Hava Durumu

#Ev

Yeni Marmara Gazetesi - Ev haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ev haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Almanya'dan cinayet için gelmiş Haber

Almanya'dan cinayet için gelmiş

Olay, 7 Şubat sabahı saat 06.00 sıralarında meydana geldi. İddiaya göre, Almanya'dan Türkiye'ye gelen A.Ç., arsa anlaşmazlığı yaşadığı ablası ve eniştesinin evine gitti. Bahçeden gelen sesler üzerine dışarı çıkan Mesut Tarhan (47) omuz bölgesinden bıçaklanırken, yardıma koşan eşi Adile Tarhan (53) da kardeşi tarafından defalarca bıçak darbesi aldı. Adile Tarhan 18, Mesut Tarhan ise 9 bıçak darbesiyle kanlar içerisinde kaldı. Olayın ardından kaçan zanlı daha sonra polise teslim olurken, ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Adile Tarhan 2 gün sonra hayatını kaybetti. Yoğun bakımdaki tedavisinin ardından taburcu olan Mesut Tarhan, 26 yıllık eşinin öldüğünü günler sonra öğrendi. "SIRTIMA BIÇAK SAPLANDIĞINI HİSSETTİM" Yaşadığı dehşet anlarını anlatan Mesut Tarhan, "O gün gece geç yatmıştık. Saatin tam kaç olduğunu hatırlamıyorum ama yaklaşık 12.30 civarıydı. Eşim beni uyandırdı ve yan taraftan bir ses geldiğini söyledi. Ben tam o sırada kapının kapanma sesini duydum. Bunun üzerine birlikte kalkıp dışarı çıktık. Oturduğumuz ev müstakil olduğu için bahçeye çıktık. Bahçedeki lambalar yanmıyordu; yalnızca kapının önündeki bir lamba açıktı, diğer taraflar karanlıktı. Düz zeminde yürüyordum. Kapının önünden yaklaşık 4-5 metre ilerledikten sonra sağ tarafta zeminin yükseldiği karanlık bir alan var. Tam oraya doğru dönerken bir anda omzuma bir bıçak saplandığını hissettim. O anda sırt üstü yere düştüm. Eşim sağ tarafımdaydı, biraz da gerimde kalıyordu. O sırada saldırgan eşime yöneldi ve ona da üst üste bıçak darbeleri indirdi. Ben kendimi doğrultmaya çalıştım. Yaram hâlâ sıcaktı. O sırada saldırganı gördüm; Aslan Çoban'dı. Kendimi toparlayıp ayağa kalktım, ensesinden tutup yere attım ve elindeki bıçağı almaya çalıştım. Bıçağı almaya çalışırken sağ kolum kesildi. Bıçak onun sağ elindeydi, ben de sağ elimle müdahale ettim. Sağ elim tamamen kesildi. İki parmağım neredeyse kopmuştu, sadece deri parçası tutuyordu. Üç parmağım kesilmişti, sonradan onlara tendon transferi yapıldı" dedi. "EŞİMİN VEFAT ETTİĞİNİ SONRADAN ÖĞRENDİM" Tedavi sürecinden bahseden Mesut Tarhan, "Ondan sonrasını hatırlamıyorum. Ne oldu, ne bitti bilmiyorum. Kendime geldiğimde çocukların ve komşumun seslerini duyuyordum. Kızım ambulansı arıyordu. Daha sonra beni ambulansla hastaneye götürdüler. Yaklaşık 5-6 gün entübe kaldım ve o süreçte ne yaşandığını hatırlamıyorum. Ardından 13-14 gün boyunca yoğun bakımda ve serviste yoğun antibiyotik tedavisi gördüm. Geçen hafta taburcu oldum. Kendime geldiğimde hastanedeydim. Doktor bana günün hangi gün olduğunu ve saatin kaç olduğunu sordu, ancak hatırlamıyordum. Sonradan öğrendim ki olay 7 Şubat'ta olmuş. Kendime geldiğimde eşimin vefat ettiğini bilmiyordum. Bunu daha sonra öğrendim" ifadelerini kullandı. "ORTAK ALINAN EVİN ÜZERİNE ÇÖKMEK İSTEDİ" Olayın geçmişine değinen Mesut Tarhan, "Bu olayın arkasında aslında iki yılı aşkın süredir devam eden bir mesele vardı. Biz zaten konuşmuyorduk. Eşim açıkça annesine de söylemişti; 'Huzurumuzu kaçırıyorsunuz, uzak durun' demişti. Oturduğumuz evi eşimle birlikte almıştık ancak ev onların üzerineydi ve vermiyordu. Bana 'bugün yarın vereceğim' diyordu ama eşime de vermeyeceğini söylemiş. Eşim ayrıca ona para da vermişti, onu da vermeyeceğini söylemiş. Evet, ortak alınan evi sahiplenmek ve üzerine çökmek istedi. Kendisi o evde oturmuyordu. Yaklaşık iki buçuk yıl önce Almanya'ya kaçmıştı, çocuklarıyla birlikte gitmişti. Benimle bir sorunu yok gibi görünüyordu ama meğer eşimle arasında ciddi sorunlar varmış. Eşim evi istiyormuş, o ise vermiyormuş. 