Hava Durumu

#Doğal

Yeni Marmara Gazetesi - Doğal haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Doğal haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kanla besleniyor, birçok hastalığa şifa oluyorlar Haber

Kanla besleniyor, birçok hastalığa şifa oluyorlar

Bursa'da sülük üretimi ve satışı yapan işletmenin sahibi Mustafa Çakmak, sülükle tedavinin sadece Türkiye değil dünya genelinde yayıldığını belirterek, özellikle Rusya başta olmak üzere ABD ve Almanya gibi birçok ülkede sülükle ilgili araştırmalar yapıldığını anlattı.Sülüklerin genellikle göl, sazlık gibi yerlerden toplandığını dile getiren Çakmak, bu canlıların dişi ve erkeğinin olmadığını, hepsinin birbiriyle çiftleşebildiğini aktardı. Kıl gibi neredeyse görünmeyecek ölçüde küçük olan yavruları belli bir boyuta ulaşması beslediklerini belirten Çakmak, şunlar söyledi: "Yavruları mezbahalardan aldığımız kanla besliyoruz. Bir ay arayla besliyoruz. 2-3 kez beslemeyle istenilen boyuta, yani tedavi için kullanılmaya uygun büyüklüğe ulaşıyor. Sülükler vücutta en sıcak yeri emmek isterler. O yüzden ilk ele aldığınızda parmak arasına yönelirler. Sülük, cilt hastalıklarında, varis, kangren, boyun ve bel fıtığı, göz hastalıkları gibi birçok rahatsızlığın tedavisinde uzman eşliğinde kullanılıyor. Birçok doktor tedavilerine sülüğü de ekledi. İyi sonuçlar aldıklarını duyuyoruz." KADINLAR CİLT GÜZELLİĞİNİ SÜLÜKTE ARIYOR Son yıllarda yüz ve cilt bakımında kadınların sülükleri tercih etmeye başladığını vurgulayan Çakmak, "Sivilce tedavisinde sülük kullanılıyor. Yüz güzelliğinde yine uzman desteğiyle sülükle ilerleyenler var. Bu konuda Rusya'da sülüklerden cilt bakım kremleri yapıldı. Türkiye'de de yapılmaya ve kullanılmaya başlandı." dedi.Sülüklerin sadece pis kanı emmediğine dikkati çeken Çakmak, "Tek şifası pis kanı emmesi değil sadece pis kanı emmez, temiz kanı da emiyorlar. Sülüğün verdiği şifa kanı emmesiyle ilgili değil salgı ve enzimleriyle ilgili. Salgı ve enzimlerinde şifası sülüğün. Bu enzimleri kullanarak kremler yapılıyor." diye konuştu. VARİSLİ HASTALAR BAŞLARINI DÖNDÜRÜYOR Çakmak, sülüklerin varisli hastaları çok sevdiğini belirterek, "Varis görünce adeta başları dönüyor. Varisli hastadan çok hızlı kan emiyorlar. Kısa sürede sülük 2-3 katı büyüklüğe ulaşabiliyor." ifadesini kullandı.Bir hastada kullanılan sülüğü tekrar geldiğe yere doğaya bıraktıklarını dile getiren Çakmak, "Tekrar doğal ortamına salınması önemli. Zaten bilinçsiz toplayıcılıktan ve duyduğumuz kadarıyla kaçakçılıktan sayıları azaldı. Doğada, kendi ortamlarında üreyip çoğalmaları önemli" dedi.

