Hava Durumu

#Kültürel Miras

Yeni Marmara Gazetesi - Kültürel Miras haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kültürel Miras haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İpek sanatının zarafeti Bursa'da sergilendi Haber

İpek sanatının zarafeti Bursa'da sergilendi

Bursa Büyükşehir Belediyesi, hem somut hem de somut olmayan kültürel miras çalışmaları kapsamında kent belleğindeki tüm değerleri gelecek kuşaklara aktarmaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Midas İpek Evi tarafından hazırlanan ‘Efsanelerle İpek’ sergisi, Bursa büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı ev sahipliğinde Tayyare Kültür Merkezi’nde ziyarete açıldı. İpeğin binlerce yıllık kültürel yolculuğunu görünür kılmayı amaçlayan "Efsanelerle İpek" sergisi, dünyanın farklı coğrafyalarında anlatılan 12 kadim ipek efsanesi ile Eskişehir’de doğan 13. hikâyeyi sanatla buluşturdu. Sergide yer alan eserler, yalnızca ipek malzeme kullanılarak farklı tekstil teknikleriyle hazırlanarak ipeğin kültürel ve timsâlî değerini görünür kılıyor. Sergi, 13 Mart Cuma gününe kadar Tayyare Kültür Merkezi’nde ziyaret edilebilecek. "ESKİŞEHİR İLE BİRLİKTE ORTAK PROJELER GELİŞTİREBİLİRİZ" Sergi kapsamında gerçekleştirilen söyleşide konuşan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Eskişehir ile Bursa’nın yüzyıllardır ipekçilik yolunda kol kola uzun yıllar birlikte yürüdüğünü söyledi. Bursa’nın eskide olduğu gibi hala ipek şehri olarak anıldığını belirten Başkan Mustafa Bozbey, son 15-20 yılda ipek üretiminde ciddi bir düşüş yaşandığını dile getirdi. Çin ipeğinin de Bursa ipeği adıyla satılmasının üzücü olduğunu anlatan Başkan Mustafa Bozbey, "Hala bu alanda önemli ustalarımız bulunuyor. Onların değerini bilmeliyiz. Elbette üretimin tekrar artmasını istiyoruz. Bunun için de birinci derece dut ağaçlarının sayısı artırılmalı. Ayrıca aile işletmelerini de çoğaltmak gerekiyor. Ancak bu şekilde sürdürülebilir hale getirilir. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak bu konuda çeşitli çalışmalar yapıyoruz. Eskişehir ile birlikte ortak projeler geliştirebiliriz. Bursa ipeğinin ne kadar değerli olduğunu gelecek nesillere aktarmalıyız. Bu işlerle uğraşacak gençleri yetiştirmeliyiz. Bursa’nın ipek konusundaki hassasiyetini öne çıkartmak istiyoruz" dedi. "BURSA İLE İŞBİRLİĞİNE HAZIRIZ" Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ise Bursa’yı ipekçiliğin ana vatanı olarak kabul ettiklerini ifade etti. İpekçiliği tekrar canlandırmak için büyük çaba harcayan Başkan Mustafa Bozbey’i de tebrik eden Ünlüce, ipekçilik konusunda Bursa ile işbirliği yapmak için hazır olduklarını ve kolları sıvadıklarını belirtti. Hep beraber ipekçiliği bu topraklarda tekrar canlandıracaklarını söyleyen Ünlüce, "Kasım Uzunöz ile yollarımızın kesişmesiyle birlikte İpek Yolu haritasını oluşturduk. Harita Eskişehir’den de geçiyor. Bursa elbette bu yol üzerindeki en kalıcı noktalardan biri. Beş kişilik bir kadroyla yola çıktık. İpeği kendimiz dokuduk ve ilk Midas İpek Evi’ni kurduk. İpek Köyü projemizi de hayata geçireceğiz. 2017’de başlayan yolculuk, açılan sergiye kadar uzandı" diye konuştu.Kozabirlik Yönetim Kurulu üyesi Ramazan Işık, Kozabirlik’in geçmişi ve çalışmaları hakkında katılanlara bilgi verdi. 2016 yılından bu yana ipek böceklerinin ihtiyacı olan dut ağaçlarının artırılması için çalışmalar yürüttüklerini söyleyen Işık, bugüne kadar 400 bin dut ağacını üretime kazandırdıklarını dile getirdi.Bursa’da bulunan İpek Müzesi’ne değinen Sanatçı Kasım Uzunöz, Türkiye’de çalışır durumda bulunan 80-90 yıllık makinelerin yer aldığı müzenin önemli bir miras olduğunu söyledi.

