Hava Durumu

#Duruşma

Yeni Marmara Gazetesi - Duruşma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Duruşma haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Milli kayakçının öldüğü otel yangınında çıkan karara aileden tepki Haber

Milli kayakçının öldüğü otel yangınında çıkan karara aileden tepki

Uludağ'da geçtiğimiz yıl bir otelde çıkan yangında milli kayakçı Berkin Usta ile Türkiye Kayak ve Snowboard Öğretmenleri Derneği Başkanı olan babası Yahya Kemal Usta ve annesi Fikriye Usta hayatını kaybetti. Yangının ardından başlatılan soruşturma kapsamında hazırlanan bilirkişi raporlarında çelişkiler bulunduğu öne sürülürken, oteldeki eksiklikler ve müdahale sürecine ilişkin ihmaller tartışma konusu oldu. Olayla ilgili açılan davada tutuklu sanıklar Cevdet Kadir A. ile Tekin D., 26 Şubat 2026 tarihinde görülen ilk duruşmada yurt dışı çıkış yasağı ve ev hapsi şartıyla tahliye edildi. Kararın ardından hayatını kaybedenlerin yakınları ve avukatları, soruşturmanın eksik yürütüldüğünü savunarak karara tepki gösterdi. BİRBİRİYLE ÇELİŞEN İKİ FARKLI BİLİRKİŞİ RAPORU Duruşma sonrası açıklama yapan Avukat İsmail Eray Çokal, dosyada ciddi eksiklikler bulunduğunu ileri sürdü. Soruşturma sürecinin yaklaşık 11 ay sürdüğünü belirten Çokal, dosyada birbiriyle çelişen iki ayrı bilirkişi raporu bulunduğunu söyledi. Raporlardan birinin otel sahiplerini asli kusurlu bulduğunu, diğerinin ise kusur yüklemediğini ifade eden Çokal, kusur atfetmeyen raporun esas alınarak iddianame düzenlendiğini savundu. Duruşmada mağdur vekillerine tanıklara doğrudan soru sorma imkanı tanınmadığını da öne süren Çokal, "Verilecek hiçbir karar ölenleri geri getirmeyecek, sadece Türkiye ucuz ölümler ülkesi olmasın, insanlar gittikleri otellerde tatillerini yaparken dumandan zehirlenip ölmesinler diye emsal bir karar alma derdindeyiz. Bunun mücadelesini veriyoruz. Elimizde de çok fazla bir yetki yok bu mücadele esnasında. Duruşmada basın mensupları mahkeme başkanının kararı ile duruşma salonuna alınmadı. Başsavcılığın bu yönde bir kararı olmamasına, dosyada bir gizlilik kararı olmamasına rağmen basın mensuplarının alınmamasını biz de anlayamadık. Mahkemelerden, hakim ve savcılarımızdan, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulundan, Adalet Bakanlığı ve adalet bakanımızdan destek bekliyoruz. Bu dosya iyi araştırılmadı. Raporlar eksik, dosyadaki tanık beyanlarından ne denli eksik bir soruşturma aşaması yürütüldüğünü zaten net bir şekilde anlayabiliyoruz. Çok uzun uzadıya anlatmak, teknik detaylara girmek istemiyorum fakat hukuk tekniği açısından pek çok hata var dosya içerisinde" dedi. Duruşma çıkışında Yahya Kemal Usta'nın kız kardeşlerinin yanına gelip, çözüm arayan gözlerle baktıklarını belirten Çokal, "Çok üzgünüz, çok üzülüyoruz. Ölen aile bizim de yakınlarımızdı, aile dostlarımızdı. Onları kaybetmiş olmanın verdiği acı bir tarafa, hukukçu olarak onların hatıralarına binaen bir şey yapamıyor olmak ayrı bir acı veriyor. Ailelerine de bir cevap veremiyoruz. Duruşmanın çıkışında vefat eden Yahya Kemal Usta'nın iki kız kardeşi yanıma geldi, ‘Bizim yeğenimiz, gelinimiz ve kardeşimiz vefat etti. Ne yapalım, bizi tutuklasınlar bari. Zaten hayatta yaşayacak bir gücümüz kalmadı' dediler. Verecek bir cevap bulamadım kendilerine. Bütün temennimiz mağdur ailelerin bir nebze olsun vicdanını rahatlatacak bir karar çıkması, suçluların cezalandırılması ve bir daha ülkemizde bu tür yangınların çıkmaması için emsal niteliğinde bir karar alınması yönünde" dedi.Hayatını kaybeden Yahya Kemal Usta'nın yeğeni Uğur Gündüz ise yangın gecesi yaşananlara ilişkin çelişkilere dikkat çekti. Yangını duydukları anda olay yerine gittiklerini belirten Gündüz, bilirkişi raporları arasında ciddi farklılık bulunduğunu savunarak, "Sanki yangına dayım sebep olmuş gibi bir tablo oluşturuluyor. Oysa o saatte orada olmadığı ortada. Yeniden kapsamlı bir bilirkişi incelemesi istiyoruz" ifadelerini kullandı.Usta'nın kız kardeşi Feride Gündüz de duruşmada verilen tahliye kararına tepki göstererek, ifadelerin birbiriyle örtüşmediğini iddia etti. Gündüz, "Üç canımızı kaybettik. Herkes serbest kalıyor, biz ise adalet arıyoruz. Tüm suçların kardeşimin üzerine yıkılmasını kabul edemiyorum" dedi.Avukatlara söz hakkı verilmediğini ve çelişkili ifadelerin yer aldığını belirten Feride Gündüz, "Benim kardeşim şömineyi yakarlarken orada değilmiş, bunu kendileri itiraf etti. Oradaki çalışanlar yakmış. Kardeşim defalarca 'Ateşi söndürdünüz mü?' diye sormuş, 'Evet söndürdük' demişler fakat közler kalmış. Benim burada kardeşimin bir suçu yok. Biz üç canımızı kaybettik fakat otelin ne sahibi ortada ne de bilirkişi raporları tutuyor. Kamera kayıtlarını ortaya çıkarmıyorlar" dedi.Aile üyeleri, tek beklentilerinin adaletin sağlanması ve benzer olayların bir daha yaşanmaması olduğunu dile getirdi. Davanın 22 Nisan tarihinde devam edeceği öğrenildi.

