Hava Durumu

#Dava

Yeni Marmara Gazetesi - Dava haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dava haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Anaokulunda öğrencisini darbettiği iddia edilen öğretmene para cezası Haber

Anaokulunda öğrencisini darbettiği iddia edilen öğretmene para cezası

Olay, 5 Mart 2025 tarihinde Kastamonu il merkezinde bulunan bir anaokulunda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, anaokulunda eğitim gören 5 yaşındaki T.A.Ç., annesi H.Ç.’ye müzik öğretmeni S.T.’nin kendisini darbettiğini söyledi. Bunun üzerine okul idaresi ile görüşen aile durumu anlattı. Güvenlik kamerası görüntülerini talep eden aile, okul idaresi tarafından isteklerinin yerine getirilmesi üzerine suç duyurusunda bulundu. Sanık hakkında Kastamonu 5'inci Asliye Ceza Mahkemesi'nde ‘basit yaralama’ ve ‘tehdit’ suçlarından dava açıldı. Davanın ilk duruşmasında sanık, tanıklar, T.A.Ç.’nin ailesi ve taraf avukatları hazır bulundu. Duruşmada kendisini savunan sanık S.T., suçlamaları kabul etmediğini ve beraatını talep ettiğini belirterek, "T.A.Ç. benim öğrencimdir. Olay günü sınıfa geldiğimde kendisi yoktu. Ben T.A.Ç.’yi aramaya başladım. 35 öğrenciyi bırakıp, okul dışında onu aradım. Daha sonra tanık A.Ö.’den yardım istedim, kendisi görmediğini söyledi. Fakat son anda T.A.Ç.’nin bayrağın altında olduğunu söyledi. Kendisini ikna etmeye çalıştım, fakat, T.A.Ç. kendisini yerden yere attı. Ben onu tutmaya çalıştıkça kendisini yere attı. Kendisini içeriye almak için ikna etmeye çalıştım, elma verdim, fakat ikna edemedim. Ben kapıyı hızlıca açtığım için ayağım kendisine geldi. Asla kendisine tekme atmadım. A.Ç.ye ‘Ailesi geldiğinde ben teslim edeceğim ve durumu anlatacağım’ dedim" dedi. T.A.Ç.’nin annesi H.Ç. ise olay günü oğlunu okula almaya gittiğinde kendisinin ağladığını belirterek, "Oğluma ne olduğunu söylediğimde bir şey söylemedi. Normalde öğretmenler çocuğu teslim etmek üzere çıkmazlar ama o gün sanık başımızda bekliyordu ve çocuğumu göz hapsine almıştı. Oğlum bu nedenle konuşmadı. Oğlum suluğunu unutmuştu, kendisine gidip içeriden alıp getirmesini söyledim. Fakat oğlum içeri girmek istemedi. Sanığa ne olduğunu sordum. Kendisi oğlumun dışarıya çıktığını ve içeri girmek istemediğini söyledi. Daha sonra öğretmeni gittiğinde oğluma sordum, oğlumdan öğretmeninin kendisine davrandığı şekilde bana davranmasını istedim ve oğlum boynuma vurdu. Sonrasında oğlumun boynunun kızarık olduğunu gördüm. Kamera görüntülerini izlediğimde de oğlumu dövdüğünü ve oğlumun çığlıklar attığını duydum. Oğluma üstünü düzeltirken ‘Annene söyleme’ şeklinde söylediğini de gördüm. Daha önce de oğlumun vücudunda morluklar ve çizikler görmüştüm. Çocukların birbirini incittiklerini düşündüm" diye konuştu. T.A.Ç.’nin babası ise sanıktan şikayetçi olduğunu söyledi. Duruşmada tanık olarak dinlenilen okul çalışanı A.Ç., "Ben sanık öğretmenin çocuğu çektiğini gördüm. Sonra çocuğun mutfakta yere çöktüğünü gördüm ve benden yardım istedi. Sanık ise kolundan onu çekmeye çalışıyordu. Kendisinin vurduğunu ya da tekme attığını görmedim. Ama sonra kamera görüntülerinde tekme attığını gördüm. Sanık olaydan sonra okulla ilişkisini kesti, gelmiyor. Ama bu olaya kadar T.A.Ç.’ye yönelik böyle bir eylemini görmedim. T.A.Ç.’ye ‘bittin sen’ şeklinde sözler söylediğini duymadım. Görüntülerden izledim" şeklinde konuştu. Avukat savunmalarının da dinlenmesinin ardından Cumhuriyet savcısı mütalaasını açıkladı. Mütalaasında sanığın T.A.Ç.’yi yakasından tutup sürükleyerek ve tekme atarak darbettiği, ‘bittin sen, sen bittin’ diyerek tehdit edildiğinin güvenlik kamerası kayıtlarında sabit olduğunu belirten cumhuriyet savıcısı, sanığın ilgili suçlar sebebiyle cezalandırılmasını talep etti. Savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme, S.T.’nin 'basit yaralama' ve 'tehdit' suçlarından 20 bin 500 TL adli para cezasına çarptırılmasına karar verdi. Belirlenen cezaların 2 yıldan az olması, sanığın daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkum olmaması sebebiyle hükmün açıklanması geri bırakıldı.

