Hava Durumu

#Havuz

Yeni Marmara Gazetesi - Havuz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Havuz haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Havuzda oynarken kurşun isabet eden küçük çocuk 16 gün sonra hayata tutundu Haber

Havuzda oynarken kurşun isabet eden küçük çocuk 16 gün sonra hayata tutundu

Beylikdüzü'nde arkadaşının ailesine ait bir evdeki havuzda ikizi ve arkadaşıyla oyun oynarken havalı tüfek mermisi isabet eden 5 yaşındaki çocuk kabusu yaşadı. Karan Aydınlısoy, 16 günlük yaşam mücadelesi sonrası hayata tutundu. Baba Cenk Aydınlısoy,"Biz bu olayın kesinlikle kasıtlı olarak yapıldığına inanıyoruz" derken anne Naz Aydınlısoy, "Bir anne olarak canım çok yanıyor. Kalbim sıkışıyor ama istiyorum ki gerçekten adalet yerini bulsun. Dilerim ki bu son olur. Hiçbir annenin ya da babanın canı bir daha yanmaz" dedi. Olay, 7 Temmuz Salı günü saat 18.00 sıralarında yaşandı. İddiaya göre 5 yaşındaki Karan ve ailesi, davet üzerine Karan'ın okul arkadaşının müstakil evine gitti. Evin bahçesinde bulunan havuzda ikizi ve sınıf arkadaşıyla oyun oynayan Karan, aniden sırtına isabet eden havalı tüfek mermisiyle vuruldu. Kanlar içine kalan Karan'ı kucağına alan baba Cenk Aydınlısoy en yakın hastaneye götürdü. Hastanede yapılan tetkikler sonucu Karan'ın sırtından giren merminin akciğerini parçaladığı ve kurşunun kalbe çok yakın bir noktada durduğu sonucuna ulaşıldı. 16 gün boyunca hastanede tedavi gören çocuk 22 Temmuz tarihinde taburcu oldu. Ayrıca minik Karan'ın 3 hafta sonra kalbine yakın noktadaki kurşunun alınması için ameliyata gireceği de öğrenildi. Karşı evden tüfekle ateş ettiği belirlenen 17 yaşındaki şüphelinin tutuklandı. "Ben hala kurşunun olduğuna inanmak istememiştim" Olayın yaşandığı gün yaşadığı şoku anlatan anne Naz Aydınlısoy, "Biz o gün çocuklarımın arkadaşının anne ve babasının daveti üzerine yemeğe gitmiştik. Çocuklar o gün orada havuza girmeye karar verdiler. Çocuk havuzları vardı. Çocukları hazırladık, havuza soktuk. 10 dakika, 15 dakika olmamıştı. Biz o sırada çocukların fotoğraflarını çekiyorduk, anımız olsun diye. Ben tabii tek korkum, küçük havuzun yanında bir tane daha büyük havuz var, belki olur da bilmezler oraya doğru çıkmak isterler diye oraya bırakmıyordum. Eşim ve arkadaşımızın babası dedi ki, 'Anneler yukarı çıksın.' Biz balkonda bekledik. Ben de, 'Siz şezlongda oturun da çocukları gözetleyin.' dedim. Biz yukarı çıktık. Ben yukarıdan birkaç tane fotoğraf ve video çekerken arkamı dönüp telefonu masaya koyup dönmemle Karan'ın çığlık seslerini duyduk. Hemen aşağıya doğru koştum. İlk başta çocuklar arasında şakalaşma olduğunu düşündüm. Tabii ben Karan'ı önden görüyorum, sırtını görmüyorum. Eşimin telaşla koştuğunu görünce eşime dedim ki, 'Sakin ol, çocuk bunlar, şakalaşmıştır.' Eşimin bana söylediği o ilk cümle benim ayaklarımı yerden kesti, kalbimin durduğu andı. 'Silah sesi geldi ve Karan'ın sırtına kurşun isabet etti.' dedi. Tabii biz kanı gördük. Havuzun içi kan doluydu. İkiz kardeşi çok korktu, 'Kanlar var.' diye çığlık attı. Biz aynı şekilde kucağıma aldığımda ben hâlâ kurşunun olduğuna inanmak istememiştim. Belki bir kesik yarası diye düşündüm. Orayı temizledikten sonra kocaman bir delik olduğunu fark ettik ve hemen tampon yapmaya başladım. O telaşla ben neye uğradığımızı bilmediğim için, 'Çocukları alın, eve kaçalım.' olduk" dedi. "Karan'ın bilincinin kapanmasını engelledim" Küçük çocuğun vurulduktan sonra hastaneye giderken yaşanan süreci anlatan anne Aydınlısoy, " Karan kucağımda, sırtına tampon yapa yapa hızlı bir şekilde hastaneye geldik. Bütün yol boyunca Karan bayıldı, bayılacak gibiydi. Ben tabii bayılmasın diye elimden geleni yapıyordum. Sürekli, 'Karan anneciğim uyan, bana bak, bende kal. Sen çok güçlüsün, az kaldı, vardık.' diye diye Karan'ın bilincinin kapanmasını engelledim. Hastaneye geldiğimizde zaten hastane benim çığlıklarımla ayağa kalktı. Doktorlar, 'Ne oldu.' dediğinde, 'Kurşun, silah.' dediğimde hemen polisler etrafımı sardı. Orada ilk tahliller, ilk müdahaleler yapıldı. İlk tomografi ve röntgenler çekildi. Karan tabii o ilk an nefes alamıyordu. Oksijen maskesi