Hava Durumu

#İstihdam

Yeni Marmara Gazetesi - İstihdam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstihdam haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

BTSO ve YÖK iş birliğiyle Bursa uygulamalı eğitimin üssü oluyor Haber

BTSO ve YÖK iş birliğiyle Bursa uygulamalı eğitimin üssü oluyor

BTSO ve YÖK ortaklığında imzalanan protokolle, işletmelerde mesleki eğitimin yaygınlaştırılması ve yükseköğretim programlarının doğrudan sanayinin ihtiyaçlarına göre güncellenmesi hedefleniyor. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın ev sahipliğinde düzenlenen imza törenine; YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Milletvekilleri Osman Mesten ve Mustafa Yavuz'un yanı sıra kent protokolü, üniversite rektörleri, akademisyenler ve iş dünyası temsilcileri katıldı. Toplantının açılışında konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, küresel rekabette üstünlüğü belirleyen temel unsurun yüksek teknoloji ve güçlü üretim kapasitesinin ötesinde, bu sistemleri sevk ve idare edecek nitelikli insan kaynağı olduğunu söyledi. Eğitimi ekonomik kalkınmanın, üretimin ve rekabet gücünün tam merkezinde gördüklerini belirten Burkay, "Fabrikayı kurabilir, teknolojiyi ithal edebilir ve üretim kapasitenizi katlayabilirsiniz. Ancak o teknolojiyi geliştirecek ve üretimi geleceğe taşıyacak yetişmiş insan kaynağınız yoksa, yapılan yatırımları kalıcı başarılara dönüştüremezsiniz. Gençlerimizin sadece iyi bir teorik eğitim alması yetmiyor; öğrencilik yıllarında üretim ortamını tanımalarını, iş kültürünü öğrenmelerini ve mesleklerini reel sektörün kalbinde deneyimlemelerini hedefliyoruz" dedi. "Teknoloji değişiyorsa beceriler de değişecek" İşletmede Mesleki Eğitim Modeli ile üniversite ve iş hayatı arasındaki mesafeyi tamamen kaldırdıklarını vurgulayan İbrahim Burkay, yeni nesil fabrikalara eski dünyanın yetkinlikleriyle insan kaynağı yetiştirilemeyeceğinin altını çizdi. Burkay, "Söz konusu modelle öğrencilerimizi mezuniyet sonrasında iş hayatına hazırlamak yerine, eğitimleri devam ederken iş dünyasının bir parçası haline getiriyoruz. Makine değişiyorsa eğitim de değişecek, teknoloji değişiyorsa beceriler de dönüşecek. TÜİK verilerine göre 15-24 yaş grubundaki gençlerimizin yaklaşık yüzde 23’ü ne eğitimde ne de istihdamda yer alıyor. Bir tarafta iş gücü piyasasına kazandırmamız gereken gençlerimiz, diğer tarafta bu kaynağa ihtiyaç duyan işletmelerimiz var. Doğru beceriyi, doğru eğitimle ve doğru iş fırsatıyla buluşturmak en temel önceliğimizdir" ifadelerini kullandı. "GUHEM lisemizi 15 Eylül'de açıyoruz" BTSO olarak insan kaynağının gelişimini bütüncül bir anlayışla ele aldıklarını hatırlatan Başkan Burkay, BUTGEM, Bursa Model Fabrika, MESYEB, BUTEKOM ve Yeni Nesil Araçlar Mükemmeliyet Merkezi gibi projelerle üretimin ihtiyaç duyduğu yetkinlikleri şehre kazandırdıklarını söyledi. GUHEM’in ardından eğitim yatırımlarına bir yenisini daha eklediklerini duyuran Burkay, "GUHEM Havacılık ve Uzay Teknolojileri Lisemizi 15 Eylül’de gerçekleştireceğimiz açılış töreniyle ilk öğrencileriyle buluşturuyoruz. YÖK ile imzaladığımız bu protokol ise tüm bu altyapıyı yükseköğretim sistemimizle buluşturan stratejik bir halkadır. Bursa’nın sanayi tecrübesi ile üniversitelerimizin akademik birikimini buluşturan bu vizyoner yaklaşımı için YÖK Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar’a ve tüm paydaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu. Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ise uzun yıllardır sürdürülen klasik staj uygulamalarının, öğrencilerin mesleki gelişimini destekleme ve sektörlerin beklentilerini karşılama bakımından artık yeterli olmadığını söyledi. Özvar, "Bu nedenle staj uygulamasını kısa süreli ve sınırlı bir deneyim olmaktan çıkararak eğitim sürecinin bütünleyici bir unsuruna dönüştürüyoruz" dedi. Yeni uygulamanın "uzatılmış staj" olmadığının altını çizen Özvar, işletmede geçirilen dönemin kredilendirileceğini, ölçme ve değerlendirmeye tabi tutulacağını ve akademik olarak düzenli biçimde izleneceğini belirtti. Özvar, yeni model sayesinde öğrencilerin henüz üniversitedeyken üretim