Hava Durumu

#Gazze

Yeni Marmara Gazetesi - Gazze haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gazze haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

BTÜ’DE LAUREN BOOTH’TAN KİMLİK MESAJI: “KENDİNİZ OLUN, HAYATINIZIN AMACINI KEŞFEDİN” Haber

BTÜ’DE LAUREN BOOTH’TAN KİMLİK MESAJI: “KENDİNİZ OLUN, HAYATINIZIN AMACINI KEŞFEDİN”

“What Is Your Identity?” başlıklı konuşmasında kendi hayatından örnekler paylaşan Booth, toplumsal beklentilere uyum sağlamak için gerçek kimliğini gizlemenin insanı mutsuzluğa sürükleyebileceğini belirterek, “Yanlış bir kimliği sürdürmek, her gün yalan bir hayat yaşamak gibidir” dedi. Sosyal medyada oluşturulan kusursuz yaşam görüntülerinin bireyler üzerindeki etkilerine de değinen Booth, insanın kendisini başkalarıyla kıyaslamak yerine kendi değerlerini tanıması gerektiğini vurguladı. İslamiyet’i seçme sürecinde Gazze’de yaşadığı deneyimin önemli bir dönüm noktası olduğunu dile getiren Booth, zor şartlar altında yaşamalarına rağmen inançlarını, umutlarını ve şükür duygularını koruyan insanların kendisini derinden etkilediğini ifade etti. BTÜ Mimar Sinan Yerleşkesi Turkuaz Salon’da gerçekleştirilen programa BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, rektör yardımcıları, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Manevi değerlerin, dürüstlüğün ve yaşam amacını keşfetmenin önemine dikkat çeken Booth, kimliğin yalnızca toplumsal aidiyetlerle değil, insanın benimsediği değerler ve hayatına yön veren seçimlerle şekillendiğini belirtti. Program, soru-cevap bölümünün ardından Rektör Naci Çağlar’ın Lauren Booth’a plaket takdim etmesi ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Bursa'da "İletişim Yüzyılı, Güçlü İletişim, Etkin Kamu" programı gerçekleştirild Haber

