Hava Durumu

#Erken Tanı

Yeni Marmara Gazetesi - Erken Tanı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Erken Tanı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Nilüfer'de meme kanserinde erken tanının önemi anlatıldı Haber

Nilüfer'de meme kanserinde erken tanının önemi anlatıldı

Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi'nde, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında "Erken Tanı Kadının Yarını" başlıklı söyleşi düzenlendi. Nilüfer Belediyesi ve Uludağ Onkoloji Dayanışma Derneği (ONKODAY) iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinlikte, meme kanserine ilişkin doğru bilinen yanlışlar da ele alındı.Bursa Uludağ Üniversitesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Uzm. Dr. Ender Eren Özçelik, meme kanserinde yaş ve kadın olmanın başlıca risk faktörleri arasında bulunduğunu belirtti. Özçelik, vakaların önemli bölümünün ailesinde genetik kanser öyküsü bulunmayan kişilerde görüldüğünü ifade ederek erken tanının tedavi sürecindeki önemine dikkat çekti. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Coşkun Özer ise memede fark edilen kitlelerin büyük bölümünün iyi huylu olabildiğini belirterek, kitle fark edilmesi durumunda gecikmeden uzman değerlendirmesi yapılması gerektiğini söyledi. Özer, günümüzde meme koruyucu ve onkoplastik cerrahi yöntemlerinin de kullanılabildiğini aktardı. ONKODAY Başkanı Füsun Önen, kendi kanser deneyiminden hareketle hastalıkla mücadelede bilinçli hareket etmenin önemini vurguladı. Eğitim hemşiresi Elif Pişkin ise katılımcılara kendi kendine meme muayenesinin nasıl yapılacağını uygulamalı olarak gösterdi ve ücretsiz tarama hizmetlerinden yararlanılması gerektiğini belirtti.Söyleşinin sonunda katılımcıların soruları yanıtlanırken, konuşmacılara katkıları nedeniyle hediye takdim edildi.

