Hava Durumu

#Kasten Öldürme

Yeni Marmara Gazetesi - Kasten Öldürme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kasten Öldürme haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bebeğini çöpe atan annenin ağırlaştırılmış müebbet hapsi istendi Haber

Bebeğini çöpe atan annenin ağırlaştırılmış müebbet hapsi istendi

Olay, İlkadım ilçesi Fevzi Çakmak Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre eşinden boşandığı öğrenilen 3 çocuk annesi Hanım C. (42), hamileliğini gizleyerek evinde tek başına doğum yaptı. Doğum sonrası rahatsızlanan kadın, 14 Ekim'de Samsun Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'ne başvurdu. Yapılan kontrollerde doğum yaptığı belirlenen kadının bebeğinin ortada olmaması üzerine durum polise bildirildi.Cinayet Büro Amirliği ekipleri, kadının beyanı doğrultusunda çöp konteynerleri ve çöp aktarma istasyonunda arama yaptı ancak bebeğe ulaşılamadı. Tedavisinin ardından gözaltına alınan Hanım C., ilk ifadesinde bebeğini evde doğurduğunu, bir süre sonra öldüğünü fark ederek poşete koyup çöpe attığını söyledi. Savcılıktaki ifadesinde ise bebeğin canlı doğduğunu belirtti. Tutuklanan Hanım C. hakkında "yenidoğan çocuğu kasten öldürmek" suçundan Samsun 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. Davanın bugün görülen üçüncü duruşmasında tutuklu sanık Hanım C., "Çocuğum ölü doğdu. Canlı doğsaydı bakardım. Suçlamaları kabul etmiyorum. Tutuklu olduğum için özel çocuğum ve diğer çocuklarım mağdur. Tahliyemi talep ediyorum" dedi. Sanık avukatı İlhan Ayrancı ise "Sanık gerek hastanede gerekse poliste ölü doğum yaptığını söylemiş, ilk ifadesinde kendinde değilken canlı doğduğunu söylemiştir. Bebeğin canlı doğduğuna dair delil yoktur. Biz müvekkilimin beraat kararı verilmesini istiyoruz" diye konuştu. Savcı, toplanan deliller doğrultusunda mütalaasını açıklayarak Hanım C.'nin "çocuğu ve alt soyu nitelikli kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını talep etti. Sanık avukatı İlhan Ayrancı'nın mütalaaya karşı savunma yapmak üzere süre istemesi üzerine duruşma ileri bir tarihe ertelendi.