takıldı. Tomografi sonrası kurşunun çok hayati bir noktada durduğunu ve kalbin hemen yanında, kalp ana damarlarının hemen dibinde, akciğerlere saplandığını söylediler. Burası değil, daha kapsamlı bir hastaneye gitmemiz gerektiğini söylediler. Ambulansla ben ve Karan Çam ve Sakura Hastanesi'ne sevk edildik. Biz oraya gittiğimizde birkaç saat kırmızı alanda ilk müdahaleler yapıldı. Ondan sonrası bizim 16 gün boyunca hastane sürecimiz başladı." şeklinde konuştu. "Ameliyat çok riskli ama kurşunun içeride kalması daha da riskli" 16 günlük yoğun bakım sürecinde yaşananları anlatan anne Aydınlısoy, "Karan 16 gün boyunca o küçük bedeniyle hayata tutunmaya çalıştı. Çünkü sürekli tahliller, sürekli kan, sürekli röntgen, tomografi ve her gün 'Bugün ameliyat, yarın ameliyat.' deniliyordu. Ama ameliyatın her gün riskli olduğunu ve bugün yapılamayacağını, biraz daha iyileşme sürecine devam etmesi, akut döneminin geçmesi gerektiğini söylediler. Ameliyat günü geldi. Ameliyat gününde tabii çok korku ve panik içindeydik. Ta ki ameliyatın iptal edildiğini söyleyene kadar. Çok riskli olduğu için hayati risk taşıdığını ve bedeninin bunu şu an taşıyamayacağını söylediler. Bir süre daha gözetim altında kaldık, ta ki taburcu olana kadar. Taburcu olduk. Şu anda 28. gündeyiz. Olayın ilk gününden bugüne tabii bu süreçte biz başka cerrahlar, KVC ve göğüs cerrahlarının hepsinin görüşlerini ayrı ayrı aldık. Hepsinin aynı cümlesi var. Ameliyat çok riskli ama kurşunun içeride kalması daha da riskli. Yani iki durum da bizim için çok riskli." dedi. "Bir anne olarak canım çok yanıyor" Adaletin tecelli etmesini isteyen anne Naz Aydınlısoy, "Bir anne olarak canım çok yanıyor. Çocuğumu yaşatabilmek için hangi kararı vermem gerektiği çok belirsiz. Ne yapacağımızı bilmiyoruz ama çocuğum için en iyisi hangisiyse o olsun istiyoruz. Sadece Karan değil, öbür kardeşi, ikizi de tabii ki o da psikolojik olarak çok kötü durumda. Karan kendisi de öyle. Karan'ın devamlı söylediği şey, 'Anne neden bana ateş ettiler. Ben hırsız mıydım. Ben kötü biri miydim.' Çünkü bizim anlattığımız şey, polislerde silah olur, polisler kötü insanlardan bizi korumak için silah taşırlar diye hep söyledik. Kalbim sıkışıyor ama istiyorum ki gerçekten adalet yerini bulsun. Dilerim ki bu son olur. Hiçbir annenin ya da babanın canı bir daha yanmaz. Bizimki çok yandı." dedi. "Buna nasıl bir anne baba göz yumar" Baba Cenk Aydınlısoy, 17 yaşındaki şüpheli şahsa ve olayın sorumlularına tepki göstererek, "Soruşturmada geçen raporlarda şu yazıyor. Bu villanın yanındaki villanın 17 yaşındaki oğlu, babasının ruhsatlı dürbünlü profesyonel havalı tüfeğini alarak o tarafa doğru ateş ediyor. Burada zaten kanıtlar da var. Yani bu havaya atılmış mermi değil, yorgun bir mermi değil. Bizim inancımız da o yönde, hedef gözeterek ateş edildiği yönünde. Babanın da burada sorumluluğu var. Çünkü babasının ruhsatlı silahı ve bu atışları sabahtan beri yapıyormuş. Bunun biz tanıklardan duyumunu da aldık. Buna nasıl bir anne baba göz yumar, hâlâ bunu anlamaya çalışıyoruz. Aramızdaki mesafe o evle misafir olduğumuz ev arasındaki mesafe maksimum 40 metre. Çocuklar o havuzda oynuyordu, sesleri geliyordu. Zaten güvenlik kamera kayıtlarında o sesler mevcut. Bu sesleri duyduğunu düşünüyorum. Kamera kaydı çok daha uzaktaki bir villanın güvenlik kamera kaydıydı. Bunun hedef gözetilerek yapıldığını düşünüyorum. Çünkü kullandığı havalı tüfeği polis raporundan gördüm. Dürbünlü ve 26 kata kadar zoom yapabilen bir güce sahip" dedi. Olayın kesinlikle kasıtlı olarak yapıldığına inanıyoruz Olayın kasıtlı olarak gerçekleştiğini iddia eden baba Aydınlısoy, "Olaydan 1 saat sonra olay yeri inceleme ekipleri olay yerine gidiyor ve olayın tahkikatını yapıyor. Babası polislere silahı teslim ediyor. Babası polislere silahı teslim ettiğine göre babası evdeydi. Bunu buradan anlamış oluyoruz. Polisler bu şahsı gözaltına alıyorlar. Savcı tahkikatı yaptırdıktan sonra tutukluluk kararı veriyor. Şu anda çocuk ıslah evinde cezaevinde. Biz bu olayın kesinlikle kasıtlı olarak yapıldığına inanıyoruz. Bu sebeple en ağır cezayı almalarını istiyoruz şeklinde konuştu.

