Hava Durumu

#Gümüşhane

Yeni Marmara Gazetesi - Gümüşhane haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gümüşhane haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

86.092.168 Haber

86.092.168

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarını açıkladı. Buna göre, Türkiye'de ikamet eden nüfus, 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla bir önceki yıla göre 427 bin 224 kişi artarak 86 milyon 92 bin 168 kişi oldu. Erkek nüfus 43 milyon 59 bin 434 kişi olurken, kadın nüfus 43 milyon 32 bin 734 kişi oldu. Diğer bir ifadeyle toplam nüfusun yüzde 50,02'sini erkekler, yüzde 49,98'ini ise kadınlar oluşturdu. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre, ülkemizde ikamet eden yabancı nüfus(1) bir önceki yıla göre 38 bin 968 kişi artarak 1 milyon 519 bin 515 kişi oldu. Bu nüfusun yüzde 49,3'ünü erkekler, yüzde 50,7'sini kadınlar oluşturdu. NÜFUS ARTIŞ HIZI BİNDE 5 OLDU Yıllık nüfus artış hızı 2024 yılında binde 3,4 iken, 2025 yılında binde 5 oldu. İl ve ilçe merkezlerinde yaşayanların oranı yüzde 93,6 oldu Türkiye'de 2024 yılında yüzde 93,4 olan il ve ilçe merkezlerinde yaşayanların oranı, 2025 yılında yüzde 93,6 oldu. Diğer yandan belde ve köylerde yaşayanların oranı yüzde 6,6'dan yüzde 6,4'e düştü. Nüfusumuzun yüzde 67,5'ini yoğun kent olarak sınıflandırılan yerlerde ikamet edenler oluşturdu Mekânsal Adres Kayıt Sistemi'nin (MAKS) kullanılmaya başlanması ile birlikte fiili kent-kır yapısını daha doğru yansıtan, "yoğun kent, orta yoğun kent ve kır"(2) ayrımında oluşturulan yeni bir sınıflama yapılmıştır. Bu sınıflamaya göre, Türkiye nüfusunun yüzde 67,5'inin yoğun kent, yüzde 15,8'inin orta yoğun kent ve yüzde 16,8'inin ise kır olarak sınıflandırılan yerleşim yerlerinde yaşadığı görüldü. TÜRKİYE'DE 33 İLİN NÜFUSU AZALDI Ülkemizde 2024 yılında bir önceki yıla göre 40 ilin nüfusunda azalma görülürken, 2025 yılında 33 ilin nüfusunun azaldığı görüldü. İstanbul'un nüfusu 15 milyon 754 bin 53 kişi oldu İstanbul'un nüfusu, bir önceki yıla göre 52 bin 451 kişi artarak 15 milyon 754 bin 53 kişi oldu. Türkiye nüfusunun yüzde 18,3'ünün ikamet ettiği İstanbul'u, 5 milyon 910 bin 320 kişi ile Ankara, 4 milyon 504 bin 185 kişi ile İzmir, 3 milyon 263 bin 11 kişi ile Bursa ve 2 milyon 777 BİN 677 KİŞİ İLE ANTALYA İZLEDİ Nüfusu en az olan il 82 bin 836 kişi ile Bayburt oldu Bayburt, 82 bin 836 kişi ile en az nüfusa sahip olan il oldu. Bayburt'u, 85 bin 83 kişi ile Tunceli, 90 bin 392 kişi ile Ardahan, 138 bin 807 kişi ile Gümüşhane ve 157 bin 363 kişi ile Kilis takip etti. Türkiye'de nüfusu 1 milyonu aşan ilk ilçe Esenyurt oldu İlçelere göre nüfus dağılımı incelendiğinde, İstanbul ili Esenyurt ilçesinin 1 milyon 3 bin 905 kişi ile ilk sırada yer aldığı görüldü. Buna göre Türkiye'de ilk defa bir ilçenin nüfusu 1 milyonu geçmiş oldu. Esenyurt İlçesini sırasıyla 957 bin 792 kişi ile Gaziantep ili Şahinbey ilçesi, 952 bin 198 kişi ile Ankara ili Çankaya ilçesi, 931 bin 722 kişi ile Ankara ili Keçiören ilçesi ve 905 bin 880 kişi ile Gaziantep ili ŞEHİTKAMİL İLÇESİ TAKİP ETTİ. Nüfus piramidindeki yapısal değişim devam etti Nüfus piramitleri, nüfusun yaş ve cinsiyet yapısında meydana gelen değişimi gösteren grafikler olarak tanımlanmaktadır. Türkiye'nin 2007 ve 2025 yılı nüfus piramitleri karşılaştırıldığında, doğurganlık ve ölümlülük hızlarındaki azalmaya bağlı olarak, yaşlı nüfusun arttığı ve ortanca yaşın yükseldiği