disiplinini, iş sağlığı ve güvenliği kültürünü ve çalışma hayatının işleyişini öğrenme fırsatı bulacağını, işletmelerin de gelecekte istihdam edebilecekleri gençleri mezuniyetlerinden önce yakından tanıyacağını ifade etti. Eğitim ile iş gücü piyasası arasındaki bağ güçlendirilecek Prof. Dr. Özvar, yeni yükseköğretim yaklaşımının temel ayaklarından birinin üniversiteler ile sektörler arasındaki ilişkinin yeniden kurulması olduğunu belirtti. "Üniversite-sektör iş birliğini bir tercihten ziyade sistemin işleyişi bakımından yapısal bir gereklilik olarak değerlendiriyoruz." diyen Özvar, eğitim sistemi ile iş gücü piyasası arasındaki bağın zayıflamasının hem mezunların istihdama katılmasını güçleştirdiğini hem de sektörlerin nitelikli insan kaynağına erişimini zorlaştırdığını söyledi. Özvar, temel hedeflerini, "Yükseköğretim sistemimizin yetiştirdiği insan kaynağı ile sektörlerin ihtiyaç duyduğu beceriler arasında güçlü, kalıcı ve sürdürülebilir bir uyum oluşturmak" sözleriyle açıkladı. Özvar, "Sektör temsilcilerinin programların müfredatlarının güncellenmesi konusunda iş birliğini önemsiyoruz. Bursa Uludağ Üniversitesi bünyesindeki 15 MYO’dan önce 5’inin, ardından 10’unun program müfredatlarının belirlenmesinde sizi iş birliğine davet ediyorum" dedi. Vali Ayyıldız: "Gençler geleceğe daha donanımlı hazırlanacak" Bursa Valisi Erol Ayyıldız da konuşmasında, protokolün karşılıklı ihtiyaçların birbirini tamamlamasına ve gençlerin geleceğe daha donanımlı ve hazırlıklı hâle gelmesine katkı sağlayacağını ifade etti. Ayyıldız, yükseköğretim ile sanayi iş birliğinin güçlendirilmesinin son derece önemli olduğunu vurguladı ve protokolün hayırlı olmasını diledi. Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Feridun Yılmaz da üniversitenin meslek yüksekokulları ve öğrencileri açısından güçlü bir konumda bulunduğunu belirterek, "Güçlü firmaları bulunan bir ilde, güçlü meslek yüksekokullarının ve öğrencilerin bulunduğu bir üniversite olarak pilot iller içerisinde bu modeli en iyi şekilde ve layıkıyla uygulayan üniversitelerden biri olmak istiyoruz." dedi. Bursa Uludağ Üniversitesinin fiilen sanayiyle iş birliği içinde olan bir üniversite olduğunu vurgulayan Yılmaz, Yükseköğretim Kurulunun belirlediği çerçeve kapsamında 60 programla uygulamaya başlayacaklarını söyledi. 120 bin öğrenci iş hayatıyla buluşacak İşletmede mesleki eğitim modeli ilk olarak Konya, Gaziantep, İstanbul, Bursa, Kocaeli, İzmir ve Ankara olmak üzere Türkiye’nin üretim ve sanayi kapasitesi yüksek 7 pilot ilinde uygulanacak. Pilot uygulamayla klasik, kısa süreli staj modelinin yerine öğrencilerin bir veya iki dönem boyunca doğrudan işletmelerde eğitim aldığı yeni bir sisteme geçiliyor. İlk aşamada yaklaşık 120 bin öğrencinin eğitim gördüğü 185 mesleki ön lisans programı uygulama kapsamına alınacak. Yeni sistemde meslek yüksekokullarında 3+1 ve 2+2, lisans programlarında ise 7+1 ve 6+2 modelleri uygulanacak. Böylece öğrenciler yalnızca mezuniyet öncesinde birkaç haftalık staj yapmak yerine eğitimlerinin bir bölümünü doğrudan çalışma hayatının içinde geçirecek. Uygulama yalnızca üniversiteler ve işletmeler arasında yürütülmeyecek. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, meslek kuruluşları ve sektör temsilcileri de sürece katılacak. Eğitim programları sektörle birlikte oluşturulacak Yükseköğretim Kurulu ile BTSO arasında imzalanan protokolle Bursa’daki yükseköğretim programları ile sanayinin ihtiyaçları arasındaki bağın daha da güçlendirilmesi hedefleniyor. Sanayinin değişen ihtiyaçlarına göre mevcut eğitim programları güncellenecek, ihtiyaç duyulan alanlarda yeni programlar açılabilecek ve ders içerikleri sektör temsilcilerinin katkısıyla zenginleştirilecek. İşletmede mesleki eğitimin koordinasyonu için sektör temsilcileri, öğretim elemanları ve insan kaynakları uzmanlarının yer aldığı ortak çalışma grupları kurulacak. İşletmelerde öğrencilere rehberlik edecek eğitici personel de hizmet içi eğitimlerle desteklenecek. İş birliği kapsamında sektörün ihtiyaç duyduğu Ar-Ge çalışmalarının üniversitelerin bilimsel kapasitesiyle birlikte yürütülmesi de amaçlanıyor.

