Hava Durumu

#Böbrek

Yeni Marmara Gazetesi - Böbrek haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Böbrek haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Organlarıyla 4 kişiye umut oldu Haber

Organlarıyla 4 kişiye umut oldu

Tadavi gördüğü İnegöl Devlet Hastanesi yoğun bakım ünitesinde beyin ölümü gerçekleşen 62 yaşındaki Abdulaziz Çakmak'ın yakınları örnek bir duyarlılık göstererek organ bağışına onay verdi. Bunun üzerine Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi ve Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesinden gelen uzman ekiplerce İnegöl Devlet Hastanesi'nde organ alımı gerçekleştirildi. 2 böbrek, 1 karaciğer ve korneası ekiplerce alınarak Bursa ve Ankara'daki hastalara nakledildi. İnegöl Devlet Hastanesi resmi sosyal medya hesabından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Hastanemiz genel yoğun bakım ünitesinde tedavi görmekte olan 62 yaşındaki Abdulaziz Çakmak'ın beyin ölümü gerçekleşmesi sonucu yakınlarıyla yapılan aile görüşmesinde, organ nakli hakkında bilgilendirme yapılmıştır. Aynı zamanda organ bağışçısı olan hastamızın ailesi de örnek bir duyarlılık göstererek organ bağışına onay vermiştir. Organ nakli süreci yasal mevzuat ve etik kurallar çerçevesinde hastanemiz organ nakli kooordinasyon ekibi tarafından hızlı ve büyük bir titizlikle yürütülmüştür. Süreç sonucunda bağışlanan organlar Bursa ve Ankara illerinde dört ayrı hastaya umut olmuştur." Açıklama şöyle devam etti: "Bu süreçte özverili çalışmalarından dolayı kurumumuz idaresine, organ ve doku nakil koordinatörlüğümüze, yoğun bakım ünitesi, ameliyathane, radyoloji, laboratuvar ekip arkadaşlarımıza, nakil için çıkarımı yapan Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesine, Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesine, Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli kıymetli hocalarımıza ve organ bağışını kabul eden yüce gönüllü ailemize teşekkür eder, birçok insana hayat olan merhuma Allah'tan rahmet dileriz. Organ bağışı sayesinde birçok hastaya sağlıklı yaşam şansı doğacak olması, acı bir kaybın toplum adına umut verici bir dayanışmaya dönüşmesine vesile olmuştur. Herkesi organ bağışçısı olmaya davet ediyor ve nakil bekleyen tüm hastalara acil şifalar diliyoruz. Organ bağışçısı olmak için hastanelerin organ ve doku nakil birimlerine başvurabilir veya E-Nabız üzerinden organ bağışı beyanında bulunabilirsiniz."