Bursa'da "İletişim Yüzyılı, Güçlü İletişim, Etkin Kamu" programı gerçekleştirild

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Bursa Bölge Müdürlüğünün koordinasyonunda, Bursa Valiliğinin ev sahipliğinde Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen programda, kamu iletişimi tüm yönleriye ele alındı. Programda konuşan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan Yardımcısı İlhami Giray Şahin, iletişimin yalnızca bilgi aktarmak veya bir duyuruyu kamuoyuyla paylaşmak olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Şahin, iletişimin devlet ile vatandaş arasındaki bağın güçlendirilmesi, doğru bilginin toplumla buluşturulması ve Türkiye'nin ulusal ve uluslararası alanda doğru anlaşılmasına katkı sunulması bakımından önemli bir sorumluluk alanı olduğunu ifade etti. Gelişen teknolojiyle birlikte iletişim alanında yalnızca araçların değil, anlamın, etkinin ve stratejinin de köklü bir değişim geçirdiğine dikkati çeken Şahin, günümüzde iletişimin haberler, televizyon yayıncılığı, gazeteler ve sosyal medya platformlarıyla sınırlı olmadığını söyledi. Yapay zeka modelleri ve algoritmaların da bu alanda etkili olduğunu dile getiren Şahin, belirli söylemleri öne çıkaran ve bunların benimsenmesini amaçlayan yaklaşımlarla da mücadele edildiğini kaydetti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Dünya 5'ten büyüktür" sözünü hatırlatan Şahin, bu ifadenin ardından dünyada bir değişim ve farkındalık sürecinin başladığını belirtti. Türkiye'nin Gazze konusundaki hassasiyetini ortaya koyan açıklamaların Birleşmiş Milletler başta olmak üzere dünyanın farklı noktalarında karşılık bulduğunu aktaran Şahin, "Orada yaşanan soykırımı ilk dile getirdiğimizde bunun dünya ölçeğinde tepkiye yol açacağını tahmin etmeyenler, bunlarla mücadele etmek adına farklı metotlar sergileyenler, bugün doğrunun ve hakikatin ortaya çıkmasında ne kadar başarılı olduğumuzu, ne kadar doğru bir söylemin tarafı olduğumuzu bir kez daha müşahede ediyorlar" dedi. "İletişimin hakikat üzerinden kurgulanması" İletişim alanındaki rekabetin yalnızca içerik üretimiyle sınırlı kalmadığını, anlamın ve gündemin şekillendirilmesi üzerinden de yürütüldüğünü vurgulayan Şahin, özellikle kriz dönemlerinde yayımlanan haberlerin, manipülatif görüntülerin ve kasıtlı olarak hazırlanan içeriklerin kısa sürede toplumsal endişeye neden olabildiğini ifade etti. Doğru ve yanlış bilgilerin birbirinden ayırt edilmesini zorlaştıran yoğun içerik akışının "infodemi" olarak tanımlandığını belirten Şahin, çok sayıda görüntü ve içeriğin dolaşıma girmesiyle doğru bilgiye ulaşmanın güçleştiğini söyledi. Bazı kişi ve grupların bu yoğunluğu provokatif ya da manipülatif amaçlarla kullanabildiğine işaret eden Şahin, iletişim faaliyetlerinin hakikat temelinde yürütülmesinin önem taşıdığını kaydetti. Şahin, "İletişim Başkanlığı olarak, hakikatin ortaya çıkarılması, doğru bilgiyle buluşulması ve bu bilginin bireyler ile tüm muhataplarımız tarafından kolaylıkla erişilebilir hâle getirilmesi için gayret gösteriyoruz. Bu çabamız kimi zaman yanlış haberlerin düzeltilmesi, kimi zaman toplumsal güvenin korunması, kimi zaman da kamu düzeninin güçlendirilmesi şeklinde tezahür ediyor. Ancak bütün bu çalışmalarımızın temelinde, doğru ve güvenilir bilgiye erişimin güvence altına alınması ve hakikatin sağlıklı bir biçimde kamuoyuna ulaştırılması hedefi yer alıyor" ifadelerini kullandı. İletişim Başkanlığının bilgilendirme faaliyetlerinin yanı sıra afet haberciliği alanında çalışmalar yürüttüğünü ve sosyal medya rehberi hazırladığını anlatan Şahin, Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi'nin (CİMER) işleyişine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. CİMER'in vatandaşların devlet kurumlarına hızlı ve etkin şekilde ulaşabilmesini sağlayan bir mekanizma olduğunu belirten Şahin, şöyle konuştu: "Dünyada eşi benzeri olmayan, vatandaşın yönetime bu kadar hızlı, bu kadar etkin katıldığı bir yöntem ve bir yaklaşım ortaya konuldu. Bugün CİMER olarak bildiğiniz, toplumun her konuda, her kesimin devletine anında ulaştığı bir mekanizma oluştu. Bu mekanizmayla beraber kişinin Bilgi Edinme Kanunu kapsamında, gerekli süre içinde, doğru bilgiye ulaştığı bir yöntem, halen süre geliyor ve bu sistem, çok iyi ve vatandaşımızın da yüksek memnuniyetiyle devam ediyor. Çok büyük bir çalışma. Vatandaşla devlet arasındaki gönül köprüsünü kurduğunuz andan itibaren kamu görevlilerinin, devletin yaptığı veya uyguladığı icraatların tamamını kapsayacak her konuda, vatandaşın yönetime katıldığı çok kıymetli bir platform." Eğitimde dezenformasyonla mücadele de ele alındı Eğitim programının içeriği hakkında bilgi veren Şahin, kurumsal itibar yönetimi, CİMER, dezenformasyonla mücadele, sosyal medya kullanımı ve yapay zeka destekli araştırma başlıklarında sunumlar yapılacağını belirtti. Şahin, "Program boyunca kurumsal itibar yönetimi, Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi, dezenformasyonla mücadele, sosyal medya kullanımı, yapay zeka destekli araştırma ile ilgili başlıklarda sunumlar gerçekleştirecek. Bu eğitimlerin kamu iletişimine ilişkin farkındalığınızı artıracağını, kurumlardaki uygulamalara katkı sağlayacağını ve devletimizdeki söylem birliğinde tutarlı bir yaklaşım ortaya konulacağına dair inancımız, tam" diye konuştu. Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Kevser Öztürk ve Bursa Vali Yardımcısı Salih Altun'un da konuşma yaptığı program, "Dezenformasyonun İletişim Boyutu: Algı, Manipülasyon ve Etki" başlıklı eğitimle devam etti.

MENAWİ’DEN GAZZE ÇAĞRISI: “FİLİSTİNLİLERİN UMUDA İHTİYACI VAR” Haber

MENAWİ’DEN GAZZE ÇAĞRISI: “FİLİSTİNLİLERİN UMUDA İHTİYACI VAR”

