Hava Durumu

#Kilo Kaybı

Yeni Marmara Gazetesi - Kilo Kaybı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kilo Kaybı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Diyabete karşı güçlü birliktelik Haber

Diyabete karşı güçlü birliktelik

Bursa Büyükşehir Belediye Bandosu’nun konseriyle başlayan şenlikte, yüzlerce çocuk arkadaşları ve aileleriyle keyifli vakit geçirdi. 10 yıldır aralıksız gerçekleşen şenlikte, uzmanlar ve aileler birbirleriyle bilgi ve deneyim paylaşımında bulunarak, farkındalığa dikkat çektiler. "Diyabet hayallerinizden büyük değil" Şenlikte açılış konuşmasını yapan Bursa Tip 1 Diyabetliler Derneği Başkanı Yadigâr Aydın, derneğin kuruluşundan bugüne kadar gelmesinde emeği bulunan herkese teşekkür ederken, ailelerin bir araya geldiği bu şenlikle, tip 1 diyabet farkındalığı konusunda güçlü bir birliktelik oluşturduklarını söyledi. Tip 1 diyabetle yaşayan ve bu hastalıkla yaşamayı öğrenen tüm çocuk ve gençleri kutlayarak, onların gösterdiği mücadeleye dikkat çeken Aydın, "Diyabet hayallerinizden büyük değil. Bu mücadelede hepimiz bir arada olduğumuz ve birbirimize güç verdiğimiz sürece, hayallerimizi gerçekleştirmemiz için hiçbir engel kalmayacaktır" diye konuştu. "Biz büyük bir aileyiz" Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Endokrin Uzmanı ve Bursa Tip 1 Diyabetliler Derneği kurucu başkan yardımcısı Prof. Dr. Erdal Eren, şenliğin çocuklara yalnız olmadıklarını göstermek açısından önemli olduğunu vurguladı. Tip 1 diyabetin insülin eksikliğine bağlı bir tablo olduğunu belirten Eren, bu nedenle çocukların yaşam boyu insülin kullanmak zorunda olduğunu ifade etti. Diyabet şenliğinin önemli amaçlarından birinin, çocuklara "yalnız olmadıklarını" ve diyabetle yaşayan çok sayıda insan bulunduğunu göstermek olduğunu belirten Eren, bu buluşmaların aynı zamanda büyük bir aile olduklarını ortaya koyduğunu söyledi. Çocuklardaki belirtilere dikkat Tip 1 ve tip 2 diyabetin birbirinden farklı olduğunu belirten Prof. Dr. Eren, tip 1 diyabetin genellikle çocukluk çağında görüldüğünü söyledi. Çok su içme, sık idrara çıkma, kilo kaybı ve özellikle gece altını ıslatmanın çocuklarda diyabetin önemli belirtileri arasında yer aldığını ifade eden Prof. Dr. Eren, ailelerin bu belirtiler konusunda dikkatli olması gerektiğini vurguladı. "Diyabet hayatı etkiliyor ama engel değil" Tip 1 diyabetin çocukların günlük yaşamını etkileyebildiğini belirten Eren, hastalığın doğru takip ve eğitimle yönetilebileceğine dikkati çekti. Tip 1 diyabette insülin eksikliği nedeniyle günde en az dört kez insülin uygulanabildiğini, kan şekerinin ise parmak ölçümü veya glikoz sensörleriyle takip edildiğini aktaran Eren, çocukların ve ailelerin sürekli dikkatli olması gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Eren, "İyi bir eğitimle, iyi bir kan şekeri ölçümüyle, doğru insülin dozu ayarıyla kesinlikle diğer çocuklarla eşit oluyor" diyerek, tip 1 diyabetin çocukların hayatını belirleyen bir engel olmadığının altını çizdi. 10 yıllık gelenek bozulmadı Bu yıl 10. kez aralıksız düzenlenen şenliğe, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba adına Kevser Öztürk de katıldı. Diyabet Şenliği, diyabetli çocuklar, gençler, aileler ve sağlık çalışanlarını aynı çatı altında buluştururken, tip 1 diyabet konusunda toplumsal farkındalığın artırılması açısından da önemli bir buluşma oldu. Şenlikte, çocuklar doyasıya eğlenirken aileler de hemen uzmanlarla hem de diğer diyabet hastalarıyla bilgi ve deneyim paylaşımında bulundu.

