Hava Durumu

#Hekim

Yeni Marmara Gazetesi - Hekim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hekim haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Hastane koridorlarında büyüdüler, doktor olarak geri döndüler Haber

Hastane koridorlarında büyüdüler, doktor olarak geri döndüler

Aynı hastanede ebeveynleriyle birlikte görev yapan genç doktorların hikâyesi, mesleğin nesilden nesile aktarılmasının dikkat çekici örneklerinden biri oldu. İnegöl Devlet Hastanesi'nde 19 yıldır güvenlik görevlisi olarak görev yapan Sevinç Demiray (52) ile 30 yıldır laboratuvar teknisyeni olarak çalışan Ersural Süner (58), yıllar boyunca sağlık hizmetlerinin farklı birimlerinde görev yaptı. İki sağlık çalışanının çocukları ise küçük yaşlardan itibaren hastane ortamını yakından tanıdı. Zaman içerisinde anne ve babalarının mesleklerine olan bağlılıklarından etkilenen gençler, tıp fakültesini tercih etti. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden 2026 yılında mezun olan Doktor İrem Demiray (24) ile Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden 2026 yılında mezun olan Doktor İlkay Murat Süner (24), mezuniyetlerinin ardından İnegöl Devlet Hastanesi'ne atandı. Genç doktorlar, çocukluk yıllarında koridorlarında vakit geçirdikleri hastanede artık doktor olarak görev yapıyor. "En güzel örneklerden birine şahit oluyoruz" İnegöl Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. İlyas Sarı, iki çalışanın evlatlarının doktor olarak aynı hastaneye katılmasının kendileri için ayrı bir mutluluk olduğunu belirtti. Sarı, "Hastanemizde görev yapan iki değerli çalışma arkadaşımızın evlatlarının hekim olarak aramıza katılmış olmaları bizim için ayrı bir mutluluk ve sevinç kaynağı. Yıllarca sağlık hizmeti vermiş olan mesai arkadaşlarımızın mesleki sevgiyi ve birikimlerini çocuklarına da aktararak bu mesleği tercih etmiş olmaları gerçekten çok kıymetli" dedi. İki doktorun da İnegöl Devlet Hastanesi'nde dünyaya gelmiş olmasının ayrıca anlamlı olduğunu ifade eden Sarı, "Çalışan arkadaşlarımızın evlatları ile aynı çatı altında çalışmış olmak bize şunu gösteriyor; hastanemiz sadece bir sağlık kuruluşu değil, aynı zamanda güçlü bir meslek ve dayanışma ailesidir. Değerli meslektaşlarımıza meslek hayatlarında başarılar diliyorum. Bazı emekler sadece bugün ile sınırlı kalmaz, nesilden nesile taşınır. Biz bugün burada bunun en güzel örneklerinden birisine şahitlik ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Onun için çok mutluyum" Oğlu Doktor İlkay Murat Süner ile aynı hastanede görev yapan Laboratuvar Teknisyeni Ersural Süner ise oğlunun küçük yaşlardan itibaren hastane ortamına alıştığını söyledi. 