Hava Durumu

#Gelenek

Yeni Marmara Gazetesi - Gelenek haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gelenek haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Atadan toruna asırlık bayram geleneği: 10 bin kişiye keşkek dağıtıldı Haber

Atadan toruna asırlık bayram geleneği: 10 bin kişiye keşkek dağıtıldı

Sakarya’nın Hendek ilçesi Dikmen Mahallesi’nde 117 yıldır sürdürülen toplu bayramlaşma ve keşkek ikramı geleneği, bu yıl da yoğun katılımla gerçekleştirildi. Sabahın erken saatlerinde yakılan ateşlerde pişirilen 32 kazan keşkek, bayram namazının ardından yaklaşık 10 bin kişiye dağıtıldı. Hendek’in yüksek kesimlerinde bulunan Dikmen Mahallesi’nde kuşaktan kuşağa aktarılan asırlık gelenek bu yıl da sürdürüldü. Hava sıcaklıklarının düşmesine ve yağışlı havaya rağmen mahalle meydanında toplanan vatandaşlar, bayramlaşmanın ardından keşkek ikramına katıldı. Mahalle sakinlerinin imece usulüyle hazırladığı organizasyonda yaşlılar ve alana gelemeyenler için de evlere servis yapıldı. "Bayrağı babamdan devraldım" Yaklaşık 28 yıldır kazan başında olduğunu belirten keşkek ustası Cevat Akdağ, "Yaklaşık 30 ila 32 kazan keşkek yapıyoruz, 10 bin kişiye yetecek şekilde hazırlıyoruz. 28 senedir babamın yanında öğrenerek bu işi sürdürüyorum. Bayrağı bana teslim etti, ben de ileride çocuklarıma bırakacağım. Bu kadar insanı bir araya getirmek kolay değil, bu yüzden çok değerli bir gelenek" dedi. "Bir kazanla başladı, bugün onlarca kazana ulaştı" Organizasyonun geçmişine değinen Sıttık Polcucu ise "Dedelerimizden kalan bir gelenek. Biz şu an dördüncü kuşağı temsil ediyoruz. Herkesin katkısıyla imece usulüyle yapılıyor. İlk zamanlarda bir kazanla başlayan keşkek ikramı bugün 30’dan fazla kazana ulaştı. Hava şartlarına rağmen katılım oldukça yoğun. Ayrıca yaşlılar ve gelemeyenler için keşkekleri evlerine ulaştırıyoruz" diye konuştu.

Rumeli geleneği Bursa'da sahura renk kattı Haber

Rumeli geleneği Bursa'da sahura renk kattı

İnegöl’de asırlardır sürdürülen geleneğin yaşatılması amacıyla vatandaşlar sahura Rumeli ezgileriyle uyandırıldı. Yöresel kıyafetler giyinip müzik eşliğinde sokaklarda dolaşarak vatandaşları sahur için çağıran Rumeli Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği üyeleri; tef, darbuka, akordeon ve klarnetle Balkan müzikleri çalarak sokak sokak dolaştı. İlçe sakinleri, bu neşeli müziklerle sahura kalkmanın keyfini yaşarken, dernek üyeleri de yöresel halk oyunlarını sergileyerek etkinliğe renk kattı. Ekipte yer alan görme engelli akordeon sanatçısı Hüseyin Şentürk de, çaldığı ezgilerle büyük beğeni topladı. Pencerelere çıkan vatandaşlar gençlerin performansına alkışlayarak destek verdi. Etkinlikte yer alan görme engelli akordeon sanatçısı Hüseyin Şentürk de çaldığı ezgilerle büyük beğeni topladı. Mahalleli, gençlere evlerinde yaptıkları börek ve tatlılardan ikram etti. Ekip, yaklaşık 5 kilometre yürüyerek etkinlik boyunca toplanan böreklerle sahurlarını yaptı. İnegöl Rumeli Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Serdar Ay, "Dernek olarak her yıl olduğu gibi bu yıl da sahur programı düzenledik. Bu akşam kültürel kıyafetlerini giyen Folklor ekibimizle İnegöllüleri sahura kaldırıyoruz. Bizim derneğimizde bu bir gelenek oldu. Her ramazan ayında yapıyoruz. Her sokakta vatandaşlar bizlere eşlik ediyorlar. Güzel kültürel bir etkinlik oluyor. Bu gelenek 15 yıldır devam ediyor. Bu akşam davulcular görevi bize bıraktı. Herkese teşekkür ediyoruz. Herkesin ramazan ayını ve gelmekte olan bayramını kutluyorum" dedi.

