Hava Durumu

#Mahkeme

Yeni Marmara Gazetesi - Mahkeme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mahkeme haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Yargıtay'dan iş sözleşmeleri için önemli karar Haber

Yargıtay'dan iş sözleşmeleri için önemli karar

Bir şirkette çalışan usta, maaşın yanı sıra fabrikanın bir bölümünün satışı konusunda anlaşıp, sözleşme imzaladı. Usta; sözleşmeye rağmen mülkü alamayınca mahkemenin yolunu tuttu. Davalı şirket, sayfalarca sözleşmenin tamamında şirket yetkilisinin imza ve kaşesinin olmadığını, bu yüzden satışın geçersiz olduğunu öne sürdü. Tarafları dinleyen mahkeme, sözleşmenin her sayfasında imza olmadığı gerekçesiyle satışı iptal etti. Karar istinafa taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi, itirazları geri çevirdi. Mağdur alıcı bu kez kararı temyiz etti. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, emsal nitelikte bir karara imza attı. İş sözleşmesinin her sayfasında imza bulunmasının zorunlu olmadığı son sayfadaki imzanın sayfaların birbirini takip ettiğinin anlaşılması halinde bağlayıcı olduğu hatırlatıldı. Kararda şöyle denildi: ‘Dosya içeriğine göre belirsiz süreli iş sözleşmesi ile birlikte davacıya ücret dışında 250 bin TL tutarında hizmet bedeli ödenmesi kararlaştırılmış; bu bedelin karşılığında iş sözleşmesinde belirtilen adreste yer alan bağımsız bölümün işçiye devri konusunda anlaşma yapılmıştır. Sözü edilen iş sözleşmesinin bütün sayfaları davalı işverence imzalı olup son sayfada ayrıca davalı Şirketin kaşesi de yer almaktadır. İş sözleşmesinin tüm sayfalarının imzalı olması karşısında; Mahkemelerce, son sayfa dışındaki sayfalarda davalı işverenin kaşesi olmadığı gerekçesiyle talep konusunun dayanağını teşkil eden sözleşme hükmüne değer verilmemesi doğru olmamıştır. Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması, İş Mahkemesi hükmünün bozulmasına oy birliği ile karar verildi.’’

Hırsızın senaryosu Yargıtay'dan geri döndü Haber

Hırsızın senaryosu Yargıtay'dan geri döndü

Sabıkalarına rağmen ev ve işyerlerine girerek insanları mağdur eden hırsızların ‘uyumak için girdim’ argümanı, ceza yargılamasında en sık karşılaşılan klasik savunma taktiklerinden biri olarak mahkemelerin gündemine geliyor. Yargılama sürecinde sanıkların bu savunması iddia makamı (savcılık) tarafından toplanan delillerle çürütülüyor. Hırsızlık için girdiği evde suçüstü yakalanan G.D. hakkında ‘Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli’ suçundan 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Sanığın, ‘Hırsızlık için değil dinlenmek için girdim ama sabıkamdan dolayı sözüme itibar edilmedi savunması Mahkemede karşılık bulmadı. Kapı, pencere kilitlerinin zorlanması, duvar ve çatı gibi engellerin aşılması, doğrudan hırsızlık veya mala zarar verme kastının açık göstergesi olduğuna dikkat çeken mahkeme; ‘Hukuk sistemimizde savunmalar değerlendirilirken hayatın olağan akışı esas alınır. Tanımadığınız birinin evine izinsiz girip uyuması makul kabul edilmez. Şüphelinin üzerinde veya çevresinde kesici aletler (levye, tornavida), eldiven, maske veya çalınan eşyaların bulunması bu bahaneyi tamamen ortadan kaldırır. Bu tarz mesnetsiz ifadeler genellikle cezayı hafifletmek veya suçun vasfını değiştirmek için yapılmış bir kaçıştır’ değerlendirmesi yapıp sanığı hapis cezasına çarptırdı. Sanık kararı temyiz edince devreye Yargıtay 2. Ceza Dairesi girdi. Temyiz sadece hüküm hukuksuz olduğunda geçerlidir G.D. isimli hırsızlık sanığının temyiz müracaatını değerlendiren Yargıtay 2.Ceza Dairesi adeta ültimatom niteliğinde bir karara imza attı. 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır'' ifadesi hatırlatıldı. Aynı Kanun'un 294. Maddesinde ise ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir'' hükmünün yer adlığı vurgulandı. Kararda şu ifadelere yer verildi: ''Sanığın temyiz isteminin, katılanın evine hırsızlık amacıyla girmediği, uyumak amacıyla girdiğine, geçmiş sabıkasından dolayı sözlerine itibar edilmediğine, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddesinin uygulanmadığına dayanıyor. Sanık müdafiinin (avukatının) temyiz isteminin, sanığın atılı suçu işlemediğine, soyut ve mesnetsiz değerlendirmeyle mahkûmiyet kararı verildiğine ve beraat kararı verilmesinin gerektiğine ilişkin olduğu belirlenerek anılan sebeplere yönelik yapılan incelemede hukuka aykırılık bulunmamıştır. Sanık hakkında katılana yönelik eylemi sebebiyle hırsızlık suçundan kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf istemlerinin esastan reddine dair karar hukuka uygun bulunduğundan, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin kararına yönelik temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına oy birliği ile karar verilmiştir.''