İznik Gölü'nde sular çekildi...Bir tarihi eser günyüzüne çıktı Haber

İznik Gölü'nde sular çekildi...Bir tarihi eser günyüzüne çıktı

İznik Gölü'nde yaşanan su çekilmesiyle birlikte, sahil şeridine çok yakın bir noktada bulunan ve ikinci bir bazilika olabileceği değerlendirilen yapı kalıntıları, İhlas Haber Ajansı muhabiri tarafından drone uçurulurken görüntülere takıldı. Havadan alınan görüntülerde belirgin şekilde fark edilen yapı, yapılan incelemeler sonrası dikkatleri üzerine çekti. Göl sularının çekilmesiyle tamamen görünür hâle gelen kalıntıların, İznik sahil bandında kumsalın hemen yanında yer aldığı görülürken, yapıyı fark eden ekip heyecan yaşadı. 2017'DEN BU YANA 1. DERECE SİT ALANI Edinilen bilgiye göre söz konusu alan, 2017 yılında Müze Müdürlüğü tarafından 1. derece arkeolojik sit alanı ilan edildi. Yapının niteliğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Eski İznik Müze Müdürü Taylan Sevil, kalıntıların dini bir yapıya ait olabileceğini ve ikinci bir bazilika ihtimalinin güçlü olduğunu vurguladı. "DEPREMLE SULAR ALTINDA KALMIŞ OLABİLİR" Sevil, İznik Gölü'ndeki su seviyesinin azalmasının antik kalıntıların ortaya çıkmasına zemin hazırladığını belirterek, bölgede milattan sonra 1045 ve 1065 yıllarında büyük deprem ve çöküntülerin yaşandığının bilimsel olarak tespit edildiğini söyledi. Yapılan analizlerin, özellikle Londra'daki incelemelerle kesinlik kazandığını ifade eden Sevil, şu değerlendirmeyi yaptı:"Mevcut bazilikaya yakın konumdaki bu kalıntıların, geçmişte göl üzerinde yer alan bir kara parçasının deprem ve çöküntü sonucu sular altında kalmasıyla gömülmüş olabileceğini değerlendiriyoruz. Yapının planı ve ölçüleri, büyük ölçekli ve dini bir yapı olma ihtimalini güçlendiriyor." ANTİK LİMANLARA YAKIN, TARİHÎ MERKEZ Ortaya çıkan yapı kalıntılarının, antik Roma ve Bizans dönemlerinde oldukça hareketli olan bir bölge içerisinde yer aldığına dikkat çeken Sevil, alanın antik liman kalıntılarına yakınlığıyla da önem taşıdığını belirtti. Kuraklığın ilerleyen süreçte artması hâlinde, İznik Gölü'nde başka tarihî yapı ve batıkların da gün yüzüne çıkabileceği ifade edildi.Uzmanlar, ikinci bazilika ihtimalinin netlik kazanabilmesi için arkeolojik kazılar ve bilimsel çalışmaların başlatılması gerektiğine dikkat çekerken, İznik Gölü'nün yalnızca doğal değil, aynı zamanda çok katmanlı bir kültürel miras alanı olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Kırsalda antik bir inanç merkezi: Apollon'un saklı tapınağı Haber

