Hava Durumu

#İnsanlar

Yeni Marmara Gazetesi - İnsanlar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İnsanlar haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Sıradan hayatından sıkılan genç kadın uzun yol tır şoförü oldu Haber

Sıradan hayatından sıkılan genç kadın uzun yol tır şoförü oldu

Ankara'da yaşayan 26 yaşındaki Başak Güvercin, babasının izinden giderek uzun yol tır şoförü oldu. Üniversite mezunu Güvercin, daha önce çalıştığı sektörlerin kendisine sıkıcı gelmesi üzerine hem gezip hem de para kazanabileceği bir meslek olarak tır şoförlüğünü tercih etti. 2 yıldır sebze ve meyve taşımacılığı yapan Güvercin, ayda ortalama 15 bin kilometre yol gittiğini aktararak, erkek egemen bir alanda çalışmanın kendisine özgüven kazandırdığını ifade etti. "ACİL BİR DURUM OLDUĞU ZAMAN EVE GİDEMİYORUZ" Uzun yol tır şoförü olmasında babasının önemli bir rolü olduğunu belirten Başak Güvercin, "Daha öncesinde satış sektöründe ve kendi alanımla ilgili sektörlerde çalıştım ama monoton bir hayat bana sıkıcı geldiğinden dolayı hem gezebileceğim hem para kazanabileceğim bir meslek grubu düşünürken aklıma babamın yolundan ilerleyip tır şoförü olmak geldi. 2 yıldır da uzun yol tır şoförüyüm. Sebze ve meyve ağırlıklı çalıştığım için genelde Akdeniz bölgesinde çalışıyorum. Güzergahım ne tarafsa yükümü aldıktan sonra oraya doğru devam ediyorum. Sebze ve meyve sezonu biraz hızlı olduğundan dolayı ayda ortalama 15-16 bin kilometreye kadar yol yapıyorum. Bu mesafeler sezonun durumuna göre de değişkenlik gösterebiliyor. Bu işin iyi yanları farklı şehirler geziyorsunuz. Farklı kültürler, farklı insanlar tanıyorsunuz. Zor yanları ise evden uzaksınız. Acil bir durum olduğu zaman eve gidemiyoruz" dedi. "BU MESLEK ÖZGÜVENİMİ GÜÇLENDİRMEMİ SAĞLADI" Tır şoförlüğü mesleğinin kendisine olumlu yönden katkılar sağladığını aktaran Güvercin, "Mesleğin ilk yıllarında teslimat noktalarındaki yük boşaltma alanlarına yanaşamayacağımı düşünen abiler vardı. Ben bu ön yargıyı kırdım. Artık gittiğim noktalarda beni gördükleri zaman kendime ne kadar güveniyorsam onlar da bana o kadar güveniyor. Bu meslekte 2 yıl içerisinde kendime çok farklı şeyler kattım. Bu meslek, evden uzak kalmamı, tek başıma ayakta durabilmemi ve özgüvenimi güçlendirmemi sağladı" diye konuştu. "ERKEK EGEMEN BİR TOPLUMDA ÇALIŞMAK BENCE BİR KADININ GÜÇLÜ OLDUĞUNU GÖSTERİR" Güvercin, kadınların çalışma hayatında daha fazla yer alması gerektiğini vurgulayarak, "Bir kadının hayatının yarım kalması, bir toplumun vicdanının yaralı kalması demek. Kadınlarımız bir erkeğin himayesi altında kalmadığı sürece zorluk yaşamayacaktır. Toplum tarafından dışlanmayacaktır. Erkek egemen bir toplumda çalışan benim gibi ablalarım ve kardeşlerim de var. Erkek egemen bir toplumda çalışmak bence bir kadının güçlü olduğunu gösterir. Kadın cinayetlerine karşı sessiz kalmayalım. Buradan tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü de kutluyorum" şeklinde konuştu.

