Hava Durumu

#Bal

Yeni Marmara Gazetesi - Bal haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bal haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Zonguldak kestane balı Londra ve Paris'ten altınla döndü Haber

Zonguldak kestane balı Londra ve Paris'ten altınla döndü

Zonguldak'ta yaşayan Akosman çifti, 9 yıl önce 40 kovanla başladıkları arıcılık yolculuğunda "Kestane balının diyarı Zonguldak" sözünü uluslararası arenada kanıtladı. Saflık ve kalite göstergesi olan prolin değeri dünya standartlarının üzerinde çıkan Zonguldak kestane balı, önce Londra'da ardından Paris'te düzenlenen uluslararası yarışmalarda iki yıl üst üste ‘altın bal' ödülüne layık görüldü. Kilimli ilçesinde yaşayan 33 yaşındaki Muhammet Akosman, dedesinden ve ailesinden devraldığı arıcılık mesleğini akademik eğitimle birleştirdi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Arıcılık Bölümü'nden mezun olan Akosman, 2016 yılında kendi işletmesini kurdu. Devlet desteğiyle 40 kovanla başladığı üretimini, eşiyle birlikte her yıl büyüttü. Muhammet Akosman, üretim sürecini ve elde edilen başarıyı şu sözlerle anlattı: "Zonguldak bölgesinde kestane balı ve arı ürünleri üreticisiyim. Dededen gelen bir mesleğimizi devam ettiriyoruz. Zonguldak bölgesi endemik bitkiler var. Özellikle kestane balı dünya standartlarının üzerinde bir bal ve kalitesi de bu kadar yüksek. Biz bu balı iyi bir şekilde üretmeye çalışıyoruz. Arıcılığa çok önem veriyoruz. Önem verdiğimiz için en iyi sonuçları elde ettik. 2024 senesinde Londra'da Altın Bal Ödülü almıştık. 2025 üretimi üretimde ise bu sefer Paris'e Uluslararası Bal Yarışması'na katıldık." "İki sene peş peşe ödül almak gurur verici" Akosman, iki yıl üst üste kazanılan altın ödüllerin kendileri ve Zonguldak için büyük bir gurur kaynağı olduğunu belirtti. 2024 yılında Londra, 2025 yılında da Paris'te ödül aldıklarını söyleyen Akosman, "Bu yarışmayla da birlikte yine iki sene iki üst üste altın balı ödülünü almış olduk. Yani bu konuda çok mutluyuz, gururluyuz hatta. 2025 senesinde ürettiğimiz kestane balıyla Paris'e bu sefer yarışmaya katıldık. Yine uluslararası arenada Paris'te altın ödülünü aldık. 2 sene peş peşe altın ödülünü almak, Zonguldak'a bu ödülü getirmek çok güzel. Bizim için çok gurur verici bir olay." "Bu bal antioksidan bakımından çok zengin" Zonguldak kestane balının farkını analiz sonuçlarının net şekilde ortaya koyduğunu vurgulayan Akosman, balın sağlık açısından da çok özel bir ürün olduğuna dikkat çekerek şöyle konuştu: "Bu balı almamızın, bu ödülü almamızın sebeplerinden biri Zonguldak'ın dünya standartlarının üzerinde bir kestane balının olması. Bu bal antioksidan bakımından çok yüksek. Hatta dünya standartlarında en üstün en fazla antioksidan kestane balında var. Bunun yanında kestane balı bağışıklığı yükseltir. Akciğer rahatsızlıklarında ve üst solunum rahatsızlıklarına iyi geldiği bilinmektedir." "Yer altı elması kömür, yer üstü elması kestane balı" Zonguldak'ın hem yeraltı hem de yerüstü zenginliklerine dikkat çeken Akosman, şu ifadeleri kullandı: "Hatta ben her zaman şu cümleyi kullanıyorum. Bizim Zonguldak'ın yeraltı elması kömürse yerüstü elması da kestane balıdır. Yani bu cümleyi her yerde vurguluyoruz. Çünkü Zonguldak bizim için çok değerli. Kestane balımız da değerli. Bu şekilde üretime güzel bir şekilde devam etmeye çalışıyoruz." Bal analizlerinde özellikle prolin ve diastaz değerlerine önem verdiklerini belirten Akosman, elde edilen sonuçları da ayrıntılarıyla paylaştı. Akosman, "Biz tahlile bal gönderdiğimizde analizi okumak çok önemli. Analizde dikkat ettiğimiz konular var. Prolin ve diastaz sayıları. Yani bunlar arının bal attığı değerdir. Yani insanın baldan aldığı faydadır. Bunlar dünya standartlarının çok üstünde çıkıyor bizim kestane balında. Ortalama 1.500 üstü. Hatta Londra'da ödül aldığımızda 1.980 rakamlarını yakaladık. 2025'te ise 1.500 üzeri prolin değerleri 45-50 arası diastaz. Yani baldan aldığımız kalite ve fayda çok üst seviyeler seviyelerde" dedi. "Hedefimiz Zonguldak kestane balını tanıtmak" Geleneksel arıcılıkla modern yöntemleri birleştirdiklerini belirten Akosman, hedeflerini şu sözlerle anlattı: "Biz dededen gelen arıcılığı devam ettiriyoruz. Şu an Muğla Üniversitesi Arıcılık bölümünden mezun oldum. Yani kültürel yöntemle bir yandan şu anki modern arıcılığı birleştirip en kaliteli arı ürünlerini üretmeye özen gösteriyorum. Bundan sonraki sürecimiz Zonguldak kestane balını bir yerlere taşımak, tanıtmak ve diğer arı ürünleriyle birlikte Zonguldak'ta güzel bir marka olmak." Piyasada balda tağşişin yaygın olduğuna da dikkat çeken Akosman, üretim anlayışlarını şu sözlerle ifade etti: "Çünkü biliyorsunuz şu an birçok yerde balda tağşiş yani kalitesizlik çok var. Biz en iyi ürünü üretip kendi çocuklarımıza getirebildiğimiz balları ve arı ürünlerini birçok ailenin sofrasına getirmek. Çünkü kestane balı normal sofralık bir bal değildir. Sabah aç karnına tatlı kaşığı yenen yani sağlık amacıyla tüketebileceğimiz bir üründür. En iyi bir şekilde yapıp arıcılığımızı en iyi bir şekilde balımızı üretip bunu bu şekilde müşterimize ve piyasaya sunmaya çalışıyoruz." Eşi Sevgi Akosman da arıcılığın yaşamlarının merkezinde olduğunu belirterek, şunları söyledi: "Arının içerisindeyiz. Kestane balı üretimi yapıyoruz. Eşimle tanıştığımdan beri arıcılığın içerisindeyim. Gezginci arıcılık yapıyoruz aslında ama asıl mesleğimiz kestane balı. Kestane balının şifalarından biraz bahsetmek istiyorum. Antioksidan etkisi var, bağışıklık etkisi var. O yüzden kestane balını tüm dünyaya tavsiye ediyoruz." Zonguldak kestane balının farkını vurgulayan Sevgi Akosman, iki yıl üst üste alınan ödüllerin önemine dikkat çekerek konuşmasını şöyle tamamladı: "Bizim kestane balımızın diğer kestane bağlarından farkını söylemek istiyorum. 2024 yılında Londra'da 2025 yılında da Paris'te ödül aldık. Dünyanın en iyi kestane balını ürettik. Eşimle birlikte arıcılığı severek yapıyoruz. Tüm kadın üreticilere arıcılığı tavsiye ediyorum. Kadınların yapamayacağı hiçbir şey yoktur."

