Hava Durumu

#Keşif

Yeni Marmara Gazetesi - Keşif haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Keşif haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Otomobil tutkunları Uludağ'da buluştu Haber

Otomobil tutkunları Uludağ'da buluştu

Bu yıl bol kar yağışının olduğu Uludağ’da kayak sezonu 12 Nisan'a kadar uzatıldı. Kar kalınlığının 1 metreyi geçtiği pistlerde hâlâ kar mevcut olunca Türkiye'nin çeşitli illerinden yapılan organizasyonlarla Uludağ otellerine gelen misafirlerde bahar gelmesine rağmen karın tadını çıkarıyor. Bu organizasyonlardan biri de otomobil tutkunlarını Uludağ’ın muhteşem atmosferinde bir araya getirdi. Karla kaplı zirvede gerçekleşen bu özel buluşma, katılımcılara kış şartlarında sürüşün farklı dinamiklerini deneyimleme fırsatı sunarken, izleyicilere de adrenalin dolu anlar yaşattı. Uludağ’ın doğal yapısına entegre edilen sürüş deneyimi, yalnızca hız ve performansı değil; aynı zamanda denge, konsantrasyon ve ileri sürüş tekniklerini de ön plana çıkardı. Katılımcılar, farklı zemin ve eğim karakterlerine sahip etaplarda araçlarını kontrol etme becerilerini test ederken, sürüşün her anında değişen şartlara adapte olmanın heyecanını yaşadı. Kulüp üyesi 32 otomobil severin araçlarıyla katıldığı organizasyonda 16 klasik otomobil dikkat çekerken, etkinliğe katılan otomobiller arasında en yaşlı modeller olarak 1964 Mustang Fastback ve 1964 Porsche 356 C öne çıktı. Etkinlikte Oldtimer ve Youngtimer modellerin yanı sıra güncel performans araçları da yer aldı. Amerikan yapımı klasik otomobillerin ağırlıkta olduğu buluşmada; Alman, İtalyan ve Japon markalara ait seçkin modeller de dikkat çekti. SÜRÜŞ DENEYİMİ ULUDAĞ’IN DOĞASIYLA BÜTÜNLEŞTİ Etkinlik kapsamında kurgulanan sürüş rotaları, Uludağ’ın eşsiz coğrafyasını merkeze alacak şekilde planlandı. Katılımcılar, zirve hattında yer alan farklı etaplar arasında ilerlerken, tırmanış ve iniş karakterli sürüşlerle performanslarını çok yönlü olarak deneyimleme fırsatı buldu. Bu dinamik yapı, etkinliğe hem teknik derinlik hem de keşif duygusu kazandırdı. Swissôtel Bursa’nın ev sahipliği yaptığı organizasyonda katılımcılar, gün boyu süren aktivitelere katılım sağladı.