30 yıldır İnegöl Devlet Hastanesi'nde görev yaptığını belirten Süner, "İki tane oğlum var. Büyük oğlum Doktor İlkay Murat Süner şu an doktor oldu ve yine bizim hastanemizde görev yapıyor. Küçüklüğünden beri benimle sık sık hastaneye gelirdi. Sabah beraber gelir, akşam beraber giderdik. Mesaim bitene kadar hastanede yanımda kalıyordu" dedi. Oğlunun hastane ortamını çok sevdiğini ifade eden Süner, "Hastaneyi çok beğendi, çok sevdi. Onun için tıp fakültesini tercih etti. Başka herhangi bir bölüm istemedi, tercih etmedi. Sadece tıp fakültesini yazdı. Allah da ona nasip etti ve istediği branşı kazandı. Onun için çok mutluyum" diye konuştu. "Bu hastanede doğdum" Babasıyla aynı hastanede görev yapan Acil Servis Doktoru İlkay Murat Süner, çocukluk yıllarından itibaren hastane ortamına aşina olduğunu söyledi. Süner, "Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi 2026 mezunuyum. Şu anda İnegöl Devlet Hastanesi Acil Servisi'nde doktor olarak çalışıyorum. Aynı zamanda bu hastanede doğdum" dedi. Lise yıllarında babasıyla birlikte hastaneye gelip gittiğini belirten Süner, "Lisedeyken babamla işe gider, onunla beraber dönerdim. Bu şekilde hastane ortamına alışmış oldum. Ben de yaşadığım şehirdeki hastaneyi tercih ettim. Şu an İnegöl Devlet Hastanesi'nde çalışıyorum. İnegöl halkına hizmet etmekten mutluluk duyuyorum" ifadelerini kullandı. "Hastane koridorlarında büyüdü diyebilirim" 19 yıldır İnegöl Devlet Hastanesi'nde güvenlik görevlisi olarak çalışan Sevinç Demiray da kızı Doktor İrem Demiray'ın çocukluğundan beri hastaneye gelip gittiğini söyledi. İki çocuğu olduğunu belirten Demiray, "19 yıldır İnegöl Devlet Hastanesi'nde güvenlik görevlisi olarak çalışıyorum. İki çocuğum var. İrem Demiray kızım, İlker Demiray oğlum. İkisi de sağlık camiasında çalışıyor. Kızım doğmuş olduğu hastaneye doktor olarak atandı. Aile olarak çok mutluyuz" dedi. Kızının doktor olmasında hastane ortamının etkili olduğunu belirten Demiray, "İrem'in mesleğindeki seçiminde benimle birlikte hastaneye gelip gitmesinin etkisi oldu. Hastane koridorlarında büyüdü diyebilirim. Doktor olmak kendi tercihiydi. Kendi isteğiyle, hastane ortamına alışkın olduğu için bu mesleği seçti" diye konuştu. "Çocukluğumdan beri hastaneye gelip gidiyordum" Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden 2026 yılında mezun olan Doktor İrem Demiray, mezuniyetinin ardından ilk tercihini doğduğu hastaneden yana kullandı. Demiray, "Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi 2026 mezunuyum. İnegöl Devlet Hastanesi'nde doğdum. Atamalarımda da ilk tercihim İnegöl Devlet Hastanesi oldu ve buraya atandım" dedi. Annesinin 19 yıldır aynı hastanede görev yaptığını belirten Demiray, "Şu an kendisiyle birlikte çalışıyoruz. Birlikte çalışmaktan dolayı ayrıca mutluluk duyuyorum. Küçüklüğümden beri annemin yanına hastaneye çok fazla gelip giderdim. Meslek tercihimde de büyük bir etkisi oldu. Başta annem ve babam olmak üzere aileme bana verdikleri destek için teşekkür ederim. İnegöl halkına hizmet vermekten dolayı mutluyum" ifadelerini kullandı. İnegöl Devlet Hastanesi'nde iki ayrı ailede yaşanan bu hikâye, yıllarca aynı kurumda görev yapan anne ve babaların meslek sevgisinin çocuklarına nasıl ilham olabildiğini ortaya koyarken, genç doktorların doğdukları hastaneye bu kez hekim olarak dönmesi de dikkat çekti.

