Hava Durumu

#Beslenme

Yeni Marmara Gazetesi - Beslenme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Beslenme haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Sessiz ilerleyen risk:OSTEOPOROZ Haber

Sessiz ilerleyen risk:OSTEOPOROZ

Nilüfer Belediyesi, halk sağlığını yakından ilgilendiren konularda düzenlediği bilgilendirme toplantılarına devam ediyor. Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi'nde gerçekleştirilen "Kemik Erimesi ve Beslenme" başlıklı söyleşiye, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Serpil Altun ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda Uzman Dr. Büşra Yeşil, kemik sağlığını korumanın yollarını anlattı. Konuşmasında hastalığın gelişimindeki risk faktörlerine değinen Dr. Yeşil, toplumdaki yaygın kanının aksine düşük vücut kitle indeksinin kemik sağlığı için bir tehdit oluşturduğunu belirtti. Dr. Yeşil, "Zayıf kişilerde kemiklere binen yük azaldığı için kemik üretimi, kilolu kişilere oranla daha az gerçekleşir" dedi. Erken menopoz, ailede kalça kırığı öyküsü, uzun süreli kortizon kullanımı ve tütün-alkol tüketiminin riskleri artırdığını vurgulayan Yeşil, hastalığın en ağır sonuçlarının kalça kırığı ve omurga çökmesi olduğunu ifade etti. Yapılan araştırmalara göre kalça kırığı yaşayan bireylerin iki yıl içinde yüzde 12 ile 20 arasında ölüm riski taşıdığını belirten Yeşil, bu durumun yaşam konforunu tamamen yok ederek, kişiyi başkasına bağımlı hale getirdiğini ekledi. EGZERSİZİN ÖNEMİ Hastalığı karşı hem korunma hem de tedavi sürecinde egzersizin hayati önem taşıdığının altını çizen Dr. Yeşil, şu tavsiyelerde bulundu: "Sadece kardiyo gibi yük vermeyen egzersizler yeterli değil. Mutlaka ağırlık ve direnç egzersizleri yapılmalı. Kasların kemiklere bir çekme gücü uygulaması, vücuda ‘daha fazla kemik üretmeliyim' mesajı gönderir. Özellikle 50-60 yaş üzerindeki bireylerde düşmeleri engellemek için denge ve koordinasyon eğitimi şart." BESLENME ÖNERİLERİ Beslenme düzeninde kalsiyum, protein ve D vitamini üçlüsüne de işaret eden Dr. Yeşil, günlük kalsiyum ihtiyacının ortalama bin 200 miligram olduğunu hatırlattı. Yağsız süt ve yoğurt tüketiminin önemini vurgulayan Yeşil, "Örneğin 100 gram çedar peyniri tükettiğinizde yaklaşık 720 miligram kalsiyum alırsınız. Bu da günlük ihtiyacınızın yarısından fazlasını tek başına karşılar" dedi. CAM ARKASINDAN GÜNEŞLENMEYİN D vitamininin besinlerle alınamayacağını, sadece cilde doğrudan temas eden güneş ışığıyla sentezlenebileceğini hatırlatan Yeşil, Türkiye'deki güneş açısı nedeniyle saat 12.00-13.00 arasının en verimli zaman dilimi olduğunu ifade etti. Yeşil, cam arkasından güneşlenmenin D vitamini üretimi için yeterli olmadığını belirtti. VÜCUDUMUZA YATIRIM YAPMALIYIZ Osteoporozun sessiz ilerleyen ancak önlenilebilir bir hastalık olduğunu sözlerine ekleyen Yeşil, "Geleceğimiz için vücudumuza yatırım yapmalıyız. Bunu beslenme, egzersiz ve düzenli takiple sağlayabiliriz" diye konuştu.Söyleşinin sonunda katılımcıların sorularını yanıtlayan Dr. Yeşil'i, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Serpil Altun teşekkür etti.

