Hava Durumu

#Gıda Krizi

Yeni Marmara Gazetesi - Gıda Krizi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gıda Krizi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Sanayiciler Bursa'da dijital dönüşüm için buluştu Haber

Sanayiciler Bursa'da dijital dönüşüm için buluştu

Bursa'da bir araya gelen sanayiciler, iş adamları, teknolojiye önem veren firma yetkilileri teorik yaklaşımlardan ziyade sahadan elde edilen gerçek deneyimler elde etti. Dijital dönüşüm ve dijital üretim liderleri, sanayi ve teknolojiyi aynı zeminde buluşturarak üretim süreçlerine geniş bir perspektif kazandıracağı programda katılımcılar, farklı sektörlerden gelen başarı hikayelerini doğrudan projeyi gerçekleştiren isimlerden dinleme fırsatı buldu. TREX Yönetim Kurulu Başkanı İlhan Özdemir, "Her şey, ekonomi ve finans üzerine kuruludur. Yapılan bütün bu dijital dönüşüm çalışmaların altında yatan aslında finansal ekonomiyi, işletmelerdeki finansal ekonomiyi sağlam bir zemin üzerine oturtmaktır. Biz de bu tarafta işin sadece teknik bir konu olmadığını Bunun aynı zamanda finansal, ekonomik bir konu olduğunu burada tekrar üzerine basa basa ele alıyoruz. Bunu da mevcut dünyada, mevcut konjonktürde, yapay zeka ilmiyle birlikte nelerin yapılabileceği konusunda katılımcılarımız kendi deneyimlerini paylaşacak ve kârlılıklarını nasıl sürdürülebilir kılarlar bunları öğrenmeye çalışacaklar" dedi. "Fabrikaların içerisinde yatan fabrikaları keşfetmek istiyoruz" Salondakilere seslenen İlhan Özdemir, "Fabrikayı keşfetin sebebi fabrikalarımızın içerisinde yatan fabrikaları keşfetmektir arkadaşlar. Biz bu etkinlikleri aslında 2019'da başlatmıştık. Şimdi tekrar devamını getiriyoruz. Araya pandemi girdi. TREX'in temelde iki felsefesi var arkadaşlar. Bir tanesi bilgi kaynağında doğar. Biz kurulduğumuz günden beri bilgiyi kaynağından toplamak üzere elektronik ve yazılı teknolojiler geliştirdik. Sebebi verinin bozulmadan alınıp, paketlenip, mühürlenip, saklanıp ileride karar mekanizmalarında kullanılmasını sağlamak için. Eğer veriyi gerçekten bu düsturla makinenin başında kalitecinin kalite yaptığı yerden, kontrol yaptığı yerden, bakımcının bakım yaptığı yerden, makinenin sensöründen doğduğu yerden o anda sağlıklı bir şekilde toplayıp almazsanız ve bunu yaparak kararlar üretmeye çalışırsanız muhtemelen en iyi ihtimalle tahmin yapmış olursunuz. Biz de felsefe olarak bilgimizi 10 yıllardır paylaşıyoruz. Yüzlerce işletmenin dijital dönüşüm yolculuğuna, yalın dönüşüm yolculuğuna şahitlik ettik. Onların bu dönüşüm yolculuklarında edindikleri deneyimlerden biz de faydalandık. Artık bu etkinlikler vasıtasıyla bu bilgimizi paylaşıyoruz. Çok değerli konuşmacılar bu bilgilerini paylaşıyor ve tam bir platform halinde bilge fabrikaları inşa etmek üzere kullanmak üzere sizlerin kullanımını açıyoruz" diye konuştu. "Dijital dönüşüm teknik değil, ekonomik bir konudur" Dijital dönüşümün teknik bir konu olmadığını belirten Özdemir, "Dijital dönüşüm finansal ve ekonomik bir konudur. Sebebi işletmelerin temel amacı kârlılıklarını arttırmak, kâr etmektir. Günün sonunda bilançolarında teyit çektikleri zaman kârlı bir şirket olup olmadıkları da önemli olandır. Dijital dönüşüm temelde sürdürülebilir verimliliği sağlamak adına oluşturulan ekonomik bir yaklaşımdır. Dolayısıyla konunun aslında bundan sonrasında kesinlikle teknik bir konu olarak algılanmaması ve