Beynimiz kaç yaşında Haber

Beynimiz kaç yaşında

Ortalama hayat süresi uzadıkça yaşa bağlı kronik ve bilişsel hastalıkların sıklığı artarken, tıp dünyası artık sadece ömrü uzatmaya değil, bedensel ve zihinsel yeterliliğin korunduğu sağlıklı bir yaşam sunmaya odaklanıyor. Burtom Biyofiz Tıp Merkezi Nöroloji Uzmanı Dr. Şule Karaarslan, beynin biyolojik yaşı ile takvim yaşının çoğu zaman aynı olmadığını, biyolojik yaşın beynin ve vücudun ne kadar sağlıklı yaş aldığının bir göstergesi olduğunu belirtti. Uzm. Dr. Karaarslan, ileri yaş grubunda olup merak eden, sürekli yeni bir şeyler öğrenen hatta aktif çalışan insanların biyolojik yaşı ile aynı yaşta olup evinden çıkmayan, sosyal iletişimi azalmış, kronik hastalıkları ile uğraşan günlük ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan, başkalarının yardımına ihtiyaç duyan insanların biyolojik yaşlarının tamamen farklı olduğuna dikkat çekti. Beynin biyolojik yaşını değerlendirirken hem fonksiyonel hem de yapısal parametrelerin bir arada değerlendirilmesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Şule Karaarslan, alzaymır ve bilişsel gerilemeye karşı erken tanı yöntemleri ve sağlıklı yaş almanın yollarıyla ilgili olarak şu bilgileri paylaştı: "Bilişsel değerlendirmede ilk adım; aile öyküsünü, bugüne kadarki sağlık sürecini ve rutin yaşam alışkanlıklarını sorgulamakla başlar. Ayrıntılı bir nörolojik muayene ile beraber hafıza testleri de yapılır. Hafıza testleri; dikkat, planlama, hafıza, görsel yapılandırma, hesaplama, soyut düşünce, karar verme, dil becerileri gibi yetileri değerlendirir. Bazen bu testlere depresyon değerlendirme testlerinin eklenmesi gerekir. Bu nöropsikolojik testler beynin farklı bölgelerini değerlendirmemize imkan sağlar ve nasıl çalıştığı hakkında bilgiler verir. Beyin MR görüntüleme ile beynin yapısal değişiklikleri, inme gibi hastalıklar ile ilgili damarsal yükler, hafıza merkezinin mevcut durumu ve yaşa uygunluğu, beyin volümü değerlendirilir. Kan tahlilleri; rutin kan testleri (Tam kan sayımı, kan şekeri, B grubu vitaminler (B12-folat vd), homosistein, vitamin D, tiroit fonksiyon testleri, demir, ferritin düzeyi gibi ) beynin ve vücudun sağlık durumu hakkında önemli bilgiler verir. Örneğin düşük troid hormon seviyelerinin ya da vitamin düzeylerinin düzeltilmesi ile bunlara bağlı bazı hafıza problemleri düzeltilebilir. Erken teşhiste kan testleri; daha önce alzaymır ile ilgili bel omurilik sıvısından yapılan özel biyolojik zarfların bir kısmı yakın zamanda kan tahlili ile de bakılabilmeye ve takip edilmeye başlandı. Bu önemli gelişmeler ve devam eden araştırmalar sayesinde hastalığı henüz çok erken safhalarda yakalama ve tedavi edebilme şansına sahibiz. Kan biyobelirteçlerin başında A42/40 oranı ve pTau217 gelmekte olup, tıp merkezimizde uygun hastalarda bu laboratuar testlerini başarıyla uygulayabilmekteyiz." Açıklamasında ileri görüntüleme yöntemleri ve genetik analizlerin de tanı algoritmalarında yerini aldığını kaydeden, biyolojik yaşlanmanın yaşam tarzı düzenlemeleri ile yavaşlatılabileceğini vurgulayan Uzm. Dr. Şule Karaarslan, zihinsel ve bedensel sağlığı korumak için şu tavsiyelerde bulundu: "Kaliteli uyku ve melatonin: Derin uyku sırasında beynimiz adeta yenilenme sürecine girer ve gün boyu oluşan atıklar beynimizden temizlenir. Uykumuzu düzenleyen melatonin hormonunun en yoğun salgılandığı 23.00 -03.00 saatleri arasında uykuda olmak gereklidir. Yatmadan 1-2 saat önce mavi ışık maruziyetinden (cep telefonu, bilgisayar, televizyon vb.'den) kaçınmak önemlidir. Düzenli egzersiz: Hareketsiz yaşam, kilo alımı, kas ve damar rahatsızlıklarının yanı sıra bilişsel gerilemeyi de tetikler. Düzenli egzersiz ve aktif olmak hem beden hem beyin sağlığını korumak için elzemdir. Sosyal bağlar ve sürekli öğrenme: Sosyal olmak yani çevremizle iletişim içinde olmak, arkadaşlar ile vakit geçirmek, yeni hobiler edinmek, üretmek, yeni şeyler öğrenmek zihin ve ruh sağlımız için çok önemlidir. Merak duygusunu kaybetmeyen, öğrenmeye hayatları boyunca devam insanların bilişsel fonksiyonları çok daha iyi korunur. Beslenme alışkanlıklarımız: Akdeniz diyeti gibi diyetler beden ve zihin sağlığını olumlu etkiler. Taze sebze, yeşillikler, tam tahıllar, antioksidan yükü fazla olan meyveler (nar, yaban mersini, pancar gibi), baklagiller ve sızma zeytinyağını, balık ağırlıklı beyaz eti önceleyen, sınırlı kırmızı et tüketimini temel alan bir yaşam tarzı uygulanmalıdır." Burtom Biyofiz Tıp Merkezi Nöroloji Uzmanı Dr. Şule Karaarslan, uzun yaşam ömrüne sahip toplumlar incelendiğinde bunların ortak özelliklerinin; sosyal, yardımlaşmayı ve iyilik yapmayı seven, üretken olan, sürekli hareket eden, beslenmesine dikkat eden insanlardan oluşmaları olduğunu kaydetti.Bütüncül sağlık takibi yapılmasının önemine değinen Uzman Dr. Şule Karaarslan, vitamin ve hormon eksikliklerini tamamlanması, görme ve işitme yetilerinin kontrolü, bağırsak sağlığını korunması; kabızlıktan kaçınılması, sigaradan uzak durulması, depresyon gibi ruhsal bozukluk ve travmalarda profesyonel destek alınmasının zihinsel ve bedensel zindeliğin ayrılmaz parçaları olduğunu kaydetti. Hedefin her zaman kendine yetebilen, bağımsız ve üreten bir beyin yapısını korumak olduğunu hatırlatan Dr. Şule Karaarslan, hafıza şikayetleri olan bireylerin şikayetlerini geçiştirmeyip erken tanı ve tedavi şansı için uzman bir nörologa başvurması gerektiğinin altını çizdi.