Büyükşehir uzmanlarından Ramazan'da beslenme tavsiyeleri Video Galeri

Büyükşehir uzmanlarından Ramazan'da beslenme tavsiyeleri

     Bursa Büyükşehir Belediyesi'nde görevli Diyetisyen Dr. Nilgün İstek, Ramazan ayının gelmesi ile birlikte vatandaşların beslenmesine ilişkin tavsiyelerde bulundu.      Bursa Büyükşehir Belediyesi, Ramazan ayında da vatandaşlara yönelik ücretsiz sağlıklı beslenme danışmanlığı hizmetini sürdürüyor. Ücretsiz diyetisyen hizmeti kapsamında sağlıklı, yeterli, dengeli ve bilinçli beslenme adına yol gösteriliyor. Destek kapsamında yaşam kalitesini arttırmaya yönelik çalışmalar yapılırken, buna uygun beslenme programları oluşturuluyor. En kritik öğün, sahur      Bursa Büyükşehir Belediyesi'nde görevli Diyetisyen Dr. Nilgün İstek, Ramazan ayının manevi yönünün yanında beslenme alışkanlıklarının da yeniden şekillendiği bir dönem olduğunu söyledi. Ramazan ayında en kritik öğünün sahur olduğunu belirten Dr. Nilgün İstek, sahur yapılmadığı takdirde gün içerisinde halsizlik, baş ağrısı, dikkat azalması gibi sorunlar yaşanabileceğini ifade etti. Sahur nasıl yapılmalı?      Doğru bir sahurun yapılmasının da bu tür etkileri ortadan kaldırabileceğini anlatan Dr. Nilgün İstek, "Sahurda tam buğday unu, tam tahıllı ekmek gibi karbonhidratların yanında yumurta, peynir, yoğurt gibi sağlıklı ve proteinli besinler tüketilebilir. Aynı zamanda zeytin, ceviz, badem, fındık gibi sağlıklı yağların alınması da faydalı olur. Sahurda şekerli gıdalar, tuzlu yiyecekler, salamuralar mümkün olduğunca az tüketilmeli. Böylece gün boyunca çabuk acıkma veya çabuk susama gibi durumları en aza indirebiliriz" dedi. İftarda nelere dikkat edilmeli?      İftarda ise en önemli noktanın kademeli beslenmek olduğunu dile getiren Dr. Nilgün İstek, "Uzun süreli açlıktan sonra iftar saatinde birdenbire çok ağır ve yağlı yiyecekler yemek sindirim sistemi problemlerine yol açabilir. Özellikle kronik hastalığı olanlar dikkat etmelidir. Öncelikle suyla oruç açılmalı, bir veya iki adet hurma ve zeytinle devam edilmelidir. Çorba içtikten sonra ise doğrudan ana yemeğe geçilmemeli. 10-15 dakika kadar ara verdikten sonra ana yemeğe geçilmelidir. Bu, sindirimin daha da rahatlamasına yardımcı olacaktır. Ayrıca ara vermek tokluk sinyallerinin oluşmasını sağlar. Aşırı yemek yemenin önüne geçilmiş olur. Kan şekerinin de hızlı yükselmesini engeller. Bu, daha kontrollü bir metabolizma açısından önemlidir" diye konuştu. Ramazan'da sıvı tüketimi önemli      Oruç döneminde sıvı dengesinin sağlanmasının da önemli olduğunu vurgulayan Dr. Nilgün İstek, yeterli miktarda su alınmadığı durumda baş ağrısı, dikkat azalması, halsizlik ve sindirim sistemi problemleri yaşanabileceğini anlattı. Suyu da zamana yayarak iftar ile sahur arasında tüketmek gerektiğini söyleyen Dr. Nilgün İstek, "Çay ve kahvenin, su yerine geçmeyeceği bilinmelidir. Yiyeceklerdeki demirden daha iyi yararlanabilmek için çay ve kahvenin yemekten yaklaşık bir saat sonra tüketilmesini tavsiye ediyoruz. Ayrıca Ramazan ayında hareket etmek de çok değerlidir. İftardan yaklaşık bir saat sonra yapılacak fiziksel aktivite, sindirimin rahatlamasına, kan şekerinin dengelenmesine ve kilo kontrolüne yardımcı olacaktır. Kronik hastalığı olanlar özellikle oruç tutma dönemi öncesinde doktora ve diyetisyene danışmalıdır" dedi.