"Zaman Tünelinde Türk Hekimleri" teatral konferansı vatandaşlarla buluştu Haber

"Zaman Tünelinde Türk Hekimleri" teatral konferansı vatandaşlarla buluştu

Cumhuriyet dönemine damgasını vurmuş ve çok önemli katkılar yapmış tıp adamlarının hikâyelerinin anlatıldığı "Zaman Tünelinde Türk Hekimleri" teatral konferansı vatandaşlarla buluştu.   Osmangazi Belediyesi, 14 Mart Tıp Bayramı çerçevesinde Birleşik Uluslararası Sağlık ve Eğitim Gönüllüleri Dernekleri Federasyonu ve Osmangazi Kent Konseyi ile birlikte, önemli izler bırakmış Türk hekimlerinin hayatını anlatan teatral gösteri düzenledi. Araştırmacı yazar İlknur Güntürkün Kalıpçı’nın yazıp sahneye koyduğu, Birleşik Uluslararası Sağlık ve Eğitim Gönüllüleri Dernekleri Federasyonu (BUSEDER) üyesi hekimler tarafından Osmangazi Gösteri Merkezi’nde sahnelenen "Zaman Tünelinde Türk Hekimleri" teatral konferansı büyük ilgi gördü. Cumhuriyet dönemine damgasını vurmuş Dr. Salih Dörtbudak, Dr. Rasim Ferit Talay, Dr. Refik Saydam, Dr. Sabiha Süleyman, Prof. Dr. Müfide Küley, Dr. Semiramis Tezer, Prof. Dr. Kamile Şevki Mutlu, Dr. Mahmure Birsen Sakaoğlu ve Dr. Şükrü Şenozan’ın hayatını (BUSEDER) üyesi hekimler canlandırdı. Oyunun sonunda İlknur Güntürkün Kalıpçı ile ülkemiz tarihine önemli izler bırakmış 9 Türk hekiminin hayatını canlandıran (BUSEDER) üyesi hekimler uzun süre ayakta alkışlandı.  "Çanakkale sadece bir askeri değil aynı zamanda bir sağlık hizmetleri zaferi"  Arşiv araştırmaları yaptığını ifade eden Araştırmacı Yazar İlknur Güntürkün Kalıpçı, "Pek bilinmeyen arşivde tozlu raflarda kalmış belgeleri ortaya çıkartarak aktarmaya çalışarak bazı programlar hazırlıyorum. 14 Mart Tıp Bayramı ve 18 Mart ise Çanakkale Zaferi, ikisi bir araya gelince çok iyi bir uyum oldu. Çanakkale sadece bir askeri zafer değil aynı zamanda bir sağlık hizmetleri zaferi dünyada ilk defa oluyor böyle bir zafer, savaş ortamında bu kadar zor ve imkansız görünen şartlarda sağlık hizmetlerinin nasıl olup da nasıl başarı ve zafere ulaşıldığı yani bir sağlık zaferinin de oluştuğunu hangi doktorların nasıl çözüm bulduğunu o gün ki doktorların hayat hikayelerine yazdıkları reçeteleri vermeye çalışacağım. Ünlü uyumuna hiç biri takılmamış, göze girmekle göze almak arasındaki farkı irdelemişler fark edilmek için değil fark oluşturmak için yola çıkmışlar. Bir birinin düğümü olmak yerine çözümü olmuşlar. Bir birlerinin yoluna çıkmak yerine birlikte yola çıktıkları için bölmeden bölüşmenin pay etmeden paydan etmenin zaferini hayat hikayelerine nasıl yazdıklarını şuanda hangi ülkede hangi birimde 2024-2025-2028’de bu reçeteleri uygulayan her mücadelede zafere ulaşılabileceğinin izlerini vermiş doktorlarımızla birlikte olduk" dedi.  "Hekimlerimiz Cumhuriyet dönemine damgasını vurmuş tıp adamlarını canlandırdılar"  BUSEDER üyesi hekimlerin güzel bir geceye imza attığını belirten Birleşik Uluslararası Sağlık ve Eğitim Gönüllüleri Dernekleri Federasyonu (BUSEDER) Başkanı Zerrin Özgüle, "Hekimlerimizin kıymeti ve önemini her geçen gün daha çok anladığımız bu dönemde onlar için güzel bir teatral etkinlik sergilerdik. Dernekteki doktorlarımızdan oluşan bir gurupla Cumhuriyet dönemine damgasını vurmuş çok önemli katkılar yapmış tıp adamlarını canlandırdılar. Biz bu sayede hekimlerimizin bu önemli gününü kutlayacak aynı zamanda Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetimizde hekimlerimizi minnet ve saygıyla anarak takdirlerimizi tekrar etmiş olacağız" şeklinde konuştu.  Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Fatma Çil Yılmaz ise, "BUSEDER, Osmangazi Kent Konseyi ve Osmangazi Belediyesi’nin katkılarıyla 14 Mart Tıp Bayramını kutlamak için bir aradayız. Araştırmacı Yazar İlknur Güntürkün Kalıpçı’nın yönetiminde "Zaman Tünelinde Türk Hekimleri" isimli bir oyunu sergilendi. Oyunda Türk hekimlerinin meslekteki sorunlarını ve fedakarlıkla geçen yıllarını bizlere aktararak tarihe ışık tutmuş oldular. Bu sadece 14 Mart bir kutlama anma değil aynı zamanda Türk hekimlerine duyduğumuz derin saygı minnettarlığın bir ifadesidir" diye konuştu. 