Lenfomayı erken teşhis ve doğru tedavi ile yenebilirsiniz Haber

Lenfomayı erken teşhis ve doğru tedavi ile yenebilirsiniz

Lenfoma, bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olan lenfosit adı verilen beyaz kan hücrelerinin kontrolsüz şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkan bir kanser türü olduğunu belirten uzmanlar, Halk arasında lenf kanseri olarak bilinirdiğini söyledi. En sık görülen kan kanserleri arasında yer alan lenfomada, erken teşhis ve güncel tedavi yöntemlerinin hayati önem taşıdığına dikkat çeken Medicana Bursa Hastanesi Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy, lenfomanın her yaş grubunda ortaya çıkabildiğine dikkat çekti. Erken evrede fark edilen belirtilerin tedavi başarısını doğrudan artırdığını belirten Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy, "Özellikle boyun, koltuk altı veya kasık bölgesinde ortaya çıkan ağrısız ve geçmeyen şişlikler, açıklanamayan ateş, gece terlemesi, istemsiz kilo kaybı ve uzun süren halsizlik mutlaka önemsenmelidir. Belirtilerin zamanında değerlendirilmesi ve doğru teşhise gecikmeden ulaşılması, tedavi sürecinin en kritik adımıdır" dedi. Günümüzde modern tıbbi gelişmeler sayesinde lenfomanın, tedavi başarısı en yüksek kanser türleri arasında yer aldığını vurgulayan Dr. Durusoy, şöyle devam etti;"Hodgkin lenfomada modern tedavilerle hastaların yüzde 80 ila 90'ından fazlasında uzun süreli hastalık kontrolü ve tam iyileşme (kür) sağlanabiliyor. En sık görülen agresif lenfoma alt tipi olan Diffüz Büyük B-Hücreli Lenfoma'da (DLBCL) ise hastaların yaklaşık yüzde 60-70'i ilk basamak tedaviyle remisyona ulaşıyor." Hastalığın nüksetmesi durumunda da güçlü tedavi alternatiflerinin bulunduğunu ifade eden Dr. Sertaç Durusoy, otolog kök hücre naklinin önemini şöyle anlattı; "Uygun hastalarda uygulanan yüksek doz tedavi ve otolog kök hücre nakli, özellikle relaps (tekrarlayan) veya tedaviye dirençli lenfomalarda uzun süreli hastalık kontrolü ve kür sağlayabilen en önemli seçeneklerden biridir. Medicana Bursa Hastanesi Hematoloji ve Kemik İliği Nakli Merkezi olarak; teşhisten güncel tedavilere ve kök hücre nakline kadar sürecin her aşamasında hastaların yanında oluyoruz. Lenfomayı fark et, belirtileri önemse, gecikme. Çünkü doğru zamanda doğru teşhis ve doğru tedavi hayat değiştirir."