"Kızına tokat attın" tartışması cinayetle bitmişti: Babaya müebbet, kızına 5 yıl hapis Haber

"Kızına tokat attın" tartışması cinayetle bitmişti: Babaya müebbet, kızına 5 yıl hapis

Olay, 30 Temmuz 2025 tarihinde saat 22.00 sıralarında Karamürsel Kayacık Mahallesi İnönü Caddesi'ndeki Halı Sahalar mevkiinde meydana geldi. Eşiyle birlikte sahilde yürüyen Uğur Deniz (35), daha önce kavga ettiği Ersin K. ile karşılaştı. Yanındaki bıçağı çıkartan Ersin K., Uğur Deniz'i eşinin gözleri önünde bıçakladı. Ağır yaralanan Uğur Deniz kaldırıldığı hastanede hayatını kaybederken, Ersin K. ve 15 yaşındaki kızı B.K. tutuklanarak cezaevine gönderildi. Sanık Ersin K.'nın olaydan yaklaşık 15 gün önce kızı B.K.'ye geç geldiği gerekçesiyle yolda tokat attığı, yoldan geçen bir kadının tepki göstermesi üzerine çıkan tartışmaya Uğur Deniz'in de dahil olduğu öğrenildi. Ersin K. ifadesinde, Deniz'in kendisine küfrederek çocuklarının yanında darbettiğini ve olaydan haftalar sonra maktulü aynı bölgede görünce cinayeti işlediğini söyledi. Babaya ve kızına hapis talebi Kocaeli 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya tutuklu sanıklar Ersin K. ve 15 yaşındaki kızı B.K. ile taraf avukatları katıldı. Duruşmada mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanık Ersin K.'nın "kasten öldürme" suçundan müebbet hapis, kızı B.K.'nin ise "yardım etme" suçundan cezalandırılmasını, olayda adı geçen 12 yaşındaki diğer kızları N.D.'nin ise beraatını talep etti. "Baba ve kız iştirak iradesi içinde tasarlayarak eylemi gerçekleştirmişlerdir" Maktul Uğur Deniz'in ailesinin avukatı ise, eylemin tasarlanarak işlendiğini savunarak, "Sanık, maktulü 15 gün boyunca izliyor ve eylemi tasarlıyor. Bıçak maktulün koltuk altından girip kalbine saplanıyor. Bu bıçak özenle seçilmiş. Sanık bunu aklından planlamış. Eylem bize göre tasarlamadır, bu sebeple ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep ediyorum. Kızı B.K.'nın ise yardım etme sıfatıyla cezalandırılması talep edilmiş. B.K., Deniz'i görünce babasına kavga ettiği kişinin o olduğunu söylüyor. Babasının ilk olay gecesi ayık olmadığını biliyor. B.K.'nın asli fail olarak azmettirme suçundan yargılanmasını talep ediyoruz. Baba ve kız iştirak iradesi içinde tasarlayarak eylemi gerçekleştirmişlerdir" diye konuştu. "Kızımı serbest bırakın, ben tahliyemi istemiyorum" Karar öncesi son sözleri sorulan sanık Ersin K., kızının suçsuz olduğunu belirterek, "Kızımın cezalandırılmasını istemiyorum, onun tahliyesini istiyorum. Ben ise tahliyemi istemiyorum" dedi. Sanık B.K. ise üzerine atılı suçlamaları reddederek, tahliyesini talep etti. Babaya müebbet, kızına 5 yıl 6 ay hapis Mahkeme heyeti, sanık Ersin K'nın "kasten öldürme" suçundan müebbet hapisle cezalandırılmasına hükmetti. Heyet, kızı B.K.'ye "yardım etme" suçundan 5 yıl 6 ay hapis cezası vererek tahliyesine, 12 yaşındaki N.D.'nin ise beraatına karar verdi.