Programın konuğu Filistinli sosyolog Mariam Menawi, İsrail’in Filistinlilere yaşattıklarının bir soykırım olduğunu belirterek işgal altındaki yaşamın zorluklarını anlattı. Filistin’de insanların günlük hayatlarını özgürce sürdüremediğini, üniversitelerin kapatıldığını ve şehirler arasındaki ulaşımın dahi kontrol noktaları nedeniyle güçleştiğini ifade eden Menawi, Filistinlilerin kendilerine dayatılan koşullar altında yaşam mücadelesi verdiğini söyledi. Akademik çalışmalarında da Filistin kimliği ve Gazze konusunda çeşitli engellerle karşılaştığını dile getiren Menawi, bazı uluslararası kongrelerde “soykırım” yerine “savaş” ifadesinin kullanılmasının istendiğini aktardı. Buna rağmen Filistin’i anlatmaya devam edeceğini vurgulayan Menawi, eğitimin Filistin halkı için bir direniş aracı olduğunu belirterek Türk akademisyenlere Filistin üniversiteleriyle ortak araştırmalar ve bilimsel projeler yürütme çağrısında bulundu. Gazze’de hayatta kalan insanların psikolojik, sosyal ve insani açıdan büyük desteğe ihtiyaç duyduğunu söyleyen Menawi, uluslararası kamuoyuna Filistin’de yaşananları araştırma, gerçeği paylaşma ve dayanışmayı sürdürme mesajı verdi. Programda ayrıca Filistin meselesinin uluslararası hukuk çerçevesinde ele alınmasının önemi vurgulanırken, Menawi’nin “Filistin bizim, taviz vermeyiz” sözleriyle ülkesine bağlılığını dile getirmesi dikkat çekti.

Bursa’da çocuklardan Filistinli yaşıtlarına dayanışma mesajı Haber

Bursa’da çocuklardan Filistinli yaşıtlarına dayanışma mesajı

“Filistinli Çocuklar İçin Çiz” etkinliği, Filistinli çocukların yaşadığı zorluklara dikkat çekmek amacıyla Bursa’da gerçekleştirildi. Etkinlikte çocuklar, Gazze’deki yaşıtları için ev, okul, park ve güvenli bir gelecek temalarını resimlerine taşıdı. Etkinlikte konuşan 10 yaşındaki Gazze’li Munzir Yazıcı, savaşın çocukların günlük yaşamı üzerindeki etkisini anlattı. Munzir, Gazze’de bazı çocukların ailelerini kaybettiğini, eğitim ve temel ihtiyaçlara erişimde zorluk yaşadığını belirterek, çocukların savaş yerine güvenli bir ortamda büyümesi gerektiğini ifade etti. Munzir, kendi yaşamından örnekler vererek okuluna gidebildiğini, arkadaşlarıyla oynadığını ve ailesiyle birlikte olduğunu söyledi. Gazze’deki çocukların ise benzer bir günlük yaşam sürdüremediğini dile getiren Munzir, etkinlikte onların yaşadıklarını duyurmak için resim çizdiklerini belirtti.Yetim Vakfı Başkanı Ali Yılmaz da etkinliğin yalnızca bir resim çalışması olmadığını, çocukların çizimleri aracılığıyla Filistinli yaşıtlarına yönelik dayanışma mesajı vermeyi amaçladığını söyledi.Yılmaz, savaşın çocukların eğitim, aile yaşamı ve psikolojik durumları üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, çocukların çizimlerinde güvenli evleri, okulları ve savaşın olmadığı bir geleceği resmettiğini ifade etti.Etkinlik, çocukların hazırladığı resimlerin paylaşılmasıyla sona erdi.

