Hava Durumu

#Covid-19

Yeni Marmara Gazetesi - Covid-19 haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Covid-19 haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

5 yıl önce korona virüse yakalanıp açlık hissini kaybetti, çocuklarına bakamaz hale geldi Haber

5 yıl önce korona virüse yakalanıp açlık hissini kaybetti, çocuklarına bakamaz hale geldi

İki çocuk annesi Aygül, doktorlardan ve benzer sorunları yaşayıp atlatanlardan yardım bekliyor. Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde 2021 yılında COVID-19 geçirdikten sonra açlık hissini kaybeden Kübra Aygül, 5 yıldır yemek yiyemiyor. Kendini sürekli tok hisseden ve yemek yemeye veya yemek yapmaya çalıştığında midesi bulanan Aygül, yeterince beslenemediği için güçsüz düşüyor. Biri 8, diğeri 5 yaşında iki çocuğu bulunan Aygül'e annesi ve kız kardeşi destek oluyor. 5 yıldır çok sayıda hastaneye başvuran ve çeşitli tetkiklerden geçen Aygül, yaşadığı soruna çözüm bulamadı. Aygül, tedavi olabilmek için doktorlardan ve benzer şikayetleri yaşayan kişilerden yardım istiyor. "Açlık hissimi tamamen kaybettim" Aygül, 5 yıl önce COVID-19 geçirdiğini söyledi. COVID-19 geçirmesinin ardından açlık hissini tamamen kaybettiğini ifade eden Aygül, "O dönemde ilk başta COVID-19'dandır, normaldir dedik ama aylar geçti, yıllar geçti, bende düzelme olmadı. Düzelme olmayınca yavaş yavaş yemek yiyemediğim için elden ayaktan düşmeye başladım. İki küçük çocuğum var, onlara bakamaz hale geldim. Sonra doktorlara gitmeye başladım. Doktor doktor gezdim ama kimse bir teşhis koyamadı. Psikiyatriye gönderdiler. Psikiyatriye gittim. Onlar da kesinlikle kendileriyle ilgili bir durum olmadığını, normal cerrahlara gitmem gerektiğini söylediler. Cerrahlara gittim, çok sayıda cerraha başvurdum. Dahiliye, gastroenteroloji, neredeyse bütün bölümleri gezdim. Kimse bir teşhis koyamadı. 5 yıldır böyle yaşamaya çalışıyorum. Sadece biraz ayran ve ekmek yiyebiliyorum. O da ayakta kalabilmek ve ölmemek için'' dedi. "5 yıldır yemek yiyemiyorum" "Açlık hissim kesinlikle yok" diyen Aygül, konuşmasına şöyle devam etti: "Sanki sürekli tokum ve az önce sofradan kalkmışım gibi hissediyorum. Yemeklerin kokusunu alınca bile midem bulanıyor. Kusma yok ama mide bulantısı oluyor. Kendimi zorlayamıyorum. Zorladığımda midem bulanıyor ve midem hiçbir şey almıyor. Lokma ağzımda kalıyor. İlk başta çölyaktan şüphelendiler. Çölyak testi yaptılar, herhangi bir şey çıkmadı, temiz çıktı. Ondan sonra çok sayıda kan testi yaptılar, endoskopi ve kolonoskopi yaptılar. Ancak hiçbirinde hiçbir şey çıkmadı. Hepsi temiz çıktı. Temiz çıktığı için de doktorlar bir şey yapamıyor, ellerinden bir şey gelmiyor. Güçsüzleşiyorum. Dediğim gibi, iki tane küçük çocuğum var, onlara bakamıyorum. Annem yaşlı olmasına rağmen o haliyle çocuklara bakıyor. Kardeşlerim de yardımcı oluyor, çocuklarımın bakımını onlar üstleniyor. Onlar sayesinde yaşayabiliyoruz. Yani onlar olmasa ben tek başıma hiçbir şey yapamıyorum. Devletimizden ve iyi doktorlardan tedavim için destek istiyorum. Sesimi duyurmak istiyorum. Çünkü 5 yıldır bu halde çabalıyorum ama hiçbir yere varamıyorum. Onlara güveniyorum ve bana el uzatacaklarını düşünüyorum. Doyasıya yemek yemek istiyorum çünkü 5 yıldır yemek yiyemedim. Yemeklerin tadını neredeyse unuttum. Sadece ayran ve ekmek yiyorum. O da dediğim gibi ayakta kalabilmek ve ölmemek için."

