Hava Durumu

#Mahkeme

Yeni Marmara Gazetesi - Mahkeme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mahkeme haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Parkta 36 bıçak darbesiyle oğlunu öldüren babaya müebbet Haber

Parkta 36 bıçak darbesiyle oğlunu öldüren babaya müebbet

Antalya'nın Muratpaşa ilçesi Kızıltoprak Mahallesi 965. Sokak'ta 25 Mayıs 2025 tarihinde gece saatlerinde meydana gelen olayda Ali Tolaman (60), oğlu Barış Tolaman (25) ile konuşmak için evlerinin yakınındaki boş arazide buluştu. Kısa sürede çıkan tartışma kavgaya dönüştü. Baba Tolaman, oğlunu defalarca bıçakladı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, gencin hayatını kaybettiğini belirledi. Barış Tolaman'ın cenazesi, savcılık incelemesinin ardından Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Olay sonrası kısa sürede yakalanan Ali Tolaman, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Sağlık kontrolü sırasında gazetecilerin "Oğlunu neden öldürdün?" sorusuna, "Pişmanım, tartıştık. Alkol içip içip etrafa saldırıyordu" yanıtını veren Tolaman, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ali Tolaman'ın 11 yaşındaki A.T. ile 9 yaşındaki E.T. için ise kayyım atandı. Bir önceki duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanığın 'altsoya karşı kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Hakkında 'canavarca hisle veya eziyet çektirerek altsoyu kasten öldürme' suçundan dava açılan sanığın yargılandığı Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde karar duruşması görüldü. Mahkeme heyeti, olay yeri inceleme tutanakları, tanık beyanları, sanığın savunmaları ve 29 Eylül 2025 tarihli otopsi raporunu birlikte değerlendirdi. MAHKEME 'TAHRİK' SAVUNMASINI KABUL ETMEDİ Karar metninde, sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki beyanları birlikte ele alındı.Sanık Ali Tolaman'ın kolluk aşamasındaki ifadesinde, "Motorum oradaydı, oradaki bıçağı aldım. Bir iki defa bıçakladığımı hatırlıyorum, gerisini hatırlamıyorum. Yere düştü, ben korkumdan onu orada bırakıp eve motorla döndüm" şeklinde beyanda bulunduğu belirtildi.Kararda ayrıca, sanığın mahkeme huzurundaki savunmasında ise olay öncesine ilişkin farklı bir anlatımda bulunduğu aktarıldı. Sanığın, oğlunun apartman önünde taşkınlık yaptığı ve komşuların bu nedenle polisi çağırdığı yönünde savunma yaptığı belirtilerek şu ifadelerine yer verildi:"Olay günü apartmanın önünde ses bombasıyla birlikte müzik açarak masasını kurdu. Apartmanın dışında aşağıda kaldırımda üstü çıplaktı. Komşular rahatsız olup memurları çağırıyor. Polisleri komşular çağırmış. Ben 200 metre ötede arkadaşın oradaydım. Polislere küfür edip üzerlerine rakı dökmüş. Polisler biber gazı sıkınca yere düştü. O an ben geldim. ‘Ne oldu' dediler, ‘davacı mısın' dediler, ‘değilim' dedim. Zaten ayda bir kere memurlar gelir. Komşular ‘yukarı çıkar' dediler. ‘Hadi oğlum, üzerini giy, duşunu al' dedim. Yukarı gidince kardeşlerini dövmeye başlamış, Ayaz ile Asya'yı dövmüş, hatta para bile istemiş."Daha önceki duruşmalarda, bir kısım mağdur ve tanıkların da maktulün komşuları rahatsız ettiği ve alkol aldığı yönünde benzer beyanlarda bulunduğu ifade edildi. Ancak mahkeme, polis merkezlerinden gelen yazılarda Barış Tolaman'a yönelik herhangi bir olay ve eylem kaydına rastlanmadığının bildirildiğini, ayrıca ilgili polis merkezi yazıları ile 112 ihbar kayıtlarının da sanığın savunmalarıyla çeliştiğini vurguladı.Mahkeme heyeti, tüm hususları birlikte değerlendirerek sanığın savunmalarının somut olgu ve delillerle örtüşmediği sonucuna ulaştı. Kararda, maktulün sosyal davranışlarına ilişkin ileri sürülen iddialarla sanığın oğluna yönelik eylemi arasında açık bir orantısızlık bulunduğu, bu nedenle sanığın hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında hareket ettiğinin kabul edilemeyeceği kaydedildi. Bu gerekçelerle mahkeme heyeti, sanık hakkında cezada indirim sağlayan tahrik hükümlerini uygulamadı. 36 BIÇAK YARASI, 4 KESİK Karar metninde yer alan otopsi raporuna göre Barış Tolaman'ın vücudunda 36 adet kesici-delici alet yarası ve 4 adet kesik vasıfta yara tespit edildi. Raporda, bu yaralardan bir kısmının tek başına öldürücü nitelikte olduğu, ölümün kesici-delici alet yaralanmasına bağlı iç organ hasarı ve gelişen iç kanama sonucu meydana geldiği belirtildi. MÜEBBET CEZA Cumhuriyet savcısı, bir önceki duruşmada sanığın ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Mahkeme heyeti, sanığı 'altsoya karşı kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmetti. Sanığın yargılama sürecindeki davranışları ve geleceği üzerindeki etkileri dikkate alınarak cezada indirim uygulanmasına karar verildi ve ceza müebbet hapis olarak belirlendi. Sanığın tutukluluk halinin devamına hükmedildi.