Nilüfer'de sömestr tatili kitapla renkleniyor Haber

Nilüfer'de sömestr tatili kitapla renkleniyor

Nilüfer Belediyesi, sömestr tatili boyunca çocukları sanat ve edebiyatla buluşturmaya devam ediyor. Üçevler Kütüphanesi'nde düzenlenen etkinlikte yazar Burcu Aktaş, Nilüferli çocuklarla bir araya gelerek yazarlık serüvenini ve son romanı "Vahşi Şeyler"in hikâyesini paylaştı. Çocukların yoğun ilgi gösterdiği buluşmada Aktaş, değişen şehirlerin hem insanlar hem de hayvanlar üzerindeki etkilerini anlattı. 85 Yaşındaki bir kahramanın gözünden şehir Söyleşide yazarlık serüvenini ve kitabın ortaya çıkış hikâyesini paylaşan Burcu Aktaş, çocukları "Vahşi Şeyler" romanının 85 buçuk yaşındaki kahramanı Mualla'yı anlattı. Kendi yaşamadığı bir dönemi kaleme almanın zorluklarına değinen Aktaş, karakteri yaptığı gözlemleri şu sözlerle aktardı: "Bir karakter yaparken onun gerçekçi olması gerekir. Ben henüz o yaşta olmadığım için, 85 yaşındaki birinin nasıl yürüdüğünü, nasıl oturduğunu çok iyi gözlemlemek zorundaydım. Mualla, değişen ve betonlaşan şehre artık sadece penceresinden bakan, dışarıdaki hıza ayak uyduramayan bir karakter." Söyleşinin odak noktasını kentsel dönüşüm ve bu dönüşümün hem insanlar hem de hayvanlar üzerindeki etkileri oluşturdu. İstanbul'da büyüdüğü yerlerin zamanla nasıl değiştiğini ve hâtıraların geçtiği mekânların yok oluşunu anlatan Aktaş, çocukları "işgal edilen yaşam alanları" üzerine düşünmeye davet etti. Kitabın çıkış noktasının 2013 yılında gördüğü bir haber olduğunu belirten yazar, "Ormandan inip İstanbul Boğazı'nı yüzerek geçmeye çalışan yaban domuzlarını gördüğümde bu hikâye zihnimde canlandı. Doğasında yüzmek olmayan bu hayvanlar neden kaçıyordu? Şehir onların üzerine geldiği için mi? Temel soru şu: Yaşam alanı arayan hayvan mı vahşi, yoksa o alanı yok eden insan mı?" ifadelerini kullandı. "Kitap mutsuzluk değil, düşünmeyi vaat eder" Romanda geçen dürbün metaforuyla, insanın kendi yaşadığı sokağa bile ne kadar yabancılaşabileceğini vurgulayan Burcu Aktaş, çocuklara çevre bilinci ve empati üzerine önemli mesajlar verdi. Kitabın hüzünlü bir yanı olsa da mutsuzluk vadetmediğini, aksine okuru düşünmeye sevk ettiğini belirtti.Söyleşinin sonunda çocukların sorularını içtenlikle yanıtlayan Burcu Aktaş, günün anısına kitaplarını imzaladı.

İnsanlar zehirli sanıp korkuyor Haber

İnsanlar zehirli sanıp korkuyor

Çam ve meşe ormanlarında kendiliğinden yetişen melki mantarına "kanlıca" ve "çam mantarı" da deniyor. Özellikle eylül ve ekim aylarında toplanan kanlıca mantarı, şemsiyesi turuncu renkli bir mantar. Şemsiyesi 4-14 cm arasında değişiyor. Başta ızgara olmak üzere et sote ve kavurmalara katılıyor. Ayrıca börek, turşu ve ekmek yapımında kullanılıyor. Türkiye genelinde pek çok bölgede yetişen melki mantarı yüksek miktarda amino asit içeriyor. Aminoasitler ise vücudun protein dengesini sağlıyor. Bu sebeple belli aralıklar ile melki mantarı tüketilmesi vücuda oldukça faydalı. Melki mantarı, fosfor, demir, sodyum, potasyum, magnezyumun yanı sıra B ve C vitaminleri de ihtiva ediyor. Önemli bir protein kaynağı olan bu mantar çok lezzetli. Haftada en az bir kez bu mantarı tüketmek bağışıklık sistemini de koruyor. Bursa'da Tuz Pazarı’nda melki mantarı satan pazarcı Hüseyin Karataş, "Bu mantar, kanlıca ve çam mantarı olarak da biliniyor. Uludağ ormanlarında bol yetişiyor. Taze ve güzel pişirildiğinde çok lezzetli olur. Biz kilosunu 35 liradan satıyoruz. Fiyatı büyüklüğüne ve küçüklüğüne göre değişip 40 liraya kadar çıkıyor. Eylül ve ekim aylarında toplanma zamanı geldiğinde bu mantarı dağlara çıkıp topluyorlar. Bu mantar bize Keles ve Orhaneli bölgesinden geliyor’’ dedi. Pazara melki mantarı almaya gelen bir vatandaş ise, "Ben kırk yıldan beri melki mantarı yiyorum. Çok lezzetli oluyor, severek yiyorum. Bütün vatandaşlara da ısrarla tavsiye ediyorum. İnsanlar bu mantarı zehirli sanıp korkuyorlar. Hiç çekinmesinler, bilerek alıp kararında yedikten sonra hiçbir sıkıntı yok. Bu mantar gayet sağlıklı, lezzetli ve doğal’’ dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.