Kırsalda antik bir inanç merkezi: Apollon'un saklı tapınağı

Manisa'nın Yunusemre ilçesinde bulunan Aigai Antik Kenti, antik dönemlerde yalnızca siyasi ve ekonomik değil, inanç dünyası açısından da büyük bir önem taşıyor. Kentten yaklaşık 2,5 kilometre uzaklıkta, doğal su kaynakları bulunan Kocaçay Vadisi içerisinde yer alan Apollon Khresterios Kehanet Merkezi, Tanrı Apollon'un "kahin" sıfatıyla insanlara kehanet sunduğu sayılı merkezlerden biri olma özelliğini barındırıyor. Helenistik dönemde, milattan önce yaklaşık 280 yıllarında inşa edildiği bilinen tapınak, yalnızca Aigai'nin değil, antik çağda Aiolis olarak adlandırılan bölgenin de en önemli kehanet merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Anadolu'daki Didyma ve Klaros gibi ünlü kehanet alanlarıyla aynı inanç geleneği içinde değerlendirilen bu kutsal alanın, özellikle su kaynaklarıyla ilişkili yapısı, Apollon kehanet merkezlerinin yer seçiminde izlenen dini ve ritüel anlayışı da gözler önüne seriyor. Tapınağın yeniden ayağa kalkması mümkün Tapınağa ulaşım ise oldukça zorlu bir parkurdan geçiyor. Aigai Antik Kenti içerisinde yer alan ancak henüz gün yüzüne çıkarılmamış antik yol üzerinden ulaşılan tapınak Roma döneminde de önemli bir kehanet merkezi olarak rol oynuyor. Dönemin Roma yönetimi tarafından kapsamlı bir yenilemeden geçirildiği, bugün alanda görülen sütunlar ve mimari blokların büyük bölümünün bu döneme ait olduğu belirlenirken, tapınağa ulaşan modern bir yolun bulunmaması ve alanın kırsal bir coğrafyada yer alması, tapınağın büyük ölçüde özgün taşlarıyla günümüze ulaşmasını sağlamış. Büyük ölçüde korunmuş olan tapınağa ulaşan modern bir yolun bulunmaması aynı zamanda yapının yeniden ayağa kaldırılabilmesine yönelik önemli bir potansiyel sunuyor. "Kutsal alanın tanrı Apollon'a adandığını biliyoruz" Tapınak hakkında bilgi veren Pergamon Koordinatör Kazı Başkanı ve Aigai Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Yusuf Sezgin, "Şu anda bulunduğumuz yer Aigai Antik Kent'in yaklaşık 2,5 kilometre uzağında bir nokta. Bilindiği üzere Aigai Antik Kenti yüksek bir tepe üstünde kurulmuş. Burası Aigai'ın yanından geçen Kocaçay vadisinin içinde dere kıyısında kurulmuş bir tapınak. Burası aslında bir kutsal alan ve bir kehanet merkezi olarak geçiyor. Kutsal alanın tanrı Apollon'a adandığını biliyoruz" dedi. "Bölgedeki en önemli kehanet merkezlerinden birisiydi" Bölgedeki en önemli kutsal alanlardan biri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sezgin, "Kısa bir bilgi vermek gerekirse; Antik dönemde kehanet ve kahinlik çok önemli. İnsanların gündelik hayatında kehanetin çok önemli bir yeri var. Şu an bulunduğumuz yerde bu kehanetlerin gerçekleştirildiği bir kahinlik merkezi. Anadolu'da birkaç tane önemli kehanet merkezi var bilinen. Didyma en önemlisi. İkincisi Klaros'taki Apollon kehanet merkezi. Bizim bulunduğumuz bölgede, yani antik dönemde adına Aiolis denen bu bölgede herhâlde en önemli kehanet merkezlerinden bir tanesi buradaki Apollon'un kehanet merkeziydi" ifadelerini kullandı. Tanrı Apollon'un kahin sıfatıyla insanlara hizmet verdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Yusuf Sezgin, "Buranın adı orijinalinde Apollon Khresterios kehanet merkezi. Khresterios eski Yunancada kelime anlamı olarak kahinlik, kehanet, kehanet saçan gibi anlamlar geliyor. Yani tanrı Apollon'un sıfatlarından birisi bu. Yani bizim içinde bulunduğumuz tapınaktaki Tanrı Apollon aslında burada kahin sıfatıyla insanlara hizmet vermiş diyebiliriz" diye konuştu. Roma valisi tapınağı restore ettirmiş Tapınağın