Srebrenitsa Soykırımı'nda hayatını kaybedenler Bursa'da anıldı Haber

Srebrenitsa Soykırımı'nda hayatını kaybedenler Bursa'da anıldı

Tayyare Kültür Merkezi'ndeki programa, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba'nın yanı sıra AK Parti Bursa Milletvekilleri Emine Yavuz Gözgeç ve Ayhan Salman, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Filibe Müftüsü Taner Veli, İl Müftü Vekili Muharrem İslamoğlu, Bosna Hersek ve Bosna Sancak bölgesi derneklerinin yöneticileri, siyasi partilerin temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Program, ‘İnsanlığın Vicdanında Srebrenitsa, Hakan Aydın'ın Gözünden Marş Mira (Barış Yürüyüşü) Fotoğraf Sergisi'nin açılışıyla başladı. Protokol üyeleri, sanatçı Hakan Aydın'ın anlatımıyla, Srebrenitsa'da her yıl düzenlenen Marş Mira yürüyüşü ile kimlik tespiti tamamlanan kurbanların cenaze törenlerini yansıtan fotoğraf sergisini gezdi. Serginin ardından yapılan anma programı, İmam Hatip Muhammet Lütfi Taşçı'nın Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı. "Aradan geçen yıllar, yalananları acısını hafifletmedi" Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, konuşmasına Srebrenitsa Soykırımı'nın 31. yıldönümünde hayatını kaybeden canları anarak başladı. Srebrenitsa'da yaşananların bütün insanlığın vicdanında derin izler bıraktığını söyleyen Başkan Vekili Biba, "Temmuz 1995'te, dünyanın gözleri önünde binlerce masum insan sadece kimlikleri ve inançları nedeniyle katledildi. Anneler evlatsız, çocuklar babasız kaldı. Aradan geçen yıllar, yaşananların acısını hafifletmedi. Bizlere düşen görev, benzer acıların bir daha yaşanmaması için ortak vicdanı güçlendirmektir. Bu nedenle Srebrenitsa'yı anmak, geleceğe karşı da sorumluluk almaktır" dedi. "Bütün insanlığa karşı ilenmiş bir suçtur" Açılışı yapılan fotoğraf sergisinin yalnızca kareler sunmadığının altını çizen Başkan Vekili Biba, yaşananların unutulmaması gerektiğini bir kez daha hatırlattı. Tarih boyunca zulmün karşısında, mazlumun yanında durmayı ilke edinmiş bir medeniyetin evlatları olduklarını belirten Başkan Vekili Biba, "Nerede bir gözyaşı varsa onu dindirmeyi, nerede bir haksızlık varsa ona karşı ses yükseltmeyi insanlık vazifesi olarak görüyoruz. Dili, dini, milliyeti ne olursa olsun; masum bir insanın hayatına kastetmek bütün insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Bu anlayışla Srebrenitsa'da hayatını kaybeden kardeşlerimizi bir kez daha rahmetle anıyoruz. Geride kalan ailelerinin acısını yürekten paylaşıyoruz. Rabbim, dünyayı savaşların değil barışın, nefretin değil; merhametin, ayrışmanın değil; kardeşliğin hâkim olduğu bir geleceğe ulaştırsın" diye konuştu. "Millet olarak güçlü olmaktan başka çaremiz yok" AK Parti Bursa Milletvekili Ayhan Salman, Avrupa'nın göbeğinde, göz ve saç renkleri kendilerine benzeyen ama inançları farklı olan Müslüman Boşnakların soykırıma uğradığını söyledi. Yaşanan acıları lanetlediklerini belirten Salman, "Soykırım, kendilerine ‘medeni' diyen Avrupa'nın göbeğinde yaşandı. Aliya İzzetbegoviç, ‘Soykırımı asla unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır' demiştir. Ben de dedeleri Bosna'dan gelen bir kardeşinizim. Dedelerimiz de benzer soykırımları yaşamış. O nedenle unutmamak çok önemlidir. Aliya'nın dediği gibi ‘Evlatlarınızı iyi, saygılı ve asil yetiştirin. Ama güçlü olmalarını isteyin. Çünkü medeni dünya güçten başta hiçbir şeyden anlamaz'. Cumhurbaşkanımızın ‘Dünya 5'ten büyüktür', ‘Daha adil bir dünya mümkündür' demesi bu yüzden kıymetlidir. Millet olarak güçlü olmaktan başka çaremiz yok" dedi. "Bizim medeniyetimiz merhamet medeniyetidir" AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç ise, Srebrenitsa'nın 8 bin 372 şehidin adı ve soykırımın yaşandığı bir yer olduğunu dile getirdi. Bugün dahi yakınlarının mezarlarını arayanların olduğunu hatırlatan Gözgeç, "Soykırım dünyanın gözü önünde yaşandı. Aliya İzzetbegoviç, ‘Srebrenitsa, insan onurunun ve ahlakının sınandığı bir yerdir' demiştir. Bugün de Gazze'de yaşananlar karşısında dünya yine sessizdir. Tüm bunlar yaşanırken insanlığın ortak vicdanı Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmuştur. Bizim medeniyetimiz merhamet medeniyetidir. Tüm dünyanın da merhamet medeniyetine ihtiyacı vardır" diye konuştu. Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz ise, acıyı diri tutmak ve geleceği yeniden inşa edecek bir bilinci oluşturmak adına bir araya geldiklerini söyledi. Uygarlığın ortasındaki Srebrenitsa'da soykırım yaşandığını ifade eden Yılmaz, "Türk Milleti olarak yüzyıllarca Balkanlarda kimsenin dinine ve kimliğine karışmadan bir arada yaşama kültürünü ortaya koyduk. Son yüzyılda yaşananlar Avrupa'nın hiçbir zaman medeni olmadığı bir kez daha göstermiştir. Umarım bu acıdan dersler çıkarmaya devam ederiz. Aliya İzzetbegoviç başta olmak üzere tüm şehitlerimizi rahmetle ve minnetle yad ediyorum" dedi. Konuşmaların ardından Başkan Vekili Biba tarafından fotoğraf sanatçısı Hakan Aydın'a günün anısına hediye takdim etti. Ardından İl Müftü Vekili Muharrem İslamoğlu, soykırımda hayatını kaybedenler anısına dua okudu. ‘Nereye gidiyorsun Aida' isimli film gösterimiyle devam eden programın sonunda, katılımcılara aşure ikram edildi.