yorumlanmaması gerekiyor" dedi. "Çok zor bir yılın içinden geçiyoruz" TREX organizasyonunda katılan yüzlerce sanayici ve iş insanına Türkiye Cumhuriyeti'nin ve dünya ekonomisinin nereye doğru gittiği konusunda bilgi birikimini aktaracağını ifade eden Ekonomist ve İstanbul Topkapı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emre Alkin, "Bursa önemli bir şehir biliyorsunuz. Özellikle sanayi şehri olduğu için bu programın burada yapılması benim için çok önemli. Çok zor bir yılın içinden geçiyoruz. Özellikle bu İran gerginliğiyle beraber sanıyorum bu işin uzayacağının da bilinci içerisinde davranmak ve hesabımızı ona göre yapmak zorundayız. TREX'in bu organizasyonu bence bu farkındalığı ortaya koyacağını düşünüyorum. Maalesef hayatımız artık çeşitli senaryolara uygun şekilde tasarlanmaya başlandı. Kötü senaryoyu tabii hiç konuşmak istemiyorum ama iki tane senaryomuz var. Bunlardan bir tanesi maliyetleri sırtlayacağımız ve bir şekilde yürüteceğimiz senaryo. İkincisi maalesef maliyetin çok yükseldiği ve bunun arkasından da enflasyonla alakalı problemin faiz artışıyla bile önlenemeyeceği bir yere doğru geleceği ikinci senaryoyu yaşamak istemiyoruz. İnşallah birincisiyle atlatırız" diye konuştu. "Veriyi doğru okuyarak hareket etmek zorundayız" Tarih boyunca yaşanan bir örnekten bahseden Prof. Dr. Emre Alkin, "İstikrarlı bir büyüme varken birileri gelip, böyle eliyle bir şeyleri bozunca bir sonraki istikrarlı büyüme bir öncekinden daha aşağıda gerçekleşiyor. Maalesef yapacak bir şey yok. Şimdi buna hazır mısınız? Niye bugün buradayız? Çarpıcı, sıra dışı, marifetli bir şey yapmak zorundayız ki, bir önceki seviyeye gelelim, hatta onu geçelim. O da daha fazla üretmek ya da bildiğimiz konvansiyonel metotla olmuyor. Veriyi doğru okuyarak olacak, onu da size söyleyeyim. O yüzden bugün buradayız" dedi. "Trump gelerek olayı bozdu" Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump'ın yeniden başkan seçilmesiyle ilgili de açıklamalarda bulunan Alkin, "Trump gelerek olayı bozdu. Bu bozma işinde de size gençler özellikle bir tavsiyem var. Bozulmamış şeyleri tamir etmeye çalışmayın. Hiç kimse karaciğerim iyi çalışıyor, mükemmel olsun diye parmağını sokuşturmaz. Herkes ağrıyan yerlere elini koyar. Benden size tavsiye ağrıyan yerlere elinizi koyun. Şimdi genç patron oldunuz, patronluğunuzu göstermek istiyorsunuz. Ancak, lider olun daha iyi. Şimdi bizim boğazlarımızdan geçen mal ve petrol trafiği Panama Kanalı'ndan fazladır. Herkes Panama Kanalı'nı konuşuyor da bizim boğazlar çok iyi. Ki bizim boğazlar böyle orta büyüklükte. Diğer boğazlara bakacak olursanız, oralardan çok ciddi şeyler geçiyor. Şimdi kafanıza şunu koyun. Mal ve hizmet trafiği ile alakalı bölgelerde çatışma çıkıyorsa, politik çatışma, bu mutlaka sıcak çatışmaya dönüşür. Sıcak çatışmaları da alamazsanız büyük hesaplaşmaya döner. Tarih böyle olmuştur, tarihe dönüp bakalım. Yani otomatik olarak Trump'ın uluslararası ticareti boyunca etkilerine baktığımızda zaten bu işin bir çatışmaya dönüşeceğini, hatta bu çatışmanın da büyük hesaplaşmaya dönüşeceği görülüyor. Üçüncü diye söylemek istemiyorum. Ama büyük hesaplaşmaya doğru gideceği kesindir. Çünkü buradan sadece petrol ve doğalgaz geçmiyor. Geçen bir şey var, o da gübre. Yani bir enerji krizi varsa hemen arkasından gıda krizi gelecektir" diye ifade etti., "Fabrikayı bir kere daha keşfetmek lazım" Kendisine