Üretici bal arılarını yaban hayvanlardan odasında misafir ederek koruyor Haber

Üretici bal arılarını yaban hayvanlardan odasında misafir ederek koruyor

Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesinde bir üreticisi, bal arılarını yaban hayvanlarından korumak için ilginç bir yönteme başvurdu. Üretici, evinin en güzel noktası olan misafir odasını bal arılarına tahsis etti. Beytüşşebap ilçesine bağlı Kovankaya köyünde yaşayan Diril ailesi, bal arılarına gözü gibi bakıyor. Aile, kış aylarında yaban hayvanlardan bal arılarını korumak için evin en büyük odası olan misafir odasını bal arılarına ayırdı. Kapı ve pencereleri kapatıp demir parmaklı bir pencereyi açık bırakan Kemal Diril, bal arılarını üzerini battaniye ve ardından çadırla kapattıktan sonra kışlağa bıraktı. 5 ay boyunca evin en güzel odasında kalacak olan bal arıları ilkbahar aylarında tekrar dışarı çıkarılıp başka yere bırakılacak. Yıllardır burada yaşadığını belirten Kemal Diril, bal arılarına gözü gibi baktığını ve hakiki organik bal ürettiğini ifade etti. Diril, ''Babam kalıyordu burada. Babam ölünce biz buraya yerleştik iki katlı evimiz var. Adından da anlaşılacağı gibi Kovankaya köyü yani karakovan balının üretildiği ilk yer burası. Buradaki bal dünyanın en pahalı balı olarak geçiyor. Kilosunu 10 bin liradan satıyoruz, hiçbir ilaç kullanmıyoruz. Duman dahi vermiyoruz. Doğal kendi halinde balı üretiyor. Geçen yıl ilaç kullandım. Çoğu bal arısı telef oldu bu yıl kullanmadım bir şey olmadı. 40 arılı karavanım var. Hepsine birer isim ve numara verdim. Bazı bal arıları tembel bu yüzden onların oğul vermesini istemiyorum. Yoktan satılıyor burası el değmemiş bölge'' dedi.

