Hava Durumu

#Güngören

Yeni Marmara Gazetesi - Güngören haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güngören haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

21 bin lira kapora gönderen kardeşler, emlakçı tarafından dolandırıldıklarını iddia ederek savcılığa başvurdu Haber

21 bin lira kapora gönderen kardeşler, emlakçı tarafından dolandırıldıklarını iddia ederek savcılığa başvurdu

Güngören’de yaşayan Kanser tedavisi gören babalarının sağlık durumu nedeniyle aylardır ev arayışında olan Ayşen ve Pınar Erturan kardeşler, iddiaya göre Şişli’de bir emlakçı aracılığıyla buldukları ev için emlakçıya 21 bin lira kapora ödedi. Erturan kardeşler, emlakçının kendilerine ev sahibinin evi kiralamaktan vazgeçtiğini söylediğini iddia etti. Bunun üzerine kaporalarını geri isteyen kardeşler, emlakçının kendilerini oyaladığını ve şahsa ulaşamadıklarını ifade etti. İstanbul'da yaşayan Ayşen ve Pınar Erturan kardeşler, kanser tedavisi gören babaları için ev tutmak istedi. Şişli'de T.G. isimli emlakçıyla görüşen kardeşler, hasta babaları için uygun kriterlerde bir ev aradıklarını söyledi. İddiaya göre emlakçı şahıs, aileye aradıkları kriterlere uygun bir ev olduğunu söyleyerek kendilerine bir ev gösterdi. Evle ilgili kira şartları ve diğer şartlar üzerinde anlaşmaya varılmasının ardından kapora isteyen emlakçı, kardeşlerden 21 bin TL aldı. Ancak emlakçı parayı aldıktan bir süre sonra ev sahibinin evi kiralamaktan vazgeçtiğini söyledi. Kaporayı geri almak isteyen Ayşen Erturan, emlakçı T.G.’nin kendilerini oyaladığını sonrasında ise kendisine ulaşamadıklarını iddia etti. Kardeşlerin, şahısla ilgili savcılığa suç duyurusunda bulundu. "Kira miktarı düşük. Ev size teslim edilmeyecek" Yaşadığı mağduriyeti anlatan Ayşen Erturan, "Biz 16 Ağustos tarihinde bahsi geçen evi gördük. Kira konusunda opsiyonlarımızı sorduk. Çok çetin bir pazarlık yaptığını ve kirayı bizim istediğimiz seviyeye çektiğini ve ev sahiplerinin kapora talep ettiğini söyledi. Biz de ev bize uygun olduğu için, ‘Tamam’ dedik. Kendi şahsi hesabına IBAN üzerinden 'kira kaporası' açıklaması ile ödemeyi yolladık. Bize sürekli ev sahibi, ‘Bugün gelecek, yarın gelecek’ dediği için süreç uzadı. 28 Ağustos’a kadar bu süreç devam etti ve biz sürekli oyalandık. 