Hava Durumu

#Dostluk

Yeni Marmara Gazetesi - Dostluk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dostluk haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

15 yıllık efsanede ayrılık vakti: Yaren leylek göçe hazırlanıyor Haber

15 yıllık efsanede ayrılık vakti: Yaren leylek göçe hazırlanıyor

Balıkçı Adem Yılmaz ile kurduğu eşsiz dostluk sayesinde vefanın, sadakatin, umudun ve insan ile doğa arasındaki sevgi bağının evrensel sembolü olan Yaren leyleğin yavruları sıcak topraklara göç ederken, şimdi de Yaren leylek veda için hazırlanıyor. Balıkçı Adem Yılmaz ile kurduğu eşsiz bağla milyonların gönlünde taht kuran Yaren leylek, yavrularını uçurmasının ardından sıcak ülkelere doğru yola çıkmaya ve dostu Adem amcaya veda etmeye hazırlanıyor. 4 yıldır yuvası Adem amcanın kapısının dibinde Aralarındaki bağ sadece kayığa konup balık yemekle sınırlı kalmayan, Yaren'in yuvasını 4 yıl önce Adem Yılmaz'ın evinin hemen yanı başındaki direğe taşıyacak kadar derinleşen bu efsanevi dostluk, bu yıl her zamankinden biraz daha erken ayrılık noktasına geldi. 24 Şubat'ta köyüne geri dönerek sevenlerine büyük sevinç yaşatan Yaren ve eşi Nazlı, bu sezon 5 yavru dünyaya getirdi. Ancak bu yıl yavruların yuvadan erken ayrılması, büyük göçün de erkene çekileceğinin habercisi oldu. Şimdilerde birçok yerde leylekler sıcak ülkelere göç etmeye başladı. Yaren leylek ile Adem amca Için de ayrılık vakti geldi. Geçici bir ayrılık olsa da Adem amcanın gözleri doluyor gitmeden Yaren'i özlüyor. Köylülerin ve ekran başındaki milyonların gözü kulağı şimdi Yaren'in kanat çırpışlarında; Adem amca ise her gün sabah evinden çıktığında yuvasında gördüğü Yaren'i şubat mart ayı ne kadar büyük bir özlemle bekleyecek. "Marta kadar beklemekten başka çarem yok; hem sevinç hem endişe kaplıyor içimi" Yavruların 6 ve 7 Ağustos'ta yuvayı terk ettiğini belirten Adem Yılmaz, "6 Ağustos'ta 4 yavrusu uçtu 7 Ağustos'ta en küçük yavrusu da yuvadan ayrıldı." dedi. Normal şartlarda ağustos sonunu bulan vedanın bu kez çok daha yakın olduğunu vurgulayan Adem amca, ayrılık vaktinin yaklaşmasıyla içini büyük bir hüznün kapladığını dile getirdi. Adem amca, duygular ve yaşadığı endişeye ilişkin şunları söyledi: "Normalde yavrular ağustosun 15'inde, Yaren ise ay sonunda giderdi. Bu sene yavrular erken uçtu. Bu da Yaren'in de erken gideceğinin işareti. Artık vedaya hazırlanıyoruz. Yaren'in buradan gitmesi bana gerçekten büyük bir hüzün veriyor. Bütün kış boyunca evimin önündeki boş yuvaya bakıp onun gelmesini beklemekten başka çarem yok. Mart ve nisan ayları yaklaştığında 'Yine gelecek' diye içimi büyük bir sevinç kaplıyor ama aynı zamanda yolda başına bir şey gelmesinden endişelenip korkuyorum. Yani hem sevinci hem endişeyi bir arada yaşıyorum." Yaren'in yıllardır bunu başardığını, her yıl gelip kayığıma konduğunu anlatan Yılmaz, "Bizi ve sevenlerini mutlu etti. Üstelik bu yıl 4 yıldır kayığıma yaklaşmayan eşi Nazlı'yı da ikna edip getirdi, ikisi birlikte kayığımdan balık yedi. Bu beni ayrıca çok mutlu etti. İnşallah bu yıl da sağ salim sıcak ülkelere gider ve baharda yine sağlıklı bir şekilde yuvamıza döner." dedi. İstanbul'dan ziyarete geldiler İstanbul'dan Adem Yılmaz ve Yaren leyleği ailesi ile ziyarete gelen Gökmen Ceylan, hem hatıra fotoğrafı çekmek hem de Adem amcaya teşekkür etmek istediklerini belirterek, "Hayvan sevgisini çocuklarımıza aşıladığı için bir tanışmak bir çay içmek istedik. Bizim için çok mutluluk verici oldu. Adem amca, çok içten çıktı sağ olsun leylek hakkında Yaren hakkında konuştuk. Adem amca güzel bir misafirperverlik gösterdi, çok sevdik kendisini" dedi Çiğdem Ceylan da böylesine bir dostluğu, doğa sevgisini gösterdiği için bizzat teşekkür etmek amacıyla geldiklerini belirterek, "Haberlerini görüyorduk okuyorduk. Kendisi ile tanışmış olmamız gerçekten büyük bir gurur ve Yaren'le olan hikayesini birebir dinlemekle çok müthişti." diye konuştu.

