Hava Durumu

#Cinayet Büro

Yeni Marmara Gazetesi - Cinayet Büro haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cinayet Büro haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bursa'daki cinayette sanıklar birbirine düştü: "Para verdim bu işe" Haber

Bursa'daki cinayette sanıklar birbirine düştü: "Para verdim bu işe"

Saldırıda ağır yaralanan Zekeriya Ç.'nin de katıldığı duruşmada sanık Fatih K., Hakan N.'nin kendisine, "Bu işi yapmam gerekiyordu. Para verdim bu işe" dediğini öne sürdü. Mahkeme başkanı ise çelişkili ifadeleri nedeniyle sanıklara tepki gösterdi. İddianamede saldırının azmettiricisi olduğu öne sürülen firari sanık Adnan A. ile olay öncesinde mağdurları takip ettiği belirtilen Taner A.'nın yakalanması için çalışma başlatılmasına karar verildi. Olay, 6 Şubat 2026'da saat 22.00 sıralarında Yıldırım ilçesi Yiğitler Mahallesi Türkmenbaşı Caddesi'nde meydana geldi. Kahvehaneden çıkarak araçlarına yönelen İbrahim Çelik ile Zekeriya Ç.'ye, bir otomobilden peş peşe ateş açıldı. Kurşunların hedefi olan iki arkadaş ağır yaralanırken, saldırganlar olay yerinden kaçtı. Hastaneye kaldırılan yaralılardan İbrahim Çelik, 6 gün süren yaşam mücadelesini kaybetti. Zekeriya Ç.'nin ise ağır yaralandığı saldırı anı, çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı. 280 saatlik görüntüden iz sürdüler Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, farklı kameralara ait 280 saatlik görüntüyü inceleyerek şüphelileri tespit etti. Şüphelilerin olay yerine "ikiz plaka" olarak tabir edilen plakalarla 3 farklı araçla geldikleri, saldırının ardından araç değiştirerek İstanbul'a kaçtıkları belirlendi. Bursa ve İstanbul'da düzenlenen operasyonlarda yakalanan şüphelilerden E.K. adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, Müjdat D., Batuhan Ö., Hakan N. ve Fatih K. tutuklandı. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, firari sanık Adnan A.'nın saldırıyı azmettirdiği, Taner A.'nın ise İbrahim Ç. ve Zekeriya Ç.'yi takip ederek kahvehaneden çıktıkları sırada diğer sanıklara telefonla haber verdiği öne sürüldü. Adnan A. ve Taner A. hakkında yakalama kararı çıkarılırken, İbrahim Ç.'nin öldürüp, Zekeriya Ç.'nin de ağır yaralayan Müjdat D., Batuhan Ö., Hakan N. ile Fatih K.'nın, Bursa 5'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde 'Kasten öldürme' ve 'Kasten öldürmeye teşebbüs' suçlamalarıyla yargılanmasına başlandı. Duruşmaya, tutuklu sanıklar ile olayda yaralanan Zekeriya Ç., İbrahim Ç.'nin babası Süleyman Ç., eşi Hilal Ç. ve taraf avukatları katıldı. Duruşmada savunma yapan sanık Batuhan Ö., "Yiğitler Mahallesi'ne gittiğimizde bir şey yoktu. Fatih K.'yi aradığımızda kahvehanede olduğunu, kendisini almamızı söyledi. Ben navigasyonu açtım. Tam sola döneceğim sırada Müjdat D. sağa dönmemi söyledi. Sağa döndüğümde 6-7 el silah sesi geldi. Seslerin nereden geldiğini bilmiyorum. Müjdat D. 