"Dünya Birinciliği" Unvanı Kazanan Karakovan Balının Hasadına Başlandı Haber

"Dünya Birinciliği" Unvanı Kazanan Karakovan Balının Hasadına Başlandı

Bitlis'in yüksek rakımlı yaylalarında üretilen ve uluslararası yarışmalarda defalarca "dünya birinciliği" unvanı kazanan karakovan balının hasadına başlandı. Doğal florası, zengin bitki çeşitliliği ve temiz havasıyla bilinen Bitlis yaylalarını mesken tutan arıcılar, yaz boyunca büyük emek verdikleri kovanlardan bal toplamaya başladı. Bitlis'teki arıcılar, doğal şartlarda yetiştirdikleri arılardan elde ettikleri balı, yüzyıllardır süregelen geleneksel yöntemlerle hasat ediyor. Yalnızca doğal peteklerde, katkısız şekilde üretilen Bitlis karakovan balı, hem Türkiye'de hem de dünya çapında büyük ilgi görüyor. Bitlisli arıcılar, bu yılki üretim sezonunun verimli geçtiğini belirterek, özellikle nem oranı düşük ve sıcaklığın dengeli seyretmesinin bal kalitesini artırdığını söyledi. Kilosu yüksek fiyatlardan alıcı bulan Bitlis karakovan balı; aroması, yoğunluğu ve besin değeriyle bölge ekonomisine de önemli katkı sağlıyor. Özellikle ilaçsız ve katkısız üretim yapılan karakovan balları, sağlık açısından da tercih edilen ürünler arasında yer alıyor. Bitlis'in 2 bin 500 rakımlı yaylalarına bırakılan ve arıların binlerce bitki özünden üretilen ve kilosu 3 bin TL olan organik karakovan balı, birçok kesim tarafından da tercih ediliyor. Uzun ve yorucu uğraşlarla verilen emek, büyük sabırlarla beklenilen karakovan balında, bu yıl rekolte de kalitesi gibi yüksek. Bitlisli balcı Serdar Ersan, "Üç defa üst üste altın bal ödüllü karakovan balımızın hasadına başlamış bulunmaktayız. Bu ürünlerimiz bin yıllık geleneğimiz olan eski tip kil ve gübre karışımı kovanlarımızda üretilir. Bulunmuş olduğumuz yaylamızda 2 bin çeşit bitki bulunmaktadır. Bunların 200'ü endemik, yani yöreye has ve başka yerde bulunmayandır. Bu karakovan balımız ekim ve kasım aylarında hasat edilir ve en geç hasadı yapılan baldır. Geçen yıla nazaran bu yıl rekolteden oldukça memnunuz. Bütün üreticilerimize hayırlı bereketli bir sezon dilerim" dedi.