Havuz ve deniz keyfiniz kabusa dönüşmesin Haber

Havuz ve deniz keyfiniz kabusa dönüşmesin

Sıcaklar etkisini sürdürürken havuzların da vatandaşların serinleme alternatifleri arasında yer aldığını belirten Medicana Bursa Hastanesi Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Hüsamettin Olgun, hastaların özellikle şiddetli kulak ağrısı, kulakta şişlik ve akıntı, kulak çınlaması, işitme kaybı, baş dönmesi gibi şikâyetlerle doktora müracaat ettiğini söyledi. Yaz aylarında havuz ve denizlerden bulaşan mikropların kulak-burun hastalıklarında artışa sebep olduğunu ifade eden Olgun, "Özellikle kulak zarında delik olan hastaların bu duruma daha dikkat etmesi gerekir. Mikroplu su, kulak zarında delik olan hastalarda direkt olarak orta kulağa, iç kulağa, kulak sinirine ve beyne ulaşabilir. Bu durum, kalıcı sağırlıkla sonuçlanabilir' dedi. Op. Dr. Hüsamettin Olgun, yazın kulak burun boğaz doktorlarına en çok gelen şikâyetlerin deniz ve havuz kaynaklı dış kulak yolu iltihapları olduğunu belirterek, "Dış kulak yolunda biriken bakteriler ve mantarlar, kulakta şiddetli ağrılara, akıntılara ve kulak kepçesinde hassasiyetlere sebep oluyor. Hastalar, şiddetli kulak ağrısı, kulakta şişlik ve akıntı, kulak çınlaması, işitme kaybı ve baş dönmesi gibi şikâyetlerle bizlere müracaat etmektedir. İltihaplı durumun ilerlemesi halinde kulak zarını delerek orta ve iç kulağa, hatta beyne ulaşıp, menenjit ve ansefalite yol açabilir. Özellikle daha önceden kulak zarında delik olan hastalar için bu durum daha da önemlidir" diye konuştu. Yaz döneminde orta kulak basınç travması, alerjik rinit, sinüzitler ve hijyenik olmayan gıda tüketimine bağlı boğaz ve yemek borusu, mide ve bağırsak enfeksiyonlarının da arttığını belirten Olgun, "Temiz olduğundan emin olmadığımız yerlerde havuz ve denize girmemeliyiz. Klorla dezenfekte edilen havuzu kullanmamalıyız. Hijyenik olmayan gıdaları tüketmemeliyiz. Aşırı güneşte fazla kalmamalıyız. Dengeli beslenmeli ve bol sıvı tüketmeliyiz. Spor yapmalı ve uykumuza dikkat etmeliyiz. Kulaklarımızı gelişigüzel cisimlerle karıştırmamalıyız. Dış kulak yolu orta kulak iltihabı oluştuğunda acilen bir kulak burun ve boğaz hastalıkları uzmanına başvurulmalı" diye uyardı.