Osmangazi’de “Sporcu Ebeveyni Olmak” Haber

Osmangazi’de “Sporcu Ebeveyni Olmak”

Osmangazi Belediyesi ile Osmangazi Kent Konseyi tarafından düzenlenen “Sporcu Ebeveyni Olmak” paneli, Altınova Spor Tesisleri’nde yapıldı. Etkinlikte, sporcu çocukların fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişiminde aile desteğinin önemi vurgulandı.Panelin moderatörlüğünü Mehmet Ali Ekmekçi üstlendi. Konuşmacılar arasında Türk Milli Takımı ve Bursaspor’un eski kaptanlarından Sedat Özden ile Adnan Örnek yer aldı. Ayrıca Uzman Gelişim Psikoloğu Yaren Evinç ve Diyetisyen Ceren Evinç de değerlendirmelerde bulundu. Konuşmalarda, spor yapan çocukların yalnızca performanslarının değil, karakter gelişimlerinin de desteklenmesi gerektiği ifade edildi. Ailelerin beslenme, sağlık takibi ve psikolojik destek konularında bilinçli hareket etmesinin önemine dikkat çekildi. Spor sürecinde antrenör-aile iş birliğinin gerekliliği de öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Panelde ayrıca, Türkiye’de bazı ailelerin eğitim kaygısıyla çocuklarının spor hayatını belirli bir aşamadan sonra sonlandırdığına değinildi. Uzmanlar, spor ile akademik eğitimin birlikte sürdürülebileceğine yönelik görüşlerini paylaştı.Etkinliğin sonunda Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı, Osmangazi Belediyesi Meclis Üyesi Bülent Akça ve Osmangazi Kent Konseyi Genel Sekreteri Mutlu Çınar tarafından moderatör ve konuşmacılara teşekkür belgesi verildi. Konuşmacılar da organizasyona katkı sunan kurumlara teşekkür etti.

Uzmanlar uyarıyor: Grip vakalarında ciddi artış Haber

Uzmanlar uyarıyor: Grip vakalarında ciddi artış

Gribin sıradan bir halsizlikle karıştırılmaması gerektiğini vurgulayan BURTOM Özlüce Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Sevgican, "İnfluenza, basit bir soğuk algınlığı değildir. Daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen bu hastalıkta, erken belirtilerin fark edilmesi, geç kalmadan hekime başvurulması ve korunma yollarının bilinmesi büyük önem taşır" dedi. Dr. Ufuk Sevgican, çocuklarda en sık görülen belirtilerinin yüksek ateş, halsizlik, bitkinlik ve iştahsızlık, baş, boğaz, kas ve eklem ağrıları, burun akıntısı, tıkanıklığı ile öksürük olduğunu belirtirken, küçük çocuklar ve bebeklerde ise; ishal ve huzursuzluk gibi sindirim sistemi belirtileri, emmede azalma, kusma, sürekli ağlama ve huzursuzluğun gribin habercisi olabileceğini kaydetti. Belirtilerin görülmesi durumunda mutlaka bir hekime başvurulması gerektiğini hatırlatan Sevgican, tedavinin temelinin "destekleyici bakım" olduğunu ifade ederek şunları söyledi; "Bol sıvı alımı ve yeterli istirahat iyileşmenin anahtarıdır. Ateş düşürücüler doktor önerisiyle ve doğru dozda kullanılmalıdır. Gerekli durumlarda antiviral ilaçlar reçete edilebilir. Grip virüs kaynaklı olduğu için antibiyotikler rutin olarak kullanılmaz; ancak bakteriyel bir enfeksiyon eklenirse tercih edilir. Çocuğun bulunduğu oda düzenli olarak havalandırılmalıdır. Uzmanlar, influenzadan korunmanın en etkili yolunun grip aşısı olduğunu vurgulamaktadır. Özellikle risk grubundaki çocukların her yıl aşılanması önerilir. El hijyenine dikkat edilmeli, hasta kişilerle temas edilmemeli ve kalabalık ortamlarda maske kullanılmalıdır. Bağışıklığı güçlendirmek için sağlıklı, dengeli ve doğal beslenme ile yeterli uyku çok önemlidir. Salgın dönemlerinde kapalı ve kalabalık ortamlardan kaçınılmalı, yaşam alanları sık sık havalandırılmalıdır."

