Hava Durumu

#Kuraklık

Yeni Marmara Gazetesi - Kuraklık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kuraklık haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bursa'da kızıl geyik av ihalesine geyik kostümlü protesto Haber

Bursa'da kızıl geyik av ihalesine geyik kostümlü protesto

Bursa Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Melike Baysal, kızıl geyik av ihalesine yönelik düzenlenen ortak basın açıklamasında, av ihalesine karşı çıkmanın ötesinde Bursa'nın doğal varlıklarını ve ortak geleceğini savunmak için bir araya geldiklerini söyledi. Baysal, "Bugün burada yalnızca bir av ihalesine itiraz etmek için değil; Bursa'nın ormanlarını, suyunu, toprağını, yaban hayatını ve ortak geleceğimizi savunmak için bir aradayız. Çünkü biliyoruz ki mesele yalnızca bir kızıl geyik değildir; mesele yaşamın bütünüdür" dedi. Doğanın ekonomik bir meta olarak görülmesine karşı çıkan Baysal, "Bir canlının yaşamını ekonomik bir değerle eş tutmak, doğayı yalnızca gelir getiren bir kaynak olarak gören anlayışın sonucudur. Oysa doğa; alınıp satılacak, ihale edilecek ya da ekonomik karşılığı üzerinden değerlendirilecek bir meta değil, yaşamın ta kendisidir" ifadelerini kullandı. Bursa'nın çevre sorunlarına da dikkat çeken Baysal, "Yeni organize sanayi bölgeleri genişlerken verimli tarım toprakları daralıyor; orman ekosistemleri parçalanıyor, yaban hayvanlarının yaşam alanları küçülüyor. Maden faaliyetleri, taş ocakları ve kontrolsüz yapılaşma doğal alanlar üzerindeki baskıyı artırırken, iklim krizinin etkisiyle kuraklık derinleşiyor ve su kaynaklarımız giderek azalıyor" diye konuştu. İnsan, hayvan ve çevre sağlığının bir bütün olduğunu vurgulayan Baysal, "Yıllardır aynı gerçeği dile getiriyoruz: İnsan sağlığı, hayvan sağlığı ve çevre sağlığı birbirinden ayrı düşünülemez. Dünyanın benimsediği Tek Sağlık (One Health) yaklaşımı da bunu ortaya koymaktadır. Sağlıklı insanlar ancak sağlıklı hayvanlarla, sağlıklı hayvanlar ise ancak sağlıklı ekosistemlerde yaşayabilir" dedi. Kızıl geyiğin ekosistemin önemli bir parçası olduğunu ifade eden Baysal, "Kızıl geyik de bu ekosistemin vazgeçilmez bir parçasıdır. Ormanın yenilenmesine katkı sağlayan, biyolojik çeşitliliğin devamlılığında rol oynayan her yaban hayvanı gibi onun yaşam hakkını savunmak, aslında ekolojik dengeyi savunmaktır" ifadelerini kullandı. Bursa'nın doğayla uyumlu yaşam örneklerine de değinen Baysal, "Yaren Leylek bize şunu öğretiyor: Doğayla mücadele ederek değil, doğayla uyum içinde yaşayarak da üretebilir, kalkınabilir ve geleceğimizi güvence altına alabiliriz. İşte Bursa'nın ihtiyacı olan anlayış budur" diye konuştu. Doğal varlıkların korunmasının gelecek nesiller için zorunluluk olduğunu belirten Baysal, açıklamasını şöyle tamamladı: "Gerçek zenginlik, tükettiğimiz doğal varlıklar değil; koruyabildiğimiz doğal mirastır. Doğayı korumak romantik bir tercih değil; ekonomik, ekolojik ve toplumsal bir zorunluluktur. Doğa bize atalarımızdan miras değil, çocuklarımızdan emanettir. Bursa'yı bu emanet bilinciyle korumak zorundayız."