Eşini 15 parçaya ayırıp 'Çok kolay oldu' diyen eşin davasında karar çıktı Haber

Eşini 15 parçaya ayırıp 'Çok kolay oldu' diyen eşin davasında karar çıktı

Olay, 28 Ocak'ta Osmangazi ilçesi Selamet Mahallesi'nde meydana gelmiş, kayıp başvurusunun ardından başlatılan soruşturmada evde kan izleri ve doku parçaları bulunmuş, kriminal incelemeler sonucu delillerin Ali Fuat Uzunoğlu'na ait olduğu belirlenmişti. Gözaltına alınan Adalet Uzunoğlu tutuklanırken, olayla ilgili gözaltına alınan 2 oğlu ile kardeşi adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. İlk duruşmada Sanık, emekli polis memuru eşi Ali Fuat Uzunoğlu'nu öldürdüğü yönündeki suçlamaları kabul etmeyerek, eşini sabah saatlerinde evlerinin merdivenlerinde hareketsiz bulduğunu öne sürdü. Paniklediğini ve kendisinden şüphelenileceğini düşündüğü için cesedi nacak ve bıçakla parçalara ayırıp poşetlere koyarak farklı çöp konteynerlerine attığını savundu. Mahkeme başkanının, "Adam ölmüş, haber verseydin, niye parçaladın?" sorusuna sanık, "Çok korktum. Bana yıllarca zulüm etti. Benden bilirler diye haber vermedim" diye cevap verdi. Duruşmada en dikkat çeken an ise mahkeme başkanının, "Nasıl kestin, zorlanmadın mı" sorusu üzerine yaşandı. Sanık, "Evde kurbanı ben kestiğim için çok kolay oldu, zor olmadı" ifadelerini kullandı. Mahkeme heyetinin, "Kendi kendine düştü deseydiniz" sözleri üzerine ise sanık, "İşte iblis girmiş aklıma. O şeytan var ya ben burayı görecekmişim. 40-50 sene çektim, burayı görecekmişim" diyerek savunmasını sürdürdü. Tahliyesini isteyen sanık, "Ev hapsi olursa iyi olur. Cezaevinde çok sigara içiliyor, nefes alamıyorum" dedi. İkinci duruşma, Bursa 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Tutuklu sanık Adalet Uzunoğlu, çocukları F.U. ile M.U., sanık avukatı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı katıldı. Adalet Uzunoğlu'nun, 'Eşe karşı nitelikli kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle hakkında açılan davada mahkeme heyetinin istediği, akıl sağlığının yerinde olup olmadığının belirlenmesi için İstanbul Adli Tıp Kurumu'ndan alınan rapor çıktı. Raporda Uzunoğlu'nun akıl sağlığının yerinde olduğu belirlendi. Raporu okuyan mahkeme başkanının 'Rapora bir şey diyecek misin?' sorusuna sanık ağlayarak bir önceki duruşmadaki savunmasının aynısını tekrarlayarak "Aklıma hiçbir şey gelmiyor. Ben cezaevinde kalamıyorum. Hiçbir ihtiyacımı karşılayamıyorum. Ev hapsi istiyorum" ifadelerini kullandı. Sanık avukatının savunmasının ardından Cumhuriyet savcısı mütalaasını verdi. Savcılık sanığın 'Eşe karşı nitelikli kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesini talep etti. Sanık avukatının mütalaaya karşı savunma yapmaması üzerine mahkeme heyeti kararını açıkladı. Sanığın 'Eşine karşı kasten öldürme suçu'nu işlediği gerekçesiyle "Evde kurbanı ben kestiğim için çok kolay oldu, zor olmadı" diyen eşe ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmeden mahkeme heyeti, eylemden sonra cesedi parçalaması dikkate alınarak, iyi hal indiriminden yararlanmamasına karar vererek tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Komşusunun boğazını kesip altınlarını çalmıştı: Bilezikleri kolundan nasıl keseceğini kuyumcuya sormuş Haber

Komşusunun boğazını kesip altınlarını çalmıştı: Bilezikleri kolundan nasıl keseceğini kuyumcuya sormuş