Deli Bala Esprili Satış Haber

Deli Bala Esprili Satış

Rize’de deli balın kontrolsüz tüketimine dikkat çekmek isteyen esnafın bal kavanozuna yazdığı ‘Adami uzatur’ ifadeleri görenlerin ilgisini çekti. Genellikle Karadeniz bölgesinde, özellikle de Türkiye'nin doğu Karadeniz bulunan ve "orman gülü" olarak literatüre geçmiş komar çiçeğinden üretilen deli balın sağımına başlandı. Halüsinojenik ve toksik özellikler taşıyan deli bal faydalarının yanı sıra kontrolsüz tüketimi halinde zararlı da olabiliyor. Küçük dozlarda tüketildiğinde kısa süreli sersemlik, düşük tansiyon, baş dönmesi gibi etkiler oluşturan deli bal yüksek dozlarda ciddi zehirlenmelere yol açabildiği gibi ölümcül de olabiliyor. Bilimsel olarak önerilen bir tedavi yöntemi olmayan deli bal geleneksel bir anlayışla düşük tansiyon, mide rahatsızlıkları ve cinsel gücü artırmak gibi amaçlarla kullanılıyor. Dozu ayarlanmadığı taktirde ise mide bulantısı, kusma, bayılma, kalp ritim bozuklukları gibi rahatsızlıklara yol açıyor. Deli bala esprili satış Deli balın bu özelliklerinden yola çıkan Rizeli esnaf ise işe espri katmak istedi. 21 yıldır balcılık yapan Ali İhsan Yazıcı, deli bal kavanozunun üzerinde olayın ciddiyetini anlatabilmek için ‘Adami uzatur. Reçetesiz satılır’ ifadelerini yer aldığı bir not astı. Görenlerin uzatma terimini boy zannettiği yazının içeriği ise herkesi hem güldürdü hem de düşündürdü. Çünkü Rize ağzı ile yazılan bu yazı ‘Bayıltır’ hatta ‘Öldürür’ anlamı taşıdığını öğrenen herkes olayın ciddiyetini daha iyi anlamış oldu. "Deli bal kahvaltıda tüketlmez" Deli balın kahvaltı ve normal tüketim için uygun olmadığını dile getiren Yazıcı "Bu balımız deli baldır, yaban gülüdür sözlükteki ismi. Bu balın bir özelliği var, tansiyonu direkt sıfıra indiriyor yani bilinçli tüketilmesi lazım. Çok yüksek kesimlerde yaylalarda olur, kullanırken biraz dikkatli olmak gerekiyor. Bu bal ilaçlık olarak tüketiliyor. Kahvaltıda biraz ağırdır yani kahvaltılık değildir. Çok özel, nadide bulunmayan bir baldır. Tansiyon hastalarına öneriyoruz. Direkt tansiyonu sıfıra indirebilir. O yüzden biraz tüketirken dikkatli olmak gerekiyor" ifadelerini kullandı. Deli balın sağlık hassasiyetini espri ile anlatmak istediklerine vurgu yapan Yazıcı "Uzatır da ki mecazımız ise Rize’de ‘2.80 adamı uzatır’ diye bir deyimimiz var. Ona nazire olarak onu yazdık. Bayıltır cinsinden bir anlamı vardır. Merak ediyorlar nasıl uzatıyor diye, bizde diyoruz ‘Ye de görürsün nasıl uzanıyorsun’ diye. Genelde boy uzatır diye lanse ediyorlar işin doğrusu da bizde bir espri katmak istedik balımıza" şeklinde konuştu.

Arıcılıktan kazandıklarıyla üç çocuklarını okuttular, yılda 6 ton bal üretiyorlar Haber

Arıcılıktan kazandıklarıyla üç çocuklarını okuttular, yılda 6 ton bal üretiyorlar

Ordu'dan Kars'a gelerek arıcılık yapan çift, dedelerinden miras kalan geleneği yaşatmanın mutluluğunu yaşıyor. Yılda yaklaşık 6 ton bal üretimi yapan Yaman ailesi arıcılıkla üç çocuklarını okuttu. Kars'a havaların ısınmasıyla birlikte arıcılar da gelmeye başladı. Ordu'nun Fatsa ilçesinden Kars'ın Arpaçay ilçesine bağlı Değirmen Köprü köyüne kovanlarını getiren bal üreticisi Ali Yaman, 21 yıldır dedelerinden kalan mesleği sürdürüyor. Kars'ın zengin florasından dolayı bölgeyi tercih ettiklerini belirten Yaman, yıllardır aynı noktada bal üretimi yaptıklarını kaydetti. Yaman ailesi yılda yaklaşık 6 ton bal üretiyor. "21 yıldır aynı nokta da arıcılık yapıyor" Değirmen köprü köyüne 21 yıldır geldiğini belirten üretici Ali Yaman, "Bu sene 21. senem. Arıcılık bizim dede mesleğimiz. Dedemiz 1975 yılında yine Arpaçay Kuyucuk'ta arıcılık yapmış. O tarihten bu yana biz de bu geleneği sürdürüyoruz. Kars'ın Arpaçay ilçesi Değirmen Köprü köyü, yani Cedere'deyim. Buranın doğası, bitki örtüsü çok güzel, geven, boğa dikeni, kekik gibi bitkiler sayesinde arılar kaliteli bal üretiyor. Bu yüzden bölgeyi bırakmıyoruz. 200'e yakın arı kovanımız var ve yılda ortalama 5 ile 6 ton arasında bal üretiyoruz" dedi. Eşiyle birlikte arıcılık yaptığını ifade eden Seyran Yaman, arıcılıkla çocuklarını okuttuklarını söyledi. Seyran Yaman, "Eşimle birlikte 21 yıldır arıcılık yapıyoruz. Bu meslek sayesinde 3 çocuğumuzu okuttuk. Başka bir gelirimiz yok, sadece arıcılıkla geçimimizi sağlıyoruz" diye konuştu. Öte yandan, Yaman ailesi, hem doğal üretimi, hem de dedelerinden miras kalan geleneği yaşatmanın mutluluğunu yaşıyor. Çift arıların ve kovanların bakımını da birlikte yapıyor. Sabahın erken saatlerinde kovanlarının başına gelen çift, karanlık çökünce dinlenmek üzere kulübelerine geçiyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.