Bursa'da Balkan esintili sahur Video Galeri

Bursa'da Balkan esintili sahur

     Bursa'nın Osmangazi ilçesine bağlı Gülbahçe ve Selamet Mahallelerinde Ramazan ayına özgü Rumeli sahur geleneği bu yıl da renkli görüntülere sahne oldu. Rumeli ve Balkan kökenli vatandaşların yoğun olarak yaşadığı mahallelerde, meşaleler, çalgılar ve geleneksel Balkan kıyafetleriyle sokak sokak dolaşan grup, söyledikleri şarkı ve türkülerle mahalleliyi sahura kaldırdı.      Gecenin ilerleyen saatlerinde başlayan etkinlikte mahalle sakinleri balkonlara ve pencerelere çıkarak söylenen türkülere eşlik etti. Kapı kapı dolaşan grup için mahalle sakinleri tarafından hazırlanan börek ve çeşitli ikramlar dağıtıldı. Tüm mahalle gezildikten sonra toplanan yiyeceklerle birlikte sahur yapıldı.      Renkli görüntülerin oluştuğu etkinlikte çocuklardan yaşlılara kadar çok sayıda mahalle sakini sokağa çıkarak bu geleneğe ortak oldu.      BURFEM (Bursa Folklör Eğitim Merkezi) Spor Kulübü Başkanı Adem Serbest, organizasyonun yıllardır devam eden bir gelenek haline geldiğini belirterek, "2012 yılında başlattığımız Rumeli sahur organizasyonumuzu bugün 2026 yılı BURFEM'in 20. yaş yılı olarak tekrar kutluyoruz. Rumeli ve Balkan hemşehrilerimizin olduğu mahallelerimiz; Gülbahçe ve Selamet mahallelerinde organizasyonlarımızı gerçekleştirmeye devam ediyoruz. Birlikte gezip gördünüz, böreklerimizle, tatlılarımızla bu akşam hep birlikte sahur yapacağız. Mahallelilerden gerçekten güzel tepkiler alıyoruz. Her yıl küçük çocuklarımız Ramazan'da sokaklarda sahur organizasyonumuzu bekliyor. İlk yaptığımız yıl nasıl bir tepki alacağımızı bilmiyorduk ama birkaç dostumuza danıştığımızda çok güzel olacağını söylediler ve bu şekilde başlattığımız organizasyonumuz 14 yıldır devam ederek gelenek haline geldi" dedi.      Kuzey Makedonya Bursa Fahri Konsolosu Halil Bedzeti ise organizasyona ilk kez katıldığını ifade ederek, "Bu akşamki sahur organizasyonunda biz de bulunduk, çok keyif aldık. Gerçekten ben böyle bir sahur organizasyonunu ilk defa görüyorum. Herkese çok tavsiye ediyoruz çünkü gerçekten çok güzel ve çok keyifli. İnsanlar bu saatlerde camlarda, kapılarda. Bu güzel börekleri hazırlayan hemşehrilerimize çok teşekkür ederiz" diye konuştu.      Ramazan ayının birlik ve beraberlik ruhunu yaşatan etkinlik, mahalle sakinlerinin birlikte yaptığı sahurla sona erdi.