Ekrem İmamoğlu'nun ‘sahte diploma' davası ertelendi Haber

Ekrem İmamoğlu'nun ‘sahte diploma' davası ertelendi

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu'nun lisans diplomasının sahte olduğu iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma tamamlanmış, hazırlanan iddianamede İmamoğlu'nun zincirleme şekilde ‘resmi belgede sahtecilik' suçundan 2 yıl 6 aydan 8 yıl 9 aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep edilmişti. Hazırlanan iddianame kapsamında İmamoğlu, 12 Eylül'de ilk kez hakim karşısına çıkmıştı. İmamoğlu, İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi'nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'ndeki duruşma salonunda 4'üncü kez hakim karşısına çıktı. Duruşmaya, 'yolsuzluk' ve ‘casusluk' soruşturmalarından tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu ile tarafların avukatları hazır bulundu. Duruşmaya ayrıca, İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu ve Bakırköy Belediye Başkanı Ayşegül Ovalıoğlu ile çok sayıda partili ve izleyici de katıldı. Duruşmada savunma yapan sanık İmamoğlu, "Son dönemde olmaz denilen her şey bize yaşatılıyor. Önümüzdeki günlerde ‘çirkin' olarak geçen saçma bir dava ile karşınızda olacağım. Skandal ötesi bir iddianame ile karşınızdayım. Yaklaşık 16 aydır planlanmış operasyonlar ve davalar zinciri ile karşı karşıyayız. 19 Mart darbesinin maliyeti 19 milyonu aşmıştır. Cumhurbaşkanı adayı olarak seçimi kazanacağımı bildikleri için kirli tezgahlarla buradayım. Benim diplomam sahte değil, çok samimidir. Kimseden korkmadan, özgüveni yüksek bir biçimde buradayım. Millete gözdağı veriliyor. Olan millete oluyor. Beni seçimlerde rakip gördükleri için buradayım. Benim nasıl tutuklanıp, hapse atılmam hak mahkumiyeti ise, diğer arkadaşlarımın da içeride olması aynı durumdur. Cumhuriyet Halk Partisi ve ben bir hedefiz. Buraya 12 metrekare hücreden geliyorum. Doğum belgeme ne zaman dava açacaklar merak ediyorum. Kapalı kapılar ardında pazarlık yapmadım. Ben ne sahteyim, ne de sahteciyim. Sahteci sizsiniz, ben gerçeğim" ifadelerini kullandı. "İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ DİPLOMAYA İLİŞKİN SUNDUĞU RAPORDA, İSMİM YOK" Savunmasına devam eden İmamoğlu, "Benim jetim varmış, olsa binerim. Böyle bir şey yok. Milletin huzurunda ailem aşağılandı. Burası benim siyasi şov yaptığım yer değil, üzerime atılan iftiraları haykırdığım yerdir. Avukat Recep Seyhan ile Hamza Uçar, Fatih Keleş'in, bir azmettirici vasıtasıyla, Aziz İhsan Aktaş'ı öldürme senaryosu anlatıyorlar. Keleş, bu iki avukatı yanından kovuyor. Bunlar çeşitli gazetelerde manşet oldu. Keleş, tetikçi tuttu diye manşet atıldı. Sanki biri perde arkasına oturmuş, senaryoyu karartıyor. Fatih Keleş'in avukatının şikayetine rağmen iki avukat hala gözaltına alınmadı. 1 buçuk sene boyunca benim her şeyime hakaret eden gazetelere tek bir işlem yapılmadı. Ben hapis yatarken siyasi şov yapmam, sadece derdimi anlatırım. İstanbul Üniversitesi diplomaya ilişkin sunduğu raporda, ismim yok. Üniversitenin avukatları, ‘doğrudan Ekrem İmamoğlu'nun yaptığı bir eylemden bahsetmiyoruz' dedi. Ben ne yapabilirim bu durumda? Suç fiili olmayan bir insana nasıl suç isnat edilebiliyor? Faili olmayan bir suçlamaya nasıl kast isnadı yüklenebiliyor? Burada başka bir senaryo yapılıyor" şeklinde konuştu. BİR SONRAKİ CELSE 6 TEMMUZ'A ERTELENDİ Mahkeme, İstanbul 5'inci İdare Mahkemesine açılan diploma iptaline ilişkin davanın reddedilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinin beklenmesine ve gerekçeli kararın istenmesine hükmederek bir sonraki celseyi 6 Temmuz'a erteledi.

