Hava Durumu

#Hakaret

Yeni Marmara Gazetesi - Hakaret haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hakaret haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Alkollü yakalandı polise hakaretten gözaltına alındı Haber

Alkollü yakalandı polise hakaretten gözaltına alındı

Polis ekipleri ile devlet büyüklerine hakaret ve küfürler yağdıran alkollü sürücü, olay yerine çağrılan jandarma tarafından gözaltına alındı. Tartışma anları saniye saniye kameraya yansıdı. Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube ekipleri, kentin farklı noktalarında gerçekleştirdikleri alkol uygulamalarıyla kural tanımaz sürücülere göz açtırmıyor. Son olarak Gürsu ilçesi Ankara Yolu Caddesi üzerinde alkol denetimi yapan ekipler, uygulama noktasını görünce yavaşlayan 16 U plakalı kamyonetten şüphelendi. Şüphe üzerine durdurulan kamyonet sürücüsü N.A., uygulama noktasında basın mensuplarına tepki gösterdi. Alkolmetreyi üfleyen N A., 2.46 promil alkollü çıktı. Polis memurlarına hakaret etti Alkol kontrolü sonrası cezai işlem uygulayan polis memurlarını hedef alan N.A., bir süre ekiplerle sözlü olarak tartıştı. Sonrasında jandarma ekibinin gelmesiyle daha da sinirlenen N.A., polis memuruna, "Memur olabilirsin farketmez, bana kimse hakaret edemez lan" diyerek küfür etti. Jandarma ekipleri eşliğinde araca bindirilen sürücü karakola götürüldü. Polis ekipleri ise sürücüden şikayetçi oldu. N.A.'ya 50 bin lira para cezası kesilirken, aracı ise trafikten men edildi. Polis ekiplerinin şikayeti üzerine nöbetçi mahkemeye sevk edilen N.A. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ayrıca alkollü sürücü N.A.'nın 14 Kasım 2023 tarihinde yine alkollü yakalandığı, orada ise yine polis ekiplerine "ben ticaret erbabıyım bana ceza kesemezsiniz dediği" kullandığı ticari araç trafikten men edilirken ehliyetine ise 6 ay el konulduğu öğrenildi.

Baba ve oğlu sokak ortasında öldüren yaşlı adam: "Keşke dolandırılmasaydım" Haber

Baba ve oğlu sokak ortasında öldüren yaşlı adam: "Keşke dolandırılmasaydım"