hep ‘Hocam enflasyon düşecek mi?' diye sorduklarını belirten Alkin, "Cevap veriyorum, görülmüş, rüyam tutulmuş falan var. Bu kadar teknik yani, onu size söyleyeyim. Geçen sene olsa söylerdim bir şeyler ama şu an inanılmaz şeyler oluyor. Özellikle tarımsal ürünlerde korkunç bir fiyat var ki direkt çekirdek enflasyona baskıda bulunuyor. Ama tarım dışı emtiaya bakın o da coştu. Yani şöyle bir şey, hem işler yavaşlıyor hem de maliyet yükseliyor. Dolayısıyla bizim hakikaten çarpıcı, sıra dışı, marifetli bir şeyler yapıyor olmamız lazım fabrikada. Fabrikayı bir kere daha keşfetmek lazım. Mesela 21. yüzyılın altını kesinlikle bakırdır. Böyle bakınca bir şey anlaşılmıyor. Şu ana kadar biz dünya tarihi boyunca 800 milyar metreküp bakır kullandık. 2050'ye kadar 5 katını kullanacağız. Kolay da bir şey değil, dağ taşı kazmamız falan lazım. Bu, şöyle diyeyim size, sadece yapay zeka için 1.7 trilyon kWh elektrik gerekiyor. Bunun için de bakır kablo gerekiyor. Gümüş de tabii iletken, biraz pahalı" dedi. "Vatandaş benimsemiyorsa reçete tutmuyor" Vatandaşa sen ne kadar, ‘bak bu sana iyi gelecek' desen de reçetenin tutmadığını belirten Alkin, "Vatandaş benimsemiyorsa, reçete tutmuyor. Aynen hastaya ‘ilaç alıyor musun?' dediğinde alıyorum alıyorum diyor ama almıyor. Vatandaş ne yapıyor bugün, onu size söyleyeyim. 6 ay sonra satın alması gereken ama bugün hiç ihtiyacı olmayan malı bugünden satın alarak kâr ettiğini düşünüyor. Bir Amerikalı'ya söyledim bunu, 10 saniyede ‘enflasyon düşmez o zaman' dedi. Herif 15 saniyede anladı, bizimki 3 yıldır anlayamadı. Gerçekten bu kadar basit. Baş başayız arkadaşlar. Tek başımızayız, baş başayız. O yüzden kıymetinizi bilin. Sizin kıymetinizi bilmiyorlar, biz biliyoruz. O yüzden geldik bugün buraya. Yani anlayın ki siz feryat ettiğiniz zaman duyan olmayacak. Ben size tavsiye, kendi kendinize yetmeyi, iyice kendinize şiar edinin" dedi., "Kitleler mantığın değil menfaatin peşinde koşuyor" Beşeri sermayenin kalitesi artmadıkça, teknoloji istediği kadar artsın, verimin düşeceğini belirten Alkin, "Yani ne demek istiyorum? Kamera ile bizi çeken arkadaşa yeni bir kamera veriyoruz. Anlatılmazsa bu kameranın nasıl çalıştığını eskisi gibi çeker. Verim de düşer. Devlet mal ve hizmet üretenin maliyetini düşürmek için altyapı yatırımı yapar. Tek görevi budur. Trump niye seçildi diye sormayın, artık seçmen ne yapıyor biliyor musunuz? Benim nefret ettiklerimden oy verdiğim adam da nefret ediyorsa ben oy atarım diyor. Çok acayip bir yere doğru gidiyoruz. O yüzden real sektör ismi üstünde gerçeklerle yaşar. Kitleler mantığın peşinde koşmaz, menfaatinin peşinde koşar" dedi. "Dijitalleşme dünyanın en önemli başlıklarından biri" Ekonomist Mert Yılmaz ise, "Ana başlığımız dijitalleşmedir. Sadece Türkiye'nin değil dünyanın en önemli başlıklarından bir tanesidir. İşin gerçekten erbapları tarafından konuşulması son derece kıymetlidir. İş dünyasının dijitalleşmeye bakışıyla ilgili bir panelin sunuculuğunu gerçekleştireceğim. Türkiye, ilgili sektörler, şirketler bu dijitalleşmenin neresindeler? Önümüzde yapılması gereken, gidilmesi gereken yol ne? Bu işin verimlilik üzerinde özellikle mavi yakalı çalışan kesim üzerindeki orta uzun vadeli etkilerini, sonuçlarını tartışacağız" şeklinde konuştu. Gün boyu süren oturumlarda, katılımcılar bilgi birikimlerini pekiştirmenin yanında, yeni bilgiler de edindi.