Bursa Valisi Ayyıldız'dan bayram mesajı Haber

Bursa Valisi Ayyıldız'dan bayram mesajı

Bursa Valisi Erol Ayyıldız Kurban Bayramı vesilesiyle kutlama mesajı yayımladı. Vali Ayyıldız, kutlama mesajının yanı sıra vatandaşların trafikte daha dikkatli olmalarını tembihleyerek "Vatandaşlarımızın bayramı huzur, güven ve sağlık içerisinde geçirebilmeleri amacıyla ilgili tüm kurumlarımız gerekli tedbirleri almış olup, görevli personelimiz bayram süresince titizlikle çalışmalarını sürdürecektir. Bu vesileyle, özellikle seyahate çıkacak vatandaşlarımızdan trafik kurallarına hassasiyetle uymalarını, aşırı hızdan kaçınmalarını ve emniyet kemeri kullanımına özen göstermelerini önemle rica ediyorum. Unutmayalım ki trafik kuralları, hayatımızı korumak içindir" ifadelerini kullandı. Bursa Valisi Erol Ayyıldız Kurban Bayramını kutlama mesajında şu cümlelere yer verdi: "Paylaşmanın, yardımlaşmanın, dayanışmanın ve kardeşliğin en güzel şekilde yaşandığı mübarek Kurban Bayramı’na bir kez daha ulaşmanın huzur ve mutluluğunu hep birlikte yaşıyoruz. Bayramlar; sevgi, saygı, hoşgörü ve birlik duygularının güç kazandığı, gönüllerin buluştuğu, kırgınlıkların unutulduğu müstesna zamanlardır. Kurban Bayramı ise yalnızca bir ibadet değil; aynı zamanda teslimiyetin, fedakârlığın, paylaşmanın ve toplumsal dayanışmanın en güçlü sembollerinden biridir. Millet olarak bizi güçlü kılan; tarihimizden, kültürümüzden ve manevi değerlerimizden aldığımız birlik ruhudur. Bu mübarek günlerde ihtiyaç sahiplerini gözetmek, büyüklerimizi ziyaret etmek, yetimlerin ve kimsesizlerin gönüllerine dokunmak, bayram sevincini hep birlikte yaşamak en önemli sorumluluklarımız arasındadır. Bu anlamlı günlerde vatan uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor, kahraman gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz. Kurban Bayramı’nın şehrimize, ülkemize, milletimize, İslam âlemine, başta Gazze ve Filistin olmak üzere tüm mazlum coğrafyalara ve insanlığa sağlık, huzur, bereket ve barış getirmesini temenni ediyor; Bursalı hemşehrilerimin ve aziz milletimizin mübarek Kurban Bayramı’nı en kalbi duygularımla kutluyorum."

HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Türkiye'nin bütün meydanları Taksim Meydanı'dır" Haber

HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Türkiye'nin bütün meydanları Taksim Meydanı'dır"

