Hava Durumu

#Mağduriyet

Yeni Marmara Gazetesi - Mağduriyet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mağduriyet haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İş yerinin çaycısını dolandıran müdür yurt dışına kaçtı Haber

İş yerinin çaycısını dolandıran müdür yurt dışına kaçtı

Özel bir şirkette çaycılık yapan Elmira Sultan, vefat eden eşinden kalan mirasla küçük de olsa bir ev satın almak istediğini belirterek yaşadıklarını anlattı. Ev alma sürecinde fikir almak amacıyla çalıştığı iş yerindeki müdürü M.G.'nin yanına gittiğini söyleyen Sultan, kendisine İstanbul Şile'de arsa yatırımı önerildiğini ifade etti. "Ben sana yardımcı olurum" diyerek güven verdiğini söyledi M.G.'nin kendisine yardım edeceğini söylediğini belirten Sultan, "Vefat eden eşimden kalan param vardı. Ev almak istiyordum. Bir akıl almak için yanına gittim. Bana İstanbul Şile'de arsaları olduğunu söyledi. 'Sana da bir arsa alalım' dedi. Paramın yeterli olmadığını söyleyince de bana yardımcı olacaklarını anlattı. İlk olarak 200 bin lira istedi. Temizlik yaparak biriktirdiğim paralarımı verdim. Bana sürekli 'güven, bizde yanlış olmaz' dedi" diye konuştu. Rusya'daki akrabalarının gönderdiği paraları da teslim ettiğini söyleyen Sultan, toplamda 2 milyon 150 bin lira verdiğini belirtti. "Kredi çek, biz ödeyeceğiz dedi" Bir süre sonra verilen paranın yeterli olmadığının söylendiğini ifade eden Sultan, "Bu kez bana kredi çekmem gerektiğini söyledi. Yardım edeceğini düşündüğüm için ağlaya ağlaya 200 bin lira kredi çektim. Krediyi kendisinin ödeyeceğini söyledi. Ancak ödeme günleri geldiğinde yanına gittiğimde ilgilenmedi. Krediyi kendi maaşımla ödemek zorunda kaldım" dedi. Kredi nedeniyle büyük sıkıntı yaşadığını belirten Sultan, "Faiziyle birlikte yaklaşık 275 bin lira kredi kartı borcum oldu. Şu an sekizinci aydayım ve hala ödüyorum. Bir dönem yemek almaya bile param kalmadı. Maaşımla hem geçinmeye hem de kredi ödemeye çalışıyorum" ifadelerini kullandı. "Aylarca tapu bekledim" Arsa karşılığında tapu verileceğinin söylendiğini ancak aylarca bekletildiğini anlatan Sultan, "Danışmanların yanında bana 1-6 ay süre vermelerini istedi. Tapumu vereceğini söyledi. Bekledim ama sürekli oyalandım. Daha sonra yurt dışına çıkmak için vize işlemleri yaptığını öğrendik. O zaman kaçacağını anladık" dedi. Bir yıllık çalışma süresinin dolmasına iki hafta kala işten çıkarıldığını da belirten Sultan, "Tazminat hakkımın doğmasına 2 hafta kala beni işten çıkardı. Daha sonra da yurt dışına gitti" diye konuştu. Toplam zararın 100 milyon lirayı bulduğu öne sürüldü Sultan, yaşanan süreçte yalnız olmadığını öğrendiğini belirterek, "Sonradan başka iş insanlarının da mağdur olduğunu öğrendik. Toplamda 6 kişinin mağdur edildiği ve zararın yaklaşık 100 milyon liraya ulaştığı konuşuluyor" dedi. Mağdurların girişimleri sonucu M.G.'den imzalı senet aldıklarını da anlatan Sultan, "6 Haziran tarihine kadar borcunu ödeyeceğine dair senet verdi. Ancak tarih geldi geçti, ödeme yapılmadı. Dava açtık ve hukuki süreç devam ediyor" şeklinde konuştu. "Eşimden kalan paraydı" Yaşadığı mağduriyet nedeniyle zor günler geçirdiğini belirten Sultan, "Uyuyamıyorum, sürekli ağlıyorum. O para vefat eden eşimden bana kalan mirastı. Tek isteğim sesimin duyulması ve hakkımı geri alabilmek. Çok zor durumdayım" dedi. Öte yandan, M.G. hakkında açılan davanın sürdüğü öğrenildi.

