Hava Durumu

#Cinayet

Yeni Marmara Gazetesi - Cinayet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cinayet haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

12 Yıllık Faili Meçhul Dosyasında Yeni Gelişme Haber

12 Yıllık Faili Meçhul Dosyasında Yeni Gelişme

Kırıkkale'de, 12 yıl önce öldürüldükten sonra cesedi 7 parçaya ayrılarak derin dondurucuda saklanan Hüseyin Okumuşoğlu cinayetine ilişkin yürütülen geniş çaplı soruşturma kapsamında düzenlenen eş zamanlı şafak operasyonunda 17 şüpheli gözaltına alındı. Edinilen bilgiye göre, olay 16 Mayıs 2025 tarihinde Çalılıöz Mahallesi 11. Sokak'taki bir apartman dairesinde ortaya çıktı. Ev sahibi, uzun süredir kiracısından haber alamayınca daireyi kontrol etmek için çilingir yardımıyla kapıyı açtırdı. Dairedeki derin dondurucuyu kontrol eden ev sahibi, parçalanmış insan cesediyle karşılaşarak durumu emniyete bildirdi. İhbar üzerine Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldı. Başsavcılık koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen çalışmalar ve kriminal incelemelerde, cesedin 7 parçaya ayrıldığı ve yaklaşık 11 yıldır derin dondurucuda muhafaza edildiği değerlendirildi. Yapılan kimliklendirme çalışmalarında cesedin, 2014 yılında hakkında kayıp müracaatında bulunulan Hüseyin Okumuşoğlu'na ait olduğu kesin olarak belirlendi. 98 kişinin ifadesine başvuruldu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının koordinasyonunda soruşturma derinleştirildi. Dosya kapsamında 98 kişinin ifadesine başvurulurken, 112 farklı kurum ve kuruluşla yazışma gerçekleştirildi. Şüphelilere ait GSM hatlarının Cell ID, LAC ve TAC analizleri yapıldı. Plaka Tanıma Sistemi kayıtları ile ulaşılabilen kamera görüntüleri tek tek incelendi. Araç kiralama şirketlerinden otopark görevlilerine kadar çok sayıda kişi ve kurumdan bilgi toplandı. Yaklaşık 12 yıl sonra 17 şüpheliye operasyon Aylar süren teknik ve fiziki çalışmaların ardından Okumuşoğlu'nun öldürülmesiyle bağlantılı oldukları değerlendirilen 17 şüphelinin kimliği belirlendi. Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince belirlenen adreslere eş zamanlı şafak operasyonu düzenlendi. Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince, Kırıkkale, Ankara ve Aydın'da gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlar da 17 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin, emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edileceği öğrenildi.

Dehşetin yeni detayları ortaya çıktı: Kapıyı kızının sesiyle açtırdı Haber

Dehşetin yeni detayları ortaya çıktı: Kapıyı kızının sesiyle açtırdı

Şüphelinin, kızını bırakma bahanesiyle eve giderek kapıyı açtırdığı, salonda eşiyle boğuştuğu ve yüzünü yastıkla kapattığı eşini başından vurduğu öğrenildi. Tutuklanan zanlının ifadesinde, "Eşimi seviyordum, bir anlık öfkeyle cinayeti işledim" dediği öğrenildi. Olay, 26 Temmuz gecesi saat 01.00 sıralarında merkez Yüreğir ilçesine bağlı Kışla Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, Pozantı Belediyesi'nde memur olarak çalışan Hatice Mine K. (40), şiddetli geçimsizlik nedeniyle bir süre önce çarşı ve mahalle bekçisi eşi H.E.K.'den (40) boşanma kararı aldı. Gece saatlerinde eve gelen H.E.K., 7 yaşındaki kızları E.Y.K.'nin yanında eşinin yüzünü yastıkla kapatıp tabancayla başından vurarak öldürdü. Olayın ardından kaçan şüpheli, İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri tarafından yaklaşık 30 dakika sonra saklandığı adreste yakalanmıştı. "Kapıyı kızının seslenmesiyle açtırdı" Soruşturma kapsamında elde edilen bilgilere göre, H.E.K.'nin olay günü kızı E.Y.K.'yi bırakma bahanesiyle boşanma aşamasındaki eşinin evine gittiği, kapıda kızının seslenmesi üzerine Hatice Mine K.'nin kapıyı açtığı öğrenildi. Eve giren şüphelinin salonda eşiyle boğuştuğu, ardından yüzüne yastık kapatarak kızının gözleri önünde tabancayla ateş ettiği belirtildi. "Cinayetin ardından kızını ablasına bıraktı" Şüphelinin, cinayetin ardından yanına aldığı 7 yaşındaki kızını ablasının evine bıraktığı, daha sonra ise saklandığı adrese geçtiği öğrenildi. "Bir anlık öfkeyle yaptım, pişmanım" Emniyetteki sorgusunda ifade veren H.E.K.'nin, "Eşimi seviyordum. Sadece davadan vazgeçirmek için konuşmak istemiştim. Bir anlık öfkeyle cinayeti işledim. Keşke böyle olmasaydı, pişmanım" dediği öğrenildi. Emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edilen H.E.K., çıkarıldığı nöbetçi mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Yaşlı kadını komşusu öldürmüş Haber