Gençlerde kalp krizi alarmı Haber

Gençlerde kalp krizi alarmı

ABD Ulusal Sağlık İstatistikleri Merkezi verilerine göre, 2019 yılında 18-44 yaş grubundaki yetişkinlerin yüzde 0,3'ü kalp krizi geçirirken, bu oran 2023 yılında yüzde 0,5'e yükseldi. Dört yıllık süreçte yaklaşık yüzde 66'lık artış yaşanırken, aynı dönemde diğer yaş gruplarında kalp krizi görülme sıklığının azalması dikkat çekiyor. Medicana Bursa Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Mehmet Hamidi, genç yaşta görülen kalp krizlerinin artık istisna olmaktan çıktığını belirterek şunları söyledi: "Poliklinikte artık yalnızca ileri yaştaki hastaları değil, 30'lu hatta 20'li yaşlardaki bireyleri de ciddi kalp-damar hastalıkları nedeniyle değerlendiriyoruz. Genç olmak tek başına kalp krizine karşı koruyucu değildir. Özellikle yüksek tansiyon, diyabet, kolesterol yüksekliği ve obezite gibi risk faktörleri erken yaşlarda ortaya çıktığında damar yapısında sessiz ama ilerleyici hasarlar oluşabiliyor." "Genç kadınlarda da risk artıyor" Kalp krizi erkeklerde daha sık görülmeye devam etse de son yıllarda yayımlanan çalışmalar, genç kadınlarda kalp krizi görülme sıklığının arttığını ve sonuçlarının erkeklere göre daha ağır seyredebildiğini gösteriyor. Dr. Hamidi, kadınlarda belirtilerin zaman zaman farklı seyredebildiğine dikkat çekerek, göğüs ağrısının yanı sıra nefes darlığı, mide bulantısı, sırt ve çene ağrısı gibi şikâyetlerin de önemsenmesi gerektiğini ifade etti. "Koronanın etkisi araştırılıyor" Bilimsel çalışmaların, COVID-19 enfeksiyonunun kardiyovasküler sistem üzerinde uzun süreli etkiler bırakabileceğine işaret ettiğini belirten Hamidi, "Pandeminin ilk yılında kalp krizine bağlı ölümlerde artış gözlenirken, özellikle 25-44 yaş grubunda dikkat çekici yükseliş bildirildi. Güncel araştırmalar, COVID-19 geçiren bazı genç bireylerde enfeksiyon sonrasında uzun süre kalp krizi riskinin artabileceğini gösterirken, COVID-19 aşılarının ise kalp krizi riskini artırmadığı, aksine enfeksiyona bağlı kardiyovasküler komplikasyonları azaltarak koruyucu etki sağlayabildiği belirtiliyor" dedi. "Risk faktörleri ne kadar erken kontrol altına alınırsa o kadar iyi" Kalp damar hastalıklarının büyük ölçüde önlenebilir olduğunun altını çizen Dr. Mehmet Hamidi, genç yaşta düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti. Hamidi, "Kalp krizini önlemenin en etkili yolu risk faktörlerini erken dönemde tespit etmektir. Yüksek tansiyon, diyabet ve kolesterol yüksekliği yıllarca belirti vermeden ilerleyebilir. Sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite, sigaradan uzak durmak, ideal kiloyu korumak ve yeterli uyku gibi yaşam tarzı değişiklikleri kalp sağlığını korumada son derece etkilidir. Özellikle ailesinde erken yaşta kalp hastalığı bulunan bireylerin gecikmeden kardiyolojik değerlendirmeden geçmesini öneriyoruz" şeklinde konuştu. Uzmanlar, genç yaşta görülen göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, açıklanamayan halsizlik ve efor kapasitesinde azalma gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgularken, erken teşhis ve tedavinin kalıcı kalp hasarını önlemede hayati önem taşıdığına dikkat çekti.

Türkiye için 'koronavirüs' uyarısı Haber

Türkiye için 'koronavirüs' uyarısı

İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı'nda görevli Prof. Dr. Alper Şener, Covid-19'un Omicron varyantının alt türevi olan Eris ile ilgili açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Şener, Türkiye'de bu kış döneminde solunum yolları viral enfeksiyonları arasında en yaygın ve baskın olarak Covid- 19'un görüleceğini söyledi. "ÇOK KÖTÜMSER OLUR" Dünya genelinde viral enfeksiyonların seyrine bakıldığında Covid-19'un dengeleri sarsıcı oranda baskınlığının halihazırda hafiflemediğine dikkat çeken Prof. Dr. Şener, "Ama bu şu demek değil ki; 2-3 yıl öncesinde yaşadığımız gibi Covid-19 enfeksiyonlarında ciddi anlamda hastane yatış oranlarında artış olacak. En azından ülkemiz için böyle bir şey gündemde değil gibi görünüyor. Dünyanın geneline baktığımızda özellikle yaşlı nüfus fazla olan İngiltere, ABD, Fransa gibi ülkelerde maalesef hastaneye başvuru, yoğun bakıma yatış ve test pozitiflik oranlarında ciddi bir artış var. Türkiye gibi daha genç nüfusa sahip ülkelerde aynı senaryonun olacağını söylemek çok kötümser olur" dedi. Covid-19'un şu an baskın olmadığını da hatırlatan Prof. Dr. Şener, "Hastaneye, yoğun bakıma yatış oranlarında ve beklenmeyen ölüm, dolaylı ölümler ya da direkt ölümler anlamında ciddi bir artış olmayacaktır. Türkiye'de solunum yolları viral enfeksiyonlarında acil servise başvuru oranlarında bir artış var ama bunların içerisinde Covid-19 baskın seyrediyor diyemeyiz" diye konuştu.

Yüz Ağdası
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.