Sokakta gördüğü kirli araçları habersizce yıkıyor Haber

Sokakta gördüğü kirli araçları habersizce yıkıyor

Türkiye'de mobil oto yıkama sistemini yaklaşık 2 yıl önce ilk kez kendisinin getirdiğini belirten Tuğrul Deligöz, yaklaşık 2 ay önce ise farklı bir serüvene başladığını anlattı. Bir gün araç yıkamak için gittikleri sırada yaşlı bir vatandaşın yanlarına gelerek "Benim arabamı da yıkar mısınız?" demesi üzerine ücretsiz araç yıkama fikrinin ortaya çıktığını belirten Deligöz, bu olayın ardından sokakta kirli gördüğü araçları sahiplerine haber vermeden temizlemeye başladı. Özellikle kirli araçları tercih ettiğini ifade eden Deligöz, araçların marka, model veya segmentinin kendileri için önemli olmadığını söyledi. Deligöz, aracın temizlenmeden önceki haliyle sonraki halinin arasındaki farkın daha belirgin olması için kirli araçları seçtiklerini belirtti. "Modeli, segmenti, lüks olması hiç önemli değil. Genelde kirli olmasına özen gösteriyoruz. Kirli olursa temizlendiği hali görmek daha güzel oluyor. Yaptığımızı göstermek amacıyla videolarını çekiyoruz" diyen Deligöz, araç sahiplerinden herhangi bir ücret talep etmediklerini ifade etti. 28 araç ücretsiz yıkandı Şimdiye kadar 28 aracın ücretsiz şekilde yıkandığını belirten Deligöz, araç sahiplerinin yapılan iyilikten memnun kaldığını söyledi. Bazı kişilerin ise araçlarının yıkanmasını istemediğini belirten Deligöz, olumsuz tepkilerin oldukça nadir olduğunu dile getirdi. Deligöz, "Genelde iyi tepkiler alıyoruz. Kötü tepki aldığımız çok nadir. 28 arabada belki bir iki tane almışızdır" ifadelerini kullandı. Araç sahiplerinin zaman zaman teşekkür etmek için ödeme yapmak istediğini de anlatan Deligöz, ücretsiz yaptıkları bu çalışmada gönderilen paraları kabul etmediklerini söyledi. "İyilik serisi sektöre de yayıldı" Yaptıkları videoları sosyal medya hesabından paylaşarak insanlara ulaştırdıklarını belirten Deligöz, "Benden sonra bütün mobil oto yıkamacılar bu seriye başladı. Böyle bir iyilik serisi oldu bir nevi. Başkaları yapınca onların da işleri arttı. Aslında bu biraz da istihdam sağlamış gibi oldu. Çünkü ne kadar izlenme, o kadar iş demek. Bu şekilde herkesin işleri artmış oldu" dedi. "Kimseden para talep etmiyoruz" Sokakta kirli gördükleri araçlara zaman zaman kart bıraktıklarını ve araç sahiplerinin daha sonra kendilerine ulaştığını anlatan Deligöz, bazı durumlarda ise araç sahipleriyle tesadüfen karşılaştıklarını belirtti. Yaptıkları işin karşılığında herhangi bir ücret beklemediklerini vurgulayan Deligöz, "Arabayı temizliyoruz, masraf sormuyoruz mesela kimseye. Kimseden para talep etmiyoruz. Ama insanoğlu işte, yapacak bir şey yok. Genelde güzel tepkiler alıyoruz" diye konuştu. Öte yandan Deligöz, serinin son bölümünde bir kadın sürücünün aracını yıkadıklarını ancak sürücünün çekim yapılmasına izin vermediğini ve temizlik sırasında kendilerine tepki gösterdiğini de anlattı. Deligöz, buna rağmen amaçlarının herhangi bir karşılık beklemeden araç sahiplerine küçük bir iyilik yapmak olduğunu ifade etti.

