Hava Durumu

#Ci̇mer

Yeni Marmara Gazetesi - Ci̇mer haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ci̇mer haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ulu Cami çevresindeki tuvaletlerin kapalı olduğu iddiası CİMER gündeminde Haber

Ulu Cami çevresindeki tuvaletlerin kapalı olduğu iddiası CİMER gündeminde

Bursa'da tarihi ve turistik öneme sahip Ulu Cami çevresindeki umumi tuvaletlerin çalışma saatlerine ilişkin şikâyet, Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi'ne (CİMER) yapılan başvuruyla gündeme geldi. Başvuruda, özellikle yatsı namazı çıkışında tuvaletlerin kapalı olmasının cami cemaati ile yerli ve yabancı ziyaretçileri mağdur ettiği öne sürüldü. Dilekçede, Bursa'nın önemli bir turizm merkezi olduğu vurgulanarak, Ulu Cami gibi yoğun ziyaretçi ağırlayan bir bölgede temel ihtiyaçlara yönelik hizmetlerin kesintisiz sunulmasının önemine dikkat çekildi. Tarihi ve kültürel mirasın ziyaretçilere daha iyi şartlarda sunulabilmesi için mevcut uygulamanın gözden geçirilmesi istendi. Başvuruda ayrıca, bölgedeki umumi tuvaletlerin işletme ve denetiminden hangi kurumun sorumlu olduğunun netleştirilmesi, çalışma saatlerinin ibadet vakitleri ile ziyaretçi yoğunluğu dikkate alınarak yeniden düzenlenmesi talep edildi. Şikâyetin değerlendirilmesi amacıyla konunun Kültür ve Turizm Bakanlığı Bursa İl Müdürlüğü, Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Osmangazi İlçe Müftülüğü tarafından incelenmesi istendi. Özellikle akşam saatlerinde ve yatsı namazı sonrasında hizmetin devamlılığının sağlanmasının önem taşıdığı ifade edildi. Her gün çok sayıda vatandaş ve turistin ziyaret ettiği Bursa Ulu Cami çevresindeki hizmetlerin iyileştirilmesine yönelik taleplerin ardından, ilgili kurumların yapacağı değerlendirme ve alacağı kararların kamuoyu tarafından takip edildiği belirtildi.

Ulu Cami çevresindeki tuvaletlerin kapalı olduğu iddiası CİMER gündeminde Haber

Ulu Cami çevresindeki tuvaletlerin kapalı olduğu iddiası CİMER gündeminde

Bursa'da tarihi ve turistik öneme sahip Ulu Cami çevresindeki umumi tuvaletlerin çalışma saatlerine ilişkin şikâyet, Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi'ne (CİMER) yapılan başvuruyla gündeme geldi. Başvuruda, özellikle yatsı namazı çıkışında tuvaletlerin kapalı olmasının cami cemaati ile yerli ve yabancı ziyaretçileri mağdur ettiği öne sürüldü. Dilekçede, Bursa'nın önemli bir turizm merkezi olduğu vurgulanarak, Ulu Cami gibi yoğun ziyaretçi ağırlayan bir bölgede temel ihtiyaçlara yönelik hizmetlerin kesintisiz sunulmasının önemine dikkat çekildi. Tarihi ve kültürel mirasın ziyaretçilere daha iyi şartlarda sunulabilmesi için mevcut uygulamanın gözden geçirilmesi istendi. Başvuruda ayrıca, bölgedeki umumi tuvaletlerin işletme ve denetiminden hangi kurumun sorumlu olduğunun netleştirilmesi, çalışma saatlerinin ibadet vakitleri ile ziyaretçi yoğunluğu dikkate alınarak yeniden düzenlenmesi talep edildi. Şikâyetin değerlendirilmesi amacıyla konunun Kültür ve Turizm Bakanlığı Bursa İl Müdürlüğü, Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Osmangazi İlçe Müftülüğü tarafından incelenmesi istendi. Özellikle akşam saatlerinde ve yatsı namazı sonrasında hizmetin devamlılığının sağlanmasının önem taşıdığı ifade edildi. Her gün çok sayıda vatandaş ve turistin ziyaret ettiği Bursa Ulu Cami çevresindeki hizmetlerin iyileştirilmesine yönelik taleplerin ardından, ilgili kurumların yapacağı değerlendirme ve alacağı kararların kamuoyu tarafından takip edildiği belirtildi.

