Hava Durumu

#Ilk Yardım

Yeni Marmara Gazetesi - Ilk Yardım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ilk Yardım haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Halı sahadaki ölüm iş kazası sayıldı Haber

Halı sahadaki ölüm iş kazası sayıldı

Son yıllarda artış gösteren halı sahalardaki kalp krizi sonucu vuku bulan ölüm olaylarına dair emsal bir karar çıktı. Çalıştığı şirketin düzenlediği futbol turnuvasında kalp krizi geçiren S.Ö., kaldırıldığı hastanede yaklaşık 3 ay süren tedavinin ardından hayatını kaybetti. Sosyal Güvenlik Kurumu (GGK) ölümü iş kazası olarak kayıtlara geçirdi. İşçinin yakınları mahkemenin yolunu tutarak maddi ve manevi tazminat talebinde bulundu. Davacı aile bireyleri, müsabaka esnasında ilk yardım ekibi, ambulans bulunmadığından en yakın hastaneye kaldırıldığını, uzun bir tedavi sürecine rağmen kurtarılamadığını, olayın iş kazası kapsamında kaldığını ve iş kazası olarak soruşturma tahkikatı yapıldığını iddia ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etti. Davalılar da haksız davanın reddine karar verilmesini talep etti. İş Mahkemesi, toplanan deliller ve dosya kapsamına göre, davacının, iş akdi ile davalı işveren bünyesinde çalışırken şirketin düzenlediği turnuvada kalp krizi sonucunda vefat ettiği, SGK tahkikat raporunda olayın iş kazası olarak kabul edildiğine dikkat çekti. Dosyanın kusur raporu için üçlü bilirkişi heyetine gönderildiği, davalı şirketin yüzde 60, diğer davalı şirket spor kulübünün kusurunun bulunmadığı, vefat edenin ise yüzde 20 kusurlu olduğu, kaçınılmazlık ilkesinin de yüzde 20 oranında yer teşkil ettiğinin belirlendiği belirtildi. Mahkeme kararında, "İtiraz üzerine alınan raporlarda da tutarlılık görüldüğünden dosya hesap bilirkişisine gönderilmiştir. Davacılara ilişkin sosyal ekonomik durum araştırması yaptırılmış, nüfus kayıt örneği dosya arasına alınmış, SGK tarafından yapılan ödemeler celp edilmiş, eksiklikler giderilerek alınan hesap raporu denetime elverişli ve usule uygun görülmüştür. Vefat edenin banka hesap hareketleri de dosya arasına alınmış, birleşen dosyada da ikinci kez ilk dosyada ıslah olmadığından dolayı yapılan talepler rapora göre uygun görülmüş, davacıların maddi tazminat taleplerinin kabulüne karar vermek gerekmiş" denildi. Toplamda 400 bin lirayı aşan maddi manevi kararının ardından davalılar kararı istinafa taşıdı. Bölge Adliye Mahkemesi, manevi tazminatın azlığına dikkat çekti. Karar temyiz edilince devreye giren Yargıtay, kusur belirlemeyi yasaya aykırı buldu. Kararda şöyle denildi: "Kalp krizi nedeniyle vefat olayında bünyesel faktör değerlendirmesi yapılmasının gerekmesine ve bünyesel faktör oranının işveren kusuruna eklenmesinin mümkün bulunmamasına rağmen usulüne uygun olmayan kusur raporunda yüzde 20 oranındaki kaçınılmazlık değerlendirmesinin yapılması hatalıdır. Yüzde 20 oranındaki kusurun işveren kusuruna eklenmesi de hatalı olmuştur. Son olarak iş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında sorumluluğu bulunduğu tespit edilen kişi veya kişilerin kusur oranlarının ayrı ayrı belirlenmesi gerekirdi. Mahkemece yüzde 60 oranındaki işverene verilen kusur oranının yönetmelik hükmü gerekçe gösterilmek suretiyle kusur oranı ayrıştırması yapılmaksızın davalı spor kulübü derneğine atfedilmesi de hatalıdır. Mahkemece yapılacak iş, öncelikle kurumdan sorulmak suretiyle ver ise rücu dosyasının getirtmek ile müteveffanın vefatından önce kalp damar hastalığı ile kalp krizini tetikleyecek nitelikte bir rahatsızlığı olup olmadığıdır. Bu hususta tedavi görüp görmediği konusunda tarafların ibraz edeceği kayıtlar ile SGK Medula sisteminden araştırma yapmak, davacıda olumsuz yaşam şekli, beslenme tarzı, genetik faktör ile sigara kullanımı gibi etkenlerin olup olmadığı var ise bu gibi durumların olayın gerçekleşmesi üzerindeki etkisi hususundaki deliller toplanmalıdır. Toplanacak bu delillerle beraber somut ölüm olayının gerçekleşmesinde işyeri şartları, yaşam şekli, bünyesel faktör ile olay anındaki etkenler bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Kusur raporunun düzenlenmesi için dosyanın kardiyolog hekimin de yer aldığı, A sınıf İş güvenliği uzmanlarının bulunduğu heyete tevdi ederek, olayın gerçekleşmesinde tarafların kusur oranları ayrı ayrı belirlenmesi ile bünyesel faktörün etkisini belirleyici mahiyette rapor aldırmak alınacak bu raporla beraber dosyadaki veriler değerlendirmelidir. Usulü kazanılmış hakları da gözeterek oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir."