'Aracı sür' diye seslendi. Çok korktum, bize ateş açıldı diye seslendim. Yolda giderken vurulup vurulmadığımı kontrol ettim" dedi. Daha sonra olay yerinden uzak bir yere lüks bir araçla Fatih K.'nin geldiğini söyleyen Batuhan Ö., "Yola çıkıp biraz ilerledikten sonra ben 'Kendimi iyi hissetmiyorum' dedim. Yolda durduk. Fatih bana su verdi. Suyu içerken, Fatih araçtan bir şeyler alıp, kanala attı. Ben ne attığını görmedim. Tekrar yola çıktık. Ben kendimi iyi hissetmediğim için uyumuşum. Gözümü açtığımda İstanbul'daydık. Müjdat yanımızda yoktu. Fatih'e sorduğumda Müjdat'ı bıraktığını söyledi. Ertesi gün Fatih K.'ya ne olduğunu sorduğumda, 'Benim aracı görünce sizi ben sandılar. O yüzden sıktılar. Seni İstanbul'a getirdim ki, sana da musallat olmasınlar' dedi. Ben de inandım" diye konuştu. Mahkeme başkanından sanığa tepki Olay sırasında aracı kullandığını belirten Batuhan Ö.'nün olayı görmediğini söylemesi üzerine mahkeme başkanı, "Dönüş güzergahında olduğu için görüş açında. Nasıl görmedin? Hadi görmedin, 24 saat sonra İstanbul'da ne olduğunu soruyorsun. Aklı başında insan 5 dakika sonra sorar, şehir değiştiriyorsun sorgulamıyorsun. Sanki 6 yaşında bir insanın elinden tutuyorlar da götürüyorlar" diye tepki gösterdi. "Zayıfı niye vurdun? Şişkoyu vuracaktın" Olayla ilgisinin olmadığını öne süren Fatih K. ise, silah atışı yapmak için gittiği tarlaya Batuhan Ö.'nün otomobille geldiğini, yanında Müjdat D.'nin de olduğunu belirterek, "Batuhan maskeli bir şekilde geldi. Telaşlı bir şekilde aracın plakasını söküyordu. Sonra benim arabaya bindiler. Diğer aracı plakasız bir şekilde tarlada bıraktılar. Aracı otobana doğru sürmeye başladım. Batuhan ile Müjdat bana silah uzatıp, 'Bunu arabada koyabileceğimiz yer var mı?' dedi. Ben de olmadığını söyledim. Bu sırada Batuhan Müjdat'a, 'Zayıfı niye vurdun? Şişkoyu vuracaktın' şeklinde konuştu. Silahları olduğu için sormaya korktum. Ben 'Arabayı alın gidin. Ben evime gideyim' dedim. Müjdat da 'Hayır, olmaz. Beni götürecek kişi sensin' dedi. Bunun üzerine ben yola çıktım ama yolda polis çevirmesi olsa ben arabadan atlayıp polise sığınacaktım" dedi. Bunun üzerine mahkeme başkanı, "Niye yapmadın? Gişelerde polis noktası var. Polise sığınsaydın" dedi. Fatih Kurt'un "O gün yoktu" cevabına sinirlenen başkan, "Her gişede polis noktası var" diye tepki gösterdi. "Bu işi yapmam gerekiyordu, para verdim" Batuhan Ö.'nün yalan söylediğini iddia eden Fatih K., "Batuhan araçta uyumuyordu. Ertesi gün dönüş yaparken, Batuhan, Hakan ile telefonda görüştü. Hakan yanına gelmeleri gerektiğini söyledi. Konumu açtık ve İznik'e gittik. Konuma Hakan geldi. Ben Hakan'a 'Beni niye böyle bir işin içine soktun' dediğimde 'Boş ver kardeşim böyle oldu. Bu işi yapmam gerekiyordu. Para verdim bu işe' dedi. Beni bu işte kullandılar" diye kendini savundu. "Olayı sanal medyadan duydum" Olayı sanal medyadan duyduğunu öne süren Hakan N. ise suçsuz olduğunu iddia ederek kendini şöyle savundu: "Benim ehliyetim daimi iptal olduğu için Batuhan'ı aradım ve Batuhan ile İstanbul'a gittik. İstanbul'da ismini sonradan öğrendiğim Müjdat'ı aldık. 