Asırlar sonra ortaya çıktı... Muradiye'de gizli kalan detay Haber

Asırlar sonra ortaya çıktı... Muradiye'de gizli kalan detay

Restorasyon çalışması çerçevesinde camide bir de yeraltı kanal sistemi bulundu. Bu kanalın havalandırma mı yoksa drenaj sistemi olduğu araştırmalar sonrası netlik kazanacak.Bursa'nın fethinin 700. yıl dönümünün kutlandığı günlerde, 600 yıllık tarihi havuzun ortaya çıkarılması heyecanlandırdı. 600 yıl önce Fatih Sultan Mehmet Han'ın babası Sultan 2. Murat Han tarafından yaptırılan ve uzun yıllardır gün yüzünde olmayan havuzun ortaya çıkarılması, kentin tarihine ışık tutarken büyük bir sevinçle karşılandı. Muradiye (2. Murad) Camii İmam Hatibi Muhammet Lütfi Taşci, "Sultan 2. Murat Han tarafından yaptırdığı bir havuz bugün ortaya çıkmıştır. Osmanlı tarihimize, geçmiş tarihimize ve Bursa'mızın hafızasına yepyeni bir hizmet gerçekleşmiş, yepyeni bir sayfa açılmıştır. Bunun onurunu, gururunu, sevincini, heyecanını yaşıyoruz. Belki de bir anlamda Tevbe Suresi'nin 18. ayeti kerimesinin muhatabı olmanın da şerefini yaşıyoruz. Buyuruyor ya Rabb'imiz, 'Şüphesiz ki mescitleri ancak Allah'a iman edenler, namazlarını kılanlar, zekâtlarını verenler, Allah'tan layıkıyla korkanlar imar ederler' buyuruyorlar ya. İşte bugün camimizin bir bölümü, 600 sene evvel ortaya çıkan bir havuz ve camimizin etrafındaki drenaj ve kalem işçiliği ve çeşitli hizmetlerin yapıldığı bir dönemi yaşıyoruz. Bir hizmet zaman dilimini yaşıyoruz. Cenabı Allah'a sonsuz hamd ediyoruz" dedi. Taşci konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bu hizmetlerin oluşumunda elbette ki öncelikle Bursa Valisi Erol Ayyıldız'a, Bursa İl Müftüsü Yavuz Selim Karabayır'a, Osmangazi İlçe Müftüsü Mehmet Uzun'a, Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürü Erdal Çetindağ'a, Vakıflar Bursa Bölge Müdürü Haluk Yıldız'a, Bursa Müzeler Müdürü Ahmet Türkmenoğlu'na, akademisyenlerimize, üniversitelerden burada bilimsel çalışma yapanlarımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum." "RİVAYETLE BAŞLADIK, GERÇEK OLDU" Titizlikle yürütülen çalışmaları anlatan Restorasyon şirketi yetkilisi Selim Haşlak, ise "Ocak ayının 19'unda yer teslimi yapılarak işe başladık. O gün bugündür çalışmalarımız burada ve dışarıda devam ediyor. Burada ilk aşamada rivayetle birlikte bir süreç başladı. Diğer Camilerde olduğu gibi burada bir havuzun olma ihtimalinden bahsedilerek bize yer teslimi yapıldı. Biz de o gün çalışmaya başladık. Görüldü ki gerçekten öyle bir havuz varmış bulduk. Allah bize nasip etti. Altı yüz yıllık bir havuz. Bulduğumuz kalıntılara göre, havuz sekizgen yapıda olup çini bordürlerle çevrilmiştir. Şu an çalışmalarımız devam ediyor" dedi. "ÇALIŞMALAR