Altın Karagöz'e görkemli açılış Haber

Altın Karagöz'e görkemli açılış

Bursa Büyükşehir Belediyesi adına Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı (BKSTV) tarafından gerçekleştirilen Uluslararası Altın Karagöz Halk Dansları Yarışması’nın bu yıl 38’incisi düzenleniyor. Yarışmaya, Bulgaristan, Cezayir, Güney Kore, Gürcistan, Macaristan, Meksika, Moldova, Rusya, Sırbistan, Şili, Uruguay, Yunanistan ve İran’dan 700’e yakın dansçı katılıyor. Ayrıca 23 yerli halk oyunları topluluğu da özel gösterileriyle şehrin dört bir yanında Bursalılarla buluşacak. 12 Temmuz’a kadar devam edecek yarışmayla, dünyanın dört bir yanından gelen dansçılar kültürel zenginliklerini Bursalıların beğenisine sunacak. Yarışmanın jürisi Nilgün Bilsel Demireller, Özlem Kadirağa, Pavel Zinkov, Joseph Szigetvri, Marketa Vasulkova, Prof. Dr. Kang Sunok ve Aneliya Ivanova Nikolova’dan oluşuyor. Atatürk Caddesi’ndeki Heykel önünde mehter takımının gösterisiyle başlayan yarışma coşkusu, Atatürk Anıtı’na çelenk sunulmasıyla devam etti. Atatürk Heykeli’nin önünden başlayan kortej yürüyüşü renkli görüntülere sahne olurken, Bursalılar da misafir dansçılara büyük ilgi gösterdi. Kortejdeki coşku Açıkhava'da artarak devam etti Kortej yürüyüşünün ardından program, Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu’nda devam etti. 13 farklı ülkeden gelen tüm halk dansları ekipleri sahneye tek tek çağrılarak Bursalıları selamladı. Açılış programına; Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, AK Parti Bursa Milletvekilleri Emine Yavuz Gözgeç, Mustafa Yavuz ve Muhammet Müfit Aydın, BKSTV Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Birkan, BKSTV Yönetim Kurulu Üyeleri, BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa İl Emniyet Müdürü Kadir Gökçe, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı Abdulkadir Şahin’in yanı sıra siyasi partilerin il ve ilçe yöneticileri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile davetliler, çok sayıda vatandaş katıldı. Biba: Misafirlerimiz, şehrimizin gönüllü tanıtım elçileri olacak Açılış töreninde konuşan Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, yerli ve yabancı halk oyunları ekiplerinin Bursa sokaklarını dostluk, kardeşlik ve barışın renkleriyle buluşturduğunu dile getirdi. Önümüzdeki altı gün boyunca şehrin sokaklarında, caddelerinde, meydanlarında halk dansları topluluklarının, kendi kültürlerini, geleneklerini sergileyeceğine dikkat çeken Başkan Vekili Biba, "Bursa’ya gelen yerli ve yabancı misafirlerimiz, burada kurdukları dostlukla birlikte Bursa’nın tarihini, doğal