28 Ağustos günü sözleşme yapacağını öde sürdüğü ev sahiplerinin telefonunu açmadığını iddia etti. Ardından ev sahibinin evi kiralamaktan vazgeçtiğini söyledi. Biz de ‘Tamam. Bize kira kaporamızı iade edin’ dedik. Şahısta, ‘Tamam. İade edeceğiz’ dedi. Telefonu kapattık" dedi. "‘Ölmüş çocuğum üzerine yemin ederim bu parayı vereceğim’ dedi" Süreç içerisinde emlakçı tarafından sürekli oyalandıklarını anlatan Ayşen Erturan, "Günlerce beni oyaladı. Bana, ‘Ölmüş çocuğumun üzerine yemin ederim bu parayı vereceğim’ dedi. Sürekli çelişkili ifadeler veriyor. Her aradığımda çeşitli bahaneler sunuyor. Arıyorum hasta olduğunu, ilaca para verdiğini söylüyor. Sürekli süreci bu şekilde aksatıyor. Biz de savcılığa giderek suç duyurusunda bulunduk. Bizi bu süreçte hem maddi hem de manevi olarak zarara uğrattı. Biz şimdi yeni bir ev için nasıl güvenip de sözleşme yapacağız bilmiyoruz. Çünkü ilk defa başımıza böyle bir şey geldi" diye konuştu. "Kaporamızı geri istedik. Oyalama taktikleri başladı" Aylardır ev arayışında olduğunu ifade eden Pınar Erturan ise "Emlakçı benzer bir hastalık sürecini kendisinin de deneyimlediğini söyleyerek bir güven kazandı. Daha sonra elinde bize uygun bir ev olduğunu söyleyerek ikimizi bölgedeki bir eve götürdü. Şartlarımıza uyduğunu söyledik. Ardından yasal prosedür olarak kontrat üzerinde anlaşma süreçlerimiz başladı. Bu arada ev sahipleri ile asla birebir görüşmedi kendisi ev sahipleri adına temsilcilik yaptığı için. 21 bin lira kapora verdik. Biz zaten evi gördüğümüz gün içerisinde kaporamızı ödedik. Çünkü evi bir an önce tutmak istedik. Şu anda oturduğumuz evden çıkmak zorunda olmamızın getirdiği bir zaman baskısı da vardı. Dolayısıyla kaporamızı gün içerisinde ilettik. Daha sonra süreçler kontratın düzenlenmesi üzerine diyaloglar halinde ilerledi. Ancak iki hafta geçtikten sonra ev sahiplerinin evi bize vermekten vazgeçtiğini söyledi. Bunun üzerine biz de kaporamızı geri istedik. Kendisi bulabilirse gün içerisinde bu mağduriyeti gidereceğini taahhüt etti. Ancak bundan sonraki süreçlerde aslında oyalama taktikleri başladı" şekline konuştu. Çağlayan’da savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını söyleyen Pınar Erturan, zararlarının karşılanmasını istediklerini söyledi.