İntikam için akıl almaz sahte sevgili tuzağı Haber

İntikam için akıl almaz sahte sevgili tuzağı

İddianamede, saldırının kuzen cinayetinin intikamı amacıyla planlandığı, azmettiricinin mağduru tuzağa düşürmek için kendi sevgilisini kullandığı, eylemi Ordu'dan getirilen bir tetikçinin gerçekleştirdiği ve diğer şüphelilerin lojistik destek sağladığı belirtildi. İzmit Yeni Mahalle Ayaz Sokak'ta 11 Mayıs 2025 tarihinde meydana gelen olayda, Fırat O.'nun (26) kullandığı otomobile seyir halinde olduğu sırada kurşun yağdırılmış, direğe çarparak duran araçtaki Fırat O. ağır yaralanmıştı. Olay yerinde 11 mermi kovanı bulan polis ekiplerinin çalışması sonucu gözaltına alınan şüphelilerden Taner A. (28), Kamer Y. (38), Devran G. (29) ve Salih G. (32) tutuklanırken, Erol N. (37) adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Fırat O. ise uzun süren tedavisinin ardından taburcu edilmişti. "ÖLDÜRÜLEN KUZENLERİNİN İNTİKAMINI ALMAK İSTEDİLER" Olaya ilişkin Kocaeli 8. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede, saldırının azmettiricisi olduğu belirtilen ve hakkında yakalama kararı bulunan firari Emrah B.'nin (35), olayı İstanbul Sancaktepe'de 22 Nisan 2016'da öldürülen kuzenleri Abdullah Güncan'ın intikamını almak için planladığı vurgulandı. Fırat O.'nun söz konusu cinayet davasında suça sürüklenmiş çocuk sıfatıyla yargılanıp 4 yıl hapis yattığı ve 2020'de tahliye olduğu bilgisi de iddianamede yer aldı. Ayrıca iddianamede, Fırat O.'nun 16 Ocak 2025 tarihinde Sancaktepe'de otomobilinin İsmail G. ve yanında bulunan Muhammed A.T. tarafından kurşunlandığı, Fırat O.'nun bu olay nedeniyle şikayetçi olduğu ve İsmail G.'nin halen firar durumda olduğu belirtildi. İddianameye göre bu iki olay, Abdullah Güncan'ın yakınları ile Fırat O. arasında husumetin temelini oluşturdu. "ŞÜPHELİLER OLAY YERİNDE 3 KEZ KEŞİF YAPMIŞ" İddianamede, şüpheli Emrah B., Devran G. ve Salih G.'nin, kuzenleri Abdullah Güncan'ın öldürülmesi olayından sonra müştekiye kin besleyip öldürme fikrini oluşturdukları kaydedildi. Şüphelilerin iş birliği yaparak Emrah B.'nin kız arkadaşı Kamer Y.'yi Fırat O.'yu olay yerine çağırmak için kullandıkları, tetikçilik için anlaşılan Taner A.'nın olaydan birkaç gün önce İzmit'e çağrılarak Kamer Y. tarafından karşılandığı belirtildi. Olaydan bir gün önce Devran G., Salih G., Kamer Y. ve Taner A.'nın olay yerinde 3 kez keşif yaptığı, olay günü Kamer Y.'nin Erol N.'ye ait aracı alarak Taner A.'yı olay yerine götürdüğü ve Taner A.'nın müştekinin aracına 11 el ateş ederek İstanbul'a kaçtıkları vurgulandı. AZMETTİRME, YARDIM ETME VE ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜS İddianamede, İstanbul'a kaçan Taner A.'yı Devran G. ve Salih G.'nin sakladığı ve ihtiyaçlarını giderdiği ifade edildi. Emrah B., Devran G. ve Salih G.'nin azmettirici, Kamer Y. ve Erol N. yardım eden, Taner A.'nın ise suçu işleyen konumunda olduğu, Emrah B. hakkında ayrıca yakalama kararı bulunduğu ifade edildi. Yine iddianamede yer alan ilk adli muayene raporunda, müşteki Fırat O.'nun boyun, göğüs, sağ omuz, sağ bacak, sağ dirsek, sol dirsek ve sol bilek kısımlarından hayati tehlike arz edecek şekilde ateşli silahla ağır yaralandığı kaydedildi. FIRAT O.: "OLAYIN MEYDANA GELDİĞİ GÜN KAMER İLE BULUŞMAK ÜZERE ANLAŞTIK, BANA KONUM GÖNDERDİ" İddianamede ifadesi yer alan Fırat O., Abdullah Güncan'ın bazı akrabaları tarafından birçok kez tehdit edildiğini ileri sürerek, "Birçok kez, 'Bizden kurtulamazsın, senden intikamımızı alacağız' şeklinde tehdit içerikli mesajlar aldım. Olay meydana gelmeden 1 ay kadar önce Kamer Y. ile Instagram üzerinden tanıştım. Olayın meydana geldiği gün Kamer ile buluşmak üzere anlaştık, bana konum gönderdi. Konuma giderken ormanlık alandan geçerken tanımadığı biri bana defalarca kez ateş etti. Aracım bir yere çarparak durdu" dedi. DEVRAN G.: "BEN EMRAH'A TAMAMEN GÜVENDİĞİM İÇİN TALİMATLARINI YERİNE GETİRDİM" Sanık Devran G. ise kuzeni Emrah G.'nin kendisinden Ordu'dan gelen Taner A.'yı İzmit'te karşılamasını ve ihtiyaçlarını gidermesini istediğini söyledi. İşleri bittikten sonra Kamer Y. ve Taner A.'nın yanına gittiğini, onları İstanbul'da Çekmeköy ve Sancaktepe arasında bir yere bıraktığını anlatan Devran G., ertesi gün Emrah G.'nin talimatıyla Taner A.'yı Ördekli Mahallesi'nde bir eve götürdüğünü dile getirdi. Olaydan yaklaşık 10 gün sonra Emrah G.'nin kendisinden 400 avro borç istediğini ve bu parayı gönderilen konuma götürdüğünü ifade eden Devran G., bu konumda kuzeni Salih'le karşılaştığını ancak neden orada olduğunu sormadığını, Emrah G.'ye güvendiği için talimatlarını yerine getirdiğini ve olaydan haberi olmadığını savundu. Devran G., "Ben Emrah'a tamamen güvendiğim için talimatlarını yerine getirdim. Polisler beni alana kadar böyle bir olayın gerçekleştiğinden haberim yoktu. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum" diye konuştu. SALİH G.: "KUZENİMİN ÖLDÜRÜLME OLAYINI ÇOKTAN UNUTTUM" Bir diğer sanık Salih G. de olayla bağlantısının sadece Devran'ın birine yardım edeceklerini söylemesi üzerine Taner'in bulunduğu eve yemek götürmek olduğunu iddia etti. Taner A.'yı şahsen tanımadığını, kapıdan 2-3 kez yemek bırakıp ayrıldığını savunan Salih G., Taner'in ifadesinde geçen 800 avro para verdiği iddiasını reddetti. Salih G, müşteki Fırat'ı tanımadığını söyleyerek, "Her ne kadar Fırat'ı tanımadığımı söylemiş isem de benim kuzenimin öldürülmesinde ismi geçtiği için şahsın adını ve kimlik bilgilerini biliyorum, sadece yüzünü bilmiyorum. Kuzenimin öldürülme olayını çoktan unuttum, bu sebeple yaralanma olayını konuşmadım. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum" şeklinde konuştu. EROL N. ARACINI GÜVEN İLİŞKİSİYLE VERDİĞİNİ ÖNE SÜRDÜ Memur olarak çalıştığını ve ek iş olarak taksicilik yaptığını belirten sanıklardan Erol N., Kamer Y.'yi taksi işinden tanıdığını anlattı. Olay günü Kamer Y.'nin ısrarla kendisini Kocaeli'ye çağırdığını, işlerini hallettikten sonra yarım saatlik bir işi olduğunu söyleyerek aracını istediğini kaydeden Erol N., ifadesine şöyle devam etti: "Israrına dayanamadım ve Kocaeli'ye gelerek buluştuk. İşlerini hallettikten sonra arkadaşı Fırat ile bulaşacağını yarım saat araba ile işi olduğunu söyledi. Ben de şoförlüğüne güvendiğim için arabayı verdim, ancak uzun bir süre gelmedi. Kamer, yolda kaza olduğunu için trafikten gelemediğini söyledi. Ardından Kamer'i evine bıraktım. Aynı akşam Kamer, Fırat'ın yaralandığına dair haber linki attı, ben de buradan öğrendim. Ben ona durumu sorduğumda, olayın bizim ile bağlantılı olmadığını söyledi. Kamer beni sadece taksi için aramıştır. Emrah, Kamer'in sevgilisidir. Aralarında sevgili muhabbeti harici bir konuya şahit olmadım. Ben kesinlikle bu olayın içerisinde değilim, üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum." KAMER Y.: "EMRAH BENİ KONUŞMAYA DEVAM ETMEM İÇİN İKNA ETTİ" Sanık Kamer Y. de ifadesinde, Emrah G. ile gönül ilişkisi olduğunu anlatarak, "Emrah, daha önceden Fırat'ın, yanında kız arkadaşı varken dövdüğünü, bu sebeple karşılığı olarak Fırat'ı dövdürmek istediğini söyledi. Kendisi Fransa'ya gitti ve bana Fırat'ın Instagram adresini verdi, biz konuşmaya başladık. Cinsel içerikli konuşmaya başlayınca bu durumu Emrah'a söyledim. Ancak Emrah beni konuşmaya devam etmem için ikna etti. Emrah bana daha önceden tanıdığım Taner'in bu işi yapacağını söylemişti. Emrah beni aradı, Taner'in Ordu'dan İzmit'e geleceğini, otogardan almamı istedi, ben de Taner'i otogardan ticari taksi ile aldım ve kafeye geldik" diye konuştu. "OLAY YERİNE KEŞFE GİTTİK" Taner A. ile aralarında geçen konuşmaları detaylandıran Kamer Y., şöyle konuştu: "Taner'e, Fırat'ın fiziksel olarak kendisinden daha güçlü olduğunu, Fırat'a nasıl karşı koyabileceğini sorduğumda, kendisi bana sadece araçtan inerken bir kere kafa atacağını söyledi. Daha sonra biz Taner ile ayrıldık. Taner'in İstanbul'a taksiyle gittiğini gördüm. Bir kaç saat sonra ben çarşıdayken Devran, Taner ve yanlarında tanımadığım bir şahıs ile yanıma geldiler. Sonra hep beraber olay yerine keşif için Devran'ın talimatı ile gitmeye karar verdik, bu sürede bana yeni bir telefon ve hat verdiler. Bunu da Emrah söylemişti. Kendi telefon numaramı Fırat'a vermemi istemedi. Ben de beni kıskandığını düşündüm." "BEN ŞOK GEÇİRDİM" Keşifin ardından buluşma gününü de anlatan Kamer Y., "Fırat benimle buluşmak istedi, otelde buluşmak için sözleştik. Beni önce evden alacaktı, durumu Emrah'a anlattım. Emrah, 'Buluşabilirsin' dedi. Taner, İstanbul'dan taksi ile geldi. Ben de onu arkadaşım Erol'dan aldığım araç ile Taner'i aldım. Erol ile benim aram çok iyi olduğu için kendisinden arabayı rica ettim. Olay yerinde Taner'i indirdim. Fırat'ın aracının ışıklarını gördüm. Ben de arabadan inmek için yeltendiğimde Taner bana, 'Sen inme' dedi. Kendisi arabadan indikten yaklaşık bir dakika sonra 6-7 el ateş sesi duydum. Sonrasında Taner benim aracıma bindi ben şok geçirdim, yardım çağırmak için telefonumu elime aldığımda Taner benim telefonumu elimden alıp, torpidoya vurarak kırdı, silahı belinden çıkarıp, sağ kolumun altına dayadı, 'Bir tane indirdim, seni de indiririm, dediğim yere sür' dedi. Korktuğum için arabayı sürdüm, İstanbul'da Taner'i bıraktım" dedi. "SADECE KADINLIK DUYGULARIMIN ÖNÜNE GEÇEMEDİM" Olay sonrası Kuruçeşme'ye dönerek aracı Erol N.'ye verdiğini söyleyen Kamer Y., ertesi gün Emrah G.'nin kendisini arayarak Devran G. ve Taner A.'nın numaralarını sildirdiğini anlattı. Kamer Y., "Emrah, 'Sakın bizi patlatma. Ben Fransada'yım, Taner'i de yanıma aldıracağım. Orada tek kalan sensin, 30 yıl yatarsın' şeklinde söylemleriyle birlikte kızımın okulunu da bildiğini söyleyerek tehditkar konuştu. Emrah sonradan benim üzerimde baskı kurmaya çalıştı. Fırat'ın sağlık durumunu öğrenmemi istedi. Ben de Umuttepe'de hemşire olan arkadaşımı aradım. Bilgi alıp alamayacağımı sordum, o da adli vaka olduğu için bilgi veremeyeceğini söyledi. Sonrasında polisler bizi yakaladı. Çok pişmanım, ben kimseyi öldürme kastıyla hareket etmedim. Sadece kadınlık duygularımın önüne geçemedim. Üzerime atılı suçlamayı bu şekilde kabul ediyorum" diye konuştu. TETİKÇİ TANER A: "EMRAH, BİR KİŞİNİN TARAFIMCA YARALANMASI SONUCU EV, ARABA ALABİLECEĞİNİ SÖYLEDİ" Sanık Taner A. ise maddi durumunun kötü olması sebebiyle Emrah G.'nin kendisine bir kişiyi yaralaması karşılığında ev ve araba alabileceğini söylediğini, bunu kabul ettiğini belirtti. Tarihleri Emrah G. ile Kamer Y.'nin birlikte ayarladığını belirten Taner A., Ordu'dan İzmit'e Kamer Y.'nin parasıyla geldiğini, Devran G.'nin kendisini İstanbul'a götürdüğünü anlattı. Taner A., olay günü Emrah G.'nin gönderdiği taksiyle belirlenen konuma giderek bekleyen bir araçtan silahı teslim aldığını ifade etti. Kamer Y.'nin aracıyla olay yerine gittiklerini belirten Taner A., arabanın şoför kapısına doğru yaralamak amaçlı ateş ettiğini, kaç el ateş ettiğini hatırlamadığını, daha sonra silahı çöp konteynerine, telefonu ve sim kartı da yola attığını itiraf etti. "BEN BU OLAYI MADDİ DURUMUM OLMAMASI SEBEBİYLE KABUL ETMEK ZORUNDA KALDIM" Olay sonrası Emrah G.'nin aradığını ve Devran G.'nin kendisini bir eve götürdüğünü anlatan Taner A., "Devran beni aldı ve bir eve götürdü, telefon da verdi, 'Emrah seni arar' dedi. Bu evde bir hafta kaldım. Emrah ile ara ara konuştuk. Daha sonra beni Esenyurt'ta başka bir eve gönderdi. Burada da yaklaşık bir hafta kaldım. Bu sürede yanıma Salih ve Devran bir kez geldi. Bana yemek getirdiler. Emrah bana, 'Bu olayı kimseye anlatma' dedi. Biz bu kişiler ile hiçbir şekilde olay hakkında konuşmadık. İkisi ile de evde yüz yüze geldik. Sonrasında polisler bu evden aldı. Ben bu olayı maddi durumum olmaması sebebiyle kabul etmek zorunda kaldım. Beni bu şekilde kandırdı. Çok pişmanım. Üzerime atılı suçlamayı bu şekilde kabul ediyorum" dedi. İDDİANAMEDE İSTENEN CEZALAR İddianamede, eylemin kasten öldürmeye teşebbüs aşamasında kalması nedeniyle silahı kullanan sanık Taner A. hakkında 9 yıldan 15 yıla kadar hapis, cinayeti planlayarak azmettirdikleri belirtilen şüpheliler Emrah B., Devran G. ve Salih G. hakkında da ayrı ayrı 9 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Olayda lojistik destek ve araç temini sağlayarak suça yardım ettikleri tespit edilen şüpheliler Kamer Y. ile Erol N. hakkında ise ayrı ayrı 4 yıl 6 aydan 10 yıla kadar hapis cezası verilmesi istendi.

