Hava Durumu

#Kültürel Miras

Yeni Marmara Gazetesi - Kültürel Miras haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kültürel Miras haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bursa'nın 700 yıllık lezzet mirasına bilimsel yolculuk Haber

Bursa'nın 700 yıllık lezzet mirasına bilimsel yolculuk

Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığı koordinasyonuyla bu yıl 5'incisi düzenlenecek Uluslararası Gastronomi Festivali kapsamında Bursa Deneyimsel Gastronomi Kongresi (EGCON) gerçekleştirilecek. '700 Yıllık Bursa Sofrası: 7 Asırlık Gastronomi Yolculuğu' temasıyla organize edilen kongre, 27-30 Ağustos 2026 tarihleri arasında düzenlenecek. Türkiye'nin 21 farklı üniversitesinden akademisyenlerin katkı sunacağı kongrede, Bursa'nın coğrafi işaretli ürünleri, yöresel lezzetleri, geleneksel üretim biçimleri, gastronomi kültürü ve kentin tarihi süreç içerisinde oluşan mutfak mirası bilimsel çalışmalar çerçevesinde değerlendirilecek. Tarih ve gastronomi aynı zeminde buluşacak Bursa Deneyimsel Gastronomi Kongresi ile kentin sahip olduğu gastronomik değerlerin oluşmasını sağlayan tarihi, kültürel ve sosyal süreçlerin de ortaya konulması hedefleniyor. Bu kapsamda kongrenin en önemli buluşmalarından biri ise 29 Ağustos 2026 tarihinde, Aktopraklık Höyük Arkeopark Açık Hava Müzesi'nde gerçekleştirilecek. Böylece gastronomi yalnızca yemek ve mutfak kültürü üzerinden değil; arkeoloji, tarih, kültür, tarım, üretim, turizm ve sosyal yaşamla ilişkili çok katmanlı bir kültürel miras alanı olarak ele alınacak. Köklü miras akademik literatüre kazandırılacak Bursa Deneyimsel Gastronomi Kongresi kapsamında akademisyenler tarafından hazırlanan bildiriler, Türkçe ve İngilizce özet bildiri olarak yayımlanacak. Bilimsel değerlendirme sürecinin ardından uygun bulunan çalışmaların ise gastronomi alanındaki akademik yayınlardan biri olan Journal of Gastronomy (JoGA) dergisinde tam metin makale olarak değerlendirilerek yayımlanması planlanıyor. Bu yayın süreci sayesinde kongrede ortaya konulacak bilimsel çalışmaların yalnızca etkinlik kapsamında kalmaması, Bursa'nın gastronomi mirasına ilişkin akademik bilgi birikiminin genişletilmesi ve ulusal ve uluslararası bilimsel literatüre kazandırılması hedefleniyor. Ulusal ve uluslararası görünürlük artırılacak Bursa'nın coğrafi işaretli ürünleri, yerel lezzetleri, geleneksel mutfak kültürü ve gastronomi mirasının akademik çalışmalarla belgelenmesi; kentin gastronomi turizmi açısından sahip olduğu potansiyelin daha görünür hale gelmesine katkı sağlayacak. Bilimsel çalışmaların ulusal ve uluslararası akademik çevrelerle buluşturulmasıyla Bursa'nın gastronomi alanındaki özgün kimliğinin güçlendirilmesi ve kentin gastronomi destinasyonu olarak konumlandırılmasına yönelik çalışmalara akademik bir altyapı oluşturulması amaçlanıyor. '700 Yıllık Bursa Sofrası' geleceğe taşınıyor '700 Yıllık Bursa Sofrası; 7 Asırlık Gastronomi Yolculuğu' teması, Bursa'nın 700 yıllık Osmanlı-Türk şehir kültürü içerisindeki gastronomik birikimini tarihi süreklilik içerisinde değerlendirmeyi amaçlıyor. Bursa Deneyimsel Gastronomi Kongresi ile geçmişten günümüze ulaşan yemek kültürünün, üretim geleneklerinin, yerel ürünlerin ve gastronomi mirasının bilimsel yöntemlerle incelenmesi, elde edilen bilgi ve belgelerin akademik literatüre kazandırılması ve gelecek kuşaklara aktarılması hedefleniyor. Kongre, bu yönüyle Uluslararası 5. Bursa Gastronomi Festivali'nin yalnızca lezzetlerin ve gastronomi deneyimlerinin buluştuğu bir organizasyon olmanın ötesine taşınmasına; Bursa mutfağının bilimsel, kültürel ve tarihi yönleriyle ele alınmasına katkı sağlayacak. Bursa Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde gerçekleştirilecek çalışmalarla, Bursa'nın zengin mutfak mirasının korunması, belgelenmesi, araştırılması, tanıtılması ve sürdürülebilir biçimde geleceğe aktarılması yönünde önemli bir akademik birikim oluşturulması hedefleniyor.