1-2 saat sonra Bursa'ya vardık. Batuhan'ı evine bıraktım ve evime gittim. Daha sonra ben ailemle birlikte İznik'te bungalov evlere tatile gittik. Olaydan 1 gün sonra Fatih aradı ve İstanbul'dan geldiklerini söyledi. Ben de 'Yakınlardaysan konum atayım buraya gelin. Dükkana gitmesi gereken araç var' dedim. Onlar da geldi. Aracı teslim ettim, gittiler. Olayı yakalanmadan önce duydum. Ama kimin yaptığını bilmiyordum. Doğruyu bilen yalnız Allah, herkes bir şey diyor. 10 aydır tutukluyum. Şirketim iflas etti. Aile düzenim bozuldu. Tahliyemi, olmazsa adli kontrol şartıyla serbest bırakılmamı talep ediyorum" dedi. Tutuklu sanıklardan Müjdat D. de, susma hakkını kullanırken, mahkeme başkanı olayda yaralanan Zekeriya Ç.'ye söz verdi. Ölen İbrahim Ç.'nin, firari sanık Adnan A. ile arasında husumet olduğunu söyleyen Zekeriya Ç., "Benim İbrahim'den öğrendiğim kadarıyla İbrahim'in tanıdığı bir kişi ile Adnan arasında arazi anlaşmazlığı vardı. İbrahim ara bulucu olarak gitti. Orada kafe devir konusundaki alacağını da konuşmuşlar. Aralarında tartışma çıkmış ve silahlar çekilmiş. İbrahim ağabeyin telefonuna kurşun gelmiş" dedi. "Ateş eden Müjdat'tı" Olay günü İbrahim Ç. ve arkadaşlarıyla kahvehanede oturduklarını belirten Zekeriya Ç., "Kahvehaneden çıktığımız sırada ben İbrahim ağabey ile arkadan geliyordum. O sırada silahlar ateşlendi. Ben ayağımdan ve kalçamdan yaralandım, İbrahim ağabey vefat etti. Ateş eden Müjdat'tı, şikayetçiyim" diye konuştu. "Oğlum, kendisini vurduranın Adnan olduğunu söyledi" Sanıkların hiçbirini tanımadığını söyleyen İbrahim Ç.'nin babası Süleyman Ç. ise oğlunun ölmeden önce kendisine isim verdiğini söyledi. Süleyman Ç., "Oğlumun Adnan'dan yaklaşık 10 milyon lira civarında alacağı vardı. Birlikte bir kafe işletiyorlardı. Devir sırasında Adnan oğluma, 'Ben alacağımı alayım, senin paranı sonra hallederiz' demiş. Adnan'ın borcu buradan geliyor. Refakat sırasında oğlum bana kendini vurduranın Adnan olduğunu, organize edenin de Hakan olduğunu söyledi. Hakan'ın Adnan'a 15 milyon lira borcu varmış. Adnan da borcuna karşılık bu işi yapmasını teklif etmiş. Sanıkların hepsinden şikayetçiyim" diye konuştu. Olay günü kahvehanede ağabeyi İbrahim Ç. ile birlikte oturduklarını belirten tanıklardan Muhammet Mustafa Ç. de, "Kahvehanede otururken, köşe masada bizi gözetlediklerini fark ettik. Rahatsız olduk. Ağabeyimin arkadaşının şantiyesine gidip, orada oturmaya karar verdik. Kahvehaneden çıkarken olay gerçekleşti" dedi. İddianamede de İbrahim Ç. ve Zekeriya Ç'yi takip eden Taner A.'nın, maktul ve arkadaşının kahveden çıkınca telefonla haber verdiği diğer sanıkların kendilerine ateş ettiğinin yer aldığını belirten mahkeme başkanı, firari sanıklar Adnan A. ve Taner A.'nın yakalanması için müzekkere yazılmasına ve sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

