Hava Durumu

#Doktor

Yeni Marmara Gazetesi - Doktor haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Doktor haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Uzmanından Çocuklu Ailelere Uyarı: Güneş Çarpmasına Dikkat! Haber

Uzmanından Çocuklu Ailelere Uyarı: Güneş Çarpmasına Dikkat!

Özellikle ailece çıkılan tatillerde, bebek ve çocukları başta güneş çarpması olmak üzere birçok yaz hastalığından korumak için tedbir almak gerekiyor. Uzm. Dr. Emrullah Yüksel, “Çocuklar, uzun süre güneş altında kaldıklarında bitkinlik, bilinç kaybı ve yüksek ateş gibi güneş çarpması belirtileri gösterebilir. Özellikle 5 yaş altındakiler güneş çarpmasından daha çok etkilenir” uyarısı yaptı.   Okulların kapanmasının ardından uzun yaz tatili başladı. Çocuklarıyla tatil planı yapan aileler için aşırı sıcak havanın getirdiği riskler ve yaz hastalıkları zorlayıcı olabiliyor. Medicana International İstanbul Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü'nden Uzm. Dr. Emrullah Yüksel, yaz tatilinde en sık rastlanan sorunlardan birinin güneş çarpması olduğunu belirterek “Tatil sezonunda çocuklar açık alanlarda, havuzda ya da denizde daha fazla zaman geçiriyor. Ancak yüksek sıcaklıklar, en çok bebek ve çocukları etkiliyor. Özellikle 5 yaş altı çocuklar güneş çarpmasıyla karşı karşıya kalabiliyor. Yüksek sıcaklık, vücudun su, mineral ve tuz kaybetmesine neden olur. Güneş çarpması; bitkinlik, bilinç kaybı, artan uyuma isteği, ciltte kızarıklık, kalp atışında hızlanma, ağız ve dudak kuruluğu, terleme eksikliği, yüksek ateş ve denge sorunlarıyla kendini belli eder” açıklamasında bulundu.    Bol sıvı alınmalı, fast food tarzı gıdalar tüketilmemeli  Uzm. Dr. Emrullah Yüksel, güneş çarpmasından korunmak için alınması gereken önlemleri ise şöyle sıraladı:  “Uzun süre dışarıda kalmamak, güneş ışınlarının dik geldiği 10.00-16.00 saatlerinde açık havaya çıkmamak, güneş koruyucu kullanmak, çocuklara ince ve açık renkli giysiler giydirmek, bol sıvı takviyesi yapmak, serin yerlerde zaman geçirmek, dışarı çıkıldığında UV filtreli güneş gözlüklerinden yararlanmak, fast food tarzı besinler tüketmemek; güneş çarpmasından korunmak için gereklidir.”  Güneş çarpması durumunda en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Yüksel, “Güneş çarpmasından korumak için yeterli sıvı alınması çok önemlidir. Çocuklar su, meyve suyu ve ayran gibi içecekleri, kavun-karpuz gibi yaz meyvelerini bolca tüketmelidir. Güneş çarpması meydana gelmesi halinde ise çocuğun sıvı alımı iyi değilse ya da kusma varsa mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" şeklinde konuştu.  İsiliği önlemek için bebekler her gün yıkanmalı Yaz aylarında bebeklerde çok sık isilik görüldüğünü de ifade eden Uzm. Dr. Emrullah Yüksel, “İsilik, ter kanallarının tıkanması nedeniyle meydana gelir. İsilikte, cilt yüzeyinde içi su dolu kabarcıklar oluşabilir ve kaşıntıya neden olur. Kaşıntı sonucunda kabarcıklar enfeksiyon kapabilir. İsilikten korunmak için bebekleri yaz aylarında her gün yıkamak, dar kıyafetler giydirmemek, aşırıya kaçmadan nemlendirici kullanmak, aşırı sıcağa maruziyeti önlemek gerekir. İsilik genelde birkaç gün içinde kendiliğinden geçer. Hekimin önerdiği kremler de kullanılabilir” dedi.  Orta kulak iltihabını önlemek için kulak tıkacı kullanılmalı  Havuz ya da denizde vakit geçirmenin üst solunum yolu enfeksiyonu, alerji, rinit ve sinüzit gibi etkenlerle orta kulak iltihabına zemin hazırlayabileceğini söyleyen Uzm. Dr. Yüksel, “Kulak enfeksiyonlarının en sık görülen belirtisi ağrıdır. Çocuklarda kulak çekiştirme, iştahsızlık, ağlama, ateş de görülebilir. Orta kulak iltihabından korunmak için havuza, denize girerken kulağa su kaçmasını engelleyecek kulak tıkaçları kullanılabilir. Belirtiler görüldüğünde ise hekime başvurulması önemlidir" diye konuştu.  Islak mayoyla oturmak idrar yolu enfeksiyonuna neden olabilir  Islak mayoyu değiştirmemenin kız çocuklarında idrar yolu enfeksiyonlarına yol açabileceğinin altını çizen Uzm. Dr. Emrullah Yüksel, “Ateş, kusma, karın ağrısı, idrar yaparken ağrı; bu hastalığın belirtilerindendir. İdrar yolu enfeksiyonunda erken teşhis önemlidir. Bu nedenle belirtiler başladığı an mutlaka hekime başvurulmalıdır. Denizden veya havuzdan çıkınca duş alınması, ıslak mayoyla oturulmaması idrar yolu enfeksiyonlarına karşı koruyucu tedbirlerdir” dedi.  Uzm. Dr. Yüksel, çocuklarda güneş yanıklarıyla ilgili ise “Cilde soğuk ve ıslak kompresler uygulanabilir. Yanığa bağlı ağrı varsa parasetamol verilmelidir. Güneş yanığı olan bölgelerde kaşıntı varsa, kaşıntının azaltılması için antihistaminikler kullanılabilir” bilgisini verdi. 