İkra bebeğin darp davasında tutuklu sanık tahliye edildi Haber

İkra bebeğin darp davasında tutuklu sanık tahliye edildi

Yalova 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya sanık Ş.E., tutuklu bulunduğu cezaevinden SEGBİS aracılığıyla katıldı. Duruşmada taraf avukatları ile sanık yakınları da hazır bulundu. Duruşma öncesinde baba Muhammed Baca, dosyanın "kasten öldürmeye teşebbüs" kapsamında değerlendirilerek ağır ceza mahkemesine gönderilmesini talep etti. Talebinin kabul edilmemesi üzerine eşi B.B., kızı İkra ve diğer çocuklarıyla duruşma salonundan ayrıldı. Jandarma personelleri tanık olarak dinlendi Olay anında sahada olan jandarma personeli, ihbar üzerine olay yerine gittiklerini, Muhammed Baca'nın evinde bulunduğunu ve o anda sokaktan gelen Ş.E. ile tartıştığını söyledi. Jandarma personeli, tarafları ayırdıkları sırada B.B. ile sanığın eşi N.E. arasında da arbede çıktığını belirtti. Jandarma personeli, arbedede bebeğe vurulduğu anı görmediğini söyledi. Sanığın ağabeyinin eşi N.E. ise, olay sırasında anne B.B.'nin çocuğu kucağında taşıdığı sırada düştüğünü iddia etti. Mahkeme heyeti duruşma sonunda sanık Ş.E'ye yurt dışı yasağı ve adli kontrol kararıyla tahliye edilmesine hükmetti. "Kızımın hakkını sonuna kadar arayacağım" Duruşma başladıktan sonra salonu terk eden Muhammed Baca yaptığı açıklamada, 14 aylık kızının kafatasında üç kırık oluştuğunu ve beyin kanaması geçirdiğini. dosyanın ağır ceza mahkemesine gönderilmesini istediğini söyleyerek, "Bir baba olarak mücadelemi sürdürüyorum. Kızımın hakkını savunacağım. Dört aydır aile düzenimiz kalmadı. Hukuk önünde sonuna kadar mücadele edeceğim" dedi.