'Annem yanımda kalmak istemedi, sen istemedin' gibi sudan bahaneler ileri sürüyormuş" diye konuştu. "CİNAYET İŞLEMEK İÇİN TÜRKİYE'YE GELMİŞ" Saldırganın tehditlerde bulunduğunu belirten Mesut Tarhan, "Almanya'da da sorunlar yaşamış. Psikolojisinin iyi olmadığı söylenmiş. Eşi ve çocuklarıyla birlikte Türkiye'ye dönmek istemiş ancak onlar kabul etmemiş. Onları orada bırakıp tek başına Türkiye'ye gelmiş ve böyle bir olaya kalkışmış. Gelmeden önce bize geldiğini ya da evde olduğumuza dair hiçbir telefon etmedi. Ocak ayının 15'i ya da 16'sında eşimi aramış. Eşim bana söyledi ama telefonu açmamış. Ben de 'Aç, kardeşindir. Bugün kavga edersiniz yarın barışırsınız' dedim. Eşim de 'Açıyorum ama bana çok ağır küfürler ediyor, tehdit ediyor' dedi. Daha sonra eşim tekrar konuştuğunda ona 'Ayın birinde geleceğim, orada seni görmeyeyim, öldüreceğim' dediğini söyledi. Ben de kendisine mesaj yazdım. 'Bir sıkıntı mı var? Varsa konuşalım' dedim. Bana 'Seninle bir sıkıntım yok, gelince konuşuruz' diye cevap verdi. Bana açıkçası bu olay çok şaşırtıcı gelmedi. Çünkü aile içinde bu tür meseleler daha önce de yaşanmış. Urfa'da bir evleri var ve o ev yüzünden beş kardeşin hiçbiri birbiriyle konuşmuyor. Ben 2000 yılında evlendim. Yani 26 yıllık eşimi kaybettim. Onu öz kardeşi öldürdü" dedi. "ANNEM KANLAR İÇİNDEYDİ VE BABANA KOŞ DEDİ" Olay anını anlatan Sevgi Tarhan (21), "O sırada evdeydim ve en arka odadaki kendi odamda uyuyordum. Kardeşimin seslenmesiyle uyandım. Bana 'Dayım geldi, annemle babam yaralı, kapının önündeler' dedi. İlk başta gürültüyü duymamıştım ama yataktan kalktıktan sonra annemin bağırışını duydum. Hemen telefonumu şarjdan alıp kapıya doğru koşmak istedim. Tam o sırada annem içeri girdi. Annem kanlar içindeydi ve bana 'Babana koş' diye bağırdı. O anda babamın yaralandığını düşündüm. Kapının önüne çıktım. Tam o sırada babam bana doğru yürüyordu. Birkaç adım attıktan sonra bayıldı. Babam bayılırken onu tuttum. Yaralarına tampon uyguladım ve kanamanın durması için baskı yaptım. Kardeşime seslenerek telefonu getirmesini söyledim ve ambulansı aradım. Aynı zamanda ailemizi de arayıp haber verdim. Babama baskı uygularken annem içeriden komşuları aradı. Komşu geldi. Ona babamın yarasına nasıl baskı yapması gerektiğini gösterdim ve babamı ona bıraktım. Daha sonra anneme bakmak için içeri koştum" sözlerini kaydetti. "DAYINI YAPTI KIZIM DEDİ VE BAYILDI" Sağlık ekipleri gelene kadar ailesine müdahale ettiğini söyleyen Sevgi Tarhan, "İlk çıktığımda kapının önünde saldırganı görmemiştim. Babam tek başınaydı ve bana doğru yürüyüp kapının önünde yere yığılmıştı. Çok kısa bir süre içinde olmuştu her şey. Babamın bilincinin kapalı olduğunu fark ettim. O sırada annem ayaktaydı ve konuşuyordu. Babam bir ara kendine gelir gibi oldu ve 'Dayını yaptı kızım, dayını yaptı' dedi. Yaralarına baskı yaparken acıdan bağırıyordu. Komşuya 'Sen tut' dedim, 'Ben anneme bakmam lazım' dedim ve içeri koştum. Annemin üstündeki tişört ilk gördüğümde hafif kanlıydı. Ancak içeri girdiğimde tişörtünün tamamen kana bulandığını gördüm. Tişörtünü kaldırdığımda daha derin yaralarının olduğunu fark ettim. O sırada ambulans çok kısa sürede geldi. Yaklaşık 5-6 dakika içinde olay yerine ulaştılar. Ondan sonrasını sağlık ekiplerine bıraktık" dedi. "8 MART'TA ANNEM İÇİN ADALET İSTİYORUM" Annesini kaybettiği için büyük üzüntü duyduğunu ifade eden Sevgi Tarhan, "Daha önce hayatımda böyle büyük bir korku yaşamamıştım. Ne yapacağımı bilmiyordum. Bir yandan şok içindeydim, bir yandan da müdahale etmeye çalışıyordum. Dayımın böyle bir şey yapabileceğini hiç düşünmemiştim. Kapının önüne çıktığımda annemle babamı kanlar içinde görünce büyük bir şok yaşadım. Olay 7 Şubat'ta oldu. Annem ise 9 Şubat sabahı saat 05.30'da hayatını kaybetti. Çok garip bir durumdu. Bir yandan annemi kaybetmenin acısını yaşıyorum, diğer yandan babamın hayatta olduğu haberini alıyoruz. Çok karmaşık duygular içerisindeydik. Ben dayımın suçunun en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyorum. Annemi elimizden aldı. Babam da ağır yaralandı. Almanya'dan Türkiye'ye cinayet işlemek için gelmiş. Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve ben annemi katleden kişinin en ağır cezayı almasını istiyorum. Bunun için ne gerekiyorsa yapılmasını istiyorum" ifadelerini kullandı.