Bayramda Sağlıklı Beslenmenin Püf Noktaları Haber

Bayramda Sağlıklı Beslenmenin Püf Noktaları

Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, bayramda sağlıklı beslenmenin püf noktalarına dikkat çekerek, sofralarda yemek konusunda ‘aşırı ısrarcı tutumlarla’ başa çıkmanın önemine vurgu yaptı.   "Bayram sofraları sevdiklerinizle keyifli anlar paylaşmanın bir parçası olsa da aşırı ve dengesiz beslenme mide rahatsızlıklarından kan şekeri dalgalanmalarına kadar birçok sağlık sorununa yol açabilir" diyen Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Diyetisyeni Banu Özbingül Arslansoyu, bayramda sağlıklı beslenmenin püf noktalarına dikkat çekti.  "Bayram sevinciniz gölgelenebilir"  Sofralarda yemek konusunda ‘aşırı ısrarcı tutumlarla’ başa çıkmanın önemine vurgu yapan Diyetisyen Özbingül Arslansoyu, "Bayram sofralarında dengeli beslenme zorlaştı. Bu durum gaz, şişkinlik, hazımsızlık, mide bulantısı, baş ağrısı, şeker ve tansiyon yükselmesi gibi sağlık sorunlarına yol açarak bayram sevincini gölgeleyebilir" dedi.  Arslansoyu, bayram sofralarında uzun süre vakit geçirmenin farkında olmadan fazla yemek tüketimine yol açabileceğini belirterek, bu nedenle besin seçiminde dikkatli olunması ve porsiyon kontrolüne özen gösterilmesi gerektiğini vurguladı.  "Hafif bir kahvaltı ile güne başlayın"  Bayram sabahına hafif bir kahvaltıyla başlanması gerektiğini belirten Arslansoyu, "Kahvaltı öğünü kesinlikle atlanmamalı, ziyaretlere aç karnına gidilmemeli" dedi. Gün içinde geleneksel tatlılar ikram edileceği için kahvaltıda reçel, şeker gibi tatlı besinlere yer verilmemesi gerektiğini anımsatan Arslansoyu, "Salam, sosis, sucuk gibi işlenmiş et ürünlerinden kaçınılmalı; bunun yerine süt, tam tahıllı ekmek, peynir, yumurta ve bol mevsim sebzesi ile güne başlanmalı" dedi.  "Besinleri iyice çiğneyin"  Besinlerin iyice çiğnenmesi ve sofradan aceleyle kalkılmaması gerektiğini de vurgulayan Arslansoyu, "Bayram ziyaretlerine aç karnına gitmekten kaçınılmalı, aksi halde enerji yoğunluğu yüksek besinler fazla tüketilebilir" dedi.  Öğle ve akşam yemeklerine dikkat  Öğle ve akşam yemeklerinde sağlıklı besinlere yer verilmesi gerektiğini belirten Arslansoyu, mutlaka zeytinyağlı sebzeler ve salata tüketilmesi gerektiğini belirtti. Ana yemeklerin hazırlanışına da dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Diyetisyen Arslansoyu, "Fırın, ızgara, buğulama veya haşlama yöntemleri tercih edilmeli" ifadelerini kullandı.  "Hafif tatlıları tercih edin"  Tatlı seçiminde ise şerbetli ve ağır tatlılar yerine daha hafif alternatiflerin tercih edilmesini öneren Arslansoyu, sütlü veya meyveli tatlılar tüketilmesini tavsiye etti. Tatlılara tarçın eklenmesinin faydalarına da değinerek "Tarçın, tatlı bir baharat olduğu için besinin daha tatlı hissedilmesini sağlar ve enerji yoğunluğu düşüktür. Aynı zamanda kan şekerini dengeleyerek iştah kontrolüne yardımcı olur" diye konuştu. 