Bir top dondurma 400 lira Haber

Bir top dondurma 400 lira

Muğla'nın Bodrum ilçesi Yalıkavak Marina'da faaliyet gösteren işletme, oradan geçen bir vatandaşın 'bir top dondurma ne kadar?' sorusu üzerine '400 lira' dedi. Olayı cep telefonu kamerasıyla kayıt altına alan vatandaş, konuyu Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi'ne (CİMER) taşıdı. Ticaret Bakanlığı, olayın hemen ardından işletmede gerçekleştirilen denetimde, satışa sunulan dondurma ürünlerine ilişkin fiyat uygulamalarının incelendiğini ve yapılan denetim sonucunda tespit edilen mevzuata aykırılıklar nedeniyle işletme hakkında idari işlem uygulandığını, ayrıca şikayete konu dondurma fiyatlamasının Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu'na iletildiğini belirtti. Bakanlık, söz konusu olay ile ilgili yaptığı açıklamada, "Vatandaşlarımızdan gerek CİMER gerekse sosyal medya üzerinden bizlere ulaşan şikayetler doğrultusunda, Muğla'nın Bodrum ilçesi Yalıkavak Marina'da faaliyet gösteren bir işletmede gerçekleştirilen denetimde, satışa sunulan dondurma ürünlerine ilişkin fiyat uygulamaları incelenmiştir. Yapılan denetim sonucunda tespit edilen mevzuata aykırılıklar nedeniyle işletme hakkında idari işlem uygulanmış; ayrıca şikayete konu dondurma fiyatlaması, Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu'na iletilmiştir. Özellikle yaz sezonunda tüketici hareketliliğinin yoğunlaştığı turizm ve tatil bölgelerimiz başta olmak üzere, 81 ilimizde Ticaret İl Müdürlüklerimiz aracılığıyla denetimlerimizi aralıksız ve kararlılıkla sürdürüyoruz. Fiyat etiketi, tarife ve tüketicinin doğru bilgilendirilmesine yönelik yükümlülüklere aykırı hiçbir uygulamaya müsamaha gösterilmeyecektir. Ticaret Bakanlığı olarak; vatandaşlarımızın ekonomik menfaatlerini korumak, şeffaf ve adil bir ticaret ortamını güçlendirmek amacıyla sahadaki denetimlerimizi kesintisiz şekilde sürdürecek, tüketicilerimizi mağdur eden her türlü uygulamaya karşı gerekli idari yaptırımları kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