IBAN'ını verdiği için 7 yıl hapis cezası alan 17 yaşındaki kızın annesi gözyaşlarına boğuldu Haber

IBAN'ını verdiği için 7 yıl hapis cezası alan 17 yaşındaki kızın annesi gözyaşlarına boğuldu

Merkez Seyhan ilçesinde yaşayan Cemile Tursun, kızının arkadaş çevresi tarafından kandırıldığını öne sürerek, yaşadıkları süreci anlattı. Kızının reşit olmadığı dönemde hesabının kullanıldığını söyleyen anne Tursun, büyük mağduriyet yaşadıklarını ifade etti. Anne Cemile Tursun, "Benim kızım arkadaş kurbanı oldu. Kızımı kandırıp kartını alıyorlar. Kızım daha 17 yaşında. Kızım kart çekebilir mi? Mağdurdur" dedi.Aile olarak zor şartlarda yaşam mücadelesi verdiklerini belirten Tursun, "Kiracıyım. Eşimin gözleri görmüyor ve iki çocuğum da mahkum. yetkililerden af istiyoruz. Bu mağdurlara yardımcı olun" ifadelerini kullandı. Kızının IBAN'ının dolandırıcılıkta kullanıldığını sonradan öğrendiklerini öne süren anne Tursun, "Kızımın IBAN'ını kullanıp 700 bin lira dolandırdılar. Biz parayı yatırıyoruz ama başka bir borç çıkıyor" diye konuştu. Asıl sorumluların ceza almadığını iddia eden Cemile Tursun, "Kızımı dolandıran kişi mahkemeye çıkıyor ve ona beraat veriyorlar, ama kızım ceza alıyor. Kızım iki dosyadan 7 yıl ceza aldı. Daha başka dosyalar da çıkıyor" dedi. Kızının cezaevinde olmasının kendisini derinden etkilediğini belirten anne Tursun, "Kızımı cezaevinde görünce nefes alamıyorum" sözleriyle yaşadığı acıyı dile getirdi.