Molla Yegan Çocuk Üniversitesi’ne yoğun ilgi Haber

Molla Yegan Çocuk Üniversitesi’ne yoğun ilgi

Fatih Sultan Mehmet’in hocalarından Molla Yegan’ın ders verdiği 6 asırlık tarihi medrese, aslına sadık kalarak ayağa kaldırılmasıyla 2023 yılından itibaren Molla Yegan Çocuk Üniversitesi olarak hizmet veriyor. 6-12 yaş arası çocukların tarihle iç içe, eğlenerek öğrendiği, keşfederek geliştiği mekanda; atölyelerden bilimsel deneylere, kültürel etkinliklerden sanatsal çalışmalara kadar geniş bir yelpazede eğitimler veriliyor. ON BİNLERCE ÇOCUĞU AĞIRLADI Geleceğin bilim insanlarını, sanatçılarını, düşünürlerini yetiştirmek ve çocukların ufkunu geliştirmek amacıyla hayata geçirilen Molla Yegan Çocuk Üniversitesi’nde; sanat- tasarım ve inovasyon atölyeleri, bilim-uzay ve astronomi keşif atölyeleri, iletişim-sosyal gelişim ve yaşam becerileri atölyeleri, robotik- yapay zeka ve mühendislik teknolojileri atölyeleri ve anne çocuk atölyeleri bulunuyor. Açıldığı günden bu yana kaşif ruhlu çocukların buluşma mekanı olan Molla Yegan Çocuk Üniversitesi’nde; 10 bin 300 çocuk atölyelere katılım sağladı. 52 okuldan bin sınıfın ziyaret ettiği eğitim yuvası, 25 bin öğrenciyi de bilim-uzay ve astronomi atölyesiyle buluşturdu. ‘ÖZEL BİR EĞİTİM YUVASI’ Çocukların geleceğine katkı sunacak projelere büyük önem verdiklerini belirten Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz; "Molla Yegan Çocuk Üniversitesi, yalnızca bir eğitim merkezi değil; aynı zamanda tarihimizle geleceğimiz arasında kurduğumuz güçlü bir köprüdür. Bu tarihi mekanda çocuklarımız, ecdadın ilim mirasıyla aynı çatı altında bilimle, sanatla ve teknolojiyle iç içe yetişiyor. Bu yönüyle Molla Yegan Çocuk Üniversitesi, hem kimliğimizi ve kültürümüzü yaşatan hem de çocuklarımızı geleceğin dünyasına hazırlayan çok özel bir eğitim yuvasıdır. Burada yetişen her bir evladımızın, geçmişinden aldığı ilhamla geleceğe yön veren bireyler olacağına yürekten inanıyoruz. Yıldırım Belediyesi olarak çocuklarımızın potansiyelini ortaya çıkaracak, onları hem tarihine bağlı hem de çağın gerekliliklerine hakim bireyler olarak yetiştirecek projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz" dedi.

