Hava Durumu

#Mahkeme

Yeni Marmara Gazetesi - Mahkeme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mahkeme haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

"insanlık dışı bir vahşet" Haber

"insanlık dışı bir vahşet"

İsviçre’nin Muttenz kentinde görülen davada, 43 yaşındaki Marc Rieben, eşi Kristina Joksimovic’i öldürmek suçundan müebbet hapis cezasına mahkûm edildi. Mahkeme heyeti, olayın niteliği ve sanığın davranışları nedeniyle cezada indirime gitmedi. Mahkeme kararına göre Rieben’in, Şubat 2024’te eşini öldürdükten sonra cesedi parçalayarak yok etmeye çalıştığı tespit edildi. Soruşturma kapsamında sanığın çeşitli kesici aletler ve kimyasal maddeler kullandığı belirlendi. Sanık ayrıca “ölüye saygısızlık” suçundan da hüküm giydi. Dava sürecinde savunma yapan Rieben, olayın kaza sonucu yaşandığını ileri sürdü. Ancak savcılık, adli tıp raporları ve deliller doğrultusunda cinayetin planlı şekilde işlendiğini savundu. Mahkeme de savcılığın değerlendirmelerini dikkate alarak sanığın suçlu olduğuna hükmetti. Karar kapsamında sanığın, çiftin çocukları ile maktulün ailesine tazminat ödemesine de karar verildi. Duruşma boyunca geniş güvenlik önlemleri alınırken, dava İsviçre kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Cinayet sonrası dehşet veren detaylar Şubat 2024'te gerçekleşen olayda, Marc Rieben'in eşini önce darp edip boğarak öldürdüğü, ardından cesedi evin çamaşır odasına taşıdığı belirlendi. Mahkeme tutanaklarına göre katil zanlısı, bir dekupaj testeresi, bıçak ve 10 litre çamaşır suyu kullanarak cesedi parçalara ayırdı. Kan donduran en uç detay ise, bazı vücut parçalarının bir mutfak robotu (blender) kullanılarak püre haline getirilmesi oldu. Bu eylemler nedeniyle sanık, cinayetin yanı sıra ölüye saygısızlık suçundan da mahkum edildi.

Baba ve oğlunu öldüren kanser hastası yaşlı adam tahliye edildi Haber

Baba ve oğlunu öldüren kanser hastası yaşlı adam tahliye edildi

Olay, 3 Temmuz 2025 yılında Kayacık Mahallesi 220. Cadde'de meydana geldi. Mehmet Canımoğlu (60) ve oğlu Aykut Canımoğlu (30), sokak ortasında İzzet Kalyon'un (76) silahlı saldırısına uğradı. Baba ve oğlu kanlar içinde yerde kalırken, şüpheli olay yerinden kaçtı. Sağlık ekipleri, baba ve oğulun hayatını kaybettiğini tespit etti. İzzet Kalyon ise polis ekipleri tarafından Gölcük ilçesinde yakalanarak gözaltına alındı. İfadesi alınan Kalyon, tutuklanarak cezaevine gönderildi. "Kasten öldürme" suçundan hakkında iki kez müebbet hapis cezası istenen sanık Kalyon, ilk duruşmadaki savunmasında maktul Aykut Canımoğlu ile geçmişte aynı iş yerinde çalıştıklarını, oğlunun üzerine kayıtlı otomobili 1 milyon 600 bin lira karşılığında kendisine sattığını ancak devir işlemlerinin ardından parasını alamadığını öne sürmüştü. Olay günü hastaneye gitmek için yola çıktığında maktullerle tesadüfen karşılaştığını iddia eden sanık, alacağını sorması üzerine tartışma çıktığını ve öldürülme korkusuyla ateş ettiğini savunmuştu. Savunmanın ardından mahkeme heyeti, kanser hastası olduğunu belirten sanığın sağlık durumuna ilişkin Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasına ve maktullere ait olduğu iddia edilen silahların varlığının araştırılmasına karar vermişti. Adli tıp raporu tahliye getirdi Mahkemeye ulaşan Adli Tıp Kurumu raporunda, sanığın mevcut kanser hastalığı nedeniyle cezaevi şartlarında kalmasının uygun olmadığı yönünde görüş bildirildi.Raporu inceleyen mahkeme heyeti, tutuklu sanık İzzet Kalyon'un cezaevi şartlarının sağlık durumuna uygun olmamasını göz önünde bulundurarak ev hapsi şartıyla tahliyesine karar verdi.