Kocasını öldüren kadının mahkemede anlattıkları kan dondurdu Haber

Kocasını öldüren kadının mahkemede anlattıkları kan dondurdu

Olay, 7 Şubat 2025'de Atatürk Mahallesi Adnan Kahveci Caddesi'ndeki tütün ürünleri satan dükkanda meydana geldi. Fatma Adır (47), kendisine saldırdığı iddia edilen kocası Seyithan Adır'ı tabanca ile ateş ederek öldürdü. Olayın ardından 5 çocuk annesi Adır tutuklandı. Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen 4. celseye tutuklu sanık Fatma Adır, maktulün kardeşleri, sanığın çocukları ve taraf avukatları katıldı. Geçen celse Kocaeli Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalından istenen rapora ilişkin kurumun "heyet oluşturulamadığı için tek hekim imzalı rapor düzenlendiği" bilgisini mahkemeye sunduğu tutanağa geçirildi. Katılanlar, tek hekim tarafından düzenlenen ve ihtimaller üzerine kurulu olduğu öne sürülen bu rapora itiraz ederek sanığın tasarlayarak öldürme suçundan tutukluluğunun devamını istedi. Çocuklar annelerinden şikayetçi olmadı Duruşmada söz verilen, yaşları küçük mağdurlar E. ve E.'nın kayyımı Zeynep Şakar, çocukların yaşları küçük olsa da iradelerini ortaya koyduklarını ve annelerinden şikayetçi olmadıklarını beyan etti. Mahkeme, yaşları 15'ten küçük olan çocukların yasal temsilcisinin şikayetçi olmaması nedeniyle söz konusu mağdur çocukların davaya katılma taleplerini reddetti. Sanık Adır: "Çocuklarım mağdur, tahliyemi isterim" Gelen rapora ilişkin söz verilen sanık Fatma Adır, raporun içeriğine genel olarak katıldığını belirterek, "Ben iyileştiğim için kırıklarım tespit edilememiştir. Ancak genel muayenemde eski yaralanmalarım tespit edildi" şeklinde savunma yaptı.Olayda kullanılan silahın gerçek olduğunu bilmediğini iddia eden Adır, "Kendimi korumak amacıyla hareket ettim. Çocuklarım tutuklu olmam nedeniyle mağdur olmuşlardır. Uzun süredir tutukluyum, tahliyemi talep ederim" dedi.Sanık avukatı Ömer Faruk Çelik ise Kocaeli Üniversitesinden gelen raporun tek hekim tarafından düzenlenmesine rağmen yeterli olduğunu ve 2018 yılındaki şiddet olayının da raporda yer aldığını ifade etti. Müvekkilinin tutuklu kalması nedeniyle dışarıdaki 5 çocuğun mağduriyet yaşadığını vurgulayan Çelik, "Amcaları çocuklara düşmanlık beslediklerinden kendileriyle ilgilenmemektedir. Tutuklamadan beklenen amaç gerçekleşmiştir, müvekkilin tahliyesini talep ediyoruz" diye konuştu.Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Heyet, Kocaeli Üniversitesinden gelen raporun tek hekim imzalı olması nedeniyle dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu İlgili İhtisas Kuruluna gönderilmesine hükmetti. "5 çocuğa sahip çıkılsın" Sanık avukatı Ömer Faruk Çelik, duruşma sonrası yaptığı açıklamada, Adalet ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına seslendi. Çelik, "Bu çocuklara sahip çıkılmalı. Yarın öbür gün bu çocuklar bir inşaat boşluğunda sigortasız çalıştıkları için vefat etseler bunun sorumluluğunu kimse alamaz. Müvekkil Fatma Hanım da çok mağdur ama bu çocuklarımızın da mağduriyeti çok büyük, kendilerine sahip çıkılması lazım" dedi. Müvekkilinin maktul tarafından sistematik şiddete uğradığını ve cinayeti hayatta kalmak için işlediğini belirterek meşru müdafaa hükümlerinin uygulanmasını talep eden Çelik, "Bu dosyaya sahip çıkılsın. Esas mağdur Fatma Adır'dır ancak şu an sanık koltuğunda. Sanık koltuğunda tutuklu yargılanıyor. 