Kreşte fare zehiri ile oynayan çocuk hastanelik oldu Haber

Kreşte fare zehiri ile oynayan çocuk hastanelik oldu

Test sonuçları temiz çıkan çocuğun ailesi, okul yönetimi hakkında şikayette bulundu. Baba Gürcan Yılmaz, yaptığı açıklamada, "Çocuğum öğretmenlerine elini ağzına sürdüğünü ve acı bir tat hissettiğini söyleyince, onlar da özel bir hastanenin hemen dibinde olmalarına rağmen çocuğa yoğurt yedirmişler. Çocuk oyun alanında zehirin ne işi var" dedi. Olay, 29 Haziran günü öğle saatlerinde Gölcük'teki bir özel anaokulunda meydana geldi. İddiaya göre, çocukların oyun oynadığı alanda bulunan fare zehiri istasyonu, başka bir çocuk tarafından yerinden alınarak yerde oturan L.'nin (5) yanına getirildi. Kutunun içerisindeki maddeyle yaklaşık 2 dakika oynadığı öne sürülen L. elini ağzına götürmesinin ardından acı bir tat hissettiğini öğretmenlerine söylediği belirtildi. 2 gün hastanede gözetim tutuldu Durumu fark eden görevlilerin çocuğun elini ve ağzını yıkadığı, ardından tedbir amacıyla yoğurt yedirdiği iddia edildi. Olaydan yaklaşık 40 dakika sonra bilgilendirilen aile, L.'yi okuldan alarak yakındaki özel hastaneye götürdü. Zehir Danışma Hattı ile yapılan görüşmenin ardından hastaneye yatırılan küçük çocuk, 2 gün boyunca gözetim altında tutuldu. Ayrıca, iddialarla ilgili telefonla ulaşılan okul yetkilileri, konunun yargıya taşınması sebebiyle şimdilik herhangi bir açıklama yapılmayacağını kaydetti. "Özel bir hastanenin hemen dibinde olmalarına rağmen çocuğa yoğurt yedirmişler" Minik L.'nin babası Gürcan Yılmaz konuyla ilgili yasal işlem başlattıklarını bildirdi. Yaşananları anlatan Gürcan Yılmaz, "29 Haziran'da öğle saatlerinde kreşten eşime bir telefon geldi. 'Çocuğunuz okul bahçesinde oynarken, içerisinde zehirli madde bulunan ve haşereyle mücadele amacıyla kullanılan fare istasyonlarını tekmeleyerek açtı. İçindeki zehiri parçaladı ve bir süre oynadı. Bu zehre maruz kaldı. Daha sonra kreşteki öğretmenlerin bunu görmesiyle eli ve ağzı lavaboda yıkandı. Tedbir amacıyla da maalesef yoğurt yedirildi' diye eşime bildirildi. Biz bu durumu olaydan yaklaşık 40 dakika sonra haber aldık. Bizim de oraya gitmemiz yaklaşık bir saati buldu. Bu süre zarfında çocuğum öğretmenlerine elini ağzına sürdüğünü ve acı bir tat hissettiğini söyleyince, onlar da özel bir hastanenin hemen dibinde olmalarına rağmen çocuğa yoğurt yedirmişler. Tabii bu zehir, içerisinde bulunan kimyasallar sebebiyle insan bünyesinde çok ciddi sonuçlara sebebiyet verebiliyor. Bunu öğrenince hemen kreşe gidip çocuğumu alarak hastaneye götürmek istedim. 'Bir şey olmaz' şeklinde cevaplar aldık. Zehir firmasına danıştıklarını, bünyesi kadar zehre maruz kalmadıkça, yani yemedikçe hayati tehlikesinin olmayacağını söylediler. Biz tabii bu teselli içeren şeyleri çok dinleyemedik. Burada hayati bir durum söz konusu" dedi. "O gün hemen hastaneye yatışımız yapıldı" L.'yi kreşten alarak hastaneye götürdüklerini aktaran Yılmaz, "Hastaneye gittiğimizde acilden giriş yaptık. Acildeki doktorlar durumun ciddiyetini anlayınca hemen bizi üst kattaki polikliniğe sevk ettiler. Burada sağ olsun bizimle ilgilenen doktor, hemen Sağlık Bakanlığı'nın Zehir Danışma Hattı'nı aradı. Böyle durumlarda bu şekilde reaksiyon verilmesi gerektiğini bize söyledi. Tabii okuldan, yani kreşten böyle bir reaksiyon olmamış. Görüşmenin ardından Zehir Danışma Hattı'ndan bize, çocuğun 72 saat süren bir karantinaya alınması gerektiği, izole bir ortamda tutulması, kimsenin temas etmemesi, hemşirelerin ve doktorların bile maske ve eldivenle müdahalelerini yapması gerektiği iletildi. O gün hemen hastaneye yatışımız yapıldı" şeklinde konuştu. "Çocuk bu süreçten etkilendi ve korktu" Yılmaz, kızının iki gün hastanede gözetim altında tutulduğunu ifade ederek, "Burada ağır önleyici tedaviler aldık. Çocuğun bünyesinde, psikolojik ve bedensel olarak çok ağır izler bırakan test ve tedavi süreçleri geçirdik. Burada ağır dediğim, çocuk bu süreçten etkilendi ve korktu. Zehir olduğunu öğrenince tabii ki korktu. Dolayısıyla biz de korktuk. İki gün hastanede yattıktan ve testlerimiz Allah'a çok şükür temiz çıktıktan sonra taburcu edildik. Doktorumuz bize bir gün de evde izlememiz gerektiğini söyledi. O bir günü de geçirdikten sonra tekrar hastaneye geldik ve yeniden kan testi yapıldı. Bu 3 günlük