TBMM'de taciz soruşturması: Üç sanık yeniden tutuklandı Haber

TBMM'de taciz soruşturması: Üç sanık yeniden tutuklandı

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde staj yapan öğrencilere yönelik cinsel taciz iddialarına ilişkin davada tahliye edilen dört sanıktan üçü yeniden tutuklandı. Karar, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı üzerine verildi. Sanıklardan birinin firari olduğu ve yakalanmasına yönelik sürecin sürdüğü öğrenildi.Soruşturma, TBMM’de staj yapan bir öğrencinin 4 Aralık 2025’te Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğü’ne başvurarak Meclis’te cinsel tacize uğradığını bildirmesi üzerine başlatıldı. Yürütülen soruşturma kapsamında beş Meclis çalışanı gözaltına alındı; bunlardan dördü tutuklandı.Hazırlanan iddianamede, olay tarihinde 18 yaşından küçük dört öğrencinin Meclis lokantasında görev yapan H.İ.G., D.U., İ.B., R.Ç. ve R.S. tarafından tacize uğradıkları belirtildi. Sanıklar hakkında “sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı” ve “çocuğa karşı cinsel taciz” suçlamalarıyla 16 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası talep edildi.Davanın ikinci duruşması 9 Şubat’ta Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, tutuklu sanıklar H.İ.G., D.U., İ.B. ve R.S. hakkında tahliye kararı verdi.Savcılığın bu karara yaptığı itirazı inceleyen üst mahkeme, tahliye kararını kaldırarak sanıkların yeniden tutuklanmasına hükmetti. Firari sanığın yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü bildirildi. Dava süreci devam ediyor.

