Hava Durumu

#Leylek

Yeni Marmara Gazetesi - Leylek haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Leylek haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Elektrik akımına kapılan eşinin başından 5 gün ayrılmadı Haber

Elektrik akımına kapılan eşinin başından 5 gün ayrılmadı

Eskişehir'in Mahmudiye ilçesine bağlı Mesudiye Mahallesi'nde akıma kapılarak ölen eşinin cansız bedeni başında aç ve susuz 5 gün bekleyen leylek, göç kafilesini kaçırıp bitkin düşünce Doğa Koruma ve Milli Parklar ekiplerince koruma altına alındı. Göç kafilesi gitti, o eşinin başını terk etmedi Mesudiye Mahallesi'ndeki arazide mola veren leylek sürüsündeki bir leylek, elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti. Sürü göç yolculuğuna devam ederken, eşi olduğu değerlendirilen diğer leylek alanı terk etmedi. Yemeden ve içmeden 5 gün boyunca ölen eşinin cansız bedeni başında nöbet tutan vefakar leylek, açlık ve susuzluk nedeniyle bitkin düşerken göç yolculuğuna da devam edemedi. 5'inci günde ekipler müdahale etti Leyleğin günlerdir aynı noktada beklediğini ve durumunun ağırlaştığını fark eden bölge halkı ile gezgin ve doğa fotoğrafçısı Ali Çetinkaya, durumu Eskişehir Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine 5'inci günde bölgeye gelen ekipler, halsiz düşen leyleği özel bir çabayla yakalayarak koruma altına aldı. Tedavinin ardından doğaya salınacak Eskişehir Doğa Koruma ve Milli Parklar ekipleri tarafından rehabilitasyon merkezine götürülen leylek, özel beslenme ve bakım programına alındı. Sağlığına kavuşup tamamen güçlendikten sonra yeniden doğaya salınacak olan leyleğin, durumuna göre göç kafilesine katılması ya da bölgede kalması bekleniyor. Gezgin ve doğa fotoğrafçısı Ali Çetinkaya da bu yaşananları @ucargezer2024 adlı sosyal medya hesabından paylaştı.

Balıkçı Ahmet ile leyleğin 10 yıllık kahvehane randevusu Haber

Balıkçı Ahmet ile leyleğin 10 yıllık kahvehane randevusu

Sahip olduğu göl, akarsu ve sulak alanlarıyla farklı göçmen kuş türlerine ev sahipliği yapan Bursa, Uluabat Gölü'nün iki yakasında balıkçı ile leylek dostluğunun en güzel örneklerini barındırıyor. "Leylek Köyü" olarak bilinen Eskikarağaç Mahallesi'ndeki Yaren leylek ile balıkçı Adem Yılmaz'ın hikayesinin bir benzeri, gölün diğer yakasındaki Fadıllı Mahallesi'nde leylek ile balıkçı Ahmet Yılmaz arasında yaşanıyor. İkisi de balıkçı, ikisinin de soyadı Yılmaz Leyleklerin dostlarının en ilginç ortak özelliklerinden biri, ikisinin de balıkçılık yapması ve soy isimlerinin "Yılmaz" olması. Aralarında akrabalık bağı bulunmayan ve yüz yüze hiç karşılaşmayan iki balıkçı, birbirlerini sosyal medyadan tanıyor. Yaren leylek ile Adem Amca'nın buluşma noktası genellikle göldeki kayık olurken, Ahmet Yılmaz ise leylek ile mahalle meydanındaki kahvehane önünde buluşuyor. Leylek köye geldiğinde balık tezgahı başındaki Ahmet Yılmaz'ı ya da kendisine sürekli balık veren Yusuf Başaran'ı bulamazsa, kahvehanenin önündeki masa ve sandalyeler arasında yürüyerek dostlarını arıyor. "Bizi bulamayınca masa ve sandalyeler arasında arıyor" Leylek ile tanışma hikayesini anlatan Ahmet Yılmaz, dostluklarının yaklaşık 10 yıl önce mahalledeki bir elektrik direğinde başladığını belirtecek şu ifadeleri kullandı:"Yıllardır balıkçılık yapıyorum. Uluabat Gölü'nde tuttuğum balıkları Fadıllı meydanında satıyorum. 10 yıl önce direğin üstünde durup sürekli bana bakıyordu. Mahalledeki arkadaşlar 'leylek herhalde sana bakıyor' derken kanatlanıp yanıma indi. Bir parça balık verdim yedi ve o günden sonra bu dostluk hep devam etti. İlk dönemlerde yutmakta zorlandığı için bütün balık yerine parçalara bölerek vermeye başladım. Her gün mutlaka yanıma gelir. Önce çatıya ya da direğe konar, 'gel' diye seslenince yanımıza iner. Arkadaşım Yusuf Başaran'ın da sesini iyi tanır. Geldiğinde bizi görmesin, kahvehanenin önündeki ağacın altında bekler. Bizi bulamazsa masa ve sandalyeler arasında arar. Dili olsa vatandaşlara bizi soracak sanırsınız." "Aç kalmasın diye bayramda bile göle açıldım" Leyleği hiçbir zaman balıksız göndermediğini vurgulayan Yılmaz, satış bittiğinde bile onun için mutlaka yedek balık bulundurduğunu söyledi. Yılmaz, "Genellikle sazan veriyorum. Satış yapmayacaksam ve elimde balık kalmadıysa sırf onun için göle açılıp balık getiriyorum. Kurban Bayramı'nda bile aç kalmasın diye Uluabat Gölü'ne gidip onun için balık tuttum. Fadıllı ile göl arası Eskikarağaç gibi çok yakın değil. Bu yüzden leylek kayığıma sadece birkaç kez gelebildi. Mahallemiz göle uzak kaldığı için buluşma yerimiz köy kahvehanesi oluyor" dedi. Kendisinin olmadığı zamanlarda leyleği arkadaşı Yusuf Başaran'ın beslediğini belirten Yılmaz, "Bu yıl mart ayında mahalleye geldiği gibi yine köy meydanına gelip beni buldu. Sonra yuva telaşı başladı ama her gün beni görmeden yapmıyor. Yusuf Başaran, leylek için hemen önümüzdeki direğin dibine çırpı bırakıyor. Leylek, balığı yedikten sonra yuvaya dönerken mutlaka o çırpılardan alıp götürüyor. Bu durum her gün tekrarlanıyor" diye konuştu. Balıkçı olmamasına rağmen leylekle güçlü bir bağ kuran Yusuf Başaran ise leyleğin kendilerini çok sevdiğini dile getirdi. Başaran, "Hem balığı hem bizi çok seviyor. Bizim köyümüzde yaklaşık 40 leylek yuvası ve onlarca leylek var ama içlerinde sadece bu leylek yanımıza geliyor" ifadelerini kullandı.