kan testlerinin sonucu Allah'tan temiz çıktı" diye konuştu. "Bir arkadaşı, zehiri oyun alanının ortasından alıyor ve kızıma getiriyor" Güvenlik kamerası görüntülerini izlediğini anlatan Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: "Okulda alınması gereken tedbirlerin alınmaması, böyle ciddi kimyasal ve zehir içeren maddelerin çocukların oyun alanının ortasında bulunması kabul edilebilir değil. Bakın, bunun altını çizerek söylüyorum, beden eğitimi alanının ortasında. Çocukların oyuncak zannedip alabileceği bir şekilde duruyor. Burası 2 metrekare, 3 metrekarelik bir alan bile değil. Ben görüntüleri izledim. Bir arkadaşı, zehiri oyun alanının ortasından alıyor ve kızıma getiriyor. Kızım yerde otururken kutuyu alıyor. Bize söylenen, çocuğun tekmeleyerek zehir kutusunu açtığıydı. Ben görüntülerde böyle bir şey göremedim. Bu zehir istasyonlarını kullanan yetkililere de sorduğumda, bunun kilitli mekanizma altında olması gerektiğini söylediler. Müdahaleyle bile açılmaması gerektiğini ilettiler. İnsan olarak biz de şunu düşünüyoruz; çocuk oyun alanında zehirin ne işi var. Ben bunu okul yetkililerine de ilettim. ‘Madem koyuyorsunuz, üzerine neden önleyici bir tedbir almıyorsunuz? Çocuklar buna nasıl erişebiliyor? Bunu nasıl alıp içini açarak zehirli maddeyle temas edebiliyor?' diye sordum. Bu 2-3 dakika sürüyor. Çocuk yaklaşık 2-2,5 dakika o zehirle oynuyor. Öğretmeni oyun alanının başında başka bir çocukla ilgileniyor. Daha sonra başka bir öğretmen bunun farkına varınca alıp elini yıkamaya götürüyorlar. Elini yıkamaya götüren yetkili kişi, artık o kurumda görevi ne bilmiyorum, çocuğu lavaboya bırakıyor. Çocuk lavaboda 5-10 saniye yalnız kalıyor. O süre zarfında elini ağzına sürüyor ve acı bir tat aldığını söylüyor öğretmenine. Daha sonra yoğurt yediriyorlar." "Böyle bir uygulama bizi şoka uğrattı" Anaokulunda uygulanan müdahaleyi de eleştiren Yılmaz, "Böyle kara düzen tedbirlerin alınması, çocuklarımızı emanet ettiğimiz, savunmasız çocuklarımızı emanet ettiğimiz böyle bir kurumda bu kadar ciddiyetsiz davranılması bizi gerçekten şoka uğrattı. Buna tedbir bile diyemeyeceğim. Böyle bir uygulamanın yapılması kabul edilebilir değil. Bu olayda öğretmeni suçlu ilan ettiler. 'Öğretmen oranın sorumluluğundaydı' şeklinde bize cevap verdiler. Zehir firmasının onlara o zehirin orada olması gerektiğini söylediğini, onların da müdahale etmediğini belirttiler. Bir eğitimci gözüyle o zehirin orada olamayacağını düşünmemişler. Eğitimciyi de geçtik, bir anne-baba gözüyle o zehirin orada olmaması gerektiğini düşünememişler. Bizim için çok zorlu bir süreçti. Çocuğumuza her dakika bir şey olacak mı korkusuyla yaşadık açıkçası. Bu süreçte bir iki defa bizimle görüştüler. Çok pişman olduklarını, çok üzgün olduklarını ve böyle bir olayın yaşanmaması gerektiğini söylediler. Ancak burada yaşanan tedbirsizlik ve ciddiyetsizlik, böyle bir eğitim kurumunda bizi çok üzdü" ifadelerini kullandı. "Çocuğumuzun doğum gününe 2-3 gün kala bu olayın yaşanması bizi derinden üzdü" Yaşanan olayın ardından ilgili ekiplerce anaokulundan incelenmek üzere numune alındığını anlatan Gürcan Yılmaz, adli sürecin yakından takipçisi olacaklarını bildirdi. Söz konusu okul hakkında CİMER'e ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne de şikayette bulunduklarını söyleyen Yılmaz, kızının doğum gününe günler kala büyük bir korku yaşadıklarını dile getirdi. Yılmaz, sözlerini şöyle noktaladı: "Çocuğumuzun doğum gününe 2-3 gün kala, biz doğum günü hazırlıkları yaparken böyle bir şeyin yaşanması bizi gerçekten derinden üzdü. Çocuğumuzu da çok üzdü. Bütün planlarımız iptal oldu. Çocuğumuzun okul süreci iptal oldu. Bizim işimiz sekteye uğradı. Çocuğumuz küçük yaşına rağmen o zorlu test süreçlerinden geçti. Aldığı ilaçları görünce biraz korku yaşadı. Tabii biz de korktuk. Test sonucunu, daha doğrusu adli sonucu bekleyeceğiz. İnşallah süreç iki taraf için de hayırlı olur. Bize büyük bir ders oldu. Bundan sonra çocuğumuzu yazdıracağımız okulda bu gibi tedbirleri daha iyi araştırmaya karar verdik. Buradan bütün velilere de bunu öneriyorum. Öğretmenlerin eğitim durumlarını, meslek lisesi mi yoksa akademik mezun mu olduklarını, okulun iş güvenliği şartlarını, aldığı önlemleri ve sağlık tedbirlerinin ciddiyetini gerçekten çok iyi araştırsınlar."