Devlet desteğiyle kurduğu atölyeden dünyaya açıldı Haber

Devlet desteğiyle kurduğu atölyeden dünyaya açıldı

Tekstil sektöründe yaklaşık 20 yıllık deneyime sahip olan iki çocuk annesi Zeybek, farklı firmalarda üretim, planlama ve maliyet yönetimi alanlarında görev yaptı. Uzun yıllar edindiği tecrübeyi kendi işine aktarmaya karar veren Zeybek, yaklaşık 5 yıl önce İnegöl'de atölyesini kurarak girişimcilik yolculuğuna başladı.Devlet teşviklerinden de yararlanan Zeybek, 16 kadına istihdam sağladığı atölyesinde köpek yatağı, ev tekstili, mutfak önlüğü, yatak alezi ve çeşitli tekstil ürünleri imal ediyor. Üretimini ihracatla taçlandıran Zeybek, ülkeye döviz kazandırıyor. "Kadınlar işlerini büyük bir titizlikle yapıyor" Sibel Zeybek, üretime olan ilgisinin atölye açmasında etkili olduğunu söyledi. Tasarlamak, ortaya bir ürün çıkarmak ve bunun farklı ülkelere gitmesinin kendisini heyecanlandırdığını belirten Zeybek, özellikle KOSGEB ve İŞKUR desteklerinin işini büyütmesinde önemli rol oynadığını anlattı.Zeybek, devletin sunduğu desteklerin girişimciler için çok önemli olduğunu vurgulayarak, "Hem makineleşme hem de istihdam konusunda ciddi katkı sağladı. İŞKUR üzerinden çalışan temin ediyoruz. Burada eğitim vererek üretime dahil ediyoruz. Daha önce hiç tecrübesi olmayan kadınlar burada meslek öğreniyor." dedi. Atölyede yatak alezi, köpek yatağı, mutfak önlüğü, çanta, nevresim ve çeşitli tekstil ürünleri imal ettikleri bilgisini paylaşan Zeybek, üretimin bir bölümünü yurt dışına gönderdiklerini kaydetti. Zeybek, ABD, Almanya, İngiltere, İtalya, İspanya ve Yunanistan'a ürün gönderdiklerini aktararak, farklı pazarların farklı beklentilerinin olduğunu ve bu durumun üretim süreçlerinde esneklik gerektirdiğini söyledi. Daha önce ABD'li bir firmanın Çin'den tedarik ettiği alezi atölyelerinde üreterek ABD'ye gönderdiklerini anlatan Zeybek, "Bir müşterimiz daha önce ürünlerini Çin'den alıyordu. Yaklaşık 5 bin ürün hazırlayıp ABD'ye gönderdik. Bu ay içinde üretime devam edeceğiz. Çin pazarının elinden bir ürünü almış olduk. Böyle küçük bir yerde bunu yapabilmemiz bizim için büyük bir mutluluk." diye konuştu. Zeybek, üretim kapasitesine ilişkin de bilgi vererek, aylık 15 bin parça tekstil ürünü imal ettiklerini, az kişiyle çok şey başardıklarını ifade etti. Siparişlerin artmasıyla kapasiteyi büyütmeyi hedeflediklerini belirterek, "Talep arttıkça biz de kapasitemizi artırmayı planlıyoruz. Daha fazla kadına istihdam sağlamak istiyoruz. Amacımız hem üretimi büyütmek hem de daha fazla kadını iş hayatına kazandırmak." dedi.