Bursa Adliyesi’ndeki saldırıya ait yeni görüntüler ortaya çıktı Haber

Bursa Adliyesi’ndeki saldırıya ait yeni görüntüler ortaya çıktı

Nilüfer ilçesindeki bir alışveriş merkezinde 23 Eylül 2023'te meydana gelen silahlı kavga sonrası açılan davanın ikinci duruşması için 13 Aralık 2024'te Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesine gelen Kemal Ergün, duruşma sırasında dehşet saçtı. Ergün, oğlu Tolga Ergün'ün tekerlekli sandalyesine gizlediği tabanca ile tutuklu sanıklar Mertcan Akça ve babası Köksal Akça'ya defalarca ateş açtı. Yaklaşık 30 kişinin bulunduğu duruşma salonunda yaşanan saldırı sırasında büyük panik yaşanırken, avukatlar ve basın mensupları canlarını kurtarmak için koltukların altına saklandı. Açılan ateş sonucu tutuklu sanıklar Mertcan Akça ile Köksal Akça olay yerinde hayatını kaybetti. Kurşunların isabet ettiği Jandarma Uzman Çavuşlar Nurettin Yaşar ve Uğur Bulut ise ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı. Tedavi altına alınan uzman çavuş Nurettin Yaşar, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit oldu. SORUŞTURMA DERİNLEŞTİRİLDİ, 10 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI Saldırının ardından Bursa Emniyet Müdürlüğü ekipleri adliye binasındaki tüm kamera kayıtlarını incelemeye aldı. Cinayet Büro Amirliği tarafından yürütülen soruşturmada, saldırıyı gerçekleştiren Kemal Ergün'ün yanı sıra yakın çevresi ve olayda ihmali olduğu değerlendirilen bazı kamu görevlilerinin de aralarında bulunduğu 10 kişi gözaltına alındı. İncelemelerde kullanılan silahın kurusıkıdan çevrilmiş olduğu belirlendi. 6 KİŞİ TUTUKLANDI, 5 SANIK BERAAT ETTİ Olayla ilgili yürütülen yargılama sürecinde Kemal Ergün ve birlikte hareket ettiği değerlendirilen bazı şüpheliler tutuklanırken, iki kamu görevlisi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen karar duruşmasında Kemal Ergün'e, Şehit Jandarma personeline yönelik eylemi nedeniyle ağırlaştırılmış müebbet, diğer eylemleri nedeniyle ise toplamda uzun süreli hapis cezaları verildi. Mahkeme, diğer beş sanığın beraatine hükmetti. SİLAHI TEKERLEKLİ SANDALYEYE GİZLEMİŞ Dosyaya giren yeni görüntülerde, Kemal Ergün'ün engelli oğlunu tekerlekli sandalye ile X-Ray cihazının yanından geçirerek adliyeye giriş yaptığı net şekilde görüldü. Ergün, ifadesinde silahı oğlunun sandalyesindeki tuvalet bölümüne yerleştirdiğini, ses çıkmaması için bez ve yatak koruyucu ile sardığını anlattı.

Burdur'da restoranda karşılaştığı husumetlisini öldüren şahsın yargılanmasına başlandı Haber

Burdur'da restoranda karşılaştığı husumetlisini öldüren şahsın yargılanmasına başlandı