Kuzenine IBAN verdi cezaevine girdi Haber

Kuzenine IBAN verdi cezaevine girdi

Terzilik yapan 22 yaşındaki Arzu Aydın, iddiaya göre 2023 yılında kuzenine IBAN numarasını verdiği gerekçesiyle hakkında açılan davalar sonucu 3 yıl 2 ay 3 gün hapis cezasına çarptırıldı. 28 Ekim 2025'te cezaevine giren Aydın'ın 14 ayrı dosyasının bulunduğu, bir dosyadan ise istinaf aşamasında 2 yıl 2 ay hapis cezası aldığı öğrenildi.Genç kadının kas erimesi hastalığı nedeniyle yüzde 50 fiziksel engelli annesi Türkan Budak (44), kızının mağdur olduğunu savundu. "KUZENİNE IBAN VERDİ CEZAEVİNE GİRDİ" Eşinden bir süre önce ayrılan anne Budak, kızının iyi niyetinin kurbanı olduğunu öne sürerek, "Benim kızım 2023 yılında kuzenine güvenip IBAN'ını verdi. Kızımın adına o IBAN nedeniyle tam 15 dava açıldı. Bir davadan 3 yıl 2 ay ceza aldı. Evden alıp götürdüler. 1 ay Tarsus Kapalı Cezaevi'nde kaldı. Şu an Karataş Kadın Cezaevi'nde yatıyor. Çok zor süreçlerden geçiyorum. Küçük kızım lupus, ben ise kas hastasıyım. Bu mağduriyetin giderilmesini istiyoruz" dedi. "BU GENÇLERE YAZIK OLMASIN" Kızının istinafta da 2 yıl 2 ay cezası olduğunu ifade eden anne Budak, "İnşallah öyle bir şey gelmez. O da olursa artık ben kaldıramam. Bu gençlere yazık olmasın. Kızımın adına dolandırıcılık yapılmış. Büyük mağduriyetler yok. Zararı olanlar yüksek miktar istemelerine rağmen yolladım. Borç içine girdim ama yeter ki kızım kurtulsun" diye konuştu. "İNSANIN EVLADINA EL UZATAMAMASI EN ZOR ŞEY" Yürüme zorluğu çektiğini söyleyen anne Budak, "Benim elim ayağım oydu. Yemeğimi dahi kızım hazırlardı. Genç kız boynu bükük kalmasın diye her hafta görüşe gidiyorum. Cezaevinde onu görünce çok kötü hissediyorum. Onu ardımda, o kapının arkasında bırakıp gelmek çok zor oluyor. İnsanın evladına el uzatamaması en zor şey. Allah kimseye evlat acısı yaşatmasın. Kızım 19 yaşında bir cahillik yaptı. Onun bu cahilliği hepimize mal oldu" diyerek gözyaşlarına boğuldu.