Trafikte öfke cinayete dönüştü: "Niyetim öldürmek değildi" Haber

Trafikte öfke cinayete dönüştü: "Niyetim öldürmek değildi"

Edinilen bilgiye göre, 27 Ağustos'ta Yüreğir ilçesine bağlı Anadolu Mahallesi'nde meydana gelen olayda, iki grup arasında çıkan tartışma silahlı kavgaya dönüşmüş, kavga sırasında tabancayla vurulan Taha Humsi (22) hayatını kaybetmişti.Olayın ardından çalışma başlatan İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, çevredeki güvenlik kameralarını incelemeye aldı. Yaklaşık 100 saatlik görüntüyü tek tek inceleyen ekipler, cinayeti Cihan O.'nun (22) gerçekleştirdiğini belirledi. Şüphelinin Sarıçam ilçesine bağlı Orhangazi Mahallesi'ndeki bir apartman dairesinde saklandığını tespit eden ekipler, düzenledikleri operasyonla Cihan O.'yu yakaladı. "Cinayetin nedeni trafikteki tartışma çıktı" Cinayet dedektiflerinin olayın nedenine yönelik yaptığı çalışmada ise Taha Humsi ile Cihan O.'nun olaydan önce trafikte tartıştıkları ortaya çıktı. İddiaya göre tartışmanın ardından Taha Humsi, Cihan O.'nun kullandığı otomobilin önünü kesti. Bunun üzerine Cihan O.'nun tabancayla ateş açarak kaçtığı belirlendi. "Niyetim öldürmek değildi" Emniyetteki işlemleri sırasında ifade veren Cihan O.'nun, "Bir anlık öfke ile ateş açtım. Niyetim öldürmek değildi. Çok pişmanım" dediği ileri sürüldü. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Cihan O., çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Bursa'da ormanda bulunan ceset 8 aydır kayıp Tolgahan'a mı ait Haber

Bursa'da ormanda bulunan ceset 8 aydır kayıp Tolgahan'a mı ait

Afad ve arama kurtarma ekipleri dün de parçalanmış halde bir cansız beden buldu. Yakın çevrede Tolgahan Karapınar'a ait olduğu değerlendirilen tespih bulunurken, İHA'ya konuşan acılı anne Güllü Karapınar, "Onu her gece rüyalarımda görüyorum" dedi. Bursa'da 25 Ocak 2026 tarihinde çıktığı evine bir daha geri dönmeyen 35 yaşındaki Tolgahan Karapınar, kayıplara karıştı. Ailesi bir süre sonra durumu ekiplere bildirdi. Dün öğle saatlerinde Atatürk Kent Ormanı'nda bir erkek cesedi olduğu ihbarı alan ekipler, olay yerine gitti. Cesedin bazı uzuvlarının sokak hayvanları tarafından parçalandığı üzerinde durulurken, uzuvlar incelenmek üzere Bursa Adli Tıp Kurumu Morgu'na kaldırıldı. 3 aile DNA testi için çağrıldı Öte yandan, bölgede bulunan cansız bedenin kimliğinin kesin olarak belirlenmesi için şubat ayından bu yana yakınları tarafından kayıp ihbarında bulunulan 3 aileye ulaşıldığı öğrenildi. Ailelerin DNA örneği vermek üzere çağrıldığı ve yapılacak incelemeler sonucunda cesedin kimliğinin kesinlik kazanmasının beklendiği bildirildi., Acılı anne Güllü Karapınar, İHA'ya konuştu 8 aydır oğlundan haber alamadığını dile getiren Güllü Karapınar, "Oğlum 25 Ocak 2026'da evden çıkıp bir daha dönmedi. Öğlen 15.00 sıralarında telefonu kapandı, bir daha da ulaşamadık. O günün gecesi otelde kalmış, o günden itibaren hiçbir yerde herhangi bir kameraya takılmadı. Oğlum 35 yaşındaydı, 'Yaşı var' diyerek arama faaliyetlerini sonlandırdılar. O tarihten bu yana sadece Atatürk Kent Ormanı'nda banka kartları ve kimliği bulundu. Telefonu bulunmadı, satıp satmadığını bilmiyoruz. Geçtiğimiz hafta Cinayet Büro'dan geldiler. Onlar da arıyorlar. Cuma günü eşimle benden DNA örneği alındı. Dün arayıp, Tolgahan'ın üzerindeki kıyafetleri sordular. Kimliği bulunuyor, ama haber yok. Hiçbir yerden haber alamıyoruz. Evde beklemekten başka çaremiz yok, ben sadece oğlumu istiyorum. Başına bir iş mi geldi onu dahi bilmiyoruz" diye konuştu. Yaşıyor mu öldü mü artık bilmek istiyorum. Artık bir haber almak istiyorum, 8 aydır haber yok" diye konuştu. "Her gün kapıdan girecek diye bekliyorum" Gözüyaşlı anne Güllü Karapınar şunları söyledi: "Allah, devlet ve gazeteciler bize yardım etsin. Ben yardım istiyorum. Artık kalkamaz hale geldim, oturduğum yerden kalkamıyorum. Ben bekleye bekleye tükendim. Haber yok, başına bir iş mi geldi onu da bilmiyoruz. Herkesten yardım istiyorum. Yüreğim tükeniyor. Nefes alamıyorum, yataklara düşeceğim diye korkuyorum. Başına bir iş mi geldi, sağ mı ölü mü haber almak istiyorum. İnşallah yaşıyordur, ama bekliyoruz. Her gün kapıdan girecek diye bekliyorum. Rüyalarıma giriyor" dedi. Olayla ilgili soruşturma sürerken, bulunan cesetteki DNA örnekleriyle ailenin örneklerinin karşılaştırmasının en kısa sürede tamamlanması bekleniyor