Öğretim üyeleri hayatta kalma teknikleri öğretiyor Haber

Öğretim üyeleri hayatta kalma teknikleri öğretiyor

Kahramanmaraş'taki depremlerin ardından enkazlardan günler sonra kurtarılan insanların uzun süre enkaz altında nasıl dayanabildiği konusunun gündeme gelmesiyle, "afetlerde hayatta kalma teknikleri" eğitimi verilmeye başlandı. Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi ile Kastamonu Üniversitesinin ortak hazırladığı ve birçok kuruluşun desteklediği projeyle zorlu ve doğal şartlarda hayatta kalma yolları öğretiliyor. Yıllardır yürütülen "Orman Okulu Eğitiminde Araziyi Tanıma ve Hayatta Kalma Teknikleri Kursu" eğitim programı, Kahramanmaraş'taki depremlerin ardından afetler de dahil edilerek güncellendi. Kursta birçok öğretim üyesi uzmanlık alanlarında doğal afetlerde hayatta kalma tekniklerini teorik ve uygulamalı anlatıyor. Gecelemeli kamp kurularak  İstanbul Polonezköy Tabiat Parkı'nda ve Kütahya'da Göbel Termal Tesisleri'nde planlanan eğitimlere, Kahramanmaraş depremlerinden etkilenen 10 ildeki üniversitelerden doğa bilimleriyle ilgili programlarda öğrenim gören lisans ve lisansüstü öğrencileri,  öğretmenler, kamu personeli, yardım faaliyetlerine katılan Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) personeli ve Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar teknik personeli katılıyor. Proje koordinatörü Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesinden Dr. Yasin Ünal şunları söyledi: "Eğitimlerimizde araziyi ve arazide karşılaşılabilecek her türlü bilgiyi teorik ve uygulamalı olarak uzman eğitmenlerimizle birlikte vermenin gayret içerisindeyiz. Bu kapsamda çadır ve kamp teknikleri, doğada yaşam sanatı etkinlikleri, örneğin doğal objelerden barınak yapma, su bulma, ateş yakma, doğada ilk yardım teknikleri, harita bilgisi ve yön bulma sanatı, arama kurtarma teknikleri, temel düğüm teknikleri,  yenilebilir yenilemez bitkiler, zehirli ve zehirsiz sürüngenler, yaban hayatı farkındalığı 7 gün süresince direkt olarak doğada ve doğal şartlarda her anın eğitim zamanı her yerin eğitim alanı olduğu bir sistemle katılımcılarımıza vermeye çalışıyoruz. Eğitimlerimizin bugünden sonra özellikle doğal afetler ve doğada yaşam sanatına yönelik özel eğitimlerle devam etmesi gerektiği anlaşılmıştır. Bizler de bu bilinçle Orman Okulu Eğitiminde Araziyi Tanıma ve Hayatta Kalma Teknikler Kursu projemizle eğitimlerimize devam edeceğiz." 6 Şubat'taki depremleri Kahramanmaraş'ın 12 Şubat ilçesinde yaşayan kurs eğitmeni Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Koca da şöyle konuştu: "Yaşadığımız bu depremde 13 akrabamı kaybettim. Bunca yıl eğitim vermiş olmama rağmen, depremden sonra eğitimlerin ne kadar değerli olduğunu bir kez daha anlamış oldum. 2016 yılından bu yana gerek katılımcı olarak gerekse eğitimci olarak bu tür eğitimlerde yer aldım. Birçok eğitim aldık ama bu eğitimlerin önemini depremi yaşayınca daha iyi anlamış oldum. Birçok projede yer almış birisi olarak, doğal şartlarda doğayla mücadele yöntemlerinin uygulamalı eğitimlerle verilmesinin ne kadar önemli olduğu bir kez daha anlamış oldum. İçinde bulunduğum TÜBİTAK destekli Orman Okulu Eğitiminde Araziyi Tanıma ve Hayatta Kalma Teknikleri Kursu projesinde bu bilinçle eğitmenlik görevimi ülkemizin her yerinde başta genç neslimiz olmak üzere 7'den 70'e herkese vermek için daha bilinçli ve gayretli olarak elimden geleni yapmaya karar verdim." Kurs katılımcılarından Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) personeli Emine Aktaş da "UMKE ekibi deprem bölgesinde insanların hayatlarına dokunabilmek için gizli karamanlar olarak canla başla çalıştı. UMKE ekbini Çanakkale savaşında siperin arka bahçesinde cepheye cephane taşıyanlar var ya buna benzetiyorum. Buradaki arkadaşlarımız, hocalarımız, TÜBİTAK, Üniversiteler, kurum ve kuruluşlar bizim daha donanımlı hale gelmemiz için çalışan kısaca herkese çok teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı. Depreme Kahramanmaraş'ın 12 Şubat ilçesinde yakalanan Sütçü İmam Üniversitesi Coğrafya Anabilim Dalı doktora öğrencisi Tuğrul Avcı da "Yaşanan asrın felaketiyle mahallemiz yerle bir oldu, şehrimizin neredeyse tamamı yıkıldı. Yakınlarımızı, komşularımızı, değerli dostlarımızı kaybettik. Tarifi zor, acısı büyük bir gündü. Aklın ve mantığın dışında bir olay yaşadık. Beni projeye dahil eden hocalarıma teşekkür ediyorum. Deprem bölgesinde yer alan lisansüstü eğitim alan öğrencilere projede yer verilmesi bizi mutlu etti." dedi.