Sessiz tehlike Hepatit B Haber

Sessiz tehlike Hepatit B

Uzm. Dr. Gündüzer, "Ancak erken tanı, düzenli takip ve uygun tedavi ile bu riskler büyük ölçüde önlenebilir. Hepatit B'ye karşı aşı ile korunmak mümkündür. Risk grubunda olan kişilerin test yaptırması ve gerekli durumlarda tedaviye erken başlaması hem kendi sağlıkları hem de toplum sağlığı açısından büyük önem taşır" dedi. Hepatitin karaciğer dokusunda iltihaplanmayla seyreden ciddi bir tablo oluşturduğunu belirten Dr. Filiz Gündüzer, enfeksiyonun uzun yıllar boyunca hiçbir belirti göstermeden ilerleyebileceğine dikkat çekti. Hastalığın bu yapısı nedeniyle toplumda "sessiz tehlike" olarak adlandırıldığını ifade eden Dr. Gündüzer, şu değerlendirmelerde bulundu: "Dünya genelinde milyonlarca kişi, vücudunda hepatit virüsü taşıdığından habersiz bir şekilde yaşamını sürdürüyor. Karaciğerdeki tahribat ileri seviyelere ulaşana kadar hastalarımızda belirgin bir şikâyet ortaya çıkmayabilir. Ancak müdahale edilmediğinde süreç, maalesef siroz ve karaciğer kanseri gibi hayati risk taşıyan tablolara dönüşebilmektedir. Oysa erken aşamada konulacak tanı, düzenli klinik takip ve doğru tedavi yaklaşımları sayesinde bu ağır komplikasyonların önüne geçmek tamamen mümkündür." Hepatit hakkında kulaktan dolma bilgilerin ve yanlış algıların kişilerin sağlık kuruluşlarına başvurmasını geciktirdiğini belirten Dr. Gündüzer, toplumda sıkça karşılaşılan yanılgılara açıklık getirdi: "Hastalığın yalnızca sarılıkla ya da karaciğer ağrısıyla belirti vereceği düşüncesi yanlıştır. Vakaların büyük bir kısmında hiçbir şikâyet görülmeyebilir. Hepatitin temel kaynağı virüslerdir. Alkol tek neden olmamakla birlikte, mevcut virüsün karaciğerde oluşturduğu tahribatı hızlandırır. Hepatit C günümüzde geliştirilen modern ilaç tedavileriyle yüksek başarı oranlarıyla iyileştirilebilirken, Hepatit B ise koruyucu aşılar sayesinde kontrol altında tutulabilmektedir. Ayrıca konulan her hepatit tanısı kişide mutlaka siroz gelişeceği anlamına gelmez." Koruyucu hekimlik uygulamalarının ve bağışıklamanın karaciğer sağlığındaki kilit rolüne değinen BURTOM Özlüce Dahiliye Uzmanı Dr. Filiz Gündüzer, açıklamasını şu çağrıyla tamamladı: "Hepatit B enfeksiyonuna karşı en güçlü silahımız güvenilir ve etkili aşılardır. Özellikle risk grubunda yer alan vatandaşlarımızın gecikmeden tarama testlerini yaptırmaları, bağışıklık durumlarını kontrol ettirmeleri ve gerekli hallerde vakit kaybetmeksizin tedaviye başlamaları hem bireysel sağlıkları hem de toplum sağlığının korunması açısından kritik önem taşımaktadır. Karaciğerinizi koruyun; bilgi sahibi olun, test yaptırın, aşınızı olun ve çevrenizdekileri de bu konuda teşvik edin. Hepatitsiz bir geleceği ancak birlikte hareket ederek inşa edebiliriz."

Her 5 çocuktan birini etkiliyor: Geçmeyen burun akıntısına dikkat! Haber

Her 5 çocuktan birini etkiliyor: Geçmeyen burun akıntısına dikkat!