Bursa'da 400 metrekarelik dev mozaik gün yüzüne çıkarıldı Haber

Bursa'da 400 metrekarelik dev mozaik gün yüzüne çıkarıldı

Papa 14. Leo'nun ziyaret gerçekleştireceği İznik'te yüz yılın keşfi olarak İznik Gölünün tabanında ortaya çıkarılan bazilikanın ardından şimdi de 400 metrekarelik dev taban mozaiği ilk kez keşfedildi. Ekipler büyük bir gizlilik içerisinde devasa mozaikte kazı ve temizlik çalışması yapıyor. Bölgeye kimse yaklaştırılmazken polis ve zabıta 24 saat nöbet tutuyor. O alan dron ile ilk kez İHA tarafından görüntülendi. Bazilika'nın keşfinden sonra İznik'e geleceğini açıklayan Papa Fransuva'nın 21 Nisan 2025 tarihinde vefat etmesinin ardından, 14. Leo ismini alarak Papalığa seçilen ABD'li Kardinal Robert F. Prevost'unda 27 Kasım'da tarihi kent İznik'i ziyaret edeceğini açıklamasının ardından bölgede hem kültürel hem de arkeolojik hareketlilik yaşanmaya başladı. Bu kapsamda İznik Müze Müdürlüğü, 2014 yılında kanalizasyon altyapı çalışmaları sırasında keşfedilen Roma dönemine ait mozaik kalıntılarının bulunduğu alanda çalışmalarını yoğunlaştırdı. Yapılan kazılar sonucunda, tam 400 metrekarelik dev bir taban mozaiği ortaya çıkarıldı. Mozaik, ilk kez görüntülenirken, uzmanlar bu alanın İznik'in kraliçesi olarak bilinen Nicea'ya ait bir sarayın girişi olabileceğini değerlendiriyor. İznik Müze Müdürlüğü'nün Kamusal Alan ilan ettiği bölgede yürütülen çalışmalar, hem yerel halk hem de tarihçiler tarafından büyük ilgiyle takip ediliyor. Mahalle muhtarı Ali Arık, mozaikle ilgili şu ifadeleri kullandı: "Mahallemizde bulunan bu mozaik geniş çaplı olduğu için bakanlığımız el attı. Kazı yapıldı ve güzel bir çalışmayla mozaik gün yüzüne çıkartıldı. İlçemize güzel bir eser ve değer oldu. Bu mozaik Dünya ve İznik açısından çok değerli çünkü çok farklı olduğu söyleniyor. İznik ve mahallemiz adına çalışan ekibe ve bakanlığımıza teşekkür ediyorum. Bulunan bu mozaik bir saray kalıntısı, yani bir sarayın girişi olduğu düşünülüyor." Arkeologlar, mozaik yapının hem sanatsal hem de tarihi açıdan büyük önem taşıdığını belirtiyor. Papa'nın ziyaretiyle birlikte İznik'in dünya kamuoyunda daha fazla ilgi görmesi bekleniyor.