Bayramda aşırı yeme alışkanlıklarından kaçının Haber

Bayramda aşırı yeme alışkanlıklarından kaçının

Ramazan ayı sonrası sağlıklı beslenmenin önemine dikkat çeken uzmanlar, ani şekilde eski yeme alışkanlıklarına dönüşün metabolizmayı olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor. Uzmanlar, bayramda dengeli ve dikkatli beslenmeye dikkat edilmesi gerektiği konusunda uyarıyor.   Ramazan ayının ruhen ve bedenen arınma fırsatı sunduğunu belirten uzmanlar, oruç tutmanın vücuda sağladığı faydaların sürdürülebilmesi için bayramda dikkatli beslenmenin önemine dikkat çekiyor. Uzmanlar, eski yeme alışkanlıklarına ani dönüşlerin ciddi metabolik sorunlara yol açabileceği konusunda uyarırken, dengeli beslenmenin ve doğru alışkanlıkların, bayram sürecinde doğru uygulanması gerektiğini vurguluyor.  "Yeterli ve dengeli beslenmek bayramda oldukça önemli"  Ramazan ayının bedenen ve ruhen arındığımız bir ay olduğunu belirten Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Uzm. Dyt. Pelin Onar, "Orucun vücudumuz için çok yararlı etkileri var. Vücudumuz için çok önemli bir detokstur oruç. Bu yararlı etkilerin sürdürülebilmesi için Ramazan'dan sonra bayram sürecinde de doğru beslenmek oldukça önemli. Yeterli ve dengeli beslenmek bayramda oldukça önemli. Tabii yeterli beslenmenin bayramı, günü, ayı olmaz. Sağlıklı kalabilmek için mutlaka yeterli ve dengeli beslenmeliyiz ama yaklaşık 30 gün kısıtlı yediğimiz ve kısıtlı içtiğimiz bir dönemden sonra bir anda eski yemek yeme alışkanlıklarımıza dönersek vücudumuzda bazı metabolik sıkıntılar oluşabilir. En yaygın gördüğümüz şeyler kan şekerinin yükselmesi, karaciğer yağlanması, en hızlı gördüğümüz komplikasyonlar bulantı, kusma, reflü, kabızlık ve çarpıntı şikayetleri. Şu konuda uyarmak isterim; Ramazan Bayramında acile bulantı, kusma, gaz sancısı, reflü şikayetiyle gelen kişi sayısında her zaman artış oluyor. Bu nedenle beslenmemize, eski beslenme alışkanlıklarımıza yavaş yavaş dönmemiz gerekiyor. Mutlaka öğünlerimizi az az sık sık olacak şekilde tüketmeli, çok iyi çiğnemeli. Asla hızlı yemek yememeliyiz" dedi.  "Hiçbir şekilde Ramazan'dan sonra gece kalkıp yemek yememeliyiz"  Beslenme uzmanı olarak Ramazan'dan sonra gördükleri bir sıkıntı olduğunu söyleyen Uzm. Dyt. Pelin Onar, "Biz bir ay boyunca sahurda kalkıp yemek yiyoruz. Ve bir süre sonra vücut aslında buna adapte oluyor. Ramazan'dan sonra bazı kişilerde gece açlığı oluyor. Bu kişiler eğer gece kalkıp yemek yemeye devam ederlerse bu kişilerde gece yemek yeme davranış bozukluğu oluyor. Bu konuda da çok uyarmak isterim. Hiçbir şekilde Ramazan'dan sonra gece kalkıp yemek yememeliyiz. Bunu sağlamak için de sabah kahvaltısından akşam yemeğine kadar hiç öğün atlamadan öğünlerimizi yemeliyiz. En son akşam yemeğimizi 6-7 olacak şekilde düzgün ve tam şekilde beslenirsek vücudun açlık atakları engellenmiş olur" şeklinde konuştu.  "Ramazan Bayramının ilk günü hafif bir kahvaltı öneriyoruz"  Ramazan'da bazı besin gruplarının kısıtlı yenildiğini çünkü zaman kısıtlı olduğu için yenilen öğün sayısının azaldığını belirten Pelin Onar, "Ramazan'dan sonra bayramda ilk öğün kahvaltıdan itibaren biz bunu arttırmak istediğimizde vücudun adaptasyon mekanizmaları gelişene kadar bazı sıkıntılar oluyor. Yine Ramazan'dan normal besine geçerken yapılan hatalardan bazısı, işte bir ay boyunca kısıtlanmış, insan psikolojisi gereği Ramazan'ın ilk gününden itibaren herkes çok fazla