Atık zeytin dallarıyla kuraklığa akıllı çözüm Haber

Atık zeytin dallarıyla kuraklığa akıllı çözüm

Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) bünyesinde yürütülen proje, Bursa’nın zeytinliklerinden çıkan atıkları tarımda kullanılabilecek yeni bir ürüne dönüştürüyor. Proje ile zeytin budama sonrası ortaya çıkan dallar, "akıllı hidrojel" adı verilen ve toprağın suyu daha iyi tutmasını sağlayan özel bir malzemeye çevriliyor. BTÜ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü Araştırma Görevlisi Sevgi Kemeç Aslan’ın yürütücülüğünü üstlendiği, Prof. Dr. Derya Ünlü’nün danışmanlığını yaptığı çalışma, hem atıkları değerlendirmeyi hem de kuraklıkla mücadeleye katkı sunmayı amaçlıyor. Atıklar değere dönüşüyor Proje kapsamında, her yıl zeytin üretimi sonrası ortaya çıkan ve çoğu zaman yakılan ya da çöpe giden dallar geri kazanılıyor. Bu dallardan elde edilen özel lifler, ileri teknolojiyle işlenerek su tutma özelliği yüksek hidrojel malzemelere dönüştürülüyor. Bu sayede toprak, suyu daha uzun süre muhafaza edebiliyor. Kuraklık şartlarında dahi bitkiler sağlıklı büyüyecek Geliştirilecek bu akıllı malzemenin, sadece suyu tutmakla kalmayacağını aynı zamanda bitkilerin ihtiyaç duyduğu besinlerin toprağa kontrollü şekilde verilmesini de sağlayacağını dile getiren Proje Yürütücüsü Sevgi Kemeç Aslan, "Böylece hem su israfını azaltacağız hem de gübreyi daha verimli kullanacağız. Geliştireceğimiz sistem sayesinde kuraklık şartlarında bile bitkiler daha sağlıklı büyüyebilecek" dedi. Çiftçinin maliyetleri düşecek Çalışma, tarımsal atıkların yeniden değerlendirilmesiyle doğaya katkı sağlarken, çiftçilerin maliyetlerini düşürmeye de yardımcı olmayı hedefliyor. Aynı zamanda iklim değişikliğinin tarım üzerindeki olumsuz etkilerini azaltabilecek bir çözüm sunuyor. Projeden elde edilecek sonuçların, önümüzdeki dönemde tarımda daha yaygın kullanılması ve özellikle kurak bölgelerde üretime destek olması bekleniyor. Rektör Çağlar’dan tebrik Üniversite bünyesinde geliştirilen bu tür yenilikçi çalışmaların hem bilimsel hem de toplumsal açıdan büyük önem taşıdığını belirten BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, "Zeytin gibi köklü bir tarım değerimizi bilim ve teknolojiyle buluşturarak katma değeri yüksek ürünlere dönüştüren akademisyenlerimizi tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı.

Saitabat Şelalesi eski ihtişamlı günlerine döndü Haber

Saitabat Şelalesi eski ihtişamlı günlerine döndü

Uludağ eteklerindeki bir kanyondan neşet eden ve yaklaşık 5 metre yükseklikten dökülen şelale, geçmiş yaz dönemlerinde kuraklık ve yetersiz yağışlar nedeniyle kuruma noktasına gelerek parmak kalınlığında akmaya başlamıştı. Bu yıl kış ve ilkbahar aylarında zirvede etkili olan yoğun kar yağışı ve ardından gerçekleşen hızlı erimeler, şelalenin su debisini son yıllarda görülmemiş bir seviyeye taşıdı. Tekirdağ'dan gelen bir aile, Uludağ'da kar gördüklerini ve aşağıya inip eriyen kar sularının oluşturduğu şelaleye hayran kaldıklarını dile getirerek, bu güzelliğin korunması gerektiğini söyledi. Saitabat Köyü Kadınları Dayanışma Derneği İdari İşler Sorumlusu Kemal Akçay, gazetecilere yaptığı açıklamada, doğal güzelliğin geri dönmesinin bölge turizmine doping etkisi yaptığını belirtti. Şelalenin son 10 yıldır bu denli güçlü akmadığına dikkati çeken Akçay, mevcut su rezervi sayesinde canlılığın yaz ayları boyunca kesintisiz sürmesini öngördüklerini ifade etti. Akçay, artan su debisiyle beraber İstanbul, Ankara ve Trakya başta olmak üzere çevre illerden gelen ziyaretçi sayısında ciddi bir artış yaşandığını, bu durumun yerel esnafın yüzünü güldürdüğünü aktardı. Doğa yürüyüşü, yöresel köy kahvaltısı, akarsuda yetiştirilen alabalık tesisleri ve atlı safari gibi etkinliklerin sunulduğu şelale çevresini ziyaret eden vatandaşlar ise Uludağ'ın serin havası eşliğinde gürül gürül akan suyun oluşturduğu görsel şölene hayran kaldıklarını dile getirdi.

