Hava Durumu

#Manevi Tazminat

Yeni Marmara Gazetesi - Manevi Tazminat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Manevi Tazminat haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Fenomen olduğu görüntüyü izinsiz kullanan firmaya milyonluk dava Haber

Fenomen olduğu görüntüyü izinsiz kullanan firmaya milyonluk dava

Bayındır ilçesinde yaşayan Ali Unan isimli vatandaş, 2016 yılında Gaziemir ilçesinde düzenlenen deve güreşi festivaline katıldı. Burada arkadaşları ile birlikte alkol alan Unan, bu halde direksiyon başına geçmektense otomobili için çekici çağırdı. Bu duyarlı hareketi sonrası Unan, çekici üzerindeki otomobilinin içerisinde evine döndü. Yolculuğu öncesi, festival alanında bulunan İhlas Haber Ajansı (İHA) ekibine röportaj veren Unan'ın çekici üzerindeki ilginç görüntüsü sosyal medyada dikkat çekti. Haberin yayınlanması ile bir anda milyonlarca kez tıklanan video sayesinde Ali Unan adeta fenomen oldu. Viral görüntüler reklam filmine konulunca şikayetçi oldu Aradan yıllar geçmiş olsa da hala sosyal medyada en çok tıklanan videolardan biri olan Ali Unan'ın çekici üzerindeki görüntüleri, "Motovale" isimli bir şirketin reklam filminde kullanıldı. Unan, kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesi ile harekete geçerek, görüntülerini rızası olmadan izinsiz kullanan ilgili firmaya 1 milyon liralık maddi, 5 milyon liralık da manevi tazminat davası açtı. İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi'ne yapılan başvuruda, firmanın bu reklam filmiyle 'binlerce/milyonlarca kişiye ulaştığı, marka bilinirliğini artırdığı, ticari kazanç sağladığı' ifade edildi. Ali Unan'ın yakın çevresinde ve sosyal hayatında reklam videosu sebebiyle alay konusu olduğu, ağır bir ruhsal çöküntü ve utanca maruz kaldığı öne sürüldü. Yaşanan olayların ardından İhlas Haber Ajansı'na (İHA) açıklamalarda bulunan Ali Unan, bir firmanın kendisini reklam filminde izinsiz kullandığını ve bu konuda haklarının bulunmadığını ifade etti. "Kimisi vatan kahramanı yapmış, kimisi Kaddafi'ye benzetmiş" Yaşanan olayı tekrar anlatan ve görüntülerinin izinsiz olarak bir reklam filminde kullanıldığını ifade eden Ali Unan, "Yıl 2016 sezonun son deve güreşi Gaziemir Aktepe'de yapılıyor ve o gün biz orada arkadaşlarla bol miktarda alkol aldık. Şimdi alkol aldıktan sonra benim her zaman yaptığım bir şey var. Alkollü asla direksiyonun başına geçmem. Alo derim çekici gelir beni alır evime kadar bırakır ve o gün de aynısını yaptık. Sağ olsun İhlas Haber Ajansı bunu mükemmel bir haber haline getirdi ve bütün televizyonlara dağıttı. Yorum yapanlara da çok teşekkür ediyorum. Kimisi vatan kahramanı yapmış, kimisi Kaddafi'ye benzetmiş. Hepsine teşekkür ediyorum. Olumlu veya olumsuz yorum yapanlara. Gelelim şimdi son tarafa. Bu kadar izlenici olduğunu görünce bir firmada bunu alıp kendisine reklam filmi olarak ayarlamış, medyada paylaşmış. Benden izinsiz benim görüntümü, sesimi asla kullanamaz. Ve kullanmış. 2025'in 12 Eylül'den beri şu anda yayında. Yani bir daha 2026'da 12 Eylül geldiğinde bir yıldan beri yayında. Böyle bir şeye hakkı yok" diyerek sözlerini noktaladı.