Yaşlı adam savunmasında, olay anında kendisine saldırılacağı korkusuyla ateş ettiğini söyleyerek, "Keşke dolandırılmasaydım da bu olay olmasaydı. Kanser hastasıyım, korkumdan böyle eylemde bulundum. Bu olay para için olmadı, para için olsaydı 10 ay beklemezdim, beni öldürecekler sandım" dedi. Olay, 3 Temmuz 2025 yılında Kayacık Mahallesi 220. Cadde'de meydana geldi. Mehmet Canımoğlu (60) ve oğlu Aykut Canımoğlu (30), sokak ortasında İzzet Kalyon'un (76) silahlı saldırısına uğradı. Baba ve oğlu kanlar içinde yerde kalırken, şüpheli olay yerinden kaçtı. Sağlık ekipleri, baba ve oğulun hayatını kaybettiğini tespit etti. İzzet Kalyon ise polis ekipleri tarafından Gölcük ilçesinde yakalanarak gözaltına alındı. İfadesi alınan Kalyon, tutuklanarak cezaevine gönderildi. "1 MİLYON 600 BİN TL'YE ARABAMI SATTIM ANCAK PARAMI VERMEDİ" Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ilk duruşmaya, kasten öldürme suçundan hakkında iki kez müebbet hapis cezası istenen tutuklu sanık İzzet Kalyon (76) ve taraf avukatları katıldı. Savunma yapan Kalyon, maktul Aykut Canımoğlu ile daha önce aynı iş yerinde çalıştıklarını, borçları nedeniyle oğlunun üzerine kayıtlı otomobili 1 milyon 600 bin lira karşılığında kendisine sattığını anlattı. Devir işlemlerinin ardından paranın hesabına yatırılmadığını söyleyen Kalyon, "Notere gidip eşinin üstüne arabayı aldırdı ve bana dekont göstererek oğlumun IBAN'ına parayı attığını gösterdi. Oğlumu aradım ancak kendisine ulaşamadım, dekontu da gösterdiği için kendisine güvendim. Akşam oğlumu aradım ancak hesaba para gelmediğini söyledi. Hemen Aykut'u aradım, paranın hesaba geçmediğini söyledim. Saatin geç olması ve hafta sonu olması sebebiyle paranın havuza düşmüş olabileceğini söyledi. 'Pazartesi para hesabınıza gelir' dedi. Pazartesi de para gelmeyince yine Aykut'u aradım. Adres, isim yanlışlığı gibi sebeplerle paranın geri geldiğini ve başka yere yatırım yaptığını söyleyerek yine 5 gün müsaade istedi" dedi. "BENİ 'PARANI VERECEĞİM' DİYEREK OYALADILAR" Kalyon, savunmasına şöyle devam etti: "Anlaştığımız tarihte yine para gelmeyince bu sefer Aykut'un babası Mehmet'i evine gittim. Durumu anlattım, 'Merak etme, sonraki hafta paranı alırsın' dedi. Bunu da kabul ettim. Yine 1 ay müsaade istediler. Durumumun kötü olduğunu, borcum sebebiyle satışı yaptığımı söyledim ama yine de 1 ay müsaade verdim. Ancak bu şahısların başka kişileri dolandırdığını öğrendim. Ayda bir 'Paranı vereceğim' diyerek beni oyaladılar. Hatta konu hakkında şikayette de bulundum. 10 ay paramı alamadım." "ÖLDÜRÜLECEĞİM KORKUSUYLA ATEŞ ETTİM" Olay günü hastaneye gitmek için yola çıktığında maktul Aykut ve babası Mehmet Canımoğlu ile tesadüfen karşılaştığını öne süren sanık Kalyon, alacağını sorması üzerine taraflar arasında tartışma çıktığını iddia ederek, "Kardeşimle mangala giderken ateş yaptığımız için silahımı da yanıma almıştım. 14 yaşımdan beri silah kullanırım. Aykut ve babasını yolda görünce araçtan inerek yanlarına gittim. 1 hafta önce de mahkememiz vardı, mahkemeye gelmedi. Aykut'a neden duruşmaya gelmediğini sordum. 'Mecbur muyum gelmeye' dedi. 'Gelmeye değil ama paramı gelmeye mecbursun, ne zaman vereceksin?' dedim. 'Şikayette zaten bulunmuşsun, mahkeme paranı versin' dedi. Babası da 'Doğru söylüyor' dedi. 'Kaç kere kapınıza geldim, şimdi öyle mi oldu' dedim. 'Evet' dediler. Aykut'la ben konuşmaya başlayınca Mehmet oğluna 'Bu bela aramaya gelmiş hadi gidelim' diyerek bana karşı küçümser bir dil kullandı. Mehmet beni omzundan çekerek yere düşürdü, sonra ilerledi" ifadelerini kullandı. "KANSER HASTASIYIM" Aykut'un kendisine küfür ettiğini söyleyen İzzet Kalyon, savunmasını şöyle tamamladı: "Aykut 'Bir daha seni burada görmeyeceğim' diyerek küfür, tehdit ve hakaret etti. Ben arabaya doğru giderken Aykut üstüme yürüyerek elini belini attı. Ben de belimden silahı çıkararak ateş ettim. Babası ve kendisinin silah taşıdığını bildiğim için bana zarar vereceklerinden korktum. Mehmet de elinde bir şeyle üzerime yürüyünce korkarak ona da ateş ettim. Şuurumu kaybettim. Silahım tutukluluk etmiş, kendimi de vurabilirdim. Keşke dolandırılmasaydım da bu olay olmasaydı. Kanser hastasıyım. Korkumdan böyle eylemde bulundum, nasıl oldu ben de bilmiyorum. Bu olay para için olmadı, para için olsaydı 10 ay beklemezdim, beni öldürecekler diye korktum. Can almak o kadar kolay değil" dedi. Savunmaların ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, kanser hastası olduğunu belirten sanığın sağlık durumuna ilişkin Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasına ve maktullere ait olduğu iddia edilen silahların varlığının araştırılmasına karar vererek, sanığın tutukluluk halinin devamına hükmetti. Duruşma ertelendi.