Anaokulunda öğrencisini darbettiği iddia edilen öğretmene para cezası Haber

Anaokulunda öğrencisini darbettiği iddia edilen öğretmene para cezası

Olay, 5 Mart 2025 tarihinde Kastamonu il merkezinde bulunan bir anaokulunda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, anaokulunda eğitim gören 5 yaşındaki T.A.Ç., annesi H.Ç.’ye müzik öğretmeni S.T.’nin kendisini darbettiğini söyledi. Bunun üzerine okul idaresi ile görüşen aile durumu anlattı. Güvenlik kamerası görüntülerini talep eden aile, okul idaresi tarafından isteklerinin yerine getirilmesi üzerine suç duyurusunda bulundu. Sanık hakkında Kastamonu 5'inci Asliye Ceza Mahkemesi'nde ‘basit yaralama’ ve ‘tehdit’ suçlarından dava açıldı. Davanın ilk duruşmasında sanık, tanıklar, T.A.Ç.’nin ailesi ve taraf avukatları hazır bulundu. Duruşmada kendisini savunan sanık S.T., suçlamaları kabul etmediğini ve beraatını talep ettiğini belirterek, "T.A.Ç. benim öğrencimdir. Olay günü sınıfa geldiğimde kendisi yoktu. Ben T.A.Ç.’yi aramaya başladım. 35 öğrenciyi bırakıp, okul dışında onu aradım. Daha sonra tanık A.Ö.’den yardım istedim, kendisi görmediğini söyledi. Fakat son anda T.A.Ç.’nin bayrağın altında olduğunu söyledi. Kendisini ikna etmeye çalıştım, fakat, T.A.Ç. kendisini yerden yere attı. Ben onu tutmaya çalıştıkça kendisini yere attı. Kendisini içeriye almak için ikna etmeye çalıştım, elma verdim, fakat ikna edemedim. Ben kapıyı hızlıca açtığım için ayağım kendisine geldi. Asla kendisine tekme atmadım. A.Ç.ye ‘Ailesi geldiğinde ben teslim edeceğim ve durumu anlatacağım’ dedim" dedi. T.A.Ç.’nin annesi H.Ç. ise olay günü oğlunu okula almaya gittiğinde kendisinin ağladığını belirterek, "Oğluma ne olduğunu söylediğimde bir şey söylemedi. Normalde öğretmenler çocuğu teslim etmek üzere çıkmazlar ama o gün sanık başımızda bekliyordu ve çocuğumu göz hapsine almıştı. Oğlum bu nedenle konuşmadı. Oğlum suluğunu unutmuştu, kendisine gidip içeriden alıp getirmesini söyledim. Fakat oğlum içeri girmek istemedi. Sanığa ne olduğunu sordum. Kendisi oğlumun dışarıya çıktığını ve içeri girmek istemediğini söyledi. Daha sonra öğretmeni gittiğinde oğluma sordum, oğlumdan öğretmeninin kendisine davrandığı şekilde bana davranmasını istedim ve oğlum boynuma vurdu. Sonrasında oğlumun boynunun kızarık olduğunu gördüm. Kamera görüntülerini izlediğimde de oğlumu dövdüğünü ve oğlumun çığlıklar attığını duydum. Oğluma üstünü düzeltirken ‘Annene söyleme’ şeklinde söylediğini de gördüm. Daha önce de oğlumun vücudunda morluklar ve çizikler görmüştüm. Çocukların birbirini incittiklerini düşündüm" diye konuştu. T.A.Ç.’nin babası ise sanıktan şikayetçi olduğunu söyledi. Duruşmada tanık olarak dinlenilen okul çalışanı A.Ç., "Ben sanık öğretmenin çocuğu çektiğini gördüm. Sonra çocuğun mutfakta yere çöktüğünü gördüm ve benden yardım istedi. Sanık ise kolundan onu çekmeye çalışıyordu. Kendisinin vurduğunu ya da tekme attığını görmedim. Ama sonra kamera görüntülerinde tekme attığını gördüm. Sanık olaydan sonra okulla ilişkisini kesti, gelmiyor. Ama bu olaya kadar T.A.Ç.’ye yönelik böyle bir eylemini görmedim. T.A.Ç.’ye ‘bittin sen’ şeklinde sözler söylediğini duymadım. Görüntülerden izledim" şeklinde konuştu. Avukat savunmalarının da dinlenmesinin ardından Cumhuriyet savcısı mütalaasını açıkladı. Mütalaasında sanığın T.A.Ç.’yi yakasından tutup sürükleyerek ve tekme atarak darbettiği, ‘bittin sen, sen bittin’ diyerek tehdit edildiğinin güvenlik kamerası kayıtlarında sabit olduğunu belirten cumhuriyet savıcısı, sanığın ilgili suçlar sebebiyle cezalandırılmasını talep etti. Savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme, S.T.’nin 'basit yaralama' ve 'tehdit' suçlarından 20 bin 500 TL adli para cezasına çarptırılmasına karar verdi. Belirlenen cezaların 2 yıldan az olması, sanığın daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkum olmaması sebebiyle hükmün açıklanması geri bırakıldı.