Buğdayda rekor geliyor Haber

Buğdayda rekor geliyor

Türkiye genelinde nisan ayında kaydedilen yağış miktarının, bitkinin sapa kalkma ile başaklanma evrelerindeki su ihtiyacını en üst seviyede karşıladığı vurgulanan raporda, rekolte tahminlerinde kuraklık değişkeninin tamamen devre dışı kaldığı bildirildi. Raporda, nisan ayı yağış ortalamasının 86,5 milimetre ile uzun yıllar ortalamasının yüzde 50 üzerinde gerçekleştiği aktarıldı. İl bazlı verilerde Siirt'in 229,3 milimetre ile en çok yağış alan kent olduğu, Antalya, Osmaniye ve Rize'de ise 66 yıllık meteorolojik kayıtların yenilendiği bilgisine yer verildi. Akdeniz'in son 24, İç Anadolu'nun ise son 23 yılın en yağışlı nisan dönemini geride bıraktığı; 1 Ekim 2025 - 30 Nisan 2026 dönemini kapsayan kümülatif yağışların ise 555,3 milimetreye ulaşarak son 66 yılın en yüksek su yılı seviyesine çıktığı kaydedildi. Türkiye'nin buğday ekim alanlarının yüzde 37'sini barındıran İç Anadolu Bölgesi'nde nisan ayı yağışlarının normalin yüzde 34 üzerinde seyretmesinin; Konya, Ankara, Eskişehir, Kırşehir ve Yozgat başta olmak üzere geniş alanlarda güçlü ve homojen bir bitki gelişimini beraberinde getirdiği ifade edildi. Konya'da son 21 yılın en yüksek nisan ayı yağışının kaydedildiği, yeterli toprak neminin kıraç alanlardaki verim beklentisini yükselttiği aktarıldı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde nisan ayında normalin yüzde 99 üzerinde gerçekleşen yağışların Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin ve Gaziantep çevrelerinde hububat gelişimini güçlü şekilde desteklediği, yoğun nem nedeniyle oluşan fungal hastalık risklerine karşı önlemlerin sürdüğü belirtildi. Akdeniz Bölgesi'nde de yağış rejiminin olumlu seyrettiği, Hatay'daki bazı alanlarda dekar başına 700 ila 800 kilogram seviyelerine ulaşabilecek verim potansiyeli öngörüldüğü açıklandı. Marmara, Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerinde de düzenli yağışlar sayesinde üretimin geçen yıla kıyasla güçlü ilerlediği, Trakya'da ise zamanında yapılan tarımsal mücadele ile bitki sağlığının korunduğu vurgulandı. Saha gözlemleri, bölgesel fenolojik değerlendirmeler ve iklim verileri doğrultusunda mayıs ayı içinde ekstrem bir olumsuzluk yaşanmaması halinde, Türkiye'nin 2026 üretim sezonunda yaklaşık 23 milyon ton buğday, 8,7 milyon ton arpa rekoltesine ulaşabileceğinin tahmin edildiği duyuruldu. Nihai üretim miktarlarında önümüzdeki süreçte dane dolum dönemindeki sıcaklık seyrinin ve mayıs yağışlarının dağılımının belirleyici olacağı, gıda arz güvenliği kapsamında gelişmelerin yakından takip edildiği bildirildi.