Hatay'da 500 Bin Sosyal Konut Projesi Kapsamında Kura Çekimi Gerçekleşti Haber

Hatay'da 500 Bin Sosyal Konut Projesi Kapsamında Kura Çekimi Gerçekleşti

Hatay'da 500 Bin Sosyal Konut Projesi'nde 13 bin 289 konutun kura çekim törenine katılan vatandaşlar heyecan dolu anlar yaşadılar. Depremi yaşayan Hüsne Kekeç, 38 yıllık evliliğinde yuvası olmadığını belirterek, "38 yıllık evliyim ve eşim 65 yaşında hala evim yok, umudumuz Sosyal Konut Projesi" dedi. Asrın felaketinin ardından yeniden inşa edilen Hatay’da 500 Bin Sosyal Konut Projesi kapsamında 13 bin 289 konutun kura çekim töreninin heyecanı yaşandı. Antakya ilçesinde kapalı spor salonunda gerçekleşen kura çekim töreni yoğun ilgi gördü. Yuva umuduyla bekleyen vatandaşlar heyecan dolu anlar yaşadılar. "38 yıllık evliyim ve eşim 65 yaşında hala evim yok, umudumuz Sosyal Konut Projesi" Asrın felaketini ailesiyle birlikte yaşayan Hüsne Kekeç, 38 yıllık evliliğinde ev sahibi olmadığını belirterek yuva sahibi olmanın heyecanıyla kura çekim törenine geldiğini söyledi. Kekeç, "Depremde çekirdek ailemle enkazın altında kaldık. Kura çekiminden hiç umudum yok ama Allah'tan umut kesilmez. Oruçlu halimizle buraya gelip perişan olduk ama inşallah sonunu güzel görürüz. Fakir fukara için çok güzel bir proje oldu. İnşallah ihtiyacı olana çıkar. 38 yıllık evliyim ve eşim 65 yaşında hala evim yok. Kiralık evlerde geze geze bir hal olduk. Umudumuz Sosyal Konut Projesi. Cumhurbaşkanımızdan ve Bakanımızdan Allah razı olsun. Bu gariban insanlar umarım hayal kırıklığına uğramazlar. Depremdeyken Antakya’da yaşıyordum. Boğazım düğümleniyor konuşamıyorum. Çok kötü zamanlar geçirdik. İnşallah bu kötü zamanların çok daha iyi olacak" dedi. "Kura çekimine 10 aylık kızımla geldim, heyecanlıyız ve mutluyuz" Kura çekim törenine gelen Sibel Aktepe, "Kura çekimine 10 aylık kızımla geldim. Heyecanlıyız ve mutluyuz. Kura çekiminin sonuçlarını bekliyoruz" ifadelerini kullandı.