Burdur'da restoranda karşılaştığı husumetlisini silahla vurarak öldürmekten tutuklanan sanığın yargılanmasına başlandı. Duruşmada sanık öldürdüğü kişinin kendisinden uzun süredir haraç istediğini, tehdit ve baskı altında kaldığını öne sürerken, maktulün ailesi ise olayın bir plan dahilinde gerçekleştiğini belirterek en ağır cezayı talep etti. Hüseyin Mete'yi (42) kasten öldürmek suçundan tutuklanan Ramazan Uçar, Burdur 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ilk duruşmada hakim karşısına çıktı. Duruşmaya sanık Uçar Ses ve Görüntü Bilişim Sistemleri (SEGBİS) ile bağlanırken, maktulün annesi Sevilay Mete, babası Nihat Mete, kız kardeşi Nilgün Mete ve taraf avukatları salonda hazır bulundu. "Silahımı çaldı, para istedi, tehdit etti" Sanık Ramazan Uçar, mahkemedeki savunmasında Hüseyin Mete ile daha önceden ne samimiyetinin ne de husumetinin olduğunu belirterek, olaydan yaklaşık bir hafta önce arkadaşlarıyla birlikte gittikleri mekânda Hüseyin ile tanıştığını, herhangi bir sorun yaşanmadığını aktardı. Uçar, ancak sonrasında Hüseyin ve Ömür'ün ortadan kaybolduğunu, kendilerini yarım saat bekledikten sonra sinirlenip mekandan çıktığını, bu sırada Ömür ve Hüseyin'in arabayla gelerek kendisini almak istediklerini ancak sinirli olduğu için binmediğini, silahını da mekana girerken arabada bıraktığı için orada kaldığını ve Mete'nin silahı çaldığını öğrendiğini belirtti. Uçar, Hüseyin Mete'nin kendisinden 15 bin, sonra 50 bin, ardından 60 bin TL haraç istediğini, sürekli arayıp ailesine yönelik tehditlerde bulunduğunu belirterek, "Kendi silahının mermisini yersin, eşinin çalıştığı yeri biliyorum" gibi sözlerle kendisini ve ailesini tehdit ettiğini iddia etti. Mete'nin kendisini geceleri sürekli arayarak 60 bin TL istediğini de söyleyen Uçar, "Ruhsatlı silahımı aldığı için savcılığa suç duyurusunda bulunmaya giderken Hüseyin Ömür'ü aradı, silahı geri vereceğini söyledi. Ancak köye döndüğümüzde Hüseyin bizi tehdit etti, 'Buradan sağ çıkamazsınız' dedi. Ömür korktu, ağladı. Parayı vereceğimize söz verince bıraktı. Ömür, devlet memuru olduğu için 'Parayı verip kurtulacağız' dedi. Bankadan para çekip Hüseyin'e verdik. Tanımadığımız biri silahı getirdi. Hüseyin, ‘Ömür cezasını çekti, sıra sende, 50 bin TL vereceksin' dedi. Ben köyde kahvehane işletiyorum, o günkü bin 200 TL hasılatımı da aldı. Sonra benden haftalık 2 bin TL ceza parası alacağını söyledi ve silahı bana verdi" dedi. "Olay günü panikledim, ateş ettim" Olay günü yaşananları da anlatan Uçar, "Sanayide alkol aldıktan sonra olayın yaşandığı mekana gittim. Hüseyin Mete daha önce sürekli beni arayarak para soruyordu, bıktığım için engelledim. Mekâna girdiğimde içeride kimse yoktu, tedirgindim. Hesabı ödeyip kalkmayı düşünüyordum. İkinci bardağımı içerken Hüseyin geldi, önce girişte bir masaya oturdu, sonra yanıma geçti. Bana selam verdi, ben almadım. 'Neden selamımı almadın? Beni engellemişsin, seni bulamayacağımı sandın, attığın her adımdan haberim var' dedi. Ona kızgındım, muhatap olmadım. 'Burada yiyip içeceğim, hesabı sen ödeyeceksin, silahına mı güveniyorsun? Yoksa evde bana sıkardın' dedi. Çok sinirlendim ve silahı belime dayadım ama sonra vazgeçtim. Hüseyin silahı fark ederek 'Kameraya dua et, hesabını dışarıda keseceğim' dedi. Bu tehditler ve küfürler yüzünden psikolojim bozuldu, sonra bir el ateş ettim. Hüseyin üzerime gelince panikledim, korktum. Kaç el ateş ettiğimi hatırlamıyorum. Mekândan çıktım, kaçmayı düşündüm. Silahı ağacın altına gömdüm. Daha sonra polise teslim oldum ve silahın yerini gösterdim. Benden önce haraç istememişti. Olaydan dolayı çok üzgünüm, pişmanım. Takdir mahkemenindir" diye konuştu. Hüseyin Mete'nin babası Nihat Mete ise, "Ramazan olayın öncesinde etrafındakilere mekanda Hüseyin'i öldüreceğini anlatmış. Sanığın bu olayı tasarlayarak gerçekleştirdiğini düşünüyorum. En üst sınırdan cezalandırılmasını talep ediyorum" dedi. Hüseyin Mete'nin annesi Sevilay Mete, "Silah olayını duyduğumda oğluma çok kızdım. ‘Bana yanlış yaptılar' dedi. Silahı sahiplenmek için almadığını, Ramazan'ın mekan sahibini vurmayı düşündüğünü, o yüzden aldığını, para istemediğini söyledi. Sanık bu olayı tasarlayarak yapmıştır" diyerek en üst cezayı almasını talep etti. Hüseyin Mete'nin kız kardeşi Nilgün Mete de, "Ağabeyim bana telefonda olayları anlatmıştı. Ramazan mekanlarda ağabeyimin adını kullanıp yiyip, içip, borç yapmış. Ağabeyim bu konuyu konuşurken aralarında arbede çıkmış. Ramazan'ın ondan sonra mekan sahibi ile arasında husumet olmuş. Ramazan mekan sahibinden özür dilemiş ama mekan sahibi kabul etmemiş. Sonra Ramazan arabadan silahı istemiş. O sırada çıkan arbedede ağabeyim silahı almış, 'Silah taşımayı öğrendiğinde silahı benden alırsın' demiş. Ağabeyim para istememiş. Ramazan silahı geri alabilmek için ağabeyime 10 bin lira para teklif etmiş. Ağabeyim Ramazan'ın mekanlarda kendisini sorduğunu, aradığını söylemişti. Sanık bu olayı tasarlayarak gerçekleştirmiştir. En yüksek şekilde cezalandırılmasını talep ediyorum" ifadelerini kullandı. Tanıkların dinlenmesinin ardından kısa bir ara veren mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Olay, 31 Ekim 2024 tarihinde saat 21.00 sıralarında Burdur merkez Sinan Mahallesi'ndeki bir restoranda meydana geldi. İddialara göre aralarında geçmişten gelen husumet bulunan Ramazan Uçar (36) ve Hüseyin Mete (42) aynı mekânda karşılaştı. Ramazan Uçar, Hüseyin Mete'nin bulunduğu masaya yakın bir yere oturduktan kısa süre sonra yanında taşıdığı tabanca ile Mete'ye 6 el ateş etti ve olay yerinden kaçtı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yapılan kontrollerde Hüseyin Mete'nin olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Polis ekipleri, kaçan zanlıyı kısa sürede yakalayarak gözaltına aldı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Uçar, çıkarıldığı mahkemece "kasten öldürme suçundan" tutuklanarak cezaevine gönderildi. Soruşturma kapsamında Uçar hakkında tasarlayarak kasten adam öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talebiyle dava açıldı.