Kayınvalide, 20 yıllık damadına hayat verdi Haber

Kayınvalide, 20 yıllık damadına hayat verdi

Kocaeli’nde yaşayan 60 yaşındaki Hanife Bayram, böbrek yetmezliği hastası, 20 yıllık damadı 44 yaşındaki Hüseyin Bağatur’a böbreğini verdi. 3-9 Kasım 'Organ Bağışı Haftası'nda duygularını paylaşan Bayram, "İnşallah uyar diye hep düşündük, çok şükür, Rabbim düze çıkardı. Damatlarımın hepsini severim. Rabbim herkese sağlık versin" dedi. Damat Bağatur ise "Her seferinde ‘Gerekirse verebilirim’ diyordu. Vermeyebilirdi, 20 yıl öncesi kızını şimdi böbreğini aldık, benim annem neyse her zaman aynı şekilde geçindik, hiçbir zaman hiçbir sorun yaşamadık" dedi. Kocaeli’nde yaşayan 44 yaşındaki Hüseyin Bağatur, yıllar önce doktora gittiğinde böbrekleriyle ilgili değerlerde problem olduğunu öğrendi. Yapılan detaylı tahlillerde böbrek yetmezliği olduğu belirtildi, hastaların diyaliz işlemini kendilerinin yapabilmesini sağlayan bir diyaliz yöntemi olan periton diyalizine başlandı. Bir süre sonra nakil gerekliliği ortaya çıkarken kayınvalidesi 60 yaşındaki Hanife Bayram böbreğini verebileceğini belirtti. İstanbul’a Biruni Üniversite Hastanesi’ne gelen ailenin yapılan tetkiklerinde Bayram’ın böbreğini verebilmek için uyumlu olduğu anlaşıldı, hemen işlemlere başlandı. 19 Eylül’de Organ Nakil Merkezi Sorumlu Hekimi, Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Halil Erbiş ve ekibinin gerçekleştirdiği operasyonla kayınvalideden alınan böbrek damadına nakledildi. Başarıyla tamamlanan ameliyatla hem sağlık ekibi hem aile büyük mutluluk yaşadı. Operasyon sonrası kontrole gelen 3 kız annesi Hanife Bayram ve 2 çocuk babası damadı Hüseyin Bağatur duygularını paylaşırken Prof. Dr. Erbiş 3-9 Kasım 'Organ Bağışı Haftası'nda nakil süreci ve sonrasına ilişkin bilgiler verdi. "Kayınvalidesinin böbreğini verebileceğini söylemesiyle işlemlere başlamış olduk" Hastasının durumuna ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Halil Erbiş, "Hüseyin Bey yaklaşık 4-5 yıldır böbrek hastasıydı, evde periton diyaliz yapıyordu. Artık yetersiz kalmıştı, böbrek nakli gerekiyordu. Kendisine ve ailesine açıkladığımızda kayınvalidesi Hanife Hanım'ın böbreğini verebileceğini söylemesiyle nakil işlemlerine başlamış olduk. Yapılan tetkikler sonucunda uygunluğuna, organını verdiğinde herhangi bir ret atağının olmayacağını, bu kişide bu böbreğin çalışacağına karar verdik. Hüseyin Bey’i sağlığına kavuşturduk. Bir insan tek böbrekle yaşayabilir, hayatını idame ettirebilir. Alıcıda kontrolleri sürekli olmak zorunda, ilaçlarını düzenli kullanmalı. Eğer kişiler ‘Artık iyileştim, hiçbir problemim yok, ilaçları kullanmama gerek yok’ dediğinde vücudu o böbreği kısa sürede reddeder ve geri dönüşümsüz sonuçlar ortaya çıkabilir. Türkiye organ naklinde çok ileri bir seviyede, dünyada canlı nakillerde ilk sıralardayız ancak kadavra nakillerine baktığımızda oldukça gerilerdeyiz. Oranını tam tersine dönüştürmemiz gerekiyor. O organlar başka insanların yaşamına sebep olabilecek, onlara destek olabilecek organlar. Damadının çocukları var, bir ailesi var, Hüseyin Bey’in kayınvalidesi onların yaşamlarını, mutluluğunu düşündü. Organ bağışı, nakil yapılırken sadece bir kişinin hayatı değil, o kişiyle beraber bir toplumu etkiliyor" dedi. "Damatlarımın hepsini severim" "Böbreğimi büyük damadıma verdim" diyen Hanife Bayram, "İnşallah uyar diye hep düşündük. Çok şükür Rabbim güzel bir şekilde bizi düze çıkardı, sonuçlar güzel oldu, ameliyat güzel geçti. Rabbim herkese sıhhat, sağlık versin, organını vermek isteyen herkese örnek oluruz. Damatlarımın hepsini severim, aralarında ayrım yapamam, yapmam da. 20 senelik evliler, 2 tane torunum var, öbür torunlarım var. Aramızda sorun yaşamadık, yaşanmasın da her kim varsa" ifadelerini kullandı. "20 yıl öncesi kızını şimdi böbreğini aldık" Hastalık sürecine ilişkin konuşan Hüseyin Bağatur, "Tansiyon hastasıydım, rahatsızlığımdan dolayı kontrole gittiğimde hocamız böbrek fonksiyonlarımın değiştiğini gördü. 5 yıl öncesi yapılan tetkiklerde böbrek yetmezliği olduğunu söylediler. Yaklaşık 3 yıldır da periton diyalizi yapıyorum, yeterli olmadığını gördüklerinde ‘Artık nakil olman gerekiyor’ dediler, süreç de öyle başladı. Annem her seferinde ‘Böbrek vermek gerekirse verebilirim’ diyordu. Bütün tetkiklere bakıldı, anneme ve bana herhangi bir zararı olmadığını gördükten sonra ameliyat kararı verdiler, ameliyatımızı olduk. Hep annem olarak gördüğüm için Allah bin kere razı olsun. Vermeyebilirdi, hiçbir zaman öyle bir şey söylemedi. 20 yıl öncesi kızını aldık, şimdi de böbreğini aldık, 2 borcumuz var artık inşallah hayırlı bir vefayla biz de öderiz. Benim annem neyse her zaman aynı şekilde geçindik, hiçbir zaman hiçbir sorun yaşamadık" şeklinde konuştu. "Bir annemin bir eşimin başındaydım" Bu süreçte hem annesi hem eşiyle yakından ilgilendiğini söyleyen Sebahat Bağatur, " İlk etapta bir annemin bir eşimin başındaydım. Fiziksel, duygusal çok zorlandığım bir dönem oldu. 3 kız kardeşiz, erkek olmadığı için belki de damatlar erkek çocuğu gibi sevildi. 3 yıldır diyaliz yapıyorduk, sosyal hayatımız bitmiş gibi bir şeydi. Güzel devam ediyor, inşallah sonu da iyi olur. Benim kan grubum uymadı, annem olmasa çapraz da yapıldığı için o yola girecektik" diye konuştu.