görülmektedir. TÜRKİYE NÜFUSUNUN ORTANCA YAŞI 34,9'A YÜKSELDİ Ortanca yaş, nüfusu oluşturan kişilerin yaşları yeni doğan bebekten en yaşlıya doğru sıralandığında ortada kalan kişinin yaşıdır. Ortanca yaş aynı zamanda nüfusun yaş yapısının yorumlanmasında kullanılan önemli göstergelerden biridir. Türkiye'de 2024 yılında 34,4 olan ortanca yaş, 2025 yılında 34,9'a yükseldi. Cinsiyete göre incelendiğinde, ortanca yaşın erkeklerde 33,7'den 34,2'ye, kadınlarda ise 35,2'den 35,7'ye yükseldiği görüldü. Ortanca yaşı en yüksek olan il Sinop, en düşük olan il Şanlıurfa oldu Ortanca yaşın illere göre dağılımına bakıldığında, Sinop'un 44 ile en yüksek ortanca yaş değerine sahip il olduğu görüldü. Sinop'u, 43,5 ile Giresun ve 43,3 ile Kastamonu izledi. Diğer yandan 21,8 ile Şanlıurfa en düşük ortanca yaşa sahip il oldu. Şanlıurfa'yı, 23,3 ile ŞIRNAK VE 25 İLE SİİRT TAKİP ETTİ. Kadınlarda ve erkeklerde en yüksek ortanca yaşa sahip il Sinop oldu Ortanca yaşın illere ve cinsiyete göre dağılımı incelendiğinde, erkeklerde 43 ile Sinop en yüksek ortanca yaşa sahip olan il olurken, 21,3 ile Şanlıurfa en düşük ortanca yaşa sahip olan il oldu. Kadınlarda 44,9 ile Sinop yine en yüksek ortanca yaş değerine sahip olan il olurken, Şanlıurfa 22,3 ile en düşük ortanca yaş değerine sahip olan il oldu. Hiç evlenmeyenlerin oranının erkeklerde daha yüksek olduğu görüldü Ülkemizde 2009 ve 2025 yılı cinsiyete göre medeni durumun dağılımı incelendiğinde, erkeklerde hiç evlenmeyenlerin oranının kadınlara göre daha yüksek olduğu, kadınlarda ise eşi ölenlerin ve boşananların oranının erkeklerden daha fazla olduğu görüldü. Diğer yandan büyük çoğunluğu oluşturan evlilerin oranının 2009 ve 2025 yılında her iki cinsiyette de birbirine yakın oranlarda olduğu görüldü. Çalışma çağındaki nüfusun oranı yüzde 68,5 oldu Çalışma çağı olarak tanımlanan 15-64 yaş grubundaki nüfusun oranı, 2007 yılında yüzde 66,5 iken 2025 yılında yüzde 68,5 oldu. Diğer yandan çocuk yaş grubu olarak tanımlanan 0-14 yaş grubundaki nüfusun oranı yüzde 26,4'ten yüzde 20,4'e gerilerken, 65 ve daha yukarı yaştaki nüfusun oranı ise yüzde 7,1'den yüzde 11,1'e yükseldi. TOPLAM YAŞ BAĞIMLILIK ORANI AZALDI Çalışma çağındaki birey başına düşen çocuk ve yaşlı birey sayısını gösteren toplam yaş bağımlılık oranı, 2024 yılında yüzde 46,1 iken 2025 yılında yüzde 46'ya düştü. Çalışma çağındaki birey başına düşen çocuk sayısını ifade eden çocuk bağımlılık oranı, yüzde 30,6'dan, yüzde 29,7'ye gerilerken, çalışma çağındaki birey başına düşen yaşlı birey sayısını ölçen yaşlı bağımlılık oranı ise yüzde 15,5'ten yüzde 16,2'ye yükseldi. Diğer bir ifadeyle, Türkiye'de 2025 yılında, çalışma çağındaki her 100 kişi, 29,7 çocuğa ve 16,2 yaşlıya bakmaktadır. Türkiye'de kilometrekareye 112 kişi düşerken İstanbul'da 2 bin 943 kişi düştü Nüfus yoğunluğu olarak tanımlanan "bir kilometrekareye düşen kişi sayısı", Türkiye genelinde 112 kişi oldu. İstanbul, kilometrekareye düşen 2 bin 943 kişi ile nüfus yoğunluğu en yüksek olan ilimiz oldu. İstanbul'u 633 kişi ile Kocaeli ve 395 kişi ile en küçük yüz ölçümüne sahip il olan Yalova izledi. Nüfus yoğunluğu en az olan il ise bir önceki yılda olduğu gibi, kilometrekareye düşen 11 kişi ile Tunceli oldu. Tunceli'yi, 19 kişi ile Ardahan ve 21 kişi ile Erzincan ve Gümüşhane izledi. Diğer yandan yüz ölçümü büyüklüğünde ilk sırada yer alan Konya'nın nüfus yoğunluğu ise 59 olarak gerçekleşti.