Dr. Günsel'den Kalp Hastalarına Önerilerde Bulundu Haber

Dr. Günsel'den Kalp Hastalarına Önerilerde Bulundu

Mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıkları, en çok kalp hastaları için risk oluşturuyor. Kardiyoloji uzmanı Dr. Aziz Günsel, kalp hastaları için aşırı sıcaklarda hayat kurtaracak önerilerde bulundu.   Haziran ayında hava sıcaklıkları, sadece Türkiye ve Kıbrıs’ta değil neredeyse bütün Avrupa’da mevsim normallerinin çok üzerinde seyretmeye devam ediyor. Üstelik Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün tahminleri bu yıl, yaz mevsiminde sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde kalmaya devam edeceğini gösteriyor.  Aşırı sıcaklar ise birçok hasta grubu için risk oluşturuyor. Kalp hastaları ise sıcak havalardan en çok etkilenen risk gruplarının başında yer alıyor. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji uzmanı Dr. Aziz Günsel, hava sıcaklığının artması nedeniyle kalp hastalarının karşı karşıya kalabileceği risklerle ilgili uyarılarda bulunarak alınması gereken önlemleri sıraladı.  Sıcaklıkların artmasıyla birlikte terlemeye bağlı olarak yaşanan su ve tuz kaybının kalp hızında artışa neden olduğunu vurgulayan Dr. Aziz Günsel, bu durumun kalbin iş yükünü artırdığını söyledi. Dr. Günsel, bu nedenle yüksek tansiyon, kalp yetmezliği, kalp damarlarında tıkanıklık veya stent bulunan ya da bypass hikayesi olan hastaların sıcak havalarda özellikle dikkatli olmaları gerektiğini belirtti.  Sıcak havalarda beslenme çok daha önemli  Dr. Aziz Günsel, kalp hastalarının sıcak havalarda alabileceği önlemlerle ilgili de açıklamalarda bulundu. Yaz aylarında beslenme ve uygulanacak diyetin çok daha önemli bir hale geldiğini söyleyen Dr. Günsel, “Kalp hastaları yaz aylarında yağlı, kızartma türü ağır ve sindirimi zor gıdalar yerine sebze ağırlıklı, bol posalı, haşlama veya ızgara türü gıdalar almalıdır. Öğünler sık ve alınan gıdaların da az miktarlarda olması faydalı olacaktır” ifadesini kullandı.  Gününüzü sıcaklığa göre ayarlayın  Dr. Günsel’in dikkat çektiği konulardan biri de günlük aktivitelerin zamanlamasının iyi ayarlanması. “Gündüz güneş ışınlarının dik olarak yansıdığı saatlerde dışarı çıkılmaması, denize girilmemesi, bu saatlerde aşırı efor gerektiren aktivitelerden kaçınılması ve sıcak saatlerde alkol alınmaması gerekmektedir” diyen Dr. Günsel, “Tok karnına denize girmek kalp hastaları için tehlikeli olabilir” dedi. Efor sarf ettirecek aktiviteler için doğru zamansa, sabah erken ve akşam serin saatleri. “Bu saatlerde kalp hastalarının kendilerini aşırı yormayacak şekilde yürüyüş yapması veya yüzmesi yararlı olacaktır” diyen Dr. Günsel, “Göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, baygınlık hissi gibi şikayetler oluştuğunda en yakın sağlık merkezine başvurarak kontrolden geçilmelidir” uyarısında da bulundu.  İlaç kullanımı doktor denetiminde yaza uygun planlanmalı  Düzenli ilaç kullanan kalp hastalarının, ilaç dozlarının hava sıcaklığı ve vücutta neden olduğu değişimler göz önünde bulundurularak doktor denetiminde yeniden düzenlenebileceğini söyleyen Dr. Aziz Günsel, özellikle idrar söktürücü ilaç kullanan hastaların dikkat etmesi gerektiğini vurguladı. “İdrar söktürücü ilaç kullanan kalp yetmezliği veya yüksek tansiyon hastalarında aşırı sıvı kaybına maruziyet, halsizlik, yorgunluk veya ritim bozuklukları görülebilir” diyen Dr. Aziz Günsel, bu tip ilaç kullanan hastaların doktor takibinde ilaç dozlarının yeniden düzenlenmesini öneriyor. 