Kırmızı etek sevdası 61 yaşında 25 kilo verdirdi Haber

Kırmızı etek sevdası 61 yaşında 25 kilo verdirdi

Diyet yapmaya başlangıçta sıcak bakmadığını belirten Naciye Yalçın, 3 yıl önce katılacağı bir düğün öncesi dolabındaki kıyafetleri denerken yaşadığı hayal kırıklığının kendisini harekete geçirdiğini anlattı. Özellikle sevdiği kırmızı eteğin üzerine olmaması üzerine Nilüfer Sağlıklı Hayat Merkezi'ne başvuran Naciye Yalçın, aldığı profesyonel destekle sağlıklı hayat alışkanlıkları kazanmaya başladı. 17 ayda 25 kilo veren Naciye Yalçın'ın yıllardır mücadele ettiği çeşitli sağlık sorunlarında da önemli iyileşmeler yaşadı. Süreç öncesinde üçüncü evre karaciğer yağlanması, diyabet, yüksek kolesterol, hipertansiyon, tiroid sorunları ve fibromiyalji ağrıları bulunan Yalçın, beslenme düzenini ve yaşam alışkanlıklarını değiştirmesiyle sağlık durumunda önemli gelişmeler kaydetti. Karaciğer yağlanmasının üçüncü evreden birinci evreye gerilediğini belirten Yalçın, tansiyon değerlerinin normale döndüğünü, kolesterol ve tiroid değerlerinde de olumlu gelişmeler yaşandığını ifade etti. Fibromiyaljiye bağlı ağrılarının da azaldığını belirten Yalçın, süreçte kendisini takip eden hekimlerin de tebrik ettiğini söyledi. Yaşadığı değişimin kendisi için yalnızca kilo vermekten ibaret olmadığını vurgulayan Yalçın, "Eskiden diyete hiç sıcak bakmıyordum. Şimdi ise benim için sağlık daha önemli" dedi. "25 kiloyu birlikte verdik" Naciye Yalçın'ın 2023 aralık ayından itibaren beslenme takibini yürüten Nilüfer İlçe Sağlık Müdürlüğü Sağlıklı Hayat Merkezinde görevli Diyetisyen Fulya Çoğan, sürecin yalnızca kilo kaybına odaklanmadığını, temel hedefin kalıcı ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırmak olduğunu söyledi. Naciye Yalçın'ın takibe başladığında 98 kilo 400 gram olduğunu ve çok ciddi sağlık problemleri olduğunu belirten Diyetisyen Çoğan, 17 ayda yaklaşık 24-25 kilo kaybı sağlandığını ve verilen kilonun da uzun süredir korunduğunu ifade etti. Çoğan, "Bu süreçte amacımız sadece kilo verdirmek değildi. Beslenme davranışlarını ve yaşam tarzını değiştirmeyi hedefledik. Kilo verirken kas kaybı yaşamadan, daha sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmesini istedik" diye konuştu. Naciye Yalçın'ın takip sürecinde 1,5 yıldır kilosunu korumayı başararak insülin kullanımını bıraktığını, tansiyonunun normale döndüğünü, fibromiyalji ağrılarının azaldığını ve kolesterol değerlerinin normal seviyelere geldiğini belirten Diyetisyen Çoğan, sağlık parametrelerindeki olumlu değişimin kendileri açısından da sevindirici olduğunu söyledi. Çevresine örnek oldu Sağlıklı yaşam yolculuğu yalnızca Naciye Yalçın'la sınırlı kalmadı. Onun değişimini gören iki ablası da Nilüfer Sağlıklı Hayat Merkezi'ne başvurarak beslenme takibine başladı. Yakın çevresindeki arkadaşlarının da kendisini örnek alarak sağlıklı yaşam konusunda adım attığını belirten Naciye Yalçın, yaşadığı değişimin başkalarına da ilham vermesinden mutluluk duyduğunu söyledi. Hekim takipleri devam ediyor Naciye Yalçın'ın Sağlıklı Hayat Merkezi'ndeki beslenme ve yaşam tarzı değişikliği takibinin yanı sıra ikinci basamak sağlık kuruluşlarındaki hekim kontrolleri de devam ediyor. Uludağ Üniversitesi'nde endokrinoloji uzmanları tarafından rutin olarak takip edilen Naciye Yalçın'ın, Bursa Şehir Hastanesi'nde kardiyoloji kontrolleri de sürdürülüyor. Diyetisyen Fulya Çoğan, Naciye Yalçın'ın özellikle kendi yaş grubundaki bireyler için önemli bir teşvik edici danışan olduğunu belirterek, sağlıklı yaşam konusunda destek almak isteyen tüm vatandaşları, Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda Bursa İl Sağlık Müdürlüğü Sağlıklı Hayat Merkezlerine başvurarak ücretsiz diyetisyen hizmeti alabileceklerini söyledi.