Öğrencilerin "Sibel Ablası" azmiyle hayran bırakıyor Haber

Öğrencilerin "Sibel Ablası" azmiyle hayran bırakıyor

Gümüşhane Üniversitesi Coğrafya Bölümü öğrencisi 45 yaşındaki Sibel Bal, kızıyla birlikte girdiği üniversite sınavını kazanarak hayallerinin peşinden gitmeyi başardı. Hem çalışıp hem ev işlerini yürüten Bal, aynı zamanda üniversite sıralarında gençlerle birlikte eğitim görerek azmin ve sorumluluğun en güzel örneğini sergiliyor. Gümüşhane’de yaşayan 3 çocuk annesi 45 yaşındaki Sibel Bal, eğitim hayatına verdiği ara sonrası üniversite sıralarına muhteşem bir dönüş yaptı. İki yıllık üniversite mezunu olmasına rağmen okuma tutkusundan vazgeçmeyen Bal, kızını üniversite sınavına teşvik etmek amacıyla onunla birlikte sınavlara girdi. Gümüşhane Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü'nü kazanan Bal, şimdilerde ikinci sınıf öğrencisi olarak eğitim hayatını başarıyla sürdürüyor. Sibel Bal’ın hikayesini özel kılan en önemli unsurlardan biri, hayatındaki yoğun tempo. Günlük yaşamında bir yandan aynı üniversitede sürekli işçi kadrosunda çalışan, diğer yandan evindeki sorumluluklarını yerine getiren Bal, eğitimine de asla ara vermiyor. Bal, okul ortamını çok sevdiğini belirterek, "Arkadaş ortamı güzel. Onlar benim çocuklarımın yaşındalar. Hepsi benim çocuklarım. Anlaşıyoruz da, seviyorlar da. Ev ve okul idare ediyoruz. Hem iş hem ev hem okul. Öyle gidiyor. Daha önce öğrencilerin arasında çalışıyordum ancak okul sırasında oturmak çok daha farklı ve heyecan verici bir duyguymuş" dedi. Sınava ikinci çocuğuyla girip kazandığını ifade eden Bal, üçüncü çocuğuyla da yaşı kaç olursa olsun sınava gireceğini ve okumak istediğini sözlerine ekledi. Gençlere örnek oluyor Sınıf arkadaşları tarafından "Sibel Abla" olarak çağrılan ve çok sevilen Bal, genç öğrenciler için de bir motivasyon kaynağı haline geldi. Sınıf arkadaşı Sıla Şahan, Sibel Bal’ın hem çalışıp hem okumasının kendilerine ve ailelerine örnek olduğunu belirterek, onun disiplinli ve başarılı bir öğrenci olduğunu vurguladı. Şahan, "Sibel abla bize öğrenmenin yaşının olmadığını, çalışırken de okunabileceğini, aslında hem bize hem ailemize örnek bir davranış sergilediğini söyleyebilirim. Sonuçta bizim de annemiz, babamız yani okumayan birçok üyelerimiz var ama Sibel abla bunu başarıyor. Hem çalışıyor, çalışırken de aynı şekilde derslere katılıyor ve çoğumuzdan da daha örnek bir öğrenci olduğunu da söyleyebilirim. Yani çok başarılı bir öğrenci Sibel abla" diye konuştu. Akademik kadrodan tam not Bölüm akademisyenlerinden Dr. Öğretim Fatih Işık ise Sibel Bal’ın derslerdeki disiplininden övgüyle bahsetti. Bal’ın Bitki Coğrafyası gibi zorlayıcı derslere bile tam bir sorumluluk bilinciyle katıldığını belirten Işık, "Sibel Hanım bölümümüzde yaklaşık iki yıldır öğrencilik görevini yürütmekte. Kendisi hem çalışıyor hem bir taraftan çocuklarını büyütüyor hem de bir taraftan da derslerimize tam bir disiplinde katılım sağlıyor. Aslında bize azmin ve sorumluluğun bir göstergesi, çok önemli bir örneği olarak karşımıza çıkıyor. Bu hem üniversitemiz hem de öğrencilerimiz için önemli bir örnektir" ifadelerini kullandı.