Olay, 27 Şubat'ta saat 17.30 sıralarında Mimar Sinan Mahallesi Çağlayan Sokak'ta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, yaşlı annesine bakan 63 yaşındaki Gülbiter Duman, mutfakta yere yığıldı. Mutfağa giden Biter'in annesi Fatma Dağ (82), kızını yerde kanlar içinde görünce komşulardan yardım istedi. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, boynu ve kolunda kesikler bulunan Gülbiter Duman'ın hayatını kaybettiği belirledi. Uzman ekipler ile Cumhuriyet Savcısı yaptıkları incelemede kadının kolundaki 3 burma bileziğin olmadığını belirledi. Yapılan incelemelerde zanlı Salih Ç.'nin kuyumcuya giderek kesik bilezik bozdurduğu tespit edildi. Harekete geçen ekipler, hayatını kaybeden kadının komşusu olduğu öğrenilen Salih Ç.'yi gözaltına aldı. Suçlamaları kabul etmeyen zanlı, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Şüphelinin ikametinde yapılan aramalarda, evde gizlenmiş bir alanda 2 tabanca, 30 fişek, 3 yivsiz tüfek, farklı kalibre, renk ve markalarda toplam 811 av tüfeği fişeği ile 6136 sayılı kanuna muhalefet suçunu oluşturan 1 bıçak ele geçirilerek muhafaza altına alındı. "Olay günü binaya gitme sebebim hoşlandığım kadınla görüşmekti" Sanık hakkında hazırlanan iddianamede, kadına karşı kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis, konutta silahla yağma suçundan ise 10 yıldan 15 yıla kadar hapis ve adli para cezası talep edildi. Olayla ilgili davanın ilk celsesi Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye başlandı. Duruşmaya tutuklu sanık Salih Ç., tanıklar ve taraf avukatları katıldı. Suçlamaları kabul etmeyen sanık Salih Ç., "Olay günü binaya gitme sebebim hoşlandığım kadın F. ile görüşmekti. Kendisiyle herhangi bir münasebetimiz yoktu ancak olması için gitmiştim. O gün F. ile görüşemedim. Binanın tek girişi vardır. Bu bina iş yerime yaklaşık 5 kilometre kadar mesafede bulunmaktadır" diye konuştu. "Kredi kartlarımın yaklaşık 4 milyon civarında borcu vardı" Bozdurduğu altının eşine ait olduğunu söyleyen sanık Salih Ç., "Altınları ofiste çekmecemde tutuyordum. Benim ofisime giren çıkan olmaz. Altınlar eşimindi. Altınlar kesik vaziyetteydi, sonradan kesmiştim. Altınları eşimden olaydan bir buçuk, iki sene kadar önce almıştım. Eşim görür ise almasın diye kesik vaziyette tutuyordum. Eşimden altınları iş yerimizi açarken almıştım. Ancak bende duruyordu, hepsini bozmamıştım. Bu süre zarfında herhangi bir şekilde icralık olmadım. Borçlarımı geciktirmemiştim. İş yerimle ilgili hiçbir borcum yoktur. Kredi kartlarımın yaklaşık 4 milyon civarında borcu vardı. Bunlardan vadesi gelen bir tane vardı. Onu zaten o gün ödemiştim" şeklinde konuştu. "Bankaya ödeme yapacağım için altınları bozdurdum" Gülbiter'i tanımadığını söyleyen sanık, "Kuyumcuya altınların eşime ait olduğunu söylememek için anneme ait olduğunu söylemiştim. Bu süreçte annemden ve babamdan borç istemiştim. Olaydan bir buçuk ay kadar önce babamdan 25 gram ve 35 gram kadar altın almıştım. 25 gram için bilezik bozmak istemedim. Bu nedenle babamdan istedim. Olay günü ise bankaya 200 bin lira ödeme yapacağımı söz vermiştim. Bu nedenle o gün altınları bozmak zorunda kaldım. Bu durum maktulün öldürülme tarihine denk gelmiş olabilir. Ancak maktulden ben altını almadım ve kendisini ben öldürmedim. Maktulde altın olduğuna dair daha öncesine dair bilgim de yoktu" ifadelerini kullandı. "Maktul, eşime altınlarını bizim bankadaki kasaya koymayı teklif etmiş" Maktulün, kendi kayınvalidesinin ev sahibi olduğunu belirten Salih Ç., "Kadın öldükten sonra eşim ile kayınvalidem konuşuyorlardı. Maktul, eşinden ve çocuklarından para kaçırdığını, altınları kasada tuttuğuna dair konuşmalarını duymuştum. Bu duyum vefatından sonraydı. Eşim ile 2016-2017 yılından beri kiralık kasamız vardır. Maktul daha önce eşime, bankalarda bulunan kiralık kasamıza altınları koyup koymayacağımızı sormuş. Eşim de 'hayır' demiş. Bunun maktulün ölümünden sonra duydum. Öncesinde maktulün altınlarına