Veterinerlerin "yaşamaz" dediği kedi, denizde yüzdü, Uludağ'da kayak keyfi yaptı Haber

Veterinerlerin "yaşamaz" dediği kedi, denizde yüzdü, Uludağ'da kayak keyfi yaptı

Bursa'da yaşayan Şule Özcan'ın iki yaşındayken sahiplendiği "Başkan" isimli kedi, kısa süre sonra ölümcül seyreden FİP hastalığına yakalandı. İlk kez bir kedi sahiplendiğini belirten Özcan, aldığı haberle büyük bir yıkım yaşadığını söyledi. Başkan'ın hastalığını öğrendiğinde tedavisi olmadığının söylendiğini ifade eden Özcan, "Onu sahiplendiğimde birlikte uzun yıllar yaşayacağımızı düşünüyordum. Bana 'Yakın zamanda ölecek' dediklerinde dünyam başıma yıkıldı. Pandemi dönemiydi ve gerçekten çok zor günler geçirdik" dedi. Hastalık için yurt dışından temin edilen ilacın küçük bir umut olduğunu anlatan Özcan, "Bir şişesi yaklaşık 150 dolardı ve 84 gün boyunca kullanması gerekiyordu. Sadece ilaç değil, tedavi sürecinin tamamı çok büyük masraf oldu. Masrafları karşılayabilmek için atımı satmak zorunda kaldım" diye konuştu. Başkan'ın hastalık nedeniyle kısa sürede büyük kilo kaybı yaşadığını belirten Özcan, "Başkan ıslak FİP'ti. İki hafta içerisinde 5,9 kilodan 3,5 kiloya düştü. Her gün kilosunu takip ediyordum. Veterinerler, 'Belki bir sabah uyandığında Başkan ölmüş olabilir' diyordu. Bu yüzden onunla geçireceğim her dakika benim için çok kıymetliydi" ifadelerini kullandı. Yaşadıkları zorlu sürecin kendisini değiştirdiğini dile getiren Özcan, "Ben daha önce hiç böyle bir kayıp korkusu yaşamamıştım. Bu süreç bana hayatın ve sevdiklerimizin değerini öğretti. Bütün işimi gücümü bırakıp sadece ona odaklandım. Veterinerimiz ve ailemle birlikte elimizden gelen her şeyi yaptık" dedi. Başkan'ın ömrünün çok kısa kaldığına inandığı için onu bir an bile yalnız bırakmak istemediğini anlatan Özcan, tedavi süreci boyunca gittiği her yere kedisini de götürdü. Birlikte at çiftliğinde vakit geçiren ikili, denizde birlikte yüzdü, Uludağ'da karın tadını çıkardı. O günleri anlatan Özcan, "Serbest dalış organizasyonunda güvenlik dalgıcı olarak görev yapıyordum. Tekneden bizi yüzerken görünce bir anda suya atladı. Önce korktum ama sahile kadar yüzdü, güneşlendi ve ardından tekrar tekneye doğru yüzerek geri geldi. O an herkes çok şaşırdı" dedi. Uludağ'da geçirdikleri zamanın da unutulmaz olduğunu belirten Özcan, "Karın üzerine çıkıp dolaşıyor, sonra geri gelip ısınıyordu. Bir gün onu kucağıma alıp birlikte karda kaydık. Çok hoşuna gitti, bir daha inmek istemedi" ifadelerini kullandı. Aylar süren tedavi, yoğun bakım ve sahibinin bir an olsun eksik etmediği sevgi sayesinde Başkan, hastalığı yenmeyi başardı. Veterinerlerin yaşaması için umut vermediği kedi, bugün 8 yaşında ve sağlıklı bir yaşam sürdürüyor. Bir zamanlar son günlerini birlikte geçirmek için çıktıkları yolculuklar ise artık ikilinin birlikte kurduğu mutlu hayatın en güzel hatıraları olarak hafızalarda yer alıyor.