Çocuklarda bitmeyen burun şikayetlerininçoğu zaman "geçer" diye beklendiğini, oysa haftalarca süren burun akıntısının, sık hapşırık ve burun tıkanıklığı basit bir soğuk algınlığından çok daha fazlasını işaret ediyor olabileceğini söyleyen Uzm.Dr. Ufuk Sevgican, "Özellikle belirtiler belirli mevsimlerde artıyor ya da yıl boyunca devam ediyorsa akla ilk gelmesi gereken durumlardan biri alerjik rinittir.Alerjik rinit; burun akıntısı-tıkanıklık, kaşıntı ve hapşırıklarla kendini gösteren, çocukluk çağında oldukça sık görülen bir hastalıktır. Dünyada yaklaşık her beş çocuktan birini etkilediği bilinmektedir. Anne veya babasında alerjik rinit, astım ya da egzama bulunan çocuklarda görülme riski daha fazladır. Bazı çocuklar yalnızca ilkbahar ve sonbahar gibi mevsim geçişlerinde şikâyet yaşarken, bazıları yıl boyunca yakınmalarla mücadele eder " dedi. Polenler, ev tozu akarları, hayvan tüyleri, küf mantarları, hava kirliliği ve ani iklim değişikliklerinin çocuklarda alerjik riniti tetikleyen başlıca nedenler olduğunu dile getiren BURTOM Özlüce Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları UzmanıDr. Ufuk Sevgican şöyle konuştu : "Özellikle şeffaf ve sulu burun akıntısı, sık hapşırık nöbetleri, burun ve genizde kaşıntı dikkat çekicidir. Bu çocuklar çoğu zaman burundan rahat nefes alamadığı için ağızdan nefes alır; horlama, huzursuz uyku ve sık uyanma görülebilir. Gözlerde kaşıntı, sulanma ve kızarıklık da tabloya eşlik edebilir. En önemli ipuçlarından biri ise genellikle ateşin olmamasıdır." Tedavi edilmeyen alerjik rinitin yalnızca burunla sınırlı kalmadığını, uzun süreli burun tıkanıklığının orta kulak problemleri, sinüzit ve uyku bozukluklarına zemin hazırlayabildiğini söyleyen UzmanıDr. Ufuk Sevgican, uyku kalitesi bozulan çocuklarda dikkat dağınıklığı, okul başarısında ve yaşam kalitesinde düşüş görülebileceğini dile getirdi. Uzm.Dr. Ufuk Sevgican, alerjik rinitte tedavinin ilk basamağını alerjenlerden korunmanın oluşturduğunu söyleyerek, açıklamasını şu sözlerle tamamladı : "Mevsimsel allerjikriniti olan çocuklar polen dönemlerinde özellikle sabah saatlerinde dışarıda uzun kalmamalı, eve gelince el-yüzlerini yıkayıp kıyafet değiştirmelidir. Ev tozu akar maruziyetini azaltmak, rutubet ve sigara dumanından uzak durmak büyük önem taşır. Gerektiğinde düşük doz kortizon içeren burun spreyleri, tuzlu su uygulamaları ve antihistaminik ilaçlar kullanılabilir. Bu tedaviler alerjiyi tamamen ortadan kaldırmasa da belirtileri kontrol altına alır ve komplikasyonları önlemeye yardımcı olur. Unutulmamalıdır ki çocuklarda rahat nefes almak yalnızca konfor değil; kaliteli uyku, sağlıklı büyüme ve başarılı bir okul yaşamı için de temel bir ihtiyaçtır. Erken tanı ve doğru tedaviyle alerjik rinit kontrol altına alınabilir, çocukların yaşam kalitesi belirgin şekilde artırılabilir."

"Dijital hayat" göz sağlığını tehdit ediyor Haber

"Dijital hayat" göz sağlığını tehdit ediyor

Günlük yaşamın büyük bölümünün telefon, bilgisayar ve tablet ekranları karşısında geçtiğini belirten VM Medical Park Bursa Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. İlker İncebıyık, uzun süreli ekran maruziyetinin göz kırpma refleksini azalttığını ve bunun da göz yüzeyinde kuruluğa yol açtığını ifade etti. "Dijital göz yorgunluğu artık yaygın bir sorun" Op. Dr. İncebıyık, özellikle yoğun çalışan bireylerde ve öğrencilerde dijital göz yorgunluğunun belirgin şekilde arttığını vurgulayarak, bu durumun yalnızca gözleri değil genel yaşam konforunu da etkilediğini söyledi. Op. Dr. İncebıyık, "Uzun süre kesintisiz ekran kullanımı odaklanma gücünü azaltır, göz kaslarında yorulmaya ve zamanla görme kalitesinde düşüş hissine neden olabilir" diye konuştu. "Basit önlemlerle gözleri korumak mümkün" Göz sağlığını korumak için günlük alışkanlıklarda küçük ama etkili değişiklikler yapılabileceğini belirten Op. Dr. İncebıyık, düzenli aralar verilmesinin önemine dikkat çekti. Op. Dr. İncebıyık, "Belirli aralıklarla ekrandan uzaklaşıp uzağa bakmak, bilinçli göz kırpmak ve ekran parlaklığını ortam ışığına göre ayarlamak şikâyetleri belirgin şekilde azaltabilir" dedi. "Çocuklar ve gençler daha büyük risk altında" Çocuklarda ve gençlerde ekran kullanım süresinin artmasının göz sağlığı açısından daha dikkatli takip edilmesi gerektiğini ifade eden Op. Dr. İncebıyık, uzun süreli ekran maruziyetinin miyop gelişimi ve göz tembelliği riskini artırabileceğini belirtti. "Göz şikayetleri ihmal edilmemeli" Uzun süren bulanık görme, gözde yanma, sulanma ve baş ağrısı gibi şikâyetlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan Op. Dr. İlker İncebıyık, düzenli göz muayenesinin erken tanı ve doğru tedavi açısından büyük önem taşıdığını söyledi.

Yüz Ağdası
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.