DİKKAT: Maliye kapınızı çalabilir Haber

DİKKAT: Maliye kapınızı çalabilir

Son yıllarda emlak rayiç bedellerinde yaşanan artış, değerli konut vergisinin kapsadığı mükellef sayısını genişletti. Hazine ve Maliye Bakanlığı, değerli konut vergisi beyanname süresinin 20 Şubat’ta sona ereceğini hatırlatarak, konut sahiplerinin taşınmaz değerlerini kontrol etmeleri gerektiğini duyurdu.Maliye’nin açıklamasına göre, tek bir konuta sahip olanlar, bu konut değerli konut vergisi kapsamına girse dahi vergiden muaf tutuluyor. Vergi yükümlülüğü, birden fazla konutu bulunan ve bu taşınmazların rayiç bedeli 17 milyon 11 bin liranın üzerinde olan kişiler için geçerli olacak. Belediyeler tarafından belirlenen emlak rayiç bedellerindeki yüksek oranlı artışlar, birçok konutun sahipleri tarafından fark edilmeden değerli konut vergisi kapsamına girmesine yol açtı. Uzmanlar, ev sahiplerinin belediyelerden güncel rayiç bedel sorgulaması yapmalarının önemine dikkat çekiyor.Değerli konut vergisi, emlak vergisinden farklı bir uygulama olarak öne çıkıyor. Emlak vergisi belediyelere ödenirken, değerli konut vergisi doğrudan Hazine ve Maliye Bakanlığı’na yatırılıyor. Bu nedenle emlak vergisinin ödenmiş olması, değerli konut vergisi yükümlülüğünü ortadan kaldırmıyor. 2026 yılında uygulanacak değerli konut vergisine esas mesken değerleri, 2025 yılı tutarlarının yüzde 12,745 oranında artırılmasıyla belirlendi. Buna göre, değeri 17 milyon 11 bin liranın üzerindeki konutlar “değerli konut” statüsünde değerlendirilecek.Vergi hesaplamasında, belirlenen dilimlere göre farklı oranlar uygulanacak. Yükümlülerin beyannameyi süresi içinde vermesi gerekirken, hesaplanan vergi tutarının yıl içerisinde iki taksit halinde ödeneceği bildirildi. VERGİ TUTARLARI NASIL HESAPLANACAK? 17 milyon 711 bin – 26 milyon 567 bin lira arasındaki konutlar için, 17 milyon 711 bin liralık kısım düşülerek kalan tutarın binde 3’ü vergi olarak alınacak. 35 milyon 425 bin liraya kadar olan konutlarda, 26 milyon 567 bin lirası için 26 bin 568 TL vergi uygulanacak. 35 milyon 425 bin liranın üzerindeki konutlar için ise 79 bin 716 TL vergi ödenecek.

Yıllardır Yaşadığı Yuvasını Gözüyaşlı Geride Bıraktı Haber

Yıllardır Yaşadığı Yuvasını Gözüyaşlı Geride Bıraktı

Hatay'da baba yadigarı evinde yalnız başına zor şartlarda yaşamaya çalışan görme engelli yaşlı kadın, vatandaşların ve yetkililerin ikna çalışmalarının ardından Aile ve Sosyal Hizmet İl Müdürlüğü ekiplerinin girişimleriyle yaşlı bakım merkezine sevk edildi. Yıllardır yaşadığı yuvasını gözüyaşlı geride bırakan yaşlı kadının "Elveda evim" dediği anlar duygulandırdı. Antakya ilçesi Narlıca Mahallesi'nde yaşayan 67 yaşındaki tam bağımlı engelli Fatma Yiğit, baba yadigarı evinde komşularının destekleriyle yalnız başında yaşamını sürdürüyordu. Ömrü boyunca hiç evlenmeyen ve yalnız yaşayan kadına destek olunması adına hayırsever Çilem Artan ile iletişime geçildi. Yaşlı kadının yalnız yaşadığı rutubetten dolayı nefes almanın zor hale geldiği eve gidildiğinde durum Aile ve Sosyal Hizmet İl Müdürlüğü yetkilileriyle paylaşıldı ve ekiplerin çalışmalarıyla devletin şefkat eli uzatıldı. Hayırsever Artan ve beraberindekilerin ikna çalışmaları sonrası yaşlı kadın, bakım merkezinde misafir edilmek üzere evinden alınarak yeni yuvasına götürüldü. Evinden çıkacağı esnada "Elveda evim" diyerek yıllardır yaşadığı yuvasından çıkan gözü yaşlı kadının sözleriyse duygulandırdı. "Teyzemizin görme engelli olduğu için yaşam şartları iyi değildi, devletimiz sağ olsun şu anda güzel bir yaşam ortamına kavuşmuş olacak" Narlıca Mahallesi muhtarı Şakir Konuşkan, gecenin karanlığında yaşlı kadına elini uzatan devlet büyüklerine teşekkürlerini dile getirerek, "Tamamen görme engelli bakıma muhtaç teyzemizi bakımıyla ilgili devlet büyüklerimiz sağ olsunlar gerekeni yaptılar. Devletimizin büyüklüğünü burada görmüş olduk. Rabbim devlet yetkililerimizden razı olsun, devletimize zeval vermesin. Teyzemiz şu anda bakım merkezine sağ salim gidiyor, uğurladık. İnşallah, bundan sonra güzel bir bakıma ve güzel bir hayata kavuşmuş olacak. Teyzemiz görme engelli olduğu için yaşam şartları iyi değildi, devletimiz sağ olsun şu anda güzel bir yaşam ortamına kavuşmuş olacak" dedi.

"Bursa’daki yapı stokunun yüzde 55’i 2000 yılı öncesine aittir" Haber

"Bursa’daki yapı stokunun yüzde 55’i 2000 yılı öncesine aittir"