Rafting faciası 14 yaşındaki Taha'yı hayattan kopardı Haber

Rafting faciası 14 yaşındaki Taha'yı hayattan kopardı

Edinilen bilgiye göre, Çiğdem Katalıoğlu, eşi Kadir Katalıoğlu ve 14 yaşındaki oğlu Taha Emir Kayaalp ile birlikte tatil için Fethiye'ye gitti. Taha'nın isteği üzerine rafting yapmak isteyen aile, otel yetkililerinin yönlendirmesiyle bir firmayla anlaştı. 19 Ağustos'ta Dalaman'a bağlı Gürleyik köyündeki nehir kenarına götürülen aile, iddiaya göre burada hiçbir güvenlik eğitimi verilmeden, eski ve yıpranmış ekipmanlarla bota bindirildi. Turun hemen başında botun devrilmesi sonucu kayalıklara sıkışan 14 yaşındaki Taha, uzun uğraşlar sonucu sudan çıkarılarak hastaneye kaldırıldı ancak kurtarılamadı. Taha'nın cenazesi, 21 Ağustos'ta Kocaeli'nin Gebze ilçesindeki Balçık Mezarlığı'nda toprağa verildi. Olaya ilişkin ise 1 eğitmen tutuklandı. Aile ise firma yetkilileri ve olayda sorumluluğu bulunduğu öne sürülen kişiler hakkında şikayetçi oldu. "Alelacele para telaşına düştüler" Anne Çiğdem Katalıoğlu, firmayla görüşürken 18 yaş sınırını sorduğunu ancak "8 yaş sonrasına serbest" cevabını aldıklarını belirtti. Oğlunun daha önce Düzce Melen Çayı'nda rafting tecrübesi olduğunu aktaran anne Çiğdem Katalıoğlu, Gürleyik köyüne vardıklarında yaşananları şöyle anlattı: "Köye gittikten sonra kahvaltı ikram ettiler, kahvaltı yaptık. Ondan sonra çok hızlı alel acele şekilde orada eğitim vermeleri gerekiyordu. Biz daha önce oğlumla Düzce Melen Çayında rafting yaptığımız ve bu konuda tecrübeli olduğumuz için hiçbir eğitim vermediler. Can yelekleri o kadar eski, o kadar yıpranmıştı ki çocuğuma taktıkları can yeleği bile omuzundan kayar vaziyetteydi. Kask kafasına tam oturmamış vaziyetteydi. Sonrasında hemen alelacele bir para telaşına girdi. 'Hemen paramı gönder' denildi. Ben de 'Tamam atacağım, buradayız, kaçmıyoruz' dedim. 'Telefonunu alayım, ben mi atayım?' gibi şeyler söyledi. Neyse hemen parasını gönderdim. Bir kağıt getirdiler. Herkesin ismi soyismi yazıyor. Resmi bir kağıt değildi. İsim soyisminin yazdığı yere imza attık. Benim oğlum da kendi imzasını kendisi attı." "Herkesi coşturma derdindeydiler" Firmaya ait araçla çok tehlikeli, sarp ve kayalık bir yoldan nehir kenarına indirildiklerini belirten Çiğdem Katalıoğlu, bölgenin bir rafting alanına benzemediğini ve oldukça riskli göründüğünü aktardı. Çiğdem Katalıoğlu daha önceki tecrübelerine dayanarak görevlilerin profesyonelliğine güvendiğini ifade ederek, "6 tane bot vardı. Biz en önde olduğumuz için ilk bota bizi aldılar. Uç kısımda ben oturuyordum. Karşımda eşim oturuyordu, eşimin arkasında ise oğlum oturuyordu. Benim arkamda da Alman