17 aydır tutuklu olan müvekkil, cezaevine ilk girdiğinde 80 küsur kiloydu. Şu anda 52 kilo. Bu iş planlı ve organize şekilde yapılsa bu kadının canına minnet olurdu, kilo vermezdi. Ortada bir mağduriyet var, bunun giderilmesi gerekiyor" ifadesini kullandı. İlk duruşmadaki savunması Öte yandan, tutuklu sanık Fatma Adır'ın ilk duruşmadaki savunmasının detayları ortaya çıktı. Adır, 23 yıllık evliliği boyunca eşinden hem kendisinin hem de çocuklarının sürekli fiziksel ve psikolojik şiddet gördüğünü söyledi. Eşinin 20 yıldır kumar oynadığını ve kaybettiği zamanlarda öfkesini kendilerinden çıkardığını öne süren Adır, "Sebepsiz yere sinirlenirdi, kapıyı üstümüze kilitler giderdi, bizi çaresiz bırakırdı. Gelip ne zaman açarsa o zaman açardı, bir şey diyemiyorduk. Çocuğum mesela tıraş olur gelirdi karne sevinci için, çocuğumun üstüne oturarak 'Saçlarını niye böyle yaptın?' derdi. Çocuk da özenmiş, arkadaşları modalı yapmış saçlarını. Üstüne basa basa otururdu, saçlarını keserdi. Çocuk artık ne karneyi almaya giderdi, ne de 3 ay boyunca evden çıkardı. Tatil geçince hep içeride kalırdı. Ben onların çaresizliğini izlerdim, onlar da benim çaresizliğimi izlerdi. Çocukların bebeklik hallerinde bile sinirliydi, döverdi, boğardı, boğazlarından tutardı çocuklar morardı, öldü ölecek sonra bırakırdı" dedi. "Saçlarımı kopartır kopartır yere atardı" Adır, kocasının daha önce kendisini elektrik süpürgesinin demir borusuyla bayıltana kadar dövdüğünü, parmaklarını ve kaburgalarını kırdığını, boğazına bıçak dayayarak bileğini kestiğini ve ağzına silah soktuğunu ileri sürerek, "Ben kendi anneliğimden, kendi kadınlığımdan utanıyordum. Şiddeti çoktu. Yine bir keresinde kafama silah dayamıştı. Çocuklar 'Yapma' diye bağırıyorlardı. Sebebi de şuydu; ona, 'Çocuklarına niye babalık yapmıyorsun?' demiştim. Beni bıçakla yaralamıştı, buna görümcem de şahit olmuştu. Boğazımı tutarken, bakın bileğim de belli. Bileğimi kesmişti. Görümcem de çaresiz, o da benimle beraber ağlamıştı, sarılmıştı. Huyu derdi böyle derdik, üstünü kapatırdık giderdik. Saçlarımı her zaman tutardı, boynuma basarak saçlarımı kopartır kopartır yere atardı. Eve girdiğinde çocuklar uyumuş numarası yaparlardı. Günün birinde yine beni süpürgenin demir borusuyla feci şekilde dövmüştü" diye konuştu. "Seni öldürmezsem adam değilim diyerek üzerime saldırdı" Savunmasında olay gününü de anlatan Fatma Adır, kocasının gündüz saatlerinde dükkana gelerek burada bulunan silahının yerini kontrol edip gittiğini aktardı. Bu durum üzerine öldürüleceğinden korkarak silahı sakladığını belirten Adır, akşam saatlerinde kocasının dükkana tekrar geldiğini söyledi. Adır savunmasında şunları kaydetti: "Eşyaları tekmeledi, her şeyi bir tarafa attı. Ben de hiç bir şey demeden onları toplayıp tekrar yerleştiriyordum, kutuya koyuyordum, etrafı düzeltiyordum. Benimle tartışırken komşunun biri