Dr. Önder Taşkın: “Hastamızı 8 saat süren ameliyatın ertesi günü yürüttük”  Haber

Dr. Önder Taşkın: “Hastamızı 8 saat süren ameliyatın ertesi günü yürüttük” 

Amasya’da omurgasındaki eğrilik ameliyatla düzelen kadının boyu bir günde 5 santim uzadı. Beş yıldır yaşadığı sağlık problemlerinden 8 saat süren operasyonla kurtulan 55 yaşındaki Şadiye Çakıcı, bir gün sonra ayağa kalkarak yürümeye başladı.  Vücudunda geçmek bilmeyen ağrılar ve sol ayağındaki kısmı felç nedeniyle Özel Amasya Kolmed Hastanesi’ne başvuran hastaya bir dizi tetkik yapıldı. Skolyoz tanısı konulduktan sonra ameliyata karar verildi. Omurgasında oluşan eğriliği başarılı bir operasyonla düzeltilip sağlığına kavuşan evli ve 3 çocuk annesi Çakıcı, “Yol yürüyemez, yemek yapamaz, küçük bir poşet bile taşıyamaz haldeydim. İyice kamburlaşmıştım. Eskiden 1,72 olan boyum 1,67’lere kadar düşmüştü. Şu an yine aynı boydayım. Boyum 4,5 santim uzadı” dedi.  “Hastamızı 8 saat süren ameliyatın ertesi günü yürüttük”  Omurgada eğrilik ve duruş bozuklukları ile oluşan skolyoz rahatsızlığı tanısı koyduğu hastasının ameliyatını yapan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Önder Taşkın, “Hastamızı 8 saat süren ameliyatın ertesi gün yürüttük. Ayağındaki kuvvetsizlik çok hızlı bir şekilde düzeldi. Artık yürüyebiliyor. Ayakta uzun bir süre kalabiliyor” diye konuştu. Taşkın, benzer sağlık problemleri olanların alanlarında uzman doktorlara başvurmalarını istedi. 

Hasta Yakını, Doktoru Yumrukladı! Haber

Hasta Yakını, Doktoru Yumrukladı!

Samsun'da hasta yakını, hastanede doktora saldırarak burnunu kırdı.  Edinilen bilgiye göre, 2 yaşındaki M.D.İ. adlı kız çocuğu evlerindeki salıncaktan düşerek yaralandı. Özel bir hastaneye kaldırılan M.D.İ. acil serviste tedavi altına alındı. Acil serviste görevli Dr. Ahmet Kurt, çocuğun çekilen tomografisini inceleyeceği sırada çocuğun babası H.İ. ile kardeşi Ş.İ.'nin saldırısına uğradı. Doktorun odasındaki bilgisayar yere düşüp zarar görürken, Dr. Kurt saldırıyı yara almadan atlattı. Hastaneye polis sevk edildi. Ağır yaralı olan çocuğun tomoğrafi filmini incelemek için başka odaya giden Dr. Ahmet Kurt, çocuğun beyin kanaması geçirdiğini tespit edince acil olarak Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevkine karar verdi. Çocuğu kırmızı odada sedyeye koyan Dr. Kurt, sevk sırasında ambulansta yanında olacak olan çocuğun annesine ne yapması gerektiğini anlattığı sırada çocuğun babası, Dr. Ahmet Kurt'a aniden yumruk atıp bununu kırıp yere düşürdü. Kanlar içinde kalan Dr. Ahmet Kurt, Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Hastaneye yatışı yapılan doktorun hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi.  Dr. Ahmet Kurt, "Düşme sonucu hastanemize gelen çocuğun filmini incelemek için sisteme düşmesini beklerken babası ve çocuğun amcası bana saldırdı. Kendimi korudum ancak bilgisayar kırıldı, masa dağıldı. Hastaneye polis gelince çocuğun filmini incelemek için başka odaya geçtim. Burada filmi inceleyip beyin kanamasını tespit edip Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevkine karar verdik. Çocuğun annesine ambulansta ne yapması gerektiğini anlatırken, çocuğun babası yumrukla bana saldırdı" dedi.  Olayla ilgili H.İ. ile kardeşi Ş.İ. polis tarafından gözaltına alındı. Olayla ilgili soruşturma devam ediyor.

Çocuklarda Şiddetli İshale Dikkat! Haber

Çocuklarda Şiddetli İshale Dikkat!

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Yetmiş, Adenovirüs ve Rota Virüs enfeksiyonlarının şiddetli ishallere sebep olabildiği ve kreşlerde salgın vakalarının arttığını bildirdi.   Diyarbakır Memorial Hastanesinde Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Yetmiş, sıcak havaların artmasıyla çocuklarda ishal vakalarında artış yaşandığını söyleyerek, bu enfeksiyonun insandan insana bulaşarak yayıldığını kaydetti. Dr. Yetmiş, “Malumunuz yaz ayları gelmeye başladı. Bununla birlikte ishal vakalarında artış yaşanıyor. Özellikle kreşlerde salgınlar artmış durumda. Yaz aylarının gelmesiyle daha çok Adenovirüs ve Rota Virüs enfeksiyonları şiddetli ishallere sebep olabilmekte. Bu ishaller de çocuklarda sıvı kaybı ve hastane yatışlarıyla seyredebilmektedir. İshal, kaka sıklığının ve yumuşaklığının artması diye tarif ederiz. Buna sebep olan virüslerde herhangi bir tedavi yok maalesef. Evde destek tedavisi ve probiyotiklerle tedavi ediyoruz. Özellikle evde yoğurt, ayran, muz, makarna, pilav, haşlanmış patatesin yanı sıra, yoğurt, mısır nişastası ve muzu karıştırarak oluşturduğumuz kür çocuklara iyi gelecektir. Gün içerisinde çocuklarımıza bunları yedirdiğimiz takdirde ishal sıklığı azalıyor” dedi.  Evde uygulanan ek gıda takviyeleriyle hastalığın geçmemesi durumunda hastaneye başvurulması gerektiğine dikkat çeken Yetmiş, “Bahsettiğim önerilere rağmen çocuğunuzun ishali durmuyorsa, kusma varsa o zaman mutlaka çocuk doktoruna başvurmalısınız. Hem damardan tedavi hem kan tahlillerine bakıyoruz. İshal olmasına sebep olan bakteriyse eğer antibiyotik tedavisine başlıyoruz. Virüs ise eğer damardan tedavi ya da hastane yatışı ile tedavisi gerçekleştiriyoruz. Eğer çocuk çok sıvı kaybederse, kan değerlerinde bozulmaya, hatta yoğun bakım ve ölüme kadar da gidebilir. O yüzden çocuğunuz çok kusuyorsa, çok ishali varsa mutlaka doktorunuza başvurmalısınız” ifadelerine yer verdi.