Genç kadın durakta tacizciyi saniye saniye kaydetti: "Ben hovardayım, hovarda" Haber

Genç kadın durakta tacizciyi saniye saniye kaydetti: "Ben hovardayım, hovarda"

Genç kadının kayda aldığı görüntülerde, şüphelinin cinsel organıyla oynadığı anlar yer alırken, "Ben hovardayım, hovarda" diyerek güldüğü de duyuldu. Şüphelinin yaklaşık bir ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilmesinin ardından yaşadığı korku dolu anları anlatan Ak, "Alelade organıyla oynayıp, yüzüme bakarak kendi içinde keyif alıyormuş gibi hareketleri var. Ben bunlardan tiksindim. Benim yüzüm, bedenim bir başkasının zevk aracı değil" dedi. Olay, 4 Nisan'da Körfez ilçesindeki Hamit Kaplan Caddesi'nde yer alan otobüs durağında meydana geldi. Kız arkadaşıyla buluşmak üzere durağa gelen 28 yaşındaki Kübra Ak, olaydan yaklaşık bir hafta önce de kendisini rahatsız ettiği iddia edilen M.B.'ye (56) rastladı. Genç kadının durağa geldiğini gören şüpheli M.B., bakışlarıyla başladığı tacizin ardından herkesin içinde cinsel organıyla oynamaya başladı. M.B.'nin tavırlarından rahatsız olan genç kadın, cep telefonu kamerasıyla yaşananları anbean kaydetmeye başladı. Görüntülerde, şahsın cinsel organıyla oynadığı, zaman zaman dilini çıkarıp içinden söylendiği ve Ak'a bakıp kafasını salladığı, bu sırada yanlarında duran bir başka vatandaşın ise yaşananlara tepkisiz kaldığı görüldü. "Ben hovardayım, hovarda" Kübra Ak'ın yanına yaklaşan şüpheli, onu izlediğini ve durağa karşıdan geldiğini gördüğünü söyledi. Görüntülerde, bir süre daha genç kadının yanında duran M.B.'nin, gülerek "Ben hovardayım, hovarda" dediği duyuldu, ardından ise "Sevgili arıyorum" dediği öne sürüldü. "Seni terk eder giderim" Bu sözler üzerine Kübra Ak, "Nasıl yani? Siz hovardasınız ve sevgili mi arıyorsunuz? Söylemek istediğiniz bu mu?" diyerek tepki gösterdi. Şüphelinin, "Yanlış anlama, seninle işim olmaz. Benim şu an işim var" şeklindeki yanıtı üzerine genç kadın, "Neden bana hovarda olduğunuzu söylüyorsunuz? Ben şu an bunu yanlış anlıyorum. Beni oradan buraya takip ediyorsunuz" ifadelerini kullandı. Şüpheli M.B. ise "Seni terk eder giderim" karşılığını verdi. Yaşadığı korkuyla durumu mesaj attığı arkadaşının polis çağırmasının ardından, olayın getirdiği öfkeyle genç kadın şüpheliye birkaç kez vurdu. İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekiplerince gözaltına alınan 2 çocuk babası M.B., emniyetteki işlemlerinin ardından çıkarıldığı sulh ceza hakimliğince tutuklandı. İlk duruşmada tahliye kararı Yaklaşık bir ay tutuklu kalan sanık M.B., iki gün önce görülen ilk duruşmada hakim karşısına çıktı. Hakkındaki suçlamaları reddeden sanık, "Ben durakta bekliyordum. İki dakika durmadan ayrıldım. O kendi kendine konuşuyordu, canlı yayın mı yapıyordu ne yapıyordu