aile vardı ve onların iki tane çocukları bulunuyordu. O çocukların yaşları da oğlumdan daha küçüktü. Bu firma yukarıda vermeleri gereken eğitimi botun içerisinde vermeyi tercih ettiler. Komutlar bize anlatılmadı, herkesi coşturma derdindeydiler. Hiçbir profesyonellik yoktu" dedi. "Oğlum bana elini uzattı" Turun henüz başında, tehlikeli bir kayalığın yanındayken botun devrildiğini iddia eden Katalıoğlu, "Ben ters takla attım ve akıntıya kapıldım. O tehlikeli kaya da oğlumu görüyordum. Oğlum bana elini uzatıyor. Ben elini yakalıyorum orada. Ondan sonrasında göz göze geliyoruz onunla. Sonra bir su geliyor. Su beni alıyor altına çekiyor. Ben oğlumdan oradan ayrılıyorum. Su beni altına çektiğinde ben ömrü hayatımda öyle bir şey görmedim. Çamaşır makinesine sıkma devri gibi beni suyun altında çevire, çevire, çevire o hızla o kayadan o kaya vurdu beni. Ben artık kendimi bıraktım. 'Ben suyun altında böyle olduysam benim çocuğum ölmüştür' dedim. Ben son suyu yuttum ve kendimi bıraktım oraya" diye konuştu. "Ayağını çıkaramıyoruz, yardım edin" Biri tarafından suyun altından kurtarıldığını anlatan acılı anne, sözlerine şöyle devam etti: "Sonra hatırladığım kadarıyla beni eşime doğru itti. Eşim beni çekti ve ben 'Oğlum nerede?' dedim. Bir baktım oğlumun ayağı o tehlikeli kaya dediğim o kayaya sıkışmış. Oğlumu orada çıkaramıyorlar. Benim çocuğumun can yeleği böyle yukarı çıkmış, benim çocuğum bu şekilde kalmış. 'Kafasını kaldırın, oğlumun kafasını kaldırın' diyorum. Hala 'Ayağını çıkaramıyoruz' diyorlar. 'Kafasını kaldırın' diye bağırıyordum. Belki daha fazla su yutmasın, kurtulma ihtimali olur diye düşünüyordum. Kafasını kaldırmıyorlar ve üstüne üstlük 'Yardım edin' diye kendileri bağırmaya başladılar. Sonra oradan bir tane eğitmen geldi. O da bizimle birlikte servisle aşağıya inmişti. Bir tane eğitmen vardı ve gerçekten o işi bilen kişiydi. İpi atıyor, ipi tutamıyorlar. 'Ayağını çıkaramıyoruz, yardım edin' diye bağırıyorlar. Sonrasında eğitmen oradan bağırdı, 'Çocuğun can yeleğini çıkarsanıza' dedi. Çocuğun can yeleğini çıkarttıktan sonra benim oğlum suya savruldu. O yeleği en başında çıkarsalardı benim çocuğumun ayağı kurtulup savrulacakmış suya orada." "Benim çocuğumun dudakları mosmordu, hiçbir tepki yoktu" Katalıoğlu, sudan çıkarılan oğluna ilk müdahaleyi turda bulunan bir otopsi doktoru ile ilk yardım eğitimi olan bir turistin yaptığını aktardı. Müdahale sırasında çocuktan olumlu tepkiler geldiğini söyleyen Katalıoğlu, "Benim çocuğumla canla başla 1,5 saat uğraştılar. Benim çocuğumun dudakları mosmordu. Hiçbir tepki yoktu. Birden dudaklarına kan geldi. Suyu çıkarmaya başladı ama tepki yoktu. Suyu çıkarmaya başladı, burnundan kan geldi. Geğirmeye başladı. Onların dediğine göre bunlar iyi tepkilermiş. 