Bursa'da su faturalarına indirim 1 Haziran'dan itibaren geçerli olacak Haber

Bursa'da su faturalarına indirim 1 Haziran'dan itibaren geçerli olacak

Bursa Büyükşehir Belediyesi Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen BUSKİ Genel Kurulu’na, Büyükşehir Belediyesi bürokratları, meclis üyeleri ve BUSKİ yöneticileri katıldı. Gündem maddelerinin görüşüldüğü genel kurulda, su tarifesi kademe değişikliği ile evsel katı atık toplama ve bertaraf bedelleriyle ilgili önerge de görüşüldü. Doğrudan görüşülen önergeler, verilen arada Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşüldü. Aranın ardından önergeler oy birliğiyle kabul edildi. Alınan karara göre, eskiden 0-12 metreküp olan birinci kademe 0-15 metreküpe, 13-20 metreküp olan ikinci kademe 16-20 metreküpe çıkartılırken, 21 metreküp ve üzeri olan üçüncü kademe aynı kaldı. Ayrıca fatura kalemleri içerisinde yer alan bakım bedeli de kaldırılmış oldu. Öte yandan 1 Ocak 2026 tarihinde su faturalarına dâhil edilen ve BUSKİ tarafından tahsil edilerek ilçe belediyelerine aktarılan evsel katı atık toplama ve bertaraf bedelleri de faturalardan çıkarıldı. Alınan kararlar, 1 Haziran 2026 itibarıyla yapılacak endeks okumalarında geçerli olacak. Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, 15 metreküpe kadar su kullanan kişi sayısının nüfusun 87’sine denk geldiğini açıkladı. Bunun da neredeyse Bursa'nın tamamına yakını olduğunu anlatan Başkan Vekili Biba, "15 metreküp kullanan bir kişiye, yapılan düzenleme ile yüzde 28 indirim sağlandı. Evinde daha az kişi olan, daha az tüketim yapanlara da yüzde 35 indirim sağlandı. Çok abartılı şekilde su kullananlar, 25 metreküp üzerinde tüketim yapanlara da yüzde 13 indirim yapıldı. Her 1 lira indirimin, 1,5 milyon abonesi olan kuruma 1,5 milyon lira maliyeti vardır. Tüm Büyükşehir Belediyesi meclis üyelerine teşekkür ediyorum. Bu, meclisin başarısıdır" dedi. Başkan Vekili Şahin Biba, su faturalarıyla ilgili her gün yüzlerce telefon aldığını söyledi. Vatandaşların bu konuda serzenişlerini de haklı bulduğunu belirten Başkan Vekili Şahin Biba, "Bir çalışma yaparak bununla ilgili bir düzenleme yaptık. Bundan sonra vatandaşlarımızın da tasarruf konusunda elini taşın altına koyması gerekir. Su, yalnızca günlük yaşamımızın bir parçası değildir. Aynı zamanda geleceğimizin en stratejik ve en hayati kaynağıdır. Dünyada ve ülkemizde yaşanan iklim değişiklikleri, kuraklık ve artan nüfus suyun ne kadar kıymetli olduğunu bizlere güçlü şekilde göstermektedir. Artık suyu sınırsız bir kaynak gibi görme dönemi sona ermiştir" diye konuştu. Musluktan akan her damlanın arkasında büyük bir emeğin, maliyetin ve doğal kaynağın bulunduğunu ifade eden Başkan Vekili Biba, su tasarrufunun sadece bireysel tercih olmadığını, toplumsal bir sorumluluk da olduğunu dile getirdi. Belediyelerin de altyapı kayıplarını azaltma, kaçak ve israfın önüne geçme, park ve bahçelerde verimli sulama sistemlerini yaygınlaştırma, vatandaşlarda su bilinci oluşturma görevleri bulunduğunu anlatan Başkan Vekili Biba, "Özellikle çocuklarımıza küçük yaşta suyun değeri anlatılmalı, eğitim ve farkındalık çalışmaları artırılmalıdır. Bugün alınacak tedbirler, yarın yaşanabilecek büyük su krizlerinin önüne geçecektir. Su meselesi yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de meselesidir. Unutmayalım ki suyu korumak hayatı korumaktır" dedi. Tasarruf edilen her damla suyun, geleceğe bırakılmış en değerli miras olduğunu vurgulayan Başkan Vekili Biba, bundan sonra Bursa’da suyla ilgili ayrı bir politika izlenmesi gerektiğinin altını çizdi. Yapılan her çalışmanın ana merkezinde su olması gerektiğini söyleyen Başkan Vekili Biba, "Bugün barajlarımız yüzde 100 seviyesinde dolmuş vaziyettir. Cenab-ı Allah’a hamdolsun. Ancak bu sınırsız bir kaynak değildir. Hiçbir zaman da olmayacaktır. Büyükşehir Belediyesi’nin gayretiyle oluşturulan düzenleme haricinde vatandaşlarımızın da tasarruf konusunu dikkate alması gerekir. Yaptığımız düzenleme vatandaşımızın cebine yansıyacak. Bir nebze rahatlatacak. Düzenleme, BUSKİ’nin sürdürülebilirliğini de dikkate alan bir düzenlemedir" diye konuştu.