Ter kokan kocaya Yargıtay'dan kötü haber Haber

Ter kokan kocaya Yargıtay'dan kötü haber

Eşinden boşanmak için Aile Mahkemesi'ne müracaat eden B.D. isimli genç kadın, kocasının sürekli psikolojik ve sözel şiddet uyguladığını, ortak konutun yedek anahtarının davalının ailesinde olduğunu ve kendisinden habersiz sık sık ortak konuta gelerek istedikleri şekilde tamir ve tadilat yaptırdıklarını öne sürdü. Davalının, ailesinin isteklerine göre yaşadığını, talep ve ihtiyaçlarda sürekli problem çıkardığını, duygusal birliktelik yaşamadığını, kişisel bakımına özen göstermediğini, ter koktuğunu, duş almadığını, birlik görevlerinin yerine getirmediğini dile getirdi. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin müvekkiline verilmesine, çocuk için aylık 3 bin TL iştirak nafakasına, 200 bin TL maddî ve 200 bin TL manevî tazminata karar verilmesini talep etti. Mahkemede ifade veren koca S.D. ise öne sürülen iddiaların asılsız olduğunu, her ailede yaşanabilecek olayların davacı tarafından çarpıtılarak anlatıldığını, evlilik birliğinin devamına önem verdiğini ve müvekkilinin eşini sevdiğini beyan ederek açılan davanın reddini talep etti. Aile Mahkemesi, erkeğin kişisel temizliğine dikkat etmediği, kadınla fazla sohbet etmeyerek iletişim kurmadığı, ortak konutunun anahtarının erkeğin anne ve babasında olduğu, en son çıkan tartışmada kadını evden kovduğu, erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle kadın tarafından açılan boşanma davasının kabulüne karar verdi. Çocuk için aylık 3 bin TL iştirak nafakasına, kadın için 20 bin TL maddî, 20 bin TL manevî tazminata karar verdi. Kadın, kararı istinafa taşıdı. Bölge Adliye Mahkemesi, taleplerin reddine hükmetti. Kararın temyiz edilmesiyle devreye giren Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, erkeğin uyarılara rağmen temizliğe dikkat etmediğine, sürekli ter koktuğuna dikkat çekti. Kadın yararına hükmolunan maddî ve manevî tazminat miktarının az olduğu gerekçesiyle mahkeme kararı bozuldu. Yeniden yapılan yargılamada Aile Mahkemesi, kadın yararına 180 bin TL maddi ve 180 bin TL manevi tazminat ödenmesi gerektiğine hükmetti. Karar yeniden temyiz edildi. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle Aile Mahkemesi kararını onadı.