Cildiye profesörü Özden'den Çarpıcı Açıklamalar Haber

Cildiye profesörü Özden'den Çarpıcı Açıklamalar

Dermatoloji (Cildiye) Uzmanı Prof. Dr. Müge Güler Özden, tırnak dibinde görülen siyah lekenin bir cilt kanseri öncüsü olabileceğini ve geç kalındığında çok hızlıca ölümcül olabilecek bir tümöre dönüşebileceğini söyledi.  3 gün sürecek olan 6. Karadeniz Dermatolojide Yenilikler Sempozyumu, Samsun’da başladı. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Müge Güler Özden’in kongre başkanlığını yaptığı sempozyumda cilt kanserleri ve hastalıklarıyla alakalı yenilikler, tedavi yöntemleri, tanı ve bu hastalıklarla mücadele yöntemleri masaya yatırıldı.  Sempozyum sayesinde birçok yeniliğin kamuoyuna duyurulduğunu ifade eden Prof. Dr. Müge Güler Özden, “6. Karadeniz Dermatolojik Yenilikler Sempozyumu'nda yeniden bütün Türkiye'den gelen öğretim üyeleri, akademisyenler, uzmanlar ve asistanlarla bir arada olmaktan çok mutluyuz. Bu açıdan gerçekten gurur duyuyoruz. Toplantımızın bölgemize çok büyük bir katkısı oluyor. Üstelik bölgeden katılan uzmanlara ücretsiz burs sağlayan bir toplantı olmanın onurunu yaşıyoruz. Bu yıl gerçekten çok önemli konular, çok önemli yenilikler tartışılacak. Sedef hastalığının yanı sıra başka hastalıklarda da çok önemli gelişmeler oldu. Alerjik egzamalı hastalar için, vitiligo için yani halk arasında ‘ala’ olarak bilinen hastalıklar için de yeni gelişmeler, yeni tedaviler tartışılıyor bu toplantıda” dedi.  “Tırnak dibinde görülen siyah leke, cilt kanseri öncüsü olabilir”  Tırnak diplerinde görülen lekelere de değinen Prof. Dr. Özden, “Sempozyumumuzun en ana konularımızdan ilkinde çıban ya da ‘köpek memesi’ hastalığı olarak bilinen hastalıkların tedavisindeki büyük gelişmelerden bahsettik. Bu da yeniliklerin bir tanesiydi. Tırnaklarda lekeler, daha doğrusu siyah çizgilenmeler cilt altı kanserinin bir bulgusu olabilir. Aynı cildin herhangi bir yerinde cilt kanseri görülebileceği ve bir ben gördüğümüzde bunun bir dermatolog tarafından bilgisayar desteğinde muayene edilmesi gerektiği gibi tırnak dibinde de bu gelişebilir ve tırnak dibinde görülen bir siyah leke gerçekten ciddi anlamda bilgisayarla muayene edilmesi gereken bir cilt kanseri öncüsü olabilir. Cilt kanseri erken müdahale edilirse hayat kurtaracak, yüzde 90 şifa sağlanacak, iyi huylu bir tedavi ile düzelebilecek tümörken, geç kalındığında çok hızlıca ölümcül olabilecek, şiddetli ve agresif bir tümördür. Bu nedenle erken teşhis çok önemlidir” diye konuştu.  Cilt ve cilt altı kanserlerinde uygulanan tedavi ve tanı yöntemlerinde çok büyük yenilikler yaşandığına dikkat çeken Dermatoloji Uzmanı Özden, “Tekrar bir kez daha bu sene bu vesileyle sedef hastalarının ve alerjik egzaması olan hastaların tedavilerinde çok büyük gelişmeler olduğunu bilmelerini, bu konuda uzman merkezlere mutlaka başvurmaları konusunu tekrar hatırlatmak istiyorum” şeklinde konuştu.  Hekimler tedavi ve tanı yöntemlerindeki yenilikleri aktaracak  120’den fazla katılımcının yer aldığı sempozyumda 58 uzman hekim sunum yapacak. Uzman hekimler tarafından tırnak biyopsi teknikleri, tırnak dermatokopisi, flep teknikleri, hidradenitis suppurativa cerrahisi, skyrizi, rinvoq, psoriasis patogenezinde, çocuk psoriasis tedavisi, komorbidite, androgenetik alopeside, CO2 ve Qswitch lazerlerin kullanım alanları, botulinum toksinin kozmetik dışı endikasyonlarda kullanımı, biyostimulan dolgular, onabotulinumtoksin etkinlik süresi, psoriasisde hastalık modifikasyonu, tremfya ile erken tedavinin avantajı, atopik dermatit tedavisi, angioödem, ürtiker hastasına yaklaşım, anaflaksı, deri hastalıklarında alerji testlerinin yeri, vitiligoda yeni tedaviler, kutanöz lupusta yeni tedaviler, HPV aşılarında-tedavilerinde güncel gelişmeler, HA vasküler komplikasyon yönetimi, muayenehane ortamında acil müdahale, tırnak hastalıklarında alternatif tedaviler, PCLA uygulama endikasyon, hidradenitis suppurativada biyolojiklerin-jak inhibitörlerinin rolü, erken evre mikozis fungoides tedavisi, psoriasis tedavisinde küçük moleküller, akne-demodex-rosaceada tedavi kozmetik bakım önerileri, dudak dolgusu uygulama teknikleri, ameliyatsız yağ yakma teknikleri, pemfigusta güncel tedavi, demodeks tanı-tedavisi, eritrodermi tanı-tedavisi ve liken tedavisi gibi birçok konuda sunum gerçekleştirilecek. 