Yaşlı kadını komşusu öldürmüş

İddiaya göre, tekerlekli sandalyeyle hayatını sürdüren 82 yaşındaki A.K., evinin balkonundan yardım çığlıkları attı. Durumu fark eden vatandaşlar 112 Acil Çağrı Merkezi'ni aradı. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Eve gelen ekipler, 77 yaşındaki Faize Karaca'yı yatak odasında kanlar içerisinde ölü buldu. Yapılan kontrollerde kadının boyun bölgesindeki kesici alet yaralanmaları cinayet şüphesini artırdı. Soruşturma genişletildi Yaşanan olay sonrası Mudanya Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, geniş çaplı soruşturma başlattı. Yapılan delil incelemeleri ve bilgiler doğrultusunda oklar, ailenin uzun süredir görüştüğü komşusu Şengül Demir'i gösterdi. Bunun üzerine ekipler, şüphelinin evinde arama yaptı. Yapılan aramada, olay sırasında kullanıldığı değerlendirilen ve üzerinde kan lekeleri bulunan kıyafetlere ulaşıldı. İncelemelerde Karaca'ya ait olduğu belirlenen beşi bir yerde kolye ile beş altın bileziğin şüpheli tarafından alındığı iddia edildi. Yapılan çalışmalar sonucunda söz konusu altınların, Demir'in bir arkadaşının evinde saklandığı belirlendi. Düzenlenen operasyonla ziynet eşyaları eksiksiz şekilde ele geçirilerek muhafaza altına alındı. Şüphelinin ifadesi dikkat çekti Polis ekiplerince gözaltına alınan Şengül Demir'in ifadesinde, suçunu kabul ettiği öğrenildi. Verdiği ifadede, maktul Faize Karaca ile aralarında tartışma yaşandığını, sonrasında da gözünün döndüğünü ve ne yaptığının farkında olmadığını söyledi. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Şengül Demir, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Soruşturmanın ise savcılık koordinesinde sürdürüldüğü öğrenildi.