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Bursa’daki yapı stokunun yüzde 55’inden fazlasının 2000 yılı öncesine ait olduğunu ifade eden Gayrimenkul Uzmanı Özkan Aydemir, "Bu çarpıcı oran, yalnızca yapıların yaşını değil, aynı zamanda artan deprem riskini, düşen hayat konforunu ve ekonomik kayıpları gözler önüne seriyor" diye konuştu. Deprem kuşağında yer alan Bursa’da, eski yapıların büyük kısmının günümüz deprem yönetmeliklerine uygun inşa edilmediğini belirten Elfi Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Özkan Aydemir, "Bu sebeple kentsel dönüşüm, sadece estetik ya da modernleşme amacıyla değil, can ve mal güvenliği açısından da kaçınılmaz bir ihtiyaç haline gelmiştir. Bugün Bursa’da kentsel dönüşüm, bireysel değil, toplumsal bir sorumluluk olarak ele alınmalıdır. Bu sürecin başarıya ulaşması için kamunun yönlendirici rolü kadar, yatırımcıların öncü adımları ve vatandaşlarımızın desteği de büyük önem taşımaktadır. Vatandaşlarımızı bu süreçte doğru bilgilendirmek, hak endişelerini gidermek ve geleceğe güvenle bakmalarını sağlamak en temel önceliğimizdir" şeklinde konuştu. Depreme dayanıklı, sağlam ve güvenli binalarda yaşanması için herkesin üzerine düşen görevler olduğunu belirten Aydemir, "Vatandaşların da içinde olduğu çalışmayla modern mimari ile konforlu yaşam alanlarına kavuşulacak, mülk değeri artacak, ekonomik bir kazanç elde edilecek. Ayrıca, yeni yapılarda uygulanan enerji verimliliği sistemleri ile uzun vadeli tasarruf sağlanacak, aileler için sosyal donatı alanlarıyla desteklenen nitelikli çevreler oluşturulacaktır. Tüm bunların yanı sıra devletimiz, kentsel dönüşüm sürecine dahil olan vatandaşlara kira yardımı, taşınma desteği ve yerinde dönüşüm imkânları sunarak bu değişimi kolaylaştırmaktadır" dedi. Bursa’da kentsel dönüşüm yalnızca bir zorunluluk değil, aynı zamanda yatırımcılar için önemli bir fırsat olduğunu da dile getiren Aydemir, "2000 yılı öncesi yapı oranının yüksekliği, kent genelinde binlerce yapının yenilenmeye hazır olduğu anlamına gelmektedir. Günümüzde konut üretiminin yavaşlaması ve arzın daralmasıyla birlikte, kaliteli projelere olan talep artmıştır. Bu durum, özellikle markalı konut, karma kullanımlı projeler, ticari alanlar ve sosyal yaşam merkezleri gibi çok yönlü yatırımları daha cazip hale getirmektedir. Kentsel dönüşüm, yalnızca yeni binalar üretmek değil; yaşam kalitesini artırmak, şehri yeniden inşa etmek, ekonomiye ivme kazandırmak anlamına da gelmektedir. Bu düşüncede, Bursa’da atılacak her doğru adım, hem bireysel hem de toplumsal kazanç sağlayacaktır" şeklinde ifade etti. Kentsel dönüşüm, binaları değil, hayatları dönüştürme fırsatı sunduğunun altını çizen Aydemir, "Bu sürecin sürdürülebilir, adil ve başarılı olabilmesi için şeffaf iletişim, karşılıklı güven ve ortak akıl esastır. Vatandaşlarımız için güvenli bir gelecek, yatırımcılar için kazançlı bir fırsat, Bursa için ise daha dirençli, modern ve yaşanabilir bir kent vizyonu bu dönüşümle mümkün olacaktır. Unutmayalım, evlerimiz yalnızca dört duvar değil, hayatlarımızın merkezidir" dedi.