TBMM'de taciz soruşturması: Üç sanık yeniden tutuklandı Haber

TBMM'de taciz soruşturması: Üç sanık yeniden tutuklandı

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde staj yapan öğrencilere yönelik cinsel taciz iddialarına ilişkin davada tahliye edilen dört sanıktan üçü yeniden tutuklandı. Karar, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı üzerine verildi. Sanıklardan birinin firari olduğu ve yakalanmasına yönelik sürecin sürdüğü öğrenildi.Soruşturma, TBMM’de staj yapan bir öğrencinin 4 Aralık 2025’te Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğü’ne başvurarak Meclis’te cinsel tacize uğradığını bildirmesi üzerine başlatıldı. Yürütülen soruşturma kapsamında beş Meclis çalışanı gözaltına alındı; bunlardan dördü tutuklandı.Hazırlanan iddianamede, olay tarihinde 18 yaşından küçük dört öğrencinin Meclis lokantasında görev yapan H.İ.G., D.U., İ.B., R.Ç. ve R.S. tarafından tacize uğradıkları belirtildi. Sanıklar hakkında “sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı” ve “çocuğa karşı cinsel taciz” suçlamalarıyla 16 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası talep edildi.Davanın ikinci duruşması 9 Şubat’ta Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, tutuklu sanıklar H.İ.G., D.U., İ.B. ve R.S. hakkında tahliye kararı verdi.Savcılığın bu karara yaptığı itirazı inceleyen üst mahkeme, tahliye kararını kaldırarak sanıkların yeniden tutuklanmasına hükmetti. Firari sanığın yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü bildirildi. Dava süreci devam ediyor.

Koza Han'da kafelerin tahliye kararına yargı freni Haber

Koza Han'da kafelerin tahliye kararına yargı freni

UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Koza Han'da, tahliye kararına karşı mahkemeye başvuran işletmeci, yaklaşık 25 yıldır kiracı olduğunu ve 2026 yılını kapsayan yeni kira sözleşmesini Aralık 2025'te imzaladığını beyan etti. Davacı, geçerli bir sözleşme bulunmasına rağmen "fuzuli şagil" olarak değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu savundu. Mahkeme, tahliye işleminin uygulanması halinde işletmenin ticari itibarı ve ekonomik faaliyetleri açısından telafisi güç zararlar doğabileceğine dikkat çekti. Heyet, davalı idarenin savunması alınıp dosya yeniden değerlendirilene kadar, teminat aranmaksızın yürütmenin durdurulmasına oy birliğiyle karar verdi. Yargılama süreci kapsamında Bursa Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nden, taşınmaza ilişkin mülkiyet belgeleri, kira sözleşmesi ve "fuzuli şagil" tespitine dair tüm evrakların gönderilmesi istendi. İdareye savunma için 10 günlük süre tanındı. Kararın ardından han avlusuna masa ve sandalyeler geçici olarak yeniden yerleştirildi. Koza Han Yönetim Kurulu Başkanı Erdinç Şentürk ile Avukat Sena Deniz Ersoy, sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Avukat Ersoy, mahkeme itirazının kabul edilmesi halinde, diğer işletmelerin de geçiş yollarını kapatmamak şartıyla avluya masa ve sandalye koyabileceğini ifade etti. Ersoy ayrıca, yürütmenin durdurulmasının dosya incelemesini sona erdirmediğini, ilerleyen aşamada yeniden bir kaldırma kararı çıkabileceğini söyledi. Kozahan Başkanı Erdinç Şentürk, hem esnafın hem de turistlerin mağduriyet yaşamaması için "orta yol" arayışında olduklarını belirtti. Şentürk, han esnafının ticari faaliyetlerini sürdürebilmesi ile Koza Han'ın tarihi dokusunun korunması arasında denge kurulması amacıyla ilgili kurumlarla görüşmelerin devam edeceğini kaydetti.