Kayıp Nazar davasında flaş gelişme Haber

Kayıp Nazar davasında flaş gelişme

Mustafakemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame mahkemece kabul edilirken, çocuğun babaannesinin de aralarında bulunduğu 1’i tutuklu 6 sanık hakkında "18 yaşını doldurmamış kişilere karşı insan ticareti" suçundan 12’şer yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Olay, Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesinde yaşandı. İddiaya göre, ilçede yaşayan Umut K., çalışmak için gittiği Almanya'da Rebecca S. (30) ile tanışarak birlikte yaşamaya başladı. Çiftin 2018 yılında erkek çocukları N.S. dünyaya geldi. Bir süre sonra Umut K., Alman sevgilisi ve 1 yaşındaki oğlu ile birlikte annesi Hanife S.'yi (60) ziyaret etmek için Bursa'ya geldi. Burada başlayan tartışma ise aile dramının fitilini ateşledi. İddiaya göre Umut K., Almanya'ya geri dönmek istemediğini söyleyerek Rebecca S.'den oğlunu kendisine bırakıp ülkesine dönmesini istedi. Çift arasında çıkan tartışmanın ardından Umut K.'nin oğlunu kaçırmaya karar verdiği öne sürüldü. Planını devreye sokan Umut K., küçük oğlu N.S.'yi annesi Hanife S.'ye bırakarak bir yakınının yanına götürülmesini istedi. Daha sonra Rebecca S. ile birlikte markete giden Umut K., eve döndüklerinde çocuğun kaybolduğunu söyledi. 1 yaşındaki oğlunu evde bulamayan Rebecca S. ise panikle polise giderek şikayetçi oldu. İlçede günlerce oğlunu arayan Rebecca S., çocuğunu kaçırdığından şüphelendiği Umut K. ve annesi hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. Ancak yapılan aramalara rağmen küçük çocuğa ulaşılamadı. Bunun üzerine Rebecca S., umudunu kaybetmeden ülkesine geri döndü. Bursa Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin yaklaşık 30 gün süren teknik ve fiziki takibi, yüzlerce saatlik güvenlik kamerası incelemesi ve saha çalışmaları sonucunda 14 Mart 2026 tarihinde küçük çocuğa Mustafakemalpaşa ilçesindeki harabe bir evde ulaştı. Devlet korumasına alınan 8 yaşındaki Nazar S. için yapılan DNA testinde anne Rebecca S. ile yüzde 99,99 uyum sağlandığı belirlenirken, mahkeme kararıyla velayet anneye verildi. Küçük çocuk daha sonra annesiyle birlikte Almanya’ya gönderildi. Dosyada yer alan çocuk ifadesinde ise yıllarca evden çıkmadığını, okula gitmediğini ve yaşıtlarından uzak bir yaşam sürdüğünü anlattığı öğrenildi. Ayrıca bazı şüpheliler tarafından şiddete maruz kaldığı yönündeki beyanlar da iddianamede yer aldı. Mustafakemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, 1'i tutuklu toplam 6 sanığın "18 yaşını doldurmamış kişilere karşı insan ticareti" suçundan 12'şer yıla kadar hapis istemiyle yargılanacağı belirtildi. Sanıklar arasında çocuğun babaannesi Hanife S. ile akrabalarının da bulunduğu aktarıldı. Türkiye’nin son yıllarda gündem oluşturan kayıp çocuk dosyalarından biri olarak gösterilen olayda, insan ticareti suçlamasıyla yargılanacak 6 sanığın ilk kez Temmuz ayında hakim karşısına çıkacağı öğrenildi.

"insanlık dışı bir vahşet" Haber

"insanlık dışı bir vahşet"

İsviçre’nin Muttenz kentinde görülen davada, 43 yaşındaki Marc Rieben, eşi Kristina Joksimovic’i öldürmek suçundan müebbet hapis cezasına mahkûm edildi. Mahkeme heyeti, olayın niteliği ve sanığın davranışları nedeniyle cezada indirime gitmedi. Mahkeme kararına göre Rieben’in, Şubat 2024’te eşini öldürdükten sonra cesedi parçalayarak yok etmeye çalıştığı tespit edildi. Soruşturma kapsamında sanığın çeşitli kesici aletler ve kimyasal maddeler kullandığı belirlendi. Sanık ayrıca “ölüye saygısızlık” suçundan da hüküm giydi. Dava sürecinde savunma yapan Rieben, olayın kaza sonucu yaşandığını ileri sürdü. Ancak savcılık, adli tıp raporları ve deliller doğrultusunda cinayetin planlı şekilde işlendiğini savundu. Mahkeme de savcılığın değerlendirmelerini dikkate alarak sanığın suçlu olduğuna hükmetti. Karar kapsamında sanığın, çiftin çocukları ile maktulün ailesine tazminat ödemesine de karar verildi. Duruşma boyunca geniş güvenlik önlemleri alınırken, dava İsviçre kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Cinayet sonrası dehşet veren detaylar Şubat 2024'te gerçekleşen olayda, Marc Rieben'in eşini önce darp edip boğarak öldürdüğü, ardından cesedi evin çamaşır odasına taşıdığı belirlendi. Mahkeme tutanaklarına göre katil zanlısı, bir dekupaj testeresi, bıçak ve 10 litre çamaşır suyu kullanarak cesedi parçalara ayırdı. Kan donduran en uç detay ise, bazı vücut parçalarının bir mutfak robotu (blender) kullanılarak püre haline getirilmesi oldu. Bu eylemler nedeniyle sanık, cinayetin yanı sıra ölüye saygısızlık suçundan da mahkum edildi.