Bursa'nın "Leylek şehri"ne dönüşen mahallesinde 37 yuva bulunuyor Haber

Bursa'nın "Leylek şehri"ne dönüşen mahallesinde 37 yuva bulunuyor

Uluabat Gölü ve Kirmasti Çayı gibi zengin beslenme ve sulak alanlara sahip olan Bursa, göç dönemlerinde farklı türlerde onlarca göçmen kuşa ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Farklı kültürlerde çeşitli anlamlar yüklenen leylek; Avrupa'da bir "kurtarıcı", Çin kültüründe bereketi, neşeyi ve uzun ömrü temsil ederken, Türk kültüründe ise sürü halinde gelen leyleklerin bolluk getireceğine inanılıyor. Türk kültüründe leyleğe yüklenen anlamların başında "Hacı" sıfatı da geliyor. Havaların soğumasıyla kutsal topraklar üzerinden göç eden bu kuşlara "Hacı Baba" deniliyor ve cami minarelerine yuva yapmalarından dolayı beyaz ihram giymiş hacılara benzetiliyorlar. Eskikaraağaç'ta yuva sayısı düştü, rota Karaoğlan oldu Yuvalarını çatı, baca, ağaç ve direk gibi yüksek yerlere yapan leylekler, Türkiye'ye genellikle mart sonu ve nisan ayı başında gelip, eylül ayına kadar besleniyor ve çoğalıyor. Balık, böcek, yılan, kurbağa ve çekirgelerle beslenen bu kuşlar, genellikle göl kenarları gibi sulak bölgeleri tercih ediyor. Birkaç yıl öncesine kadar yuva sayısı 15'i bulan ve Avrupa Leylek Köyleri Birliği üyesi olan Eskikaraağaç, son yıllarda beslenme alanlarının daralması nedeniyle daha az yuvaya ev sahipliği yapmaya başladı. Eskikaraağaç'ta leylek yuvası sayısı 4'e kadar gerilerken, Uluabat'a kıyısı olan diğer mahalle Gölyazı'da ise 10 civarında yuva bulunuyor. Leylekler, beslenme açısından daha zengin olan Uluabat Gölü havzasındaki diğer noktalara yönelirken, bu doğrultuda Kirmasti Çayı'na kıyısı olan yeşillikler içindeki Karaoğlan Mahallesi yeni adresleri oldu. "Köyümüzde neredeyse her iki haneye bir leylek düşüyor" Karaoğlan Köyü Muhtarı Ergün Kısa, 400 haneli köylerinde leylek nüfusunun her geçen yıl arttığını belirterek, bölgedeki durumu şu sözlerle özetledi: "Başınızı çevirdiğiniz her yerde bir yuva ve leylek görürsünüz. Tam bir leylek şehri olduk. Yuva sayımız bu yıl 37'ye yükseldi. Geçen yıl 32-33 yuvamız vardı. Birbirlerine mi söylüyorlar bilmiyorum ama burayı çok sevdiler. Burada beslenme alanı oldukça geniş; Uluabat Gölü var, Kirmasti Çayı var, geniş tarlalarımız ve ormanımız var. Nereye gitseler kolayca yiyecek bulabiliyorlar. Komşu köyde 4-5 yuva varken bizde 37 yuva bulunuyor. Her birinin 3-4 yavru yaptığını da düşünürseniz, göç zamanı tam bir sürü haline geliyorlar."

