Hava Durumu

#Gelir Kapısı

Yeni Marmara Gazetesi - Gelir Kapısı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gelir Kapısı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

90 yaşındaki annenin evlat sevgisi acı biberi tatlı kıldı Haber

90 yaşındaki annenin evlat sevgisi acı biberi tatlı kıldı

Bursa'nın Karacabey ilçesine bağlı Bakırköy Mahallesi'nde yaşayan 66 yaşındaki çiftçi Mehmet Ali İnan, sebze yetiştiriciliğinde yaşadığı zarar ve pazar kaybının ardından yöneldiği ata tohumu acı biber üretimiyle yeni bir gelir kapısı araladı. Ata tohumlarından yetiştirdiği yaklaşık 35 bin fideyi 5 dönümlük alana dikerek üretim yapan İnan, kendi hasat ettiği biberleri işleyerek pul bibere dönüşütürü satıyor. İnan, işçilik masraflarını karşılayamadığı için tüm süreci aile fertleriyle yürütüyor. En büyük destekçisi 90 yaşındaki annesi İlerleyen yaşına rağmen her gün saatlerce mesai yapan anne Şükriye İnan, oğlu Mehmet Ali İnan'ın ata tohumlarından yetiştirdiği acı biberlerin üretim sürecinde en büyük gücü oldu. Eşini kaybettikten sonra tek geçim kaynağı olarak pul biber üretimine yönelen oğlunun tarlada ve serada kuruttuğu tonlarca biberin saplarını ayıklayan fedakar anne, işçi tutamayan ailesinin bütçesini koruyor. Sabah saat 09.00'da başladığı ve akşam 20.00'ye kadar sürdürdüğü meşakkatti çalışmada, acı biber tozunun gözlerini ve genzini yakmasına aldırış etmeyen 90 yaşındaki anne, çuval çuval biberi elden geçirerek ürünün pazara hazırlanmasına katkı sağlıyor. "Gözlerimi ve ciğerimi yakıyor ama oğluma helal olsun" İlerleyen yaşına rağmen evlat sevgisiyle yürüttüğü zahmetli süreci anlatan 90 yaşındaki Şükriye İnan, şunları söyledi: "Oğluma ve torunlarıma yardım etmek için sabah saat 09.00'da oturuyorum, akşam 20.00'ye kadar biber ayıklıyorum. Beraber oturup beraber yiyip içiyoruz, birbirimizden başka kimsemiz yok. Şimdi çalışacağız kışın parasını yiyeceğiz, tek gelir kaynağımız pul biber. Son 4 yıldır biber hasat dönemi geldiğinde tek işim ve tek mesaim bu oluyor. Her gün çuval çuval acı biberi temizliyorum. Çalışırken beni en çok zorlayan şey biberin acısı oluyor; tozu bile gözlerimi, boğazımı ve ciğerlerimi yakıyor. Ama olsun, oğluma yardım ediyorum ya, bütün emeğim ona helal olsun." Bursa'nın Karacabey ilçesine bağlı Bakırköy Mahallesi'nde yaşayan 66 yaşındaki çiftçi Mehmet Ali İnan, sebze yetiştiriciliğinde yaşadığı zarar ve pazar kaybının ardından yöneldiği ata tohumu acı biber üretimiyle yeni bir gelir kapısı araladı. Yüksek işçilik maliyetleriyle mücadele eden İnan'ın tarladaki en büyük destekçisi ise ilerleyen yaşına rağmen sabahın ilk ışıklarından akşama kadar acı biber sapı temizleyen 90 yaşındaki annesi Şükriye İnan oldu. Eşini kaybettikten sonra annesiyle birlikte yaşamını sürdüren Mehmet Ali İnan, mart ayında ata tohumlarından yetiştirdiği yaklaşık 35 bin fideyi 5 dönümlük alana dikerek üretim yolculuğuna başladı. Hasat döneminde kızaran biberleri köklerinden söküp tarlada ve serada kurumaya bırakan İnan, işçilik masraflarını karşılayamadığı için tüm süreci aile fertleriyle yürütüyor. Kuruyan acı biberlerin öğütülme öncesindeki zahmetli sap temizleme aşamasını ise 90 yaşındaki anne Şükriye İnan üstleniyor. Tozu dahi genzi ve gözleri yakan zorlu mesaiye rağmen her gün çuval çuval biberi elden geçiren fedakar anne, oğlunun ürettiği pul biberlerin Türkiye'nin dört bir yanına ulaşmasına katkı sağlıyor. "Gözlerimi ve ciğerimi yakıyor ama oğluma helal olsun" İlerleyen yaşına rağmen her gün saatlerce acı biber temizleyerek oğlunun bütçesine destek olan 90 yaşındaki Şükriye İnan, evlat sevgisiyle yürüttüğü zahmetli süreci şu sözlerle anlattı: "Oğluma ve torunlarıma yardım etmek için sabah saat 09.00'da oturuyorum, akşam 20.00'ye kadar biber ayıklıyorum. Beraber oturup beraber yiyip içiyoruz, birbirimizden başka kimsemiz yok. Son 4 yıldır biber hasat dönemi geldiğinde tek işim ve tek mesaim bu oluyor. Her gün çuval çuval acı biberi temizliyorum. Çalışırken beni en çok zorlayan şey biberin acısı oluyor; tozu bile gözlerimi, boğazımı ve ciğerlerimi yakıyor. Ama olsun, oğluma yardım ediyorum ya, bütün emeğim ona helal olsun."