Doktorlar Filistin'e Yapılan Zulmü Kınadı Haber

Doktorlar Filistin'e Yapılan Zulmü Kınadı

Bursa Şehir Hastanesi doktorları, İsrail'in Filistin'e yönelik saldırılarında işlenen insanlık suçu hakkında basın açıklaması gerçekleştirdi. Beyaz önlükleri ile gazetecilerin karşısına çıkan doktorlar, son dönemde gündem olan sokak hayvanlarının uyutulmasına da vurgu yaparak, "Hayvanların yaşam hakkını savunanlar, aynı merhamet duygusunu Filistin'deki masum çocuklar için de göstermeli" ifadelerini kullandı.   Bursa Şehir Hastanesi doktorları, akademisyenleri ve çalışanları Filistin topraklarında işlenen insanlık suçuna sessiz kalmadı. Beyaz önlükleri ile gazetecilerin karşısına çıkan doktorlar basın açıklaması gerçekleştirdi. Filistin’de yaşanan zulme sessiz kalınmaması gerektiğini ifade eden doktorlar, "Bu zulme karşı durmak, sadece bir insanlık görevi değil, aynı zamanda uluslararası bir zorunluluktur" şeklinde konuştu. Son zamanlarda gündem olan sokak hayvanlarının uyutulmasına karşı hayvan severlerin tepkisine vurgu yapan Doç. Dr. Nizamettin Koca, "Hayvanların yaşam hakkını savunanlar, aynı merhamet duygusunu Filistin'deki masum çocuklar için de göstermeli" dedi.  "Vicdan sahibi hiçbir insan, bu vahşete göz yummamalıdır"  Kameraların karşısına bilimsel, tarafsız ve yargılamasız hizmet vereceklerinin nişanesi olan beyaz önlükleriyle çıktıklarını söyleyen Doç. Dr. Koca, "Bugün tüm inanç, ön yargı ve şahsi düşüncelerimizden soyunup, objektif, bilimsel, tarafsız ve yargılamasız hizmet vereceğimizin nişanesi olan beyaz önlüklerimizle huzurunuzdayız. Bugün burada, insanlığımızın en temel değerlerini savunmak, insanlık onurunu ve barışı yüceltmek için bir araya geldik. Her birimizin yüreğinde tarifsiz bir acı ve gözlerimizde yaşlarla buradayız. Beyaz önlüklerimizle karşınızdayız, bu önlükler, insanlığa hizmet edenlerin, merhamet ve barışın savunucularının sembolüdür. Bugün, Filistin’de yaşanan trajediye karşı sessiz kalmamak için buradayız. Filistin'de sapkın bir inancın mensuplarının, öğretilerinde gerçekleşmesini bekledikleri kehanetler doğrultusunda gasp ettikleri topraklarda yaşayan halka uyguladıkları katliama şahitlik ediyoruz. Burada yaşananlar sadece bir bölgenin sorunu değil, tüm insanlığın vicdanını sarsan bir trajedidir. Her gün, masum çocukların, kadınların ve yaşlıların yaşam haklarının ellerinden alındığını görmek, yüreklerimizi dağlıyor. Bu zulüm, hiçbir inanç veya ideoloji tarafından haklı gösterilemez. Vicdan sahibi hiçbir insan, bu vahşete göz yummamalıdır. Bu zulme karşı durmak, sadece Filistin'deki kardeşlerimiz için değil, aynı zamanda kendi geleceğimiz ve insanlık onuru için de gereklidir. Düşünün, annesini kaybetmiş bir çocuğun gözlerindeki kederi, evsiz kalmış bir ailenin çaresizliğini, yaralanmış bir bedenin acısını. Bu görüntüler, sadece televizyon ekranlarında izlediğimiz sahneler değil, her birimizin yüreğinde derin yaralar açan gerçeklerdir. Bizler, sağlık çalışanları olarak her gün binlerce insanın hayatına dokunuyoruz. Her savaşta dokunulmazlığı olan sağlık çalışanlarının, hastanelerin ve diğer sağlık kurumlarının özellikle bombalandığını ve iş göremez hale getirildiğini korkuyla ve hayretle gözlemliyoruz. Hiçbir savaş kurallarını dikkate almayan ve savaş suçu işlemekten imtina etmeyen bu canilere karşı tüm dünya devletlerini birlik olmaya davet ediyoruz. İnsanlık onurunun, adaletin ve barışın savunucuları olarak, bu zulme karşı sesimizi yükseltmek zorundayız. Her gün masum insanların yaşam haklarının ellerinden alındığını görmek, bizler için kabul edilemez" şeklinde konuştu.  "Hayvanların yaşam hakkını savunanlar, aynı merhamet duygusunu Filistin'deki masum çocuklar için de göstermeli"  Hayvan severlerin sokak hayvanlarının uyutulmasına gösterdiği tepkiye vurgu yapan Doç. Dr. Koca, "Ülkemizde sokak hayvanlarının uyutulmasına tepki gösteren duyarlı vatandaşlarımızın, Filistin'deki çocukların durumuna da benzer duyarlılıkla yaklaşması gerekmektedir. Hayvanların yaşam hakkını savunan bu değerli insanlar, aynı empati ve merhamet duygusunu Filistin'deki masum çocuklar için de göstermelidir. Bu, sadece bir insanlık görevi değil, aynı zamanda vicdanın ve merhametin bir yansımasıdır. Tüm canlıların yaşam hakkını savunan bu takdir edilesi davranış, dünya üzerindeki her mazlum için geçerli olmalıdır. Bursa Şehir Hastanesi akademisyenleri, hekimleri ve çalışanları olarak bu duruma elimizin gücü yetmediğinden, dilimizle karşı olduğumuzu ifade etmek amacıyla bir araya geldik. Ekonomik güçlerini kullanarak dünya liderlerini, medyayı ve kamuoyunu manipüle eden bu zalimlere karşı sessiz kalmak, suç ortaklığıdır. Bizler, bu zulmü destekleyen hiçbir devleti, hiçbir kurumu kabul etmiyoruz" dedi.  "Zulme karşı durmak, sadece bir insanlık görevi değil, aynı zamanda uluslararası bir zorunluluktur"  Herkesi zulme karşı durmak için birlikteliğe davet eden Doç. Dr. Koca, "Tüm dünya devletlerine çağrımızdır, bu orantısız güç kullanılan soykırım saldırılarını tüm insanlığın gözü önünde devam ettiren İsrail’e ve açıkça destekleyen kuruluşlara karşı devletler düzeyinde ambargo uygulamasını talep ediyoruz. Uzayan süreçle birlikte halkta meydana gelen sistemik duyarsızlaşma ile her geçen gün azalan boykot hassasiyetinin arkasına sığınılmasını doğru bulmuyoruz. Tüm bireysel ve toplumsal inanç, düşünce ve yargılarımızdan bağımsız olarak, en temel insani değerlerimizle Filistin’e atılan bombaların sermayesi olmak istemiyoruz. Bu zulme karşı durmak, sadece bir insanlık görevi değil, aynı zamanda uluslararası bir zorunluluktur. Dünya devletlerinin, bu trajediye karşı birleşerek güçlü bir duruş sergilemesi gerekmektedir. Barış, adalet ve insanlık onurunu savunmak için, hep birlikte hareket etmek zorundayız. Filistinli kardeşlerimizin acısı, bizim acımızdır. Onların gözyaşları, bizim gözyaşlarımızdır. Bizler, beyaz önlüklerimizle insanlık onurunun, adaletin ve barışın savunucuları olarak bu zulmü kabul etmiyoruz" ifadelerini kullandı.