1,5 saat sonra ambulans geldi. Sedyeyle oğlumu kayalıklardan yukarı çıkarmaya çalışırken muhtemelen benim oğlumun orada nabzı gitti. Sonrasında ambulansa aldılar oğlumu. Aynı şekilde onlar da bütün müdahaleleri yaptılar. 'Öldü' demedi ambulanstakiler. 'Müdahaleye devam ediyoruz' dediler" şeklinde konuştu. "Benim oğlum ölmüş ve bana söylemiyor" Zorlu yolda ambulansla süren yolculuğun ardından hastaneye ulaştıklarını belirten anne, bu süreçte tur yetkililerinin kendi aralarında toplanıp "Rafting'e devam edilmeyecek" anonsu yaptıklarını, hastanede ise bir kişinin kendisine "Oğlun yaşayacak" diyerek umut verdiğini söyleyerek, şunları kaydetti: "Kendisini bizimle ilgilenmeye çalıştı. Bana 'Oğlun yaşayacak' diyor. Benim oğlum ölmüş içeride bana söylemiyor. 'Yaşayacak annesi' diyor. 'Siz kimsiniz? Hastanede mi çalışıyorsunuz? Ne olur içeriden bana bir haber getirin, kimse bana haber vermiyor. Ne olur haber verin' dedim. 'Merak etme ablacığım, ben şimdi içeri giriyorum, sana haber getireceğim' dedi. Geliyor, gidiyor, yalan söylüyor. Yine 'Siz kimsiniz?' diye sordum. 'Ben köyün muhtarıyım' dedi. 'Ha siz de onlardansınız. Sizin neden burada olduğunuzu ben anladım' dedim. Sonrasında ben oğlumun ölüm haberini aldım. Bunlar olurken o arada eşime para teklif ediyorlar. Yani benim oraya ödediğim miktarı geri vermek istiyorlar." "Hizmet devam edemedi" diyerek para iadesi yaptılar Oğlunun ölüm haberini aldıktan sonra yetkililerin kendilerine tur parasını iade etmeyi teklif ettiğini vurgulayan Katalıoğlu, "Benim oğlumun ölüm haberi gelmiş. Belki de daha fazla bir miktar teklif edeceklerdi ki ben asla böyle bir şeye müsaade etmem. Ben çocuğumun üstünden bir lira dahi almam. Sadece şunu söylemek istiyorum. O su bir çocuğun değil, bir yetişkinin bile rafting yapabileceği bir yer değil. Profesyonellerin yeri bile değil. Kesinlikle kimse orada rafting yapmamalı çünkü suyun altı kaynıyor, çok hızlı bir şekilde çeviriyor. Suyun altı kayalık dolu. Duramıyorsun. Ne kadar güçlü olursan ol, duramıyorsun. Bana parayı geri gönderdi ve ben bu kişiyi aradım. 'Sen bu parayı bana nasıl gönderirsin' dedim. 'Benim çocuğum gitmiş' dedim. O kişi 'Bana yanlışlıkla gönderdik' dedi. Sonra muhtarı aradım. 'Bu parayı nasıl gönderdiniz' diyorum. Muhtar, 'Hizmet olmadı ya, hizmet bedeli' dedi. 'Hizmet devam edemedi ya, o yüzden geri gönderdik parayı' dedi. Hepsinden, bütün sorumlulardan şikayetçiyim. Sonuna kadar bu davanın peşindeyim. Tek derdim oranın kapatılması. Orası can alıyor. Benim oğlum gitti" ifadelerini kullandı.