Sürekli eşya değiştirmek boşanma sebebi Haber

Sürekli eşya değiştirmek boşanma sebebi

Tam 43 senelik evli çift karşılıklı Aile Mahkemesi'ne müracaat ederek boşanma davası açtı. Emekli öğretmen davacı kadın, memur emeklisi eşinin kumar bağımlısı olduğunu, evin faturalarını dahi ödemediğini öne sürdü. Kocanın yargılamayı uzatmak için dava açtığını, tarafların 1981 yılında evlendiklerini, kocanın kumar oynadığını, sürekli ''sen kadın mısın geri zekalının önde gidenisin'' gibi söylemlerde bulunduğunu dile getirdi. Mahkemede ifade veren erkek ise evlilik birliğinin sarsılmasına eşin tutum ve davranışlarının sebebiyet verdiğini, kadın eşin kötü davrandığını, iftiralar attığını, kendisinin sade bir hayatı olup şiddet ve hakarete maruz kaldığını iddia etti. Davacının evden kovduğunu ileri sürerek tarafların boşanmalarına, 75 bin TL maddi ve 75 bin TL manevi tazminat ile bin TL yoksulluk nafakasına karar verilmesini talep etti. Aile Mahkemesi, evlilik birliği devam ederken kocanın şans oyunları oynadığı, evin ihtiyaçlarını karşılamadığı, eve alacaklıların gelip borçlarını tahsil etmek için talepte bulundukları, karısına ve çocuğuna küfürler ettiği, "aptal, geri zekalı" diye hakaret ettiği, bununla birlikte kadının da kocasına "pis mırık, mırığını her yere bulaştırıyorsun, salak" dediğine dikkat çekti. Kadının; eşinin ailesi ile görüşmesine izin vermediği, eve misafir gelmesini istemediği, sürekli eşya değiştirip masraf yaptığı, her iki tarafın da kusurlu olması ile birlikte kadının erkeğe nazaran daha ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, kadın eşin maddi ve manevi tazminat talepleri ile yoksulluk nafakası talebinin reddine, erkek yararına 5 bin TL maddi ve 5 bin TL manevi tazminata karar verildi. Karar istinafa taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi, tarafların eşit kusurlu olduğuna hükmetti. Karar Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nden döndü Yapılan yargılamada Aile Mahkemesi ilk kararında direndi. Yeniden istinafa taşınan davda Bölge Adliye Mahkemesi de ilk kararında direndi. Kararın temyiz edilmesiyle bu kez devreye Yargıtay Hukuk Genel Kurulu girdi. Eve misafir kabul etmemek ağır kusurdur Hukuk Genel Kurulu, emsal nitelikte bir karara imza attı. Kadının eve misafir kabul etmemesi ve sürekli ev eşyalarını değiştirmesinin ağır kusur olarak değerlendirildiği kararda şöyle denildi; "Dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; erkek eşin şans oyunları oynayıp borçlarını ödemediği, buna karşılık kadın eşin de erkeğe hakaret ettiği, erkeği evden kovduğu, yatakları ayırdığı, eve misafir kabul etmediği ve ev eşyalarını sürekli değiştirip masraf yaptığı görülmektedir. Bölge adliye mahkemesi kararında erkek eşe ‘eşine ve çocuklara küfür ettiği' vakıası kusur olarak yüklenmişse de bu konudaki tanık ifadelerinin çelişkili olmasından dolayı davalı-davacı erkeğe ‘eşine ve çocuklara küfür ettiği' vakıasının kusur olarak yüklenmesi doğru değildir. Gerçekleşen bu kusurlu davranışlar karşılaştırıldığında tarafların kusurlarının birbirine denk olduğundan bahisle, eşit kusurlu sayılamayacakları, boşanmaya sebep olan olaylarda kadının ağır, erkeğin ise az kusurlu olduğu hususu tartışmasızdır. Hâl böyle olunca tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü ile dosya kapsamına uygun düşmeyen bu kusur belirlemesine bağlı olarak erkek eşin tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi açıklanan yasal düzenleme ve ilkelere uygun değildir. "