Cumalıkızık’ta UNESCO Dünya Mirası Gönüllüleri programı tamamlandı Haber

Cumalıkızık’ta UNESCO Dünya Mirası Gönüllüleri programı tamamlandı

UNESCO Dünya Mirası Gönüllüleri (WHV) 2026 Cumalıkızık Programı, düzenlenen kapanış ve sertifika töreniyle başarıyla tamamlandı. Yerel toplumun psikolojik iyi oluşunu kültürel mirasın sürdürülebilirliğiyle birlikte ele alan program, on gün boyunca akademik çalışmalar, saha araştırmaları ve gönüllülük faaliyetlerini bir araya getirdi. İş, Örgüt ve Endüstri Psikologları Derneği (IOCP) tarafından yürütülen program; Bursa UNESCO Derneği, UNESCO Bursa Alan Yönetimi ve Cumalıkızık Köyü Kadın Eğitim, Dayanışma ve Kalkınma Derneği iş birliğiyle gerçekleştirildi. Kapanış törenine Yıldırım Kaymakamı Metin Esen, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Kevser Öztürk, Yıldırım Belediye Başkan Yardımcısı Gökhan Yıldız, akademisyenler, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri, proje paydaşları ve Cumalıkızık halkı katıldı. Program süresince gönüllüler; akademik oturumlar, psikoloji yaz okulu, saha araştırmaları ve kültürel etkinliklerin yanı sıra Cumalıkızık'ın gündelik yaşamına da aktif olarak katıldı. Köy sakinleriyle birebir görüşmeler gerçekleştiren katılımcılar; düğünlere, cenazelere ve geleneksel köy buluşmalarına iştirak ederek yerel yaşamı ve somut olmayan kültürel mirası yerinde deneyimledi. Ayrıca köyde ziyaretçi yoğunluğu bilimsel yöntemlerle ölçüldü, ziyaretçi hareketliliğine ilişkin veriler toplandı ve hazırlanacak sonuç raporuna temel oluşturacak saha çalışmaları gerçekleştirildi. Bursa UNESCO Derneği Başkanı İlker Özaslan, törende yaptığı konuşmada Cumalıkızık'ın yalnızca tarihî yapılarıyla değil, bu mirası yaşatan insanlarıyla da Dünya Mirası kimliğini taşıdığını belirterek, yerel toplumun psikolojik iyi oluşunu merkeze alan bu yaklaşımın Dünya Mirası alanlarının sürdürülebilirliği açısından örnek bir model oluşturduğunu ifade etti. Bursa UNESCO Derneği Kültürel Miras ve Cumalıkızık Çalışma Grubu Başkanı Bülent Uysal ise Cumalıkızık'ın UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan ve yaşamın devam ettiği ender yerleşimlerden biri olduğuna dikkat çekti. Yerel halkın görüşlerinin, yaşam deneyimlerinin ve ziyaretçi yoğunluğunun etkilerinin ilk kez bu kapsamda bilimsel yöntemlerle değerlendirildiğini belirten Uysal, hazırlanacak sonuç raporunun UNESCO'ya sunulacağını ve elde edilen keşiflerin Cumalıkızık'ın gelecekteki koruma ve yönetim süreçlerine katkı sağlayacağını söyledi. Uysal ayrıca yarım kalan restorasyon çalışmalarının tamamlanması, altyapının güçlendirilmesi ve ziyaretçi yönetiminin iyileştirilmesinin Dünya Mirası Alanı'nın geleceği açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Program Koordinatörü Prof. Dr. Çiğdem Vatansever ise kültürel mirasın sürdürülebilirliğinin yalnızca tarihî yapıların korunmasıyla sağlanamayacağını, bu mirası yaşatan insanların kendilerini güvende, değerli ve ait hissetmelerinin de en az fiziksel koruma kadar önemli olduğunu ifade etti. Gönüllülerin Cumalıkızık'a yalnızca gözlem yapmak için gelmediğini, köy halkını dinlediğini, onlarla birlikte yaşadığını ve güçlü bağlar kurduğunu belirten Vatansever, bu yönüyle programın bilimsel araştırma ile gönüllülüğü buluşturan örnek bir uluslararası model olduğunu kaydetti. Program sonunda gönüllülere katılım sertifikaları takdim edildi. Sertifika töreninin ardından katılımcılar ve konuklara Cumalıkızık'ın yöresel ürünlerinden ikramlar sunuldu. Program süresince katkı sağlayan UNESCO Bursa Alan Başkanlığı, Bursa Büyükşehir Belediyesi, Yıldırım Belediyesi, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, Eker Süt Ürünleri, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası, Bursa SOKÜM Müzesi ile; gönüllüleri Downtown'da ağırlayarak Bursa'nın simge lezzeti İskender kebabıyla buluşturan İskender İskenderoğlu başta olmak üzere destek veren tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür edildi. Proje çerçevesinde elde edilen bilimsel keşiflerin hazırlanacak sonuç raporuyla UNESCO'ya sunulacağı, raporun Cumalıkızık Dünya Mirası Alanı'nın sürdürülebilir yönetimine ve yerel toplum odaklı koruma çalışmalarına katkı sağlamasının hedeflendiği belirtildi.