dair herhangi bir bilgim yoktu. Maktulün altınları kasaya koyma tekliflerini ne zaman yaptığını bilmiyorum" dedi. "F. için binayı gözetliyordum" Hoşlandığı kadın F'nin İstanbul'dan evine gelip gelmediğini kontrol etmek için binaya geldiğini söyleyen sanık Salih Ç., "İki veya üç kere binanın olduğu yere gittim. F'nin gelip gelmediğini anlamak için kapıyı dinledim. İçeriden ses gelmiyordu, sonrasında çıktım. Camları açar düşüncesiyle camlarına dışarıdayken bakıyordum. Bu şekilde gelip gelmeyeceğini anlayacaktım. Eşimin ekonomik durumumuzun normalliği ile ilgili bilgisi yoktu. Kendisi bizi borçlu biliyordu. Eşim sürekli olarak para alıp kendi kasasına atmasın diye durumumuzun kötü olduğunu kendisine söylüyordum. Eşimin kolundan bilezikleri keserek almadım. Eşim bileziği tekrar görüp almasın diye kesip muhafaza ettim. Her ne kadar kayınvalidem altınlara dair bildiklerini bana ve eşime anlattığını söylemiş ise de bu husus doğru değildir. Beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum" diye konuştu. Bileziği nasıl keseceğini sormuş Tanık olarak dinlenen kuyumcu Y.D., "Sanık olay günü annesinin bileziği getireceğini ancak ne kadar gram olduğunu bilmediğini söyledi. Hatta bileziği çıkartamadığını ifade etti. Ben de kendisine keserek çıkartabileceğini, kendisinin bir inşaat mühendisi olduğunu bildiğimiz için 'Mühendissin, nasıl keseceğini bilirsin, yan kesiciyle kesilebilir' şeklinde söyledim. O an kesik olduğunu söylemedi. Altın toplam 150 gramdı, parasını verdik. 35 gram da külçe altın verdik. 300-400 bin TL kadar da para vermiştik. Kalanını da bir gün sonra verdik. Bir kısmını da hesabına havale etmiştik. Gelen altında herhangi bir kan izi yoktu. Altının kalın olması ve üçlü burma şeklinde olması sebebiyle zor kesilen bir türdü. Sanıkta herhangi bir panik hali yoktu. Sadece acil paraya ihtiyacı olduğunu söyledi. Kendisi o gün geldiğinde, ticaret yaptığı firmalarda ödeme alamadığını, kredi sicilinin bozulmaması nedeniyle acil paraya yatırması gerektiğini söyledi" şeklinde konuştu. "Oğlumda altın yoktu ancak eşinde vardı" Tanık olarak dinlenen sanığın babası S.Ç., "Oğlum şirket kurduktan sonra son günlerinde bana vergi temiz kağıdı alacağını söylemişti. Ona istinaden 25 gram altın vermiştim. İkincisinde 35 gram altın daha kendisine vermiştim. Daha öncesinde mali durumu iyiydi. Son kez geldiğimde ise benim de param yoktu, veremedim. Bu olaydan bir ay önce yine bana, 'Ne kadar paran varsa ver' diyerek benden para istedi. Çalıştığı yerden parasını alamamış, sıkışmış. Oğlumda altın yoktu ancak eşinde vardı. Salih annesinden altın istemedi. Eşimden herhangi para veya altın yoktur" ifadelerini kullandı. "İş yeri açınca gelinimin altınlarını bozdurmuşlardı" Sanığın annesi K.Ç. ise, "İş yeri açtıklarında gelinimin altınlarını bozdular. Gelinimde bu sebeple altın kalıp kalmadığını bilmiyorum. Oğlum bizden 120 bin lira para istemişti. Biz de para olmayınca 35 gram altın vermiştik. Tekrar 25 gün sonra para istedi. Yine altınımızı ona verdik. Oğlum kredi kartlarının ve sigorta borcu olduğunu söyledi. Oğlum, iş yerinde 3 tane bilezik olduğunu ve onların bozduğunu daha sonra bize söyledi. Ben Salih'e hiç bilezik vermedim, sadece gram altın verdim" dedi. Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına ve duruşmanın ertelenmesine karar verdi. "Kızım evde olmadığı saatlerde kapım tıklatıldı" Anne Fatma Dağ'ın savcılıkta aldığı ifadelere de ulaşıldı. Fatma Dağ, "Yaklaşık 5 ay önce kızım Gülbiter Duman'ın yanına geldim. Kızım öğleden sonra pazar alışverişine gitti. Bu süre zarfında kapı bir kez tıklatıldı ancak açmadım. Kızım pazardan gelince bana yemek getirdi, yemeği yedim. Yatacağını söyleyip odadan ayrıldı. Saati sorduğumda 16.00 sıralarında olduğunu söyledi. Benim kapımı kapattı, çıktı. Ben yemeğimi yedim, televizyon izlemeye başladım. Daha sonra abdest almaya gittim. Kızıma seslendim ses vermedi. Mutfağa gittiğimde kızımı kanlar içinde gördüm" dedi.