170 Yıllık Gelenek Haber

170 Yıllık Gelenek

Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesine bağlı Çardak Mahallesi'nde 1860'lı yıllardan bu yana sürdürülen geleneksel ekmek kültürü bugün de yaşatılmaya devam ediyor. Fırıncı esnafı Ali Işık, aileleriyle birlikte işletmesini yürüttükleri fırında yöresel ekmek çeşitlerini üretmeyi sürdürdüklerini söyledi. Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesinin Çardak Mahallesi'nde yer alan fırınlar geleneksel ekmek üretimini sürdürüyor. Çeçenistan'dan göç edenlerin yaşadığı Çardak Mahallesi'nde 10 civarında fırın bulunuyor. Genellikle kadınların çalıştırdığı fırında geleneksel Çeçen ekmekleri yapılıyor. Mahalledeki fırınında ekmek üretimi yapan esnaflarda Ali Işık, Çeçen kültüründen gelen ekmek geleneğinin nesiller boyunca korunduğunu ifade etti. Işık, "1860'lardaki sürgünün ardından Çeçenler olarak bu köye yerleşmişiz. O zamandan bu yana burada ikamet ediyoruz. Bizim kültürümüzde ekmek yapımı kadınların maharetidir. Katkısız un, su, tuz ve maya ile üretim yapılır. Normal ekmeğimizin yanı sıra kültürümüze ait ekmekler de mevcut. Özel bir ekmeğimiz var ve bir günde pişiyor, yaklaşık bir yıl dolapta saklanabiliyor. Aynı zamanda, çökelekli ve patatesli böreklerimiz de mevcut" dedi. ‘Yağlı ekmek yoğun talep görüyor' Mahallenin en çok ilgi gören ürünlerinden birinin ise yağlı ekmek olduğunu dile getiren Işık, "Yağlı ekmek, çevre il ve ilçelerden gelen vatandaşların en çok aldığı ürün. Düğün, cenaze ya da ziyaretlerde gelen misafirler çok sayıda alıp evlerinde saklıyor. Gurbetçiler de koli koli götürüyor. Kargoyla isteyenler var fakat şu an yetiştiremiyoruz. Köyümüzde okuma oranı yüksek, dışarıda yaşayan çok kişi var. Geldiklerinde mutlaka buradan ekmek alıp götürürler. Kendi yöntemleriyle evlerinde yapanlar da var. Fırın kapalı olduğunda komşular fırına gelip kendi ekmeklerini pişiriyor. Bu gelenek böyle sürüyor" dedi. Fırıncılardan Ayşe Yeşil ise , "Ben 3 yıldır çalışıyorum zevkli ve güzel bir iş özellikle kadınlar yapıyor" diye konuştu. Mahalle sakinlerinden Bekir Kutlu'da, "Ekmeklerimiz çok güzel, ustalarımızın ellerine sağlık. İnsanların hoşuna gidiyor sıra var burada" ifadesini kullandı.