Eve misafir kabul etmeyen kadına şok Haber

Eve misafir kabul etmeyen kadına şok

Tam 43 senelik evli çift, karşılıklı Aile Mahkemesi’ne müracaat ederek boşanma davası açtı. Emekli öğretmen davacı kadın, memur emeklisi eşinin kumar bağımlısı olduğunu, evin faturalarını dahi ödemediğini öne sürdü. Kocanın yargılamayı uzatmak için dava açtığını, tarafların 1981 yılında evlendiklerini, kocanın kumar oynadığını, sürekli 'sen kadın mısın, geri zekalının önde gidenisin' gibi söylemlerde bulunduğunu dile getirdi. Mahkemede ifade veren erkek ise evlilik birliğinin sarsılmasına kadın eşin tutum ve davranışlarının sebebiyet verdiğini, kadın eşin kötü davrandığını, iftiralar attığını, kendisinin sade bir hayatı olup şiddet ve hakarete maruz kaldığını iddia etti. Mahkeme, tarafların boşanmalarına, 75 bin lira maddi ve 75 bin lira manevi tazminat ile bin lira yoksulluk nafakasına karar verilmesini talep etti. Aile Mahkemesi, evlilik birliği devam ederken kocanın şans oyunları oynadığı, evin ihtiyaçlarını karşılamadığı, eve alacaklıların gelip borçlarını tahsil etmek için talepte bulundukları, karısına ve çocuğuna küfürler ettiği, bununla birlikte kadının da kocasına hakaret ettiğine dikkat çekti. Kadının; eşinin ailesi ile görüşmesine izin vermediği, eve misafir gelmesini istemediği, sürekli eşya değiştirip masraf yaptığı, her iki tarafın da kusurlu olması ile birlikte kadının erkeğe nazaran daha ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, kadın eşin maddi ve manevi tazminat talepleri ile yoksulluk nafakası talebinin reddine, erkek yararına 5 bin lira maddi ve 5 bin lira manevi tazminata karar verildi. Karar istinafa taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi, tarafların eşit kusurlu olduğuna hükmetti. Karar Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nden döndü. Yapılan yargılamada Aile Mahkemesi ilk kararında direndi. Yeniden istinafa taşınan davda Bölge Adliye Mahkemesi de ilk kararında direndi. Kararın temyiz edilmesiyle bu kez devreye Yargıtay Hukuk Genel Kurulu girdi. Hukuk Genel Kurulu, emsal nitelikte bir karara imza attı. Kadının eve misafir kabul etmemesi ve sürekli ev eşyalarını değiştirmesinin ağır kusur olarak değerlendirildiği kararda şöyle denildi: "Dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; erkek eşin şans oyunları oynayıp borçlarını ödemediği, buna karşılık kadın eşin de erkeğe hakaret ettiği, erkeği evden kovduğu, yatakları ayırdığı, eve misafir kabul etmediği ve ev eşyalarını sürekli değiştirip masraf yaptığı görülmektedir. Bölge adliye mahkemesi kararında erkek eşe ‘eşine ve çocuklara küfür ettiği’ vakıası kusur olarak yüklenmişse de bu konudaki tanık ifadelerinin çelişkili olmasından dolayı davalı-davacı erkeğe ‘eşine ve çocuklara küfür ettiği’ vakıasının kusur olarak yüklenmesi doğru değildir. Gerçekleşen bu kusurlu davranışlar karşılaştırıldığında tarafların kusurlarının birbirine denk olduğundan bahisle, eşit kusurlu sayılamayacakları, boşanmaya sebep olan olaylarda kadının ağır, erkeğin ise az kusurlu olduğu hususu tartışmasızdır. Hâl böyle olunca tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü ile dosya kapsamına uygun düşmeyen bu kusur belirlemesine bağlı olarak erkek eşin tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi açıklanan yasal düzenleme ve ilkelere uygun değildir."