Roma Valisi tarafından büyük bir yatırımla yeniden inşa ettirildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Sezgin, "Tapınak Aigai Antik Kenti açısından oldukça önemli bir yere sahip. Hemen bulunduğumuz bu noktadaki tapınak milattan önce yaklaşık 280 yıllarında inşa ediliyor. Yani Helenistik dönemde inşa edildiğini biliyoruz. Fakat sonrasında, milattan önce 1. yüzyılda tapınak yenilenmiş. Bölgede önemli bir konumda bulunan Roma valisi Publius Servilius Isauricus büyük bir yatırım yaparak tapınağı yeniden inşa ettirmiş. Şu an etrafımda gördüğünüz enkazdaki bütün sütunlar ve mimari bloklar o dönemdeki tapınağa ait" dedi. Modern yolun bulunmaması tapınağı günümüze ulaştırdı Aigai Antik Kenti'nden yaklaşık 2,5 kilometre uzaklıkta bulunan ve herhangi bir yolun bulunmadığı antik yapı tüm parçalarıyla günümüze kadar ulaştı. Tapınağın orijinal bloklarıyla yeniden restore edilebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Sezgin, "Buraya ulaşan modern bir yol yok. Buraya yürüyerek gelmek zorundasınız. Oldukça kırsal bir alan günümüzde ve ulaşımı çok zor. O bakımdan bu bir avantaja dönüştürülebilir. Yani tapınağın enkazının büyük bir kısmı hala burada duruyor. İleride yapılacak bir çalışmayla bu tapınağın ayağa kaldırılması mümkün. Belki yüzde 70, yüzde 80'e kadar tapınağın orijinal bloklarıyla restorasyonu yapmak mümkün olabilecek diye düşünüyorum" diye konuştu. Antik kentte yaşamış önemli kahinlerin izlerine rastlandı Öte yandan Prof. Dr. Sezgin, antik dönemde yaşamış önemli kahinlerin isimlerine de ulaştıklarını ve bu isimlere atfedilen bir takım sıfatların da bulunduğunu belirterek "Apollon kehanetleriyle ilişkili olabileceğini düşündüğümüz çok önemli bir figür var. Aigai'da yaşamış ünlü bir kahin. Bu kahinin adını da biliyoruz; Adı Pollees. Milattan sonra 10. yüzyıla ait sözlük tarzı bir kitapta bu kahinin adı geçiyor. "Aigai'li Kahin Pollees". Helenistik dönemde yaşadığını tahmin ettiğimiz Polles çok ünlü olmuş ve çok önemli kehanetler göstermiş. Mesela kuşlarla ilişkili kehanetler üstüne bir kitabı var. İç organlarla ilgili yapılan bir takım kehanetler ile ilişkili kitabı var. Ve bu Polle's o kadar ünlü olmuş ki döneminde "Polle's gibi olmak" diye bir deyim oluşmuş. Bu durum antik dönemde Polles'in çok önemli bir kahin olduğunu gösteriyor. Pollés'e atfedilerek "Pollés gibi olmak" yani bir şeyi önceden tahmin eden insanlara "Pollés gibi" sıfatı yakıştırılmış. Tabii bu noktada düşününce bu kahin Pollés kehanetlerinin nereyle ilişkisi olabilir sorusu akla geliyor? Büyük ihtimalle buradaki Apollon Tapınağı'yla ilişkili olabilir diye düşünüyorum" diye konuştu. Aigai'den tapınağa ulaşılan antik yol var Aigai Antik Kentinden tapınağa ulaşan antik yol bulunduğu ve bu yolun gün yüzüne çıkarılmasının mümkün olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yusuf Sezgin, "Kutsal alan kente 2,5 km uzakta olmasına rağmen Aigai Antik Kentinin bir tapınağı olduğu açık. Kente bu kadar uzak olmasının nedeni buradaki su kaynakları ve dere kıyısına yakın konumu nedeniyle tercih edilmiş olması. Elbette ki insanlar buraya belli dönemlerde festivaller ve törenler için geliyorlardı. Ve bunun için yapılmış muhteşem taş döşeli bir yol var. Yani Aigai Antik Kent'ini ziyarete geldiğinizde neredeyse yüzde 50, yüzde 60 açıkta olan antik dönem yolundan yürüyerek tapınağa ulaşabiliyorsunuz. Tabii ki antik dönemde insanlar da o yolu kullanarak buraya geliyorlardı ve Tanrı Apollon'a özel günlerde, bayramlarda boğa kurbanı gerçekleştiriyorlardı" dedi. Tapınak 2005 yılında saldırıya uğrayarak tahrip