Bursa'da 50 bin, Türkiye'de 1 milyon esnaf sicil affı bekliyor Haber

Bursa'da 50 bin, Türkiye'de 1 milyon esnaf sicil affı bekliyor

Bursa Bizim Platformu Çalışma Grubu tarafından hazırlanan "Ticari Sicil Affı ve Terkin Mağdurlarının Ekonomiye Kazandırılması ve Dürüst Esnafın Korunması Ortak Raporu" kamuoyuyla paylaşıldı. Yaklaşık 1,5 ay süren çalışmada iş dünyasının temsilcileriyle görüşülerek hazırlanan raporda, sicil affı bekleyen esnafın yeniden ekonomiye kazandırılması ve yükümlülüklerini düzenli yerine getiren esnafa "Beyaz Sicil" teşviki verilmesi önerildi. Bursa Bizim Platformu Çalışma Grubu Sözcüsü Ferit Gürsoy, raporun hazırlanması sürecinde Bursa Ticaret ve Sanayi Odası, Bursa Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği, Bursa Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri Marmara Bölge Müdürlüğü, iş insanları dernekleri ve iş dünyasının temsilcileriyle bir araya geldiklerini belirtti. Gürsoy, geçmişte kara listeye giren çok sayıda esnafın borçlarını kapatmış olmasına rağmen uygun krediye ulaşamadığını ve kredi kartı dahi alamadığını belirterek, "Küçük ve orta boy işletmeler günümüzde yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle finansmana erişemiyor. Sicil affıyla bu işletmeler yeniden ekonomiye kazandırılabilir, istihdam kayıpları önlenebilir ve finansmana erişimlerinin önündeki engeller kaldırılabilir. Aynı zamanda küçük işletmeler tefecilerin insafına bırakılmamış olur" dedi. "Bursa'da 50 bin, Türkiye'de 1 milyon mağdur var" Bursa'da en az 50 bin esnafın bu durumdan etkilendiğini düşündüklerini dile getiren Gürsoy, Türkiye genelinde ise yaklaşık 1 milyon küçük ve orta ölçekli işletmenin sicil mağduru olduğunu öne sürdü. Gürsoy, esnaf ve terkin mağdurlarına yönelik bir defaya mahsus sicil affı getirilmesi ve bunun yasal düzenlemeyle güvence altına alınması gerektiğini söyledi. "Bankaların kara listeleri güncellenmeli" Çıkarılacak sicil affının bankalar tarafından uygulanmasının önemine dikkat çeken Gürsoy, "Bankalar kara listelerini güncellemedikleri sürece çıkarılacak bir sicil affının istenilen faydayı sağlamayacağını düşünüyoruz. Ticaret Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın ortak çalışmasıyla bankalar nezdinde bağlayıcılığı olan bir düzenleme yapılması gerekiyor" ifadelerini kullandı. Dürüst esnafa 'Beyaz Sicil' önerisi Platformun raporunda sadece sicil affının değil, yükümlülüklerini düzenli yerine getiren esnafın da teşvik edilmesi gerektiği vurgulandı. Gürsoy, vergisini zamanında ödeyen, sigorta primlerini aksatmayan ve kredi ödemelerini düzenli yapan esnaf ile sanayiciler için "Beyaz Sicil" veya "Altın Esnaf" kategorisi oluşturulmasını önererek, bu mükelleflere kamu kredileri ve Kredi Garanti Fonu desteklerinde yüzde 2-3 faiz indirimi uygulanmasını, gelir ve kurumlar vergisindeki yüzde 5'lik indirim oranının ise yüzde 10 ila 15 seviyesine çıkarılmasını istedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.