Kayıp ihbarında bulunduğu eşinin 7 yıl sonra cesedi bulundu Haber

Kayıp ihbarında bulunduğu eşinin 7 yıl sonra cesedi bulundu

Antalya'da 2018 yılında kaybolduktan 7 yıl sonra geçtiğimiz yıl gözaltına alınan eşinin yer göstermesiyle Aksu'daki ormanlık alanda kemikleri bulunan Elena Beyder Usluca'nın ölümüne ilişkin davanın iddianamesi hazırlandı. Savcı, Mehmet Erkan Usluca'nın "eşi ve kadına karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını talep etti. Eşinin kendisine bıçakla saldırdığı sırada yere düşerek öldüğünü öne süren sanığın, ölümün ardından kadının sesini taklit ederek bankayı aradığı, hesabındaki parayı kullandığı ve adına kayıtlı otomobili resmî kayıtlara göre 5 gün sonra vekâletle sattığı iddianamede yer aldı. Olay, 25 Aralık 2018 tarihinde Mehmet Erkan Usluca'nın Muratpaşa Demircikara Polis Merkezi'ne yaptığı kayıp başvurusuyla başladı. Edinilen bilgiye göre Erkan Usluca, eşi Elena Beyder Usluca'nın 24 Kasım'da evden ayrıldığını ve 1 ay boyunca dönmediğini, kanser hastası olduğunu ve zaman zaman evi terk ettiğini öne sürdü. Ancak yürütülen detaylı çalışmalar neticesinde Elena Beyder Usluca'dan haber alınamadığı, yurt dışı çıkışının bulunmadığı ve banka/HTS kayıtlarının da şüpheli durumu desteklediği belirlendi. Yaklaşık 1 yıllık teknik ve fiziki takip neticesinde Usluca'nın 24-26 Kasım 2018 tarihleri arasında eşi tarafından öldürüldüğü, olay sonrası cesedin saklanmasında şüphelinin kardeşi R.U.'nun yardım ettiği değerlendirildi. Şüpheliler geçtiğimiz yıl eş zamanlı operasyonla gözaltına alındı. Usluca ifadesinde eşiyle tartıştığını, çıkan arbedede eşinin yere düşerek öldüğünü, ardından cesedi Aksu Kumköy ormanlık alana gömdüğünü itiraf etti. Yapılan yer gösterme çalışmasında kadına ait olduğu değerlendirilen iskelet parçalarına ulaşıldı. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden R.U. adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, eşi Mehmet Erkan Usluca tutuklanarak cezaevine gönderildi. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianameye göre Mehmet Erkan Usluca, 25 Aralık 2018 tarihinde Demircikara Polis Merkezi'ne başvurarak eşi Elena Beyder'in yaklaşık bir aydır eve dönmediğini bildirdi. Usluca, eşinin kanser hastası olduğunu, psikolojik sorunlar yaşadığını ve Rusya'da yaşayan annesinin yanına gitmiş olabileceğini ileri sürdü. Rusya Konsolosluğu aracılığıyla yapılan araştırmada Elena Beyder'in Rusya'da olmadığının anlaşılması üzerine kayıp kadının İstanbul'a gitmiş olabileceğini öne süren Usluca, başvuru sırasında kimseden şikâyetçi olmadığını söyledi. Kolluk ekiplerinin yaptığı araştırmada ise Elena Beyder'in 12 Şubat 2018 tarihinde İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan Türkiye'ye giriş yaptığı, ancak ülkeden çıkış kaydının bulunmadığı belirlendi. Hakkında Interpol Genel Sekreterliği tarafından sarı bülten çıkarılmasına rağmen kadına ulaşılamadı. Otomobili olaydan 5 gün sonra satıldı Araştırmalarda Elena Beyder adına kayıtlı 06 BA 4003 plakalı Opel marka otomobilin, 29 Kasım 2018 tarihinde elindeki vekaletnameyi kullanan Mehmet Erkan Usluca tarafından satıldığı tespit edildi. Kadına ait cep telefonunun 24 Kasım 2018 tarihine kadar aktif olarak kullanıldığı, bu tarihten sonra ise bazı gün ve saatlerde açılıp kapatıldığı belirlendi. Telefonun son olarak 26 Mayıs 2019 tarihinde Manavgat ilçesinden baz sinyali verdiği, Usluca'nın da 7 Şubat 2019 tarihinde ikametini Manavgat'a taşıdığı kaydedildi. İddianamede, bu nedenle Elena Beyder'e ait telefonun sanık tarafından kullanıldığının değerlendirildiği belirtildi. Eşinin sesini taklit ederek bankayı aradı Elena Beyder'in banka hesap hareketlerinin incelenmesi