Böbrek sağlığını tehdit eden İYE: Bilinmesi gerekenler Haber

Böbrek sağlığını tehdit eden İYE: Bilinmesi gerekenler

Böbreklere kadar ilerleyen idrar yolu enfeksiyonları hakkında bilgi veren Prof. Dr. Mehmet Ziya Mocan, "İdrar yolları enfeksiyonları (İYE), toplumda özellikle kadınlar arasında yaygın olarak görülen ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen enfeksiyon hastalıkları arasında yer alıyor. Genellikle bakterilerin idrar yollarına ulaşarak çoğalması sonucu oluşan bu enfeksiyonlar, tedavi edilmediğinde böbreklere kadar ilerleyebiliyor ve kalıcı hasarlara neden olabiliyor" dedi. Kadınlarda İYE görülme sıklığının daha fazla olmasının nedeni, üretranın kısa olması ve genital bölge enfeksiyonlarının kolaylıkla idrar yollarına bulaşabilmesidir. Medicana Ataköy Hastanesi Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ziya Mocan, genç kadınların yüzde 30'u, tüm kadınların ise yaklaşık yüzde 50'si hayatlarının bir döneminde en az bir kez bu enfeksiyonu geçirdiğini belirtti. ''En sık E. Coli bakterisi etkendir'' İYE'lere en sık neden olan bakterinin Escherichia coli (E. Coli) olduğunu ifade eden Prof. Dr. Mocan, "Bunun dışında Stafilokok, Klebsiella, Proteus, Pseudomonas, Enterokoklar ve uzun süreli antibiyotik kullanımına bağlı olarak Candida gibi mantarlar da etken olabilir. Özellikle kateter kullanımı, bu enfeksiyonların gelişme riskini artırmaktadır. Alt idrar yollarında meydana gelen enfeksiyonlar 'sistit' ve 'üretrit', üst idrar yollarını etkileyenler ise 'pyelonefrit' olarak adlandırılır. Alt idrar yolu enfeksiyonlarında sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma ve idrar kaçırma gibi belirtiler görülürken; pyelonefritte ateş, bel ağrısı, bulantı, kusma ve genel durum bozukluğu ön plandadır" şeklinde konuştu. Tanı ve tedavide gecikmeyin "İdrar yolu enfeksiyonlarında tanı genellikle idrar tahlili ve idrar kültürü ile konulur" diyen Mocan, "Tedavi, enfeksiyonun yerine, şiddetine, hastanın yaşı ve gebelik durumu gibi faktörlere göre planlanır. Uygun antibiyotik kullanımı, bol su tüketimi, hijyen kurallarına dikkat edilmesi ve düzenli takip büyük önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı. Gebelikte ve çocuklarda daha önemli "Gebelerde İYE'ler, düşük doğum ağırlıklı bebeklere veya erken doğumlara neden olabilir" diyen Prof. Dr. Mocan, "Bu nedenle gebelerin her ay düzenli idrar tahlili yaptırması önerilir. Akut pyelonefrit görülen gebeler mutlaka hastaneye yatırılarak serum tedavisi ile izlenmelidir. Çocuklarda ise huzursuzluk, idrarda kötü koku, ateş, karın ağrısı gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Erken teşhis, ileride oluşabilecek böbrek hasarlarının önlenmesi açısından kritik öneme sahiptir" şeklinde konuştu. Korunma yolları Prof. Dr. Ziya Mocan idrar yolu enfeksiyonlarından korunma yollarını şöyle sıraladı: "Bol su tüketimi (günde 2,5-3 litre) Kişisel hijyen ve genital bölge temizliği Islak mayo ile uzun süre kalmaktan kaçınmak Ayakları sıcak tutmak Soğuk havalarda dikkatli olmak Cinsel hijyene dikkat etmek Gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınmak"