Böylede vicdansızlık olmaz: Bebeğe şiddet kamerada Haber

Böylede vicdansızlık olmaz: Bebeğe şiddet kamerada

Mahkeme, sanığın akıl sağlığının tespiti için sağlık raporu alınmasına ve tutukluluk halinin devamına karar verirken, baba Osman Vesek, kızının psikolojisinin iyi olmadığını belirterek, "Geceleri korkarak uyanıyor, bağırıyor, zaman zaman kendine vuruyor" dedi. Antalya'da bir yaşındaki kız bebeğin, yabancı uyruklu annesi İmane Moti tarafından darbedildiği anların güvenlik kamerasına yansımasının ardından açılan davada ilk duruşma görüldü. Şiddet iddiası, baba Osman Vesek'in bebeğin vücudundaki morluklardan şüphelenmesi üzerine eve gizli kamera yerleştirmesiyle ortaya çıktı. Güvenlik kamerası görüntülerinde, annenin bebeğine defalarca tokat attığı, terlikle vurduğu ve ayaklarından tutarak koltuğa fırlattığı anlar yer aldı. Görüntülerle birlikte Antalya Adliyesi'ne gelen baba Osman Vesek, Fas uyruklu eşi İmane Moti hakkında suç duyurusunda bulundu. Gözaltına alınan anne, çıkarıldığı Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesi'nce tutuklandı. İDDİANAME VE ADLİ TIP RAPORU Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianameye göre, şikâyet üzerine yapılan muayenede adli tıp raporu da dosyaya girdi. Raporda, bebeğin sol yanağında ve dudak çevresinde kızarıklıklar, kol ve el sırtında morluklar ile vücudunun çeşitli bölgelerinde darp izleri tespit edildiği belirtildi. Yaralanmaların hayati tehlike oluşturmadığı, darp sonucu meydana geldiği ve fotoğraflanarak rapora eklendiği ifade edildi.Savcılık, bebeğin kendisini savunamayacak yaşta olması, şiddetin farklı günlerde tekrarlanması ve süreklilik göstermesi nedeniyle eylemlerin "eziyet" kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Şüpheli hakkında "altsoya ve çocuğa karşı eziyet" suçundan dava açıldı. İLK DURUŞMA GÖRÜLDÜ Olayın ardından Antalya Adliyesi 34. Asliye Ceza Mahkemesi'nde "altsoya karşı eziyet, kadına karşı basit yaralama, çocuğa karşı eziyet" suçlamalarıyla ilk duruşma yapıldı. Duruşmaya tutuklu sanık İmane Moti, müşteki baba Osman Vesek ve müşteki avukatı katıldı. Mahkeme başkanının güvenlik kamerası görüntülerine ilişkin soruları üzerine savunma yapan sanık İmane Moti, "Psikolojim bozuldu, çok pişmanım. Kızımı özledim. Ayağından tutup vurduğum için çok pişmanım. Kamera görüntülerini yaparken farkında değildim, emniyette izleyince ne yaptığımı anladım" ifadelerini kullandı. BABA DURUŞMADA YAŞANANLARI AYRINTILI ANLATTI Duruşmada ifade veren müşteki baba Osman Vesek, eşinin doğumdan önce Fas'a gittiğini, bebeğin 4 aylıkken Türkiye'ye döndüklerini belirtti. Vesek, ifadesinde, kızının babaannesinin kucağındayken sanık tarafından bacağından tutulup kanepeye fırlatıldığını, ambulans ve polis çağırdığını, ancak sanığın emniyet güçlerine kendisi ve annesi hakkında iftira attığını söyledi. Vesek, daha sonra sanığın babasının devreye girdiğini ve bebeğin Fas'a götürüldüğünü belirterek, "Üç ay dediler ama altı ay Fas'ta kaldılar. Bu süreçte kızımı sürekli görüntülü arıyordum. Sağlık durumunun iyi olmadığını, sürekli öksürdüğünü fark ettim. Israrlarım üzerine Türkiye'ye döndüler. Geldikten iki gün sonra hastaneye götürdüm, zatürre ve enfeksiyon teşhisi koydular, 10 gün hastanede yattı" dedi.Ailesinin de kendisini uyardığını ifade eden Vesek, Antalya'daki eve gizli kamera kurdurduğunu, görüntüleri izledikten sonra adliyeye gelerek şikâyetçi olduğunu, kamera öncesinde de bebeğin vücudunda kızarıklıklar gördüğünü ve sanığın bunları "sivrisinek ısırığı" ve "düştü" diyerek açıkladığını söyledi. TANIK DİNLENDİ, TALEPLER REDDEDİLDİ Duruşmada dinlenen tanık Dilek A., sanığı daha önce ikamet yakınlarında bebeği bebek arabasıyla gezdirirken gördüğünü, bu sırada bebeğin yüzüne birkaç kez tokat attığını ileri sürdü. Sanık, tanığın beyanlarını reddetti. Müşteki avukatı Onur Can Eroğlu, mağdur bebeğin psikolojisinin kötü olduğunu belirterek pedagog incelemesi yapılmasını ve sanığın kasten öldürmeye teşebbüs suçundan yargılanmasını talep etti. Mahkeme heyeti, bu talepleri reddetti. Mahkeme ara kararını açıkladı Mahkeme heyeti, sanık İmane Moti hakkında akıl sağlığının tespiti için sağlık raporu alınmasına ve tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi. DURUŞMA SONRASI AÇIKLAMALAR Duruşmanın ardından baba Osman Vesek ve avukatı Onur Can Eroğlu, adliye önünde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Avukat Eroğlu, mahkemenin taleplerini reddettiğini belirterek, "Bir kadının, henüz bir yaşındaki öz kızına bu denli ağır ve süreklilik gösteren şiddet uygulamasının üst sınırdan cezayı gerektirmediği kabul edilecekse, hangi eylemlerin üst sınırdan ceza kapsamında değerlendirileceğini artık kamuoyunun takdirine bırakıyoruz" dedi. Baba Osman Vesek ise kızının psikolojik durumuna dikkat çekerek, "Çocuğum geceleri korkarak uyanıyor, bağırıyor, zaman zaman kendine vuruyor. Bunun annesinden gördüğü şiddete bağlı olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