Mersin, Keşfedilmeyi Bekliyor: Doğanın ve Tarihin İzleri Haber

Mersin, Keşfedilmeyi Bekliyor: Doğanın ve Tarihin İzleri

Mersin Valisi Ali Hamza Pehlivan, "Biz dünya mirası niteliğindeki birçok zengin unsura sahibiz. Bu zenginlik çok daha fazla insana ulaşarak katlanacaktır" dedi. Vali Pehlivan, Mersin Arkeoloji Müzesi'nde 'Dünya Mirası Olma Yolunda Mersin' başlığıyla çıkan Dünya Mirası dergisinin tanıtımına katıldı. 'Türkiye'nin inci ve öncü şehri Mersin UNESCO yolunda' sloganıyla düzenlenen etkinlikte konuşan Pehlivan, "10 bin yılı aşkın tarihi geçmişe şahit olan Mersin keşfedilmeyi bekliyor. Elbette ki bugüne kadar belli boyutta, belli yönleriyle keşfedilen bir şehir ama daha fazla insan tarafından keşfedilmesi gereken birçok yönü ve özelliği olan, tarihi yapılarıyla, doğal güzellikleriyle ön plana çıkan nadide bir şehrimiz" diye konuştu. Mersin'de, UNESCO geçici miras listesinde Tarsus'taki St. Paul Kuyusu ve çevresi, Erdemli'deki Korykos Antik Kenti, Mut içesindeki Alahan Manastırı ve Anamur'daki Mamure Kalesi olmak üzere 4 varlığın yer aldığını ifade eden Pehlivan, şöyle devam etti: "Mersin ilimizde 926 sit alanımız, bin 642 tescilli varlığımız var. Bunlar içerisinde 4'ü geçmiş yıllarda ki emeği geçenlere kişi ve kurum bazında çok teşekkür ediyoruz, teklif edilmiş. Tabii ki Kültür ve Turizm Bakanlığımızın himayesinde çalışmalar yürütülmüş ve o listeye dahil olmuş. Yıllar içerisinde stabil bir gidişat olmuş. Biz istedik ki bu konuda yeniden farkındalık oluşturalım. Öncelikle kendi içimizde bir farkındalık oluşturmak ve devamında da geçici listeye dahil olan bu varlıklarımızı, miraslarımızı kalıcı listeye tabii ki hepsi birden olmaz ama bir süreç dahilinde o listeye dahil olmasını sağlamak. Bunu yaparken de sırada bekleyen; işte Alahan tamam geçici listede ama aynı güzellikte Uzuncaburç, Kanlıdivane ve Anamurium antik kentlerimiz var. Bunların da hemen arkasından bilimsel çalışmalarını hocalarımızla birlikte yapmak suretiyle devamlılığını getirmek ve listeye dahil olmasını sağlamak." Türkçe ve İngilizce dergi basıldı Bu kapsamda geniş katılım sonrası Dünya Mirası Dergisi'nin Türkçe ve İngilizce basımının gerçekleştiğini dile getiren Pehlivan, "Ve bugün önümüzde duruyor. Biz bu çalışma vesilesiyle şunu ifade etmek istiyoruz. Bir tarihi yapının varlığı, bir doğal yapının varlığı başlı başına kıymetli midir? Evet kıymetlidir. Ancak o kıymet ne zaman artar? Bu varlığın farkındalığının arttığı nispette artar. O varlığı, o tarihi güzelliği, eseri, özellikle de birçok medeniyete ev sahipliği yapmış o alanları ülkemizde ve dünyada ne kadar çok insana ulaştırabilir ve ne kadar çok insanın onu bilmesini, öğrenmesini sağlarsak o kıymet elbette ki çok daha fazla artacaktır. Başlık 'Dünya Mirası'. Biz dünya mirası niteliğindeki birçok zengin unsura sahibiz. Bu zenginlik çok daha fazla insana ulaşarak katlanacaktır" dedi. Yapılan anketlerde, turistlerin ziyaret ettikleri bölgelerde UNESCO kalıcı veya geçici listesinde varlık olmasını tercih ettiklerinin ortaya çıktığını vurgulayan Pehlivan, yapılan ve yapılacak çalışmaları anlatarak, her geçen gün Mersin'e gelen turist sayısının giderek daha da artacağını kaydetti. Pehlivan, derginin oluşumunda emeği geçenlere teşekkür etti. "Bölgede, her dönemin ve her medeniyetin ilklerini görmek mümkün" İl Kültür ve Turizm Müdürü Hakan Doğanay da Mersin'in sahip olduğu arkeolojik verilerin zenginliğinin dikkat çekici olduğunu söyledi. Bölgede, milattan önce 8000'lere kadar giderek her dönemin ve her medeniyetin ilklerini veya farklı unsurlarını görmenin mümkün olduğunu dile getiren Doğanay, "Bunun en önemli nedeni bölgenin Akdeniz medeniyetlerini, İç Anadolu üzerinden Ege'yle buluşturan önemli bir coğrafi konumda olması. Ayrıca ticari bir rota üzerinde yer almasından dolayı çok farklı kültürlerin etkileşim halinde olduğu bir noktada bulunmasından kaynaklanmaktadır. Anadolu'nun engin kültürel mirasının oldukça ilgi çekici ve iyi korunmuş örnekleri ilk Mersin'de bulunmaktadır. Mersin'in Güney Anadolu sahillerinde oldukça geniş bir alana yayılmış olması, tarih boyunca Akdeniz'de gerçekleştirilen etkinlikler için kenti önemli kılmıştır. Tarih boyunca süren bu ilginin yansıması olarak çok sayıda yerleşim bu topraklar üzerinde kurulmuştur" diye konuştu. Mersin'in bu zengin kültürel mirasına karşın sadece 4 varlığının UNESCO geçici listesinde yer aldığını belirten Doğanay, "Bugün burada bu mevcut listedeki varlıklarımızı görünür hale getirmek için yapılan bir çalışmanın tanıtımı için toplandık. Kültürel Miras Dergisi bu sayısını Mersin'imizin kültürel varlıklarına ayırdı. Bu tanıtımın, bu faaliyetin, Mersin'imizin sahip olduğu zenginliği daha bilinir hale getireceğini umut ediyorum" dedi. Dünya Mirası Dergisi İmtiyaz Sahibi ve Yayın Yönetmeni İsmail Şahinbaş'ın konuşma yaptığı etkinlikte, Prof. Dr. Ümit Aydınoğlu Uzuncaburç Antik Kenti, Prof. Dr. Mehmet Tekocak Anemurium Antik Kenti, Doç. Dr. Şener Yıldırım da Krykos Antik Kenti'nde yürütülen kazı çalışmaları hakkında bilgi verdi.