Kumarbaz bekçi, boşanma aşamasındaki eşini kızının yanında uyurken öldürmüş Haber

Kumarbaz bekçi, boşanma aşamasındaki eşini kızının yanında uyurken öldürmüş

Olay, gece saat 01.00 sıralarında merkez Yüreğir ilçesine bağlı Kışla Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, Pozantı Belediyesi'nde memur olarak çalışan Hatice Mine K. (40), şiddetli geçimsizlik nedeniyle bir süre önce çarşı ve mahalle bekçisi eşi H.E.K.'dan boşanma kararı aldı. Eşinin vazgeçirmek için tüm çabalara rağmen kararından dönmeyen Hatice Mine K, gece saatlerinde 7 yaşındaki kızıyla birlikte uyuduğu sırada H.E.K.'ın silahlı saldırısına uğradı. H.E.K., eşinin yüzünü yastıkla kapattıktan sonra tabancayla başına ateş etti. Silah sesini duyan mahalle sakinlerinin ihbarı üzerine olay yerine sevk edilen sağlık ekipleri genç kadının yaşamını yitirdiği belirlendi. Hatice Mine K'nın cansız bedeni, olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmasının ardından otopsi için Adana Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. 30 dakika sonra yakalandı Olayın ardından kaçan şüpheli H.E.K.'yı yakalamak için İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü'ne bağlı Cinayet Büro Amirliği ekipleri çalışma başlattı. Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) ve çevredeki güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, yaklaşık 30 dakika sonra saklandığı adreste yakalanarak gözaltına alındı. Cenaze teslim edildi Adana Adli Tıp Kurumu morguna kaldırılan Hatice Mine K'nın cenazesi yapılan otopsinin ardından yakınlarına teslim edildi. "Kumarbaz bir memurdu" Bu sırada gazetecilere konuşan Hatice Mine K'nın ağabeyi Yılmaz Yılgıncan, kayınbiraderinin kumar bağımlısı olduğunu anlatarak, "Kardeşim, 2 yıldan bu yana boşanma aşamasındaydı. O şahıs bekçiydi ve çok borçları vardı. Şiddetli geçimsizlik yaşandı ve ardından boşanma davası açıldı. O sırada da dava çekişmeliye döndü. Kendisi kumarbazdı, kumarbaz bir memurdu. Kız kardeşim için Allah rahmet eylesin, onun da Allah belasını versin. Bu olayı yeğenimin yanında, kızının yanında yapmış. Şuanda gözaltında, ifadesi alınıyor" dedi. Hatice Mine K.'nın cenazesi öğle namazına müteakip Buruk Mezarlığı'nda toprağa verilecek. H.E.K.'nın emniyetteki işlemlerinin ise devam ettiği öğrenildi.