Kırgız Hastadan Türk Hekimlerine Övgü Haber

Kırgız Hastadan Türk Hekimlerine Övgü

Kırgızistan’ın başkentinden Antalya’ya karın ağrısı şikayetiyle gelip yumurtalıklarında tümör tespit edilen Kırgız hasta, başarılı bir ameliyat sonrası sağlığına kavuştu. Tedavisinin ardından yüzü gülen 71 yaşındaki Khaırrınısa Razıeva, doktorunu Kırgızlara özgü olan “Elleri altın” sözüyle tanımladı.   Kırgızistan’ın Bişkek şehrinde yaşayan 71 yaşındaki Khaırrınısa Razıeva, yoğun karın ağrısı şikayetine ülkesinde çözüm bulmayınca sağlık turizminde başarılı operasyonlarıyla bilinen Antalya’ya geldi. Özel Vitale Hastanesi’ni tercih eden Kırgız hastanın tedavisini Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Ali Fuat Şengör üstlendi. Yumurtalıklarında tümör bulunan Razıeva, başarılı bir operasyon sonrası sağlığına kavuşup taburcu edildi. Razıeva, ameliyat sürecini, “Gözümü kapadım ameliyata girdim, gözümü açtım odadayım. Hiçbir şey olmamış gibi hemen yürümeye başladım. Ali Fuat hocanın elleri altın, çok minnettarım" diyerek anlattı.  “Gözümü kapadım ameliyata girdim, gözümü açtım odadayım”  Antalya’ya gelininin tavsiyesi üzerine geldiğini ifade eden Khaırrınısa Razıeva, “Antalya’yı gelinim tavsiye etti. İlk olarak bir hastaneye gittik, faydasını göremedik. Bir arkadaşım Vitale hastanesini tavsiye etti. Sol tarafımda karın ağrım vardı, çok rahatsızdım, sonra film çekildiğinde “Rahim ve bağırsağın arasında irinde enfeksiyon olmuş, onu temizleyeceğiz” dediler. Tedaviyi Opr. Dr. Ali Fuat Şengör hocam yaptı, hiç hissetmedim. Gözümü kapadım ameliyata girdim, gözümü açtım odadayım. Hiçbir şey olmamış gibi hemen yürümeye başladım, hiç ameliyat olmamış gibi rahattım. Ameliyat o kadar güzel geçti ki, ameliyattan kalktım hemen yemek yemeye başladım. Kontrollerim devam ediyor, çok iyiyim” diye konuştu.  