"Adam mısın" diye başlayan tartışmada cinayetle bitti Haber

"Adam mısın" diye başlayan tartışmada cinayetle bitti

Olay, 28 Eylül 2024'te Doğu Kışla pazar yerinde meydana geldi. Bir süre önce aralarında araba camı kırma meselesi yüzünden husumet başlayan Enes Topal (26) ile Yiğit Laç (22) pazar yerinde karşı karşıya geldi. İki tarafın da "Sen adam mısın" sözleri üzerine büyüyen tartışma kavgaya dönüştü. Çıkan kavgada Enes Topal, Yiğit Laç'ı kalbinden bıçakladı. Enes Topal ayrıca olayı ayırmaya çalışan dayısı Ali Borlak'ı ve Yener Ersin'i yaralayarak kaçtı. Olayın ardından Yiğit Laç hayatını kaybetti, zanlı Enes Topal ise polis ekipleri tarafından yakalandı. Adliyeye sevk edilen Enes Topal tutuklanarak cezaevine gönderildi. İDDİANAMEDEN İddianamede, maktul Yiğit Laç ile sanık Enes Topal'ın uzun süredir birbirlerini tanıdıkları ve aralarında husumet bulunduğu belirtildi. Bu husumetin, maktulün sanığa ait aracın camını kırması ve kuzeniyle yaşadığı gönül ilişkisini kızın babasına söylediğini düşünmesinden kaynaklandığı ifade edildi. Ayrıca, bu sebeplerle zaman zaman aralarında tartışmalar yaşandığı kaydedildi. Olay günü pazar yerinde çalışan Yiğit Laç'ın konuşmak maksadıyla Enes Topal'ın bulunduğu tezgaha doğru yöneldiği, Ali Borlak'ın maktulün önüne geçerek olay yerinden uzaklaştırmak istediği, bu esnada sanığın üzerinde bulunan ve "sustalı" olarak tabir edilen bıçağı çekerek Yiğit Laç'ın üzerine doğru koşmaya başladığının ifade edildiği iddianamede, sanığın kendisine engel olmaya çalışan dayısını ayağından yaraladığı, ardından da maktul Yiğit'in göğüs bölgesini hedef alarak öldürme saikiyle bıçağı savurduğu ve onu da yaraladığı vurgulandı.Tanıkların ifadesinde Yiğit'in, dayısının kızı İ. ile Enes arasında birliktelik olduğu, Enes'in uyuşturucu bağımlısı olduğu ve bu ilişkiyi onaylamadığı iddia edildi. "OĞLUMA BU SALDIRIYI NE KADAR ENES YAPSA DA BABASININ DA BU EYLEMDE SUÇLU OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM" Enes Topal hakkında "bıçak veya diğer aletleri izinsiz olarak satma, satın alma taşıma veya bulundurma", "kasten öldürme", "silahla kasten yaralama" suçlarından açılan davanın son celsesi, Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmaya tutuklu sanık Enes Topal ve taraf avukatları katıldı.Sanıktan şikayetçi olan maktulün babası İlhan Laç, "Oğluma bu saldırıya ne kadar Enes yapsa da babasının da bu eylemde suçlu olduğunu düşünüyorum. Benim oğlumu uyuşturucu konusunda zan altında bırakmasına rağmen oğlum sükunetini korumuştur. Oğlum uyuşturucu kullanmıyor, bu raporlarda da sabittir" diye konuştu. Laç ailesinin avukatı ise "Olay, Enes'in babası Kemal'in, oğluna uyuşturucuya alıştırdığı iftirası ile başlamıştır. Sosyal medyada Enes, müvekkilimi ölümle tehdit etmiş, küfür etmiştir. Bu durumdan sıkılan Yiğit, pazarda Enes ile konuşmaya gitmiş 'adam mısın' sözü ile sanık olayı gerçekleştirmiştir. Sanığın cezalandırılmasını talep ediyorum" şeklinde konuştu. "YİĞİT KARDEŞİM GİBİYDİ" Savunmasında pişman olduğunu söyleyen Enes Topal, "Yiğit kardeşim gibiydi. Kız arkadaşım İ. ile ilişkimden Yiğit de memnundu, beraber tatile bile gittik. Yiğit'in ilişkimizi onaylamadığı doğru değildir" ifadelerini kullandı. KARAR Mahkeme heyeti, sanık Enes Topal'ı Yiğit Laç'a yönelik "kasten öldürme" suçundan önce müebbet hapis cezasına çarptırdı, ardından eylemin "haksız tahrik" altında işlendiğine kanaat getirerek cezayı 18 yıla indirdi. Sanığa ayrıca Ali Borlak ve Umut Can Laç'a yönelik "kasten yaralama" suçlarından toplam 1 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Böylece sanık toplamda 19 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Heyet, kavgaya karışan tutuksuz sanık Sedat Borlak'ı ise Yener Ersin'e yönelik "kasten yaralama" suçundan 11 bin 200 lira adli para cezasına mahkum etti.