Almanya’da iki genç müslümanlığı araştırıp İslamiyeti seçtiler Haber

Almanya’da iki genç müslümanlığı araştırıp İslamiyeti seçtiler

Kendileri araştırarak müslüman olan iki Alman genci, Ramazan bayramında Türk arkadaşları ile buluşmak için Bursa’ya geldiler. Çoşkulu bir Ramazan geçiren Alman gençlerinden yazılımcı Kilian Haerter (25) ve tasarımcı Danilo Spasojeviç (28) iki yıl önce ilgi duydukları İslamiyet'i araştırarak kendileri Kelime-i şehadeti öğrenip, söyleyerek müslümanlığı seçtiler. Kısa sürede duaları ezberleyerek günde 5 vakit namaz kılmaya başlayan gençler, Ramazan ayında Türk arkadaşları ile görüşmek ve bayramı çoşkulu kutlamak için Bursa’ya geldiler. Bursa’da teknik alt yapısı oluşturulan Hisar Kapısı isimli bir sosyal medya kanalından, Sait Şaşmaz’ın yapay zeka ile Almanca’ya çevirilen müslümanlığı anlatan konuşmaları dinlediklerini belirten iki Alman genci, bu platformdan tanıştıkları Türk arkadaşları ile görüşmek. Ramazanı ve bayramı çoşkulu yaşamak için Bursa’ya geldiler. İhlas Haber Ajansı muhabirinin, müslümanlığı nasıl tanıdınız sorusuna, "Bir ay boyunca Kuran’ı kerimi Almanca tercümesinden okuma inceleme sürecim oldu. Bir ayda Kelime-i şehadeti Arapça talim ettikten sonra şehadet getirip müslüman olmaya karar verdim. Ancak nasıl getirileceğini bilmiyordum. İnternetten Arapça olarak öğrendim. Ancak ailemin tepki göstereceğini düşünerek, Kelime-i şehadeti gizlice kendim getirdim. O anda duygularım coştu ve ağlamaya başladım. Çünki gerçeği bulduğuma inandım. Kelime-i şehadet getirdiğimde gece geç vakitti, yanımda kimse yoktu. Şahit olarak Allah’ü Teala bana yeter diye düşündüm. İslamiyeti seçenler, genellikle camide, imam huzurunda şehadet getiriyorlardı. Ancak ben evde tek başıma iken şehadet getirerek, müslüman oldum. Bunu ilk başta kimseye de söylemedim. Kendimi banyoya kilitleyerek gizlice ibadetlerimi yaptım. 3 ay sonra anneme söyledim. Ancak inanmadı, şaka yaptığımı düşündü. Ancak 3 defa tekrar ettim. Şaka söylüyorsun diyerek inanmak istemedi. Ben de gerçek olduğunu belirtince sen bütün aileyi arkadan bıçakladın, sattın diyerek ağır hakaretler etti. Şaka söylüyorsun, eğer gerçek ise sen bir delisin diyerek hakaret etti" diye cevapladı. Müslüman olduğunda kimseye söylemediği için, kimseden yardım alamadığını anlatan İbrahim Danilo Spasojeviç, "Dolayısı ile internetten inceledim. İslamiyet hakkındaki sorularımı yazarak, not alarak 3 ay ibadetleri araştırdım. İlk namaz kılmaya başladığımda günde 1 defa namaz kılıyordum. Bir hafta sonra günde 2 defa kılmaya başladım ve düzenli olarak artış sağlayarak şimdi günde 5 vakit namazımı tam kılıyorum. Müslüman olduktan sonra yurt dışına ilk defa Ramazan ayında müsluman ülkesi Fas’a gittim. Aileme tatile gidiyorum demiştim ama şüphelendiler. Ondan sonra Sri Lanka’ya gezmeye gidiyorum dedim. Orada yüzde 5 müslüman var. Esas gayem ailemden uzaklaşmak, İslamiyeti yaşamak içindi" diye konuştu. Eşinin de sonradan İslamiyeti seçen bir hanım olduğunu belirten İbrahim Danilo Spasojeviç, "Eşim, Almanya’da bulunan Türk aileler ile tanışmış. Eşimin babası Alman, annesi Romanyalı ama Hristiyan gibi görünmesine rağmen ateist olarak kalmış. Sonra Almanya’daki Türkler’in anlatması ile müslümanlığı kabul etmiş. Mübarek beldelere gitmek, müslüman olduktan sonra hayalimdi. Bunun uzun bir zaman sonra mümkün olabileceğini düşünmüştüm. Ancak 2 yıl sonra Kabe’i Muazzamaya gitmek nasip oldu. Umre ve ihram konusunda hiçbir fikrim yoktu. Ancak bütün yollar açıldı ve hepsini layıkı ile öğrenip gerçekleştirdik. Müslümanlığımın ikinci yılında Peygamber Efendimizin Kabrini, Kabe’i Muazzamayı gördük" diye konuştu. Bundan sonraki hayatınızda nerede yaşamayı düşünüyorsunuz sorusuna ise İbrahim Danilo Spasojeviç, "Bu sorunun cevabını net olarak bilmiyorum. Bu sorunun cevabında iki önemli detay var. İslamiyet yaşanan bir ülkede çalışırsam çocuklarımı ona uygun yetiştirebiliriz. Ancak Almanca ana dilim olduğu içinde orada yaşamayı sürdürürsem, İslamiyeti merak eden onlarca hristiyana arkadaşıma dinimizi anlatabilirim. Bu konuda henüz bir karar veremedik. Ancak Almanya’da bana İslamiyeti soranlara da yardımcı olmayı ve tam manası ile anlatmayı istiyorum" diye konuştu. İslamiyeti tanıyıp müslüman olan ve İbrahim ismini alan diğer Alman genci yazılımcı Kilian Haerter ise Bursa’da müslüman olan arkadaşlarının bir araya geldiği Hisar Kapısı platformunda hem çalışıyor hem de arkadaşları ile İngilizce, Türkçe sohbetler ediyor. Kendisi gibi İbrahim ismini alan teknik tasarımcı Danilo Spasojevic ile bir araya gelerek bayramlaşan iki arkadaş, cemaatle Bursa Hafza Ana Camii'nde namazlarını kıldı. Camide Avrupa’daki gençlerin gerçek din olan İslamiyet ile tanışmaları için dualar eden iki Alman genci çıkışta da birer duayı tam olarak okuyarak, müslümanlığı tam olarak yaşadıklarını neşeli tavırları ile tescillediler.

