Hava Durumu

#Çocuk Sağlığı

Yeni Marmara Gazetesi - Çocuk Sağlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çocuk Sağlığı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bursa'da milyonlarca kişiye hizmet veren 56 yıllık hastanede son gün Haber

Bursa'da milyonlarca kişiye hizmet veren 56 yıllık hastanede son gün

Bursa'nın sağlık tarihinde önemli bir yere sahip olan Çekirge Devlet Hastanesi'nde bir dönem sona erdi. Milyonlarca kişiye hizmet veren, kiminin üzüntüsüne, kiminin ise mutluluğuna şahit olan hastanede son gün olması herkesi duygulandırdı. 23 Ekim 2026 Cuma günü gün içerisinde son kez hasta kabul eden hastanede, 56 yıl geride kalacak. Ancak Sağlık Bakanlığı ve Bursa İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesi'nde hangi birimlerin ne zaman hasta kabulüne başlanacağı hakkında bir bilgi verilmedi. Taşınmayla birlikte Çekirge'deki sağlık hizmetlerinin Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesi'nde sürdürülmesi hedeflense de vatandaşların Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden randevularını oluşturmak için kontrollerini sağlamaları gerekiyor. Fiili hasta kabul tarihi ve randevu verilen ilk gün konusunda kesin bir tarih doğrulanamadı. Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesi, genel sağlık hizmetlerinin yanı sıra onkoloji, kadın doğum ve çocuk sağlığı alanlarında da hizmet vermesi hedefleniyor. Çekirge'deki eski bina yıkılacak mı, ne yapılacak? Hastanenin taşınmasının ardından Çekirge'de boşalacak binanın geleceği de belirsizliğini koruyor. Ekim ayı başında yayımlanan yerel haberlerde, binanın "Esenlik Merkezi" olarak değerlendirilmesi seçeneğinin gündemde olduğu, Bursa'dan ise yapının fizik tedavi hastanesine dönüştürülmesi önerisinin Sağlık Bakanlığına iletilmesinin planlandığı aktarıldı. Ancak binanın yıkılacağına, alanın park veya başka bir kamu kullanımına ayrılacağına ilişkin kesinleşmiş bir resmî karar doğrulanamadı. Bu nedenle mevcut yapının korunup korunmayacağı ve hangi amaçla kullanılacağı konusunda son kararın ilgili kurumların açıklamalarıyla netleşmesi bekleniyor. Çekirge Devlet Hastanesi'nin taşınmasıyla Bursa'nın sağlık hizmetlerinde yeni bir dönem başlayacak. Ancak hem Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesi'nin ilk hasta kabul tarihi hem de Çekirge'de boşalacak binanın geleceği, vatandaşların yanıt beklediği iki önemli başlık olarak öne çıkıyor. Hastaneye son kez gelen çalışanlarından hastalarına herkes duygu dolu anlar yaşadı. Hastane çalışanların uzun yılları geçirdikleri hastaneye veda ederken, yeni bir hastanenin herkes için daha güzel olacağını söyledi. Hastanenin mahalle arasında olmasından dolayı rahat ulaşım sağladıklarını belirten vatandaşlar ise, "Keşke devam etseydi. Gelip gittiğimiz yer olduğu için çok alışmıştık" dedi. Ağlayanı da güleni de gördüğünü belirten kahya ise, 13 yılı iyisiyle kötüsüyle geride bıraktıklarını ifade etti.