yemek yemek istiyor. İştahı artıyor, daha yağlı, daha şekerli beslenmek istiyor. Bu durum hem karaciğerimizi hem de kan şekerimizin yükselerek metabolizmamızın yorulmasına sebep olan bir şey. Bunu engellemek için önemli olan Ramazan Bayramının ilk gününe güzel bir kahvaltı ile başlamak. Biz Ramazan Bayramının ilk günü hafif bir kahvaltı öneriyoruz. Hafif kahvaltıyı açacak olursak; hafif kahvaltı bizim için kıymetli besin gruplarının yer aldığı, proteinden ve posadan zengin ama şekerden ve yağdan fakir bir kahvaltıdır. Ne yiyebiliriz bu kahvaltıda derseniz, tok tutması açısından ve protein ihtiyacımızı karşılaması için yumurta, özellikle haşlanmış olmasını isteriz. Az tuzlu ve az yağlı beyaz peynirler, yağlı tohumlar, sebze ve meyveler, özellikle artık bahara geldik, hani taze sebze ve meyve bulmak artık daha kolay. Bu sebzelerden yapabileceğimiz yağsız salatalar ya da söğüşler, ekmeğimizin de tam tahıllı olması önemli. Kahvaltılarımızda hamur işlerine, tatlılara, kızartılmış ya da kavrulmuş besinlere, salam sucuk gibi ısıl işlem görmüş besinlere yer vermememiz gerekiyor" ifadelerini kullandı.  "Ziyaretlere evimizde yemeğimizi yemiş olarak gitmemiz gerekiyor"  Ramazan Bayramında yapılan hataya değinen Uzm. Dyt. Pelin Onar şöyle devam etti: "Kahvaltımızı yaptık. Bayram ziyaretlerine gideceğiz. Şimdi insanlar diyorlar ki hocam biz zaten ikramlık yiyeceğimiz için ekstra kalori almamak için evden aç gidiyoruz. Evde bir şey yemiyoruz. Böylece eksik kalori almış oluyoruz. Aslında bu çok yanlış. Çünkü siz bir eve aç gittiğiniz zaman önünüze konan şekerli ve yağlı yiyeceklere karşı durma ihtimaliniz düşüyor. Onları reddetme ihtimaliniz düşüyor. Öyle olunca biz mutlaka ziyaretlere evimizde yemeğimizi yemiş olarak gitmemiz gerekiyor. Öğle yemeğinde yine proteinden zengin ve salatası olan bir menü olursa ve bu şekilde ziyaretlere gidersek, akşam yemeğe biraz daha hafif, daha az proteinli ama taze sebzelerden, zeytinyağlı yemeklerden yapılmış ya da çorbayla beraber bir öğün ayarlanırsa yine tüm gün yeterli ve dengeli beslenmiş olabiliriz. Biz beslenme uzmanları, bize gelen danışanlara öneri yaparken önerilerimizin çok gerçekçi olmasına dikkat ederiz. Çünkü öneri yapmak değil, yapılabilen, uygulanabilen önerileri yapmak önemli. Şimdi hiçbir beslenme uzmanı gidip de bir kişiye Ramazan Bayramı boyunca tatlı yemeyeceksin diyemez. Çünkü dese bile bu uygulanabilir bir şey değil. Bizim geleneklerimizde bayram ikramlıklarımız, özellikle şerbetli hamur tatlılarından, yağlı, zeytinyağlı sarmalardan ve su böreklerinden oluşuyor. Ne yapabiliriz? Önümüze gelen ikramlıklardan ya tadım yaparız, bitirmemek şartıyla ya da bir tanesini seçip sadece onu yeriz. Ve mutlaka ev sahibinin ısrarları karşısında da dirençli durmamız gerekiyor."  "Günlük 3 fincan kahve ya da çayı geçmeme konusunda dikkatli olalım"  Ramazan boyunca az su içme ve vücudun susuz kalmasının çok yaygın görülen bir durum olduğunu ifade eden Pelin Onar, "Ramazan Bayramında en önemli şeylerden bir tanesi vücudun su ihtiyacını karşılamak. Yaklaşık 2-2,5 litre su içmek bizim için yeterli. Saat başı bir bardak su içilse, vücut ihtiyacını karşılar. Yine ikramlar sırasında çay, kahve ikramı olacak. Çay, kahveyi unutmayalım, kafein içeriği nedeniyle vücuttaki suyu dışarı atarlar. Günlük 3 fincan kahve ya da çayı geçmeme konusunda dikkatli olalım. Herkese sağlıklı, mutlu, huzurlu bir bayram dilerim" diye konuştu. 