Deniz Akkaya Hakim Karşısında: Hapis Cezası Talebiyle Yargılanıyor Haber

Deniz Akkaya Hakim Karşısında: Hapis Cezası Talebiyle Yargılanıyor

Eski manken Deniz Akkaya, sosyal medyada hakime hakaret ve tehdit ettiği iddiasıyla 5 yıl 11 aya kadar hapis talebiyle yargılandığı davada hakim karşısına çıktı. Mahkeme, Akkaya’nın ev hapsi şeklindeki adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına hükmetti.   Eski manken Deniz Akkaya’nın kızına ilişkin vesayet davasına bakan mahkemenin hakimine sosyal medya üzerinden tehdit ve hakaretlerde bulunduğu iddiasıyla 5 yıl 11 aya kadar hapis talebiyle yargılanmasına başlandı. İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, tutuksuz yargılanan sanık Deniz Akkaya ve taraf avukatları hazır bulundu.  "Beni çok üzecek ve öfkelendirecek şey yaşadım, sözlerimi de bu yüzden söyledim’’   Duruşmada savunma yapan sanık Akkaya, şimdiye kadar hiçbir hakim, savcı ile mahkemelik olmadığını belirterek, "Hayatımda ilk kez böyle bir şey yaşadım. Durumun zaten kötü niyetli olduğu çok net şekilde ortadayken ve tam da Yunanistan'a ev almaya giderken hesaplarıma bloke konulduğunu gördüm. Mağdur olduğum halde hakime hanıma ulaşamadım. Kanunların bana sunduğu haklar varken neden bana bu kadar zulmedildiğiyle ilgili hakkımı arıyorum. Mahkeme hakimi tarafından mal varlıklarıma, bankalardaki hesaplarıma tedbir konuldu. Dolayısıyla ihtiyaçlarımı giderebilmem için harcama olanağım tamamen ortadan kaldırıldı. Sosyal medya üzerinden bu mağduriyetimi anlatmak için paylaşımlarda bulundum. Ailem olarak ve sağlık olarak çok ciddi mağduriyet yaşıyorum. Paylaşımlarım da üzüntü, öfke ve sitem dolu paylaşımlardır. Beni çok üzecek ve öfkelendirecek şey yaşadım, sözlerimi de bu yüzden söyledim’’ dedi.  Müşteki avukatı, sanık hakkındaki şikayetlerinin devam ettiğini söyleyerek, cezalandırılmasını talep etti. Sanık avukatı ise müvekkilinin ev hapsi şeklindeki adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını istedi.  Ev hapsi adli kontrolü kaldırıldı  Ara kararını açıklayan mahkeme, sanık Deniz Akkaya hakkındaki ‘konutu terk etmemek’ şeklindeki adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına karar verdi. Sanık Akkaya hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbirinin devamına karar veren mahkeme, eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.  İddianameden  İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, şüpheli Deniz Akkaya’nın zincirleme şekilde ‘kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret’ ve zincirleme şekilde ‘tehdit’ suçlarından toplamda 1 yıl 5 ay 15 günden 5 yıl 11 aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. 

Adliyeyi Kana Bulamıştı: 10 Şüpheli Adliyeye Sevk Edildi Haber

Adliyeyi Kana Bulamıştı: 10 Şüpheli Adliyeye Sevk Edildi

Bursa’da duruşma salonunda 2 sanığın öldürüldüğü, bir jandarma personelinin şehit, diğerinin ise yaralandığı silahlı saldırı sonrası 10 şüpheli adliyeye sevk edildi.   23 Eylül 2023 tarihinde merkez Nilüfer ilçesi Odunluk Mahallesi'ndeki bir eğlence mekanında yaşanan tartışma sonrası silahına sarılan Mertcan Akça, garson olarak çalışan Tolga Ergün, Yiğit Selçuk ile güvenlik görevlisi olarak çalışan Efendi Doğan'ı yaraladı. Kurşunların isabet ettiği Tolga Ergün ise felç kalıp bir daha yürüyemedi. Olay sonrası babası Köksal Akça ile Porsche marka otomobille kaçan Mertcan Akça 128 gün sonra sahte kimlikle bir takside yakalandı. Hakim karşısına çıkan genç babasıyla birlikte tutuklandı.  Duruşmada öldürüldü  13 Aralık Cuma günü duruşması görülen tutuklu sanık Mertcan Akça ile baba Köksal Akça Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesine çıkarılırken, mahkemeye gelen müşteki Tolga Ergün’ün babası Kemal Ergün içeri soktuğu silahla Mertcan Akça ile Köksal Akça'yı başından vurdu. Kurşunların isabet ettiği baba-oğul olay yerinde hayatını kaybederken, 2 jandarma personeli ağır yaralandı. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan 26 yaşındaki Uzman Çavuş Nurettin Yaşar kaldırıldığı hastanede 14 Aralık'ta şehit düştü, arkadaşı Uğur Bulut ise hastanede tedavi altına alındı.  10 şüpheli adliyeye sevk edildi  Olay sonrası, Bursa Adalet Sarayı'nda, 6. Ağır Ceza Mahkemesi duruşma salonunda yaşanan silahlı saldırının ardından gözaltına alınan şüphelilerin emniyetteki işlemleri tamamlandı. Aralarında olayın faili Kemal (52) ve oğlu Tolga Ergün (21), iki polis memuru ve bir avukatın da bulunduğu şüpheliler, adliyeye sevk edildi. Özel harekat polisleri de adliye binası ve çevresinde güvenlik önlemi aldı. 