Prof. Dr. Levent Kurnaz: "Dünya çok ciddi bir gıda krizine gidiyor" Haber

Prof. Dr. Levent Kurnaz: "Dünya çok ciddi bir gıda krizine gidiyor"

Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, Ayvalık Belediyesi, diğer paydaşlar tarafından organize edilen 18. Ayvalık Uluslararası Zeytin Hasat Festivali dahilinde Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz yaptığı sunumla dünyanın hızla çok ciddi bir gıda krizine doğru gittiğini ve bu gidişat için alınması gereken önlemlerin ise adeta önemsenmediğini söyledi.  İklim değişiklikleri ve küresel ısınma konularında Ayvalık Belediyesine ait İsmet İnönü Kültür Merkezinde bir sunum gerçekleştiren Prof. Dr. Levent Kurnaz; dünyadaki nüfus artışının su ve gıda kaynaklarının daralmasına neden olduğuna dikkat çekti.  İçinde bulunduğumuz dönemde insanoğlunun, freni patlamış bir kamyonda rampa aşağı inerken, fren yerine gaza bastığını söyleyen Levent Kurnaz, "Aslında herkes üzerine düşeni yapmış olsa birçok şey değişebilecek. Alınması gereken önlemler noktasında hiç kimse üzerine düşeni yapmıyor. Bunun sonucunda da dünya her geçen gün daha da kötüye gidiyor" dedi.  Türkiye’de yaşayan orta yaşlardaki herkesin ilk ve ortaokul dönemlerinde aldıkları coğrafya derslerinde, tarım alanında Türkiye’nin kendi kendine yetebilen 7-8 ülkeden biri olduğuna ait bilgilerin verildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Kurnaz, “Bize bu bilgiler verilirken, o dönemde Türkiye’nin nüfusu 20-30 milyon arasındaydı. Şimdi ise 85 milyon. Şimdi bırakın kendi kendimize yetmeyi, tarım ürünlerini en fazla ithal eden ülkelerden biriyiz. Pandemi döneminde hepimiz gördük ki, küreselleşmenin tekerine çomak soktuğunuz an sistem patlayabiliyor. Bugün Rusya-Ukrayna arasındaki savaşı bile dünyayı tahıl konusunda zora sokabiliyor. Düşünün Orta Anadolu’da şeker pancarı üretmenin katma değeri daha fazla denilerek yer altı suyuyla şeker pancarı üretiyoruz ama orada buğday üretilecekken, bunu Ukrayna’dan gelecek olan buğdaya bırakıyoruz. Ama Ukrayna’da kuraklık olur, savaş olur, bunları düşünmüyoruz. ‘Ukrayna’da böyle bir kriz varsa bizde buğdayımızı Amerika’dan alırız. Amerika’da kuraklık olursa, o zaman da Avusturalya’dan alırız’ diyoruz. Ama şu anda dünya öyle bir yere gidiyor ki bu noktaların her birine aynı anda kuraklık geliyor ve biz de burada üretemezsek ne olacak?” diye sordu.  Dünyada yaşayan herkesin iklim değişiklikleri ve küresel ısınma sorunlarının dışında başta kirlilikler olmak üzere birçok sorunu göz önüne alarak hayatlarını sürdürmek zorunda olduğunu kaydederek, “Gıda üretimi daraldıkça içinde bulunduğumuz şartlarda maliyetler artıyor. Mazotun, gübrenin, tarım ilacının fiyatları artıyor. Maliyetler arttıkça da temel gıda ürünlerinin fiyatı her geçen gün yükseliş ivmesi çiziyor” dedi.  “Astronomik cep telefonu fiyatlarını sorgulamıyor, ama ekmek fiyatlarının sadece 1 TL artışına bile adeta isyan ediyoruz”  Bilinçsiz tüketim konusunda da oldukça büyük eksikliklere sahip olunduğuna işaret eden Prof. Dr. Levent Kurnaz, günümüzde insanların cep telefonlarına 40-50 bin lirayı aşan rakamları öderken, bu fiyatları sorgulamadığını, ancak ekmek fiyatı 1 TL arttığında ise buna tepki gösterilmesinin arasındaki tezata anlam veremediğini vurguladı.  