Bayramda Beslenme Konusunda Dikkat Edilmesi Gerekenler! Haber

Bayramda Beslenme Konusunda Dikkat Edilmesi Gerekenler!

 Ramazan ayında uzun süren açlık ve susuzluk döneminin ardından, bayramda ani ve yoğun besin tüketimi vücutta çeşitli sağlık sorunlarına yol açabileceğine belirten Diyetisyen Daye Nur Gök, özellikle ilk gün hafif ve dengeli bir kahvaltı tabağı ile güne başlamanın önemli olduğunu söyledi.  Uzun süreli açlığın ardından birdenbire aşırı miktarda ve ağır yiyecekler tüketmenin, hazımsızlık, şişkinlik, karın ağrısı gibi sorunlara neden olabileceği belirtildi. Özel Megapoint Hastanesi Diyetisyeni Daye Nur Gök'te, Ramazan sonrası vücudun yeni beslenme düzenine sağlıklı bir şekilde adapte olabilmesi için önerilerde bulundu. Diyetisyen Gök, Ramazan ayında yavaşlayan metabolizmanın bayramla birlikte hızlı bir değişime girdiğini belirterek, bu süreçte özellikle sindirim sisteminin zorlanabileceğine dikkat çekti.  Bayramda beslenme konusunda dikkat edilmesi gereken temel noktalara değinen Gök, "Kahvaltı öğününü atlamayın. Ramazan boyunca değişen yeme düzeninin ardından, bayram sabahı hafif ve dengeli bir kahvaltı ile güne başlamak önemlidir. Aşırı yağlı ve hamurlu yiyeceklerden kaçınılmalı, peynir, zeytin, yumurta, tam buğday ekmeği gibi besinler tercih edilmelidir" dedi.  "Lifli gıdaların tüketimine özen gösterilmelidir"  Bayram ziyaretlerinde sunulan ikramlıklardan tadına bakmanın kültür açısından önemli olduğuna da dikkat çeken Gök," Ancak porsiyon kontrolüne dikkat etmek gereklidir. Özellikle tatlı ve hamur işi gibi yüksek kalorili besinlerin tüketimi sınırlandırılmalıdır. Uzun süren açlık sonrası mideyi yormamak için ana öğünlerde aşırıya kaçmak yerine, gün içinde 2-3 saat arayla küçük ve hafif ara öğünler tüketmek daha sağlıklı olacaktır. Sindirim sisteminin düzenlenmesine yardımcı olan lifli gıdaların tüketimine özen gösterilmelidir. Sebze, meyve, tam tahıllı ürünler ve kuru baklagiller sofralarda bulundurulmalıdır" diye konuştu.  "Asitli ve aşırı şekerli meyve sularından uzak durulmalı"  Sıvı tüketiminin öneminin altını da çizen Gök," Ramazan ayında azalan sıvı tüketimi bayramda da devam etmemelidir. Günde en az 2, 2.5 litre su içmeye özen gösterilmeli, asitli içeceklerden ve aşırı şekerli meyve sularından uzak durulmalıdır. Bitki çayları da sıvı ihtiyacını karşılamak için iyi bir alternatiftir. Bayramın vazgeçilmezlerinden olan tatlılar, içerdiği yüksek şeker ve yağ nedeniyle dikkatli tüketilmelidir. Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar tercih edilebilir ve porsiyonlar küçük tutulmalıdır. Yavaş yemek yemek, tokluk hissinin daha çabuk oluşmasına yardımcı olur ve aşırı yeme isteğini azaltır. Bu nedenle öğünler yavaş yavaş ve iyice çiğnenerek tüketilmelidir. Bayramda sadece yemek yemek yerine, hafif tempolu yürüyüşler gibi açık hava aktiviteleri yapmak hem sindirime yardımcı olacak hem de metabolizmayı hızlandıracaktır" şeklinde konuştu.  Bayramın keyfini çıkarırken sağlığı da korumanın mümkün olduğuna vurgu yapan Gök,bu önerilere dikkat ederek vücudun Ramazan sonrası döneme daha kolay adapte olabileceğini, özellikle kronik rahatsızlıkları olan bireylerin ve yaş almışların beslenme konusunda daha dikkatli olmaları gerektiğini sözlerine ekledi.   