Arkadaşına güvendi başına gelmeyen kalmadı Haber

Arkadaşına güvendi başına gelmeyen kalmadı

Adana'da yaşayan 23 yaşındaki Özlem Develi, iddiaya göre 2023 yılında dershaneye giderken M.D. ile arkadaş oldu. M.D., Özlem Develi'nin güvenini kazanıp genç kıza, ‘Ben ticaret yapıyorum. Hesaplarım bloke oldu, kısa bir süreliğine bana IBAN'ını kullandırır mısın?' teklifinde bulundu. Develi, özel bir bankadan hesap açıp arkadaşının kullanması için verdi. Bu süreçte M.D.'nin dershaneye gelmemesinden şüphelenen Develi, 15 gün sonra karakoldan çağrılarak, hakkında dolandırıcılıktan işlem yapılıp dava açıldı. Genç kız durumu polis ekiplerine anlatıp M.D. hakkında şikayetçi oldu ve ardından bankadaki hesabını kapattırdı. M.D.'nin hesap kapatılmadan önce sosyal medya platformlarından çekiliş düzenleyip kazanan kişilerden para talep ettiği ortaya çıktı. Parayı ödeyen ancak çekilişten kazandığı ürünleri alamayan kişiler ise Özlem Develi hakkında şikayetçi oldu. Develi, geçtiğimiz haziran ayında cezaevine girdi. Bir süre cezaevinde kaldıktan sonra çıkan genç kız, geçtiğimiz hafta Burdur 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen bir dava sonucu 4 yıl 5 ay hapis cezası ve 149 bin 960 TL idari para cezası aldı. Hakkında açılan 20 davadan 11'inin ülke genelindeki çeşitli mahkemelerde sürdüğünü söyleyen Özlem Develi, M.D. hakkında şikayetçi olduğu için M.D. ve çevresindekilerin tehditlerine maruz kaldığını, M.D.'nin "Seni sabah evinden terörist diye aldırırım. Gel bu işin parçası ol, 2 bin lira harçlık al, seninle çalışmaya devam edeyim. Güzel bir kızsın, gel tatlıya bağlayalım" şeklinde kendisine mesaj attığını söyledi. "Şikayetçi oldum, beni tehdit ettiler" Yaşadığı tüm zorluklara rağmen üniversiteye giden ve bilgisayar programcılığı bölümünden mezun olan genç kız, hakkında kesinleşmiş hapis cezası ve aranması olduğu için diplomasını almaya gidemediğini söyledi. Yaşadıklarını gözyaşlarıyla İHA muhabirine anlatan Özlem Develi, "Arkadaşım, ticaretle uğraştığını söyleyip hesaplarının blokeli olduğunu anlattı. Benden hesabımı kullanmayı istedi, ben de güvendim. Ancak insanları dolandırmış. Ben hepsini karakolda öğrendim. Şikayetçi oldum. Beni tehdit ettiler, ‘Seni terörist diye evden aldırırız' dediler. Bu işi yapanlara hiçbir şey olmuyor. Şu an 3-4 cezam istinafta, bir tanesi kesinleşti. Yakaladıklarında alacaklar. İnsanları ben dolandırmadığım halde benden şikayetçi oluyorlar ve ceza alıyorum" dedi. Hayatının karardığını, diplomasını dahi alamadığını belirten Develi, "Üniversiteyi bitirdim, diplomamı alamıyorum. Hayatımı mahvettiler, işe giremiyorum. Hakkımda yakalama kararı var ve diplomayı almaya gidersem beni orada alırlar, gidemiyorum. Ben suçsuz yere cezaevine girdim. Yapmadığım halde cezasını ben çekiyorum. Kurban Bayramı'ndan önce 15 gün cezaevinde kaldım. Bunları ben çekiyorum, bunlara hiçbir şey olmuyor" diye konuştu. "Kızımın ağır cezada davaları sürüyor" Baba Ahmet Develi ise kızının hayatının karardığını belirterek, "Kızım güvenip arkadaşına IBAN'ını verdi, o da onu dolandırdı. Şu anda kızımın ağır cezada davaları sürüyor. Çaresiz durumdayız. Bu çocuğa yol gösterilsin, gençliğine yazık. Kızım suçsuz" diyerek gözyaşlarına boğuldu.

26 yaşındaki gencin eski kız arkadaşının evinin önünde bıçaklanarak öldürülmesine ilişkin davada yeni gelişme Haber

26 yaşındaki gencin eski kız arkadaşının evinin önünde bıçaklanarak öldürülmesine ilişkin davada yeni gelişme