Güvenç Abdal'a ait kılıç ve zırh gömleği, 700 yılı aşkın süredir Gümüşhane'deki torunları tarafından korunuyor Haber

Güvenç Abdal'a ait kılıç ve zırh gömleği, 700 yılı aşkın süredir Gümüşhane'deki torunları tarafından korunuyor

Anadolu ve Karadeniz'in İslamlaşması ve Türkleşmesinde önemli rol oynayan Orta Asya evliyalarından Güvenç Abdal'a ait kılıç ve zırh gömleği, 700 yılı aşkın süredir Gümüşhane'deki torunları tarafından korunuyor. Ahmet Yesevi'nin Anadolu'ya gönderdiği talebelerden biri olan Güvenç Abdal, Gümüşhane'nin Kürtün ilçesine bağlı Taşlıca köyüne gelerek burada yaşamını sürdürdü. Türbesi Kırşehir'de bulunan Güvenç Abdal'ın temsili mezarlarından biri de adını taşıyan Güvende Yaylası'nda yer alıyor. Güvende Yaylası'nda yüzyıllardır yayla şenlikleri düzenleniyor. Kırşehir'den Taşlıca köyüne gelen Güvenç Abdal, bölgenin İslamlaşmasında etkin rol üstlendi. Köye yerleştikten sonra ilk olarak bir mescit yaptırdı. Yapılan mescit, 1800'lü yıllarda onarım gördü ve günümüze kadar ayakta kalarak halen ibadete açık şekilde hizmet veriyor. Güvenç Abdal tarafından yaptırılan camide uzun yıllardır görev yapan torunu İsmail Güvendi, atalarından yadigâr olan kılıç ve zırh gömleğini özel bir kutuda muhafaza ediyor. Üniversitelerde görev yapan bilim insanları tarafından gerçekleştirilen karbon testleri sonucunda kılıç ve zırh gömleğinin 1300'lü yıllara ait olduğu kesinleşti. Emanetlerin zamanla deforme olmasının nedeni ise 1915 Rus Harbi sırasında korunmaları amacıyla toprağa gömülmeleri oldu. Trabzon'un fethi sırasında sağlanan katkıların ardından Fatih Sultan Mehmet tarafından verilen fermanla tekke beratı alan Güvenç Abdal Ocağı'nda, Cumhuriyet'in ilanına ve tekke ile zaviyelerin kapatılmasına kadar uzun yıllar boyunca kazanlar kaynadı. Güvenç Abdal'ın oğlu Hıdır Baba ile torunlarının mezarlarının bulunduğu Taşlıca köyünde, Güvenç Abdal'ın tekkesinin yer aldığı alana evini inşa eden İsmail Güvendi, Güvenç Abdal'ın Ahmet Yesevi Tekkesi'nde yetiştiğini ve Anadolu'da etkin rol üstlenmek amacıyla Taşlıca köyüne yerleştiğini, burada yaşadığı süre boyunca çok sayıda müridi bulunduğunu söyledi. "Anadolu'nun Türkleşmesinde ve İslamlaşmasında önemli bir rolü var" Güvenç Abdal'ın tekke kurarak Doğu Karadeniz'in İslamlaşmasına önemli katkılar sağladığını ifade eden İsmail Güvendi, "Güvenç Abdal, 1250'li yıllardan sonra Anadolu'ya gelen, Anadolu'nun kapıları açıldıktan sonra Anadolu'nun İslamlaşması ve Türkleşmesinde öncülük etmiş Anadolu alperenlerinden bir tanesidir. Güvenç Abdal'ın asıl ismi Halil Derviş'tir. Halil-i Nurettin olarak geçer şeceredeki ismi. 1250'li yıllarda buraya gelip mescidini yapıp burada bir tekke kurmuş ve buraların İslamlaşmasına öncülük etmişlerdir. Türkleşmesine de aynı zamanda bu Çepni boylarının Türkleşmesine onlarla birlikte büyük öncülük etmiş ve Anadolu'nun özellikle bu Karadeniz yöresinin fethedilmesinde müthiş fedakârlıklar göstermiştir. Fatih'in Trabzon'u fethinde bu ocak yetişenlerinden Çağırgan Baba'nın, bir rivayete göre 22 bin kişilik orduyla Kadırga Yaylası'nda Fatih'le beraber namazı idrak edip hutbeyi Fatih'in okuduğu, Çağırgan Baba'nın da orada namazı kıldırdığı rivayet edilmektedir" dedi. "700 yıldır bu kılıç ve zırhı koruyoruz" Güvenç Abdal'a ait kılıç ve zırhın karbon testleriyle 700 yıla tarihlendiğinin altını çizen İsmail Güvendi, "Emanetler, dededen toruna, torundan toruna aktarılmıştır. 1915 yılındaki Rus muhacirliğine kadar da büyük bir özenle korunmuştur. Bu emanetlerin bugün deforme olmasının en büyük sebebi, o dönemde güvenlik amacıyla toprağa gömülmüş olmalarıdır. Muhacirlik olayı yaşanınca dedelerimiz buradan ayrılmak zorunda kalmış, emanetleri toprağa gömüp gitmişlerdir. Geri döndüklerinde tekrar çıkarmışlar ancak doğal olarak bir miktar deformasyon oluşmuştur. Yapılan karbon testlerinde bu emanetlerin 1200'lü yıllara ait olduğu tespit edilmiştir. Daha sonraki yıllarda, özellikle 1990'lı yıllara kadar, ziyarete gelen bazı kişiler tarafından bu emanetlerden teberrük niyetiyle parça alınmış, koparılmıştır. Bu durum aslında çok yanlış bir uygulamaydı. Bunun farkına vardıktan sonra artık kimseye parça verilmemesi yönünde karar aldık. O dönemde ateşli silahların olmadığı bir zaman diliminden bahsediyoruz. Bu nedenle kılıçlar daha çok koruma amaçlıdır. Önceleri savaş meydanlarında kullanılan bu kılıç, sonraki dönemlerde aynı şekilde muhafaza edilmiştir. Hıdır Baba kullanmıştır, ondan sonra oğlu kullanmıştır. Ancak zamanla bu kılıçlar savaş alanlarında kullanılmaktan çıkmıştır. Biz bu kılıca ‘gönül kılıcı' deriz. Aslında bu bir tahta kılıçtır. Koruma amacı taşımasının yanında, insanların gönlünü fethetmeyi temsil eder" diye konuştu.