'Münafık' demek hakaret sayılmadı Haber

'Münafık' demek hakaret sayılmadı

Tartıştığı kişiye, 'Senden hoca değil münafık bile olmaz' diyen kişi hayatının şokunu yaşadı. Hakarete maruz kaldığını öne süren kişi, 'münafık' kelimesini kullanan genci mahkemeye şikayet etti. Asliye Ceza Mahkemesi, sanığı mahkum etti. Karar kesinleşti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı kanun yararına bozma talebinde bulundu. Devreye giren Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 'Münafık' kelimesini hakaret saymadı. Kararda şu ifadelere yer verildi: "Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukukî değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur şeref, ve itibarı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. İncelenen somut olayda, sanığın katılana hitaben söylediği iddianamede tanımlanıp, mahkemenin de kabul ettiği kaba hitap tarzındaki 'senden hoca değil münafık bile olamaz' sözünün, mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığından, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden 'hakaret' suçundan sanık hakkında kurulan Asliye Ceza Mahkemesi kararının bozulmasına, hükümdeki hukuka aykırılık sanığa verilen cezanın kaldırılmasını gerektirmekle, aynı Kanunun 4-D fıkrası gereğince, sanığın hakaret suçundan beraatine oy birliği ile karar verildi."

Yargıtay kararını verdi: O söz hakaret değilmiş Haber

Yargıtay kararını verdi: O söz hakaret değilmiş

Gittiği kurumda görevliyle tartışan genç, memura hitaben, ‘Okumuşsun ama adam olamamışsın’ ifadesini kullanınca olanlar oldu. Polis merkezinin yolunu tutan memur, kendisine hakaret ettiğini öne sürdüğü kişi hakkında şikayetçi oldu. Cumhuriyet Savcısı’nın, ‘Hakaret’ suçundan hazırladığı iddianame 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nce kabul edilince öfkeli genç, sanık sandalyesine oturdu. Mahkeme, ‘adam olamamışsın’ sözünü sarf eden gencin ‘hakaret’ suçunu işlediğine hükmetti. Mahkum edilen sanık, kararı temyiz edince devreye Yargıtay 4. Ceza Dairesi girdi. Kararda; hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değerin, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olduğu, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerektiği hatırlatıldı. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebildiği hatırlatıldı. Kararda şöyle denildi: “Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Yargılamaya konu somut olayda; sanığın katılana yönelttiği ‘okumuşun da adam olamamışsın’ şeklindeki ifadeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı davranış - ağır eleştiri niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, yasal olmayan ve yerinde görülmeyen gerekçe ile mahkumiyet kararı verilmesi yasaya aykırıdır. Mahkeme hükmünün bozulmasına oy birliği ile karar verilmiştir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.