Şoke eden DNA raporu Haber

Şoke eden DNA raporu

Olay, 27 Temmuz 2024'de Yeni Mahalle Kazım Karabekir Caddesi'ndeki apartmanda meydana geldi. İddiaya göre, eski eşi Sözen Tutci'nin (55) evine gelen Mustafa Y. (50), tabancayla ateş etti. Kurşunların hedefi olan kadın kanlar içinde yerde kalırken, Mustafa Y. oğlu Vedat Y.'yi (33) de bacağından vurdu. Vedat Y. de babasını, silahla ateş ederek yaraladı. Sağlık ekipleri tarafından yapılan kontrolde Sözen Tutci'nin hayatını kaybettiği belirlendi. Hastanedeki tedavisinin ardından gözaltına alınan Vedat Y., tekerlekli sandalye ile sevk edildiği adliyede adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ağır yaralanan Mustafa Y., Kocaeli Şehir Hastanesi'nde yaklaşık 1 ay süren tedavisinin ardından taburcu edildi. Gözaltına alınan Mustafa Y., çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. BABA VE OĞLU HAKKINDA DAVA AÇILDI Mustafa Y. hakkında, 'tasarlayarak kadına karşı ve boşandığı eşe yönelik kasten öldürme', 'tasarlayarak alt soya yönelik kasten öldürmeye teşebbüs', 'konut dokunulmazlığını ihlal', 'ruhsatsız ateşli silah ve mermi bulundurma ve taşıma suretiyle 6136 sayılı yasaya muhalefet' suçlarından, oğlu Vedat Y. hakkında ise babasına yönelik eylemi için 'üst soya yönelik kasten öldürmeye teşebbüs' suçundan dava açıldı. "DİZİMİN ÜSTÜNE ÇÖKEREK ATEŞ ETMEMESİ İÇİN YALVARDIM" Olaya ilişkin Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan davanın 3. celsesine devam edildi. Duruşmaya tutuklu sanık Mustafa Y., tutuksuz sanık Vedat Y., müştekiler ve taraf avukatları katıldı. Olay gününü anlatan tutuksuz sanık Vedat Y., "Olay günü annemle çay içerken kapı zili çaldı. Kapının deliğinden baktığımda kimseyi göremedim. Kapıyı açtığımda Mustafa Y. karşımdaydı. Elinde silah vardı. Benimle hiç konuşmadı bile, direkt ateş etmeye başladı. Koridorun sonuna doğru koşmaya başladım. Sonra odaya saklandım. Yaralı olduğumu fark ettim. Anneme ateş ettiğini duyunca çıktım. Annemden de kan aktığını gördüm. Dizimin üstüne çökerek ateş etmemesi için yalvardım. Annem de yalvardı" dedi. "ELİMİ ISIRDI, 19 DİKİŞ ATILDI" Annesine ateş edilmesi üzerine Mustafa Y. ile boğuştuğunu söyleyen Vedat Y., "Mustafa Y. elimi ısırdı. Hatta elime 19 dikiş atıldı. Silahın kabzasıyla kaşıma vurdu. Bilincimi kaybeder gibi oldum. Annem balkona kaçtı. Mustafa Y.'nin belinden silah düştü. Elinde de silah vardı. Biz boğuşurken Mustafa da balkona gitti. Ben de yere düşen silahı aldım. Görüş alanımda annem yoktu. Mustafa, anneme doğru silah tutuyordu, beni görünce korkuyla ateş ettim. Silahı tezgahın üstüne bıraktım. Bu sırada annem ve Mustafa'nın arasında ne olduğunu göremedim. Balkona gittiğimde annem yerde yatıyordu. Mustafa ise oturur vaziyetteydi. Elinde silah yoktu. 