sonucu, 26 Kasım 2018 tarihinde sanığın kardeşinin hesabına 13 bin 200 lira EFT yapıldığı, 3, 7 ve 10 Aralık tarihlerinde ise kadının hesabından toplam 2 bin 300 lira çekildiği tespit edildi. HTS kayıtlarında Elena Beyder'e ait telefon hattından 25 Kasım 2018 günü saat 14.06 ve 15.35'te bir bankayla iki kez görüşme yapıldığı belirlendi. Bankadan temin edilen ses kayıtlarının incelenmesinde, görüşmeleri Mehmet Erkan Usluca'nın yaptığı ve kendisini sesini benzeterek Elena Beyder olarak tanıttığı da iddianameye girdi. Sanık Usluca da savunmasında borçları nedeniyle kendi hesaplarında haciz bulunduğunu, bu nedenle kardeşi, annesi ve eşine ait banka hesaplarını kullandığını söyledi. Elena'nın hesabındaki parayı çekmek istediğinde banka görevlilerinin hesap sahibinin aramasını talep ettiğini anlatan Usluca, "Sesimi Elena'nın sesine benzeterek bankayı arayıp parayı çekmem için gereken bilgileri aldım. Bu parayı kendi kullandığım ancak ağabeyim adına kayıtlı olan banka hesabına gönderdim" dedi. Sanık "3 ay sonra sattım" dedi, kayıtlar 5 gün sonrasını gösterdi İddianamede, Elena Beyder Usluca adına kayıtlı 06 BA 4003 plakalı Opel marka otomobilin, olay tarihi olarak kabul edilen 24 Kasım 2018'den 5 gün sonra, 29 Kasım 2018 tarihinde Mehmet Erkan Usluca tarafından elindeki vekâletname kullanılarak satıldığı belirtildi. Sanık ise savunmasında satış tarihine ilişkin farklı bir anlatımda bulunarak, "Hatırladığım kadarıyla olaydan yaklaşık üç ay sonra benim aldığım ancak Elena adına kayıtlı Opel marka aracı, Elena'nın bende bulunan vekâletnamesi ile sattım" ifadelerini kullandı. 7 yıl sonra yerini gösterdi Soruşturma kapsamında sanığın Manavgat'taki adresinde 19 Haziran 2025 tarihinde arama yapıldı. Aramada herhangi bir suç unsuruna rastlanmazken, Mehmet Erkan Usluca ile kardeşi R.U. gözaltına alındı. Mehmet Erkan Usluca, gözaltındayken eşinin cesedini gömdüğü yeri göstermek istediğini söyledi. Sanığın yer göstermesi üzerine ekipler, 21 Haziran 2025 tarihinde Aksu ilçesi Kumköy Mahallesi'ndeki ormanlık alana gitti. Belediye ekiplerinin iş makinesiyle yaptığı kazıda, cesede ait olduğu değerlendirilen kemik parçaları ve kıyafetler bulundu. İncelemede 67 kemik parçası, omurga parçaları, 2 diş ve 2 tırnağın yanı sıra çeşitli kıyafetler tespit edilerek Antalya Adli Tıp Kurumu morguna gönderildi. Kemiklerin Elena Beyder'e ait olup olmadığının belirlenmesi amacıyla kızı M.U.'dan alınan DNA örnekleriyle karşılaştırma yapıldı. Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesinin raporunda, bulunan kalıntıların yüzde 99,99 ihtimalle M.U.'nun biyolojik annesine ait olduğu belirlendi. Adli Tıp savunmasıyla çelişti İstanbul 1. Adli Tıp İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan raporda, kemik parçaları üzerinde çok sayıda kesici-delici alet yaralanmasına bağlı hasar ile künt, kesici ve ezici alet yaralanmalarına bağlı kırıklar bulunduğu bildirildi. Raporda, Elena Beyder'in ölümünün kesici-delici alet yaralanması ile kesici ve ezici alet yaralanması sonucu meydana geldiği yönünde görüş bildirildi. Eşini aldatmakla suçladı Sanık Mehmet Erkan Usluca ise savunmasında eşiyle 2008 yılında tanıştığını, bir süre sonra evlendiklerini ve bir çocuklarının bulunduğunu anlattı. Evlilikleri boyunca tartışmalar yaşadıklarını belirten Usluca, olay günü eşinin başka erkeklerle yazışmalarını gördüğünü ve bu nedenle aralarında tartışma çıktığını öne sürdü. Usluca, savunmasında; "Ben olay gününe kadar Elana'nın beni sadece sanal ortamda başka erkeklerle yazışarak aldattığını düşünüyordum. Ancak olay günü Elana'nın beni internet ortamı dışında gerçek hayatta da aldattığını öğrendim. Eşim bu sırada