Yurt dışında böbrek kanseri tanısı alan hasta: "Böbreğimi kaybetme korkusunu ülkemde yendim" Haber

Yurt dışında böbrek kanseri tanısı alan hasta: "Böbreğimi kaybetme korkusunu ülkemde yendim"

Yurt dışında böbrek kanseri tanısı konulan hasta, Türkiye’ye döndüğünde kapalı ameliyatla sağlığına kavuştu. Operasyonu gerçekleştiren Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Serdar Yalçın, "Ciddi yapışıklıklara rağmen sadece kitlenin çıkarıldığı ve böbreğin korunduğu başarılı bir ameliyat oldu" dedi.   Dubai’de ağrı şikayetiyle acil olarak hastaneye başvurduğunda hem böbrek taşı hem de 4,5 santimlik bir kitle tespit edildiğini söyleyen Çiğdem Eken, kendisine böbrek kanseri teşhisi konulduğunu ifade etti. Ameliyatı orada olmak istemediğini dile getiren Eken, "Türkiye’ye döndüğümde farklı hastanelere de gittim; ancak doktorlar, ameliyatta böbreğimin alınma ihtimalinin yüksek olduğunu söylüyorlardı. Böbreğimin alınmasını hiç istemedim. Hastane düzeni, fiziki şartlar, bilgilendirme eksiklikleri gibi faktörler nedeniyle psikolojik olarak çok yıprandım, böbreğimi kaybetme korkum daha da arttı. Son olarak doktorum Serdar Bey’in adını duyarak kendisine başvurdum" diye konuştu.  Laparoskopik parsiyel nefrektomi yöntemiyle böbreği zarar görmeden kitlesi alınan 61 yaşındaki Eken, operasyonun ardından ikinci günde taburcu edildi.  "Ciddi yapışıklıklara rağmen kitleyi çıkardık"  Acıbadem Bodrum Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Serdar Yalçın, tedavisini üstlendiği Eken’in sağlık durumu hakkında bilgi verdi. Hastanın daha önce geçirdiği bağırsak ameliyatı nedeniyle karın içinde ciddi yapışıklıklar oluştuğunu belirten Doç. Dr. Yalçın, "Zor diyebileceğimiz bir vakaydı. Bu ameliyatı laparoskopik dediğimiz kapalı yöntemle gerçekleştirdik. Karından sadece birkaç 4-5 mm’lik küçük cilt kesileri ile girerek kamera eşliğinde sadece böbreğin üstündeki kitleyi çıkarmayı başardık. Kalan böbrek dokusu neredeyse normal büyüklükte ve tüm özelliklerini sürdürebilecek durumda. Böbrek damarını sadece 15 dakika kadar geçici süre ile kapatıp böbrek kan akımının kesildiği ve ‘böbrek iskemisi’ adını verdiğimiz yöntem ile hem kitleden kurtulduk hem de böbreği aktif olarak çalışır halde koruduk" dedi.  Ameliyat sırasında "Frozen" adı verilen patoloji yöntemiyle sağlam böbrek dokusunun da değerlendirildiğini aktaran Doç. Dr. Yalçın, ameliyatı gerçekleştiren ekibin deneyiminin de sürecin başarısında önemli rol oynadığını söyledi.  "Tüm kanserlerin yüzde 4’ü böbrek kanseri"  "Böbreklerin başlıca görevinin kandan atık maddeleri ve fazla sıvıyı filtreleyerek idrar yoluyla atılım sağlamak, böylece vücudun sıvı, elektrolit, mineral ve asit-baz dengesini korumaktır; ayrıca halk arasında ‘tansiyon’ olarak bilinen kan basıncını düzenlemeye katkı sağlamaktır" diye konuşan Doç. Dr. Yalçın, "Böbrek kanseri, normal işlevini sürdüren hücrelerin şekil ve görevlerini kaybederek kontrolsüz şekilde büyümesiyle ortaya çıkar" dedi.  Tüm kanserlerin yaklaşık yüzde 4’ünü oluşturan böbrek tümörlerinde son yıllarda artış gözlendiğine dikkat çeken Doç. Dr. Yalçın, bu kanserlerin erken evrede yakalanması ve yapılan cerrahi tedavilerle başarılı sonuçlar alınabildiğini dile getirdi. Yalçın, tedavinin kişiden kişiye; hastalığın evresine, tümörün böbrekteki konumuna, büyüklüğüne, derecesine ve diğer organlara yayılıp yayılmadığına göre planlandığını anlattı.  "Erken tanı organı koruyor ve yaşam kalitesini arttırıyor"  Erken tanı ve kişiye özel cerrahi müdahalelerin, böbrek kanseri tedavisinde organ koruyucu ve yaşam kalitesini yüksek tutan yaklaşımlar sunduğunu vurgulayan Doç. Dr. Yalçın şunları söyledi:  "Tümörün ameliyatla çıkarılmasının amaçlandığı cerrahi yaklaşım, tedavi protokolünün ilk sırasında yer alıyor. Özellikle küçük tümörlerde, böbreğin korunup sadece tümörün çıkarıldığı ‘parsiyel nefrektomi’ altın standart olarak kabul ediliyor. Bu işlem, laparoskopik veya robotik yöntemlerle uygulanabiliyor. Daha büyük tümörlerde ise yerleşim yerine göre cerrahi şekilleniyor; eğer tümör damarlanmanın yoğun olduğu merkezi bölgede yer alıyorsa böbreğin tamamı alınabiliyor. Ancak tümör böbreğin kenarlarına yakın bir bölgede yerleşmişse, parsiyel nefrektomiyle böbrek korunabiliyor" 