Antalya'da 26 yaşındaki gencin eski kız arkadaşının evinin önünde bıçaklanarak öldürülmesine ilişkin biri tutuklu 4 sanığın yargılandığı davada tanıklar dinlendi. Mahkeme, suçlamaları reddeden tutuklu sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Olay, 25 Aralık 2024'te Aksu ilçesi Pınarlı Mahallesi Cumhuriyet Caddesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, Seyit Muhammet Talay (26), bir süre önce ayrıldığı kız arkadaşı A.S.'nin (23) evinin yakınında aracında beklemeye başladı. Durumu fark eden A.S.'nin babası Ömer S. ve yakınları, Talay'ın yanına gelerek tartışmaya başladı. Kısa sürede kavgaya dönüşen olayda Talay, karnından bıçaklandı. Ağır yaralanan genç, kaldırıldığı Kepez Devlet Hastanesi'nde hayatını kaybetti. Olay sonrası baba Ömer S., kızları A.S. ve D.S. gözaltına alındı. Şüphelilerden Ömer S. tutuklanırken, diğerleri serbest bırakıldı. Cep telefonu kamerasına yansıyan görüntülerde sanıkların Talay'ı "evin önünden geçmemesi" yönünde uyardıkları, tartışmanın namus meselesine dönüşeceği yönünde uyarılarını sürdürdüğü görüldü. Ömer S. ve kızları A.S., D.S. hakkında 'kasten öldürme' suçlamasıyla iddianame düzenlendi. İddianamede sanıkların birlikte hareket ettikleri, maktul yaralı haldeyken de saldırıya devam ettikleri belirtildi. Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın beşinci celsesinde sanıklar, katılan taraf ve tanıklar dinlendi. "Daha önce de dövdüler, tehdit ettiler" Tanık S.E., olaydan önce de sanıkların maktule saldırdığını ileri sürerek, "4 Kasım 2024'te Ömer S. ve ailesi Seyit'in yolunu kesip darbetti" dedi. S.E., "İlk olayda S.T., Muhammet'i iki defa arayıp evinin önüne çağırdı. Biz gitme dedik ama ‘Konuşacağız' diye gitti. Ömer S. da oradaymış. S.T. ve Seyit konuşurken Ömer S. içeriden gelmiş, kovalamaca başlamış, 200 metre ileride yakalayıp dövdüler. Bağırtıları duyunca gittim. Seyit'in üstündelerdi, Ömer S. boğazını sıkıyordu. Biri arabadan kırmızı saplı bir bıçak çıkardı ama ‘Polis geliyor' deyince tekrar arabaya koydu. Olaydan sonra Seyit'i eve götürdük. Annesi darp izlerini görünce şikayetçi oldu ama sanıklar ‘Kelle koltukta kalmaz' diyerek şikayeti geri çektirdiler. Kavgadan bir hafta sonra A.S. bakır sülfat içti, babasına haber vermeyin dediler. Ardından Seyit'e ‘ben içtim, sen de iç' diyerek onu da zehir içmeye zorladı. Onun da midesi yıkandı. Olay günü Seyit beni aradığında sadece bağırış sesleri duydum. Gittiğimizde bıçaklanmıştı" şeklinde konuştu. Tanık S.E., "Olaydan 2-3 gün önce Ömer S. bana, ‘Seraları devredeceğim, gel konuşalım' dedi. O esnada bütün bu planları kurmuşlar. Olaydan 1-2 gün önce de Ömer S.'ye ‘Senin yaşın büyük, gördüğün yerde görmemezlikten gel, çocuğa çatma. Bu iş büyümesin' dedim. Seyit'i öldürdükleri gün Dokuma'ya misafirliğe gitmiştim, kardeşim Serdar'ı Muhammet aradı, ‘Serdar yetiş, önümü kestiler' dedi. 20.51'de aradı, olay yerine vardığımızda 21.20 idi. Olay yerine geldiğimizde çocuk bıçaklanmıştı, olay yerinde ambulansa binip götürdük" dedi. Tanıklar dinlendi Tanık Ş.D. ise, "4 Kasım'da S.T.'lerin sokağında rahmetliyi dövdüklerini gördüm. 