uyandı ve benden telefonu almak istedi. Ancak benim vermeyeceğimi anlayınca daha önceki tartışmalarımızda olduğu gibi mutfaktan bıçak almaya gitti" ifadelerini kullandı. "Birlikte yere düştük, başını çarptı" Elena'nın kendisine bıçakla saldırdığını iddia ederek savunmasına devam eden Usluca, "Ben de arkasından çıktığımda koridorda karşılaştık. Yüzünde daha önce hiç görmediğim bir ifade vardı. Elana bana bıçakla saldırdı. Ben elini tuttum. Elinden bıçağı almak istedim ve kendisine sakin olmasını, beni aldattığını, sürekli alttan aldığımı söyledim. Elana da bana, "Seni daha 10 erkekle aldatacağım, tanıdığın tüm erkekle aldatacağım" dedi. Bu sırada birlikte yere düştük ve Elana sertçe başını çarptı. Ben bıçağı uzaklaştırdıktan sonra Elana ile üzerinde iken tekrar konuşmaya başladım. Elana'nın beni dinlediğini düşünüyordum ancak bir müddet sonra bilincini kaybettiğini fark ettim. Ardından yüzüne su serperek ayıltmaya çalıştım ancak ayılmadı" diye konuştu. Cesedi valize koyup ormana gömdüğünü anlattı Polisi aramayı düşündüğünü ancak kızının o tarihte 7 yaşında olması nedeniyle vazgeçtiğini savunan Usluca, eşinin cesedini evde bulunan bir valize koyduğunu söyledi. Usluca, "Bir gün boyunca düşünüp karar verdikten sonra 26 Kasım 2018 günü saat 07.00 sıralarında evden çıktım. Önce Örnekköy Plajı'na, ardından Kundu'daki ormanlık alana giderek eşimi gömdüm. Akşama kadar araçla dolaşıp polise gidip gitmemeyi düşündüm. Daha sonra Manavgat'a gittim" dedi. Ailesine Elena'nın Rusya'ya gittiğini söylediğini belirten sanık, kızına da annesinin kanser tedavisi için Rusya'da bulunduğunu anlattığını ifade etti. "Eşimi kasten öldürmedim" Sanık Usluca, savunmasının devamında, "Ben eşimi kasten öldürmedim. Bana bıçakla saldırması üzerine kendimi korurken yere düşmesi sonucu yanlışlıkla öldü. Hapse girersem kızımın hayatının ciddi şekilde etkileneceğini düşündüğüm için yetkili birimlere haber vermeden eşimi görevlilere gösterdiğim yere gömdüm. Benim eşimi öldürme kastım yoktur, eşimi kasten öldürdüğüm yönündeki iddiaları kabul etmiyorum. Gözaltına alınmasam da bir gün teslim olacaktım. Bu nedenle kızıma ara sıra ‘Bir gün ben de gidebilirim' şeklinde konuşmalar yapıyordum" ifadelerini kullandı. Savcı ağırlaştırılmış müebbet istedi İddianamede, sanığın eşinin yere düşerek hayatını kaybettiği yönündeki savunmasının, kemiklerde tespit edilen kesici-delici alet yaralanmaları ve künt, kesici ve ezici alete bağlı kırıklarla çeliştiği belirtildi. Sanığın savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilerek, Elena Beyder'i kıskançlık nedeniyle çıkan tartışmada kesici-delici ve künt nitelikteki aletlerle yaralayıp öldürdüğü ileri sürüldü. Savcılık, sanığın savunmasına itibar etmedi İddianamede, sanığın eşinin bıçakla saldırdığı sırada yere düşerek hayatını kaybettiği yönündeki savunması ile Adli Tıp raporundaki bulguların örtüşmediği belirtildi. Kemiklerde çok sayıda kesici-delici alet yaralanmasına bağlı hasar ile künt, kesici ve ezici alete bağlı kırıklar bulunduğuna dikkat çekilen iddianamede, sanığın savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirildi ve sanığın "Kadın olan eşi kasten öldürme" suçundan cezalandırılması talep edildi. Tutuklu olarak yargılanan sanık Mehmet Erkan Usulca, Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ikinci duruşmada hakim karşısına çıktı. Taraf avukatlarının bulunduğu duruşmada; esas hakkındaki mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, Mehmet Erkan Usluca'nın "eşi ve kadına karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını, gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği sürenin cezasından mahsup edilmesini talep etti.