Haftalarca süren ishal ve karın ağrısına dikkat Haber

Haftalarca süren ishal ve karın ağrısına dikkat

Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Sami Evirgen, toplumda yeterince tanınmayan bu hastalıkta teşhis gecikmelerinin sık yaşandığını belirterek, uzun süren sindirim sistemi şikâyetlerinin mutlaka ciddiye alınması gerektiğini vurguladı. Crohn hastalığının en sık ince bağırsağın son kısmı ve kalın bağırsağı tuttuğunu ifade eden Hayat Hastanesi Gastroenteroloji UzmanıDr. Evirgen, hastalığın ataklar ve sakin dönemler halinde seyrettiğine dikkat çekti. Uzm. Dr. Evirgen, "Crohn hastalığı, belirtilerinin kişiden kişiye değişmesi nedeniyle çoğu zaman göz ardı edilebiliyor. Oysa erken tanı, hastalığın seyrini kontrol altına almak açısından büyük önem taşıyor" dedi. BELİRTİLER HAFTALARCA SÜREBİLİR Hastalığın belirtilerinin, tutulum bölgesine ve hastalığın şiddetine göre farklılık gösterdiğini kaydeden Uzm. Dr. Evirgen; uzun süreli ishal, karın ağrısı ve kramplar, kilo kaybı, iştahsızlık, halsizlik, dışkıda kan veya mukus, ateş ve kansızlığın en sık görülen şikâyetler arasında yer aldığını söyledi. Bu belirtilerin haftalarca devam etmesi halinde mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini belirten Evirgen, "Ertelemek, hem tanıyı hem de tedaviyi zorlaştırabiliyor" uyarısında bulundu. Crohn hastalığının tanısının tek bir testle konulamadığını dile getiren Uzm. Dr. Sami Evirgen, ayrıntılı tıbbi öykü, fizik muayene, kan ve dışkı testleri, kolonoskopi ve biyopsi gibi yöntemlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. MR veya BT enterografi gibi görüntüleme yöntemlerinin de tanıda önemli rol oynadığını belirten Evirgen, doğru tanının diğer iltihaplı bağırsak hastalıklarından ayırıcı olması açısından kritik olduğuna dikkat çekti. TEDAVİ KİŞİYE ÖZEL PLANLANIYOR Crohn hastalığının kesin bir tedavisi bulunmamakla birlikte, modern tedavi yöntemleri sayesinde hastalığın büyük ölçüde kontrol altına alınabildiğini belirten Hayat Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Evirgen, tedavi sürecinin kişiye özel planlandığını söyledi. İltihap giderici ve bağışıklık düzenleyici ilaçlar, biyolojik tedaviler, beslenme düzenlemeleri ve destekleyici uygulamaların tedavide yer aldığını aktaran Dr. Evirgen, gerekli durumlarda cerrahi seçeneğin de gündeme gelebileceğini ifade etti. Tedavide asıl hedefin yalnızca belirtileri azaltmak olmadığını vurgulayan Uzm. Dr. Evirgen, "Amaç; bağırsak hasarını önlemek ve hastanın uzun vadeli sağlığını korumaktır" derken,"Crohn hastalığı ile doğru tedavi ve düzenli takip sayesinde aktif ve sağlıklı bir yaşam sürmek mümkündür" sözleriyle toplumu bilinçli olmaya da davet etti.

‘Kilo Kaybına Bağlı Sarkmalar, Karın Estetiğiyle Önlenebilir’ Haber

‘Kilo Kaybına Bağlı Sarkmalar, Karın Estetiğiyle Önlenebilir’