güzelliklerini, kültürel mirasını ve eşsiz misafirperverliğini de kendi ülkelerinde anlatacak. Şehrimizin gönüllü tanıtım elçileri olacaklardır. İşte bu yönüyle festivalimiz, kültürün birleştirici gücünü turizm ve şehir tanıtımıyla buluşturan çok değerli bir vazifeyi de yerine getirmektedir" dedi. "Kültür ve sanat, şehir hayatının vazgeçilmez bir parçası Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin, kültür ve sanatı, şehir hayatının vazgeçilmez bir parçası olarak gördüğünün altını çizen Başkan Vekili Biba, "Kültürüne sahip çıkan şehirler, geleceğine de güvenle bakar, güvenle yürür. Bursa’nın tarihi, kültürel ve sanatsal zenginliklerini uluslararası platformlarda tanıtmaya, şehrimizi dünyanın önemli kültür merkezlerinden biri haline getirmeye inançla devam edeceğiz. 38. Uluslararası Altın Karagöz Halk Dansları Yarışması’nın şehrimize, ülkemize ve dünyaya barış, dostluk ve kardeşlik getirmesini temenni ediyorum. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Yarışmaya katılan tüm topluluklarımıza başarılar diliyorum" diye konuştu. Birkan: Dünyanın farklı coğrafyalarından gelen konuklarımızla birlikte aynı sahneyi ve aynı heyecanı paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz BKSTV Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Birkan ise programda yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Bugün, kökleri geçmişten beslenen, geleceğe umutla uzanan çok özel bir buluşmanın heyecanını birlikte yaşıyoruz. 38'incisini düzenlediğimiz Uluslararası Altın Karagöz Halk Dansları Yarışması'na hepiniz hoş geldiniz. 1987 yılından bu yana Bursa'nın kültür, sanat ve turizm yaşamına değer katmak amacıyla çalışan Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı olarak, kurumsal birikimimizle kentimizin kültürel mirasını korumaya, geliştirmeye ve uluslararası platformlarda görünür kılmaya devam ediyoruz. Altın Karagöz Halk Dansları Yarışması da bu vizyonun en güçlü ve en köklü temsilcilerinden biridir. Otuz sekiz yıldır Altın Karagöz, yalnızca bir halk dansları yarışması değil; kültürlerin birbirini tanıdığı, dostlukların kurulduğu, farklılıkların zenginlik olarak görüldüğü uluslararası bir buluşma noktası olmuştur. Bugün de dünyanın farklı coğrafyalarından gelen konuklarımızla birlikte aynı sahneyi, aynı heyecanı ve aynı ortak duyguyu paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz." Konuşmaların ardından ilk olarak sahneye Karagöz Halk Dansları Topluluğu çıkarak, gösterileriyle büyük alkış aldı. Ardından tüm ekipler sırasıyla sahneye çıkarak hem gösterilerini sergiledi hem de dünyaya barış mesajları verdi.