3 kız, anne, baba ve S.T. birlikte dövüyordu. Olaydan sonra F.D.'nin evine başsağlığına gittik, F.D., 'Olay günü aşağı indik' dedi. F.D. bana 'İnanmıyorsanız arkadaşımdan dinleyin' diyerek, T. adlı bir arkadaşını aradı. Telefonun hoparlörünü açıp konuşmaları dinletti. Telefonun karşısındaki T., F.D.'ye 'Her şeyi gördün, 6 kişi katletti dedin ya' dedi. Bunları karşıdaki anlatırken duyduk. F.D. bize, 'S.T. benim konuşmamı istemiyor. Olay günü oradaydım, ayırdım, ambulans çağıramadım arkadaşım aradı, olay yerinde 6 kişi vardı' dedi" ifadelerini kullandı. "Olay spontane gelişti" Tutuklu sanık Ömer S., suçlamaları reddederek, "Tanıklar doğru söylemiyor. Pusu kurduğumuz iddiası doğru değil. Olay spontane gelişti. Daha önceki kavgada S.T. ile Muhammet sözlü tartışıyordu, biz ayırmaya çalıştık. Evime aracımla dönerken Muhammet önüme geçti. Birbirimizi itekledik, bizi ayırdılar. Bu olayın asıl görgü tanığı benim, olay günü bunlar aralarında birbirleriyle kavga ettiler. Asıl husumet Talay ailesinin kendi arasında oldu" dedi. Tutuksuz sanık A.S. ise, telefonunu vermediğinden inceleme yapılamaması üzerine, "Telefonum bozulmuştu, yeni bir telefon almadım. Bu nedenle inceleme yapılamadı. Tanık beyanları tamamen yalan" dedi. "Çocuğumu 6 kişi öldürdü" Maktulün annesi Sevim Talay ise, "Benim çocuğumu 6 kişi öldürdü. Güçlü bir çocuktu, bir kişiyle olmaz. Önce beynine vuruldu, sonra arabadan indirildi. Kontağı bile kapatılmamış. Vahşice katledildi. 10 aydır adalet bekliyorum, bu olay tasarlanmış" dedi. "Kamera kayıtları eksik toplandı" Katılan tarafın avukatları, tüm sanıkların tutuklanmasını talep ederek, "Kamera kayıtları eksik toplandı, görüntüler araştırılmalı. Bu olay planlı, spontane değil. Sanıklar olay yerinden birkaç kez geçmiş. WhatsApp kayıtlarında A.S.'nin maktule ‘Evinin önünden geçerken dikkat et' dediği görülüyor. Bu da önceden planlandığını gösteriyor" ifadelerini kullandı. Sanık avukatları ise tanıkların beyanlarının duyuma dayalı olduğunu savunarak, "Olayda tek bir bıçak var, o da maktulün babasının evinde. Biz maddi gerçeğe ulaşmak istiyoruz" dedi. Duruşma 18 Aralık'a ertelendi Mahkeme heyeti, maktule ait telefon ve HTS kayıtlarının getirtilmesine, tanık S.E.'ye ait telefonun olay gününe ilişkin kayıtlarının incelenmesine, tutuksuz sanık A.S. tarafından polis merkezine sunulan CD'nin aslının araştırılmasına ve olay yerini gören tüm güvenlik kamera görüntülerinin toplanmasına karar vererek, duruşmayı 18 Aralık tarihine erteledi. Dava sonunda mahkeme salonundan çıkan sanık yakınlarının basın mensuplarına sözlü saldırısı ise dikkat çekti. Bir sanık yakını, "Kaç para aldıysanız biz daha fazlasını verelim, bizi de yazın" ifadelerini kullanarak, gazetecilere yakışıksız ifadelerde bulundu.