Yardım etmek istedi, 6 yerinden bıçaklandı Haber

Yardım etmek istedi, 6 yerinden bıçaklandı

Olay, Güngören'de yaşanan Atlas cinayetini yeniden gündeme getirdi. İstanbul'da sayıları arttığı belirtilen genç sokak çeteleri ise mahallelerde tedirginlik oluşturuyor.Olay, Bağcılar'ın Yıldıztepe Mahallesi'nde metro istasyonu çıkışında meydana geldi. İddiaya göre, 18 yaş altı kalabalık bir grup, bir çocuğu sıkıştırarak tokat atıp darbetmeye başladı. O sırada arkadaşlarını bekleyen Oğuzhan ve Taha Çöpür kardeşler durumu fark ederek çocukları kavga etmemeleri konusunda uyardı. Grubun, "Bu bizim meselemiz, karışmayın" diyerek tepki gösterdiği öğrenildi. Darbedilen çocuk olay yerinden uzaklaşırken, ağabey-kardeş ile kalabalık grup arasında sözlü tartışma yaşandı. Tartışmanın büyümesi üzerine çıkan arbedede, gruptaki bir kişi elindeki bıçakla Oğuzhan Çöpür'ü 6 yerinden bıçakladı. Ağabey Taha Çöpür saldırganlara karşılık vererek kardeşini korumaya çalıştı. Saldırganların, Oğuzhan Çöpür'ü bıçakladıktan sonra üzerine taş atarak olay yerinden kaçtıkları öğrenildi. Saldırı ve bıçaklanma anları çevredeki güvenlik kameralarına saniye saniye yansıdı.Hastaneye kaldırılan ve 6 bıçak darbesi aldığı belirlenen Oğuzhan Çöpür'ün tedavisi evde sürerken, ailenin tehdit mesajları aldığı iddia edildi. Aile, şikayetçi olmamaları yönünde arandıklarını ve adres bilgilerinin kendilerine söylenerek baskı kurulduğunu öne sürdü. Aldığı bıçak darbeleri sonucundan iç organları hasar aldı. Karnına onlarca dikiş atılırken, tedavisinin devam ettiği öğrenildi.Olay, Güngören'de yaşanan ve kamuoyunda "Atlas cinayeti" olarak bilinen olayla benzerliği nedeniyle yeniden sokak çeteleri tartışmasını gündeme taşıdı. İstanbul'un bazı ilçelerinde yaşları küçük grupların çeteleştiği ve bu kişilerin suçlara karıştığı iddiaları mahalle sakinlerinde endişe oluşturuyor. Oğuzhan Çöpür, "Olay gününde arkadaşımızı metro çıkışında bekliyorduk. 10 kişilik bir grup, bir çocuğu arasına almıştı. 10 kişinin, 1 kişinin arasına aldığını görünce çocuklara 'Kardeşim, çocuğu bırakın. Niye dövüyorsunuz?' tarzında konuşma yaptım. 'Abi sen niye karışıyorsun? seni ilgilendirmez. Bu bizim meselemiz' gibi cevaplar verdiler. Sol taraftan bir çocuk elinde kesici alet, kelebek olan bıçağı çıkartarak ortalıkta savurmaya başladı. İlk darbeye o an zaten karnıma aldım. Ondan sonra arada başka bir arkadaş da aynı şekilde bacağına darbe aldı. Sonra tekrar da ben onun üzerine koşup elinden almak isterken bacağıma 5 tane darbe almış bulundum. Ben de zaten kan kaybından daha fazla ayakta duramadım. Yere yığıldım. Yani olay bu şekilde oldu. Yere yığıldıktan sonra da zaten gördüğüm kadarıyla kafama doğru da bir tane taş fırlattılar kaçarken. Şu an zaten bizim ailemizi tehdit varı mesajları, ses kayıtları var. İşte örnek veriyorum aramalar gerçekleşiyor. İşte 'Şikayetçi olmayın. Biz her şeyi çözeceğiz' gibisinden 'Şikayetçi olursanız farklı şekilde çözeriz' bu şekilde ailemizi tehdit ediyorlar. Şu an benim hayatımdan çok fazla şey gitti. Güngören'deki çocuk vefat etti. Ben de şanslı olmayabilir aynı şekilde olabilirdim. Aile olarak şu an korkuyoruz" şeklinde konuştu. "O GÜN ÇOCUKLARIMIN DOĞUM GÜNÜYDÜ" Bıçaklanan Oğuzhan'ın babası Fevzi Çöpür, "İnsan olan birisi, orada yardım eden hiç tanımadığı birisini delik deşik etmez. Bunlar insan bile değil. 