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin eğitimli köpekleri Bursa'da yetiştiriliyor Haber

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin eğitimli köpekleri Bursa'da yetiştiriliyor

Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde, Askeri Veteriner Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığı'nda görev yapan Köpek Üretim ve Eğitim Tabur Komutanlığı'nda, 1963 yılından bu yana köpek üretim ve eğitimi yapılıyor. Gemlik'teki merkezde üretilen ve yetiştirilen zerdava, akbaş, Kangal, Kars çobanı, Aksaray malaklısı ve Türk tazısının aralarında olduğu 6'sı yerli, 12 farklı ırktan köpek, 8 branşta zorlu bir eğitim alıyor. Köpeklerin 3 aylıkken başlayan eğitim süreci ortalama 20 ay sürüyor. 'Bomba arama', 'mayın arama', 'narkotik madde arama', 'devriye', 'iz takip', 'keşif', 'arama' ve 'ceset arama' branşlarında eğitilen köpeklerin hangi eğitimi alacağına ise bir heyet tarafından karar veriliyor.  MİZAÇLARI VE İLGİ ALANLARI BRANŞ SEÇİMİNDE ETKİLİ OLUYOR Irk, cinsiyet, mizaç, cesaret, ilgi alanı gibi genel hususlarda pek çok kritere göre değerlendirilen köpeklerin hangi branşta eğitileceğinde karakteristik özellikleri etkili oluyor. 'Bomba' ve 'narkotik madde arama' için meraklı, araştırmacı ve oyuncaklar ile oynamayı seven, 'devriye' ve 'keşif' için saldırganlık ve koruma iç güdüsüne sahip, 'iz takip' ve 'mayın arama' köpekleri için araştırma ve odaklanma duyusu yüksek, sakin mizaçlı köpekler tercih edilirken, 'arama' için yükseklik korkusu ve diğer hayvanlar ile insanlara agresyonu bulunmayan, hedefe odaklanma içgüdüsü yüksek, atletik yapıdaki köpekler seçiliyor. Köpeklerin bu özelliklerinin tespiti için yavru köpekler farklı ortamlarda gözlemlenerek, birçok farklı teste tabi tutuluyor. Bu şekilde belirlenen köpekler, zorlu eğitim sürecinin ardından eğiticisi ile tayininin çıktığı askeri birliklere giderek hem yurt içinde hem de sınır ötesinde etkin rol alıyor.  ARAMA KÖPEKLERİNİN GÖZDESİ LABRADOR VE BELÇİKA MALİNOİSİ Kahramanmaraş depremlerinin ardından, bölgedeki çalışmalarda gösterdikleri performansla bir kez daha ön plana çıkan arama köpekleri ise genelde labrador retriever ile Belçika malinois köpeklerinden seçiliyor. Belçika kurdu olarak da bilinen malinois cinsi köpeklerin aktif, uyanık, inatçı, koruyucu, çalışkan, emin ve atik olmaları nedeniyle, labrador retriever cinsi köpeklerin de meraklı, cana yakın, cesaretli ve koku alma özelliklerinin yüksek olması nedeniyle tercih edildiğini söyleyen Askeri Veteriner Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı Köpek Üretim ve Eğitim Tabur Komutanı Veteriner Yarbay Dr. Umut Çelik, "Bu arkada görmüş olduğunuz arama köpekleri de deprem bölgesinde görev yapan köpeklerimiz. Arama köpeklerinin yetiştirilmesi ortalama 2 yıl kadar bir süreç almaktadır. Tabii bu eğitimler çoklu disiplin gerektiren bir faaliyetler zinciri. Meşakkatli