Yalova’da Girişimci Kadınlar İpek Kozalarından Hediyelik Eşya Yapıyorlar Haber

Yalova’da Girişimci Kadınlar İpek Kozalarından Hediyelik Eşya Yapıyorlar

Yalova’da yetiştirdikleri ipek böceklerinin kozasını işleyerek hediyelik ürünlere dönüştüren kadınlar, bu ürünlerin satışlarını yaparak gelir elde ediyor.   Kültür ve Turizm Bakanlığı Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı olan ve aynı zamanda Alternatif Kadın Üretim ve İşletme Kooperatifi Başkanlığı’nı sürdüren Meral Evcin Özdemir, dut yapraklarıyla büyüttüğü ipek böceklerinin tırtıldan kelebeğe dönüşürken ürettiği ipek kozalarından hediyelik eşyalar yapıyor. Verdiği kurslarla sanatını yeni nesillere aktarmak için çaba gösteren Özdemir, kadınlara da gelir kaynağı sağlıyor.  Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Moda Tekstil ve Tasarım bölümünden mezun olduktan dedesinden çocukken öğrendiği ipek kozası yetiştiriciliğini eğitimiyle birleştiren Özdemir, “Türkiye’ye geldiğimde tekstil tasarım eğitimimle birlikte İpek Kozasına merak saldım açıkçası. Ne yapabilir bundan diye. Sadece yetiştiriciliğini yapıyorduk. Bunun sanatsala yolculuğunu merak ettim ve araştırmaya başladım. Türkiye genelinde, her bir köşede farklı bir tarz ve üslupla ipek kozası sanatının yapıldığını gördüm. Bunun üzerine tezler araştırdım. Araştırmalarımızın sonucu kendi bir tarzımız oluştu. Türkiye’de ilk Kültür Bakanlığı onaylı ipek kozası eğitim kursunu açtık. Yalova bir ilke imza attı bu şekilde ve 2012’den beri Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün desteğiyle her sene 1,5 aylık bir ipek kozası eğitimi vermekteyiz tamamen ücretsiz” dedi.  “Kursiyerlerimize ekonomik katkıları çok fazla oluyor”  Bu sanatı öğrenen kursiyerlerin kendilerine ekonomik gelir sağladığını ifade eden Özdemir, aynı zamanda da geleneksel el sanatının da yaşatıldığını kaydetti. 2012’de 2024’de kadar yolculuğunda her sene bir ivme daha yükseldiklerini söyleyen Özdemir, “Çok daha farklı çeşitler, çok daha farklı ürünler ortaya koyduk. Gördüğünüz gibi gelin taçlarımız, hediyelik eşyalarımız, kolyelerimiz var. Özellikle bu dönemde bizlerden bu eğitimi almış kursiyerlerimize ekonomik katkıları çok fazla oluyor. Organizasyonlarda, kına gecelerinde, nikah şekerlerinde veya firmalara süs, aksesuarlar yaparak kendi ev ekonomilerine katkıda bulunuyorlar. Bunun için çok mutluyuz” ifadesini kullandı.  Tırtıldan kelebeğe yaşam döngüsü okullarda öğretiliyor  Yeni bir proje gerçekleştirdikleri ve bu çerçevede ipek böceğinin yaşam döngüsünün öğrencilere anlatıldığına dikkati çekerek şöyle konuştu:  “Bunun daha geniş bir çerçeveye yayalım. Hatta anaokulundan başlayarak ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerine ipek kozasının yaşam döngüsünü gösterelim istedik. Çocuklar kısacık bir dönem asırlık bir yaşanmışlığı yaşayabilmeleri için ipek kozalarını beslemeye başladılar. 30 günlük aşağı yukarı bir yaşam süreçleri var. 2 milim olan bir tırtılın nasıl 7-8 santime kadar büyüdüğünü ve sonrasında ağzındaki salgıyla ipek kozasını, kendi yuvasını yapmak için sarım aşamasını ve buradan da kelebek olarak hayata merhaba demesini gözlemleyebilecekler. Hatta çiftleşerek yumurta bırakmalarını izleyerek yumurtalarını bir sene sonraya saklayabilecekler. Amacımız bunu topluma ve çocuklarımıza yaşatmak ve gelecek nesillere de aktarmak.”    Özdemir, gözü gibi baktığı ipek böceğinin yetiştiriciliğiyle ilgili ise şunları kaydetti:  "Bir sene önce damızlık olarak ayıkladığımız kozaların içindeki kelebeklerin hayata çıkmasını sağlıyoruz. Bunların bırakmış olduğu yumurtaları serin bir yerde bu zamana kadar tutuyoruz. Mayısın aşağı yukarı ilk haftası serin yerden çıkardığımız yumurtaları aşağı-yukarı 26-28 derece bir ortamda çatlamalarını bekliyoruz ve 2 milimlik tırtır olarak çıkan ipek böceklerimizi dut yaprağıyla beslemeye başlıyoruz. Bu şekilde döngüyü her sene sağlıyoruz. Elde ettiğimiz ipek kozalarını çoğu bir bölümünü, çünkü bayağı bir miktar koza üretmiş oluyoruz, Koza Birlik’e satılıyoruz. Kendimiz süs eşyaları, paketleyerek renkli ipek kozası ürünler haline getiriyoruz. Ekonomiye bir katma değer kazandırıyoruz. Renklendirme içinde kendimiz faydalı model patentini aldık. Burada amacımız bu sanatın hiç ölmemesi, geleneksel bir el sanatıyla nasıl para kazanılabileceğini çevremize göstermek” diye konuştu.

Yüz Ağdası
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.