16-17 yaşında bu çocukları kullanıyorlar. 2-3 tanesini alıyor polis. Ama bunların bir de arkaları var. Bunların bir de tanıdıkları var. Benim çocuklarım pırıl pırıldır. Benim çocuklarım iyi olmak için orada sırf tanımadıkları çocuğa yardım etmek istedikleri için biz bu haldeyiz. O gün çocuklarımın doğum günüydü. Doğum günlerini akşam kutlayacaktık. İkisi de aynı gün doğdular. Perişan durumdayız. Benim annemin ismine kadar bana söylüyor adam. Benim annem 80 yaşında. Benim babam rahmetli oldu ama babamın ismini söylüyor. Bunu 17 yaşında bir çocuk nereden bulacak? Bunların arkalarında birisi olmasa? Bunu çözebilirler mi? Adam bana annemin ismini babamın ismini nerede oturduğumu evimi adresimi bu kadar kolay mı bunlar?" dedi. "ONLARIN ANNELERİYLE BABALARIYLA TELEVİZYONDA BEN DE AĞLADIM" Baba Çöpür, "Yani aynı durumun ucundan döndük. Yani bizim bugün çocuğumuz evde yatıyorsa Allah-u Teala bize çocuğumuzu yeniden bağışladı. Bizi tehdit edeceksin. Hem bıçaklayacaksın ne kadar mantıksız. Hastanedeyim ben canımla cebelleşiyorum. Çocuğum hayata döner mi diye çırpınırken telefon geliyor. Beni tehdit ediyor. Bu kadar kolay değil bu. Bunun arkasında bir güç olmasa, bir çeteleşme olmasa bunu yapamazlar. Bu Ahmet Müngüzi, Atlas Çağlayan isimli çocukları onların anneleriyle babalarıyla televizyonda ben de ağladım. Ama bir gün beni aynı şekilde sokacakları aklımdan gelmedi o gün. Bugün o çocuklarla aynı kaderi yaşıyoruz. Sadece bizim şansımız kardeşinin yanında olması ve kardeşinin onu bir an önce hastaneye yetiştimesi oldu. Yoksa biz Ahmetlerle, o çocuklarla, onların aileleriyle aynı kaderi yaşayacaktık. Çünkü olaylar hemen hemen tamamıyla aynı" açıklamasında bulundu. "ÇETELER SOKAKLARDA KOL GEZİYOR" Sokak çeteleriyle mücadelenin bir an önce çok hızlı bir şekilde yürümesi lazım diyen baba Çöpür, "Sadece o bıçağı oraya atanın değil, orada o bıçağı atana yardım edenin, onun arkasında duranın, o bıçağı atanı destekleyenin bunların bir an önce toplanması lazım ki toplum bundan kurtarsın kendini. Şu anda toplum tedirgin. Aynı olayın içinde. Bıçağın darbenin birinde o yedi. Karakolda sadece bir ifade verdi. Ben bunlarla uğraşamam dedi. Korktu çocuk, benim bir hayatım var dedi. Bunlar benim hayatımı söndürür, öldürürler beni dedi. Yalvardım çocuğa, ben yalvardım. Dedim ki ya oğlum gel, devlet var. Devlet bize onların önüne atmaz. Gel şikayetçi ol, güçlü bir şekilde. Sen de bıçak yemişsin, senin de yaran var. Hayır abi dedi, ben dedi şikayetçi olmuyorum. Hiçbir şekilde yarasıyla ailesine bile haber vermeden çocuk hastanede bir tedavi oldu. Aynı ambulansla gitti muhtemelen. Hastanede tedavi olduktan sonra bırakıp kaçtı çocuk. Yani şikayetçi bile olmadı korkudan. Bunun gibi yüzlerce var. Güngören, Bağcılar, Esenyurt, çeteler sokaklarda kol geziyor" dedi.