Okul başarısının sırrı sağlıkta yatıyor Haber

Okul başarısının sırrı sağlıkta yatıyor

Çocukların hiç hastalanmadığı bir okul yılı hedeflemenin gerçekçi olmayabileceğini dile getiren Uzm. Dr. Kaşlı, sağlıklı alışkanlıklar kazandırarak, aşıları takip ederek ve gerektiğinde çocuk hekimine başvurarak bu dönemin daha sağlıklı ve keyifli geçirilebileceğini vurguladı. Uzm. Dr. Onur Kaşlı, okulların açılmasıyla başlayan yeni eğitim-öğretim dönemi öncesinde ailelere çeşitli tavsiyelerde bulundu. Okulların açılmasıyla birlikte çocuklar için yeniden hareketli bir dönemin başladığını hatırlatan Uzm. Dr. Onur Kaşlı; yeni sınıflar, arkadaşlar, dersler ve sosyal aktivitelerle birlikte ailelerin zihninde benzer soruların oluştuğunu ifade etti. Ailelerin "Çocuğum çok sık hastalanacak mı?", "Bağışıklığını güçlendirmek için ne yapmalıyım?", "Vitamin kullanmalı mıyız?" sorularına yanıt aradığını belirten Kaşlı, bir çocuk hekimi olarak özellikle okulun ilk dönemlerinde bu sorularla sıkça karşılaştığını kaydetti. Okula başlayan çocukların sık hastalanması normal mi? Özellikle kreş ve anaokuluna yeni başlayan çocukların daha sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirdiğini gözlemlediklerini aktaran Uzm. Dr. Kaşlı, çocukların kapalı ortamlarda uzun süre birlikte bulunmasının, yakın temasın ve birçok enfeksiyon etkeniyle ilk kez karşılaşmalarının bunda önemli rol oynadığını dile getirdi. Bu nedenle okulun ilk döneminde geçirilen her nezle veya öksürüğün "Çocuğumun bağışıklığı çok düşük" şeklinde değerlendirilmesinin doğru olmadığını vurgulayan Kaşlı, buradaki asıl hedefin çocuğun hiç hastalanmaması değil; sağlıklı gelişimini desteklemek, hastalandığında doğru şekilde takip etmek ve gereksiz ilaç kullanımından kaçınmak olduğunu belirtti. "Bağışıklık güçlendirici" yerine sağlıklı yaşam Ailelerin en çok merak ettiği konulardan birinin de bağışıklığı güçlendirdiği söylenen vitaminler ve takviyeler olduğunu hatırlatan Burtom Konur Cerrahi Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Onur Kaşlı, çocukların bağışıklık sistemi için yapılabilecek en temel şeylerin yeterli uyku, dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve yeterli sıvı tüketimi olduğunu kaydetti. Her çocuğun rutin olarak çok sayıda vitamin veya takviye kullanmasına gerek olmadığını ifade eden Kaşlı; D vitamini, demir veya diğer desteklerin çocuğun yaşı, beslenmesi, büyüme ve gelişmesi ile ihtiyaçları değerlendirilerek planlanması gerektiğini belirtti. Aşı karnesini kontrol etmeyi unutmayın Okul başlangıcının çocukların aşılarını yeniden gözden geçirmek için güzel bir fırsat olduğuna dikkat çeken Dr. Kaşlı, öncelikle ulusal aşı takvimindeki aşıların tamamlanmış olmasının önemine işaret etti. Uzm. Dr. Kaşlı, bunun yanında çocuğun yaşı, sağlık durumu ve risk faktörlerine göre mevsimsel influenza (grip) aşısı gibi ek aşı seçeneklerinin de çocuk hekimiyle birlikte değerlendirilebileceğini aktardı. Uyku, sandığımızdan daha önemli Yaz tatilinde uyku saatlerinin değişmesinin neredeyse kaçınılmaz olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Kaşlı, okul başladığında çocukların bir anda erken yatıp erken kalkmasını beklemenin her zaman kolay olmadığını söyledi. Yetersiz uykunun yalnızca çocuğun gün içerisinde yorgun olmasına neden olmayacağını belirten Uzm. Dr. Kaşlı; bunun dikkatini, öğrenmesini, davranışlarını ve genel iyilik hâlini de etkileyebileceğini vurguladı. Uzm. Dr. Kaşlı, bu nedenle okul döneminde düzenli ve yaşına uygun sürelerde uykunun, sağlıklı beslenme kadar önem verilmesi gereken bir konu olduğunu ekledi. Kahvaltı ve beslenme çantasına küçük bir dokunuş Çocukların güne mümkün olduğunca kahvaltıyla başlamalarını önerdiklerini dile getiren Burtom Konur Cerrahi Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Onur Kaşlı, okul beslenmesinde mükemmel bir menü hazırlamaya çalışmak yerine sürdürülebilir ve dengeli seçimler yapmanın daha önemli olduğunu söyledi. Meyve, süt ve süt ürünleri, yumurta, tam tahıllı ürünler ve yaşa uygun sağlıklı atıştırmalıkların iyi seçenekler olduğunu belirten Uzm. Dr. Kaşlı; şekerli içecekler ile yoğun işlenmiş ve paketli gıdaların tüketiminin ise mümkün olduğunca sınırlandırılması gerektiğine dikkat çekti. Çoğu zaman unutulan basit bir konunun da su içmek olduğunu hatırlatan Uzm. Dr. Kaşlı, çocukların okulda da düzenli su içmelerinin teşvik edilmesi gerektiğini ifade etti. Okul öncesi çocuk sağlığı kontrolü Okul öncesinde yapılan çocuk sağlığı değerlendirmesini yalnızca "Bir hastalığı var mı?" kontrolü olarak görmemek gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Kaşlı; boy ve kilo gelişiminin değerlendirilmesi, büyüme eğrisinin gözden geçirilmesi, aşıların kontrolü, beslenme ve uyku alışkanlıklarının konuşulması ve gerektiğinde görme veya işitme açısından ileri değerlendirme planlanmasının bu kontrolün önemli parçaları olduğunu kaydetti. Ailelere her zaman çocuğun okul başarısının temelinde öncelikle sağlıklı olması ve kendini iyi hissetmesinin yattığını hatırlattığını belirten Uzm. Dr. Kaşlı, çocukların hiç hastalanmadığı bir okul yılı hedeflemenin gerçekçi olmayabileceğini yineledi. Uzm. Dr. Kaşlı, sağlıklı alışkanlıklar kazandırarak, aşıları takip ederek ve gerektiğinde çocuk hekimine başvurarak bu dönemin daha sağlıklı ve keyifli geçirilmesine yardımcı olunabileceğini sözlerine ekledi. Uzm. Dr. Onur Kaşlı, yeni eğitim döneminin tüm çocuklar için sağlıklı, mutlu ve başarılı geçmesini dileyerek açıklamasını tamamladı.