Yeni doğurduğu bebeğini 9 yerinden bıçaklayarak öldüren annenin cezasını Yargıtay bozdu Haber

Yeni doğurduğu bebeğini 9 yerinden bıçaklayarak öldüren annenin cezasını Yargıtay bozdu

Olay, 20 Ocak 2021 tarihinde İzmit Yenişehir Mahallesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, evli ve 3 çocuk annesi Merve T. (34), evinde sancılanması sonrası girdiği banyoda doğum yaptı. Bir erkek bebek dünyaya getiren Merve T. yeni doğan bebeğini banyoda 9 kez bıçaklayarak öldürdü. Olayın ardından özel bir hastanede tedavi altına alınan Merve T., tedavisi sonrası gözaltına alındı. İfadesi alınan Merve T. çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. 2022 yılında müebbet hapis cezası aldı İddianamede, Kocaeli Adli Tıp Şube Müdürlüğünce olay ile ilgili düzenlenen otopsi raporunda bebeğin kesici delici aletle öldürücü nitelikte toplam 9 kez yaralandığı belirtildi. Merve T.'nin iddianamedeki ifadesinde olay günü bel ağrısı sebebiyle hastaneye gittiğini ve kas gevşetici iğne yapıldığını, eve geldiğinde ise kanaması olduğunu belirtti. Daha sonra duşa girdiğinde ise bebeğin doğduğunu, bebeğin kordonunu kesmek için meyve bıçağı aldığını ve sonrasını hatırlamadığını belirtti. Ayrıca Merve T., hamile olduğunu bilmediğini, bilinç dışında eylemde bulunduğunu ifade etti. "Çocuğa ve altsoya karşı kasten öldürme" suçundan yargılanan sanık 14 Haziran 2022 tarihinde müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildi. Yargıtay kararı bozdu Sanık avukatları, sanığın olay anında geçici olarak ayırt etme gücünü kaybettiğini, epilepsi hastası olduğunu ve eylemi bilinç dışı gerçekleştirdiğini belirterek karara itiraz etti. İtiraz üzerine Yargıtay, kişinin geçici bir nedenle fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı TCK'nin 34. maddesi yönünden bozarak dosyayı yeniden yerel mahkemeye gönderdi. "Kendimde değildim" Olayla ilgili davanın ilk celsesi Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye başlandı. Duruşmaya tutuklu sanık Merve Y., avukatları ve müşteki eşi Hakan Y. katıldı. Bozma ilamına karşı sanık Merve T., "Bozma ilamına bir diyeceğim yoktur, uyulmasını talep ediyorum. Bozma doğrultusunda, şu anki ruh halim nazara alınarak beraatimi talep ediyorum. Kendimde değildim. Tahliyemi istiyorum" dedi. Müşteki ise şikayetçi olmadığını söyledi. "Kendi çocuğunu bilerek öldürmesi mümkün değil" Sanık avukatları Tuba Özbay ve Mahmut Cengiz Sarıbay, müvekkillerinin yaklaşık 5 yıldır tutuklu bulunduğunu belirterek tahliyesini talep etti. Avukatlar, sanığın kendi çocuğunu bilerek öldürmesinin mümkün olmadığını, olayın ani gelişmesiyle cinnet hâlinde eylemi gerçekleştirdiğini ve epilepsi hastalığı bulunduğunu savundu. Dosyadaki tüm delillerin toplandığını ve delil karartma ihtimalinin bulunmadığını belirten avukatlar, müvekkilinin tutuklulukta geçirdiği süre de dikkate alınarak serbest bırakılmasını istedi. Mahkeme heyeti, Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasına, sanığın tutukluluk halinin devamına ve duruşmanın ertelenmesine karar verdi.