Kadınlar köyün yönetimini ele geçirdi Haber

Kadınlar köyün yönetimini ele geçirdi

Kozluören Mahallesi'nde asırlardır sürdürülen gelenek kapsamında sabah saatlerinde çocuklar hariç tüm erkekler mehter takımı eşliğinde mahalleden uğurlandı. Mahalle girişinde güvenlik önlemleri alınırken, kadınlar gün boyunca mahallenin idaresini üstlendi. Gelenek doğrultusunda Kozluören Mahalle Muhtarı Mehmet Çalışkan, görevini bir günlüğüne eşi Emine Çalışkan'a devretti. Azaların eşleri de eşlerinin görevlerini üstlenirken, mahalle bakkalı kadınlar tarafından işletildi. Kadınlar gün boyunca gelen misafirleri ağırlayıp çay ikramında bulunurken, hazırlanan kazanlarda pişirilen etli bulgur pilavı vatandaşlara dağıtıldı. Şenlik kapsamında kadınlar kahvehanede okey oynayarak eğlendi, mahallede kurulan etkinlik alanlarında bir araya gelerek geleneksel günü coşkuyla kutladı. Çeşitli illerden gelen misafirler de etkinliğe yoğun ilgi gösterdi. Erkekler ise mahalle dışında düzenlenen yağlı güreş organizasyonunu takip ederken, gün boyunca mahalleye giriş yapamadı. Programa Kestel Belediye Başkanı Ferhat Erol da katılarak vatandaşlarla bir araya geldi. Belediye ekiplerinin desteğiyle gerçekleştirilen organizasyonda, asırlardır yaşatılan gelenek bir kez daha gelecek nesillere aktarıldı. Osmanlı döneminden günümüze ulaştığı belirtilen geleneğin, savaş yıllarında erkeklerin cephede olduğu dönemlerde kadınların köyün yönetimini üstlenmesine dayandığı ifade edilirken, Kozluören Mahallesi'nde bu kültürel miras 525 yıldır aynı heyecanla yaşatılmaya devam ediyor. Eli titreyerek mührü eşine devreden Çalışkan, "Sorumluluk kolay bir şey değil. Ben eşime ve diğer kadınlara güveniyorum. 3 yıldır yapıyoruz. Alınlarının akıyla bugünü geçireceklerini düşünüyorum" dedi. Erkeksiz güzel bir gün geçirmenin mutluluğunu hep birlikte yaşayacaklarını belirten Emine Çalışkan ise, "Belediye başkanımız gereken bütün isteklerimizi kabul ediyor. Ama yine de bizim bir kaç isteğimiz olacak" diye konuştu. Kestel Belediye Başkanı Ferhat Erol ise, "Edirne'den sonraki 3'üncü en kapsamlı güreşleri burada idrak ediyoruz. 15-16 yıldır ara verilmişti. Biz 3 yıldır bu geleneği devam ettiriyoruz. Bu geleneğin en dikkat çekeni ise köydeki bütün her şey kadınlar tarafından gerçekleştirilecek. Akşama kadar köye erkek girmesi yasak. Muhtarımız mührü eli titreyerek de olsa devretti" şeklinde konuştu. Köydeki gençler ve vatandaşlar ise, "Çok güzel bir geleneği yaşatıyoruz. İnşallah gelecek nesillere kadar sürer. 1 günde olsa erkeklerin olmaması ve onların her gün olduğu yerde bizim olmamız çok güzel" diye konuştu.