kapının önünden geçiyordu. Kapının önünden geçerken sesleri duymuş. Kapıyı hafif açtı, hava soğuktu. Halimi sormak istedi, 'Nasılsın' diye sordu. Ben onu göndermeye çalışıyordum. Bana, 'Çok kötü gözüküyorsun, iyi misin? diye sordu. İyi olduğumu söyledim. Eşim birileri bizim olayları gördüklerinde daha çok sinirleniyor, alevleniyordu. Onu göndermeye çalıştım, içeri geçtim. Bana daha çok alevlendi. O kadar çok küfür ve hakaretler etti. Bana, 'Seni öldüreceğim, seni öldürmezsem ben adam değilim' dedi. Benim anneme küfür etti, dönüp kendi annesine de küfür etti. Hiç hayatında ağzından çıkmadığı iki küfür vardı, onu da o an söyledi." "Kan dolmuştu gözlerine, bağırıyordu" Adır, savunmasına şöyle devam etti: "Bu beni öldürür diye silahı aldım, dükkanın arka tarafına gittim. Hayatımda silah kullanmamışım, bilmiyorum. Silaha dokunduğum gibi silah patladı. Ben büyük bir korku, şok yaşadım. Ne yapacağımı bilmiyordum. Silahı tekrar götürüp yerine koydum. Aradan iki dakika geçti aklıma geldi. Silahı oradan aldım kutuya koydum. Geldiği gibi üstüme saldırdı. O an o komşu kapıdan gitti, yumruk attı bana. Beni kapının önünde sıkıştırdı. Silahın olduğu yere yöneldi. Kan dolmuştu gözlerine, bir bağırma sesi vardı. Oraya yöneldi, 'Silahım nerede?' diye bağırdı, elini gezdirdi. Ben zaten mutfağın oradaydım, elimi attığım gibi bir anlık kutudan o silahı aldım. Aldığım gibi ateş ettim. O mermi bir yerine geldi mi, gelmedi mi o an fark etmedim. İki-üç adım daha üstüme geldi, bağırarak ve sonra düştü orada. Düşünce şoktaydım, kendimi kötü hissettim. Amacım da öldürmek gibi bir şey değil." Çocuklar anneyi savundu, kardeşler şiddet iddialarını reddetti İlk duruşmada da tanık olarak dinlenen çiftin 5 çocuğu, babalarının annelerine ve kendilerine ağır şiddet uyguladığını ifade ederek annelerinden şikayetçi olmadıklarını belirtti. Çiftin üniversite öğrencisi kızı Kardelen Adır, "Bir babalık iç güdüsü zaten babamda yok, biz de onun babamız olduğunun farkında değiliz. Neden değiliz çünkü biz çocukken eve 3 ayda bir, 5 ayda bir geliyordu. 100 lira para gönderiyordu, 'Bununla geçinin' diyordu. Bir annenin çocuklarını botlarıyla yatırması korkunç bir şeydir. Neden botlarımızla uyuyorduk biliyor musunuz hakim bey, üşüdüğümüz için. Evin tavanları rutubet, biz hepimiz astım hastası çocuklarız, hastalanmayalım diye" şeklinde konuştu. Kardelen Adır, "Babam bizi öyle bir darp ederdi ki, öyle normal bir şekilde değil. Eren'in üstüne arabayı sürerdi. Üniversiteye gideceğim zaman benimle bir anda konuşmayı kesti. 'Nasıl gidiyorsan git' dedi. 'Tamam, gideceğim. Hiç bir şekilde kalmayacağım' dedim. Kalktım ve annem çok ağladı. 'İnsanın çocuğu üniversite kazanınca insan helal olsun kızıma demez mi?' dedi. Annemi o gün o kadar çok dövdü ki, üstüne beni de dövdü. Ben okula yüzüm mor gittim" ifadesini kullandı. Annesinden şikayetçi olmadığını ifade eden Kardelen Adır, "Babamın hayvanlara merhameti yoktu, insanlara merhameti yoktu, kimseye merhameti yoktu. Hiç kimseye merhameti yoktu. O yüzden demek istediğim şu ki, kesinlikle babamın başkalarına da şiddeti vardı. Kendi çocuklarına da vardı" dedi.