ve zor bir süreç. Bu içerisinde üretimden itibaren yavru köpeklerimizin seçimi önem arz ediyor. Bir heyet üzerinde, yavru köpeklerimizin hangi branşlarda daha iyi şekilde eğitim yapabileceğine karar veriyoruz. Arama köpekleri özellikle doğal afetlerde, deprem, heyelan, su baskını, çığ gibi felaketlerde, ayrıca iç güvenlik harekatında kaybolan dost unsurların ve kaçan düşman unsurların tespit edilmesine yönelik imkan ve kabiliyetlere sahipler. Bu özellikleri sebebiyle yavru seçiminde özellikle bazı kriterlere çok dikkat ediyoruz. Yavru köpekler seçilirken özellikle ilk aradığımız husus, arama dürtülerinin kuvvetli olması, meraklı olmaları, insana, cana yakın olmaları, tabii ki çevik, cesaret, atiklik bizim için her zaman önemli tüm branşlarda. Ayrıca biz köpekler için, 'Köpeklerin gözleri burunlarıdır' deriz. Dolayısıyla köpeklerin koku alma özelliklerinin üst seviyede olması önem arz ediyor. Fakat arama köpekleri bu bağlamda da diğer branşlardan farklılaşıyor. Çünkü arama köpekleri sadece koku alma duyularıyla değil, aynı zamanda titreşim ve değişik frekanstaki sesleri algılama yetenekleri ile de diğer branşlara göre üstünlük sağlamaktadırlar" dedi. 'EĞİTİM SÜRECİ SADECE DİSİPLİNLE SAĞLANMIYOR' 'Sosyalizasyon' ve 'branş' eğitimleri alan köpeklere, detaylı bir 'itaat' eğitimi de veriliyor. Böylece arama köpeklerinin kullanımı tamamen eğiticisinin kontrolü altına giriyor. 20 aylık zorlu eğitim sürecinin ardından eğiticisiyle, askeri birliklere tayini çıkan arama köpekleri, doğal afetlerin yanı sıra operasyon bölgelerinde terörist unsurların tespit edilmesinde de etkin rol alıyor. Köpeklerin eğitimlerinin yanı sıra beslenmelerine de özellikle dikkat edildiğine dikkat çeken Yarbay Umut Çelik, zorlu eğitim sürecini şöyle anlattı: "Bu köpekler eğitim sürecine ilk basamağı olan sosyalizasyon eğitimiyle başlıyorlar. Sosyalizasyon eğitiminde, aynı Türk Silahlı Kuvvetleri'nin tüm personelinde olduğu gibi, her türlü iklim, arazi şartlarında görev yapabilecek şekilde, gece ve gündüz şartlarında eğitimlerini icra ediyorlar. Gündüz almış oldukları eğitimleri, gece şartlarında da personelle beraber karanlık ortamlarda, uzaktan sevk ve idari yetenekleri geliştirilecek şekilde eğitimleri pekiştiriliyor. Tabii bu meşakkatli eğitim süreci sadece eğitim disipliniyle sağlanamıyor. Pek çok disiplini ayrı ayrı işletmek durumundayız. Bu anlamda köpeklerimizin bakım, sağlık ve iyi beslenme özellikleri ön plana çıkıyor. Köpeklerimiz beslenme aşamasında çok yüksek enerji değeri, besin değeri yüksek mamalarla, yemlerle besleniyorlar. Ayrıca kendilerine istihkak olarak proteinden zengin, süt ve yumurta gibi gıda maddeleri veriliyor. Gene kas, kemik dokularının ve eklem sağlıklarının gelişmesi anlamında vitamin ve mineral takviyeleriyle Omega-3 gibi, probiyotik gibi bazı gıda takviyeleriyle bağışıklık sistemlerinin gelişmesi arzulanıyor."