Sık hastalanan her çocuğun bağışıklığı zayıf değildir Haber

Sık hastalanan her çocuğun bağışıklığı zayıf değildir

Bağışıklık sisteminin çocukluk döneminde gelişimini sürdürdüğünü belirten Acıbadem Bursa Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Cansu Yılmaz, "Özellikle kreş ve okul döneminde çocuklar birçok yeni virüsle ilk kez karşılaşıyor. Bu nedenle yılda 6-10 kez üst solunum yolu enfeksiyonu geçirmeleri çoğu zaman normal kabul edilir. Her hastalık bağışıklık sisteminin yeni bir mikropla tanışması ve kendini geliştirmesi anlamına gelir" diye konuştu. "Bazı belirtiler varsa mutlaka değerlendirilmeli" Ancak her sık hastalanmanın da normal kabul edilmemesi gerektiğinin altını çizen Yılmaz, "Enfeksiyonların çok ağır seyretmesi, sürekli antibiyotik gerektirmesi, uzun sürmesi ya da çocuğun büyüme ve gelişmesinin etkilenmesi gibi durumlarda mutlaka bir çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır" ifadelerini kullandı. "Bağışıklığı tek bir vitamin ya da şurup güçlendirmez" Toplumda bağışıklığın takviyelerle güçlendirilebileceğine yönelik yanlış bir inanış bulunduğunu söyleyen Yılmaz, "Sağlıklı ve dengeli beslenen bir çocukta rutin vitamin veya takviye kullanımı her zaman gerekli değildir. Ayrıca her enfeksiyonda antibiyotik kullanılması da doğru değildir. Antibiyotikler virüslere karşı etkili değildir ve gereksiz kullanımları faydadan çok zarar verebilir" dedi. "Bağışıklığın en güçlü destekçisi sağlıklı yaşamdır" Bağışıklık sistemini destekleyen en önemli etkenlerin günlük yaşam alışkanlıkları olduğunu belirten Yılmaz, "Yeterli ve dengeli beslenme, düzenli uyku, açık havada fiziksel aktivite ve aşıların eksiksiz yapılması çocukların bağışıklık sisteminin sağlıklı gelişmesinde temel rol oynar" diye konuştu. Bağışıklık sisteminin zamanla olgunlaştığına dikkat çeken Yılmaz, "Sabırlı olmak ve doğru alışkanlıklar kazandırmak, çocukların sağlıklı büyümesi için en önemli adımdır. Gereksiz ilaç ve takviyeler yerine çocukların uyku düzenine dikkat etmek, doğal ve dengeli beslenmeyi teşvik etmek, ulusal aşı takvimini aksatmamak yeterlidir" ifadelerini kullandı.