Horlamak hem boşanma hem tazminat sebebi Haber

Horlamak hem boşanma hem tazminat sebebi

Aile Mahkemesi'ne başvuran karı koca birbirini suçlayarak boşanmak istedi. Davacı-davalı erkek; eşinin sürekli tartışma ve huzursuzluk çıkardığını, onaylamadığı kişilerle görüştüğünü, ailesine karşı ağır hakaret ve küfürler ettiğini, cinsel yönden soğuk davrandığını, son 10 yıldır yatakları tamamen ayırdığını, ayrı odalarda kaldıklarını öne sürdü. Karı koca ilişkilerinin olmadığını, tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, ortak çocukların velâyetlerinin kendisine verilmesine, çocuklar yararına ayrı ayrı aylık 500,00 TL tedbir ve iştirak nafakası ile 100 bin TL maddî, 100 bin TL manevî tazminata karar verilmesini talep etti. Cinsel soğukluk değil horlama yüzündenmiş Davalı- davacı kadın ise davacının hakaret edip şiddet uyguladığını, tehdit ettiğini, geçimsizliğin sebebinin davacı olduğunu, geceleri horlayıp uykusunda dişlerini gıcırdattığını, bu yüzden sadece geceleri ayrı odada yattığını dile getirdi. karı koca ilişkisinin kalmadığı iddiasının doğru olmadığını, artarak devam eden fiziksel ve psikolojik şiddetin üstesinden gelemeyince ortak konutu terk etmek zorunda kaldığını, davacının psikolojik sorunları olup tedavi ve psikolojik destek almayı şiddetle reddettiğini iddia etti. Çocuklar lehine ayrı ayrı aylık bin TL iştirak, aylık 2 bin 500 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, 100 bin TL maddî, 100 bin TL manevî tazminata karar verilmesini talep etti. Aile Mahkemesi; davacı-davalı erkeğin davalı- davacı kadına fiziksel şiddet uyguladığı, öldürmekle tehdit ettiği, küfür ve hakaret ettiği, aşırı derecede horlayıp uyurken dişlerini gıcırdatması nedeniyle kadının rahatsız olduğu ve bu nedenle ayrı yattığına dikkat çekti. At yarışı oynayan kocanın geçmişe takıntısı olup eski olayları gündeme getirerek tartışma çıkardığı, erkeğin tam kusurlu olduğu, kadının kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına karar verdi. Nafaka talebini onaylayan mahkeme kadın lehine 40 bin maddi 40 bin lira da manevi tazminat ödenmesi gerektiğine hükmetti. Karar istinafa taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi itirazı reddetti. Kararı koca temyiz edince devreye Yargıtay 2. Hukuk Dairesi girdi. Oy birliği ile alınan kararda tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik şartlara göre kadın yararına takdir edilen yoksulluk nafakasının az olduğuna vurgu yapıldı. Mahkemece 4721 sayılı Kanun'un 4'üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerektiği hatırlatıldı. Tazminat miktarının az olmasından dolayı karar bozulurken, Bursalılar kararı farklı farklı görüşlerle değerlendirdi.

Hasta eşe bakmamak boşanma sebebi Haber

Hasta eşe bakmamak boşanma sebebi

Aile Mahkemesi’ne başvuran yaşlı adam, eşinin kendisini hor gördüğünü, aşağıladığını, hakaret ettiğini, evden kovduğunu, emekli maaş kartını vermeyerek ekonomik özgürlüğünü kısıtladığını öne sürdü. Evden kovulduktan sonra uzun bir süre sokaklarda kaldığını, soğuktan korunmak için camiye sığındığını, geceleri camide kaldığını belirterek boşanma davası açtı. Tedbir ve yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulundu. Mahkemede ifade veren davalı kadın ise iddiaların asılsız olduğunu, davacının birlik görevlerini yerine getirmediğini, sağlık sorunları nedeni ile kocasına bakamayacağını, evden ayrılarak kızının yanına gitmesini istediğini dile getirdi. Şeker hastalığından dolayı gözleri görmemeye başlayınca eşinin destek olmadığını, hastane ve tedavi süreçlerinde erkek kardeşinin baktığını, kızı ve damadının destek olduğunu, davacının müvekkilinin hastalığını bir kusur olarak gördüğünü iddia etti. Kendisini aşağılayıp küçümsediğini, davacının dönem dönem camide işlettiği çay ocağında kalmasının hastalığından kaçmak istemesinden kaynaklandığını kaydetti. Davacının maddî ve manevî tazminatların reddine karar verilmesini talep etti. Aile Mahkemesi; ayrı yaşamanın boşanma davasında davalıya kusur olarak yüklenemeyeceğine dikkat çekti. Davalı tanıklarının beyanları incelendiğinde davacının davalıya bakmadığı, sağlık sorunları ile ilgilenmediğinin belirtildiği, bu durumunda kusurlu olan tarafın davacı olduğu, davalının kusurlarını da ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine hükmetti. Davalı lehine hükmedilen tedbir nafakasının karar kesinleşinceye kadar devamına, karar kesinleştiğinde kaldırılmasına karar verildi. İtirazı Bölge Adliye Mahkemesi’nden dönen koca kararı temyiz etti. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, hasta eşe bakmamayı boşanma sebebi sayıp Aile Mahkemesi hükmünü onayladı.