TABHANE BÖLÜMLERİNDE SÜRÜYOR" Haşlak, "Şu an sağlı, sollu, tabhane dediğimiz bölümlerin yükseltisine göre devam etmekteyiz. Araştırmalarımız havuz ile tabhane kodu arasındaki bağlantı yönünde ilerlemektedir. Şu an zaten sağ tabhanemizdeki yükseltinin kalıntısı bulunmuştur. Oraya doğru çalışmamız devam etmektedir. Bursa Koruma kurulumuzun almış olduğu kararlar doğrultusunda ilerlemeye devam edeceğiz" diye konuştu. "ARAŞTIRMALAR KÜTÜPHANELERDEN BAŞLADI" Yer teslimiyle birlikte yaptıkları ilk çalışmanın kütüphanelerdeki bilgileri araştırmak olduğunu belirten Haşlak, "Bu rivayet ne kadar doğrudur, ne kadar gerçeğe yöneliktir anlayabilmemiz için, kütüphanelerde iki gün araştırma yaptık. Seyyahların, araştırmacıların ve sanat tarihçilerin vs. kaynaklarından elde ettiğimiz ipuçları doğrultusunda çalışmamızı başlattık. Mesela kubbenin üzerindeki havalandırma ve aydınlatma görevi yapan açıklık en büyük işaret oldu" "BENZER ÖRNEKLER BURSA'DA VAR" Bundan başka Bursa'da Yeşil Cami'de, Birinci Murat'ta örneklerinin olduğunu belirten Haşlak, "Bu iki ters T planlı camide de bunların mevcut olduğu örnekleriyle teşkil etmektedir. Normal şartlarda bu imaret yapıldığı zaman, bizim yaptığımız araştırmalara göre, sanat tarihi hocalarımızın yorumlarına göre, ilk yapıldığı zaman bir cami statüsünde değil, bir sosyal alan niteliğinde yapılmıştır. Bu imaret tabhaneler, havuz, mescit ve dinlenme odalarından oluşmaktadır. Havuz, tabhanelerde sohbet eden dervişlerin seslerinin karışmaması, seslerin ibadet edenleri ve odalarda dinlenenleri rahatsız etmemesi için ses yalıtım görevi yapmıştır. Ayrıca akustik ve dinlendirme özelliği taşımaktadır" dedi. "YER ALTINDA KANAL SİSTEMİ DE BULUNDU" Haşlak yaptığı açıklamada şu cümlelere de yer verdi;"Yapılacak olan imalatlarımız arasında caminin çevresinin drenaj imalatları da bulunmaktadır. Bu drenaj imalatlarının kazı çalışması sırasında caminin temelinde, doğudan batıya ve kuzeyden güneye uzanan kanallar olduğunu gördük. Şu an koruma kurulumuz ve diğer üye hocalarımız, bunun ne yönde olduğu konusunda çalışmalarına devam etmektedir. Yani bir havalandırma kanalı mı? Yoksa zemin suyu tahliye kanalı mı? Yada ısıtma sistemini sağlayan su kanalı mı? veya temele uygulanmış olan bir hatıl sisteminden dolayı yapılan bir kanal mı? Bununla ilgili araştırmalar netleşince kesinlik kazanacaktır."Muradiye Camisi'nin restorasyon sebebiyle ibadetlere kapalı olduğu ve çalışmaların kısa sürede tamamlanıp yeniden havuzlu olarak ibadete açılacağı kaydedildi.

Kreşteki havuzda boğularak hayatını kaybeden 4 yaşındaki Berra Dizi için yürüyüş düzenlendi Haber

Kreşteki havuzda boğularak hayatını kaybeden 4 yaşındaki Berra Dizi için yürüyüş düzenlendi