Trabzon'da laz böreğine Ramazan'da talep arttı Haber

Trabzon'da laz böreğine Ramazan'da talep arttı

Karadenizin içeriği ve tadı ile en farklı tatlısının sevenleri artıyor. Evinde yaptığı laz börekleri ile Trabzon'da ismini duyurduktan sonra 22 yıl önce açtığı işletmesinde laz böreği imal ederek yörede laz böreğinin tanıtımında önemli rol oynayan Nejla Keresteci, laz böreğinin yöresel bir tatlı çeşidi olduğunu, genellikle şerbet oranı az olduğu için tercih edildiğini söyledi. Sofraların vazgeçilmezi Laz böreğinin yapımının çok kolay gibi görülse de bir çok aşaması olan bir tatlı olduğunu belirten Nejla Keresteci, laz böreğinin Ramazan sofralarının vazgeçilmezleri arasında yer aldığını söyledi. "Muhallebisi çok önemli" Keresteci, "Laz böreği hafif ve yöresel bir tatlı. Diğer tatlılara nazaran şerbet oranı daha az olduğu için insanlar tercih edebiliyor. Bakıldığında çok kolay gibi gözükse de çok aşaması var. Hamuru çok önemli. Hamuru güzel olmaz ise yufkası güzel olmaz, yufka güzel olmaz ise laz böreğiniz güzel olmaz. Muhallebisi çok önemli. Kullandığımız malzeme çok önemli. Bunların doğal ve organik olması lazım. Köy tereyağı, köy sütü vs. Yani ürünlerimin hepsi doğal ve günlük malzemeler ile yapılmalı" dedi. "Ramazan'da talep çok artıyor" Ramazan'da laz böreğine talebin arttığını kaydeden Keresteci, "Ramazan'da talep çok artıyor. O yüzden güzel bir hazırlık yaptık. Çalışanlarımızın çoğu bayan. Bugün bakıldığında her tatlı sektöründe en az 10-15 kadın çalışıyor. Bu da bizi mutlu ediyor tabii ki. Bu şubemizde 22 kadın çalışıyor. Diğer şubemizde de 20 kadın çalışanımız var. Erkek çalışanlarımız da var. Onlar garson, pasta ustası vs. olabiliyor ama ağırlıklı kadın çalışanımız var" diye konuştu. Nejla Keresteci, laz böreğine artık yöre dışından da çok talep gelmeye başladığını belirterek bu yaz İzmir Çeşme'de de bir işletme açmayı planladıklarını sözlerine ekledi.

Deprem bölgesindeki itfaiyecilerin sahuru böyle görüntülendi Haber

Deprem bölgesindeki itfaiyecilerin sahuru böyle görüntülendi

Kahramanmaraş merkezli yaşanan depremde, depremzede olmalarına rağmen ailesini ve çocuklarını bırakarak Malatya'ya yardıma koşan Elazığ İtfaiyesi, Ramazan ayını buruk bir sevinçle karşıladı. Yangın, deprem, sel ve çığ gibi doğal afetlerin yanı sıra trafik kazalarında da görev alan itfaiye erleri, sahur için İtfaiye Daire Müdürlüğündeki istasyonda hazırlık yaptı. İstasyonda, 24 saat görev başında bekleyen itfaiyeciler, sahur için mutfağa girerek çay demleyip kahvaltılıkları yemek masasına servis etti. Pidelerin getirilmesinin ardından masaya oturan itfaiye erleri, dua eşliğinde sahurlarını yaptı. Ekipler, sahurun ardından yine mesailerine kaldıkları yerden devam etti. Yaşanan deprem ve sel felaketlerinin ardından Ramazan ayını buruk bir şekilde geçirdiklerini dile getiren Ekip Amiri Atilla Aytekin, " Her zaman olduğu gibi sahurumuzu yapıyoruz bir yandan da 7/24 Elazığ'da görev yapmaktayız. İtfaiyeciler olarak bir aileyiz, tam da şu zaman en çok vakit geçirdiğimiz zamanlar. Hem sahur hem oruç bir yandan da insanlara da yardımcı olmaya çalışıyoruz. Trafik kazası, sel, deprem gibi afetlerde tehlikeye düşmüş her canlıya bir an önce yetişebilmemiz için görev başındayız, bu hayvan veya insan, kim olursa olsun 7/24 görev başındayız. Depremde hayatını kaybeden bütün vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yaralı olanlara acil şifalar diliyoruz. Hüzünlü bir sene, buruk bir ramazan ayı geçiriyoruz. Allah, bir daha bu acıları bize göstermesin, kimseye de yaşatmasın" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.