Dr. Çalışkan Vertigo da D Vitamini Eksikliğine Dikkat Çekti Haber

Dr. Çalışkan Vertigo da D Vitamini Eksikliğine Dikkat Çekti

Vertigonun başka hastalıkların habercisi olabileceğine değinen Uzman Odyolog Hande Çalışkan, “Vertigo, bazen vücuttaki başka sağlık sorunlarının habercisi olabilir. Örneğin, zehirlenme durumlarında, hormonal değişikliklerde (gebelikte), demir eksikliği veya B12 vitamini eksikliği gibi durumlarda da vertigo ortaya çıkabilir. Ayrıca, D vitamini eksikliği de vertigo semptomlarına yol açabilir” dedi.  Vertigo, günlük yaşamın en sıradan anlarında bile karşınıza çıkabiliyor. Yatakta dönerken, kalkarken, hatta sıradan bir telefon kullanırken bile baş dönmesi yaşayanların sayısı hiç de az değil. Hasta hikâyelerinde sıkça karşılaşılan bu durumun vertigo belirtilerini taşıyanların kliniklere başvurmasına neden olduğunu ifade eden Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi’nden Uzman Odyolog Hande Çalışkan, açıklamalarda bulundu.  Uzman Odyolog Çalışkan, “Baş dönmesi şikâyetleri; hastanın ayakta durabileceği, kusmadan kalabileceği, hissettiklerini konuşarak anlatabileceği seviyede ise ilk basamak Acil değil, Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Polikliniği olmalıdır” diye konuştu.  “Bir hastalık değil, bulgudur”  Vertigonun tanımını yapan Odyolog Çalışkan, "Halk arasında vertigo bir hastalık olarak tanınır. Halbuki, aslında bir hastalık değil, semptom ya da bulgudur. Vertigo; baş dönmesi demektir. Baş dönmesi bir hastalık değildir. Yaygın olarak hastalık anlamında kullanılan vertigo, aslında iç kulaktaki denge yapısında bulunan çeşitli organizmaların hareketiyle olan 'kulak kristallerinin oynaması' durumudur. Vertigo çeşitleri arasında en yaygın olanı da bu olduğu için her türlü vertigo şikâyeti, pozisyonel vertigo hastalığı zannedilmektedir” diye konuştu.  “Etraf dönüyormuş hissi belirtiler arasında”  Vertigoda görülebilecek belirtilere değinen Odyolog Çalışkan, “Etraf dönüyormuş hissi, kişinin hareket ediyormuş hissi, gördüğü nesnelerin hareket halindeymiş gibi netlikten uzaklaşmış, flu ve karıncalanmış görmek, yer ayağının altından kayıyor zannetmek, birileri onu itiyormuş gibi veya çekiyormuş gibi hissetmek, yolda yürürken düz ilerleyemeyip yalpalamak/sendelemek vertigonun belirtileri arasında sayılabilir” dedi.  “Stres vertigo sebebi olabilir”  Vertigonun nedenlerinden bahseden Odyolog Çalışkan, “İç kulaktaki kristallerin oynaması nedeniyle pozisyonel vertigo oluşur. Ani baş hareketleri, hareketli görsel uyaranlara maruz kalma, uzun süreli bilgisayar kullanımı veya masa başında yanlış postürlerde uzun süre oturma, stres, korku, uykusuzluk ve bazen de hiçbir açık sebep olmaksızın durup dururken meydana gelebilir. Vertigo şikâyetinin süresi vertigoya neden olan hastalığa, hastanın yaşına, ek hastalıklarına, kronik durumlarına, kan değerlerine, stres-kaygı seviyesine, uyku düzenine, yorgunluktan korunma yeteneğine, uyarılara dikkat etme yeteneğine ve tetikleyici etkenlerden korunma yeteneğine bağlı olarak değişiklik gösterir” açıklamasında bulundu.  “Vertigo ataklarında yapılması gerekenler”  Vertigo atağı anında yapılması gereken 2 önlem olduğunu söyleyen Odyolog Çalışkan, şu bilgileri paylaştı:  “Birinci yapılacak hareket tutunmaktır. Bulunduğunuz yer ev olur dışarısı olur hareket halinde, yatarken veya ayakta olun fark etmez. İlk yapmanız gereken sabit bir yere tutunup kendinizi güvene almanızdır. Çünkü biz uzmanların en korktuğu durum baş dönmesi/vertigo değil, hastaların baş dönmesi yüzünden düşüp başlarını bir yere vurmaları veya bedenlerine kırık, çıkık, yaralanma gibi zarar vermeleridir.  İkinci yapılacak hareket ise gözlerinizi kocaman açıp karşıdaki sabit herhangi bir noktaya/nesneye bakmaktır. Gözlerinizi başınız dönerken asla kapatmamalısınız. Gözleri kapatmak, başta kendimizi güvende gibi ve rahatsızlığımız geçecek gibi hissettirse de, baş dönmesinin seviyesini hem artırır hem de baş dönmesine maruz kalınan süreyi uzatır. Karşımızdaki sabit nesneye odaklanmak, etrafın hareket etmediği sinyallerini beyne göndermemize yardımcı olur.”  “Başka sağlık sorunlarının habercisi olabilir”  Vertigonun başka hastalıkların habercisi olabileceğine değinen Çalışkan, “Vertigo, genellikle iç kulaktaki denge organlarının dengesizliği sonucunda ortaya çıkan bir semptomdur. Ancak bazen vertigo, vücuttaki başka sağlık sorunlarının da habercisi olabilir. Örneğin, zehirlenme durumlarında, hormonal değişikliklerde (gebelikte), demir eksikliği veya B12 vitamini eksikliği gibi durumlarda da vertigo ortaya çıkabilir. Ayrıca, D vitamini eksikliği de vertigo semptomlarına yol açabilir. Bu yüzden vertigo yaşayan kişilerin semptomlarını ciddiye alması ve ihmal etmemesi önemlidir. Vertigonun altında yatan sebebin belirlenebilmesi için uzman bir doktor tarafından detaylı bir muayene yapılması, gerekli değerlendirme ve tetkiklerin yapılması gerekmektedir. Böylece vertigonun nedeni tespit edilerek uygun tedavi yöntemleri uygulanabilir ve hastalığın ilerlemesi önlenebilir” ifadelerini kullandı.  “Kafeini azaltmak önemli”  Vertigoya iyi gelen durumlardan bahseden Uzman Odyolog Çalışkan, “Kafeinin baş dönmesini tetiklediğine dair çok fazla akademik yayın mevcuttur, bu sebeple kafeini olabildiğince azaltmak iyi gelir. Kafeinden kastımız sadece kahve ve türevleri değildir. İçeriğinde kafein olan her şeyden sakınmalıyız. Yeşil çay da hastaların ataklarının en çok tetikleyen besinler başında yer alır. Tuz tüketimini azaltmak da vertigonun tetiklenmesini önlemede önemli rol oynar. Yiyeceklerin içerisinde olabilir ancak üzerine ek tuz serpmekten kaçınmak, turşu gibi tuzu yoğun besinleri tercih etmemek faydalı olacaktır. Tansiyon ve şeker gibi metabolizmamızı doğrudan etkileyen değerleri aniden düşürecek veya yükseltecek her türlü yiyecek-içecek ve aktiviteden kaçınmak gereklidir. Stres, yorgunluk ve uykusuzluktan da kaçınmamız, vertigoyla baş etme sürecinde olumlu etki yapacaktır” dedi.  “Vertigonun tedavi yolları”  Uzman Odyolog Çalışkan, vertigonun tedavi yollarıyla ilgili şu bilgileri paylaştı:  “Vertigo tedavisinin kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Bazı durumlarda vücudun kendi denge onarım sistemlerinin işe yarayabilir ancak bu süreçte yaşanan hissiyat devam edebilir. Bu durumlarda hasta, kompansasyon sürecindedir, tedavi manevraları veya özel egzersizlerle desteklenmelidir. Pozisyonel vertigo için doğrudan bir ilaç tedavisi yoktur, betahistin gibi ilaçlar semptomları azaltmak amacıyla kullanılır. İlaç kullanılıyorsa, doğru teşhis için ilaçların bırakılması gerekir.”