Baba ve oğlunu öldüren kanser hastası yaşlı adam tahliye edildi Haber

Baba ve oğlunu öldüren kanser hastası yaşlı adam tahliye edildi

Olay, 3 Temmuz 2025 yılında Kayacık Mahallesi 220. Cadde'de meydana geldi. Mehmet Canımoğlu (60) ve oğlu Aykut Canımoğlu (30), sokak ortasında İzzet Kalyon'un (76) silahlı saldırısına uğradı. Baba ve oğlu kanlar içinde yerde kalırken, şüpheli olay yerinden kaçtı. Sağlık ekipleri, baba ve oğulun hayatını kaybettiğini tespit etti. İzzet Kalyon ise polis ekipleri tarafından Gölcük ilçesinde yakalanarak gözaltına alındı. İfadesi alınan Kalyon, tutuklanarak cezaevine gönderildi. "Kasten öldürme" suçundan hakkında iki kez müebbet hapis cezası istenen sanık Kalyon, ilk duruşmadaki savunmasında maktul Aykut Canımoğlu ile geçmişte aynı iş yerinde çalıştıklarını, oğlunun üzerine kayıtlı otomobili 1 milyon 600 bin lira karşılığında kendisine sattığını ancak devir işlemlerinin ardından parasını alamadığını öne sürmüştü. Olay günü hastaneye gitmek için yola çıktığında maktullerle tesadüfen karşılaştığını iddia eden sanık, alacağını sorması üzerine tartışma çıktığını ve öldürülme korkusuyla ateş ettiğini savunmuştu. Savunmanın ardından mahkeme heyeti, kanser hastası olduğunu belirten sanığın sağlık durumuna ilişkin Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasına ve maktullere ait olduğu iddia edilen silahların varlığının araştırılmasına karar vermişti. Adli tıp raporu tahliye getirdi Mahkemeye ulaşan Adli Tıp Kurumu raporunda, sanığın mevcut kanser hastalığı nedeniyle cezaevi şartlarında kalmasının uygun olmadığı yönünde görüş bildirildi.Raporu inceleyen mahkeme heyeti, tutuklu sanık İzzet Kalyon'un cezaevi şartlarının sağlık durumuna uygun olmamasını göz önünde bulundurarak ev hapsi şartıyla tahliyesine karar verdi.

Genç kadın durakta tacizciyi saniye saniye kaydetti: "Ben hovardayım, hovarda" Haber

Genç kadın durakta tacizciyi saniye saniye kaydetti: "Ben hovardayım, hovarda"