25 ülkeden öğrenciler aynı safta: Mehterle kültür köprüsü kurdular Haber

25 ülkeden öğrenciler aynı safta: Mehterle kültür köprüsü kurdular

Bursa'da Uluslararası Murad Hüdavendigar Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde oluşturulan mehter takımı, dünyanın dört bir yanından gelen gençleri Türk kültürü etrafında bir araya getiriyor. Afrika'dan Türk cumhuriyetlerine, Asya'dan farklı coğrafyalara uzanan geniş bir öğrenci profiline sahip ekip, mehter marşlarıyla hem kültürel mirası yaşatıyor hem de dostluk köprüleri kuruyor. Tarihi Bursa Kayı Mehter Takımı Başkanı Mustafa Arı, farklı ülkelerden öğrencilerle kurdukları ekibin kısa sürede önemli bir gelişim gösterdiğini söyledi. Daha önce kurulan mehter takımının istenilen seviyeye ulaşamadığını belirten Arı, "Bu görevi devraldıktan sonra dünyanın birçok ülkesinden gelen öğrencilerle yeniden çalışmalara başladık. Gana, Nijerya, Pakistan, Afganistan ve Türk cumhuriyetleri başta olmak üzere birçok ülkeden öğrencilerimiz var. Karma bir takım oluşturduk ve çok güzel sonuçlar elde ettik. Yaklaşık 4 aylık eğitim sürecinin sonunda öğrencilerimiz mehter marşlarını çalıp söyleyebilecek seviyeye ulaştı. Herkes bu çalışmanın içinde olmaktan mutluluk duyuyor" dedi. Mehter takımında yer alan Mali uyruklu öğrenci İbrahim Cevra ise Türkiye'de 4 yıldır yaşadığını belirterek, mehter kültürünü daha önce de bildiğini söyledi. Osmanlı dönemindeki mehter geleneğinden etkilendiğini ifade eden Cevra, "Mehter takımına katılmadan önce büyüklerimiz bize anlatıyordu, biz de tarihten biliyorduk. Müdürlerimizle görüştük ve bu konuda bize destek oldular. Eğitim süreci bizim için çok zor olmadı. İnsan sevdiği işi yapınca zorluk çekmiyor. Mehter marşlarını dinlediğimizde ve icra ettiğimizde biz de Türkler kadar etkileniyoruz. Çünkü bu sadece bir müzik değil, aynı zamanda bir kültür. Farklı ülkelerden geldiğimiz için insanlar bize ilgi gösteriyor. Bunun yanında farklı kültürlerin birbirine saygı duyduğunu görmek de bizi mutlu ediyor" diye konuştu. Uluslararası Murad Hüdavendigar Anadolu İmam Hatip Lisesi Personel Müdür Yardımcısı Ebubekir Çiftçi, mehter takımının Türkiye'de benzerine az rastlanan bir yapı olduğunu belirterek, "Yaklaşık 8 yıldır faaliyetlerini sürdüren mehter takımımız büyük ilgi görüyor. İl Milli Eğitim Müdürümüz Gürhan Çokgezer'in de destekleriyle öğrencilerimizin sesini daha geniş kitlelere ulaştırmaya çalışıyoruz. Dünyanın dört bir yanından gelen öğrencilerimiz Türk bayrağı altında bir araya geliyor. Osmanlı'nın hüküm sürdüğü geniş coğrafyalardan gelen bu gençler, kültürümüzle iç içe yaşıyor. Mehter takımımız da farklı kültürler arasında önemli bir köprü görevi görüyor. Öğrencilerimize güveniyoruz. Her biri hem akademik hem de sosyal alanlarda önemli başarılara imza atıyor" dedi. Farklı coğrafyalardan gelen öğrencilerin aynı ritimde buluştuğu mehter takımı, katıldığı programlarda hem izleyenlerden büyük ilgi görüyor hem de Türk kültürünün uluslararası alanda tanıtımına katkı sağlıyor.