Kayıp eşya deposunda yok yok: Gırgırdan ziynet eşyasına kadar her şey var Haber

Kayıp eşya deposunda yok yok: Gırgırdan ziynet eşyasına kadar her şey var

Vatandaşların kentin farklı noktalarında unuttuğu veya kaybettiği eşyalar, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığının güvenli ellerinde asıl sahiplerini bekliyor. 7/24 esasına görev yapan zabıta ve güvenlik ekiplerinin dikkati ya da duyarlı vatandaşların teslimiyle koruma altına alınan eşyalar arasında kimlikten cep telefonuna, çocuk bisikletinden ziynet eşyasına, patenden araç anahtarı ve plakasına kadar envaiçeşit ürün yer alıyor. Yılda yaklaşık 2 bini aşkın ürünün tutanakla kayıt altına alındığı ve 153 Çağrı Merkezi üzerinden kolaylıkla sorgulanabilen sistemde bazı eşyalar asıl sahiplerine ulaştırılırken, sahibi bulunamayan ürünler ise ihtiyaç sahiplerine ve kurumlara bağışlanarak kamu yararına değerlendiriliyor. "İçinde ne olduğunu ayrıntılı şekilde tutanağa işliyoruz" Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Zabıta Şube Müdürü Faruk Tarı, yaptığı açıklamada, kamuda kayıp eşyaların teslimiyle ilgili yaşanan karmaşayı gidermek amacıyla 2012 yılında Kayıp Eşya Komisyonunu kurduklarını belirtti. Bulunan eşyaların tutanakla teslim alındığını aktaran Tarı, "Vatandaşlarımızın kaybettiği eşyaya hızlı ulaşabilmesi için arkadaşlarımızı görevlendirdik. Özellikle çantalarda kimlik olması durumunda biz sahibine çok kolay şekilde ulaşabiliyoruz. Kimlikten mahallesinin muhtarına ulaşıyoruz, bir banka kartı olduğu zaman bankasına ulaşabiliyoruz. Vatandaşların kimlik, ehliyet veya kredi kartlarını yeniden çıkarmakla uğraşmadan, mağduriyet yaşamadan eşyalarına kavuşmasını sağlıyoruz. Özel durumu olan, yaşlı veya engelli vatandaşlarımızın eşyalarını bizzat evlerine kadar götürüp teslim ediyoruz. Vatandaşlarımıza da eşyalarını yine tutanakla teslim ediyoruz" dedi. Sahibine ulaşılamayan ziynet eşyası ve paralara ne oluyor? Tarı, ulaşılamayan eşyalarla ilgili yasal prosedürleri uyguladıklarını dile getirerek, altın gibi fiziki olarak saklanması zor olan ziynet eşyalarını bozdurup Büyükşehir Belediyesinin emanet hesabına yatırdıklarını söyledi. Emanet hesaba alınan nakit para ve dövizlerin 5 yıl boyunca bekletildiğini, bu süre zarfında sahibinin müracaat etmemesi halinde tutarın mülkiyetinin kamuya geçirildiğini anlatan Tarı, şunları kaydetti: "Komisyon kararına göre, altınları altın hesabında saklayamadığımız için doğal olarak bunları bozdurmak zorunda kalıyoruz. Altınları bozduruyoruz, Büyükşehir Belediyemizin emanet hesabına alıyoruz. 5 yıl bunlar hesapta duruyor. Tabii takibini arkadaşlarımız yapıyor. 5 yıl sonunda vatandaşımız gelip almadıysa bunları artık Büyükşehir'in mülkiyetine, kamuya geçiriyoruz. 5 yıl içinde vatandaşımız gelip bize başvurduğunda sorguluyoruz, eğer tespitini yaparsak teslim ediyoruz. Tabii cep telefonları da oluyor. Bunları da mecburen en az 1 yıl saklıyoruz. Kişisel Verileri Koruma Kanunu'na uygun olarak bazen telefonlara kart takıp içinden bir numara bularak sahiplerine ulaşmaya çalışıyoruz." Sahibi bulunamayan eşyalar kurumlara bağışlanıyor Bazı eşyaların ise kamu yararına değerlendirildiğinin altını çizen Faruk Tarı, sözlerine şöyle devam etti: "Bir ay önceki toplantımızda alınan karara istinaden, çocuk esirgeme kurumlarıyla iletişime geçtik. Örneğin bisiklet, scooter ve saatler gibi çocukların kullanabileceği ürünleri bu kurumlarımıza teslim ettik. Ayrıca şemsiyeler vardı, bunların da huzurevimizde konaklayan vatandaşlarımız için uygun olabileceğini düşündük. Kısacası sahibine ulaşamadığımız için mülkiyetini kamuya geçirdiğimiz tüm ürünleri en verimli şekilde nerede değerlendirebilirsek o kurumlarımıza teslim ediyoruz. Bazı kullanılmış ve artık kullanılamayacak şekildeki eşyaları ise fotoğraf ve videolarını çekerek imha ediyoruz." Tarı, vatandaşlardan güzel geri dönüşler aldıklarına da dikkati çekerek, "Çok güzel geri dönüşler alıyoruz Şunun farkındayız; vatandaşımızın kaybettiği eşyayı ona ulaştırabilmek için canla başla çalışıyoruz" diye konuştu. İlginç kayıp vakaları Sahiplerine ulaşılamayan nüfus cüzdanlarının Nüfus Müdürlüğüne, ehliyet ve ruhsatların Trafik Ruhsat Müdürlüğüne, Kocaelikartların ise Ulaşım Dairesi Başkanlığına gönderildiğini belirten Tarı, karşılaştıkları ilginç olaylara ilişkin ise şunları paylaştı: "Yaklaşık 9 yıl önce çok üzücü bir tren kazası olmuştu. Tabii bu bulunan cep telefonunun tren kazasından dolayı kaybolduğunu bilmiyorduk. Arkadaşlarımız Sekapark mevkisinde cep telefonunu buldu. Telefonu açarak sahibine ulaşmaya çalıştık, içindeki rehberden birkaç kişiyi aradık. Aradığımız bir kişi, 'Kocaeli'de akrabam yok, bizim değildir' demişti. Meğerse vatandaşımız tren kazası sonucu telefonunu orada düşürmüş. Kendisinin Kocaeli ile doğrudan bir alakası yok. Ya Konya'dan ya da Ankara'dan İstanbul'a giderken, kazanın ardından cep telefonunu düşürmüş. Biz ilginç bir şekilde cep telefonunu kendisine ulaştırmıştık. Ayrıca başka bir gün de kamyondan büyük bir koli malzeme düşmüş. Tabii arkadaşlarımız hemen önlemlerini aldı, ilgili trafik ekiplerini çağırdı. Koliyi teslim aldık, içinden yeni ayakkabılar çıkmıştı. Üzerindeki faturadan iletişime geçerek firmaya söz konusu koliyi teslim ettik. Firma da Tekirdağ'da çıktı. Böyle durumlarla karşılaşabiliyoruz." Tarı, kayıp eşya listelerinin vatandaşların haberdar olması için belirli periyotlarla belediyenin sosyal medya hesapları ve basın aracılığıyla duyurulduğunu da sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.