Beslenme ve Diyet Uzmanı Hande Soydemir,:“Önce sebze, ardından protein, en son karbonhidrat” Haber

Beslenme ve Diyet Uzmanı Hande Soydemir,:“Önce sebze, ardından protein, en son karbonhidrat”

Beslenme ve Diyet Uzmanı Hande Soydemir, yemekleri belirli bir sırayla yemenin kan şekerini dengelemeyi ve kilo kontrolünü sağladığını söyledi. Buna göre önce lifli gıdaların, ardından proteinlerin ve en son olarak da karbonhidratların yenilmesini tavsiye etti.   Yemek yeme sıralamasının tokluk mekanizması ve kilo verme süreci üzerindeki etkileriyle dikkat edilmesi gereken önemli bir konu olduğunu vurgulayan Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hande Soydemir “Yapılan bilimsel araştırmalar, yemekleri belirli bir sırada tüketmenin kan şekerinin dengelenmesine, tokluk hissinin uzatılmasına ve kilo kontrolünü kolaylaştırılmasına yardımcı olduğunu göstermektedir” dedi.  Öncelikle lifli gıdaları tüketmek, daha sonra proteinlere ve en son karbonhidratlara yer vermenin sıralamada en etkili yöntem olduğuna dikkat çeken Diyetisyen Soydemir bu sıralamanın, kan şekerindeki ani yükselişleri önlerken sindirimi daha yavaş ve kontrollü hale getirdiğini söyledi. Sebzeler ve tam tahıllar gibi lifli gıdaların mideyi doldurarak tokluk hissinin erken başlamasına yardımcı olduğunu; proteinlerin ise sindirimi yavaşlatarak uzun süre tokluk sağladığını belirten Diyetisyen Soydemir en son tüketilen karbonhidratların ise bu denge sayesinde kan şekerini ani bir şekilde yükseltmeden enerji verdiğini dile getirdi.  “Kan şekerini düzenler, kilo kontrolü sağlar”  Bu yöntemin pratikteki uygulamasına örnek veren Diyetisyen Soydemir “Bir öğünde önce sebze yemeği veya salata gibi lif açısından zengin gıdalar tüketilebilir. Ardından protein kaynağı olan tavuk, balık, yumurta ya da et tercih edilebilir. En son ise pilav, makarna veya ekmek gibi karbonhidrat içeren gıdalar yenmelidir” dedi.  Bu sıralamanın faydalarının sadece kan şekerini düzenlemekle sınırlı olmadığının altını çizen Diyetisyen Soydemir “Aynı zamanda kilo kontrolüne de katkı sağlar. Kan şekerindeki ani dalgalanmaları önlediğiniz zaman, vücut daha az insülin salgılar. Daha az insülin salgılanması, yağ depolanmasını azaltarak kilo alımını zorlaştırır. Bunun yanında, mide boşluğunun daha uzun süre dolu kalması, gereksiz atıştırmaların ve fazladan kalori alımının önüne geçer” diye konuştu.  “Lifli gıdalar önce yenilirse, karbonhidratların sindirimini yavaşlatır”  Bir başka önemli konunun ise yemek sıralamasının sindirim sırasındaki etkileri olduğuna değinen Diyetisyen Soydemir lifli gıdalar öncelikle tüketildiğinde, mide ve bağırsaklarda bir bariyer oluşturarak karbonhidratların sindirimini yavaşlattığını, bunun da hem diyabet hastaları hem de insülin direnci olan bireyler için büyük bir avantaj sağladığını anlattı.  Her bireyin metabolizmasının farklı işlediğini hatırlatan Diyetisyen Soydemir “Bu bilgiler genel bir öneri niteliğindedir. Herkeste aynı etkiyi oluşturacağını söyleyemeyiz. Dolayısıyla, bireysel ihtiyaçlarınızı anlamak ve buna uygun bir beslenme planı oluşturmak için bir diyetisyenden destek almalısınız” dedi.  Soydemir, sağlıklı bir yaşam sürmek için yemek yeme sıralamasına dikkat etmenin, hem kısa hem de uzun vadede çok faydalı bir alışkanlık olduğunu; daha dengeli ve bilinçli bir öğün planlaması ile hem fiziksel sağlık hem de yaşam kalitesinin artacağını sözlerine ekledi. 

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.