Anneden Evlada İkinci Hayat Haber

Anneden Evlada İkinci Hayat

Ordu'da yaşayan 35 yaşındaki bir anne, tek böbrekli olarak dünyaya gelen ve böbrek yetmezliği bulunan  8 yaşındaki kızına Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nde(OMÜ) geçirdiği operasyonla böbreğini verdi.  Ordu'da yaşayan Tuğçe ve Fazlı çiftinin ilk çocukları 8 yaşındaki Azra Elif Yeşil, tek böbrekli olarak dünyaya geldi. 8 yaşına kadar tedavi gören Azra Elif için annesi fedakarca davranarak ona böbreğini verdi. 5 Şubat'ta OMÜ Tıp Fakültesi Hastanesi'nde uzman doktorlar tarafından gerçekleşen ameliyat ile annenin böbreği başarıyla kızına nakledildi.  "Bizim için yeni bir hayat başlıyor"  Anne Tuğçe Yeşil, "Çok mutluyuz. Değişik duygular içindeyiz. Bundan sonrası için daha yoğun bir tedavimiz var ama artık değerlerini daha net bir şekilde görebileceğiz. Doktorlarımız çok iyi ilgilendiler. Başarılı bir operasyon geçirdik. Gerçekten çok mutluyum. Artık eskisi gibi değiliz. O zor süreçleri atlattık. Bizim için yeni bir hayat başlıyor. Ben hep derdim yarınlarda umut var diye. Umudumuza kavuştuk. Her şey daha da güzel olacak inşallah" dedi.  "Anneanne ve dededen denendi"  Anneanne Hatice Toparlak, "Daha önce benden denedik. Dedesinden denedik ancak doktorlar annesinden daha sağlıklı olur diye düşündüler. Biz de karar verdik. 8 aydır yoğun bir rahatsızlığı vardı. Şimdi organ nakli gerçekleşti. Allah razı olsun" diye konuştu.  8 yaşındaki Azra Elif Yeşil ise "Kendimi çok mutlu hissediyorum. Okulumu, kardeşimi, sevdiğim her şeyi özledim" şeklinde konuştu.  Vaka hakkında bilgi veren Ar. Gör. Dr. Abdülmetin Ergün, "Son bir buçuk senedir son dönem böbrek yetmezliği nedeniyle nakil listemizdeydi. Annesinden böbreği alınmak üzere servimize yatırıldı. 2 saatlik bir operasyon geçirdi. Daha sonrasında böbrek değerleri düzeldi. Bizim açımızdan yüz güldürücü bir sonuç aldığımızı düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.  Tedavisi tamamlanan Azra taburcu oldu. 