'Beni öldür' dedi. 'Öldürmeyeceğim' dedim, ekipleri aradım. Daha sonra mutfakta yere yığıldım. Olay yerinde balkon kapısının üstünde tespit edilen kurşun izleri, benim tuttuğum silahın tepmesi sonucu oluşan izlerdir. Ben silah kullanmayı bilmiyorum. Sadece bir kaç kez poligona gitmişliğim vardır" diye konuştu. "BENİM, OĞLU OLMADIĞINI DÜŞÜNÜYOR, NEDENİNİ BİLMİYORUM" Mustafa Y.'nin sürekli tehditlerine maruz kaldıklarını ifade eden Vedat Y., "Bizi 'Sizi öldüreceğim, katledeceğim' diye tehdit ediyordu. Daha önce hakkında uzaklaştırma kararı aldırmıştık. Yaşanan bu olaylardan bir sene önce kardeşim ağlayarak yanıma geldi. Kardeşime +18 videolar attığını gördüm. Bu videolardaki kişinin annemiz olduğunu iddia ediyormuş. 'Sen anneni satıyorsun, peşkeş çekiyorsun' diye iddiaları var. Benim oğlu olmadığını düşünüyor, nedenini bilmiyorum" şeklinde konuştu. ​​​​​​​"SÖZEN'İ, OĞLU VEDAT ÖLDÜRDÜ" Vedat Y. tarafından tehdit edildiği için eve gittiğini iddia eden Mustafa Y. ise savunmasına şöyle devam etti: "Olay günü eski eşimin evine konuşmak için gittim, kapıyı çaldım. Belimde sadece bir silah vardı. Kapıyı eski eşim açtı. Kendisi ile konuşmak istedim ancak Vedat bana saldırdı, hatta ayaklarım kırıldı. Boğuştuk, kendisinden kurtulmak için silahın kabzasıyla kafasına vurdum, daha sonra ayaklarına ateş ettim. Ben 5 el dışında ateş etmedim. Eski eşime hiç ateş etmedim. Sözen bu sırada elimdeki silahı alıp balkona kaçtı, Vedat ise bir odaya girdi. Ben Sözen'in peşinden gittiğimde silahı balkondan attı. Mustafa ise elinde silahla gelip ikimize ateş etti. Ortada 2 silah var. Bir silahın bana ait olduğunu söylüyordum ancak diğeri benim değil. Eğer benim olduğu tespit edilirse bana en ağır cezayı verin. Sözen'i, oğlu Vedat öldürdü." OĞLU OLMADIĞINI İDDİA EDİYORDU, GERÇEĞİ DUYUNCA SESSİZ KALDI Sanık Mustafa Y.'nin ilk duruşmadan bu yana "Vedat benim oğlum değil" iddiası üzerine istenen DNA testinin sonucu okundu. Raporda Vedat Y.'nin biyolojik babasının sanık olduğunun belirtilmesi üzerine bir süre sessiz kalan Mustafa Y.'nin, şaşkınlıkla "Benim mi oğlum?" dediği tutanaklara geçti. OLAY YERİNDE İNCELEME YAPILACAK Tezgahta bulunan silahın üstünde parmak izinin tespit edilemediği öğrenildi. Mahkeme heyeti, sanık Mustafa Y.'nin akıl sağlığının tespiti için rapor alınmasına, olay yerinde inceleme yapılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.