19 yıl önce doğurduğu bebeğini çöpe atmıştı: Mahkemede "Hatırlamıyorum" diyerek ağladı Haber

19 yıl önce doğurduğu bebeğini çöpe atmıştı: Mahkemede "Hatırlamıyorum" diyerek ağladı

27 Mayıs 2007 tarihinde İzmit ilçesi Yahyakaptan Mahallesi'nde meydana gelen olayda, göbek bağı boğazına sarılı ölü bebek, çöp konteynerine atılmış vaziyette bulunmuştu. Faili meçhul olayların aydınlatılmasına yönelik yapılan çalışmalar kapsamında, bebeğin annesi Emine N.Ö. olduğu tespit edildi. Kocaeli Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, 18 Kasım 2025 tarihinde Sakarya'nın Sapanca ilçesinde düzenlediği operasyonla şüpheliyi yakaladı. Yakalanan şüpheli, İstanbul Adli Tıp Kurumu Müdürlüğü'nde yapılan DNA eşleştirme işlemleri sonrası adliyeye sevk edildi. Emine N.Ö., sevk edildiği adli mercilerce tutuklanarak cezaevine gönderildi. 2007 yılında olay yerinde bulunan parmak izi delilinden yola çıkılarak şüphelinin kimliğinin tespit edildiği öğrenildi. "'Biri öldürüp bırakmış' diye düşündük. Kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile yargılanan Emine N.Ö., Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde tekrar hakim karşısına çıktı. Duruşmaya tutuklu sanığın yanı sıra avukatı Uğur Gökkoyun, kayyım olarak atanan avukat Ayşe Pınar Eren ve tanıklar katıldı. Tanık olarak dinlenen polis memuru S.K., "Çöp konteynerinin yanında şüpheli ceset veya et parçası olduğu bilgisi geldi. Anonsla olay yerine gittiğimizde gri renkli çöp konteynerinin yanında havlu ile sarılmış ve kadın kilotlu çorapla bağlanmış bebek gördük. Bebeğin göbek bağı kesilmemişti. Plasenta görmedim, hatırlamıyorum. Göbek kordonu bebeğin vücuduna sarılı değildi. Kordon boynuna sarılmış olduğunu hatırlamıyorum. Bebekte yara izi hatırlamıyorum ancak çok kan vardı. Zayıf bir bebekti. 'Biri öldürüp bırakmış' diye düşündük. 'Birisi mi zarar verdi' kanısı oluşmuştu. Çorapla kamufle edilmeye çalışılmış izlenimi almıştık" diye konuştu. "Bebek; karton kutunun içine ve kağıt poşete konulmuş, battaniye sarılmıştı" Bebeği ilk bulan tanık F.D. ise, "Hurdaya gittiğimde bebeği buldum. Bebek; karton kutunun içine ve kağıt poşete konulmuş, battaniye sarılmıştı. Poşeti karıştırırken bebeğin ayağını gördüm. Korktum ve uzaklaştım. Kokudan arkadaşımı aradım, o da polise haber verdi. Poşetin ağzı külotlu çorapla bağlandığını ilk ifademde vermişim doğrudur ancak uzun zaman geçtiği için onu şimdi hatırlamıyorum" şeklinde konuştu. "Emine doğaya, insanlara, yaşlılara, çocuklara hassasiyeti olan biridir" Tanık olarak dinlenen sanığın komşusu ve yakın arkadaşı, "O tarihlerde sanıkla aynı binada oturuyorduk. Sık sık birbirimize gidip giderdik. 