Hastaneye Gidince Hayatının Şokunu Yaşadı Haber

Hastaneye Gidince Hayatının Şokunu Yaşadı

 Bursa'da yaşayan Birol Kumoğlu, halsizlik sebebiyle tahlil yaptırmaya gittiğinde böbrek değerlerinin kötü olduğunu sağ böbreğinin küçük olduğunu, sol böbreğinde ise 12 santimetrelik bir kitle olduğunu öğrendi. Böbreğini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan Kumoğlu, Medicana Bursa Hastanesi Üroloji Bölümü'nden Doç. Dr. Ahmet Şahan'ın yaptığı 2.5 saatlik operasyon sonucunda kitleden kurtularak sağlığına kavuştu.  Bursa'da yaşayan 55 yaşındaki emekli deniz astsubayı Birol Kumoğlu, halsizlik şikayetiyle ilk önce sağlık ocağına başvurdu. Yaptırdığı tahlillerde böbrek değerlerinin yüksek olduğunu gören Kumoğlu, bunun üzerine Şehir Hastanesi'ne başvurdu. Yapılan görüntülemeler sonucu sağ böbreğin taşa bağlı olarak küçüldüğü, sol böbreğinde ise yaklaşık 12 santimetrelik böbrek ana toplardamarına uzanım gösteren büyük bir kitle olduğu ve böbreğin çevresine kanama olduğu tespit edildi. Böbrek değerlerinin iyi olmaması ve böbreğini kaybetme riski nedeniyle yaptığı araştırmalar sonucunda Medicana Bursa Hastanesi Üroloji Bölümü'nden Doç. Dr. Ahmet Şahan'a ulaştı. Kumoğlu, Doç. Dr. Ahmet Şahan tarafından yapılan operasyonla yeniden sağlığına kavuştu.  Halsizlik şikayetiyle doktora başvurdu  Böbreğindeki hastalıktan dolayı başından geçen süreci aktaran Birol Kumoğlu, "Hastalığım, ilk önce halsizlik ile başladı. Sağlık ocağında yaptırdığım tahlillerde böbrek değerlerimin yüksek olduğunu öğrendim ve bunun üzerine hastaneye başvurdum. Hastanede ultrasona girdim ve tomografi çektirdim. Ultrasonda, sol böbreğimde kitle olduğu görüldü. Bunun üzerine bir araştırma yaptım ve Doç. Dr. Ahmet Şahan'a ulaştım. Doktorumun yaptığı tahliller ve tetkiklerde sol böbreğimde 10 santimetrenin üzerinde bir kitle, sağ böbreğimde ise 2.5 santimetrelik bir taş olduğunu öğrendim. Ancak 12 santimetrelik kitle nedeniyle böbreğimi kaybedebilirdim. İlk önce kitlenin alınması gerektiğini doktorum anlattı. Ameliyatı olduktan sonra böbrek değerlerim düzelmeye başladı. Doktoruma teşekkür ederim" ifadelerini kullandı.  Böbreği almadan kitleyi temizlediler  Medicana Bursa Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Şahan, "Dış merkezde yapılan görüntülemelerde böbreğinde bir kitle tespit edilmişti. Bize geldiğinde böbrek değerleri yüksek olduğundan, ilaçlı filmi nefroloji bölümünün kontrolünde çektik. İlaçlı filmde, ilaçsız filme göre kitlenin ilerlemiş olduğunu ve böbreğin ana toplardamarına doğru yayılım gösteren 12 santimetrelik bir kitle olduğunu gördük. Hastanın diğer böbreği küçük ve içerisinde 2,5 santimetrelik bir taş vardı. Böbrek değerleri yüksek olduğundan, ameliyat yapmayı önerdik. Böbrekteki kitleyi, damarın içerisine yayılımıyla birlikte çıkartıp, böbreği korumayı amaçladık. Bütün riskleri hastamıza anlattık ve parsiyel nefrektomi yapmayı kararlaştırdık. Ameliyat yaklaşık 2,5 saat kadar sürdü. Şimdi hastamızın böbrek değerleri daha iyiye gidiyor. Patolojisi bugün çıktı, böbrek dokusu korunmuş ve kanserli doku tamamen temizlenmiş olarak raporlandı. Hastamız, kendisine ilettiğimiz tedavileri de uyguladığı takdirde artık daha da sağlıklı olacak" şeklinde konuştu. 