anlamadım. Rahatsız olup ayrıldım. Hepsi iftira" şeklinde savunma yaptı. Sanık avukatı ise videoda ve sözlerde suç teşkil edici bir unsur olmadığını öne sürerek, "Görüntüler yanlış anlaşılmaya uygundur. Suç teşkil edip etmediği tartışmaya dayalıdır. Tutuksuz yargılanmasına karar verilmesini talep ederiz" dedi. Mahkeme heyeti, sanığın adli kontrol şartıyla tahliye edilmesine karar verdi. "Ağlama krizine girdim, karmaşıklık yaşadım" Yaşadığı travmayı İHA'ya anlatan 28 yaşındaki Kübra Ak, olayın aslında 1,5 ay öncesine dayandığını söyledi. Ak, "Yaklaşık 1,5 ay önce bir kere burada kendisiyle karşı karşıya kaldım. Karşıdan buraya yanıma geldi ve cinsel organıyla oynuyordu. O zaman sessiz kalıp gittim ve az ileride ağlama krizine girdim. İster istemez bir karmaşıklık yaşadım. Ne yapacağımı bilemiyordum" dedi. "Sevgili aradığını söylüyor, yüzüme bakarak cinsel organıyla oynuyor" Bu olaydan yaklaşık bir hafta sonra (olay günü) M.B.'yi aynı bölgede bir kez daha gördüğünü ifade eden Ak, şöyle konuştu: "Arkadaşımı beklemek üzere karşıdan durağa geçtim. Benim ardımdan adam geldi, karşıya geçip bana kaş göz yaptı, dilini çıkarttı, ağzının içerisinde bir şeyler geveledi ve bu sırada da cinsel organıyla oynuyordu. Burada bir beyefendi vardı başımızda, onu kaldırıp, 'Karşı durağa gitmen gerekiyor, senin otobüsün orada' diyip göndermeye çalıştı. Otobüs geldiğinde beyefendi kalkıp gitti. Sonra gelip buraya, 'Ahmak işte, göndermeye çalıştım gitmedi' gibi şeyler söyledi. Ben oralı olmamaya çalışıyorum ve video kaydına devam ediyorum. Bana İzmit'e gideceğini söyledi. Ben de, 'Beni o duraktan buraya kadar takip ettiniz, gördünüz geldiğimi' dedim. 'Evet, indin, geldiğini gördüm' dedi. Bunlar zaten video kaydında da var. Benim geldiğimi gördüğünü söylüyor. İzmit otobüsü geldiğinde, 'Otobüs geldi, gitmeyecek misiniz?' dedim. 'Yok, ben arkadaşımla buluşacaktım' dedi. Otobüs gittikten sonra bana 'Ben hovardayım, sevgili arıyorum' dedi. Ben tabii orada anlayamıyorum, konuşmasını da anlayamıyorun. 'Hovardayım işte' deyip kahkaha atıyor. Ben o an şaşırdım. Sevgili aradığını söylüyor, yüzüme bakarak cinsel organıyla oynuyor." "Ben yaşımdan dolayı niyetini anlayabilirim ama küçük çocuklar anlayamayabilir" Kübra Ak, olayın yaşandığı durağın hemen yakınında bir okulun bulunduğuna dikkati çekerek, "Burası kalabalık bir ortam, çocukların okuldan çıktığı bir yer. Ben yaşımdan dolayı niyetini anlayabilirim ama küçük çocuklar anlayamayabilir. Hemen aşağısı dere, birine zarar gelse, boğuşma olsa... Ben bunların hepsini düşünerek arkadaşımdan destek istedim. Polis çağırdı. Polisi karşıda görünce 'İstemezsen sen bilirsin' gibi benimle konuşarak arkasını döndü gitti. Ben o an sinirlerime hakim olamadım. Kendimi koruma içgüdüsüyle mi anlamadım birkaç