Antik kentte heyecanlandıran keşif Haber

Antik kentte heyecanlandıran keşif

Anemurium Antik Kenti’nde 1500 yıl önce yaşanan büyük bir depremle yıkılarak toprak altına kaldığı değerlendirilen heykelin çıkarılması tüm ekip başta olmak üzere ilçedeki herkesi heyecanlandırdı. Anamur ilçesinde Akdeniz kenarında yaklaşık 600 dönümlük bir arazide yer alan Anemurium Antik kentinde Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Konya Selçuk Üniversitesi adına Kazı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Tekocak başkanlığında birçok farklı disiplin ve üniversitelerden akademisyen ile öğrencilerden oluşan ekip tarafından kazı, araştırma ve restorasyon çalışmaları yıl boyunca aralıksız sürüyor. Tarihi dokusu ile 2000 yıl öncesine ait birçok iz barındıran kentte ekipleri heyecanlandıran yeni keşifler de yaşanıyor. Son olarak antik kentin liman hamamı ve çevresinde yürütülen arkeolojik kazılarda Roma Dönemi’ne ait giyimli bir kadın heykeli bulundu. Heykelin vücut bölümünün tamamen iyi korunduğu yapılan ince kazıyla ortaya çıkarıldı. Altta khiton, onun üstünde himation olmak üzere iki farklı kıyafetin işlendiği giyimli kadın heykelinin bin 800 yıl öncesine ait bir tanrıça, imparatoriçe veya burada yaşamış aristokrat yada önemli bir aileye mensup hayırsever kadınları temsil ettiği belirtildi. Yaklaşık 1500 yıl önce bölgede yaşanan büyük bir depremle toprak altında kaldığı değerlendirilen heykelin çıkarılması için ekipler gün boyu çalıştı. Son olarak ta alana vinç yanaşamaması nedeniyle heykel küçük bir iş makinesi yardımı ile Antalya Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı Müdürlüğünden gelen alanında uzman bir konservatör-restoratör ve kazı ekibi tarafından büyük bir titizlikle yürütülen çalışmalar sonucunda yerinden çıkarılarak üzerinde bilimsel araştırma, temizlik, konservasyon ile restorasyon çalışmaları yapılmak üzere koruma altına alındı. "Zaman kapsülü gibi" İHA muhabirine açıklama yapan Kazı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Tekocak, "Burası Anemurium antik kenti. Mersin’in Anamur ilçesinde yaklaşık kent merkezine 10 kilometre uzaklıkta, ağırlıklı M.S. 2. yüzyıldan 6. yüzyıla kadar yapımların yoğun bulunduğu bir kent. Biz burayı şöyle adlandırıyoruz, adeta bir zaman kapsülü gibi. Buraya girdiğiniz an tam 1800 yıl öncesine ışınlanıyorsunuz. Kentin kuruluş tarihçisiyle ilgili farklı rivayetler olmakla beraber biz arkeologlar işe elimizdeki somut bilgilere bakarak konuşuruz. Elimizdeki veriler kentteki mimari kalıntıların en erken MÖ 2. Yüzyıla, buluntuların ise MÖ 5. Yüzyıla kadar gittiğini göstermektedir. Yani, kentin 2500 yıl öncesinde varlığını net olarak biliyoruz. Hititlere kadar gittiği de söyleniyor ama bununla ilgili henüz bir bilgimiz yok" dedi. "Heykel, gerçekten yaşamış birine ait bir portre de olabilir" İçinde bulundukları yerin aşağı şehir olarak adlandırdıkları kamusal binaların çokça olduğu bir alan olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tekocak,"Burası Liman Hamamı olarak adlandırdığımız yapının hemen bitişiğindeki bir alan. Biz ilk olarak Liman Hamamı’na ait mekanların nitelik ve işlevlerini tespit etmek amacıyla bu yapıda kazılara başladık. Daha sonra hemen yanı başındaki bu alanında hamamla bir ilişki olup olmadığını anlamak için burada da bir kazılara başladık ve açtığımız sondajlarda çok ilginç kalıntılarla ve buluntularla karşılaştık. Buranın "nymphaeum" yani antik çağda bir çeşme anıtı olabileceğini düşünüyoruz. Ve bu çeşme anıtını süsleyen çok güzel bir kadın heykeliyle karşılaştık. Kadın heykeli diyorum çünkü, kime ait olduğunu bilmiyoruz henüz başını bulamadık. Şuan ayakta duran, giyimli M.S. 2’inci yüzyıla ait bir kadın heykeli var. Başı, kolları ve ayak kısmı henüz eksik. Kollarının birisini daha sonra bulduk çalışmalar devam ediyor, ümit ediyorum ki başını ve diğer eksik kısımlarını da bulacağız. M.S. 2. yüzyılda gerçekten yaşamış birine ait bir portrede olabilir ki eğer öyleyse biz 1800 yıl önce burada yaşamış ilk defa birisinin silueti ile, resmiyle, heykeliyle karşılaşmış olacağız. Roma çağında bu tür portre sanatı gelişmiştir" ifadelerini kullandı. İlçe protokolünü de heyecanlandırdı Bulunan heykelin antik kent için özel olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tekocak, "Anemurium Antik Kentin de birinci dönem kazıları diyelim, yani bizden önceki ekipler tarafından yapılan kazılarda da böyle bir heykel bulunmadı. Yani şuan bizim en anıtsal buluntumuz bu yapı içinde çıkmış durumda. İlk defa bulundu, ilk kez. Zaten bizi heyecanlandıran o. Tüylerim diken diken oldu. Çünkü çok güzel bir duygu. Buraya gelip ilk gördüğümde de oturup saatlerce izledim. Tabi ki bizim için bütün buluntular tarihi açıdan çok önemli ama böyle anıtsal olduğu zaman ve bir de insanla alakalı daha fazla veri verecek bir şey olduğu zaman bizim için çok daha büyük önem arz ediyor" diyerek sözlerini tamamladı. Heykelin çıkarılma aşamasını yerinde takip eden Anamur Kaymakamı Bilal Bozdemir," Bir kadın heykeli kazı çalışmaları sırasında bulundu. Bugün de belediye başkanımızla, kazı başkanımız, Kültür Bakanlığımız temsilcilerimizle birlikte heykeli yerinden alıp, müzeye göndereceğiz. Bu kadın heykelinin bulunmasından dolayı çok mutluyuz, heyecanlıyız" diye konuştu. Heykelin turizm açısından önemine değinen Anamur Belediye Başkanı Hidayet Kılınç da" Anamur turizmine çok büyük katkısının olacağına inanıyoruz. Anamur gerçekten tabiatıyla güzel bir memleket. Ama tarihiyle de güzel olduğunu biliyorduk, fakat yeni çıkan eserlerle Anamur’un öneminin daha da artacağını çok iyi biliyoruz" şeklinde konuştu.