2006 yılında babası vefat edince Emine'nin psikolojisi bozuldu. Birkaç kere sinir krizi geçirdi, elleri ayakları kilitlendi. Uzun yıllar ilaç kullandı. Emine'nin hamileliğini hiç anlamadım. Karnında büyüklük, kilosunda değişiklik hatırlamıyorum. Emine doğaya, insanlara, yaşlıla ra, çocuklara hassasiyeti olan biridir" ifadelerini kullandı. "Bebeğin boğazına kordon 3 tur dolanmıştır" Kayyım olarak atanan Ayşe Pınar Eren ise, "Otopsi ölü muayene raporuna göre bebek sağ doğmuş, nefes alıyor haldedir, sonradan vefat etmiştir. Bebeğin boğazına kordon 3 tur dolanmıştır, bu tıbben çok düşük ihtimaldir" ifadelerini kullandı. "Hatırlamıyorum" diyerek ağladı Tanık ifadelerine ilişkin söz hakkı verilen sanık ağlayarak, "Hatırlamıyorum" dedi. Tutuklu sanığın avukatı Uğur Gökkoyun ise, "Müvekkilim olay tarihinde hamile olduğunu bilmediğini ilk ifadesinde de belirtmiştir. Kordon dolanması olayı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Müvekkilim olayı hatırlamadığını, bayıldığını söylüyor. Müvekkilim psikolojisi çökmüştür, intihar eğilimindedir. Müvekkilimin tahliye edilmesini talep ediyorum" diye konuştu. Mahkeme heyeti, bebeğin ölü doğup doğmama ihtimali ve ilk alınan otopsi raporunun doğruluğuna ilişkin belgenin beklenilmesine, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi. İlk celse sanığın verdiği savunma Davanın 14 Nisan 2026 tarihindeki ilk celsesinde sanık Emine N.Ö., "O tarihlerde psikolojik olarak yaşadığım travmalar vardı. Bundan dolayı hamile olduğumun farkında değildim. Vücudumda herhangi değişiklik yoktu, karnım şişmemişti. Regl takvimim düzenliydi. Mide bulantısı da yaşamadım. Olay günü çok şiddetli karın ağrısı ile tuvalete gittim. Tuvaletteyken aşırı kanamam oldu. Beni kan tutuyor. Bulanık hatırladığım durumlar oluştu. Ne olduğunu anlamadığım durumla karşılaştım. Katı bir cisim benden düştü, bebeğin kafasını görünce bayıldım. Ayıldığımda bebek kucağımdaydı ve kaskatıydı. Bebeğin ağladığını duymadım. İlk yardım amacıyla bebeğin sırtına vurdum. Bebek geldiğinde kordonun durumunu hatırlamıyorum. Bebekten ayrılışımız nasıl oldu hatırlamıyorum. O dönem psikolojik olarak bunalıma girmiştim, bunun için ilaç da kullanıyordum. Çok net hatırlamıyorum ama o sıra alkollü olabilirim. Bebeğin boğazındaki kordonu görmedim, hatırlamıyorum" şeklinde konuşmuştu.