Antalya’nın iklimi şifası oldu  Khaırrınısa Razıeva, kontrolleri tamamlandıktan sonra 3 ay daha Antalya’da kalacağını, şehrin ikliminin sağlığına iyi geldiğini söyledi. Razıeva, ”Tedavim tamamlandıktan sonra 3 ay kalacağım ve dinleneceğim. Buranın iklimi çok güzel, şekerim tansiyonum iyi. Kendimi çok iyi hissediyorum. Antalya’yı çok sevdim, evim gibi oldu. Türk hekimleri çok iyi, Ali Fuat hocanın elleri altın, çok minnettarım. Artık kim sorarsa ona bu hastaneyi ve Ali Fuat hocayı tavsiye edeceğim. “Böyle bir doktor ve hastane var, elleri altın mutlaka iyileştirecek” diyeceğim” dedi.  5 yıllık şikayete Türk hekimi son verdi  Kırgız hasta Khaırrınısa Razıeva’nın ameliyatını gerçekleştiren Opr. Dr. Ali Fuat Şengör, Kırgız hastanın yaklaşık 5 yıldır baş dönmesi, karın ağrısı ve halsizlik şikayetleriyle mücadele ettiğini kaydetti. Şengör, “Hastamız, kilo kaybı, baş dönmesi, halsizlik şikayetiyle geldi, yaklaşık 5 yıldır bu şikayetleri çekiyormuş. Muayeneler neticesinde yumurtalıklarında bir tümör olduğunu tespit ettik, kapalı bir yöntemle cerrahi müdahalede bulunarak sağlığına kavuşturduk. Yaklaşık bir ay tedavi aşaması oldu, sonra medikal tedavi süreci devam etti. Sağlıklı bir şekilde memleketine göndereceğiz. Sadece 6 ayda bir yılda bir gerçekleşecek rutin kontrollerimiz olacak" ifadelerini kullandı.  "Anne oğul ilişkisi kurduk"  Türkiye’nin son yıllarda diğer ülkelerin kötü propaganda yapması nedeniyle sağlık turizminde aksamalar yaşadığını dile getiren Opr. Dr. Ali Fuat Şengör, başarılı operasyonların sağlık turizmini olumlu yönde etkileyeceğini kaydettiği konuşmasında, Kırgız hasta ile aralarında kurdukları duygusal bağı ise şu şekilde anlattı: “Yüz güldürücü sonuçlarla karşılaşmamız durumunda, konuyu Türk sağlık turizmi Türk hekimleri açısından başarı olarak görüyoruz. Bu tür hastaların kazanımıyla sektörümüz büyümeye devam edecek. Hastamıza gerekli tıbbi müdahale dışında Türk hekimlerinin şefkatli yaklaşımını da sergiledik. Hastamız duygusal bir bağ da kurdu, doktor hekim veya hasta hekim ilişkisinden ziyade anne evlat ilişkisi gibi yoğun bir duygusal bağlantımız var, devamlı arıyor soruyor.”

Bedeni tıp fakültesine bağışlandı! Kıbrıs gazisinin cenazesi ailesine teslim edildi Haber

Bedeni tıp fakültesine bağışlandı! Kıbrıs gazisinin cenazesi ailesine teslim edildi