Gemlik Gübre suyun yüzde 43'ünü çekiyor, İznik Gölü kuruyor Haber

Gemlik Gübre suyun yüzde 43'ünü çekiyor, İznik Gölü kuruyor

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, İznik Gölü'nde yaşanan kuraklık ve su çekilmesine ilişkin DSİ Bursa Bölge Müdürlüğü tarafından açıklanan verileri değerlendirdi. Sarıbal, "Doğanın yerine koyabildiğinin üç katından fazla su tüketiliyor. İznik Gölü her yıl biraz daha kuruyor, biraz daha yok oluyor. İznik Gölü ancak havza bazlı bilimsel su yönetimiyle korunabilir" dedi. DSİ Bursa Bölge Müdürlüğü verilerine göre, İznik Gölü'ne yıllık net doğal su katkısı yalnızca 23,28 milyon metreküp seviyesinde kalırken, gölden yapılan toplam yıllık su çekimi 79,51 milyon metreküpe ulaşıyor. Böylece gölde her yıl yaklaşık 56,23 milyon metreküplük su açığı oluşuyor. DSİ verilerine göre İznik Gölü Havzası'na yıllık toplam 363,9 milyon metreküp su girerken, bunun 340,6 milyon metreküpü buharlaşmayla kayboluyor. Milletvekili Sarıbal, iki ay önce Cargill CEO'sunun yaptığı "Gölden su çekmiyoruz, çekilmenin nedeni yanlış tarım sulaması" açıklamasını hatırlatarak, sempozyumda açıklanan resmi verilerin farklı bir tablo ortaya koyduğunu belirtti. "Sorumluluğu yalnızca çiftçinin sırtına yıkmak büyük bir manipülasyon" diyen Sarıbal, İznik Gölü çevresindeki sanayi faaliyetlerine dikkati çekti. "Yer altı suyu ile göl birbirinden bağımsız değil" Sempozyumda açıklanan verilere göre Cargill'e ait 130 ila 200 metre derinlikte 6 kuyu bulunduğunu, şirkete yıllık 1 milyon 463 bin metreküp yer altı suyu tahsis edildiğini belirten Sarıbal, hidrolojik kuraklığın havza bazlı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. "Yer altı ve yer üstü su varlıkları birbirinden bağımsız düşünülemez. Akarsular, göller, yer altı suyu rezervleri ve ekosistemler aynı hidrolojik döngünün parçalarıdır" ifadelerini kullanan Sarıbal, derin kuyulardan yapılan sürekli çekimin gölü besleyen akiferleri zayıflattığını ve uzun vadede göl seviyesini doğrudan etkilediğini kaydetti. "Gemlik Gübre'nin çektiği su doğal dengeyi bozuyor" Milletvekili Sarıbal, yalnızca Gemlik Gübre Sanayi A.Ş.'ye verilen yıllık 10 milyon metreküplük tahsisin bile gölün yıllık doğal su gelirinin yaklaşık yüzde 43'üne denk geldiğini vurguladı. Sarıbal, "Doğa gölü yılda net 23 milyon metreküp besleyebiliyorken, tek bir sanayi tahsisi bunun neredeyse yarısını kullanıyor. Demek ki sorun yalnızca kuraklık değil; sorun su kaynaklarını sermayenin kullanımına açan anlayıştır" dedi. "Başka havzalardan su taşımak iflas anlamına geliyor" İznik Gölü'nü beslemek amacıyla Sakarya Havzası'ndan Boğazköy Barajı üzerinden su aktarımı planlandığını belirten Sarıbal, bunun mevcut su yönetimi anlayışının sürdürülemez hale geldiğini gösterdiğini söyledi. "İznik Gölü'nü koruyamayanlar, şimdi başka havzaların suyuyla gölü ayakta tutmaya çalışıyor. Taşıma suyla değirmen döner mi? Gölden yapılan kontrolsüz su çekimleri ve plansız kullanım, İznik Gölü'nün doğal dengesini her geçen yıl daha da bozuyor. Bu nedenle çözüm; suyu yalnızca tüketilecek bir kaynak olarak gören anlayıştan vazgeçmek, havzanın tamamını esas alan kamucu ve sürdürülebilir bir yönetim modelini hayata geçirmektir" diyen Sarıbal, İznik Gölü'nün rant politikalarına ve plansız su kullanımına teslim edilmesine izin vermeyeceklerini ifade etti.