HAK-İŞ Konfederasyonu 1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü'nü; Bursa ili Gökdere Meydanı'nda kutladı. 1 Mayıs temasını "Birlik, Mücadele, Dayanışma ve Savaşa Hayır" olarak belirleyen HAK-İŞ'in kutlama programına Bursa başta olmak üzere, Yalova, Bilecik, Kocaeli, Sakarya, İstanbul, Balıkesir, Düzce, Eskişehir, Kütahya, Çanakkale, Bolu, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Karabük illerinden katılım sağlandı. Yaklaşık 15 bin kişinin katılım sağladığı programda vergide adalet, hayat pahalılığıyla mücadele, sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması, mevsimlik-geçici ve kampanya işçilerinin sorunlarının çözümü, mutlak iş güvencesi ve adil bir emeklilik sistemi gibi birçok konu ele alındı. Ayrıca Gazze başta olmak üzere İran, Sudan ve Lübnan'da sivillerin hedef alındığı saldırılar da kınandı.HAK-İŞ'in 1 Mayıs kutlamalarına Sudan İşçi Sendikaları Federasyonu (SWTUF) Genel Başkanı Abdülkadir Sırrulhatme de katılım sağladı. Bu çerçevede, Sudan halkının egemenlik haklarına ilişkin birlik ve dayanışma mesajları verildi. Program, belediye işçilerinden oluşan müzik grubu olan 'Grup Şantiye' tarafından verilen konser ile başladı. "Sudan'ın mücadelesini, SWTUF mücadelesini güçlü bir şekilde destekliyoruz" Programda bir konuşma gerçekleştiren HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, HAK-İŞ'in uluslararası bir sivil toplum örgütü olduğunu belirterek, sadece Türkiye'de değil tüm dünyada haksızlığa uğrayan insanların yanında olduklarının altını çizdi.Bu çerçevede Sudan'daki iç savaşa değinen Arslan, Hızlı Destek Kuvvetleri adlı örgütün Sudan halkına soykırım uyguladığını ve sivil halka karşı katliam gerçekleştirdiğini dile getirdi. Arslan, "Bugün yaşananlara karşı sesimizi yükseltmezsek bu hainler, bu emperyalist güçler üstümüze üstümüze geliyor. Onun için SWTUF ile beraber yaklaşık 8 yıldır darbecilere karşı mücadele ettik. SWTUF'un genel merkezinin yeniden açılması için destek olduk. Sudanlı kardeşlerimiz 15 Temmuz'dan sonra ülkemize gelip Ankara Kızılay'daki mitingimize katıldı. Abdulkadir bey de bu mitinge katılarak Türkiye'nin yanında olduğunu ifade ettiler. Bir taraftan ülkeyi emperyalistlere peşkeş çeken alçaklar varken bir tarafta bizimle beraber yürüyen Sudan halkı vardı. Onun için bu meydandan Sudan'ın mücadelesini, SWTUF mücadelesini güçlü bir şekilde desteklediğimizi ifade edelim" şeklinde konuştu. "İkinci Sumud inşallah Gazze'nin kurtuluşunun habercisi olacak" Arslan, HAK-İŞ olarak Gazze ile bağlarını koparmadıklarını da söyleyerek, bu çerçevede Gazze ve Filistin için mücadeleye davam edeceklerini bildirdi. Bu kapsamda Gazze'ye yardım için yola çıkan Sumud Filosu'na selam gönderen Arslan, "Gazze'deki zulümlerin dünya tarafından yakından görülebilmesi için insani yardımların rahat gidebilmesi için yola çıkan Sumud Filosu'nda bizim de bir kardeşimiz o mücadelenin içinde yer alıyor. Fatma Zengin kardeşimize buradan bir kez daha selam gönderiyoruz. Allah onun yardımcısı olsun. Sumud bizim hayallerimizi temsil ediyor. Sumud Gazze'nin ufuklarında yeni bir güneş doğmasını temsil ediyor. Sumud ateşkesin gerçekten sağlanmasını, barışın mutlaka gelmesini, başkenti Kudüs olan bağımsız özgür bütün dünyanın tanıdığı bir Filistin Devleti kurulması için önemli bir meşale yaktı. Birinci Sumud ile Filistin'de, Gazze'de ateşkesi şeklen de olsa başardık. İkinci Sumud inşallah Gazze'nin kurtuluşunun habercisi olacak" ifadelerine yer verdi. "Bursa'ya gelişimiz HAK-İŞ'in kararıdır" HAK-İŞ olarak 2020 yılında 1 Mayıs kutlamalarını Bursa'da gerçekleştirmek istediklerini fakat pandemi nedeniyle bunu gerçekleştiremediklerinin altını çizen Arslan, "Bursa'ya borcumuz vardı. Bu meydanları doldurup Bursa'yla kucaklaşmak, Bursa'yla beraber yola devam etmek istiyorduk. Onun için 6 yıl geç olsa da ocak ayındaki yönetim kurulumuz Bursa'da 1 Mayıs etkinliklerinin yapılmasına karar verdi. Ocak ayında, yaklaşık 5 ay önce 1 Mayıs'ı Bursa'da kutlama kararı aldık. Bazı çevreler başka şeyler arıyorlar. Aramayın