Balıkesir’in Bandırma ilçesinde yaşayan 79 yaşındaki Kıbrıs gazisi İsmet Ermetinler, 2019 yılında tedavi gördüğü Bandırma Devlet Hastanesi’nde vefat etti. Ermetinler’in vasiyeti üzerine bedeni, BUÜ Tıp Fakültesi’ne bağışlandı. 4 yıl boyunca kadavra olarak Fakültedeki tıp eğitiminde bedeni kullanılan Kıbrıs gazisi emekli astsubayın cenazesi toprağa verilmek üzere ailesine teslim edildi. BUÜ Görükle Kampüsü içerisindeki Tıp Fakültesi amfilerinin önünde Fakülte Yönetimi tarafından, İsmet Ermetinler için teşekkür töreni gerçekleştirildi. ok sayıda öğrencinin de katıldığı törende konuşan Oğlu Suphi Ermetinler, “Babamın vasiyeti üzerine naaşını buraya kadavra olarak bıraktık. 1980’li yıllarda organ bağışı gündeme geldiğinde babam ilk bağışçılarındandı. Bizim de organ bağışı yapmamızda vesile olmuştur. Fakat babamı kaybettiğimizde, organ nakli mümkün olmadığı için babamın vasiyeti kadavra olarak bırakılmasıydı. Annem toprağı da görmesini istediği için süreli olarak buraya bıraktık. 2 yıl boyunca burada kalacaktı. Ancak pandemi dönemi buraya girdiği için hocalarımızın ricasıyla bunu 4 yıla uzattık. Ortalama 4 yılda 300-400 öğrenci olduğunu düşünürsek, 2,5 dönem öğrenci burada işlem yaparak geleceğe kendilerini hazırladılar. Bir çok insanın hayatına da dokunacaklardır. Farkındalık adına bunun daha fazla olması gerekiyor. Buradaki öğrencilerin dünya tıbbında her branşta isimlerini Türkiye olarak yazdırmaları için ellerinden geldiği kadar mücadelelerini sürdürmelerini istiyorum. Cenazeyi üniversiteye teslim etmeden önce, yıkandı. Cami’de cenaze namazı kılındı. Ondan sonra üniversiteye teslim edildi. Bundan sonra kaldığı yerden, Bandırma’daki kabristanlığa defnedilmesidir. Dualarla defin işlemini gerçekleştireceğiz” diye konuştu. Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Funda Coşkun, “Kadavra bizim anatomi eğitimimizde tıp öğrencilerin eğitiminde çok önemli bir rol üstlenmektedir. Bu tıp öğrencilerin eğitimine çok büyük katkıda bulunmuştur. Kadavra bulunma konusunda sorunlar yaşamaktayız. Uygun olan kadavraları üniversitemizin eğitimine katmaya çalışıyoruz. Fakat bağış yapıldığı takdirde, bu süreç hızlanarak gidiyor. En büyük teşekkür ve minnet kadavrayı bağışlayan aileyedir” dedi. BUÜ Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Şendemir, “Bugün bir cenaze çevresinde toplandık. Ancak üzüntü, yas için değil. Teşekkür etmek için. Bir vefa duygusu ile saygıda bulunmak için. Bu teşekkür ve saygı Sayın İsmet Ermetinler için. Hekimlere, tüm sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin yoğunlaştığı bir dönemde, bir insanın en kıymetli varlığını, bedenini hekim adaylarının eğitimine bağışlamış olması, her şeye karşın içimizde bir umut ışığının sürmesini sağlıyor. Tıp eğitiminin temel taşlarından biri olan anatomi, elbette, en güzel haliyle gerçek bir insan bedeni üzerinden öğrenilebilir. Ne yazık ki sayısı 120’ye yaklaşmış tıp fakültelerimizin ve buralarda eğitim aldığını düşündüğümüz yüz binin üzerindeki öğrencinin bu çok önemli, olmazsa olmaz eğitim aracına ulaşabildiğini söylemek mümkün değil. Pek çok yasal zorluk aşılmaya çalışılarak elde edilen sahipsiz bedenler yıllarca çok önemli görevler görmüşlerse de, ne yeterli sayıda olabilmişler ne de etik olarak sağlıklı bir çözüm sunabilmişlerdir" şeklinde konuştu. Organ bağışlarının insan hayatlarını değiştirdiğini hatırlatan Şendemir, kadavra bağışlarının da hekimlerin yetişmesine aynı oranda katkıda bulunduğunu ifade ederek, "Bugün buradan uğurlamakta olduğumuz bağışçımız İsmet Ermetinler de, yüzlerce öğrencinin gerçek bir insan vücudu üzerinden eğitim almasını sağlamış, bilgili hekimlerin yetişmesine paha biçilemez bir yardımda bulunmuştur. Örneklerinin artması en büyük dileğimizdir" dedi.

Yüz Ağdası
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.