TETSİAD Başkan Adayı Ufuk Ocak Bursa'da projelerini açıkladı Haber

TETSİAD Başkan Adayı Ufuk Ocak Bursa'da projelerini açıkladı

Ev Tekstili Birlik Platformu’nun Bursa buluşması sektörün önemli isimlerini buluşturdu. Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TETSİAD) Başkan Adayı Ufuk Ocak, Podyum Davet’te düzenlenen ve 700’ü aşkın sektör temsilcisinin katıldığı buluşmada projelerini açıkladı. TETSİAD Yönetim Kurulu ve tüm Türkiye’deki ev tekstilcilerin ortak kararı ile güçlü bir destekle yola çıktığını vurgulayan Ocak, HOMETEX markası ile yurt dışında fuar organizasyonlarına imza atmayı planladıklarını dile getirdi. Ufuk Ocak, ayrıca Genç TETSİAD ve komisyonlar aracılığıyla sektörün tüm kesimlerini yönetim süreçlerine dahil edecek bir yapı kuracaklarını ifade etti. TETSİAD Başkanı Hasan Hüseyin Bayram ve TETSİAD Yönetim Kurulu Üyelerinin yanı sıra BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ve Meclis Başkanı Ali Uğur, DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Uludağ OSB Yönetim Kurulu ve Bursaspor Başkanı Enes Çelik, sektörün duayen isimleri ile organize sanayi bölgeleri, sanayici iş insanları dernekleri, sivil toplum kuruluşları ve meslek örgütlerinin başkanları da toplantıya yoğun ilgi gösterdi. "Ev tekstili Türkiye ekonomisinin lokomotifi" Sektörün geleceğini ortak akıl, dayanışma ve vizyoner projelerle inşa edeceklerini söyleyen TETSİAD Başkan Adayı Ufuk Ocak "Bu platform, ev tekstili sektörümüzün birlikte üretme kültürünün ve güçlü dayanışma ruhunun sembolüdür." dedi. Ocak, bugüne kadar edindiği yönetim tecrübesi ve saha bilgisiyle yeni bir dönemin kapılarını aralamaya hazır olduklarını belirtti. Türk ev tekstili sektörünün yıllık 3,5 milyar doları aşan ihracatı, 50 bini aşan istihdamı ve 2 binden fazla üretici firmasıyla Türkiye ekonomisinin lokomotiflerinden biri olduğunu vurgulayan Ocak, "Amacımız bu potansiyeli ileriye taşımak, markalarımızı dünya vitrinine çıkarmak." dedi. "Bu bir makam değil, ortak akıl yolculuğudur" Ufuk Ocak, ev tekstili sektörünün geleceğini yeniden şekillendirmek için yola çıktıklarını belirterek, adaylık sürecinin şahsi bir karar değil, ortak aklın ürünü olduğunu söyledi. "Bu yolculuk, sektörün içinden gelen, yıllardır emek veren, vizyoner ve deneyimli isimlerle yapılan uzun istişareler sonucunda atılmış bir adımdır." diyen Ocak, sektörün kanaat önderleri, genç kuşak temsilcileri ve mevcut yönetim kurulu üyeleriyle yapılan değerlendirmeler sonucunda ortak hedefler etrafında kenetlenme kararının alındığını ifade etti. Türkiye’nin dünya pazarlarında sürdürülebilirlik, teknoloji, dijitalleşme ve markalaşma gibi alanlarda güçlü adımlar atabileceğini vurgulayan Ocak, "TETSİAD’ın öncülüğünde sektörü daha ileri taşıyacak bir yapı kurmak için sorumluluk üstlendik." diye konuştu. Yeni dönemde oluşturulacak yönetim kurulunun hem tecrübeden hem de genç kuşakların dinamizminden besleneceğini belirten Ocak, bölgesel ayrışmalardan uzak, ortak hedeflere odaklanan, ulusal ve uluslararası projelerle ses getiren bir TETSİAD vizyonu ortaya koyacaklarını söyledi. "Hometex Türkiye'nin vitrini haline geldi" Ev tekstili sektörünün en büyük markalarından biri olan HOMETEX Fuarı’nın yeniden yapılandırılmasında önemli rol oynadıklarını kaydeden Ocak, "2021’de fuar iptal riskiyle karşı karşıyayken, sektörümüzü yalnız bırakmadık. KFA Fuarcılık ile birlikte HOMETEX markasını yeniden ayağa kaldırdık. Bu bir cesaret, vizyon ve kararlılık hikayesidir." diye konuştu. Yeni dönemde HOMETEX World projesiyle ABD, Afrika ve Körfez ülkeleri gibi stratejik pazarlarda fuarlar düzenleyeceklerini açıklayan Ocak, genç girişimciler ve kadın profesyoneller için Genç TETSİAD ve Kadın Girişimcileri kuracaklarını belirterek, "Beni en çok heyecanlandıran projemizdir. Gençlerle birlikte geleceği hazırlayacağız. Bursa’da birlikte çalıştığımız, listemizde yer alan 60 genç isim var. Diğer taraftan kadın çalışanlarımız, mühendislerimiz ve tasarımcılarımızın emekleri ile buralara geldik. Kadınların da etkinliğini artıracağız. Hep birlikte büyüyeceğiz, birlikte başaracağız. Sektörün her kesimini yönetime dahil eden şeffaf, kapsayıcı ve güçlü bir yapı kuracağız." ifadelerini kullandı. "Ev tekstili parlayan yıldız olmaya devam edecek" BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, yakın coğrafyada meydana gelen savaşlar, enflasyonist ortam ve pazarlardaki ciddi daralmaya rağmen ev tekstili sektörünün 3,5 milyar dolar yıllık ihracatı ve 9 dolara ulaşan ihracat birim değeri ile Türkiye’nin bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da parlayan yıldızı olacağını vurguladı. Sektörde en büyük sıkıntının "karsızlık" olduğunu belirten Burkay, "Ancak bu sorunları aşacak güce sahibiz. Bu salondaki birlik ve beraberlik, bu zor süreçten çıkışın en önemli itici gücü olacak." dedi. Sivil toplum kurumlarının her alanda paydaşlarının önünü açacak proje üretmek için göreve gelen yönetimlerden oluştuğunu belirten Burkay, "TETSİAD 1991 yılından bugüne kadar 34 yıldır her alanda sektörün önünü açacak projeleri yürüttü. Tüm dünyada fuarcılık bitme noktasına gelmişken, fuarımız elimizden giderken buna sahip çıktı. Biz de o dönemde KFA Fuarcılık olarak TETSİAD Yönetiminden gelen bu talebe kayıtsız kalamadık. Elimizi taşın altına koyduk. Bugün gelinen noktada HOMETEX yüzde yüz TETSİAD’a ait olan dünyanın alanında en büyük fuarlarından biri oldu. Bu başarı, gidişatı iyi okuyup bu riskleri göze alıp aksiyona geçen yönetimin başarısıdır. Bununla birlikte ev tekstili sektörümüzün de fuarını sahiplenmesi, başarıyı