edildi Öte yandan tapınağın günümüze kadar ulaşan önemli bir parçası ise 2005 yılında bölgeye gelen defineciler tarafından tahrip edildi. Tapınak kapısının iki sütununun üzerinde bulunan lento defineciler tarafından kırıldığı bilgisini veren Prof. Dr. Sezgin "Tapınağın bulunduğu alanda aslına bakarsanız çok fazla kaçak kazı gerçekleşmiyor. Belki ufak tefek birtakım girişimler oluyor günümüzde. Fakat 2005 yılının kış ayında maalesef çok büyük bir felaket gerçekleşti. Arkamda gördüğünüz o iki tane dikili taş aslında bir kapının iki yanında duran söve taşları. Bunların üstünde bir de lento oluyor biliyorsunuz. Şu an lento eksik. Fakat 2005 yılından önce o lento yerindeydi. 2005 yılında bir karlı havada gelip burada kamyon krikosuyla o lento düşürülüyor yere ve parçalanıyor. Bir taşın içinde define ya da kıymetli bir şeyin olması mümkün değil tabii. Hangi gerekçeyle yapıldıklarını açıklamak belki mümkün değil ama maalesef çok kötü bir görüntü oluştu. Yani 2005 yılından önce gelseydiniz bu tapınağa giriş yapılan kapıyı sağlam olarak ayakta görecektiniz" diye konuştu. Yer altı sularıyla beraber çıkan gazlar kahinlerin bir takım görüntüler görmesini sağlıyor Bu tür tapınakların su kaynaklarına yakın bölgelerde kurulduğuna işaret eden Prof. Dr. Yusuf Sezgin, "Bu tapınağın olduğu alan kırsal bir arazi olmakla birlikte hemen yakınımızdan bir dere akıyor. Kocaçay deresi antik dönemde Titnaios ya da Pytikos isimleriyle anılmış. Bölgenin en önemli su varlıklarından biri olan Kocaçay'ın bu bölümünde, dere kenarlarında doğal su kaynakları bulunmakta. Apollo'nun kehanet merkezleri için özellikle suya yakın yerlerin tercih edildiğini biliyoruz. Çünkü yer altından çıkan bu kaynak suyuyla beraber gazlar da çıkıyor ve Apollo'nun rahibeleri kehanetleri aktarıyorlar. Yani bu gazın etkisiyle tanrıyla iletişim kurdukları ve bu iletişim sonucunda da kehanetler ve haberler getirdiklerine inanılıyor" ifadelerini kullandı. Tapınağın taşları kullanılarak değirmen inşa edilmiş Öte yandan tapınağın işlevsiz hale gelmesi sonrasında tapınağın hemen 20 metre yakınında tapınaktaki taşlar kullanılarak değirmen inşa edilmiş. Tapınak taşları ve sütunlarının değirmende kullanılmış olması ise, bölgedeki çok katmanlı kültürel mirası gözler önüne seren bir başka unsur olarak dikkat çekiyor. İnşa edilen değirmen kalıntılarının da tarihi bir öneme sahip olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sezgin, "Günümüzden yaklaşık 150 yıl önce, tapınak işlevsiz hale gelmiş ve yıkılmış. Tapınağın enkazındaki özellikle duvar taşları alınarak hemen 20 metre yakınımızda bir değirmen inşa edilmiş. Aslında o da bir kültürel miras. Bence onun da olduğu gibi korunması gerekir" diye konuştu. Keşif rotası için güçlü bir potansiyel Bugün Apollon Khresterios Kehanet Merkezi, yalnızca arkeolojik bir kalıntı olarak değil; özgün mimari dokusu, antik yol bağlantısı ve inanç tarihindeki yeriyle, Aigai Antik Kenti'ni ziyaret edenler için yeni bir keşif rotası ve kültür turizmi açısından güçlü bir potansiyel alan olarak değerlendiriliyor. Bugün büyük bölümü özgün mimari bloklarıyla ayakta kalan Apollon Khresterios Kehanet Merkezi, bilimsel kazı, belgeleme ve restorasyon çalışmalarıyla yeniden ayağa kaldırılabilecek nitelikte önemli bir arkeolojik miras olarak öne çıkıyor. Modern yapılaşmadan uzak kalması sayesinde büyük ölçüde korunmuş olan tapınağın, kontrollü bir restorasyon süreciyle hem mimari bütünlüğünün yeniden ortaya çıkarılması hem de Aigai Antik Kenti ile birlikte bütüncül bir ziyaret rotasına dönüştürülmesi mümkün görülüyor.