Deniz Akkaya Hakim Karşısında: Hapis Cezası Talebiyle Yargılanıyor Haber

Deniz Akkaya Hakim Karşısında: Hapis Cezası Talebiyle Yargılanıyor

Eski manken Deniz Akkaya, sosyal medyada hakime hakaret ve tehdit ettiği iddiasıyla 5 yıl 11 aya kadar hapis talebiyle yargılandığı davada hakim karşısına çıktı. Mahkeme, Akkaya’nın ev hapsi şeklindeki adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına hükmetti.   Eski manken Deniz Akkaya’nın kızına ilişkin vesayet davasına bakan mahkemenin hakimine sosyal medya üzerinden tehdit ve hakaretlerde bulunduğu iddiasıyla 5 yıl 11 aya kadar hapis talebiyle yargılanmasına başlandı. İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, tutuksuz yargılanan sanık Deniz Akkaya ve taraf avukatları hazır bulundu.  "Beni çok üzecek ve öfkelendirecek şey yaşadım, sözlerimi de bu yüzden söyledim’’   Duruşmada savunma yapan sanık Akkaya, şimdiye kadar hiçbir hakim, savcı ile mahkemelik olmadığını belirterek, "Hayatımda ilk kez böyle bir şey yaşadım. Durumun zaten kötü niyetli olduğu çok net şekilde ortadayken ve tam da Yunanistan'a ev almaya giderken hesaplarıma bloke konulduğunu gördüm. Mağdur olduğum halde hakime hanıma ulaşamadım. Kanunların bana sunduğu haklar varken neden bana bu kadar zulmedildiğiyle ilgili hakkımı arıyorum. Mahkeme hakimi tarafından mal varlıklarıma, bankalardaki hesaplarıma tedbir konuldu. Dolayısıyla ihtiyaçlarımı giderebilmem için harcama olanağım tamamen ortadan kaldırıldı. Sosyal medya üzerinden bu mağduriyetimi anlatmak için paylaşımlarda bulundum. Ailem olarak ve sağlık olarak çok ciddi mağduriyet yaşıyorum. Paylaşımlarım da üzüntü, öfke ve sitem dolu paylaşımlardır. Beni çok üzecek ve öfkelendirecek şey yaşadım, sözlerimi de bu yüzden söyledim’’ dedi.  Müşteki avukatı, sanık hakkındaki şikayetlerinin devam ettiğini söyleyerek, cezalandırılmasını talep etti. Sanık avukatı ise müvekkilinin ev hapsi şeklindeki adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını istedi.  Ev hapsi adli kontrolü kaldırıldı  Ara kararını açıklayan mahkeme, sanık Deniz Akkaya hakkındaki ‘konutu terk etmemek’ şeklindeki adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına karar verdi. Sanık Akkaya hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbirinin devamına karar veren mahkeme, eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.  İddianameden  İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, şüpheli Deniz Akkaya’nın zincirleme şekilde ‘kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret’ ve zincirleme şekilde ‘tehdit’ suçlarından toplamda 1 yıl 5 ay 15 günden 5 yıl 11 aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. 

Kılıçdaroğlu'na ilk destek Bozbey'den! Haber

Kılıçdaroğlu'na ilk destek Bozbey'den!

CHP'nin geçtiğimiz dönem genel başkanlığını yürüten Kemal Kılıçdaroğlu, ''Hapis ve siyasi yasak istemli'' dava neticesinde, 22 Kasım'da savunma yapmak için hakim karşısına çıkıyor. Kemal Kılıçdaroğlu konuyla ilgili yaptığı açıklamada,  ''Savunma yapmaya gidiyorum diyorsam da, sanmayın ki kendimi savunmaya gidiyorum. Ben oraya BOP Eş Başkanı Erdoğan'dan yaptığı yolsuzlukları sormaya gidiyorum, ben oraya misak-ı milli için gidiyorum, daha bir kaç gün önce yoksulluktan yanarak can veren evlatlarımız için gidiyorum, uyuşturucu baronları ve kara paracı çetelerden hesap sormaya gidiyorum, bağımsızlığımız için ve geleceğimiz için gidiyorum. S Dostlar safları sıklaştırın, vatan ve millet düşmanlarına karşı kuvai milliye ruıhunu tesis edeceğiz. Sevr'i nasıl parçalayıp yırtıp attıysak, emperyalistlerin kurduğu bu oyunuda öyle bozacağız. İş birlikçilerden hesap soracağız. Korkmayın, birlikte başaracağız!'' ifadelerini kullandı. İLK DESTEK BOZBEY'DEN! Kemal Kılıçdaroğlu'nun açıklamasının ardından ilk destek Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'den geldi. Başkan Bozbey yaptığı açıklamada, ''7. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik hapis ve siyasi yasak istemiyle açılan dava; hukukun değil, siyasetin ürünü olan bir karardır. Bu haksızlığa karşı duracağız. 22 Kasım tarihinde gerçekleşecek duruşmanın takipçisi olacak, adaletin ve demokrasinin yeniden güç kazandığı bir Türkiye için Hak, Hukuk ve Adalet arayışımızı sürdüreceğiz.'' dedi. Davanın seyri ve nasıl sonuçlanacağı ise merak konusu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.