Gümüşhane'de karla kaplı ormanlarda masalsı yolculuk Haber

Gümüşhane'de karla kaplı ormanlarda masalsı yolculuk

Gümüşhane'de şehrin gürültüsünden ve boğucu havasından uzaklaşmak isteyen 22 doğasever, bu hafta Torul ilçesinin karlar altındaki eşsiz coğrafyasında bir araya geldi. Pamuk tarlasını andıran orman yollarında gerçekleştirilen yürüyüş, katılımcılara hem fiziksel hem de zihinsel bir arınma imkanı sundu. Yürüyüş, Torul ilçesine bağlı Tokçam köyü Merkez Mahalle’de bin 481 metre rakımda başladı. Sporcular Yanıklık Sırtı, Sel Gediği, Mandızlı Sırtı ve Hanzarosman Sırtı gibi kritik noktaları aşarak ilerledi. Kar diz boyu, manzara on numara Kar kalınlığının yer yer diz boyuna ulaştığı parkurda, Torul ve Kürtün baraj göllerinin panoramik manzaraları yürüyüşe eşlik etti. Bin 668 metre yüksekliğe kadar tırmanan ekip, 12 kilometrelik rotayı bin 94 metre rakımdaki Yurt köyünde başarıyla tamamladı. Kristalize kar taneleri eşliğinde ilerleyen ekip orman içindeki yatay geçişlerde çam ağaçlarının üzerine çöken kar yükününün oluşturduğu masalsı görüntüleri bol bol fotoğrafladı. Yurt köyüne ulaşan sporcuların yorgunluğunu köy sakinlerinden İrfan Aydın’ın ikramı bitirdi. Aydın’ın evindeki sıcak sobanın etrafında toplanan ekip, demlenen çaylar eşliğinde haftanın stresini, günün yorgunluğunu geride bıraktı. Psikolojik sağlık için 'Doğa' reçetesi Yürüyüşe katılan Psikolojik Danışman Zeliha Fatma Aykın, doğada vakit geçirmenin bilimsel olarak kanıtlanmış faydalarına dikkat çekerek, "Bugün Tokçam köyünden Yurt köyüne yürüdük. Harika manzarasıyla aslında kışa bir "merhaba" dedik. Kar yer yer diz boyuydu, bazı yerlerde de tozak şeklindeydi. Çok tatlı bir etkinlikti. Yeni gelen arkadaşlarımız da oldu. Onlara hem doğayı sevdirdik hem de doğa yürüyüşleri için katkıda bulunmaları adına bir nevi motive ettik diyebiliriz. Doğada, özellikle ormanlık alanda yapılan yürüyüşlerin depresyon ve anksiyete üzerindeki olumlu etkileri dünya genelinde yapılan çalışmalarla destekleniyor. Bugün burada sadece fiziksel bir aktivite yapmadık, aynı zamanda kışa 'merhaba' diyerek ruhumuzu dinlendirdik. Tüm vatandaşlarımıza 'Doğada iziniz olsun' diyerek bu deneyimi yaşamalarını öneriyorum" ifadelerini kullandı. GÜDAK Başkanı Mustafa Akbulut ise daha önce bahar ve sonbahar mevsiminde yürüdükleri parkuru kış mevsiminde ilk kez deneyimlediklerini belirterek, "Muhteşem bir kar parkuru yürüdük. Ormanlar, çam ağaçları yağan karla süslenmiş. Doğanın her güzelliğini gördük. Hava bazen rüzgarlıydı, bazen güneşli. Sona doğru biraz soğuk oldu ama çok güzeldi. Her mevsimde bu doğayı biz devamlı yürüyoruz. İlk defa kış mevsiminde burayı yürüdük. Gerçekten harika bir manzara vardı. Hafta sonunu evinde ya da kahve köşelerinde geçiren hemşehrilerimizi dağlara, temiz havaya, bu doğal güzellikleri görmeye davet ediyoruz" dedi.