Başkan Şadi Özdemir: "Çocuklarımızı ve gençlerimizi önemsiyoruz” Haber

Başkan Şadi Özdemir: "Çocuklarımızı ve gençlerimizi önemsiyoruz”

Çocukların hem kişisel gelişimlerine, hem de yaşadıkları bölgeye dair derinlemesine bilgi ve aidiyet duygusu kazanmalarına katkı sağlaması hedeflenen projeye 22 çocuk katıldı. Çocuklara; sinema, kısa film, arkeoloji, sözlü tarih, kırsal turizm, oryantiring, fotoğrafçılık, seramik, proje yazma, sosyal medya ve ritim gibi çeşitli atölye ve eğitimler verildi. Nilüfer Belediyesi Kültürel Miras Bürosu uzmanları ve gönüllü akademisyenler tarafından yürütülen programda, takım çalışması ile başlayıp, sözlü tarih ve arkeolojik keşiflerle bölgenin tarihinin öğrenilmesi, sanat atölyeleri ve teknik eğitimlerle zenginleşti. Proje süresince edindikleri bilgi ve deneyimleri sanata dönüştüren Badırgalı çocuklar, köylerinin kültürel mirasını yansıtan bir seramik pano hazırladılar. Ortaya koydukları bu eseri sunmak üzere Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’i makamında ziyaret eden çocuklar, projeye katılmaktan duydukları mutluluğu paylaştılar. Çalışmalarından dolayı çocukları tebrik eden Başkan Şadi Özdemir, bu tür projelerin toplumsal gelişimdeki rolüne dikkat çekti. Çocuklara kendilerini her alanda geliştirebilecekleri bu tip fırsatları sunmaya devam edeceklerini söyleyen Başkan Şadi Özdemir, “Onların hem kültürel değerlerine sahip çıkmalarını, hem de sosyal hayatta aktif rol alarak kötü alışkanlıklardan uzak durmalarını önemsiyoruz. Hepinize teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Bursa’nın Kültürel Mirası ve Turizm Vizyonu Haber

Bursa’nın Kültürel Mirası ve Turizm Vizyonu

Mimar Sinan Yerleşkesi Turkuaz Salon’da gerçekleştirilen programa; BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Barış Tamer Tonguç, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. “Fethinin 700. yılında kurucu kent Bursa” başlıklı sunumunda Dr. Özer, binlerce yıllık geçmişe sahip kentlerde yaşamanın önemli bir kültürel birikim sunduğunu ifade etti. Kültürün yalnızca tarihi yapılarla sınırlı olmadığını belirten Özer; dil, gelenekler, müzik, edebiyat, gastronomi ve günlük yaşam pratiklerinin de somut olmayan kültürel mirasın temel unsurları olduğunu vurguladı. Küreselleşme sürecinde kültürel kimliğin korunmasının daha da önemli hâle geldiğini söyledi. Turizmin küresel ölçekte büyük bir ekonomik hareketlilik yarattığını dile getiren Özer, dünyada her yıl yaklaşık 1,5 milyar kişinin seyahat ettiğini, bunun da trilyonlarca dolarlık bir sektör oluşturduğunu aktardı. Türkiye’nin son 20 yılda turizm alanında önemli bir gelişme kaydettiğini belirten Özer, ülkenin en çok ziyaret edilen ülkeler arasında üst sıralarda yer aldığını ifade etti. Bursa’nın turizm potansiyeline de değinen Özer, kentte kültür, tarih, doğa, gastronomi, sağlık ve kış turizmi gibi birçok alanda güçlü bir altyapı bulunduğunu söyledi. Bursa’da 31 müze, 73 kütüphane ve 27 tiyatronun yer aldığını, arkeolojik bulguların kentin geçmişinin yaklaşık 8 bin 500 yıl öncesine uzandığını gösterdiğini aktardı. UNESCO Dünya Mirası Listesi ve Somut Olmayan Kültürel Miras başlıkları kapsamında Bursa’nın önemli değerlere sahip olduğunu belirten Özer, kentin güçlü bir tarihsel ve kültürel anlatıya sahip olduğunu dile getirdi. Programın sonunda öğrencilerden gelen soruları yanıtlayan Özer, gençlerin kültürel mirasın korunması ve tanıtılmasında aktif rol üstlenmesi gerektiğini vurguladı. Etkinlik, BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar’ın Dr. Kamil Özer’e teşekkür plaketi takdim etmesi ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