Her 5 çocuktan birini etkiliyor: Geçmeyen burun akıntısına dikkat! Haber

Her 5 çocuktan birini etkiliyor: Geçmeyen burun akıntısına dikkat!

Çocuklarda bitmeyen burun şikayetlerininçoğu zaman "geçer" diye beklendiğini, oysa haftalarca süren burun akıntısının, sık hapşırık ve burun tıkanıklığı basit bir soğuk algınlığından çok daha fazlasını işaret ediyor olabileceğini söyleyen Uzm.Dr. Ufuk Sevgican, "Özellikle belirtiler belirli mevsimlerde artıyor ya da yıl boyunca devam ediyorsa akla ilk gelmesi gereken durumlardan biri alerjik rinittir.Alerjik rinit; burun akıntısı-tıkanıklık, kaşıntı ve hapşırıklarla kendini gösteren, çocukluk çağında oldukça sık görülen bir hastalıktır. Dünyada yaklaşık her beş çocuktan birini etkilediği bilinmektedir. Anne veya babasında alerjik rinit, astım ya da egzama bulunan çocuklarda görülme riski daha fazladır. Bazı çocuklar yalnızca ilkbahar ve sonbahar gibi mevsim geçişlerinde şikâyet yaşarken, bazıları yıl boyunca yakınmalarla mücadele eder " dedi. Polenler, ev tozu akarları, hayvan tüyleri, küf mantarları, hava kirliliği ve ani iklim değişikliklerinin çocuklarda alerjik riniti tetikleyen başlıca nedenler olduğunu dile getiren BURTOM Özlüce Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları UzmanıDr. Ufuk Sevgican şöyle konuştu : "Özellikle şeffaf ve sulu burun akıntısı, sık hapşırık nöbetleri, burun ve genizde kaşıntı dikkat çekicidir. Bu çocuklar çoğu zaman burundan rahat nefes alamadığı için ağızdan nefes alır; horlama, huzursuz uyku ve sık uyanma görülebilir. Gözlerde kaşıntı, sulanma ve kızarıklık da tabloya eşlik edebilir. En önemli ipuçlarından biri ise genellikle ateşin olmamasıdır." Tedavi edilmeyen alerjik rinitin yalnızca burunla sınırlı kalmadığını, uzun süreli burun tıkanıklığının orta kulak problemleri, sinüzit ve uyku bozukluklarına zemin hazırlayabildiğini söyleyen UzmanıDr. Ufuk Sevgican, uyku kalitesi bozulan çocuklarda dikkat dağınıklığı, okul başarısında ve yaşam kalitesinde düşüş görülebileceğini dile getirdi. Uzm.Dr. Ufuk Sevgican, alerjik rinitte tedavinin ilk basamağını alerjenlerden korunmanın oluşturduğunu söyleyerek, açıklamasını şu sözlerle tamamladı : "Mevsimsel allerjikriniti olan çocuklar polen dönemlerinde özellikle sabah saatlerinde dışarıda uzun kalmamalı, eve gelince el-yüzlerini yıkayıp kıyafet değiştirmelidir. Ev tozu akar maruziyetini azaltmak, rutubet ve sigara dumanından uzak durmak büyük önem taşır. Gerektiğinde düşük doz kortizon içeren burun spreyleri, tuzlu su uygulamaları ve antihistaminik ilaçlar kullanılabilir. Bu tedaviler alerjiyi tamamen ortadan kaldırmasa da belirtileri kontrol altına alır ve komplikasyonları önlemeye yardımcı olur. Unutulmamalıdır ki çocuklarda rahat nefes almak yalnızca konfor değil; kaliteli uyku, sağlıklı büyüme ve başarılı bir okul yaşamı için de temel bir ihtiyaçtır. Erken tanı ve doğru tedaviyle alerjik rinit kontrol altına alınabilir, çocukların yaşam kalitesi belirgin şekilde artırılabilir."