Sürücülerin 'korkulu rüyası' olan geçitte, karın oluşturduğu eşsiz manzara Haber

Sürücülerin 'korkulu rüyası' olan geçitte, karın oluşturduğu eşsiz manzara

Gümüşhane-Şiran arasındaki en kısa güzergah olan 2 bin rakımlı Tersun Dağı Geçidi, etkili olan kar yağışının ardından kartpostallık görüntülere sahne oldu. Kıvrım kıvrım yolları ve dik rampalarıyla sürücülerin 'korkulu rüyası' olan geçitte, karın oluşturduğu eşsiz manzara havadan görüntülendi. Doğu Karadeniz bölgesini İç Anadolu ve Doğu Anadolu'ya bağlayan en kısa ve en kritik güzergahlardan biri olan Gümüşhane-Şiran karayolu üzerindeki Tersun Dağı Geçidi, kış mevsiminin gelişiyle birlikte bambaşka bir kimliğe büründü. 2 bin metre rakımda yer alan geçit, kar yağışının ardından ladin ve çam ormanlarıyla kaplı coğrafyasında seyrine doyumsuz manzaralar meydana getirdi. Kar yağışının ardından kristalize olan ağaç dalları ve bembeyaz örtüyle kaplanan dik yamaçlar, havadan çekilen görüntülerle bölgenin doğal güzelliğini bir kez daha kanıtladı. Yol boyunca uzanan köknar ve çam ağaçlarının kar altındaki heybetli duruşu, sürücülere zorlu bir yolculuğun yanında görsel bir huzur da vaat ediyor. Tersun Dağı, sadece zorlu rampaları ve keskin virajlarıyla değil, sunduğu panoramik manzaralarla da biliniyor. Keskin virajları, dik rampaları ve kış aylarında eksik olmayan sisiyle bilinen geçit, karın ardından adeta bir labirenti andırıyor. Drone çekimlerine yansıyan görüntülerde, kar altındaki kıvrımlı yolların arasından süzülen araçlar, doğanın gücü karşısındaki mücadeleyi gözler önüne seriyor. Bölgedeki ormanlık alanlar, devasa ağaçların dallarındaki kar kütleleriyle kışın tüm görkemini yansıtıyor. Görsel güzelliğinin yanı sıra kış aylarında buzlanma ve tipi nedeniyle zaman zaman ulaşıma kapanma noktasına gelen Tersun Dağı, sürücüler için büyük bir sınav niteliği taşıyor. Kışın tüm sertliğinin hissedildiği geçitte, Karayolları ekipleri ulaşımın aksamaması için 7/24 mesai harcıyor. Bölge halkı ve yolu aktif kullanan sürücüler, yıllardır dile getirilen 'Tersun Tüneli' projesinin bir an önce hayata geçirilmesini bekliyor. Tünelin yapılmasıyla birlikte hem can güvenliğinin maksimum seviyeye çıkacağı hem de yakıttan ve zamandan büyük tasarruf sağlanacağı vurgulanıyor.