İki Belediye Arasında Önemli İmza Haber

İki Belediye Arasında Önemli İmza

Mudanya Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi, kültürel mirasın korunması ve geleceğe taşınması için önemli çalışmaya imza attı. İki belediye arasında imzalanan Kültürel Miras İşbirliği Protokolü, Mudanya’nın tarihi yapılarının korunmasını ve kurumlar arasında deneyim paylaşımını hedefliyor.   Mudanya Belediyesi, kentin tarihi ve kültürel mirasını korumak, yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak hedefiyle önemli bir işbirliği yaptı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Varlıkları Dairesi Başkanlığı ile Mudanya Belediyesi arasında Kültürel Miras İşbirliği Protokolü imzalandı. Girit Mahallesi’nde gerçekleşen kültürel gezinin ardından Tahir Paşa Konağı’nda düzenlenen imza törenine Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Mahir Polat, İBB Kültür Varlıkları Dairesi Başkanı Oktay Özel, Mudanya Belediyesi bürokratları ile İBB Miras ekibi katıldı.  İmzalanan protokol ile yapılan işbirliğinin önemine vurgu yapan Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, “İBB Miras’ın daha önce yaptıkları ve birikimleri bize önemli bir yol gösterici olacaktır. Mudanya, Türk tarihinin her dönemine tanıklık etmiş önemli ve özel bir ilçedir. Birlikte yapacağımız çok iş var. İlk işimizin de kimliğimizi hatırlamak ve kültürel mirasımıza sahip çıkmak olduğunu düşünüyoruz. Bu işbirliğini dokuz aylık hizmet dönemimizde attığımız en önemli adımlardan biri olarak görüyoruz” dedi.  2019 yılında Ekrem İmamoğlu’nun göreve gelmesiyle “Kentlerin tarihi kimliği olmadan, geleceği olmaz” vizyonuyla İBB Miras’ın temellerinin atıldığını belirten İBB Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Mahir Polat, “Beş sene içerisinde bin iki yüzün üzerinde tarihi alana dokunan, bu alanda eksik bırakılmış tüm noktaları doğru metotla günümüze kazandıran bir deneyim yaşadık. İBB miras Türkiye’nin ortak değeridir. Mesleğimizi ve birikimimizi bu topraklar için paylaşmaya hazırız” dedi. Mudanya’da özgün bir dokunun olduğuna da değinen Polat, şöyle konuştu:  “Mudanya’nın dokusu oldukça güçlü. İyi bir mimari kimliği ve tarihi kent dokusu var. Mudanya’da duyarlı, konuya çok hakim bir belediye başkanı ve eşiyle karşılaştık. Duyarlılığınız bizim için çok önemliydi. Biz inanıyoruz ki, bu tür duyarlılıklar kentlere çok şey katacaktır. İBB Miras olarak Mudanya için elimizden geleni yapmaya, tüm bilgi, birikim ve tecrübemizi dayanışmayla sunmaya hazırız. Yapacağımız işlerle Mudanya’ya güzel şeyler katacağız.”  İmzalanan protokol çerçevesinde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Mudanya Belediyesi arasında deneyim aktarımın sağlanması ve kültürel mirasın korunması hedefleniyor. Ayrıca işbirliğinin geliştirilerek, deprem güçlendirme ve restorasyon konularında vatandaşlara destek olmak için “Miras Ofisleri”nin kurulması hedefleniyor. 

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.