Güllü'nün öldüğü geceye ilişkin yeni görüntüler ortaya çıktı Haber

Güllü'nün öldüğü geceye ilişkin yeni görüntüler ortaya çıktı

Görüntülerde, Güllü olarak tanınan sanatçı Gül Tut'un düşme saati olarak belirlenen saat 01.26'dan yaklaşık 17 dakika sonra sanık Tuğyan Ülkem Gülter ile Sultan Nur Ulu'nun da bulunduğu binaya polis ekiplerinin geldiği görülürken, Tuğyan'ın panik halinde "Annem iyi değil mi?" ve "Neden öyle söylüyor?" şeklinde sözler söylediği, polislerin ise kendisini sakinleştirmeye çalıştığı anlar kameraya yansıdı. İddianamede Gül Tut'un düşme saatinin 01.26.32 olarak belirlendiği kaydedildi. Binanın güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerde ise saat 01.43'ü gösteriyor. Kamerada olay yerine gelen ekiplerin binaya giriş yaptığı görülüyor. Görüntülerdeki hareketlilik, Güllü'nün düşmesinden yaklaşık 17 dakika sonra gerçekleşiyor. Görüntülerde binanın girişinde polis ekipleri ile vatandaşların bir araya geldiği, bazı kişilerin panik halinde hareket ettiği görülüyor. Tuğyan Ülkem Gülter'in de olayın etkisiyle oldukça gergin ve panik halinde olduğu, çevresindeki polislerin kendisini sakinleştirmeye çalıştığı anlar güvenlik kamerasına yansıyor. Görüntülerde Tuğyan Ülkem Gülter'in, annesinin durumuyla ilgili endişeli şekilde konuştuğu ve "Annem iyi değil mi?" şeklinde sözler söylediği duyuluyor. Gülter'in ardından "Neden öyle söylüyor?" şeklinde konuştuğu, yaşananların etkisiyle panik halinde olduğu görülüyor. Polis ekiplerinin ise Gülter'i sakinleştirmeye çalıştığı, çevresindeki kişilerin de yaşananlara müdahil olduğu görülüyor. İddianamede olayın ardından yaşananlar da yer aldı Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 21 sayfalık iddianamede, olay anına ilişkin kamera görüntülerinin yanı sıra olay sonrasındaki görüntüler, ses kayıtları ve diğer dijital deliller de değerlendirildi. İddianamede Güllü'nün düşme saatinin 01.26.32 olduğu, Tuğyan Ülkem Gülter ile Sultan Nur Ulu'nun ise 01.26.37'de kapıya doğru koşmaya başladığı belirtildi. İddianamede ayrıca olay öncesinde üç ayrı çarpma sesi tespit edildiği, ilk sese "Ahh" sesinin eşlik ettiği ve Tuğyan ile Sultan'ın Güllü'ye yaklaşık 1 metre mesafede bulunduğu kaydedildi. Savcılık, kamera görüntüleri, ses kayıtları, bilirkişi raporları, tanık ifadeleri ve dijital delilleri birlikte değerlendirerek Tuğyan Ülkem Gülter hakkında "tasarlayarak üst soya karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep etti. İddianame Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmişti.

Güllü dosyasında iddianame tamamlandı: Kızı hakkında ağırlaştırılmış müebbet talebi Haber

Güllü dosyasında iddianame tamamlandı: Kızı hakkında ağırlaştırılmış müebbet talebi

Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, 26 Eylül 2025 gecesi meydana gelen olayın tüm yönleriyle incelendiği belirtildi. Dosyada yer alan değerlendirmelere göre Gül Tut, Çınarcık'taki evinin altıncı katındaki dairenin penceresinden yaklaşık 18 metre yükseklikten beton zemine düştü. Adli incelemelerde, sanatçının ağır kafa ve omurga travmaları ile iç organ yaralanmalarına bağlı gelişen iç kanama sonucu hayatını kaybettiği belirlendi. Soruşturma dosyasında yer alan örneklere göre olay gecesi evde bulunan kişilerin, Gül Tut'un sevdiği "Malkata" isimli Roman havasını açtığı, müziği duyan sanatçının da kızının odasına geçtiği değerlendirildi. Savcılık, bu durumun olayın gerçekleşeceği ortama Gül Tut'u çekmek amacıyla planlandığı kanaatine yer verdi. İddianamede, olay anına ilişkin güvenlik kamerası ses kayıtlarının İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından incelendiği, bilirkişi raporlarında düşmeden hemen önce genç bir kadın sesinin "Hadi görüşürüz" dediğinin değerlendirildiği aktarıldı. Savcılık, bu ifadenin şüpheliye ait olduğu ve hemen sonrasında Gül Tut'un fiziksel müdahaleyle pencereden aşağıya atıldığı yönünde değerlendirme yaptı. Dosyada bulunan tanık ifadeleri de iddianamenin önemli delilleri arasında gösterildi. Olay sırasında evde bulunan tanıklardan birinin, ilk ifadesinden farklı olarak daha sonra verdiği beyanda, Gül Tut'un kızının iki eliyle annesini kavrayarak pencereden aşağı ittiğini anlattığı belirtildi. Savcılık, tanığın daha sonra yaptığı açıklamaların telefon kayıtlarıyla da desteklendiğini kaydetti. İddianamede, şüphelinin olaydan önce annesine yönelik tehdit içerikli söylemlerde bulunduğu iddialarına da yer verildi. Bazı tanıkların, Tuğyan Ülkem Gülter'in çeşitli zamanlarda annesini camdan atacağını söylediğini öne sürdüğü, dijital incelemelerde ise annesinin ölmesini istediğini ifade ettiği değerlendirilen çok sayıda mesajın tespit edildiği aktarıldı. Dosyada yer alan teknik incelemelerde, olay öncesinde üç farklı darbe sesinin kaydedildiği, ilk sesin ardından yaklaşık yedi saniye boyunca odadaki kişilerden herhangi bir yardım çağrısı ya da panik tepkisi duyulmadığı ifade edildi. Savcılık, bu bulgunun olayın ani gelişen bir kaza ihtimaliyle uyuşmadığını değerlendirdi. Olayın intihar ya da kaza sonucu meydana gelmiş olabileceği ihtimalleri de soruşturma kapsamında araştırıldı. Evde yapılan kriminal incelemelerde zeminde kaymaya neden olabilecek herhangi bir madde bulunmadığı, Gül Tut'un sağlık geçmişinde intihar eğilimine işaret eden bir veriye rastlanmadığı, çok sayıda tanığın ise sanatçının yükseklik korkusu bulunduğunu anlattığı belirtildi. Bilirkişiler de pencerenin yapısı ve maktulün fiziksel özellikleri dikkate alındığında dışarıdan bir müdahale ihtimalinin daha güçlü olduğu yönünde görüş bildirdi. Adli Tıp Kurumu ise ölüm şeklinin yalnızca tıbbi örneklerle kesin olarak belirlenemeyeceğini, bunun adli soruşturmanın değerlendirmesiyle ortaya konulabileceğini ifade etti. İddianamede, şüphelinin olay sonrasında dijital delilleri ortadan kaldırmaya yönelik girişimlerde bulunduğu da öne sürüldü. Eski erkek arkadaşından mesajları silmesini istediği, tanık beyanlarını etkilemeye çalıştığı, telefonunu değiştirdiği ve cihazını fabrika ayarlarına döndürdüğü iddiaları dosyada yer aldı. Ayrıca yurt dışına çıkış imkanlarını araştırdığına ilişkin tespitler de soruşturma evrakına girdi. Telefon incelemelerinde şüphelinin internet geçmişinde uyuşturucu maddelerin saçta tespit edilme sürelerine ilişkin aramalar ile suç ve dedektiflik temalı içeriklere yönelik araştırmalar bulunduğu kaydedildi. Buna karşılık yapılan toksikolojik incelemelerde şüpheli ve tanıktan alınan örneklerde uyuşturucu ya da uyarıcı maddeye rastlanmadığı bildirildi. Toplanan tanık anlatımları, dijital materyaller, bilirkişi raporları ve olay sonrasındaki davranışları birlikte değerlendiren Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı, Tuğyan Ülkem Gülter hakkında "tasarlayarak üst soya karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep etti. Dosya, yargılamanın yapılması için mahkemeye gönderilirken, sanığın hukuki durumuna ilişkin nihai kararı mahkeme verecek.

Yüz Ağdası
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.