boşuna. HAK-İŞ bağımsız, özgür bir kuruluştur. Hiçbir kararını hiçbir yerin etkisinde kalmadan vermektedir. Onun için Bursa'ya gelişimiz HAK-İŞ'in kararıdır. İyi ki bu kararı verdik ve iyi ki buradayız" açıklamasında bulundu. Arslan, 1 Mayıs kutlamalarının sadece bir güne sığdırılamayacağını aktararak, HAK-İŞ olarak 1 Mayıs kutlamalarını 1 haftaya yaydıklarını ve çeşitli etkinlik ve programlara kutlamaya devam edeceklerini söyledi. "Türkiye'nin bütün meydanları Taksim Meydanı'dır" HAK-İŞ'in 1 Mayıs'ı ideolojik yaklaşımlara taşıyanlara karşı mücadele başlattığını söyleyen Arslan, sözlerine şu şekilde devam etti: "Türkiye'nin bütün alanları 1 Mayıs alanı. Türkiye'nin bütün meydanları Taksim Meydanı'dır. Onun için biz yaklaşık 15 yıldır Türkiye'nin her bölgesinde birlik, mücadele, dayanışma gününü kutlamaya devam ediyoruz. Taksim'e sıkıştırılmış copların, TOMA'ların, gazların kullanıldığı bir 1 Mayıs bizim için 1 Mayıs olamaz. Biz sorunlarımızı meydanlarda yüksek sesle konuşacağız. Taleplerimizi ifade edeceğiz. Birliğimizi güçlendireceğiz. Ama polisle, jandarmayla, güvenlik güçleriyle çatışarak ülkeyi kaosa götürme oyunlarını sizin sayenizde bozduk Allah'a şükür. Bugün Türkiye'nin pek çok meydanında birlik, beraberlik, kardeşlik ruhu içerisinde 1 Mayıs etkinliklerini gerçekleştiriyoruz. Ama üzüntülerimiz var. 1977 yılında 1 Mayıs'ta Taksim'deki provokasyonlarla 37 emekçi kardeşimizin çoğu ezilerek öldü, 1977 katliamının hesabı hala sorulamadı. Komisyonlar kuruldu, araştırmalar yapıldı ama ne yazık ki 1 Mayıs 77'nin failleri bulunamadı. Buradan tekrar sesleniyoruz. Bu karanlık güçler yakalanmalı." "Daha güçlü bir sendika için mutlaka iş güvencesini gerçek anlamda ülkemize kazandırmamız gerekiyor" Arslan, 1 Mayıs'taki mottolarının sorunlarını yüksek sesle ve anlaşılır bir dilde ifade etmek olduğunu kaydederek, "Buraya katılan sendikacı kardeşlerimiz mücadelesini bayraklaştırmış bugün bu meydana anlam katan değerli emekçilerimiz sorunlarımız var. Bu sorunların çözümü için taleplerimizi buradan sıralıyoruz. Sendikal örgütlenmenin önündeki en büyük engelin iş güvencesinin olmamasıdır. Onun için sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kalkarken önce gerçek anlamda bir iş güvencesi istiyoruz. Bugünkü iş güvencesi bizi tatmin etmiyor. Bizim sorunlarımızı çözmeye yetmiyor. 17 milyon işçinin olduğu bu ülkede 2 buçuk milyon sendikalı işçi bunu hak etmiyor. Emekçiler hak etmiyor. Daha fazlasına ihtiyacımız var. Daha güçlü bir sendika için, daha güçlü bir emek hareketi için mutlaka iş güvencesini gerçek anlamda ülkemize kazandırmamız gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu. "Az kazanandan çok, çok kazanandan az vergi alınan bir sisteme itiraz ediyoruz" Vergi sistemine yönelik eleştirilerde de bulunan Arslan, sistemin değişmesi gerektiğine vurgu yaparak, "Vergide çok kazanandan ne yazık ki az, az kazanandan çok vergi alan bir yanlış gerçekten makul olmayan bir düzen var. Bu vergi sistemine itiraz ediyoruz. Bu sistem bizim taleplerimizi karşılamıyor. Düşünebiliyor musunuz? Almanya'daki bir işçi evliyse evlilik her çocuk için vergi indirimi sağlarken bizim ülkemizde ne yazık ki bunlar olmuyor. Almanya'daki bir işçi temel tüketim malları için harcadığı kalemleri vergiden düşerken ne yazık ki bizde bunlar sağlanmıyor. Aile yükümlülüklerimiz ne yazık ki dikkate alınmıyor. Önceden sekizinci ayda, dokuzuncu ayda yüzde 20'lik dilime girerken şimdi ne yazık ki dördüncü ayda yüzde 20, yedinci ayda yüzde 27'lik dilimlere giriyoruz ve bu yüzde 40'lara kadar gidiyor. Böyle bir vergi sistemine itiraz ediyoruz. Bunun değişmesi için gerçek anlamda bir vergi sistemine Türkiye'nin acilen kavuşmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Emeklilik sisteminin bu şekilde devam etmesine asla izin vermemeliyiz" Arslan, emeklilik sisteminde sorunlar olduğunu kaydederek, "Dünyanın hiçbir ülkesinde sistemde daha fazla kalarak daha az maaş alan başka bir emekli grubu yok. Bu bizim ülkemize has ne yazık ki. Hazine ve Maliye Bakanı'na