Bursa'da Öldürülen Baba-Oğul Yan Yana Toprağa Verildi Haber

Bursa'da Öldürülen Baba-Oğul Yan Yana Toprağa Verildi

Bursa'da silahlı kavgaya karışıp 3 kişiyi vuran sanık, babasıyla birlikte yargılandığı davada, vurularak öldürüldü. Baba-oğulun cenazesi öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazı sonrası yan yana toprağa verilirken, cinayeti işleten saldırganın silahı oğlunun tekerlekli sandalyesinde adliyeye, adliye tuvaletinde de el değiştirip duruşma salonuna soktuğu öğrenildi.   23 Eylül 2023 tarihinde merkez Nilüfer ilçesi Odunluk Mahallesi'ndeki bir eğlence mekanında yaşanan tartışma sonrası silahına sarılan Mertcan Akça, garson olarak çalışan Tolga Ergün, Yiğit Selçuk ile güvenlik görevlisi olarak çalışan Efendi Doğan'ı yaraladı. Kurşunların isabet ettiği Tolga Ergün ise felç kalıp bir daha yürüyemedi. Olay sonrası babası Köksal Akça ile Porsche marka otomobille kaçan Mertcan Akça 128 gün sonra sahte kimlikle bir takside yakalandı. Hakim karşısına çıkan genç babasıyla birlikte tutuklandı.  Duruşmada öldürüldü  Duruşması görülen tutuklu sanık Mertcan Akça ile baba Köksal Akça Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesine çıkarılırken, mahkemeye gelen müşteki Tolga Ergün’ün babası Kemal Ergün içeri soktuğu silahla Mertcan Akça ile Köksal Akçayı başından vurdu. Kurşunların isabet ettiği baba-oğul olay yerinde hayatını kaybederken, 2 jandarma personeli ise ağır yaralandı.  Oğlunun idrar torbasına saklamış  Adliye girişindeki görevli polislere soruşturma açılırken, Kemal Ergün’ün silahı oğlunun tekerlekli sandalyesinde idrar torbasına sakladığı ve lavaboda silahı oğlundan aldığı öğrenildi.  Yan yana toprağa verildi  Duruşma salonunu kana bulayan olay sonrası hayatını kaybeden Mertcan Akça ile hafriyatçılık yapan baba Köksal Akça Yavuzselim Mahallesi Aziziye Camiinde öğle namazına müteakip Hamitler Mezarlığı'nda toprağa verildi. 