kez vurdum. Ben vurunca polisler yakalamalarını söyledi. İnsanlar yakalayıp adamı getirdiler. Polise şikayetçi olduğumu söyledim. O gece karakolda kaldı" diye konuştu. "Organıyla oynayıp, yüzüme bakarak kendi içinde keyif alıyormuş gibi hareketleri var" Ak, sözlerine şöyle devam etti: "Mahkemeye gittim. Kendisi zaten avukat tutmuş. İfadesinde kendisine iftira attığımı söylüyor. Benim onu darp ettiğimi, kameraya alırken de canlı yayın yapıyormuşum, kendi kendime söylendiğimi, bu sebeple gittiğini söylüyor. Ben ona gidip saldırıyormuşum, kendi beyanı bu şekilde ama tabii hiçbir şekilde böyle bir şey yok. Ben o süreçte kendisini video kaydına alıyordum, kendimi koruma amaçlı. Burada gerçekten birine bir şey olabilirdi. Şuan dava devam ediyor. Kendisi serbest bırakıldı. Yaklaşık bir ay tutuklu kaldı. Açıkçası böyle insanların, özellikle çocuklara, kadınlara, insanlara zarar vermesini istemiyorum. Ben kendisinden şikayetçiyim. Süreç devam ediyor. Ayrıca ben velilerin de dikkat etmesini istiyorum. Hem okul köşesinde hem de kalabalık bir ortamda cinsel organıyla oynayan bir insan her şeyi yapabilir diye düşünüyorum. Kendilerinin 'görüntüler yanlış anlaşılmaya müsait' gibi bir beyanı oldu ama ben görüntülerin yanlış anlaşılmaya müsait olduğunu düşünmüyorum. Alelade organıyla oynayıp, yüzüme bakarak kendi içinde keyif alıyormuş gibi hareketleri var, videolarda da belli. Ben bunlardan tiksindim. Bir başkasının, özellikle de küçük çocukların asla bunu yaşamasını istemiyorum. Adaletin yerini bulmasını istiyorum." "Benim yüzüm, bedenim bir başkasının zevk aracı değil" Hayatında ilk kez böyle bir olayla karşı karşıya kaldığını vurgulayan genç kadın, "Böyle olayları okumak ile yaşamak gerçekten çok farklı. Duyunca, 'Geçmiş olsun' deyip bu kötülüğü yaşayan kişiyle empati kurmaya çalışıyorsunuz ancak yaşadığınızda ne tepki vereceğinizi, çevrenin baskısı, kimse yardım etmiyor...Ben bu olayı yaşarken durakta bir beyefendi vardı, o bile konuya dahil olmuyor. Belki gündemden dolayı dahil olamıyordur ama hoş bir durum değil. Bir kadının yüzüne bakarak iğrenç bir hareket sergileniyor, bu hoş bir durum değil. Yaşadığım duygu karışıklığı, sinir, öfke, vücuduma gelen titremeler...Kendimi ifade bile edemedim. Zaten bu yüzden şahsa vurdum ama bu duyguyu yaşadığım için bu gerçekleşti. Kötü bir şey, kimsenin başına gelsin istemem. Tamam, bana fiziksel olarak dokunmamış olabilir ama benim yüzüm, bedenim bir başkasının zevk aracı değil. Hiç kimse bir başkasının yüzünü, bedenini tatmin aracı olarak kullanamaz" ifadesini kullandı. Süreç içerisinde şahısla uzlaşmayacağının altını çizen Ak, "Maddi olarak tazminat talebim yok, ceza almasını istiyorum. Ulu orta bunu yapan bir insan başka şeyler de yapabilir diye düşünüyorum" şeklinde konuştu.