garanti eden en önemli unsurlardan biri oldu." dedi. TETSİAD ve tüm sivil toplum kurumlarının bir numaralı hedefinin zorluklardan çıkışa üyelerinin mevcudiyetlerini korumuş şekilde gelebilmelerini sağlamak olduğunu kaydeden Burkay, "Ufuk Bey bu anlamda güzel bir sunum yaptı. Bizim projeleri konuşmamız lazım. Özellikle genç ve kadın girişimcilere yönelik atılacak adımları çok kıymetli buluyorum. Bu akşam bu salon, bu projelere ne kadar sahip çıktığını gösteriyor." dedi. Türkiye’deki TETSİAD üyelerinin önceliğinin ev tekstili sektörü olduğunu kaydeden Burkay, "Bu birliktelik ancak bu şekilde sağlanırdı. Sene sonunda görevi devredecek TETSİAD Başkanımız Hasan Hüseyin Bayram ve yeni dönemde TETSİAD Başkan Adayı Sayın Ufuk Ocak’a birlik beraberliğimize sağladıkları katkılar için teşekkür ediyorum." dedi. TETSİAD Başkanı Bayram'dan Ufuk Ocak'a destek TETSİAD Başkanı Hasan Hüseyin Bayram, 2019 yılında seçildiği ve iki dönemdir yürüttüğü başkanlık görevinin yıl sonu itibarıyla sona ereceğini söyledi. Yaklaşık 6 yıldır sektörü ileri taşımak ve derneğin faaliyetlerini güçlendirmek adına özveriyle çalıştıklarını belirten Bayram, bu süreçte salgından doğal afetlere, küresel krizlerden savaşlara kadar pek çok zorlu süreci atlattıklarını ifade etti. HOMETEX Fuarı’nın geldiği noktanın da önemli bir başarı hikâyesi olduğunu söyleyen Bayram, fuarın 11 holde, 700’ü aşkın katılımcı ve 175 bin ziyaretçisi ile muhteşem bir organizasyon olduğunu ifade etti. Fuarın 32 yıldan bu yana düzenlendiğini, ancak pandemi döneminde iptal edilme riskiyle karşı karşıya olduğunu hatırlatan Bayram, "Pandemi bahane edilerek bu süreçte fuarımız habersiz şekilde iptal edildi. Sektörümüze ücretler geri ödenmedi. Fuar şirketi haksız bir kazanç elde etti. Bizler katılımcıların mağduriyetini dört yıl içinde telafi ettik. Toplam 6 milyon dolar zararı karşıladık. BTSO Başkanımız Sayın İbrahim Burkay’a ve KFA Fuarcılık ekibine bu noktada teşekkür ediyorum." dedi. Görev dönemleri boyunca karşılaştıkları tüm krizleri ortak akılla aştıklarını ifade eden Bayram, "Bu süreçteki özverili çalışmaların devam etmesini sağlamak adına Yönetim Kurulumuz ile yaptığımız toplantı neticesinde Ufuk Ocak’ın adaylığını destekleme kararı aldık. Birlikte başaracağız diyerek sektörümüzün de desteklerini beklediğimizi ifade ediyor, toplantımızın hayırlı olmasını temenni ediyorum." dedi. DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu, Türkiye’nin ev tekstili sektöründe önemli bir aşama kaydettiğini vurguladı. Türkiye’nin bugün kendi markalarıyla tüm dünyaya mal satabilir hale geldiğini ve ihracatta kilogram birim değerini 9 dolara taşıdığını ifade eden Memişoğlu, enflasyonist ortam ve döviz kurunun enflasyon oranında artmamasının sektörü zorladığını anlattı. Geçmiş dönemlerde TETSİAD’da görev aldığını hatırlatan Memişoğlu, "Ufuk Abimiz yeni dönemde bayrağı taşımaya aday oldu. İki türlü başkan profili var. İlki her şeyi tek başına yürüten, ikincisi ise ekip lideri olan. Eminim ki Ufuk Ocak herkesin başkanı olacak ve ekibiyle çalışan bir başkan olacak. Bizler bu sebeple Ufuk Ocak’ın yanındayız. Bugüne kadar her işte olduğu gibi bu süreçten de alnının akıyla çıkacağına inanıyorum. Kendisinin yanında olduğumuzu, beraber yol yürüdüğümüzü ifade ediyor, başarılar diliyorum." dedi. "Birlik beraberlikten gurur duydum" Ev tekstili sektörünün duayen isimlerinden Türkün Holding Yönetim Kurulu Başkanı Erol Türkün, toplantının yapıldığı salona girdiğinde karşılaştığı birlik beraberlik tablosundan duyduğu memnuniyeti ifade etti. Toplantıya katılan ve destek verenlere teşekkür eden Türkün, "Birlikten kuvvet doğuyor. Bu birlik ve beraberlik ile sektörümüz daha da güçlenecektir." dedi. Özellikle yurt dışı fuar katılımları ile kadın ve gençlerin yönetim süreçlerine dahil edilmesi noktasında Ufuk Ocak’ın projelerinin önemli olduğunu belirten Türkün, "Projelere destek veriyorum. Ev tekstili büyürse Türkiye büyüyecek." diye konuştu. "Ufuk Ocak'ın vizyonunu destekliyorum" Fistaş Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı İlhan Sarı, "Birlik ve beraberlik içinde sektörümüzü daha ileriye taşıma vizyonunu gönülden destekliyorum. Geleceğimizi birlikte konuşarak şekillendirmek ve daha sağlam temeller üzerine inşa etmek için buradayız." dedi. Sektörde güçlü bir değişim ve dönüşüm zamanının geldiğini vurgulayan Sarı, "Bu değişimin adı birliktir. TETSİAD gibi çatı kuruluşların gücünü daha etkin kullanmak, sadece iç pazarda değil, uluslararası pazarda da önümüzü açacaktır. ‘Birlik Platformu’ yaklaşımını önemsiyor ve destekliyorum. Ben de bu yolculuğun bir parçası olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum." dedi. Gürkan Brode Yönetim Kurulu Başkanı Davut Gürkan, Karesi Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Bayduz, Finber Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Altun, Ankara Ticaret Odası Meclis Üyesi Yalçın Yılmaz, Ege Bölgesi Sanayi Odası Meclis Üyesi Fatih Güven, DOSAB Yönetim Kurulu Başkanı Levent Eski, DOSABSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Onur Kutlualp, Kayapa OSB Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Toy, Barakfakih OSB Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Akyıldız, Bursa Deri İhtisas ve Karma Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Murat Çağlar, BUTTİM Yönetim Kurulu Başkanı Sadık Şengül, MARSİFED Başkanı Osman Akın, MÜÜSİAD Bursa Şubesi Başkanı Alparslan Şenocak ve ASKON Bursa Şubesi Başkanı Emre Yıldız gibi önemli isimlerin katıldığı toplantı toplu fotoğraf çekimi ile son buldu.