Balıkçı Ahmet ile leyleğin 10 yıllık kahvehane randevusu Haber

Balıkçı Ahmet ile leyleğin 10 yıllık kahvehane randevusu

Sahip olduğu göl, akarsu ve sulak alanlarıyla farklı göçmen kuş türlerine ev sahipliği yapan Bursa, Uluabat Gölü'nün iki yakasında balıkçı ile leylek dostluğunun en güzel örneklerini barındırıyor. "Leylek Köyü" olarak bilinen Eskikarağaç Mahallesi'ndeki Yaren leylek ile balıkçı Adem Yılmaz'ın hikayesinin bir benzeri, gölün diğer yakasındaki Fadıllı Mahallesi'nde leylek ile balıkçı Ahmet Yılmaz arasında yaşanıyor. İkisi de balıkçı, ikisinin de soyadı Yılmaz Leyleklerin dostlarının en ilginç ortak özelliklerinden biri, ikisinin de balıkçılık yapması ve soy isimlerinin "Yılmaz" olması. Aralarında akrabalık bağı bulunmayan ve yüz yüze hiç karşılaşmayan iki balıkçı, birbirlerini sosyal medyadan tanıyor. Yaren leylek ile Adem Amca'nın buluşma noktası genellikle göldeki kayık olurken, Ahmet Yılmaz ise leylek ile mahalle meydanındaki kahvehane önünde buluşuyor. Leylek köye geldiğinde balık tezgahı başındaki Ahmet Yılmaz'ı ya da kendisine sürekli balık veren Yusuf Başaran'ı bulamazsa, kahvehanenin önündeki masa ve sandalyeler arasında yürüyerek dostlarını arıyor. "Bizi bulamayınca masa ve sandalyeler arasında arıyor" Leylek ile tanışma hikayesini anlatan Ahmet Yılmaz, dostluklarının yaklaşık 10 yıl önce mahalledeki bir elektrik direğinde başladığını belirtecek şu ifadeleri kullandı:"Yıllardır balıkçılık yapıyorum. Uluabat Gölü'nde tuttuğum balıkları Fadıllı meydanında satıyorum. 10 yıl önce direğin üstünde durup sürekli bana bakıyordu. Mahalledeki arkadaşlar 'leylek herhalde sana bakıyor' derken kanatlanıp yanıma indi. Bir parça balık verdim yedi ve o günden sonra bu dostluk hep devam etti. İlk dönemlerde yutmakta zorlandığı için bütün balık yerine parçalara bölerek vermeye başladım. Her gün mutlaka yanıma gelir. Önce çatıya ya da direğe konar, 'gel' diye seslenince yanımıza iner. Arkadaşım Yusuf Başaran'ın da sesini iyi tanır. Geldiğinde bizi görmesin, kahvehanenin önündeki ağacın altında bekler. Bizi bulamazsa masa ve sandalyeler arasında arar. Dili olsa vatandaşlara bizi soracak sanırsınız." "Aç kalmasın diye bayramda bile göle açıldım" Leyleği hiçbir zaman balıksız göndermediğini vurgulayan Yılmaz, satış bittiğinde bile onun için mutlaka yedek balık bulundurduğunu söyledi. Yılmaz, "Genellikle sazan veriyorum. Satış yapmayacaksam ve elimde balık kalmadıysa sırf onun için göle açılıp balık getiriyorum. Kurban Bayramı'nda bile aç kalmasın diye Uluabat Gölü'ne gidip onun için balık tuttum. Fadıllı ile göl arası Eskikarağaç gibi çok yakın değil. Bu yüzden leylek kayığıma sadece birkaç kez gelebildi. Mahallemiz göle uzak kaldığı için buluşma yerimiz köy kahvehanesi oluyor" dedi. Kendisinin olmadığı zamanlarda leyleği arkadaşı Yusuf Başaran'ın beslediğini belirten Yılmaz, "Bu yıl mart ayında mahalleye geldiği gibi yine köy meydanına gelip beni buldu. Sonra yuva telaşı başladı ama her gün beni görmeden yapmıyor. Yusuf Başaran, leylek için hemen önümüzdeki direğin dibine çırpı bırakıyor. Leylek, balığı yedikten sonra yuvaya dönerken mutlaka o çırpılardan alıp götürüyor. Bu durum her gün tekrarlanıyor" diye konuştu. Balıkçı olmamasına rağmen leylekle güçlü bir bağ kuran Yusuf Başaran ise leyleğin kendilerini çok sevdiğini dile getirdi. Başaran, "Hem balığı hem bizi çok seviyor. Bizim köyümüzde yaklaşık 40 leylek yuvası ve onlarca leylek var ama içlerinde sadece bu leylek yanımıza geliyor" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.