12 Yıllık Eşini Öldürmüştü... Haber

12 Yıllık Eşini Öldürmüştü...

Sakarya'nın Kaynarca ilçesinde 12 yıllık eşini öldüren müzisyen koca, ikinci kez hakim karşısına çıktı. Tanık beyanlarının alınmasının ardından mahkeme heyeti Adli Tıp Kurumu'ndan (ATK) sanığın akli dengesinin yerinde olup olmadığına ilişkin raporun beklenmesine karar vererek duruşmayı erteledi. Reisler Göleti mevkiinde 30 Aralık 2024'de meydana gelen olayda, emniyete gelen İ.K. (42), 12 yıllık eşi Simge Kodalak'ı (31) öldürdüğünü itiraf etti. Yapılan araştırma neticesinde de boyun bölgesinde delici alet yarası bulunan kadının cesedine ulaşıldı. Müzisyen eşi tarafından öldürülen Simge Kodalak'ın cenazesi, Erenler ilçesi Çaykışla Mahallesi Merkez Cami'de kılınan namazın ardından defnedildi, şüpheli koca ise tutuklandı. Sanık İ.K.'nın Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesince ikinci kez yargılanmasına başlandı. Duruşmaya İ.K., taraf avukatları ve maktul Simge Kodalak'ın babası H.Ç. ve anne E.Ç. katıldı. "Maktulle herhangi bir birlikteliğim yoktur, sanık iftira atmaktadır" Duruşmada dinlenen tanık Ç.K., "Sanık İ.K. ile eski arkadaşız ve 2 yıldır konuşmuyorum. Maktul Simge'yi tanırım, geçmişte ailecek görüşürdük. Maktulle herhangi bir birlikteliğim yoktur, sanık iftira atmaktadır. Maktul Simge'nin telefon numarası benim rehberimde kayıtlı değildir, Bir sosyal medya üzerinde takipleşme yoktur. Ben 2 yıldır tövbeliyim, iki yıldır da cemiyetlere gitmem, maktulle son iki yılda 1 veya 2 kere görüşmüşümdür" dedi. "Sanık eve alkollü gelirdi" Kocası tarafından öldürülen Simge'nin kardeşi S.Ç. ise, "Maktul benim ablam olur. Sanıkla ablam arasında herhangi bir problem yoktur. Sanık eve alkollü gelirdi" diye konuştur. Görüşünü açıklayan Cumhuriyet savcısı, sanığın tutukluluk halinin devamını talep etti. Mahkeme heyeti ise Adli Tıp Kurumu'ndan (ATK) sanığın akli dengesinin yerinde olup olmadığına ilişkin raporun beklenmesine karar vererek duruşmayı erteledi.

Bolu'daki Grand Kartal Otel Davasında İkinci Gün Haber

Bolu'daki Grand Kartal Otel Davasında İkinci Gün

Bolu Grand Kartal Otel'de 78 kişinin hayatını kaybettiği, 133 kişinin ise yaralandığı yangın faciasına ilişkin görülen davada 19'u tutuklu 32 sanık ikinci günde yargılanmaya devam ediyor. Türkiye'yi derinden sarsan Grand Kartal Otel yangınının üzerinden aylar geçmesine rağmen acılar tazeliğini koruyor. Bolu'nun gözde kayak merkezlerinden Kartalkaya'da 21 Ocak tarihinde yaşanan yangında 78 kişi hayatını kaybetmiş, 133 kişi ise yaralanmıştı. Facianın ardından açılan davada, 19'u tutuklu toplam 32 sanık dün ilk kez hakim karşısına çıktı. Yoğun katılımın gerçekleştiği duruşma için Bolu Adliyesi'nin yetersizliği sebebiyle günler öncesinden Bolu Sosyal Bilimler Lisesi Spor Salonu hazırlanmıştı. Dört tarafının bariyerlerle kapatıldığı spor salonuna, davanın ikinci gününde de katılımcılar geniş güvenlik önlemleri ile alındı. Sanıkların salona alınmasının ardından duruşmanın ikinci günü başladı. Öte yandan dün, tutuklu sanık Gazelle Otel Genel Müdürü Ahmet Demir, FQC Global Sertifikasyon Anonim Şirketi çalışanı tutuksuz sanık Aleyna Beşinci, FQC Global Sertifikasyon Anonim Şirketi yetkilisi tutuksuz sanık Ali Ağaoğlu, teknik personel tutuksuz sanık Bayram Ütkü, teknik personel şefi tutuklu sanık Tahsin Pekcan, teknik personel tutuklu sanık Hüseyin Özer, Bolu İl Özel İdaresi Genel Sekreter Yardımcısı tutuklu sanık Bünyamin Bal, Bolu İl Özel İdaresi Genel Sekreteri tutuklu sanık Sırrı Köstereli ve İl Özel İdaresi Ruhsat ve Denetim Müdürü tutuklu sanık Yeliz Erdoğan'ın savunmaları dinlenmişti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.