Sivrisinek kovucular, bebeklerin el ve ayaklarına sürülmemeli Haber

Sivrisinek kovucular, bebeklerin el ve ayaklarına sürülmemeli

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte çocukların zamanlarını daha fazla açık havada geçirmeye başladığını belirterek, Burtom Özlüce Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican, "Parklar, bahçeler ve tatil bölgeleri çocukların oyun alanına dönüşürken, sivrisinekler de bu dönemin en sık karşılaşılan sorunlarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle açık havada oyun oynayan ve doğayı keşfeden çocuklar, sivrisinek ısırıklarına karşı yetişkinlere oranla çok daha savunmasız kalıyor. Çocukların hassas cilt yapısı ile yaz aylarında artan sivrisinek popülasyonuna karşı ebeveynler mutlaka basit ama etkili önlemler almalıdır" dedi. Sivrisineklerden korunmanın yollarına ve ısırık durumunda yapılması gerekenlere dikkat çeken Sevgican, özellikle 5 yaş altı çocuklarda ve bebeklerde doğru korunma yöntemlerinin önem taşıdığını vurguladı. Çocukların ciltlerinin yetişkinlere göre çok daha hassas olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Sevgican, "Sivrisinek ve böcek ısırıklarına karşı yoğun reaksiyonlar gösterilebilir. Özellikle 5 yaş ve altındaki çocuklarda sivrisinek ısırıklarına bağlı olarak gelişen şişlik, kızarıklık ve kaşıntı belirgin şekilde kendini hissettirir. Nadir görülen sivrisinek alerjilerinde ise bu belirtiler daha şiddetli boyutlara ulaşabilir. Bu nedenle sivrisineklerden korunmak önem taşımaktadır" diye konuştu. Bebeklerde korunma sürecinin çok daha kritik bir hal aldığına işaret eden Uzm. Dr. Sevgican, sivrisineklerin bebeklerde huzursuzluklara, kaşıntılara ve ciltte yaygın kızarıklıklara yol açabildiğini belirtti. Uzm. Dr. Sevgican, bu noktada tercih edilecek ince, bol ve pamuklu giysilerin bebeği hem yaz sıcağından hem de sivrisinek saldırılarından korumaya yardımcı olacağını ifade etti.Kıyafet seçiminin korunmadaki ilk savunma hattı olduğunu vurgulayan Sevgican, "Özellikle sivrisineklerin en aktif ve yoğun olduğu sabahın erken saatlerinde ve gün batımından hemen sonra çocukların uzun kollu, bol ve pamuklu kıyafetler giymesi doğru bir yaklaşım olacaktır. Kıyafet seçiminde koyu renkler yerine açık renkli kıyafetler tercih edilmelidir; çünkü sivrisinekler doğaları gereği koyu renkli giysilere daha fazla yönelirler. İnce ve vücuda tamamen yapışan kıyafetlerin üzerinden de rahatlıkla ısırabildikleri için dar giysiler yerine bol kesimli alternatifleri seçmek her zaman daha güvenlidir" şeklinde konuştu. Sivrisinek kovucu ürünler ve çevresel önlemler hakkında da bilgi veren Uzm. Dr. Sevgican, "Sitronella, lavanta yağı ve nane yağı gibi doğal içeriklere sahip ürünler tercih edilebilir ancak her ürün her çocuğun benzersiz cilt yapısına uygun olmayabilir. Yeni kullanılacak koruyucu ürünler, vücuda tamamen sürülmeden önce mutlaka küçük bir cilt alanında denenmeli ve alerjik reaksiyonlar yönünden gözlenmelidir. En kritik uyarı ise bebeklerin ellerine ve ayaklarına sivrisinek kovucu sürülmemesidir; çünkü bebekler bu uzuvlarını çok sık ağızlarına götürürler ve ürünü yutma riskiyle karşı karşıya kalırlar" dedi.Uzm. Dr. Sevgican ayrıca, durgun suların sivrisineklerin birincil üreme alanları olduğunu, tatillerde çocukları bu tür sulak alanlardan uzak tutmak gerektiğini ve evlerde kapı ile pencerelere sineklik takılmasının en etkili koruma yöntemi olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı; "Alınan tüm önlemlere rağmen bir ısırık yaşandığında ilk yardım olarak bölgenin hemen su ve sabunla temizlenmesini, ardından soğuk kompres uygulanmasını öneriyoruz. Ancak çocukta aşırı ve durdurulamayan bir şişlik, vücutta yaygın döküntü, nefes darlığı ya da herhangi bir enfeksiyon belirtisi gelişirse vakit kaybetmeden mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Yaz aylarında ebeveynler tarafından alınacak bu basit önlemler sayesinde çocuklarımız, sivrisineklerin neden olduğu rahatsızlıklardan tamamen korunabilir ve yaz mevsiminin tadını çok daha sağlıklı bir şekilde çıkarabilir."

Halk otobüsünde zamanla yarış... Haber

Halk otobüsünde zamanla yarış...