18 yaşındaki Ece Naz, kahvaltı hazırlarken sırtından vurulmuş Haber

18 yaşındaki Ece Naz, kahvaltı hazırlarken sırtından vurulmuş

Kızının kahvaltı hazırladığı sırada sırtından vurulduğunu söyleyen acılı anne Döne Macit, "Benim çocuğum aç gitmiş. Kahvaltı hazırlarken, patates kızartırken olay yaşanmış. Daha da evime patates almayı düşünmüyorum, evime haram oldu. O patates elinde gitti. Patates kızartırken, tezgaha dönük şekilde arkasından silah sıkmak nedir?" dedi. Olay, 29 Haziran'da Sırasöğütler Mahallesi'nde bulunan evde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, ziyaret amacıyla söz konusu eve giden 2 genç kızdan Ece Naz Macit (18), bir süre sonra silahla vuruldu. Silah seslerini duyan vatandaşların ihbarı üzerine adrese polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kanlar içinde kalan genç kız, ambulansla kaldırıldığı hastanede yapılan bütün müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Cinayetle ilgili 3 şüpheli tutuklandı Polis ekiplerinin olayın yaşandığı evde yaptığı incelemelerin ardından, o sırada içeride bulunan 2'si erkek 3 kişi gözaltına alındı. Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro ekiplerince ifade işlemleri tamamlanan S.C.G., Y.O. ve A.A. adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkarılan 3 şüpheli, "kasten öldürme" ve "6136 Sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet" suçlarından tutuklanarak cezaevine gönderildi. Acılı anne "Benim çocuğumu yediler, adalet istiyorum" Kızını kaybetmenin derin acısını yaşayan 46 yaşındaki anne Döne Macit, olayı öğrendiği anları ve sonrasında hissettiklerini anlattı. Macit, "Ben evdeydim. Benim kızım arkadaşına gitmişti. Bana kız kardeşimden haber geldi. Ece bir kavgaya karışmış diye. Sonra ben evden tam çıkarken oğlumun arkadaşları kapıda belirdi. Onlar da bir tedirginlik vardı. 'Bir şey mi duydunuz?' diye sordum, gözlerini kırptılar. Aşağı inince çok kalabalık vardı. O kalabalığı görünce ben daha da tedirgin oldum. Kötü bir şey olduğunu hissettim. Ece vurulmuş dediler ben orada yıkıldım" dedi. Faillerin en ağır cezayı almasını talep eden anne Macit, sözlerine şöyle devam etti: "Benim çocuğumu yediler. Ben adalet istiyorum. Devlet büyüklerinden adalet istiyorum. Canı sıkılan birini vuruyor. Bir evlat kolay mı yetişiyor? Bende şimdiye kadar izliyordum, başkalarına üzülüyordum. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Şuan benim ateşim de düştüğü yeri yakıyor. Yarın bir gün bu unutulacak. 3 gün 5 gün konuşulacak. Sonra ne olacak? Bir hafta sonra başka bir genç olacak. Ben adalet istiyorum. Kimsenin yaptığı yanına kalmasın." Sosyal medyada ve çevrede yapılan yorumlara da tepki gösteren acılı anne, "Asılsız yorumlar yapıyorlar. 'Senin kızının misafirlikte ne işi vardı?' gibi yorumlar. Ben başıboş bırakmadım. Şimdi nesillere, gençlere söz geçmiyor. Herkes yetiştiriyor, herkesin başında var. Bilip bilmeden kimse konuşmasın. Anne-baba olarak bizler sorumluluklarımızı biliyorduk. Çocuğumuzun peşindeydik ama arkadaşlarını kendisi gibi gördü, inandı. Temiz bir kızdı benim kızım. İyi niyetliydi, güler yüzlüydü, kimseye zararı yoktu. Kahkahası vardı, ömre bedeldi. Ben 4 kişinin de yargılanmasını istiyorum. 3'ünün de parmağı var. " ifadelerini kullandı. "O patates elinde gitti, arkasından silah sıkmak nedir" Kızının vurulduğu anla ilgili kahreden detayı paylaşan Döne Macit, "Elinizi, ayağınızı öpeyim gerçekten sesimi duyun. Çocuğum rüyama girmeden, 'Anne ben iyiyim' demeden ben rahat olamıyorum. Benim çocuğum aç gitmiş. Kahvaltı hazırlarken, patates kızartırken olay yaşanmış. Ben daha da evime patates almayı düşünmüyorum, evime haram oldu. O patates elinde gitti. Patates kızartırken, tezgaha dönük şekilde arkasından silah sıkmak nedir" diye konuştu. "Çiçeğimi aldılar" Torununun ölümüyle yıkılan anneanne Hayriye Gazi ise adaletin tecelli etmesini beklediklerini vurgulayarak, "Yavrumun kanı yerde kalmasın, dayanamıyorum. O benim bir tanemdi. Çiçeğimi aldılar gittiler. Onun kanı yerde kalmasın, ne olur. Adalet yerini bulsun" dedi.

Yüz Ağdası
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.