İngiliz nüfus bilimci ve politik iktisat teorisyeni Thomas Robert Malthus’un 1700’lü yıllarda ifade ettiği, “Nüfus geometrik artarken besin üretimi aritmetik artar. İkisinin çakıştığı noktadan itibaren de kıtlık başlayacaktır. Bu da mevcut hâliyle yönetilemeyecek ve kaçınılmaz biçimde geometrik nüfus artışını kriz çıkaracaktır” kuramını hatırlatan B.Ü. İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, “İnsanoğlu olarak biz Malthus’un savunduğu bu gerçekleri üç kez kırmışız. Birinci kışımız; Güney Amerika’nın açıklarında Galapagos Adaları bölgesinde, adaların tepelerinde metrelerce kuş dışkılarının çok kaliteli gübre olduğunu keşfedilmiş. Bu gübreler gemilerle Avrupa’ya getirilmiş ve lineal artması gereken gıda üretimi bir anda çıldırmış ve olağanüstü bir gıda üretimi gerçekleştirilmiş ve ilk krizi böyle atlatmışız. İkinci kriz ise 1. Dünya Savaşı’nın başlangıcında havadaki azottan amonyak yapmayı keşfetmişiz. Amonyaktan da gübre yapılmış ve böylelikle ikinci defa gıda krizini aşmışız. Üçüncüsü de; 1960’lı yıllarda; değişik besinleri, genetik değişikliklerle başka yerlerde üretmeyi öğrenmişiz. Devamlı artan bir nüfus, azalan kaynaklar ve tüm bunların üzerine hızla pahalılaşan bir hayat. Bir yerde sistem tıkanma noktasına geliyor. Bunun üzerine pandemiler, kuraklıklar, maliyetlerin hızla yükselmesi de işin içinde çıkılmazlığı beraberinde getiriyor” dedi.  Zeytinyağının hızla yükselişinin nedenini de anlattı  Küresel zeytinyağı fiyatlarının da olağanüstü artışına dikkat çeken Levent Kurnaz, “Fiyatlar bu kadar artıyorsa; ya girdi fiyatları artıyordur, ya da bir yerlerde çok ciddi rekolte düşüşü vardır. Zeytinyağı üretimine mercek tuttuğumuzda da zaten, her ikisinin de bulunduğunu rahatlıkla görebiliriz” diye konuştu.

“Gıda kayıpları ve gıda israfıyla karşı karşıyayız” Haber

“Gıda kayıpları ve gıda israfıyla karşı karşıyayız”

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “Açlığı yok edemediğimiz gerçeğinin yanı sıra bir tarafta da gıda kayıpları ve gıda israfıyla karşı karşıyayız” dedi.   TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün kurulduğu gün dolayısıyla her yıl kutlanan ‘16 Ekim Dünya Gıda Günü’nde açıklamalarda bulundu. Bayraktar açıklamasında, canlıların temel yaşam kaynağı olan suyun önemine dikkat çekti. Dünya Gıda Günü’nün dünya çapında açlıkla mücadele konusunda farkındalık oluşturmak ve herkesin gıda güvenliğini ve sağlıklı beslenmeyi teşvik ettiğini belirten Bayraktar, “Dünya Gıda Günü bu yıl ‘Su hayattır, su gıda demektir’ teması ile kutlanıyor. Tüm canlılar için yaşam kaynağı olan su, gıdanın da olmazsa olmaz hammaddesidir. Susuz bir gıda üretimi düşünülemez. İnsan gıdasını ve hayvan besinini sağlayacak bitkisel üretim için su elzemdir” diye konuştu.  “Gıda kayıpları ve gıda israfıyla karşı karşıyayız”  Sağlıklı, sürdürülebilir ve ulaşılabilir gıdanın insanlığın en temel ve karşılanması gereken ihtiyacı olduğunu ifade eden Bayraktar, “Dünyada yetersiz beslenen insanların en yüksek olduğu bölge Afrika'dır. Üstelik 2030 yılına geldiğimizde yaklaşık 600 milyon insanın hala yetersiz besleneceği tahmin ediliyor. Açlık çeken, yetersiz beslenen insan sayısı ne yazık ki azalmıyor. Sürdürülebilir kalkınma amaçları arasında yer alan ‘2030 yılına kadar açlığın sona erdirilmesi’ hedefine ulaşmak bu gidişatla mümkün görünmüyor. Açlıkla savaşımız devam ederken, bir tarafta da küreselleşme, kentleşme, kentlerdeki tempolu yaşam tarzı sağlıksız beslenmeye neden oluyor, aşırı ve dengesiz gıda tüketimiyle birlikte de obezite oranı artıyor. Açlığı yok edemediğimiz gerçeğinin yanı sıra bir tarafta da gıda kayıpları ve gıda israfıyla karşı karşıyayız. Dünya çapında tüketicilere sunulan tüm gıdanın yüzde 17’si yaklaşık 1 milyar ton gıda çöpe atılıyor. Çöpe atılan gıda aynı zamanda su kaynaklarının da kaybıdır” açıklamasında bulundu.  “Dünya gıdada farkındalığı salgın, kriz ve savaşların içinde bizzat yaşayarak öğrendi”  Gıda stratejik öneme sahip olduğundan itibaren gıdaya erişimin zorlaştığına vurgu yapan Bayraktar, “Dünya gıdada farkındalığı salgın, kriz ve savaşların içinde bizzat yaşayarak öğrendi. Parası olduğu halde gıdaya ulaşamayanlar olduğu gibi, pahalıktan gıdaya ulaşamayanlar da oldu. Tarımını iyi yöneten ülkeler bu süreçten en az zararla çıktı. Dünyada açlığı bitirme planları süreci uzadı. Çünkü gıda milliyetçiliği ortaya çıktı. Ülkeler gıda stoklamaya başladı. Bu nedenle gıda fiyatlarının daha fazla artması riski gündemden düşmüyor. Önümüzdeki süreç tarım sektörü ve gıda fiyatları açısından önemini koruyacaktır. Gerekli tedbirleri acilen alarak, bu riskleri ülke olarak yönetmek zorundayız. Bunu başaramazsak üreticimiz de, tüketicimiz de bu zor günleri aşamayacaktır” şeklinde konuştu.  “Gıda için su olmazsa olmazdır”  Dünyada 171 milyon hektar sulanan tarım arazisi bulunduğunu bildiren Bayraktar, “Tatlı suyun yüzde 71,64’ü tarım, yüzde 15,08’i sanayi ve yüzde 13,28’i içme suyu olarak kullanılıyor. Ülkemizde ise 112 milyar metreküp olan su potansiyelimizin 57 milyar metreküpünü kullanıyoruz. Bu miktarın yüzde 77’si yani 44 milyar metreküpü tarımsal sulamada ve geri kalan 13 milyar metreküpü ise içme, kullanma ve sanayi suyu olarak değerlendiriliyor. Tarımda kullanılan suyun diğer sektörlere göre yüksek olması sadece ülkemize özgü bir husus değildir, birçok ülkede benzer durumlar söz konusudur. Tarıma yönelik küresel su talebinin 2050 yılına kadar yüzde 35 oranında artması bekleniyor. Sınırlı su kaynaklarının tüm sektörlerde çevreyle uyumlu bir şekilde etkin kullanılması gerekiyor” ifadelerine yer verdi.  Türkiye’nin gıda güvencesinin sağlanması, toplumun, gençlerin ve çocukların sağlıklı ve kaliteli beslenmesinin tarımın uluslararası alanda rekabet edebilecek doğrultuda sürdürülebilir bir şekilde gelişebilmesine bağlı olduğunu söyleyen Bayraktar, tarım sektörü olmadan sofralarda tüketilen gıdanın üretilemeyeceğini belirtti. Bu nedenle ülkeyi yönetenlerin tarım sektörüne daima pozitif ayrımcılıkla bakması ve imkânların bu şartlarda sunulması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, tarım sektörünün sorunlarının çözülmesi gerektiğini, bu çerçevede yatırımlar yapılması gerektiğini dile getirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.