Bursa'da şehir içi halk otobüsünde kalp krizi geçiren bir yolcu, şoförün refleksi ve otobüste bulunan sağlık görevlilerinin zamanında müdahalesi sayesinde hayata tutundu. Şoförün eski ambulans şoförü olduğu, yolcular arasında sağlık görevlisi kişilerin de bulunduğu otobüste yaşananlar, "Otobüs ambulans gibiydi" dedirtti. Zamanla yarış ve o anlar ise araç içi kamerasına saniye saniye yansıdı. Olay, merkez Nilüfer ilçesi Dumlupınar Mahallesi'nde 35/G numaralı otobüste meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, sefer halindeki halk otobüsünde bir yolcu aniden fenalaştı. Durumu fark eden otobüs şoförü Muzaffer Sever, yolcularla birlikte ilk müdahaleyi yaptı. Otobüste bulunan ve sağlık görevlisi olduklarını belirten yolcular, kalp krizi geçirdiği anlaşılan yolcuya ilk yardım yaparak, Sever'e otobüsü acil servise sürmesini istedi. Hızlı bir kararla otobüs güzergâhını değiştirerek, otobüsü Uludağ Üniversitesi Hastanesi'ne yönlendiren Sever, adeta zamanla yarıştı. Hastaneye kaldırılan yolcu tedavi altına alındı. Yaşananları anlatan Sever, "Otobüste bir yolcunun fenalaştığını fark ettim. Arkaya döndüğümde bazı yolcuların sağlık görevlisi olduğunu öğrendim. Kalp krizi geçirdiğini anlayınca vakit kaybetmeden rotayı değiştirip hastaneye sürdüm. Ben de eski ambulans şoförüyüm. Hemen rotayı değiştirip, hastaneye ulaştırdık" dedi. Yaşanan olay, araç içi kamera görüntülerine anbean yansırken, şoförün hızlı refleksi ve zamanla yarıştığı anlar vatandaşlar tarafından tam not aldı.

"Yanlış müdahale hayatı riske atıyor" Haber

"Yanlış müdahale hayatı riske atıyor"

 Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde gerçekleşen etkinlikte İş Güvenliği ve İlk Yardım Uzmanı Hasan Hür, doğru ilk yardım müdahaleleri hakkında bilgi vererek uygulamalı olarak gösterdi.   Nilüfer Belediyesi’nin Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde düzenlediği "Sağlık Buluşmaları", 1-7 Mayıs Trafik ve İlk Yardım Haftası kapsamında gerçekleştirilen etkinlikle devam etti. Programa, Nilüfer Nur-Hayati Kurtcan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri ile vatandaşlar katıldı.  Etkinliğin konuğu olan İş Güvenliği ve İlk Yardım Uzmanı Hasan Hür, temel ilk yardım uygulamalarına dair bilgiler paylaştı. Bayılma ve kalp krizi gibi acil durumlarda yapılması ve kaçınılması gerekenleri örneklerle anlatan Hür, doğru müdahalenin hayat kurtardığını vurguladı.  "Yanlış müdahale hayatı riske atıyor"  Bayılmalarda kişinin ayaklarının 30 santimetre yukarı kaldırılmasının, beyne kan akışını sağlamak için kritik olduğunu belirten Hür, dilin geriye kaçmasının ise hayati tehlike oluşturduğunu ifade etti. Sara krizlerinde ise kişinin ağzına müdahale etmenin tehlikeli olduğunu söyleyen Hür, "Yanlış bir hamlede parmak kaybı bile yaşanabilir" dedi.  Kalp krizi geçiren birine nasıl davranılması gerektiğini de anlatan Hür, şu bilgileri paylaştı:  "Kalp krizi geçiren kişi sırt üstü yatırılmamalı, öksürtülmemeli ve su verilmemelidir. Kıyafetleri gevşetilmeli, yarı oturur pozisyona alınmalı ve hemen 112 aranmalıdır."  Hür, genç yaşta kalp krizi vakalarının arttığını vurgularken, düzenli kontrollerin ve stres yönetiminin önemine de değindi. Trafik kazalarında ise iç kanama riskine dikkat çekerek, kazazedeye su verilmemesi ve yerinden oynatılmaması gerektiğini söyledi.  Eğitimin sonunda Hasan Hür, maket üzerinde temel ilk yardım müdahalelerini uygulamalı olarak gösterdi. 

Yüz Ağdası
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.