Diş ağrısı şikayetiyle gitti 25 dişinden oldu Haber

Diş ağrısı şikayetiyle gitti 25 dişinden oldu

Sivas'ta yaşayan iki çocuk annesi Gülbeyaz Çelikdemir'in hayatı, 2 yıl önce yaşadığı bir olaydan dolayı adeta karardı. 2 Yıl önce diş ağrısı şikayetiyle Cumhuriyet Üniversitesi Diş Hastanesine giden Çelikdemir, doktor olduğunu düşündüğü bir kişi tarafından, "Burada işler uzar, dışarıda daha hızlı halledebiliriz" vaadi ile özel bir diş kliniğine yönlendirildi. Çelikdemir, hasta sandalyesinde kendisi ile temas kuran Y.İ.'nin doktor değil de implant satıcısı olduğunu sonradan öğrendi. Çelikdemir'in gittiği A.D.'ye ait özel klinikte 25 dişi birden çekildi. Çelikdemir'in hastane doktorlarından H.Ö. tarafından ağzına 8 implant çakıldı. İmplantlar çakıldıktan sora Çelikdemir'in sağlık sorunları hiç bitmedi. Çenesinde iltihap oluştu, çene etleri çekildi, ağzından iki farklı operasyon geçirdi. 2 yıl boyunca sürekli sıvı gıdalar tüketmek zorunda kaldığı için bağırsaklarında sağlık sorunları baş gösterdi. İmplantların sökülmesi için özel diş kliniğine gittiğinde ise, hiç kullanamadığı, üzerlerine diş takılamayan implantların sökülmesi için kendisinden ayrıca ücret istendi. Konuyu yargıya taşıdı Diş ağrısı ile başlayan tedavi sürecinde hem tüm dişlerinden hem de sağlığından olan Gülbeyaz Çelikdemir konuyu yargıya taşıdı. Çelikdemir Ankara 16. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne açtığı davada Y.İ., A.D. ve H.Ö.'den şikayetçi oldu. Çelikdemir, mahkeme sürecinde delillerin yok olmaması için ağzına çakılı ve üzerinde diş olmayan implantlar ile hayatını sürdürüyor. "İmplant çakıldıktan sonra birçok sağlık sorunu yaşadım" Çelikdemir, implantlar çakıldıktan sonra birçok sağlık sorunu yaşadığını ifade ederek, "Sorunum 2024 Yılında başladı. Diş rahatsızlığım nedeniyle Cumhuriyet Üniversitesi'ne başvurdum. Orda muayene sırasında implant teklif edildi. Muayene olduktan sonra implant yapılmasına karar verildi. Belirli bir gün sonra ben üniversitede yaptıracağım diye düşünürken ismini sonradan öğrendiğim şahıs tarafından üniversitenin bahçesinde ikna edilerek özel bir kliniğe yönlendirildim. Bu kişiyle üniversite hastanesinde tanıştım ve kendisine doktor olarak tanıdım. Kendilerinin dışarıda kliniği olduğunu, üniversitede işlerin uzun süreceğini söyleyerek beni ikna etti. Gün belirlendikten sonra aradılar ve kliniğe gittim. Kliniğe gittikten sonra bir gün içerisinde tüm dişlerim, 25 tane dişim çekildi. İmplant kondu. Normalde üç tane dişim ağrıyordu. 25'i çekildi. İmplantlar konulduğu günden itibaren şu ana kadar sorun yaşıyorum ve sağlık sorunlarım da arttı. Yemek ve nefes borum arasında kitle oluştu. Hipertiroidi hastası oldum. Bağırsak sorunları yaşıyorum. Sürekli alt çenemde enfeksiyon oluşuyor" dedi. "Sorunların psikolojik dediler" Çelikdemir, yaşadığı problemlerle ilgili özel diş kliniğine başvurduğunda problemlerinin psikolojik olduğunun söylendiğini ifade edip, "Kendilerine hata olduğunu, implantlarda sorun olduğunu söylediğimde bana psikolojik olarak öyle hissettiğimi söylediler. Üç ay beklememi söylediler, üç ay bekledim, tekrar gittim. Bu sefer de üst çenede üst damaktan et alıp alt çeneye yama yaptılar, yamada tutmadı. Kendilerine yanlış giden işlem olduğunu söyledim. Paramı iade etmelerini söyledim. Kendilerine güvenim olmadığını söyledim. Ne paramı iade ettiler ne de sorunu giderdiler" şeklinde konuştu. "Bilir kişi muayene etmeden rapor hazırladı" Yargı sürecinde ikinci bir mağduriyetle karşı karşıya olduğunu belirten Çelikdemir, "Konu yargıya taşıdım. Bu aşamada şahıslar beni yorduğu gibi yargı da beni yordu. Rapor istedik, bilirkişi olan meslektaşları rapor vermekte direndi. Bilirkişi heyeti istedik, heyet beni muayene etmeden gıyabıma rapor verdi. En büyük delil burada, en büyük delil benim perişan haldeki çenem, beni görmeden nasıl rapor veriyor" şeklinde konuştu. Zor günler geçiren kadın, implantları çaktırmak için 36 çeyrek altın harcadığını, söktürmek için gittiğinde ise kendisinden 12 bin TL ek ücret talep edildiğini belirtip, adaletin yerini bulmasını beklediğini ifade etti. Çelikdemir, deliller kararmasın diye ağzında farklı bir işlem yaptıramadığını, yargı süreci boyunca ağzında hiç diş olmadan, sıvı gıdalarla beslenmek zorunda kaldığını sözlerine ekledi.