Cerrah Özdemir Sünnet Yöntemiyle İlgili Ebeveynlere Önerilerde Bulundu Haber

Cerrah Özdemir Sünnet Yöntemiyle İlgili Ebeveynlere Önerilerde Bulundu

Doç. Dr. Tunç Özdemir, okulların kapanmasıyla birlikte başlayacak sünnet mevsimi öncesinde anne babaları “yöntem” konusunda uyardı. Çocuğun psikolojisi de göz önüne alındığında en iyi yöntemin genel anestezi altında yapılan sünnet olduğunu belirten Doç. Dr. Özdemir, “Lokal anestezi ile sünnet sadece yeni doğan döneminde, yani yaşamın ilk 30 gününde mümkün olmaktadır. Bu dönemden sonra tüm yaşlarda sünnet için genel anestezi önerilmektedir. Hekimin yapmadığı sünnet uygulamaları ise akla bile getirilmemelidir” dedi.   Acıbadem Kent Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Tunç Özdemir, erkek çocuk sahibi çiftlerin “ilk mürüvvet” olarak kabul ettiği sünnetin bir cerrahi müdahale, bir ameliyat olduğunu hatırlattı. Bugün orta yaş ve üzerindeki pek çok erkeğin hekim dışı kişilerce yapılmış sünnetler yüzünden travmaları, kötü hatıraları olduğunu belirten Doç. Dr. Özdemir, elverişsiz şartlarda doğru şekilde yapılmayan sünnetin olumsuz sonuçlarına dikkat çekti.  Lazere yer yok  Sünnet işleminde temel amacın penis ucunu kapatan sünnet derisinin cerrahi olarak çıkarılması olduğunu ifade eden Özdemir, “Sünnette uygulanan birkaç yöntem vardır. Ama her zaman klasik yöntem tercih edilmelidir.” diyerek lazerle sünnet işlemi konusunda şunları söyledi:  “Lazer teknolojisi günümüzde sadece göz cerrahisinde ve endoürolojik cerrahide uygulanan bir teknolojidir. Sünnette lazer uygulaması diye bir şey yoktur. Lazer olarak bahsedilen uygulama, lehimde kullanılan “havya” benzeri bir alet ile peniste yanma-dağlama meydana getirme yoluyla yapılan uygulamadır. Bu yanık, tüm penisin yanması ve penisin kısmi veya tümüyle kaybı ile sonuçlanabilir. O yüzden, bilimsel olarak kullanılması çok sakıncalıdır.”  Sünnet için en uygun yaş nedir?  Öte yandan Doç. Dr. Özdemir, cinsel kimliğin geliştiği ve bilincin henüz gelişmeye başladığı dönem olan 2,5 ila 5 yaş arasında sünneti önermediklerini söyledi. Bu dönemde geçirilen operasyonun çocukta travmaya neden olabileceğini, psikolojik gelişimin olumsuz etkilenebileceğini kaydeden Özdemir, “Sünnet için en uygun dönem yeni doğan dönemidir” dedi. Yeni doğan döneminde sünnet yaptıran anne babaların sayısının yıllar itibariyle arttığını, ancak pek çok ebeveynin ise sünnet için okul çağını tercih ettiğine dikkat çeken Doç. Dr. Özdemir, sözlerini şöyle sürdürdü:  “Her öğretim yılının kapanmasının ardından sünnet mevsimi başlar. Yine bir öğretim yılının sonuna yaklaşırken anne babaları sünneti kime, nerede, hangi şartlar altında yaptırmaları gerektiği konusunda uyarmak, o çocuğun gelecek yaşamı açısından çok önemlidir. Sünnet işleminde anestezi konusunda çok çeşitli söylemler olsa da, bilimsel olarak, özellikle çocuğun psikolojisi de göz önüne alındığında, en uygun sünnet yönteminin anestezi altında sünnet olduğu konusunda fikir birliği vardır. Lokal anestezi ile sünnet sadece yeni doğan döneminde, yani yaşamın ilk 30 gününde mümkün olmaktadır. Çocuk cerrahları olarak bu dönemden sonra tüm yaşlarda sünnet için genel anesteziyi öneriyoruz.”  Düzeltilemeyecek sorunlar  Doç. Dr. Özdemir dünyada en çok yapılan cerrahi müdahale olarak kabul edilen sünnetin komplikasyon oranının yüzde 0,2- 5 arasında değiştiğine dikkat çekti. Yetkisiz kişilerce uygun olmayan sağlık şartlarında yapılan sünnetlerden sonra komplikasyonların daha çok ortaya çıkabileceğini kaydeden Özdemir,          “Sünnet komplikasyonları iki başlık altında toplanabilir. Majör komplikasyonlar; penis gangreni, penis kopması, penis başı yaralanmaları, şiddetli kanama, peniste şekil bozukluğu, eğriliktir. Minör komplikasyonlar ise; kanama, enfeksiyon, idrar deliğinin daralması olarak sıralanabilir. Ehil ellerde ve steril şartlarda, doğru cerrahi teknikle yapılmayan sünnet sonucunda çocuğun hayatını etkileyecek derecede büyük sorunlar ortaya çıkabilir. Bu sorunların bir kısmı, düzeltilebilir sorunlar iken, bir kısmı düzeltilemez. O nedenle hekimin yapmadığı sünnet uygulamalarından kaçınılmalıdır.”