Bursa'nın İnegöl ilçesinde geçtiğimiz ay kreşteki havuzda boğularak hayatını kaybeden 4 yaşındaki Berra Dizi için yürüyüş düzenlendi. Bir senedir aynı kreşte eğitim gören 4 yaşındaki Berra Dizi, yaz tatilinde aynı kreşte yaz okuluna devam etti. Berra, 12 Ağustos tarihinde kreşte düzenlenen çocukların havuza girdiği etkinlikte boğuldu. Okul yüzme öğretmenleri tarafından sudan çıkarılarak ilk müdahalesi yapılan Berra, olay yerine sevk edilen ambulansla İnegöl Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Berra, ambulansla Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildi. Yoğun bakıma alınan Berra'nın kalbi 7. günün sonunda durdu. Berra, İsaören Kent Mezarlığı'nda gözyaşları arasında toprağa verildi. Berra için İnegöl'de yürüyüş düzenlendi. İnegöl Belediyesi eski binası önünde toplanan kalabalık, ellerinde pankartlarla sloganlar atarak kent meydanına kadar yürüdü. Yürüyüşün sonunda konuşan Berra'nın babası İsmail Dizi, "Buraya Berra'nın adaletini aramaya geldik. 4 yaşında bizim kızımız Berra yaklaşık 1,5 ay önce gittiği anaokulu demiyorum, ihmal yuvasında yüzme dersi sırasında öğretmenlerinin gözü önünde dakikalarca boğularak vefat etmiştir. Olayın üzerinden 1 ay geçmesine rağmen soruşturma hala devam ediyor. Şüpheliler hala serbest. Akşamları onlar çocuklarına sarılıyor, biz her gün mezarlığa gidiyoruz. Oradaki veliler çocuklarını hala oraya gönderiyorlar. Özellikle belirtmek isteriz ki bu bir kaza değil, cinayettir. Bunlar orada kızımızı boğdular. Cinayet işlediler" dedi. Berra'nın annesi Beyza Turan ise, "Bizim yavrumuzun başına gelen olay ne Türkiye'de ne de yurt dışında başka bir örneği olmayan olaydır. Dünyada yüzme dersi sırasında boğulan bir çocuk yoktur. Fakat yavrumuz anaokulunun para hırsı nedeniyle, denetimsizlik nedeniyle, yasalara uyulmaması nedeniyle boğularak vefat etmiştir. Berra için adalet istiyoruz" ifadelerini kullandı.

"Hijyen olmayan sular ve ıslak mayo ile geçirilen vakit, vajinal enfeksiyona neden olabilir" Haber

"Hijyen olmayan sular ve ıslak mayo ile geçirilen vakit, vajinal enfeksiyona neden olabilir"

Kadın hastalıkları ve Doğum Uzmanı Ezgi Aydın, yaz mevsimi ile birlikte deniz ve havuz kullanımının arttığını belirterek suya girerek serinlemeyi tercih eden kadınların enfeksiyona karşı duyarlı ve dikkatli olmalarını tavsiye etti. Aydın ayrıca, özellikle kadınların yaz döneminde hijyen kurallarına daha çok riayet etmesini, havuz ve denize girerken suyun temiz olmasına özen gösterdikleri gibi sudan çıktıktan sonra da vakit kaybetmeden ıslak mayolarını çıkarıp kuru kıyafet giymelerini tavsiye etti. Türkiye'nin en sıcak bölgesi Ege'de yazın bunaltıcı sıcağına karşı en keyifli serinleme yöntemlerinden birinin havuz ve denizler olduğunu belirten Kadın hastalıkları ve Doğum Uzmanı, hekimine danışarak hamilelerin de yüzebileceğini belirterek "Suda serinleme keyfi dikkat edilmez ise bazı riskleri de beraberinde getirebiliyor. Kadınlar enfeksiyon kapma riskine karşı erkeklere göre daha hassas. Bu nedenle özellikle kadınlar serinlediği suyun temiz olmasına özen göstermeli ve sudan çıktıktan sonra hemen kurulanıp üzerini değiştirmeli. Uzun süre ıslak mayo ile oturmak idrar yolu enfeksiyonları, mantar enfeksiyonları gibi sıkıntılara neden olabiliyor. Maalesef Yaz aylarında en sık yapılan yanlışlardan biri ıslak mayoyu üzerimizde kurutmak. Her yaz artan vajinal enfeksiyonlara karşı alınacak en önemli tedbirlerden biri havuz ya da denizden çıkar çıkmaz ıslak mayonun çıkarılmasıdır" dedi. Yazın iç çamaşırı tercihlerinin de hava alan pamuklu iç çamaşırı yönünde olmasını tavsiye eden Aydın, ortak kullanımdaki şezlongların da üzerine temiz havlu serilmeden kullanılmamasını önerdi. Sulu ortamların mikroorganizmaların büyümesi ve yayılması için uygun alan sağladığını ifade eden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Ezgi Aydın, kişilerin havuza girerken de çıktıktan sonra da duş almasını tavsiye etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.