Kilo alımı ve gebeliğe bağlı karın içi hacminin artmasının, karın kasları arasındaki mesafenin artmasına yol açarak hasta daha sonra kilo verse bile belinin daha kalın görünmesine neden olduğunu belirten Plastik, Estetik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Kağan Bekircan, “Bu nedenle özellikle karın bölgesinde sarkması ve cilt fazlalığı olan hastalarımıza karın germe ameliyatını önermekteyiz” dedi.  Liv Hospital Samsun Plastik, Estetik ve Rekonstrüktif Cerrahi Kliniği’nden Opr. Dr. Kağan Bekircan, karın estetiği hakkında bilgilendirmelerde bulundu. “Kilo verme sonrası karında sarkma olabilir”  Karnın, insanların daha fit ve estetik görünmelerini sağlayan vücut bölgesi olduğunu belirten Opr. Dr. Bekircan, “Bu bölgedeki şişlik ve düzensizlikler, kişinin kilolu ve yaşlı görünmesine neden olmaktadır. İnsanlar karın bölgesinin daha düz ve bel bölgesinin daha ince görünebilmesi amacıyla spor antrenmanları yapmakta ve çeşitli işlemler yaptırmaktadır. Karın bölgesinde ve simit bölgesi denen bel bölgesinde, diyete ve spora rağmen azalmayan dirençli yağlanma olabilmektedir. Ayrıca kilo verme sonrası veya gebelik sonrası karın bölgesinde cilt ve cilt altı dokusunda sarkma oluşabilmektedir. Sarkan cilt dokusu, o bölgede pişik oluşturmakta ve kişinin normal hayatını etkileyebilmektedir. Bu gibi durumlar hastanın sosyal hayatını ve özgüvenini negatif etkilemektedir” diye konuştu.  “Karın estetiği kompleks bir yapıdır”  Kilo alımına ve gebeliğe bağlı olarak karın içi hacminin arttığını söyleyen Opr. Dr. Bekircan, bu durumun karın kasları arasındaki mesafenin artmasına yol açarak hasta daha sonra kilo verse bile, belinin daha kalın görünmesine neden olduğunun altını çizdi. Karın germe ameliyatını özellikle karın bölgesinde sarkması ve cilt fazlalığı olan hastalara önerdiklerini belirten Op. Dr. Bekircan, “Bu ameliyat için ön koşul olarak hastalarımızda kilo verme durumunu tamamlamış olmasını veya gebelik sonrası planlanan kilosunda 6 ay boyunca sabit kalmış olmalarını istemekteyiz. Karın bölgesi estetiği kompleks bir yapı olarak değerlendirilmelidir. Tek başına cilt sarkmasının tedavisi yeterli olmayabilir. Karnın estetik görünümünü sağlamak için karın ve bel bölgesinde gerekebilecek ek işlemler de dâhil edilmelidir. Karın germe ameliyatıyla birlikte belin daha ince görünmesi ve estetik görünümü tamamlamak için yağ alma ve karın kaslarının onarımını da bu işleme eklemek gerekmektedir” şeklinde konuştu.  “Karın germe ameliyatıyla hasta estetik görünüme kavuşur”  Operasyon hakkında bilgi veren Opr. Dr. Bekircan, “Karın germe ameliyatı hastanın eski sezaryen hattından veya genital bölge yukarısından başlayıp yanlarda leğen kemiğine uzanan bir kesi yardımıyla yapılmaktadır ve fazla cilt dokusu çıkarılmaktadır. Ayrılmış olan karın kasları eski halinde olacak şekilde onarılmaktadır. Ayrıca bu ameliyata ek olarak bel bölgesindeki fazla yağlar da alınarak daha ince ve estetik bir bel oluşturulmaktadır” dedi.  “Hastalarımız sosyal hayatlarına 2 hafta sonra dönebilir”  Ameliyat sonrasındaki süreçten bahseden Opr. Dr. Bekircan, “Bu ameliyattan sonra hastamızı ortalama 2 gün hastanemizde misafir etmekteyiz. Hastamız ameliyattan sonra iki ay kadar korse kullanmasını istemekteyiz. Ameliyattan bir hafta sonra günlük işlerini yapabilir duruma gelmektedir. Bu süre zarfında hastamızın ağır iş yapmamasını önermekteyiz. Hastamız sosyal hayatlarına 2 hafta sonra dönebilmektedirler. Ameliyatımızda eriyen dikiş kullandığımızdan, koyduğumuz dikişler tamamen cilt atlında olup dikiş alınmamaktadır. Bu durum hastanın konforunu artırmaktadır. Ayrıca bu ameliyat sonrasında oluşan iz, ameliyattan sonraki 6. aya doğru solarak normal cilt rengine yaklaşmaktadır ve ameliyat izinin görünürlüğü azalmaktadır. Karın germe ameliyatı ile birlikte yaptığımız ek işlemlerle hastalarımıza daha estetik ve ince bir görünüm kazandırmaktayız. Bununla birlikte, hastalarımızın özgüvenleri artmaktadır ve bu hastalarımızın sosyal hayatına da olumlu yansımaktadır” ifadelerini kullandı.

Yüz Ağdası
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.