Güngören’de Lazer Kesim Makinesinde Meydana Gelen Patlamada Yaralanan Yok, Ama Hasar Var Haber

Güngören’de Lazer Kesim Makinesinde Meydana Gelen Patlamada Yaralanan Yok, Ama Hasar Var

Güngören’de deri üzerine lazer kesim yapan bir iş yerinin lazer kesim makinası henüz bilinmeyen nedenle patladı. Patlama nedeniyle herhangi bir yaralanma olayı görülmezken, 4 işyeri ve 2 araçta hasar oluştu. Patlama anı güvenlik kameraları tarafından saniye saniye görüntülendi. Olay Güngören Sanayi Mahallesi Saadet sokakta lazer, baskı ve kesim yapan bir iş yerinde sabah saat 07.30 sıralarında meydana geldi. Deri üzerine lazer kesim yapan makinada henüz bilinmeyen bir nedenle patlama oldu. Patlamanın şiddeti ile sokakta bulunan 4 iş yerinin camları kırılırken, park halindeki 2 araçta ise hasar oluştu. Patlamada herhangi bir yaralanma yada can kaybı yaşanmadı. Olay yerine ihbar üzerine çok sayıda polis ekibi sevk edildi. Ekipler tarafından tedbir amaçlı olarak olayın yaşandığı yere emniyet şeridi çekilerek geniş güvenlik önlemleri alındı. Yol bir süreliğine trafiğe kapatıldı. Belediye temizlik işlerinin yolu temizlemesi ile yol tekrar trafiğe açıldı. Ekiplerin olay yerinde incelemeleri devam ediyor. Patlama anı güvenlik kameraları tarafından saniye saniye görüntülendi. Patlama nedeniyle büfesinin camları kırılan Vakıf Akar "Ben içerde büfedeydim. Bir anda basınçla patlama oldu. Allahtan kimsede bir şey yok. Büfe benim. Bayağı şiddetli oldu. 3-4 tane cam kırık. Hasarımı düşünmüyorum şuanda" dedi. Patlamada iş yerinin camları kırılan Tayfun Yaman "Sabah erken saatte telefonum çaldı. Arkadaşım beni arayıp dükkanımızın camlarının kırıldığını söyledi. Sabah Allah’tan fazla insan yoktu. Büfeci açıkmış, cam patlayınca kaçmaya çalışmışlar. Orası lazer atölyesi, lazerin tüpü patlamış galiba. Hafif bir hasarla atlattık. İnsanlar erken gelseydi bir kaç yaralı olabilirdi" şeklinde konuştu.

Semt Pazarında Faciadan Dönüldü! Haber

Semt Pazarında Faciadan Dönüldü!

İstanbul Güngören’de kurulan semt pazarında şiddetli rüzgar nedeniyle kökünden sökülen ağaç pazar tezgahları ve 1 minibüsün üzerine devrildi. Maddi hasarın meydana geldiği olayda 2 pazar esnafı hafif şekilde yaralandı.   Olay, sabah saat 10.45 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre Güngören Tozkoparan’da kurulan semt pazarında şiddetli rüzgar nedeniyle kökünden sökülen ağaç pazar tezgahları ve park halindeki minibüsün üzerine devrildi. O sırada tezgahlarının başında olan 2 pazar esnafı ağacın altında kaldı. İhbar üzerine olay yerine polis, sağlık ve Güngören Belediyesi zabıta ekipleri sevk edildi. Devrilen ağacın altında kalan 2 kişi ise çevredeki vatandaşların yardımıyla çıkarıldı.  Rüzgar nedeniyle köklünden kırılarak tezgahların ve minibüsün üzerine devrilen ağaç, Güngören Belediyesi zabıta ekipleri nezaretinde çalışanlar tarafından parça parça kesilerek kaldırıldı. Ardından Pazarcı esnafı, yıkılan çadırlarını ve tezgahlarını toparlayarak çalışmaya  “Perişanız, her hafta aynı şikayet”  Pazar esnaflarından Serkan Manavoğlu, “Az önce çok şiddetli bir rüzgar oldu. Çadırlar yerinde duramıyordu. En sonunda ağaç düştü kafamıza. Esnaf arkadaşlarımızdan yaralı olduğu söyleniyor. Çok büyükte maddi hasar var. Ağaç bir aracın üzerine de düştü. Perişanız, her hafta aynı şikayet“ dedi.  “Ağacın dalı gözüme girdi”  Üzerine ve tezgahına ağaç devrilen Pazar esnafı İlhan Yücekaya, “Tezgahın önünde mal açıyordum. Aniden bir çatırtı sesi geldi. Ağaç üzerimize devrildi. Ağacın dalı gözüme girdi. Allah’tan aracın üzerine devrildi yoksa burada 2 kişi ölürdü. Şuanda fazla bir hasar kaydım yok, Allah’tan gözüme bir şey olmadı. Bu ağacın altında insanda ölebilirdi” şeklinde konuştu. 

Yüz Ağdası
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.