Kocayayla’nın geleceği BTÜ’nün projesiyle şekilleniyor Haber

Kocayayla’nın geleceği BTÜ’nün projesiyle şekilleniyor

Bölgenin özgün karakterini korumayı esas alan proje kapsamında, araç yoğunluğunun azaltılması, yaya öncelikli kullanımın teşvik edilmesi ve doğayla uyumlu yürüyüş, kamp ve etkinlik alanlarının oluşturulması hedefleniyor. "Şehirle ve toplumla bütünleşen üniversite" vizyonuyla çalışmalarını yürüten Bursa Teknik Üniversitesi Bursa’nın önemli turizm destinasyonlarından biri olan Keles Kocayayla için kolları sıvadı. BTÜ akademisyenleri "Doğanın Ham Gösterisi" başlıklı projesiyle Kocayayla’nın doğal güzelliklerini ön plana çıkaracak bir plan hazırladı. Proje; doğa, tarih, kültür ve miras bileşenlerini bir arada ele alarak Kocayayla’nın özgün karakterinin korunmasını ve gelecek kuşaklara aktarılmasını amaçlıyor. Keles Belediyesi iş birliğiyle hazırlanan projede; BTÜ Mimarlık ve Tasarım Fakültesi öğretim üyeleri Doç. Dr. Merve Ersoy, Doç. Dr. Yalçın Yıldırım, BTÜ yüksek lisans öğrencisi Merve Öztürk, BTÜ lisans mezunu Eren Karagöz, Vesile Yiğit ve BTÜ lisans öğrencisi Şeyma Okur yer alıyor. Kocayayla’nın hafızası geleceğe taşınıyor Bursa’nın en önemli panoramik yayla peyzajlarından biri olarak öne çıkan Kocayayla, sahip olduğu zengin biyoçeşitlilik, ekolojik koridor özelliği ve kültürel mirasıyla dikkat çekiyor. Proje kapsamında alanın yalnızca doğal değerleri değil, aynı zamanda Bursa kent hafızasındaki yeri ve tarihi geçmişi de değerlendirilerek kapsamlı bir planlama yaklaşımı geliştirildi. Alanın özgün karakterini ön plana çıkaran proje, minimum müdahale ilkesini esas alan "Doğanın Ham Gösterisi" yaklaşımı üzerine kurgulandı. Bu doğrultuda hazırlanan tasarım kararları, kırsal peyzajın korunmasını sağlarken ziyaretçilere doğayla uyumlu deneyim alanları sunmayı hedefliyor. Araç ve yaya ulaşımı yeniden planlandı Projede, Kocayayla'nın doğal yapısını korurken ziyaretçilerin alanı daha rahat ve bilinçli kullanabilmesine yönelik çözümler geliştirildi. Bu kapsamda araç ve yaya ulaşımı yeniden planlanırken, yoğun kullanımın doğaya zarar vermesini önleyecek düzenlemeler önerildi. Ayrıca Kocayayla'nın tarihi ve kültürel değerlerinin daha görünür hale getirilmesi, ziyaretçilerin doğayla iç içe vakit geçirebileceği alanların oluşturulması hedeflendi. Doğaya saygılı kamp ve etkinlik alanları Orman Fakültesi akademisyenleri Dr. Öğretim Üyesi İnanç Taş ve Arş. Gör. Emre Kılınçarslan ise ağaç rölövelesi haritalandırdı. Ağaç rölövelerinden elde edilen veriler doğrultusunda tasarlanan karavan kamp alanı, mevcut ağaç dokusuna zarar vermeyecek şekilde planlandı. Tamamı geçirgen yüzeylerden oluşan kamp alanına ek olarak, dönemsel şenliklerde kullanılabilecek çadır alanları ve yönetim birimi tasarlandı. Yaya öncelikli yayla deneyimi Taşıma kapasitesi esas alınarak hazırlanan projede, ziyaretçi yoğunluğunu kontrol altında tutacak bir yönetim modeli geliştirildi. Bu kapsamda araç kullanımı yayla merkezinden uzaklaştırılarak giriş bölümünde geçirgen yüzeyli ve ağaç kanopisiyle bütünleşen otopark alanları önerildi. Böylece motorlu araç baskısının azaltılması ve çekirdek peyzaj alanının yaya öncelikli bir deneyim mekânı olarak değerlendirilmesi hedeflendi. Rektör Çağlar: Bilimsel birikimimizi Bursa ile buluşturmaya devam edeceğiz BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, üniversite olarak yalnızca akademik üretime değil, aynı zamanda şehrin ve bölgenin kalkınmasına katkı sağlayan projelere de önem verdiklerini belirterek, "Bursa Teknik Üniversitesi olarak şehirle bütünleşen, bulunduğu kentin sorunlarına ve potansiyellerine bilimsel çözümler üreten bir üniversite anlayışıyla hareket ediyoruz. Kocayayla için geliştirilen bu proje de doğal ve kültürel mirasın korunmasına yönelik önemli bir çalışma oldu. Daha önce Bursa'nın farklı ilçelerinde Avrupa Birliği destekli projeler yürüttük, kırsal kalkınma ve kültürel miras odaklı çalışmalar gerçekleştirdik. Üniversitemizin bilgi birikimini Bursa’nın doğal ve kültürel değerleriyle buluşturmaya, kentimize ve bölgemize katkı sunmaya devam edeceğiz" dedi.