Genç kadının kayda aldığı görüntülerde, şüphelinin cinsel organıyla oynadığı anlar yer alırken, "Ben hovardayım, hovarda" diyerek güldüğü de duyuldu. Şüphelinin yaklaşık bir ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilmesinin ardından yaşadığı korku dolu anları anlatan Ak, "Alelade organıyla oynayıp, yüzüme bakarak kendi içinde keyif alıyormuş gibi hareketleri var. Ben bunlardan tiksindim. Benim yüzüm, bedenim bir başkasının zevk aracı değil" dedi. Olay, 4 Nisan'da Körfez ilçesindeki Hamit Kaplan Caddesi'nde yer alan otobüs durağında meydana geldi. Kız arkadaşıyla buluşmak üzere durağa gelen 28 yaşındaki Kübra Ak, olaydan yaklaşık bir hafta önce de kendisini rahatsız ettiği iddia edilen M.B.'ye (56) rastladı. Genç kadının durağa geldiğini gören şüpheli M.B., bakışlarıyla başladığı tacizin ardından herkesin içinde cinsel organıyla oynamaya başladı. M.B.'nin tavırlarından rahatsız olan genç kadın, cep telefonu kamerasıyla yaşananları anbean kaydetmeye başladı. Görüntülerde, şahsın cinsel organıyla oynadığı, zaman zaman dilini çıkarıp içinden söylendiği ve Ak'a bakıp kafasını salladığı, bu sırada yanlarında duran bir başka vatandaşın ise yaşananlara tepkisiz kaldığı görüldü. "Ben hovardayım, hovarda" Kübra Ak'ın yanına yaklaşan şüpheli, onu izlediğini ve durağa karşıdan geldiğini gördüğünü söyledi. Görüntülerde, bir süre daha genç kadının yanında duran M.B.'nin, gülerek "Ben hovardayım, hovarda" dediği duyuldu, ardından ise "Sevgili arıyorum" dediği öne sürüldü. "Seni terk eder giderim" Bu sözler üzerine Kübra Ak, "Nasıl yani? Siz hovardasınız ve sevgili mi arıyorsunuz? Söylemek istediğiniz bu mu?" diyerek tepki gösterdi. Şüphelinin, "Yanlış anlama, seninle işim olmaz. Benim şu an işim var" şeklindeki yanıtı üzerine genç kadın, "Neden bana hovarda olduğunuzu söylüyorsunuz? Ben şu an bunu yanlış anlıyorum. Beni oradan buraya takip ediyorsunuz" ifadelerini kullandı. Şüpheli M.B. ise "Seni terk eder giderim" karşılığını verdi. Yaşadığı korkuyla durumu mesaj attığı arkadaşının polis çağırmasının ardından, olayın getirdiği öfkeyle genç kadın şüpheliye birkaç kez vurdu. İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekiplerince gözaltına alınan 2 çocuk babası M.B., emniyetteki işlemlerinin ardından çıkarıldığı sulh ceza hakimliğince tutuklandı. İlk duruşmada tahliye kararı Yaklaşık bir ay tutuklu kalan sanık M.B., iki gün önce görülen ilk duruşmada hakim karşısına çıktı. Hakkındaki suçlamaları reddeden sanık, "Ben durakta bekliyordum. İki dakika durmadan ayrıldım. O kendi kendine konuşuyordu, canlı yayın mı yapıyordu ne yapıyordu anlamadım. Rahatsız olup ayrıldım. Hepsi iftira" şeklinde savunma yaptı. Sanık avukatı ise videoda ve sözlerde suç teşkil edici bir unsur olmadığını öne sürerek, "Görüntüler yanlış anlaşılmaya uygundur. Suç teşkil edip etmediği tartışmaya dayalıdır. Tutuksuz yargılanmasına karar verilmesini talep ederiz" dedi. Mahkeme heyeti, sanığın adli kontrol şartıyla tahliye edilmesine karar verdi. "Ağlama krizine girdim, karmaşıklık yaşadım" Yaşadığı travmayı İHA'ya anlatan 28 yaşındaki Kübra Ak, olayın aslında 1,5 ay öncesine dayandığını söyledi. Ak, "Yaklaşık 1,5 ay önce bir kere burada kendisiyle karşı karşıya kaldım. Karşıdan buraya yanıma geldi ve cinsel organıyla oynuyordu. O zaman sessiz kalıp gittim ve az ileride ağlama krizine girdim. İster istemez bir karmaşıklık yaşadım. Ne yapacağımı bilemiyordum" dedi. "Sevgili aradığını söylüyor, yüzüme bakarak cinsel organıyla oynuyor" Bu olaydan yaklaşık bir hafta sonra (olay günü) M.B.'yi aynı bölgede bir kez daha gördüğünü ifade eden Ak, şöyle konuştu: "Arkadaşımı beklemek üzere karşıdan durağa geçtim. Benim ardımdan adam geldi, karşıya geçip bana kaş göz yaptı, dilini çıkarttı, ağzının içerisinde bir şeyler geveledi ve bu sırada da cinsel organıyla oynuyordu. Burada bir beyefendi vardı başımızda, onu kaldırıp, 'Karşı durağa gitmen gerekiyor, senin otobüsün orada' diyip göndermeye çalıştı. Otobüs geldiğinde beyefendi kalkıp gitti. Sonra gelip buraya, 'Ahmak işte, göndermeye çalıştım gitmedi' gibi şeyler söyledi. Ben oralı olmamaya çalışıyorum ve video kaydına devam ediyorum. Bana İzmit'e gideceğini söyledi. Ben de, 'Beni o duraktan buraya kadar takip ettiniz, gördünüz geldiğimi' dedim. 