Cinayet kurbanı kız 17 yıl sonra toprağa verildi Haber

Cinayet kurbanı kız 17 yıl sonra toprağa verildi

Manisa'da miras işlemleri sırasında yapılan kayıp başvurusuyla ortaya çıkan ve 17 yıl önce öldürüldüğü değerlendirilen Ebru Koyuncu'nun naaşı, yıllar sonra ailesine teslim edilerek memleketi Manisa'nın Şehzadeler ilçesine bağlı Sancaklıiğdecik Mahallesi'nde son yolculuğuna uğurlandı. 2009 yılında kaybolan ve kaybolduğunda 17 yaşında olan Ebru Koyuncu'nun dosyası, babasının vefatının ardından yürütülen miras işlemleri sırasında yeniden gündeme geldi. Sancaklıiğdecik Mahallesi'nde ikamet eden Münevver Koyuncu (60) adlı kadın, 1 Ekim 2025 tarihinde saat 21.00 sıralarında jandarmaya müracaat ederek, kızı Ebru Koyuncu'nun 2009 yılının aralık ayında evden ayrıldığını ve 17 yıldır bir daha kendisinden haber alamadığını bildirdi. Cumhuriyet savcısına bilgi verilmesinin ardından olayla ilgili tahkikat başlatıldı. Soruşturma kapsamında Ebru Koyuncu'nun, o dönem ablası Fatma Köse'nin eşi olduğu belirtilen Ufuk Köse'nin yanında çalıştığı belirlendi. İddiaya göre ikili arasında yaşanan ilişki sonucu Ebru Koyuncu hamile kaldı. Çıkan tartışmanın ardından şüphelinin genç kızı iple boğarak öldürdüğü öne sürüldü. Cinayet şüphesinin netleşmesi üzerine ekipler, İzmir'in Kemalpaşa ilçesi Armutlu 85. Yıl Cumhuriyet Mahallesi'nde kazı çalışması yaptı. Olay tarihinde Ufuk Köse'ye ait olduğu belirtilen bahçede yapılan kazıda maktule ait olduğu değerlendirilen kafatası ve kemik parçaları bulundu. Kemikler inceleme için Adli Tıp Kurumu morguna gönderildi. Şubat ayında ulaşılan kemik parçalarının Adli Tıp Kurumu'nda yapılan incelemenin ardından Ebru Koyuncu'ya ait olduğu tespit edildi. Ebru Koyuncu'nun naaşı bugün ailesine teslim edildi. Yaklaşık 17 yıl boyunca kayıp olarak aranan Ebru Koyuncu için memleketi Sancaklıiğdecik Mahallesi'nde cenaze töreni düzenlendi. Yakınları ve mahalle sakinlerinin katıldığı törende Koyuncu'nun naaşı kılınan cenaze namazının ardından mahalle mezarlığında toprağa verildi. Cenaze töreninde duygusal anlar yaşanırken, aile fertleri uzun yıllar sonra evlatlarını defnedebilmenin acısını ve hüznünü yaşadı. Öte yandan, olayla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Ebru Koyuncu'nun ablası Fatma Köse ile eski eniştesi Ufuk Köse, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanmıştı.