Gümüşhane'nin ‘Zamanın Durduğu Yeri' Santa'da vefa yürüyüşü gerçekleştirildi Haber

Gümüşhane'nin ‘Zamanın Durduğu Yeri' Santa'da vefa yürüyüşü gerçekleştirildi

Gümüşhane'nin doğa ve tarih turizmindeki en önemli markalarından biri olan Santa Harabeleri, bu hafta sonu hem hüzünlü hem de görsel şölen sunan anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Gümüşhane Dağcılık, Doğa Sporları Gençlik ve Spor Kulübü Derneği (GÜDAK) organizasyonunda, terör örgütü PKK tarafından şehit edilen Gümüşhaneli öğretmen Necmettin Yılmaz anısına düzenlenen ve "Kayıp Santa Yolu" olarak bilinen tarihi rotada gerçekleşen yürüyüşte, katılımcılar hem şehit öğretmeni andı hem de Santa'nın eşsiz doğasını keşfetti. Aralarında Gümüşhane Valisi Aydın Baruş, Vali Yardımcısı Muhammed Deniz Kılınç, İl Emniyet Müdürü İsmail Karasakal ve İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Bilal Sarıdoğan'ın da bulunduğu 55 kişilik heyet, doğanın ve tarihin iç içe geçtiği parkurda katılımcılar yaklaşık 10 kilometrelik parkurda yürüdü. Sonbaharın son renklerinin süslediği doğada adeta bir tablonun içinde yolculuk yapan heyet, tarihi taş köprülerin, gürül gürül akan derelerin ve tarihi patika yolların eşlik ettiği yürüyüşte, katılımcılar tarihin ve doğanın kucaklaşmasına tanıklık etti. İşhanlı Mahallesi'nden yürüyüşe başlayan sporcular taşla döşeli tarihi patikaların ve göğe uzanan ağaçlarla dolu ormanlık alanın içinden Ayene Mevkiindeki tarihi köprüye ulaştı. Burada fotoğraf çektirildikten sonra her zamanki parkuru kısaltarak alt kısımdaki diğer parkura geçen doğa severler Binatlı Mahallesi'ne ulaştı. Tamamı patika yollarda gerçekleşen yürüyüşün ardından mola veren ekip, daha sonra araç yolunu takip ederek Piştoflu Mahallesi'ne kadar yürüdü ve 10 kilometrelik parkuru tamamladı. "Burası yeşilliğe doyduğumuz temiz havayla ciğerlerimizin rahatladığı bir ortamdı" "Vadideki cennet" ve "Doğa ve tarihin kucaklaştığı yer" olarak adlandırılan tarihi yerleşim yerinde yüzlerce yıllık taş binalar, tarihi kiliseler, çeşmeler ve eşsiz doğasıyla büyüleyici bir atmosfere sahip olan parkuru tamamlayan sporculardan Gümüşhane Üniversitesi öğrencisi Ayşe Çelik, "Konyalıyım. Gümüşhane'ye öğrenci olarak geldim. Bugün de 24 Kasım Öğretmenler Günü adına Santa Harabelerinde bir yürüyüş vardı. Hem öğretmenlerimizin gününü değerlendirmek hem de şehit öğretmenimizin anısına buraya yürüyüşe geldik. Normalde Konyalı olduğumuz için bozkırdayız, haliyle yeşilliğe doyamıyoruz. Ama burası yeşilliğe doyduğumuz, temiz havayla ciğerlerimizin rahatladığı bir ortamdı. Çok mutlu olduk, çok eğlendik, çok güzeldi. Her şey için teşekkür ederiz. Başta giderken hiç problem yaşamadık zaten, çok rahattık. Ama dönerken biraz zorladı. Zor nefes aldık ama anın tadını çıkarmaya çalıştık tabii ki, çok eğlendik. En çok video çektik. Şelaleler çok güzeldi. Ormanı çok hoş bir tabiat, çok tatlı bir ortam vardı. İki tane tarihi köprünün üzerinden geçtik" dedi. "Parkur çok zevkliydi, çok sevdim" Parkuru tamamlayan bir diğer Gümüşhane Üniversitesi öğrencisi Meryem Melisa Denizoğlu da "Gümüşhane'ye okumaya geldim. İlk defa buraya geldim. Parkur çok zevkliydi, çok sevdim. Yürüyüş ilk başta çok ferah gitti ama gelirken biraz yoruldum. Parkurda