Heyecanlandıran keşif! Celaleddin Harzemşah'ın öldürüldüğü yer tespit edildi Haber

Heyecanlandıran keşif! Celaleddin Harzemşah'ın öldürüldüğü yer tespit edildi

DÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Doç. Dr. Oktay Bozan, 11'inci yüzyılda kurulup, yaklaşık 200 yıl hüküm süren Harzemşahlar Devleti'nin son hükümdarı Celaleddin Harzemşah'ın Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde olduğu belirtilen mezarının yerinin belirlenmesinden sonra öldürüldüğü yeri de tespit ettiklerini söyledi. Doç. Dr. Bozan, Celaleddin Harzemşah'ın öldürülüp kuyuya atılmadan önce Ayn Dar denilen bir köye geldiğinin Sibt İbnü’l-Cevzi ve İbn İmad el-Hanbeli adlı tarihçilerin eserlerinde geçtiğini belirterek, bunun üzerine yaptıkları araştırmada Osmanlı arşivlerinde 1842 tarihli bir nüfus defterinde Silvan'ın kuzeyindeki dağlık bölgede bu isimde bir köyün varlığını ortaya koyduklarını ifade etti. Doç. Dr. Bozan, köyde yaptıkları incelemelerde elde ettikleri verilerle tarihi kaynakların örtüştüğünü dile getirerek, Türkiye'de ve Özbekistan'da merak konusu olan Celaleddin Harzemşah'ın mezar yerinin belirlenmesinden sonra öldürüldüğü yerin de tespit edildiğini söyledi. 'TARİHİ VERİLERLE ÖRTÜŞÜYOR' Tarihi kaynaklardan yola çıkarak Ayn Dar köyünü araştırdıklarını belirten Doç. Dr. Bozan, şöyle konuştu: "Acaba burası doğru mudur değil midir diye araştırmacı Dr. Arafat Yaz ile bunun izini sürmeye başladık. Osmanlı nüfus kayıtlarını inceledik. Acaba böyle bir köy ismi var mı orada diye. Çünkü Celaleddin Harzemşah'ın ölümüyle alakalı İslam tarihi kaynakları Celaleddin Harzemşah'ın dağlık bir bölgede öldürüldüğünü söylüyordu. Silvan'ın çevresinde tek dağlık bölge kuzeydoğusundadır. Yani Hazro bölgesindedir. Silvan'ın hemen kuzeyinde başlayan Hazro'dan Lice'ye ve Tunceli'ye doğru uzanan bir dağ silsilesi var. Biz o bölgede yoğunlaştık. 1842 tarihli Osmanlı nüfus kaydında Ayn Dar diye bir köye ulaştık. Bu köydeki nüfus verilerini gördük ve bu köyün muhtarı ile de görüştük. Köyün şu anki adı Kavaklıboğaz köyü. Tarihi verilere uyan yer olup olmadığını incelemeye çalıştık. Tarihi verilerde Celaleddin Harzemşah'ın öldürüldüğü yer şöyle anlatılıyor: Harzemşah, Diyarbakır'dan Silvan'a doğru giderken akşam bir harman yerinde konaklıyor. Peşinde Moğol askerleri var. Sabaha doğru şafakla beraber Moğol müfrezesi Harzemşah ve ekibini tespit ediyor. Saldırı düzenleniyor. Celaleddin Harzemşah'ın ekibi dağılıyor. Harzemşah kendisini takip eden birkaç Moğol askerini öldürüyor ve harman yerinden dağa kaçıyor. Bu dağda acımasız eşkıya tarafından öldürülüyor. Hatta öldürüldükten sonra da orada bir kuyuya atıldığını söylüyor. Harzemşah'ın cenazesi daha sonra Silvan Emiri olan Melik Şahabettin Gazi tarafından getiriliyor. Bölge gerek kuzey güney yönünde gerekse doğu batı yönündeki kervanların, yolcuların geçiş güzergahının hakim noktasındadır. Yani bir eşkıya için bulunmaz bir noktadır. Tarihi verilerle bunun örtüştüğünü görüyoruz. Bunun yanı sıra ikinci bir özellik; burada çok sayıda mağara var. Eşkıyanın sığınabileceği bir yerdir. Diyarbakır'a 84 kilometredir. Kuşbakışı olarak Silvan'a 32 kilometre ve Hazro'ya da 16 kilometre olan bir yerden bahsediyoruz. Silvan'ın 32 kilometre kuzeybatısında tek dağlık bölge orası zaten. Bazı kaynaklarda şöyle bir detay da vardı; Ayn Dar köyü bazılarında Kürtlerin olduğu yer, bazılarında ise Ermenilerin olduğu bir yer olarak geçiyor. Enteresan bir şekilde nüfus defterinde 1842 tarihinde köyde 80 hane Müslüman, 5 hane de Ermeni var. Bu da tarihi verilerle örtüşmüş oluyor. Müslümanlarla Ermenilerin birlikte yaşamış olduğu bir yer olarak gözüküyor. Böylece Celaleddin Harzemşah'ın mezar yerinin tespiti ile alakalı bilgiden sonra bu sefer öldürülmüş olduğu yerle alakalı da bilgiler böyle bir alan araştırmasıyla tespit edilmiş oldu." DHA

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.