Sivrisinek kovucular, bebeklerin el ve ayaklarına sürülmemeli Haber

Sivrisinek kovucular, bebeklerin el ve ayaklarına sürülmemeli

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte çocukların zamanlarını daha fazla açık havada geçirmeye başladığını belirterek, Burtom Özlüce Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican, "Parklar, bahçeler ve tatil bölgeleri çocukların oyun alanına dönüşürken, sivrisinekler de bu dönemin en sık karşılaşılan sorunlarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle açık havada oyun oynayan ve doğayı keşfeden çocuklar, sivrisinek ısırıklarına karşı yetişkinlere oranla çok daha savunmasız kalıyor. Çocukların hassas cilt yapısı ile yaz aylarında artan sivrisinek popülasyonuna karşı ebeveynler mutlaka basit ama etkili önlemler almalıdır" dedi. Sivrisineklerden korunmanın yollarına ve ısırık durumunda yapılması gerekenlere dikkat çeken Sevgican, özellikle 5 yaş altı çocuklarda ve bebeklerde doğru korunma yöntemlerinin önem taşıdığını vurguladı. Çocukların ciltlerinin yetişkinlere göre çok daha hassas olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Sevgican, "Sivrisinek ve böcek ısırıklarına karşı yoğun reaksiyonlar gösterilebilir. Özellikle 5 yaş ve altındaki çocuklarda sivrisinek ısırıklarına bağlı olarak gelişen şişlik, kızarıklık ve kaşıntı belirgin şekilde kendini hissettirir. Nadir görülen sivrisinek alerjilerinde ise bu belirtiler daha şiddetli boyutlara ulaşabilir. Bu nedenle sivrisineklerden korunmak önem taşımaktadır" diye konuştu. Bebeklerde korunma sürecinin çok daha kritik bir hal aldığına işaret eden Uzm. Dr. Sevgican, sivrisineklerin bebeklerde huzursuzluklara, kaşıntılara ve ciltte yaygın kızarıklıklara yol açabildiğini belirtti. Uzm. Dr. Sevgican, bu noktada tercih edilecek ince, bol ve pamuklu giysilerin bebeği hem yaz sıcağından hem de sivrisinek saldırılarından korumaya yardımcı olacağını ifade etti.Kıyafet seçiminin korunmadaki ilk savunma hattı olduğunu vurgulayan Sevgican, "Özellikle sivrisineklerin en aktif ve yoğun olduğu sabahın erken saatlerinde ve gün batımından hemen sonra çocukların uzun kollu, bol ve pamuklu kıyafetler giymesi doğru bir yaklaşım olacaktır. Kıyafet seçiminde koyu renkler yerine açık renkli kıyafetler tercih edilmelidir; çünkü sivrisinekler doğaları gereği koyu renkli giysilere daha fazla yönelirler. İnce ve vücuda tamamen yapışan kıyafetlerin üzerinden de rahatlıkla ısırabildikleri için dar giysiler yerine bol kesimli alternatifleri seçmek her zaman daha güvenlidir" şeklinde konuştu. Sivrisinek kovucu ürünler ve çevresel önlemler hakkında da bilgi veren Uzm. Dr. Sevgican, "Sitronella, lavanta yağı ve nane yağı gibi doğal içeriklere sahip ürünler tercih edilebilir ancak her ürün her çocuğun benzersiz cilt yapısına uygun olmayabilir. Yeni kullanılacak koruyucu ürünler, vücuda tamamen sürülmeden önce mutlaka küçük bir cilt alanında denenmeli ve alerjik reaksiyonlar yönünden gözlenmelidir. En kritik uyarı ise bebeklerin ellerine ve ayaklarına sivrisinek kovucu sürülmemesidir; çünkü bebekler bu uzuvlarını çok sık ağızlarına götürürler ve ürünü yutma riskiyle karşı karşıya kalırlar" dedi.Uzm. Dr. Sevgican ayrıca, durgun suların sivrisineklerin birincil üreme alanları olduğunu, tatillerde çocukları bu tür sulak alanlardan uzak tutmak gerektiğini ve evlerde kapı ile pencerelere sineklik takılmasının en etkili koruma yöntemi olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı; "Alınan tüm önlemlere rağmen bir ısırık yaşandığında ilk yardım olarak bölgenin hemen su ve sabunla temizlenmesini, ardından soğuk kompres uygulanmasını öneriyoruz. Ancak çocukta aşırı ve durdurulamayan bir şişlik, vücutta yaygın döküntü, nefes darlığı ya da herhangi bir enfeksiyon belirtisi gelişirse vakit kaybetmeden mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Yaz aylarında ebeveynler tarafından alınacak bu basit önlemler sayesinde çocuklarımız, sivrisineklerin neden olduğu rahatsızlıklardan tamamen korunabilir ve yaz mevsiminin tadını çok daha sağlıklı bir şekilde çıkarabilir."

Yüz Ağdası
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.