'Evet, indin, geldiğini gördüm' dedi. Bunlar zaten video kaydında da var. Benim geldiğimi gördüğünü söylüyor. İzmit otobüsü geldiğinde, 'Otobüs geldi, gitmeyecek misiniz?' dedim. 'Yok, ben arkadaşımla buluşacaktım' dedi. Otobüs gittikten sonra bana 'Ben hovardayım, sevgili arıyorum' dedi. Ben tabii orada anlayamıyorum, konuşmasını da anlayamıyorun. 'Hovardayım işte' deyip kahkaha atıyor. Ben o an şaşırdım. Sevgili aradığını söylüyor, yüzüme bakarak cinsel organıyla oynuyor." "Ben yaşımdan dolayı niyetini anlayabilirim ama küçük çocuklar anlayamayabilir" Kübra Ak, olayın yaşandığı durağın hemen yakınında bir okulun bulunduğuna dikkati çekerek, "Burası kalabalık bir ortam, çocukların okuldan çıktığı bir yer. Ben yaşımdan dolayı niyetini anlayabilirim ama küçük çocuklar anlayamayabilir. Hemen aşağısı dere, birine zarar gelse, boğuşma olsa... Ben bunların hepsini düşünerek arkadaşımdan destek istedim. Polis çağırdı. Polisi karşıda görünce 'İstemezsen sen bilirsin' gibi benimle konuşarak arkasını döndü gitti. Ben o an sinirlerime hakim olamadım. Kendimi koruma içgüdüsüyle mi anlamadım birkaç kez vurdum. Ben vurunca polisler yakalamalarını söyledi. İnsanlar yakalayıp adamı getirdiler. Polise şikayetçi olduğumu söyledim. O gece karakolda kaldı" diye konuştu. "Organıyla oynayıp, yüzüme bakarak kendi içinde keyif alıyormuş gibi hareketleri var" Ak, sözlerine şöyle devam etti: "Mahkemeye gittim. Kendisi zaten avukat tutmuş. İfadesinde kendisine iftira attığımı söylüyor. Benim onu darp ettiğimi, kameraya alırken de canlı yayın yapıyormuşum, kendi kendime söylendiğimi, bu sebeple gittiğini söylüyor. Ben ona gidip saldırıyormuşum, kendi beyanı bu şekilde ama tabii hiçbir şekilde böyle bir şey yok. Ben o süreçte kendisini video kaydına alıyordum, kendimi koruma amaçlı. Burada gerçekten birine bir şey olabilirdi. Şuan dava devam ediyor. Kendisi serbest bırakıldı. Yaklaşık bir ay tutuklu kaldı. Açıkçası böyle insanların, özellikle çocuklara, kadınlara, insanlara zarar vermesini istemiyorum. Ben kendisinden şikayetçiyim. Süreç devam ediyor. Ayrıca ben velilerin de dikkat etmesini istiyorum. Hem okul köşesinde hem de kalabalık bir ortamda cinsel organıyla oynayan bir insan her şeyi yapabilir diye düşünüyorum. Kendilerinin 'görüntüler yanlış anlaşılmaya müsait' gibi bir beyanı oldu ama ben görüntülerin yanlış anlaşılmaya müsait olduğunu düşünmüyorum. Alelade organıyla oynayıp, yüzüme bakarak kendi içinde keyif alıyormuş gibi hareketleri var, videolarda da belli. Ben bunlardan tiksindim. Bir başkasının, özellikle de küçük çocukların asla bunu yaşamasını istemiyorum. Adaletin yerini bulmasını istiyorum." "Benim yüzüm, bedenim bir başkasının zevk aracı değil" Hayatında ilk kez böyle bir olayla karşı karşıya kaldığını vurgulayan genç kadın, "Böyle olayları okumak ile yaşamak gerçekten çok farklı. Duyunca, 'Geçmiş olsun' deyip bu kötülüğü yaşayan kişiyle empati kurmaya çalışıyorsunuz ancak yaşadığınızda ne tepki vereceğinizi, çevrenin baskısı, kimse yardım etmiyor...Ben bu olayı yaşarken durakta bir beyefendi vardı, o bile konuya dahil olmuyor. Belki gündemden dolayı dahil olamıyordur ama hoş bir durum değil. Bir kadının yüzüne bakarak iğrenç bir hareket sergileniyor, bu hoş bir durum değil. Yaşadığım duygu karışıklığı, sinir, öfke, vücuduma gelen titremeler...Kendimi ifade bile edemedim. Zaten bu yüzden şahsa vurdum ama bu duyguyu yaşadığım için bu gerçekleşti. Kötü bir şey, kimsenin başına gelsin istemem. Tamam, bana fiziksel olarak dokunmamış olabilir ama benim yüzüm, bedenim bir başkasının zevk aracı değil. Hiç kimse bir başkasının yüzünü, bedenini tatmin aracı olarak kullanamaz" ifadesini kullandı. Süreç içerisinde şahısla uzlaşmayacağının altını çizen Ak, "Maddi olarak tazminat talebim yok, ceza almasını istiyorum. Ulu orta bunu yapan bir insan başka şeyler de yapabilir diye düşünüyorum" şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.