200 yıllık ‘Deliler' gece vakti köyü bastı Haber

200 yıllık ‘Deliler' gece vakti köyü bastı

Osmanlı'nın efsanevi süvarileri Deliler'in izinden giden gençler, 200 yıllık Alabaş geleneğiyle bayram akşamlarını korku ve eğlenceye dönüştürüyor. Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesine bağlı Şehriman Mahallesi'nde iki asırlık gelenek, Kurban Bayramı coşkusuna tarihi bir dokunuş katıyor. Osmanlı döneminde cesaretleri ve sıra dışı görünümleriyle tanınan ‘Deliler' adlı süvari birliğini yaşatmak amacıyla yaklaşık 200 yıldır sürdürülen ‘Alabaş' geleneği, hem korkutuyor hem de eğlendiriyor. Mahalle sakinleri, Kurban Bayramı'nda kestikleri hayvanlardan çıkan deri, kelle, kuyruk, boynuz ve kemikleri kullanarak kostümler hazırlıyor. Bu dikkat çekici kostümleri giyen gençler, akşam saatlerinde mahalle sokaklarında ve meydanında aniden karşılarına çıktıkları insanlara çeşitli sesler çıkararak korku dolu anlar yaşatıyor. Geçmişin savaşçı ruhunu yaşatan bu gelenek, yalnızca mahalle halkının değil, bayram ziyaretine gelen misafirlerin ve farklı yerlerden gelen meraklı ziyaretçilerin de ilgisini çekiyor. Katılımcılar, ‘Alabaş' geleneği sayesinde hem tarihi bir yolculuğa çıkıyor hem de unutulmaz bir eğlence deneyimi yaşıyor. Osmanlı kara ordusunun en cesur birliklerinden olan Deliler'in anısını yaşatmaya devam eden Şehriman sakinleri, bu gelenekle kültürel miraslarını gelecek nesillere aktarmayı hedefliyor. Kesilen kurbanların derileri kostüm oluyor Mahallede kesilen kurbanların derileri toplanarak Alabaş geleneği için hazırlandığını kaydeden mahalle sakini Salih Demirci, "İnsanlarımızı korkutuyoruz, onlar da bundan tabii ki eğleniyor. Köy meydanında yapıyoruz, araçların genellikle geçtiği yerler. Yoldan geçen arabalara da bu zevki tattırıyoruz. Bu etkinlik yıl boyunca sadece bugün yapılıyor. Kurban Bayramı'nda hayvanlar kesildikten sonra başlıyor. Çünkü bu deriler başka bir yerde hazır olarak bulunmuyor ya da satılsa bile kuru deri oluyor. Kuru deri ise vücuda zarar veriyor, canımızı acıtıyor. Oysa bu deriler taze ve içi ıslak olduğu için vücuda zarar vermiyor. Bu yüzden her yıl bu zamanı bekliyoruz. Kurban kesildikten sonra derileri alıyoruz. Herkes kendi bedenine uygun olanı seçiyor. Sonra güzel bir yerde yıkıyoruz. Yıkadıktan sonra tuzluyoruz. Tuzladıktan sonra bir yere asıp kurumasını bekliyoruz. Kuruduktan sonra üzerindeki tuzu temizlemek için tekrar yıkıyoruz. Ardından kesim aşamasına geçiyoruz, kol kısımları ve boyun bölgesi kesiliyor. Sonrasında da giyiyoruz. Bu gelenek yaklaşık 200 yıldır devam ediyor. Bizim bildiğimiz bu kadar, belki daha da eskidir" dedi. Cadılar Bayramı ile karıştırılıyor ama 200 yıllık Türk geleneği 200 yıllık Alabaş geleneğinin Cadılar Bayramı ile karıştırılmasından dolayı rahatsızlık duyduklarını belirten Şehriman Eğitim, Kültür ve Yardımlaşma Derneği Gençlik Başkanı Burak Özdemir, "Bu kültürümüz çok eskiye dayanıyor. Bildiğimiz kadarıyla 200 yıldan da eski ama tam tarihi net olarak bilinmiyor. Ancak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz, bu geleneğin kökeni tarihi belgelere dayanıyor. Osmanlı döneminde, öncü birliklerimiz vardı. Bu birliklerin başında Lala Şahin Paşa bulunuyordu. Deliler Ocağı da bu dönemde kurulmuş ve o dönemden bu yana bu kültür halk arasında yaşatılarak günümüze kadar gelmiş. Deliler Ocağı bir süre sonra kapatıldıktan sonra, bizim milletimiz bu kültürü yaşatmaya devam etti. Eskiden bu kıyafetler daha çok vahşi hayvanların derilerinden yapılıyormuş. Ancak günümüzde şartlar değiştiği için bu gelenek hem günümüze uyarlandı hem de biraz daha eğlence amacı taşıyan bir hal aldı. Yine de temel amacımız bu geleneği sürdürmek ve yaşatmak. Şimdi, günümüzde daha ulaşılabilir malzemelerle örneğin koyun veya koç derisi gibi kostümler hazırlanıyor. Her Kurban Bayramı'nın ikinci günü bu gelenek canlandırılıyor. Bu sayede de kültürümüz yaşamaya devam ediyor. Burada özellikle belirtmek istediğimiz bir konu var. Bu gelenek bazen yanlış anlaşılıyor, Cadılar Bayramı gibi yabancı kutlamalarla karıştırılıyor. Ancak bunun bu tarz geleneklerle hiçbir alakası yok. Evet, zamanla bazı eğlence amaçlı unsurlar ve farklı karakterler eklendi ama bu gelenek tamamen bize, bizim kültürümüze ait. Şamanizm gibi başka inanç sistemlerine dayandığını iddia edenler de oldu; fakat bu da doğru değil. Bu, Türk kültürüne ait, özgün bir gelenektir. Herhangi bir başka kültürden alınmış ya da dış etkilerle şekillenmiş bir uygulama değildir. Bizim asıl amacımız, Osmanlı'dan bu yana gelen Deliler Ocağı kültürünü yaşatmak, tanıtmak ve gelecek nesillere aktarmaktır. Etkinliklerde genelde aniden ortaya çıkarak halkı korkutuyoruz ama bu tamamen eğlence amaçlı yapılıyor. Kimseye zarar verme niyeti yok. Bu sayede halk bir araya geliyor, birlikte vakit geçiriyor ve geleneğin ruhu yaşatılıyor. İnsanlar bu etkinliği gördüklerinde merak ediyor, sorular soruyorlar. Biz de bu vesileyle geleneğimizi anlatma imkânı buluyoruz" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.