"Bolluk" müjdecisi leylek sürüsü Bursa semalarında görüldü Haber

"Bolluk" müjdecisi leylek sürüsü Bursa semalarında görüldü

Baharın beklerken gelen kışa leylekler de hazırlıksız yakalandı. Bursa'ya Kestel tarafından giren leylek sürüsü, Gölbaşı üzerinde süzülürken görüntülendi. Farklı kültürlerde çeşitli anlamlar yüklenen leylek, Avrupa'da bir "kurtarıcı", Çin kültüründe bereketi, neşeyi ve uzun ömrü temsil ederken, Türk kültüründe sürü halinde gelen leyleklerin "bolluk" getireceğine, leyleği havada uçarken görmenin ise o sene bol seyahat yapılacağına işaret olduğuna inanılıyor. Osmanlı Mirası Araştırmaları Dergisinde yer alan "Türk Kültüründe Leylek ve Osmanlı Sanatında İkonografisi" başlıklı yazıdan derlenen bilgilere göre, genellikle göl kenarları gibi sulak bölgelerde yaşayan leylekler, balık, böcek, yılan, kurbağa ve çekirgelerle beslenirler. Yuvalarını çatı, baca, ağaç, direk gibi yüksekçe yerlere yapan, sessiz bir kuş türü olmalarına karşılık, kur yaparken tıslama ve gaga sesleri çıkardıkları bilinen bu göçmen kuşlar, Türkiye'ye genellikle havaların ısınmaya başladığı mart sonu ve nisan ayı başında gelirler. AVRUPA'DA "KURTARICI" OLARAK BİLİNİYOR Arapçası "laklak", Farsçası "legleg (leglek) veya belarec", Latince ismi ise "ciconia" olan leylek, birçok kültürde farklı anlamlar taşıyor. Antik Yunan (MÖ 756-146) kültüründe doğurganlık, bereket, verimlilik sembolü olan leylekler, Yunan masallarında ise dürüst bir kahramanı, saflığı ve yardımseverliği temsil ediyor.Avrupa kültürlerinde leylek tıpkı Anadolu'da olduğu gibi "Baharın habercisi" olarak görülen leylekler, uzun ve gösterişli gagasıyla, sürüngenlerle diğer zehirli ve zararlı hayvanları yakalamaya hazır, tarlaları bu haşeratlardan uzaklaştıran bir kurtarıcı olarak kabul ediliyor.Çin kültünde ise turna kuşu gibi leylek de uzun ömrü, neşeyi, maddi bolluğu ve mutluluğu temsil ediyor. Bu anlamları nedeniyle Çin'de, yeşim taşından leylek uçlu kolyelerin yapıldığı ve takanı erken ölüme karşı koruduğu inancı hakim. MEKKE'DEN GEÇTİĞİ İÇİN "HACI" OLARAK BİLİNİYOR Destanlar ve tılsım dışında leylek, Türk Kültürünün yanında dünya kültürlerinde pek konu ve kavramla ilişkilendiriliyor. Bunların başında en çok bilineni, leyleğin doğacak bir bebeğe işaret etmesi. Leylek hangi evin bacasına konarsa, o evde bir bebeğin doğacağına inanılıyor. Türk kültüründe leyleğe yüklenen anlamların başında "Hacı" sıfatı da geliyor. Havaların soğumasıyla kutsal topraklar olan Mekke'den geçerek; Güney Arabistan'a gelen leyleklere "Hacı" sıfatı yakıştırılarak "Hacı Baba" deniliyor. Cami minarelerine yuva yapmalarından dolayı da beyaz ihram giymiş hacılara benzetiliyor.Leyleklerin öldürülmeleri günah sayılarak hem Türk hem İslam kültüründe eti helal kılınmayan tek su kuşu olarak dikkati çekiyor. Aynı zamanda leyleğin yuva yaptığı ağacı veya evi ziyaretgah bilerek kesmemek ve yıkmamak gerektiğine inanılıyor. Bu sebeple leyleğe ve yuvasına zarar verilmez; zarar verildiğinde bu kişinin başına çeşitli belaların geleceği inancı hakim. SÜRÜ HALİNDE GELİRSE "BOLLUK" ANLAMINA GELİYOR Leylek, Türk kültüründe mevsimle de alakalandırılmış ilkbaharın müjdecisi olarak kabul ediliyor. Bu anlamda leylek uzun kış günlerinin bittiği, ilkbaharın müjdecisi göçmen kuşların yuvaya dönmeye başladığı Nevruz'un da habercisi olarak biliniyor. Bereket anlamı yüklenen leylekle ilgili bazı inançlar da yaygın. Leyleklerin bir bölgede uzun süre kalması ya da bir yere sürü halinde gelmesi orada bolluk olacağına işaret ediyor. "Leyleği havada görmek" deyimi de çok gezen insanlara söyleniyor ve çok yolculuk yapacağına inanılıyor.

Yüz Ağdası
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.