Kan donduran torun dehşetine rekor ceza Haber

Kan donduran torun dehşetine rekor ceza

Bursa'nın Orhaneli ilçesinde 11 Ekim 2024 tarihinde meydana gelen olayda, iddianamede yer alan bilgilere göre alkol ve uyuşturucu alan M.K. (17) ve arkadaşı U.U., "kısa yoldan zengin olma" hayaliyle M.K.'nin öz dedesi Mustafa Macar'ın evine av tüfekleriyle baskın yaptı. Olayda, dede Mustafa Macar ve yatalak eşi Cahide Aydın vahşice öldürülürken, arbede sırasında suç ortaklarından U.U. (17) da arkadaşı M.K.'nin av tüfeğinden çıkan fişekle hayatını kaybetti. Olayın ardından kaçan sanıkların, dikkat çekmemek için bir komşularına misafirliğe gittikleri ve ertesi gün maktullerin cesetleri bulunana kadar hiçbir yardım çağrısında bulunmadıkları da dosyaya yansıyan çarpıcı bilgiler arasında yer aldı. 3 kişiyi vahşice öldürdü, "pişman değilim" dedi Bursa Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki karar duruşması, son zamanlarda çocukların işlediği dehşet verici olayın gölgesinde geçti. Mahkeme heyeti, artan "çocuk vahşeti" sarmalını ve suçun işlenişindeki soğukkanlılığı dikkate alarak sanıklara taviz vermedi. Bursa'daki suça sürüklenen çocuk tutuklu M.K.'nin son sözünde sarf ettiği, "Pişman değilim, bir daha olsa yine yaparım" ifadesi, yargılamanın en kan donduran anı olarak kayıtlara geçti. Rekor ceza: toplam 111 yıl Kentin ilk çocuk ağır ceza mahkemesi, ne Bursa'daki sanıklara ne de benzer suç profillerine geçit vermeyeceğini net bir şekilde gösterdi. Hiçbir iyi hal indirimi (TCK 62) uygulanmayan davada: Suça sürüklenen tutuklu çocuk M.K., 3 ayrı cinayet ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından toplamda 63 yıl hapis cezasına çarptırıldı.Cinayetler ve gasp olaylarıyla hiçbir ilgisinin olmadığını savunan diğer tutuklu suça sürüklenen çocuk A.E., son sözünde "Ben böyle biriyle arkadaşlık yaptığım için pişmanım" demesi de yetmedi. A.E. yaşlı çiftin vahşice öldürüldüğü sadece 2 cinayete iştirakten 48 yıl hapis cezası aldı. Yaş küçüklüğü yerine toplum vicdanı Hukukçular ve toplum bilimciler, Kahramanmaraş'taki okul saldırısı ve Bursa'daki torun dehşeti gibi olayların; kontrolsüz silaha erişim, alkol ve madde kullanımı ve dijital şiddetin bir sonucu olduğunu belirtiyor. Mahkemelerin verdiği bu ağır cezalar, suça sürüklenen çocuklara yönelik yargılamalarda artık "yaş küçük" kriterinin yerini "suçun vahameti ve toplum vicdanı" ilkesinin aldığını gösteriyor.

Baba ve oğlu sokak ortasında öldüren yaşlı adam: "Keşke dolandırılmasaydım" Haber

Baba ve oğlu sokak ortasında öldüren yaşlı adam: "Keşke dolandırılmasaydım"