Dr. Börta Alerjik Rahatsızlıklarla İlgili Tavsiyelerde Bulundu Haber

Dr. Börta Alerjik Rahatsızlıklarla İlgili Tavsiyelerde Bulundu

Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dahiliye ve Acil Tıp Uzmanı Dr. Tayfun Börta, alerjik hastalıklara dikkat çekerek, sık sık hapşırma, gözde sulanma ve kaşıntı, burun akıntısı ve burun tıkanıklığı olan hastaların tedavisinin ilk adımı alerjenlerden uzak durulması ve alerjenin ortadan kaldırılması olduğunu söyledi.   Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Tıp ve Dahiliye Uzmanı Dr. Tayfun Börta, bahar alerjilerinde dikkat edilmesi gerekenleri sıralayarak, alerji testlerinin negatif çıkmasının alerji olmadığını göstermeyeceğini vurguladı.  Alerjik maddenin hangi tip olduğu mutlaka bulunması gerektiğini hatırlatan Börta, "Alerjik rinit kendini sık hapşırma, burun akıntısı, kaşıntı ve burun tıkanıklığı şikayetleriyle gösterir. Hastalığın tanısında hasta öyküsü ve muayene büyük önem taşır. Tekrarlayan şikayetler olması, muayenede de alerjik riniti destekleyen izlerin bulunması tanıyı güçlendirir. Tanıyı desteklemek için belli testler yapılabilir. Bunlar cilt ve kan testleridir. Çevremizde çok sayıda alerjen bulunduğundan yapılan testler, bu maddelerin en sık karşılaşılanlarının bulunmasını sağlar. Dolayısıyla testlerin negatif çıkması alerji olmadığını göstermez. Ancak mümkün oldukça alerjik maddenin bulunması tedavide yol gösterici olabilir. Polenler, solunum yoluyla vücuda girdiğinde, vücutta salınan "Histamin" etkisiyle alerjik nezle veya rinit tablosuna neden olabilir. Burunda akıntı ve kaşınma başlayıp, hapşırık nöbetleri, burun tıkanıklığı ve geniz akıntısı ile devam edebilir. Ayrıca bronşlar etkilenerek, öksürük, nefes darlığı ve hırıltıyla kendini gösteren alerjik astım krizleri de ortaya çıkabilir. Gözlerde sulanma, şişme ve kaşıntıya, ciltteki kızarıklık ile kaşıntının eşlik edebilir, vücutta genel olarak yorgunluk, halsizlik, sinirlilik ve konsantrasyon bozukluğu da görülebilir. Hastanın alerjik reaksiyon verdiği maddelerin tespit edilmesi alınacak önlemleri ve uygulanacak tedaviyi belirlemeye yardımcı olur. Alerjen ev tozu yani ‘’Mite’’ denilen gözle görülemeyen böcekler ise, evde bunları yok etmek amacıyla ortamdaki pamuk ve yünlü eşyaların azaltılması, kıyafetlerin 60 dereceden yüksek ısıda yıkanması, peluş oyuncakların, halı ve benzeri ortam sağlayan eşyaların kaldırılması, ıslak temizlik yapılması, özel filtreli elektrik süpürgeleri kullanılması gerekir. Bunların yanında "mite" öldüren ilaçlar da kullanılabilir. Polen alerjisi tespit edilmesi durumunda bahar aylarında sabah dışarı çıkılmaması, pencereler açıkken uyunmaması ve küf alerjisi halinde de rutubetli ortamların azaltılması gibi önlemler almak gerekir. Doktor kontrolünde antihistaminik denilen alerji önleyici ilaçlar ve kortizonlu burun spreyleriyle medikal tedavi olarak uygulanabilir. Bir başka korunma yöntemi de aşıdır. Ancak aşının başarılı olmama durumu vardır. Polenlerin en yoğun olduğu sabah saatlerinde açık havaya çıkılmamalı, bu saatlerde ev havalandırılmamalı. Bu dönemde açık havada spor yapılmamalı. Polenler saçlar ve giysiler yoluyla iç mekanlara taşınabileceğinden, dışarıda giyilen giysiler eve gelince değiştirilmeli. Saçlar her akşam yıkanmalı. Klima kullanılıyorsa mutlaka polen filtresi kullanılmalı. Polen mevsiminde açık havaya çıkarken şapka ve gözlük kullanılmalı. Havalandırılmayan, sigara içilen ortamlarda durulmamalı” diye konuştu.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.