Cemil Uzun, Nakil Bekleyen Eşine Bir Böbreğini Bağışladı Haber

Cemil Uzun, Nakil Bekleyen Eşine Bir Böbreğini Bağışladı

Giresunlu Cemil Uzun, kronik böbrek hastası olan ve bir yıldır nakil bekleyen 31 yıllık eşi Ayşe Uzun'a bir böbreğini bağışladı. Ayşe Uzun, “31 yıllık eşim, yeni yılın en güzel hediyesi olarak böbreğini bana hediye etti" derken, eşinin yeniden sağlığına kavuşmasından duyduğu mutluluğu ifade eden Cemil Uzun ise, “Eşime ömrüm boyunca bundan daha güzel bir hediye alamazdım. Eşim bana çocuklarımı hediye etti, ben de ona böbreğimi hediye ettim” diye konuştu.  Giresun'un Görele ilçesinde yaşayan 3 çocuk annesi Ayşe Uzun'a (53) geçtiğimiz yıllarda kronik böbrek yetmezliği teşhisi konuldu. Yaklaşık bir yıl boyunca böbrek nakli bekleyen Uzun'a uygun böbrek bulunamayınca eşi Cemil Uzun (56) böbreğini bağışlamaya karar verdi. Yılın ilk günlerinde Ayşe Uzun'a eşinin böbreği uygun bulunup, İstanbul'da özel bir hastanede nakledildi. Başarılı geçen operasyon sonrası Ayşe Uzun'un hastanedeki tedavisi sürerken, eşi Cemil Uzun ise taburcu edildi.  "Organ nakli hayat kurtarır"  Eşine böbreğini bağışladığı için çok mutlu olduğunu söyleyen Cemil Uzun, "Böbreğimi verince çok mutlu oldum. Ben kendi isteğimle böbreğimi bağışladım. Eşimin böbrek nakline ihtiyacı olduğu teşhisi konulduktan sonra hiç düşünmeden bağışlamak istedim. Ancak bir süre organ nakli beklendi ve benim böbreğimin uygun olup olmadığı için inceleme yapıldı. Uygunluğu belirlenince de hiç beklemek istemedim. 31 yıldır evliyim ve eşim bana 3 çocuk verdi. Ben de ona böbreğimi verdim. Eşimi iyi görünce ben de mutlu oluyorum. Organ nakli hayat kurtarır, kimse korkmasın. Ellerinden geliyorsa bağışlasınlar. Organ bağışı gerçekten hayat kurtarır" diye konuştu.  31 yıllık evlilikte en güzel hediye  Yeni yılda aldığı en güzel hediyenin böbrek nakli olduğunu belirten Ayşe Uzun ise, "Kronik böbrek hastasıyım. Diyalize girmeye başlayacaktım. Eşim de bu süreçte ısrar etmeye başladı. Organ nakli eşim sayesinde oldu. Böbreğini bana bağışlamak istedi. Bundan daha iyi bir mutluluk ve sevinç olamaz. Ben 31 yıllık eşimden çok memnunum. Ömrüm boyunca bundan daha güzel bir hediye alamazdım. Sağlık olunca huzur oluyor, güven oluyor, hayatın tadı tuzu oluyor. Eşlerin birbirine karşı sevgisi ancak böyle zamanlarda daha anlaşılır oluyor. Evlilik iyi ve kötü günde birbirine destek olmak, fedakarlık yapmaktır" şeklinde konuştu. 