Bir kilogram zeytin için 6798 litre suya ihtiyaç duyuluyor Haber

Bir kilogram zeytin için 6798 litre suya ihtiyaç duyuluyor

Bursa Sanayici ve İş İnsanları Derneği (BUSİAD), BUÜ Ziraat Fakültesi ve Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen Bursa Tarım Kongresi, BUÜ Prof. Dr. Mete Cengiz Kongre Merkezi'nde yapıldı. Kongre kapsamında düzenlenen Tarımsal Üretim panelinde konuşan Prof. Dr. Hayrettin Kuşcu, Tarımsal Kuraklık ve Sulama Yönetimi başlıklı çarpıcı bir sunum gerçekleştirdi. Tatlı suyun yüzde 77'si tarıma gidiyor Dünyada ve Türkiye'de tatlı su kaynaklarının en büyük tüketicisinin tarım sektörü olduğunu vurgulayan Kuşcu, Türkiye'de yıllık kullanılan 57 milyar metreküp tatlı suyun 44 milyar metrekübünün tarımsal sulama için çekildiğini ifade etti. Kuşcu, sanayi ve evsel kullanımın tarımın yanında oldukça küçük bir paya sahip olduğunu belirtti.Türkiye'deki 24 milyon hektarlık tarım alanının yaklaşık yüzde 30-32'sinin sulanabilir olduğunu kaydeden Kuşcu, sulamanın toplam üretime katkısının yüzde 55-60 civarında seyrettiğini dile getirdi. Ürün ihraç ederken suyumuzu da gönderiyoruz Her ürünün üretim aşamasında harcanan su miktarını ifade eden su ayak izi kavramına değinen Prof. Dr. Kuşcu, zeytin örneği üzerinden önemli bir uyarıda bulundu. Kuşcu, "Bir kilogram zeytinin su ayak izi 6798 litre. Yani bir kilogram zeytin tarladan sofraya gelene kadar, sanayi kısmı da dahil olmak üzere bu kadar su harcanıyor. Biz bir ürünü ihraç ederken aslında dolaylı yoldan kendi tatlı suyumuzu da ihraç ediyoruz. Bu yüzden akılcı su kullanımı hayati önem taşıyor" dedi. Bursa ovalarında su stresi artıyor Bursa özelinde yeraltı suyu kullanımının hızla yükseldiğine dikkati çeken Kuşcu, Nilüfer, Mustafakemalpaşa ve Karacabey ovalarında sulama suyu baskısının arttığını söyledi. Meyve ve sebze üretiminde ciddi su stresi yaşandığını belirten Kuşcu, kuraklığın doğal afetler sıralamasında birinci sıraya yükseldiğini vurguladı.Suyun doğru yönetilmesi halinde ekonomik kalkınmanın mümkün olacağını ifade eden Kuşcu, şu tavsiyelerde bulundu: "Yağış azlığına müdahale edemeyiz ama suyun yönetimine müdahale edebiliriz. Bitkilere yüzde 25-30 daha az su verilirse, verim kaybı sadece yüzde 5-10 civarında kalacaktır. Bu, gıda güvenliği için çok kıymetlidir. Ayrıca İran ve Fas gibi ülkelerde uygulanan su hasadı yöntemlerini ülkemizde de mikro ve makro ölçekte yaygınlaştırmalıyız."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.