2 Gencin Ölümüne Sebep Olmuşlardı, Olay Anını Anlattılar Haber

2 Gencin Ölümüne Sebep Olmuşlardı, Olay Anını Anlattılar

Kocaeli'nin İzmit ilçesinde iki gencin hayatını kaybettiği trafik kazasının sanıkları ilk kez hakim karşısına çıktı. Acılı aile, sanıklardan şikayetçi olurken, Muhammed Ali Kraan'ın annesi duruşmada sinir krizi geçirerek bayıldı. Duruşma sonrasında konuşan anne, "Oğlumu yarı aç, yarı tok büyüttüm, mühendis ettim. Bu bir kaza değil, cinayet. O benim babam, kardeşim, çocuğum, her şeyimdi. Yalvarıyorum, bu katilleri serbest bırakmayın" dedi.  Kaza, 20 Haziran'da Ömer Türkçakal Bulvarı'nda meydana geldi. Gökhan K. (33) idaresindeki 41 GK 691 plakalı cip, Sıla A. (20) idaresindeki 41 ACR 774 plakalı otomobil ile çarpıştı. Çarpışmanın şiddetiyle savrulan cip, kaldırımda yürüyen Muhammed Ali Kraan (24) ile Ayber Erkut'a (21) çarparak takla attı. Olay yerine gelen sağlık ekipleri yaptıkları kontrolde 2 gencin hayatını kaybettiğini belirledi. 2 gence çarpan cip sürücüsü Gökhan K. ve kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen Sıla A. ile İsmail O. (38) isimli sürücüler tutuklandı. Kısa bir süre tutuklu bulunan sürücüler serbest bırakılırken, avukatların yaptığı itiraz üzerine İsmail O. yeniden tutuklanarak cezaevine gönderildi. Hakkında yakalama kararı bulunan Gökhan K. ise 4 ay sonra yakalanarak cezaevine gönderildi.  Kazada hayatını kaybeden Muhammed Ali Kraan'ın Kocaeli Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünden bu yıl mezun olduğu ve özel bir firmada işe başladığı; Ayber Erkut'un ise yurt dışında 2 yıl tıp eğitimi aldığı ancak bu yıl ülkesine geri dönerek üniversite sınavına hazırlandığı öğrenildi.  İsmail O. ve Sıla A'nın asli kusurlu, Gökhan K'nin ise tali kusurlu  "Taksirle birden fazla kişinin ölümüne sebep olma" suçundan açılan dava Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye başlandı. Duruşmaya tutuklu sanıklar Gökhan K., İsmail O., tutuksuz sanık Sıla A., ölen gençlerin anne-babaları ve taraf avukatları katıldı. Ölen gençlerin akraba ve arkadaşları da mahkemeye seyirci olarak katıldı.  Duruşmada okunan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin hazırladığı raporda İsmail O. ve Sıla A'nın asli kusurlu, Gökhan K'nin ise tali kusurlu olduğu bildirildi.  "Yayalara çarptığımı hatırlamıyorum"  Savunması için söz hakkı verilen Gökhan K., "Gitmekte olduğum yol 2 şeritliydi. Ben sol şeritte gidiyordum. Aynı şeritte gitmekte olan ve sonradan adını öğrendiğim Sıla, aracıyla sağ tarafa geçerek bana yol verdi. Ben de sol taraftan devam etmek istedim. Tam onu geçmeme ramak kala Sıla'nın aracı benim aracıma doğru birden yaklaştı. O esnada aracımın sağ arka kısmına çarparak kazaya sebebiyet verdi. Direksiyon hakimiyetimi kaybettim ve aracım yan yattı. Yayalara çarptığımı hatırlamıyorum. Nizami hız sınırı saate 80 kilometreydi, ben zaten 70-75 kilometre hızla gidiyordum. Sıla'nın aracı ile aramda takip mesafesi 50-60 metre mesafedeydi" dedi.  "Fren sesi hiç duymadım"  Üniversite öğrencisi olduğunu söyleyen tutuksuz sanık Sıla A. "41 ACR 774 araçla seyir halindeydim. Sol şeritte kendi yolumda ilerliyordum. 65-70 kilometre hızla gidiyordum. Arkamda Gökhan Bey'in sürdüğü araba vardı. Yakın mesafeden sürüyordu. Bana sürekli selektör yakıyordu, 100-200 metre kadar yol istedi. Ben de bulduğum ilk boşlukta aracımı hızlandırıp sağ tarafa çektim. İsmail Bey'in aracı aniden önümde durdu, ben de ona çarpmamak için direksiyonu sola kırdığım esnada Gökhan Bey'in aracı ile çarpıştık. Araç, arka sağ kısmı ile aracıma çarptı. Sonrasında Gökhan Bey'in aracı kontrolden çıktı, duvara ve yayalara çarptı. Sanık Gökhan saate ne kadar hızla gidiyordu bilmiyorum ama benim hızımdan fazlaydı. Fren sesi hiç duymadım" diye konuştu.  "41 ACR 774 plakalı turuncu otomobil adeta önümü keserek durdu"  Olay sebebiyle üzgün olduğunu söyleyerek aileye başsağlığı dileyen İsmail O. ise "81 ACC 964 plakalı aracımla ailemle seyir halindeydim. Bağlantı yoluna bağlanacağım için hızımı iyice azalttım. Yol iyice genişti. Beyaz bir araç önümdeydi, bunun üzerine hızımı yine düşürdüm ve kontrolleri yaptıktan sonra yola bağlandım. Bir süre sonra büyük ses duydum. 41 ACR 774 plakalı turuncu otomobil adeta önümü keserek durdu. Sonrasında Gökhan Bey'in kullandığı cip kaldırıma doğru sürüklendi, yayalara çarpma anını görmedim. Yayalara çarpan araç kaldırımdan çıktı ve sürüklendi. Hemen araçtan inerek ambulans ve itfaiyenin aranması konusunda yardımcı oldum. Turuncu otomobilin yanına gittiğimde sanık Sıla'yı gördüm, panik içindeydi. Eşimi çağırarak kadını sakinleştirdik. Kendisi de kazanın ne şekilde olduğunu bilmediğini söylüyordu. Ben ana yola bağlanmadan önce gerekli tüm dikkati ve kontrolleri sağladım. Suçlamaları kabul etmiyorum, ancak böyle bir olay yaşandığı için üzüntü içindeyim" ifadelerini kullandı.  "Kazadan sonra hiçbir sanık gelip bizimle ilgilenmedi, başsağlığı bile dilemedi"  Sanıklardan şikayetçi olan Bülent Erkut, "Ayber'in babasıyım. Kazada 21.00'da olmuş, ancak benim 00.00'da haberim oldu. Tüm sanıkların şikayetçiyim. Hepsi yalan söylüyor. Benim 1.90 boyundaki oğlum öldü. Kazadan sonra hiçbir sanık gelip bizimle ilgilenmedi, başsağlığı bile dilemedi" dedi.  Ayber'in annesi Fatma Şennur Erkut da sanıklardan şikayetçi oldu.  "Sanıkların kural tanımazlığı sebebiyle kaza olmuştur"  Sanıkların en ağır cezayı almasını ve tutuksuz sanığın da tutuklanmasını talep eden Erkut ailesinin avukatı, "Ayber müvekkillerimin tek çocuklarıdır. Ayber, arkadaşı Ali ile beraber yürümekte iken, huzurdaki sanıkların kural tanımazlığı sebebiyle kaza olmuştur. Gökhan'ın nizami hız sınırını aştığı ifadelerinde de bellidir. Sanık sılanın aracına hafif dokunması sonucu direksiyon hakimiyetini kaybederek kazaya sebebiyet vermiş olması, hız sınırının aştığının göstergesidir" diye konuştu.  "Oğlumu yarı aç yarı tok büyüttüm, mühendis ettim"  Gözyaşları içinde adalet istediğini söyleyen Muhammed Ali Kraan'ın annesi Tezcan Tezgel, "Yangınımı Allah görüyor siz de görün. Tek çocuğumdu. Oğlumu yarı aç yarı tok büyüttüm, mühendis ettim. Bu kaza değil cinayet. O benim babamdı, kardeşimdi, çocuğumdu, her şeyimdi. Yalvarıyorum bu katilleri bırakmayın" diyerek sinir krizi geçirdi. Salonda bayılan anne görevliler ve aile tarafından salondan çıkarıldı.  Kazaya ilişkin üst kuruldan rapor talep edildi  Mahkeme heyeti, Trafik Bilirkişi Raporu ile Adli Tıp Kurumu (ATK) Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan rapor arasında çelişki bulunması nedeniyle, kazaya karışanların kural ihlalleri ve kusur durumlarının şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespiti için Adli Tıp Kurumu Üst Kurulu'ndan yeni bir rapor hazırlanmasını talep etti. Tutuklu iki sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilerek duruşma ertelendi.  "Tek çocuğumdu, onu da elimden aldılar"  Karanın ardından aile, Sıla A'nın tutuksuz yargılanmasına tepki göstererek gözyaşlarına boğuldu. Duruşma sonrasında İhlas Haber Ajansı (İHA) Muhabirine açıklamalarda bulunan acılı anne Tezcan Tezgel, "Oğlum Kocaeli Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünü bitirmişti. Dava sonucunda yine bir sanık serbest bırakıldı, tutuklanmadı. Türkiye'de birine düşmansan arabayla vur 2 ay yat çık. Ben bu adalet sisteminden davacıyım. Benim oğlumu öldüren Gökhan 4 aydır sokaklarda geziyordu, daha yeni tutuklandı. Dilerim Allah'tan ciğerleri yansın. Tek çocuğumdu, onu da elimden aldılar. Pırlanta gibiydi, yeni mezun olmuştu. İşe gireli 12 gün olmuştu. Kaldırımda yürüyordu, eve geliyordu, oğluma yemek yapmıştım. Telefon ettim kapalıydı. Koca cip, oğlumu duvara vurup paramparça etti. Bütün kemikleri kırıldı" dedi. 

