyoteknoloji şirketi BioNTech de kansere karşı aşı geliştirmek için zamanla yarışıyor. Ekim 2023'ün başında BioNTech, devam eden bir klinik araştırmanın çok umut verici ara sonuçlarını yayımladı. Bu klinik çalışmada, BioNTech'in mRNA kanser aşısı CARVac'ın deneklerde ne ölçüde etkili olduğu test ediliyor. BioNTech CEO'su Uğur Şahin, bu sonuçlar ışığında, kanser aşılarının önümüzdeki yıllarda kullanıma sunulacağı konusunda iyimser olduğunu söyledi. Şahin Der Spiegel'e verdiği bir röportajda "2030'dan önce hastalar için büyük ölçekte bu imkanın sağlanabileceğine inanıyoruz" dedi. Kanser aşılarının uzun vadede geleneksel kanser tedavilerinin yerini alması bekleniyor. Radyasyon ve kemoterapinin kanser hastaları için son derece zor süreçler olduğu dikkate alındığında bu çok önemli bir fark yaratabilir. Curevac'ın CEO'su Alexander Zehnder, kemoterapi ve radyasyonun sadece tümörü değil aynı zamanda sağlıklı dokuları da hedef aldığını ve bu nedenle yan etkileri olduğunu anlatırken "mRNA'da ise bağışıklık sistemi somut olarak tek başına kanserle savaşmak üzere uyarılıyor" bilgisini aktardı. KANSER AŞILARI NASIL ÇALIŞIYOR? T hücreleri, hastalıklı hücreleri yok ederek veya diğer bağışıklık hücrelerini saldırıya teşvik ederek vücudun enfeksiyonlarla savaşmasına yardımcı oluyor. Ancak T hücreleri kanser hücrelerini tanımakta çok güçlük çekiyor. CAR T hücreleri ise bunu yapabiliyor. Avrupa'da CAR T Hücre tedavisine 2018 yılında onay verildi ve şimdilik sadece Lösemi, yani kan kanseri tedavisinde uygulanabiliyor. Ama bu tedavi yöntemi karşılanamayacak kadar maliyetli. Alman Kanser Araştırmaları Merkezi'ne göre üreticiler bir hasta için bağışıklık hücresi üretimi için 320 bin euroya kadar ücret talep ediyor. Bu tedavide, hastanın beyaz kan hücrelerinden, yani enfeksiyona karşı vücudu savunmakla görevli lökositlerden, T hücreleri filtrelenerek alınıyor. T hücrelerinin genetiği değiştirilerek yüzeylerinde kimerik antijen reseptörleri (CAR) adı verilen özel yapılar oluşması sağlanıyor, böylelikle kanseri tanıyan ve onlarla savaşan hücrelere dönüştürülüyorlar. Bu yolla elde edilen CAT T hücreleri hastalara yeniden verildiğinde doğrudan kanserli hücrelere saldırıyorlar. Yani bağışıklık sistemi uyarılıyor, tümör hücreleriyle savaşıyor. Aşılar, CAR T hücreleri tümör hücrelerini bulamadıklarında ya da çok zayıf olduklarında bu süreci destekleyebilir. Burada sadece kanser olunduğunda söz konusu olan Claudin-6 proteini yardımcı oluyor. mRNA teknolojisinin yardımıyla Claudin-6'nın genetik bilgisi kanser hücresine ekleniyor. Bu, tümör hücresinin yüzeyine kenetlenen bir antijen oluşturuyor. Bu da CAR-T hücrelerinin tümör hücrelerini tanımasını ve savaşmasını kolaylaştırıyor. Bugüne kadar modifiye edilen T hücreleri sadece kan kanseri türleri ile mücadele ediyordu. Ancak mRNA teknolojisindeki hızlı ilerleme, löseminin yanı sıra diğer kanser türleri için de etkili ve daha korunaklı tedavilerin gelecekte mümkün olabileceği umudunu güçlendiriyor. Bunlar arasında cilt kanseri, akciğer kanseri, meme kanseri ve pankreas kanserine karşı etkili olması umut edilen aşı çalışmaları yer alıyor.

Yüz Ağdası
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.