Romanya’da Hıdırellez Coşkusu Haber

Romanya’da Hıdırellez Coşkusu

Demokrat Tatar Birliği tarafından organize edilen Hıdırellez Festivali, bu yıl 29-31 Mayıs 2026 tarihleri arasında Turquoise Plajı’nda düzenlendi. Romanya UNESCO Millî Komisyonu himayesinde ve Romanya Kültür Bakanlığı’nın desteğiyle hayata geçirilen etkinlik, Tatar kültürünün gelecek kuşaklara aktarılması adına önemli bir misyon üstlendi. Radio Constanța ve Alpha Media'nın da medya ortakları arasında yer aldığı şölen, geniş bir uluslararası katılıma sahne oldu. "Kültürel Hafızayı Yaşatan Bir Miras" Festivalin açılışında konuşan Demokrat Tatar Birliği Başkanı Naim Belgin, bayramın Tatar halkı için taşıdığı anlama dikkat çekerken, CNR-UNESCO temsilcisi Codrin Tăut ise somut olmayan kültürel değerlerin korunmasının dünya mirası açısından kritik olduğunu vurguladı. Moldova Cumhuriyeti ve Romanya’dan pek çok belediye başkanı ve yerel yöneticinin de yoğun katılım gösterdiği festivalde, kültürel iş birliklerinin altı çizildi. Asırlık Oyunlar ve Tatar Lezzetleri Görücüye Çıktı Etkinliğin en çok ilgi gören bölümlerinden biri, UNESCO kültürel mirası kapsamındaki geleneksel sporlar ve oyunlar oldu. Gençler ve çocuklar; toguz kumalak, göçürme (mangala), aşık atma, arkan tartıu (halat çekme), geleneksel güreş ve tarihî okçuluk gibi asırlık oyunları deneyimleme fırsatı buldu. Gastronomi alanında ise tam bir ziyafet yaşandı. UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan Orta Asya’nın meşhur pilavının yanı sıra şibörek, cantık, sarburma ve köbete gibi geleneksel lezzetler ziyaretçilere ikram edildi. Ayrıca koruma altındaki Türk kahvesi kültürü de etkinlikte özel bir yer buldu. Ataların Ateşiyle Gelen Arınma Öğrencilerin ve gençlerin eğitim atölyelerine aktif katılım sağladığı organizasyonda; tarihî canlandırma gruplarının görsel şölenleri, dombra sanatçısı Dr. Mesut Baubek, sanatçı Elfin Receb ve konuk sanatçıların konserleri büyük beğeni topladı. Üç gün süren kültürel buluşma, arınmayı, bereketi ve doğanın yeniden doğuşunu simgeleyen kadim Hıdırellez geleneği "ataların ateşi" üzerinden atlanmasıyla coşkulu bir şekilde sona erdi.