Bolu’da depozito kavgası: "10 kişinin kimlik numarasıyla" Video Galeri

Bolu’da depozito kavgası: "10 kişinin kimlik numarasıyla"

     Bolu'da bir zincir markette bulunan geri dönüşüm makinesi önünde kadınlar arasında 'depozito' tartışması yaşandı. Makineye torbalar dolusu şişe atan ve başkalarına ait T.C. kimlik numaralarını kullandığı iddia edilen kadına tepki gösteren vatandaş, "10 kişinin T.C.’si bunda nasıl duruyor? CİMER'e yazdık, bekliyoruz" diyerek isyan etti. O ilginç anlar cep telefonu kamerasına saniye saniye yansıdı.      Olay, Karamanlı Mahallesi’ndeki bir zincir markette meydana geldi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hayata geçirilen ve 1 Temmuz 2026 itibarıyla plastik, cam ve alüminyum ambalajlar için 1 lira teşvik bedeli ödenen Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) uygulaması, bazı vatandaşlar tarafından kazanç kapısına dönüştürülünce makine önlerinde sıra krizleri baş gösterdi. Yanında getirdiği dev çöp poşetleri dolusu ambalajı iade makinesine tek tek atan bir kadın, iddiaya göre makineyi saatlerce meşgul etti. Arkasında sıraya giren ve uzun süre beklemek zorunda kalan bir başka vatandaş ise duruma adeta isyan etti.      "Uyuyup uyanıp geleceğine sen de 9'da gel" Makineyi uzun süre işgal eden kadına tepki gösteren vatandaş, "Bir tanecik de sıra vermiyorsun. Ben karşıda oturuyorum, çok ayıp" diyerek sitem etti. Makine başındaki kadının ise bu tepkiye istifini bozmadan, "Uyuyup uyanıp geleceğine sen de 9’da gel" şeklinde cevap vermesi gerginliği daha da artırdı.      "10 kişinin T.C.'siyle 500 tane şişe eritiyor" Tartışmanın alevlenmesiyle birlikte sırada bekleyen kadın, makineyi kullanan şahsın sistemdeki kotayı aşmak için akılalmaz bir yönteme başvurduğunu iddia etti. Şahsın, başkalarına ait kimlik numaralarıyla işlem yaptığını öne süren vatandaş, "Başkasının T.C.'si ile giriyor. 10 kişinin T.C.’si bunda kanunen nasıl duruyor? 500 tane erittiğini düşün. Biz anlattık seni, yazdık bekliyoruz. CİMER'den bekliyoruz seni, ne yapacaklar göreceğiz" ifadelerini kullandı.      Marketin ortasında yaşanan ilginç 'depozito' kavgası, sırada bekleyen vatandaşın cep telefonu kamerasına yansıdı.