Bir tuşla hayalleri yıkıldı Haber

Bir tuşla hayalleri yıkıldı

Bayraklı ilçesinde yaşayan Feride-Şeref Derin (27) çifti, hayatlarını görkemli bir düğünle birleştirmeye karar verdi. Genç çift, Karabağlar ilçesindeki bir düğün salonunda 27 Aralık 2023'te dünya evine girdi. Gelin ve damadın hazırlıklarının ardından yapılan düğün, sonrasında yaşanılanlar ile adeta hayal kırıklığına dönüştü. Kameramandan düğün görüntülerini isteyen çift, görüntülerinin olmadığını öğrenince dünyaları başına yıkıldı. Ellerinde düğünden kamera ile çekilen hiçbir görüntü bulunmayan çift, şimdi ise kendilerini yakınlarının cep telefonlarından topladıkları görüntüler ile mutlu hissetmeye çalışıyor. Çift, İzmir Tüketici Mahkemesine mağdur edildiklerini belirterek manevi tazminat davası açtı. Mahkeme, çiftin mağduriyetini haklı bularak kişi başı 100'er bin TL olmak üzere toplamda 200 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi. Günün heyecanının, ailesiyle yaşadıkları anların kayıt altına alınmasını istediklerini ifade eden Feride Deren, düğün bitiminde kayıtları istediğimizde ise bize ‘kameranın kayıt almadığını' söylediler. Avukatımızla hukuki süreci başlattık. Amacımız yaşadığımız mağduriyetin duyulması ve başka çiftlerin bu durumu yaşamamasıdır" diye konuştu. Şeref Derin ise "O güne ait elimizde nerdeyse hiç görüntü olmaması manevi açıdan bizim için çok üzücü. Düğün hayatımızda bir kez oluyor. Kaybolan görüntüler değil hatıralarımız" dedi. Konuyla ilgili açıklama yapan Avukat Ebru Bilgen, "Düğünde salonda gezen bir kameraman var. Ancak düğün bitiminde kameraman, bu kameranın çekim yapmadığını, yalnızca sabit, güvenlik kamerası niteliğinde ve sesi olmayan başka bir kameranın kayıtta olduğunu belirtiyor. Düğün anlaşması yapıldığı esnada müvekkillere, ‘Siz dışarıdan bir kamera getiremezsiniz ve çekim yapmanız da yasak, çünkü bizim bir kameramanımız var' deniliyor. Bu sabit kameranın kayıtlarında da gezen kameraman sıkça görünüyor. Tüm düğünü aslında çekiyormuş gibi yapıyor ama bir tuşa basmamış ve düğün baştan sona hiç kaydedilmemiş. Bu durum müvekkiller için manevi anlamda kabul edilemez bir durumdur. Bunun bir geri dönüşü yok, çünkü bir kere yaşanan bir olay" diye konuştu. "Emsal teşkil edecek bir karar" İzmir Tüketici Mahkemelerine başvurduklarını ve tazminat taleplerinin kabul edildiğini aktaran Bilgen, "Kişiler, hayatlarında bir kere yaşadıkları bir anı bir daha hiç izleme fırsatı bulamayacaklar ve bu da manevi anlamda onların zarar görmesine neden oldu. İzmir Tüketici Mahkemelerinden bu konuda emsal teşkil edecek bir karar çıktı. Mahkemece manevi tazminata hükmedildi. Olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte, kişi başı 100'er bin TL olmak üzere toplamda 200 bin TL manevi tazminata hükmedildi" ifadelerine yer verdi. "Mutlaka yargıya taşımalılar" Benzer konuların mutlaka yargıya taşınması gerektiğinin altını çizen Bilgen, şunları kaydetti: "Sosyal medyada müvekkillerin bazı paylaşımları oldu. Paylaşımların altında yapılan yorumlara baktığımızda, aslında birçok kişinin başına benzer durumların geldiğini ancak yargı yoluna başvurmadıklarını fark ettik. Kişiler zamanaşımı sürelerine de dikkat ederek, başlarına böyle bir durum geldiğinde bunları mutlaka yargıya taşımalılar."