Yaşlı adam savunmasında, olay anında kendisine saldırılacağı korkusuyla ateş ettiğini söyleyerek, "Keşke dolandırılmasaydım da bu olay olmasaydı. Kanser hastasıyım, korkumdan böyle eylemde bulundum. Bu olay para için olmadı, para için olsaydı 10 ay beklemezdim, beni öldürecekler sandım" dedi. Olay, 3 Temmuz 2025 yılında Kayacık Mahallesi 220. Cadde'de meydana geldi. Mehmet Canımoğlu (60) ve oğlu Aykut Canımoğlu (30), sokak ortasında İzzet Kalyon'un (76) silahlı saldırısına uğradı. Baba ve oğlu kanlar içinde yerde kalırken, şüpheli olay yerinden kaçtı. Sağlık ekipleri, baba ve oğulun hayatını kaybettiğini tespit etti. İzzet Kalyon ise polis ekipleri tarafından Gölcük ilçesinde yakalanarak gözaltına alındı. İfadesi alınan Kalyon, tutuklanarak cezaevine gönderildi. "1 MİLYON 600 BİN TL'YE ARABAMI SATTIM ANCAK PARAMI VERMEDİ" Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ilk duruşmaya, kasten öldürme suçundan hakkında iki kez müebbet hapis cezası istenen tutuklu sanık İzzet Kalyon (76) ve taraf avukatları katıldı. Savunma yapan Kalyon, maktul Aykut Canımoğlu ile daha önce aynı iş yerinde çalıştıklarını, borçları nedeniyle oğlunun üzerine kayıtlı otomobili 1 milyon 600 bin lira karşılığında kendisine sattığını anlattı. Devir işlemlerinin ardından paranın hesabına yatırılmadığını söyleyen Kalyon, "Notere gidip eşinin üstüne arabayı aldırdı ve bana dekont göstererek oğlumun IBAN'ına parayı attığını gösterdi. Oğlumu aradım ancak kendisine ulaşamadım, dekontu da gösterdiği için kendisine güvendim. Akşam oğlumu aradım ancak hesaba para gelmediğini söyledi. Hemen Aykut'u aradım, paranın hesaba geçmediğini söyledim. Saatin geç olması ve hafta sonu olması sebebiyle paranın havuza düşmüş olabileceğini söyledi. 'Pazartesi para hesabınıza gelir' dedi. Pazartesi de para gelmeyince yine Aykut'u aradım. Adres, isim yanlışlığı gibi sebeplerle paranın geri geldiğini ve başka yere yatırım yaptığını söyleyerek yine 5 gün müsaade istedi" dedi. "BENİ 'PARANI VERECEĞİM' DİYEREK OYALADILAR" Kalyon, savunmasına şöyle devam etti: "Anlaştığımız tarihte yine para gelmeyince bu sefer Aykut'un babası Mehmet'i evine gittim. Durumu anlattım, 'Merak etme, sonraki hafta paranı alırsın' dedi. Bunu da kabul ettim. Yine 1 ay müsaade istediler. Durumumun kötü olduğunu, borcum sebebiyle satışı yaptığımı söyledim ama yine de 1 ay müsaade verdim. Ancak bu şahısların başka kişileri dolandırdığını öğrendim. Ayda bir 'Paranı vereceğim' diyerek beni oyaladılar. Hatta konu hakkında şikayette de bulundum. 10 ay paramı alamadım." "ÖLDÜRÜLECEĞİM KORKUSUYLA ATEŞ ETTİM" Olay günü hastaneye gitmek için yola çıktığında maktul Aykut ve babası Mehmet Canımoğlu ile tesadüfen karşılaştığını öne süren sanık Kalyon, alacağını sorması üzerine taraflar arasında tartışma çıktığını iddia ederek, "Kardeşimle mangala giderken ateş yaptığımız için silahımı da yanıma almıştım. 14 yaşımdan beri silah kullanırım. Aykut ve babasını yolda görünce araçtan inerek yanlarına gittim. 1 hafta önce de mahkememiz vardı, mahkemeye gelmedi. Aykut'a neden duruşmaya gelmediğini sordum. 'Mecbur muyum gelmeye' dedi. 'Gelmeye değil ama paramı gelmeye mecbursun, ne zaman vereceksin?' dedim. 'Şikayette zaten bulunmuşsun, mahkeme paranı versin' dedi. Babası da 'Doğru söylüyor' dedi. 'Kaç kere kapınıza geldim, şimdi öyle mi oldu' dedim. 'Evet' dediler. Aykut'la ben konuşmaya başlayınca Mehmet oğluna 'Bu bela aramaya gelmiş hadi gidelim' diyerek bana karşı küçümser bir dil kullandı. Mehmet beni omzundan çekerek yere düşürdü, sonra ilerledi" ifadelerini kullandı. "KANSER HASTASIYIM" Aykut'un kendisine küfür ettiğini söyleyen İzzet Kalyon, savunmasını şöyle tamamladı: "Aykut 'Bir daha seni burada görmeyeceğim' diyerek küfür, tehdit ve hakaret etti. Ben arabaya doğru giderken Aykut üstüme yürüyerek elini belini attı. Ben de belimden silahı çıkararak ateş ettim. Babası ve kendisinin silah taşıdığını bildiğim için bana zarar vereceklerinden korktum. Mehmet de elinde bir şeyle üzerime yürüyünce korkarak ona da ateş ettim. Şuurumu kaybettim. Silahım tutukluluk etmiş, kendimi de vurabilirdim. Keşke dolandırılmasaydım da bu olay olmasaydı. Kanser hastasıyım. Korkumdan böyle eylemde bulundum, nasıl oldu ben de bilmiyorum. Bu olay para için olmadı, para için olsaydı 10 ay beklemezdim, beni öldürecekler diye korktum. Can almak o kadar kolay değil" dedi. Savunmaların ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, kanser hastası olduğunu belirten sanığın sağlık durumuna ilişkin Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasına ve maktullere ait olduğu iddia edilen silahların varlığının araştırılmasına karar vererek, sanığın tutukluluk halinin devamına hükmetti. Duruşma ertelendi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.