Babasının Bağışladığı Böbrek ile Hayata Tutundu Haber

Babasının Bağışladığı Böbrek ile Hayata Tutundu

Kayseri'de doğuştan böbrek hastası olan ve 6 senedir diyalize girerek kadavradan nakil bekleyen 16 yaşındaki Tolgacan, babasının bağışladığı böbrek ile yeniden hayata tutundu.   Kayseri'de 16 yaşındaki doğuştan böbrek hastası Tolgacan Yüksel, 6 senedir kadavradan nakil olabilmek için sıra bekliyordu. Babasının böbreğini bağışlayacağını söylemesi üzerine umutları yeşeren Tolgacan, hayallerine kavuştu. Yapılan tetkiklerde babası 50 yaşındaki Dursun Yüksel'in böbreği uyumlu çıkınca Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde nakil yapıldı. Babasının böbreği ile yeniden hayata tutunan Tolgacan, diyalizden önceki hayatına yeniden döndü. Yaşadığı süreci anlatan Tolgacan Yüksek; "6 senedir diyalize giriyorum. Nakil süreci zordu. Şimdi nakil oldum ve eskisi gibi hayatıma devam ediyorum. kadavradan nakil için bekledik ama çıkmadı. En son babam böbreğini verdi. Nakil için ameliyat oldum ve 2 ay bu süreç sürdü. Hiç beklemediğim anda oldu. Şimdi durumum iyi. İstediğim gibi gezebiliyorum, oynayabiliyorum. Diyaliz vücudu bitiriyor. Şimdi eskisi gibi iyiyim. Eski hayatıma devam ediyorum. Eğitimim de yarı da kalmıştı. Devam etmeyi düşünüyorum. İnsanlar da organ bağışlarlarsa iyi olur. O kadar kişi bekliyor. Hayatlarını kurtarabilirler. İnsanlar dua da kazanır" ifadelerini kullandı.  Baba Dursun Yüksel de; "Tolgacan'ı 16 senedir hastaneye götürüp getiriyorduk. Nakil için sıraya yazılmıştık. 6 senedir diyalize giriyordu. Çıkmayınca ben böbreğimi verdim. Bu şekilde hayatımızı sürdürüyoruz. Çok güzel duygu. Böbreğimi verdim ama aynı hayatıma devam ediyorum. Herkesin de bağış yapmasını isterim" dedi.  "Hayatının önemli bir kısmını sıkıntıyla geçirdi"  Erciyes Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Pediatri Nefroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sibel Yel de, “Tolgacan 1 yaşındayken kemik eğrilikleri ve kanında düşüklük gibi böbrek hastalığının belirtileri ile bize başvurmuştu. Çok erken yaşta böbrek yetmezliği geliştiği için hayatının önemli bir dönemini çeşitli sıkıntılar ile geçirdi. Son 6 yılda da çocuklarda kullandığımız karnına katater koyarak günlük karnına su verip alma şeklinde diyaliz yapıyorduk. Bunun da hastayı zorlayan tarafları var. Özellikle hastanın sosyal yönünü çok etkiliyor. Bu şekilde süreç geçirdikten sonra babasından böbrek nakli şansını yaşadık. Doku uyumu sağlandı ve çeşitli testlerden geçerek yakın zamanda nakil oldu. Ortak bir çalışma ve emekle Tolga'nın nakli gerçekleşti ve nakil sonrasında da çeşitli sıkıntılar açısından izlendi. Halen de takibimiz altında. Böbrek yetmezliğinde olan ve son döneme gelmiş olan hastaların tedavi şekilleri hemodiyaliz veya periton diyalizidir. Hiçbir diyaliz modalitesinin gerçek bir böbrek dokusunun yaptığı işi yaparak tam bir üre kreatinin temizliği sağlamayacağını da akıllarımızda bulundurmamız gerekir" şeklinde konuştu.  "Organ bağışını vasiyet edin"  Nakli gerçekleştiren uzmanlardan Erciyes Üniversitesi Genel Cerrahi Uzmanı ve Organ Nakil Cerrahı Doç. Dr. Tutkun Talih da, organ bağışını yaygınlaştırmak için bağışın vasiyet edilmesi gerektiğini söyleyerek; "Genel Cerrahi ve Bu durum Tolgacan için iyi bir şey. Babasının böbreği uydu ve taktık. Babası canından canını bağışladığı ama herkes Tolgacan gibi şanslı değil. Ülkemizde 30 bine yakın insan organ bekliyor. Ailelerinden birinin organı tutsun verir. O kişilerde beklemez ama olmayınca olmuyor. Bizim en büyük hedefimiz kadavralardan nakilleri artırmak. Birçok beyin ölümü oluyor ama bu hastaların birçoğu organ bağışında bulunmuyor. Bunu vasiyet etmemiz lazım. “Bir şey olursa organlarımı bağışlıyorum. Birileri benim organlarımla hayatını sürdürsünler. Onlar top oynarken, yürürken, işini yaparken onda beni görün” diye vasiyet edelim. Ben bunun denenmesi gerektiğine inanıyorum. Tolgacan'a da keşke babasından değil de kadavradan çıksaydı. Bu büyük bir emek. Çok büyük bir organizasyon" diye konuştu. 

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.