Emlak Piyasasında Hareketlilik... Haber

Emlak Piyasasında Hareketlilik...

Emlak ilan sitelerinde, 2025 Mayıs ayı itibarıyla Türkiye’nin büyükşehirlerinde dikkat çekici bir artış yaşandığını belirten uzmanlar, satışa çıkan konut sayısındaki bu yükseliş, yalnızca arz yönlü bir hareketlilik değil, aynı zamanda ekonomik şartların mülk sahipleri üzerindeki etkilerinin güçlü bir yansıması olarak değerlendirildiğini söyledi. Yüksek faiz oranlarının etkisiyle konut kredisi kullanımının zorlaştığını belirten Gayrimenkul Uzmanı Özkan Aydemir, bankalardan kredi ile ev almak neredeyse imkânsız hale gelirken, bu durum konut talebinde ciddi bir daralmaya yol açtığını söyledi. Elfi Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Özkan Aydemir, "Satışlardaki yavaşlama, özellikle yatırım hedefiyle alınan ikinci veya üçüncü konutların sahiplerini karar aşamasına itti. Artan yaşam maliyetleri ve enflasyon baskısıyla birlikte çok sayıda mülk sahibi, gayrimenkullerini elden çıkararak nakde dönme yolunu seçiyor. uzmanlar, özellikle son iki yılda yatırım amacıyla alınan konutların artık birer yük haline geldiğine dikkat çekiyor. Kiralar artmış olsa da, kira geliri çoğu zaman mülkün bakım, vergi ve kredi giderlerini karşılamaya yetmiyor. Bu nedenle, ilan sitelerinde yer alan konut sayısı hızla yükseliyor. Ancak bu satış çabasına rağmen, alıcı tarafında aynı ölçüde bir hareketlilik gözlenmiyor" dedi. Piyasadaki bu dengesizlik, aynı bölgede benzer özelliklere sahip daireler arasında bile ciddi fiyat farklarının oluşmasına sebep olduğunu belirten Aydemir, "Bazı ev sahipleri hâlâ yüksek beklentilerle satış yapmaya çalışırken, alıcılar temkinli davranmayı tercih ediyor. Ekonomik belirsizliklerin ve yüksek faiz ortamının etkisiyle, pek çok potansiyel alıcı fiyatların daha da düşeceği beklentisiyle bekle-gör stratejisi izliyor. Emlak sektörü temsilcileri, piyasanın henüz dengesini bulamadığını ve fiyatlara olan yansımanın zaman alacağını belirtiyor. Satışa sunulan konut sayısının artmasıyla birlikte, önümüzdeki aylarda fiyatlarda kademeli bir gerileme yaşanabileceği ifade ediliyor. Özetle, emlak piyasasında şu sıralar 'elden çıkarma' eğilimi öne çıkarken, satışa sunulan konutlar ile alım gücü arasındaki fark piyasanın yeniden şekillenmesini geciktiriyor" diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.