2 bin yıllık miras öksüz kaldı Haber

2 bin yıllık miras öksüz kaldı

İzmir'in Bergama ilçesinde, antik çağın en önemli kültürel miraslarından biri olan parşömen üretimini geleneksel yöntemlerle sürdüren dünyadaki son temsilcilerden, UNESCO "Yaşayan İnsan Hazinesi" unvanına sahip karatabak İsmail Araç, 93 yaşında hayatını kaybetti. Ömrünü asırlık zanaatın yaşatılmasına adayan İsmail Usta, düzenlenen cenaze töreninin ardından sevenleri ve ilçe halkı tarafından dualarla son yolculuğuna uğurlandı. Bergama'da 1933 yılında dünyaya gelen İsmail Araç, 1953'te Tabakçılar Köprüsü altında adım attığı dericilik mesleğini aralıksız 71 yıl boyunca büyük bir sadakatle sürdürdü. Antik Bergama Krallığı döneminde M.Ö. 2. yüzyılda geliştirilen parşömen üretimini hiçbir kimyasal madde kullanmadan, tamamen geleneksel ve el emeğine dayalı yöntemlerle yapan dünyadaki nadir ustalardan biri olan Araç, ilçenin en önemli simge isimlerinden biri haline gelmişti. Ağır fiziksel güç gerektiren mesleğinde oğlak ve keçi derilerini "kavlato" adı verilen geleneksel bıçaklarla işleyen İsmail Usta, titiz işçiliğiyle yerli ve yabancı pek çok araştırmacının ve akademisyenin de odak noktası olmuştu. Geleneksel Türk el sanatlarının yaşatılması ve dünyaya tanıtılması noktasında büyük emekleri bulunan İsmail Araç, kariyeri boyunca ulusal ve uluslararası pek çok üst düzey unvan ve ödüle layık görüldü. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2017 yılında "Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı" ilan edilen asırlık usta, 2021 yılında ise UNESCO tarafından "Yaşayan İnsan Hazinesi" ünvanı ile tescillendi. Geleneksel sanatlara sunduğu eşsiz katkılardan dolayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından da bizzat ödüllendirilen Araç, hem devlet protokolünün hem de uluslararası kültür çevrelerinin takdirini kazanarak Bergama'nın adını dünyaya duyurdu. Geçmiş yıllarda verdiği röportajlarda "Ben ölürsem bu sanat biter" diyerek zanaatın geleceğine dair endişesini dile getiren İsmail Araç, ömrünün son döneminde en büyük hayalini gerçekleştirerek bu kadim kültürü geleceğe miras bırakmayı başardı. Yetiştirdiği kadın çırakları Demet Sağlam Tokbay ve Nesrin Ermiş Pavlis'e düzenlenen geleneksel "peştemal kuşatma" töreniyle ustalık icazeti veren Araç, parşömen sanatının nesiller boyu yaşaması için gerekli köprüyü kurduktan sonra hayata gözlerini yumdu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.