şelaleleri gördük, köprüler vardı, doğanın yeşilliği çok güzeldi zaten. Tabiatı da çok sevdim. Tüm öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü kutlu olsun" diye konuştu. "Burada hem tarih hem de doğa iç içe" Göğe yakın dağların arasında, tarih ve doğanın iç içe geçtiği Santa Harabelerinde yüzlerce yıllık eserlerin arasında hem zamanda yolculuk yapıp hem de eşsiz manzaralarına hayran kalan Dr. Ramazan Can ise, "Bugün burada Santa'da şehit öğretmenimiz Necmettin Yılmaz ve tüm öğretmenlerimiz için yürüdük. Tarihi bir mekan olan Santa ve doğayla beraberdik. Doğa burada bize tamamen bir kucaklama içerisinde hem eşsiz ağaçların, çam ağaçların ve masmavi gökyüzünün ve bu kış mevsimine girerken bize sunmuş olduğu güzel havanın eşliği içerisinde güzel bir gün geçirdik. Yaklaşık 8 kilometrelik rotamız vardı. Güzel bir gündü bizim için. Rotamızı düzenleyen ekibimize de teşekkür ediyoruz buradan. Şehit öğretmenimiz Necmettin Yılmaz başta olmak üzere bütün şehit öğretmenlerimize Allah'tan rahmet diliyorum ve bütün öğretmenlerimizin de öğretmenler gününü kutluyorum. Parkur gayet güzeldi. Hem tarih hem de doğa iç içe. Tarihi köprülerden geçtik. Doğal patika yollardan geçtik. Ve bu şekilde bir doğanın sunması gerçekten gezilip görülmesi gereken bir yer. Tekrardan gelmek isteyeceğim, tekrardan gezmek isteyeceğim bir yer. Yani gezi rehberime tekrardan ekledim burayı" ifadelerini kullandı. "Tarihin her türünü burada gördük, doğayı da gördük" GÜDAK Başkanı Mustafa Akbulut da, "Bugün şehit öğretmenimiz Necmettin Yılmaz başta olmak üzere bütün öğretmenlerimiz adına yürüyüş yaptık. Öğretmenlerimizin Öğretmenler Gününü kutluyoruz. Kayıp Santa Yolunu yürüdük. Son 3 yıldır bu parkuru yürüyoruz. Daha önce Santa içerisinde çok yürüyüşlerimiz oldu. Fakat bugünkü yürüyüşte tarih ve doğayı iç içe gördük. Bu kadar güzel kucaklaşma bir daha bir yerde denk gelmez diye düşünüyorum. Tarihin her türünü burada gördük, doğayı da gördük. İç içe olması bizi çok daha mutlu etti. Böyle rotalara bütün dostları doğaya davet ediyorum. Doğayla iç içe olmalarını istiyoruz. Doğayla tarihi gelsin, görsün ve birleştirsinler diliyorum. Parkur gayet rahat. Orman iç içe ve rampalar olmasına rağmen çok rahat bir yürüyüştü" dedi. Santa Harabeleri hakkında "Vadideki cennet" ve "Doğa ve tarihin kucaklaştığı yer" olarak da adlandırılan, yüzlerce yıllık taş binaları, kiliseleri, çeşmeleri ve eşsiz doğasıyla büyüleyici bir atmosfere sahip olan Santa Harabeleri, yüzlerce yıllık eserleriyle ziyaretçilerine hem zamanda yolculuk yaptırıyor hem de eşsiz manzaralarıyla hayran bırakıyor. Kimi kaynaklara göre 17. yüzyılda kimi kaynaklara göre de daha eski tarihlerde kurulduğu bilinen ve 7 mahalleden oluşan Santa Harabeleri, her bir mahallesinde dönemin özelliklerini yansıtan ve zamana meydan okurcasına dimdik ayakta duran tek ve iki katlı evleri, kiliseleri, okulları, şelaleleri ve çeşmeleriyle döneminin kendine özgü sivil mimari özelliklerini sergiliyor. Doğu Karadeniz'in önemli kültürel miraslarından birisi ve geçmişin izleriyle dolu olan Santa Harabeleri, tarihi ihtişamı ve doğal güzellikleriyle ziyaretçilerine büyüleyici bir atmosfer ve enfes manzaralar sunuyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.