3 Kişiyi Yaralayan Gencin Babası 'Oğlunun Eylemine İştirak Ettiği' İçin İlk Duruşmada Tutuklandı Haber

3 Kişiyi Yaralayan Gencin Babası 'Oğlunun Eylemine İştirak Ettiği' İçin İlk Duruşmada Tutuklandı

Bursa'da bir eğlence mekanında çıkan tartışmada 2 garson ve 1 güvenlik görevlisini silahla yaralayan 26 yaşındaki gencin babası, 'oğlunun eylemine iştirak ettiği' suçundan ilk duruşmada tutuklanırken, kavga anına ait yeni görüntüler ortaya çıktı.   Olay, 23 Eylül 2023'te saat 23.30 sıralarında Nilüfer ilçesi Odunluk Mahallesi'nde bulunan ParkOra Eğlence Merkezi'nde meydana geldi. Eğlence mekanına müşteri olarak giden 26 yaşındaki Mertcan Akça, garsonlardan Tolga Ergün (21) ve Yiğit Selçuk (30) ile yaşadığı tartışma sonrası yanında getirdiği tabanca ile ateş açtı. Kurşunların isabet ettiği 2 garson yaralanırken, olaya müdahale etmek isteyen güvenlik görevlisi Efendi Doğan da (45) yaralandı. Olay yerine çok sayıda sağlık ve polis ekibi sevk edilirken, saldırgan genç olay yerinden aracıyla kaçtı.  Bursa Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince çalışma başlatılırken, kimliği tespit edilen Akça'nın il dışına kaçtığı belirlendi. Cinayet Büro Amirliği ekipleri, Bursa'ya günler sonra dönen Mertcan Akça'yı 28 Ocak'ta bindiği takside üzerinde sahte kimlikle yakaladı. İfadesi alınan şüpheli, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.  Babasıyla birlikte kaçmış  Soruşturma çerçevesinde güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, Akça'nın tartıştığı güvenlik görevlisine önce tokat attığını, ardından kalabalığa rağmen çalışanlara ateş ettiğini tespit etti. Yaralama olayına karışan şüphelinin kaçtığı otomobilde babası Köksal Akça'nın da olduğu öğrenildi. Görüntülerde; Mertcan Akça'nın, sipariş nedeniyle tartıştığı garsonlar ile kavga ettiği, arbedeyi Akça'nın babası Köksal Akça'nın ayırmaya çalıştığı görüldü. Mertcan Akça'nın tabancayla ateş edip, garsonları ve güvenlik görevlisini yaraladıktan sonra, babasıyla birlikte otomobile binip kaçtığı, mekanın diğer garsonlarının peşlerinden sandalye fırlattıkları da görüntülere yansıdı.  İlk duruşmaya çıktılar  Şüpheliler hakkında 'Kasten öldürmeye teşebbüs' suçundan 15'er yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Baba-oğul, Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesinde ilk duruşmaya çıktı. Sanıklar ilk duruşmada ifade vermezken Köksal Akça, davanın ilk duruşmasında, 'oğlunun eylemine iştirak ettiği' suçlamasıyla mahkeme salonunda tutuklanarak cezaevine gönderildi. 

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.