18 yaşındaki Ece Naz, kahvaltı hazırlarken sırtından vurulmuş Haber

18 yaşındaki Ece Naz, kahvaltı hazırlarken sırtından vurulmuş

Kızının kahvaltı hazırladığı sırada sırtından vurulduğunu söyleyen acılı anne Döne Macit, "Benim çocuğum aç gitmiş. Kahvaltı hazırlarken, patates kızartırken olay yaşanmış. Daha da evime patates almayı düşünmüyorum, evime haram oldu. O patates elinde gitti. Patates kızartırken, tezgaha dönük şekilde arkasından silah sıkmak nedir?" dedi. Olay, 29 Haziran'da Sırasöğütler Mahallesi'nde bulunan evde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, ziyaret amacıyla söz konusu eve giden 2 genç kızdan Ece Naz Macit (18), bir süre sonra silahla vuruldu. Silah seslerini duyan vatandaşların ihbarı üzerine adrese polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kanlar içinde kalan genç kız, ambulansla kaldırıldığı hastanede yapılan bütün müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Cinayetle ilgili 3 şüpheli tutuklandı Polis ekiplerinin olayın yaşandığı evde yaptığı incelemelerin ardından, o sırada içeride bulunan 2'si erkek 3 kişi gözaltına alındı. Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro ekiplerince ifade işlemleri tamamlanan S.C.G., Y.O. ve A.A. adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkarılan 3 şüpheli, "kasten öldürme" ve "6136 Sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet" suçlarından tutuklanarak cezaevine gönderildi. Acılı anne "Benim çocuğumu yediler, adalet istiyorum" Kızını kaybetmenin derin acısını yaşayan 46 yaşındaki anne Döne Macit, olayı öğrendiği anları ve sonrasında hissettiklerini anlattı. Macit, "Ben evdeydim. Benim kızım arkadaşına gitmişti. Bana kız kardeşimden haber geldi. Ece bir kavgaya karışmış diye. Sonra ben evden tam çıkarken oğlumun arkadaşları kapıda belirdi. Onlar da bir tedirginlik vardı. 'Bir şey mi duydunuz?' diye sordum, gözlerini kırptılar. Aşağı inince çok kalabalık vardı. O kalabalığı görünce ben daha da tedirgin oldum. Kötü bir şey olduğunu hissettim. Ece vurulmuş dediler ben orada yıkıldım" dedi. Faillerin en ağır cezayı almasını talep eden anne Macit, sözlerine şöyle devam etti: "Benim çocuğumu yediler. Ben adalet istiyorum. Devlet büyüklerinden adalet istiyorum. Canı sıkılan birini vuruyor. Bir evlat kolay mı yetişiyor? Bende şimdiye kadar izliyordum, başkalarına üzülüyordum. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Şuan benim ateşim de düştüğü yeri yakıyor. Yarın bir gün bu unutulacak. 3 gün 5 gün konuşulacak. Sonra ne olacak? Bir hafta sonra başka bir genç olacak. Ben adalet istiyorum. Kimsenin yaptığı yanına kalmasın." Sosyal medyada ve çevrede yapılan yorumlara da tepki gösteren acılı anne, "Asılsız yorumlar yapıyorlar. 'Senin kızının misafirlikte ne işi vardı?' gibi yorumlar. Ben başıboş bırakmadım. Şimdi nesillere, gençlere söz geçmiyor. Herkes yetiştiriyor, herkesin başında var. Bilip bilmeden kimse konuşmasın. Anne-baba olarak bizler sorumluluklarımızı biliyorduk. Çocuğumuzun peşindeydik ama arkadaşlarını kendisi gibi gördü, inandı. Temiz bir kızdı benim kızım. İyi niyetliydi, güler yüzlüydü, kimseye zararı yoktu. Kahkahası vardı, ömre bedeldi. Ben 4 kişinin de yargılanmasını istiyorum. 3'ünün de parmağı var. " ifadelerini kullandı. "O patates elinde gitti, arkasından silah sıkmak nedir" Kızının vurulduğu anla ilgili kahreden detayı paylaşan Döne Macit, "Elinizi, ayağınızı öpeyim gerçekten sesimi duyun. Çocuğum rüyama girmeden, 'Anne ben iyiyim' demeden ben rahat olamıyorum. Benim çocuğum aç gitmiş. Kahvaltı hazırlarken, patates kızartırken olay yaşanmış. Ben daha da evime patates almayı düşünmüyorum, evime haram oldu. O patates elinde gitti. Patates kızartırken, tezgaha dönük şekilde arkasından silah sıkmak nedir" diye konuştu. "Çiçeğimi aldılar" Torununun ölümüyle yıkılan anneanne Hayriye Gazi ise adaletin tecelli etmesini beklediklerini vurgulayarak, "Yavrumun kanı yerde kalmasın, dayanamıyorum. O benim bir tanemdi. Çiçeğimi aldılar gittiler. Onun kanı yerde kalmasın, ne olur. Adalet yerini bulsun" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.