gittik. Çalışma Bakanı'na gittik. Cumhurbaşkanı Yardımcısı'na gittik. Partilerin grup başkanlarına gittik. Dedik ki 'bu adaletsizliği görün.' Görüyorlar ve çözmüyorlar. Bunun bir an evvel sonuçlanması için vergi sisteminin nasıl ki değişmesini istiyorsak emeklilik sisteminin de bu şekilde devam etmesine asla izin vermemeliyiz" dedi. "Asgari ücret tespit yapısının mutlaka değişmesi gerekiyor" Asgari Ücret Tespit Komisyonu yapısının değişmesi gerektiğini kaydeden Arslan, hükümetle beraber işverenler ve işçilerin olduğu Asgari Ücret Tespit Komisyonu yapısının misyonunu tamamladığını belirtti. Mevcut asgari ücret tespit yapısının yanlış olduğunu daha önce de dile getirdiklerini ifade eden Arslan, "Dünyadaki örneklerden yola çıkalım. Asgari ücret tespit komisyonunu oluşturalım. Buna göre asgari ücret belirleyelim. Ne yazık ki hükümet Bakanımıza ifade etmemize rağmen hükümetimiz ne yazık ki Asgari Ücret Tespit Komisyonu konusunda adım atmadı. Ve işverenlerle hükümet asgari ücreti belirledi. Türkiye'ye bu yakışmıyor. HAK-İŞ olarak bunu kabul edemiyoruz. Bu yapının mutlaka değişmesi gerekiyor. İşverenlerin ve hükümetin belirlediği asgari ücret bizim asgari ücretimiz olamaz. Biz bunu kabul etmiyoruz. Buradan bir kez daha sesleniyorum; 'Sayın Bakanımız geliniz Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nu beraber oluşturalım, yeni bir yapı kuralım. Asgari ücret gerçek asgari ücret olarak belirlensin'" çağrısında bulundu. "125 bin ev işçisini sendikalarımıza üye yaptık" Arslan, Türkiye'deki kayıt dışı istihdam verilerine de değinerek, kayıt dışı istihdamda bulunan işçilerin sayısının fazla olduğunu ve bu durumun kayıtlı işletmelere karşı haksızlık doğurduğunu kaydetti. Kayıt dışı istihdama karşı harekete geçtiklerini ifade eden Arslan, "Bunun için HAK-İŞ olarak Türkiye'de 1 milyon 500 bin olan ev işçilerinin örgütlenmesi için yola çıktık. Aslında bunu devletimizin yapması gerekiyor. Kayıt dışıyla mücadeleyi devlet birinci görev yapmalı. Ama biz de yapmaya çalışıyoruz. Türkiye'deki 1 buçuk milyon kayıt dışı çalışan ev işçilerinin kayıt altına alınması için, iş kanunu kapsamına alınmaları için onların sendikalarına üye yapıyoruz. 125 bin ev işçisini sendikalarımıza üye yaptık. Bunları devam ettireceğiz" dedi. "12 Eylül 1980 öncesi kıdem tazminatımıza geri dönmek istiyoruz" Arslan, 1980 yılındaki askeri darbe sonucu sendikaların kapatılmaya zorlandığını ve birçok kazanımın geri alındığını söyledi. Alınan haklardan birinin de kıdem tazminatının yapısı olduğunu söyleyen Arslan, "Bugün biz 12 Eylül 1980 öncesi kıdem tazminatımıza geri dönmek istiyoruz. Şu hale bakın 50 yıl geçmiş kıdem tazminatımızı 50 yıl öncesinde arıyoruz. Bu gerçekten Türkiye'ye yakışmıyor" şeklinde konuştu. "Ara buluculuk sisteminin külliyen kaldırılmasını istiyoruz" Ara buluculuk sistemiyle işçilerin haklarının gasp edildiğini belirten Arslan, buna karşı olduklarını dile getirerek, "Ara buluculuk marifetiyle haklarımızın gasp edildiği bir dönem yaşıyoruz. O nedenle bugün sistemde olan ara buluculuk sisteminin külliyen kaldırılmasını istiyoruz. Haklarımızın gasp edilmesine asla izin vermeyeceğiz" açıklamasında bulundu. Arslan, özelleştirmelerin artmasının konuşulduğu bir dönemde sayısı 2 milyona yakın taşeron işçiye kadro verilmesinden ötürü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a teşekkür etti. Staj ve çıraklık mağdurlarının sorunlarının giderilmesi gerektiğinin altını çizen Arslan, HAK-İŞ olarak bu konuda desteklerine devam edeceklerini kaydetti. Arslan, Türkiye'de emek hareketinin gelişiminin durduğunu söyleyerek, "Ülkemizin geleceği için bu ülkenin kaynaklarının imkanlarının potansiyelin olduğuna inanıyoruz. Ülkemizden umudumuzu kesersek başkalarının yaşadıklarını yaşarız. Biz Türkiye'nin ekonomik gücünün Türkiye'nin imkanlarının Türkiye'nin fırsatlarının emekçilerin inançlı çalışkanlığıyla Türk milletinin bu konudaki gerçekten mücadelesiyle bu sorunları aşacağımıza inanıyoruz" dedi.

Yüz Ağdası
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.