Depozito kavgası: "10 kişinin kimlik numarasıyla" Haber

Depozito kavgası: "10 kişinin kimlik numarasıyla"

Olay, Karamanlı Mahallesi’ndeki bir zincir markette meydana geldi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hayata geçirilen ve 1 Temmuz 2026 itibarıyla plastik, cam ve alüminyum ambalajlar için 1 lira teşvik bedeli ödenen Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) uygulaması, bazı vatandaşlar tarafından kazanç kapısına dönüştürülünce makine önlerinde sıra krizleri baş gösterdi. Yanında getirdiği dev çöp poşetleri dolusu ambalajı iade makinesine tek tek atan bir kadın, iddiaya göre makineyi saatlerce meşgul etti. Arkasında sıraya giren ve uzun süre beklemek zorunda kalan bir başka vatandaş ise duruma adeta isyan etti. "Uyuyup uyanıp geleceğine sen de 9'da gel" Makineyi uzun süre işgal eden kadına tepki gösteren vatandaş, "Bir tanecik de sıra vermiyorsun. Ben karşıda oturuyorum, çok ayıp" diyerek sitem etti. Makine başındaki kadının ise bu tepkiye istifini bozmadan, "Uyuyup uyanıp geleceğine sen de 9’da gel" şeklinde cevap vermesi gerginliği daha da artırdı. "10 kişinin T.C.'siyle 500 tane şişe eritiyor" Tartışmanın alevlenmesiyle birlikte sırada bekleyen kadın, makineyi kullanan şahsın sistemdeki kotayı aşmak için akılalmaz bir yönteme başvurduğunu iddia etti. Şahsın, başkalarına ait kimlik numaralarıyla işlem yaptığını öne süren vatandaş, "Başkasının T.C.'si ile giriyor. 10 kişinin T.C.’si bunda kanunen nasıl duruyor? 500 tane erittiğini düşün. Biz anlattık seni, yazdık bekliyoruz. CİMER'den bekliyoruz seni, ne yapacaklar göreceğiz" ifadelerini kullandı. Marketin ortasında yaşanan ilginç 'depozito' kavgası, sırada bekleyen vatandaşın cep telefonu kamerasına yansıdı.

Ucuz sattı başı derde girdi Haber

Ucuz sattı başı derde girdi

Sivas’ta 15 yıldır gıda sektöründe faaliyet gösteren Selahattin Yabalı 3 yıl önce başlattığı kampanya ile uygun fiyatlı tahmacun satınca başı dertten kurtulmadı. Kimliği açıklanmayan kişiler tarafından sürekli şikayet edilen Yabalı, art arda yapılan denetimlerde her hangi bir uygunsuzluk tespit edilememesine rağmen, devam eden şikayetlere aldırış etmeden kampanyasını sürdürüyor. Lahmacunun tanesini 50 TL'den satıyor İşyeri mülkiyetinin kendisine ait olduğunu ve kira ödemediğini aktaran Yabalı, "Yaklaşık 15 senedir lokanta sektöründe hizmet veriyorum. 3 sene önce yaptığımız kampanya ile vatandaşlarımıza kaliteli ve ucuz ürün sunuyoruz. Ama son dönemlerde sürekli şikayet edildiğimiz için mağduruz. Şikayetlerin meslektaşlarımızdan kaynaklı olduğunu düşünüyoruz. Şu an lahmacun çoğu yerde 200-300 TL’ye satılırken biz 50 TL’ye satıyoruz. CİMER’e ucuz satıyor, at eti satıyor, menüsü bulunmuyor şeklinde şikayet etmişler. Ama biz kullandığımız ürünlerin hepsini faturalı yerlerden alıyoruz, kaliteli malzeme kullanıyoruz. Biz sattığımız ürünün arkasındayız, alışveriş yaptığımız yerlerin hepsi belirli. İsteyen istediği yerden gelip iş yerimizi kontrol edebilir, gönül rahatlığıyla ürünlerin lezzetine bakabilirler. Kazancımızda, karımızda oluyor. Ben bu şekilde kazanıyorsam diğerleri nasıl kazanamıyor bilmiyorum. Biz halka hizmet ederek insanlara yardımcı olmaya çalışırken bize karalama kampanyası yapanları vicdanlarıyla baş başa bırakıyorum" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.