Estetik işlem sonrası dudağı çürüdü, 7 yıldır hukuk mücadelesi veriyor Haber

Estetik işlem sonrası dudağı çürüdü, 7 yıldır hukuk mücadelesi veriyor

Antalya'da aşçılık yapan 3 çocuk annesi Songül Uzunoğlu'nun, 2019 yılında özel bir merkezde yaptırdığı estetik işlem sonrası dudağında doku kaybı yaşadığını ileri sürerek başlattığı hukuk mücadelesi, aradan geçen 7 yılı aşkın süreye rağmen tamamlanmadı. Ceza yargılamasında doktorlar hakkında beraat kararı verilirken, Antalya 1. Tüketici Mahkemesi'nde görülen maddi ve manevi tazminat davasında Uzunoğlu lehine faiz hariç toplam 994 bin 331 TL tazminata hükmedildi. Kararın taraflarca istinafa taşınması üzerine dosya Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'ne gönderildi. Daire, esasa ilişkin inceleme yapmadan harç ve tebligat eksikliklerinin tamamlanması için dosyayı ilk kararı veren mahkemeye gönderdi. Arkadaşlarının tavsiyesi üzerine 2019 yılının Şubat ayında Muratpaşa ilçesi Lara bölgesindeki güzellik ve estetik merkezine başvuran Songül Uzunoğlu'na, iddiasına göre göz altı torbaları için yapılacak işlemde göbek bölgesinden alınacak yağ dokusunun yüz bölgesinde dolgu olarak kullanılacağı, operasyonun kalıcı, ekonomik ve 2 yıl garantili olduğu söylendi. Mart ayında yapılan ilk işlemin ardından kalıcı olacağı belirtilen dolgunun kısa sürede kaybolduğunu belirten Uzunoğlu, işlemin başarısız olması üzerine aynı merkeze yeniden başvurdu. İşlem 4 kez tekrarlandı Uzunoğlu'na 2019 yılı içerisinde farklı tarihlerde birden fazla işlem uygulandı. İlk işlemin ardından yüzündeki dolgunun kısa sürede eridiğini belirten Uzunoğlu, nisan ayında ikinci kez operasyona alındı. Bu süreçte kendisine alt dudağına da dolgu yapılmasının önerildiğini anlatan Uzunoğlu, mayıs ayında üçüncü kez merkeze çağrıldı. Göbek bölgesinden alınan yağ dokusu yeniden yüzüne uygulanırken, alt dudağına da dolgu yapıldı. Yapılan işlemler için toplam 7 bin 500 TL ödeyen Uzunoğlu, dolguların yeniden kaybolması üzerine 18 Kasım 2019'da dördüncü kez işlem yaptırdı, bu işlem sırasında dudağına da müdahale edildi. Son işlemden sonra şiddetli ağrı yaşadığını, dudağında morarma ve doku kaybı oluştuğunu ileri süren Uzunoğlu, süreçte defalarca operasyon geçirdiğini belirtti. Uzunoğlu, "2019 yılında bir arkadaş tavsiyesiyle Antalya'da gittiğim güzellik merkezine göz altı ışık dolgusu için başvurdum. Merkezin yönlendirmesiyle yağ grefti işlemi yapıldı. Ben göz altıma müdahale istemiştim fakat yüzüme de işlem yapıldı. Üç kez tekrarlandı ama dolgular tutmadı. Yüzümde tuhaflık ve orantısızlık olduğu için dördüncü işlemi telafi amaçlı yapacaklarını söylediler. Ben de kabul ettim çünkü zaten çok kötü görünüyordu" dedi. "Dudağımı besleyen ana damar tıkandı" Dördüncü işlem sırasında dudağına da dolgu yapıldığını söyleyen Uzunoğlu, işlem sonrası hayatının değiştiğini ifade ederek, "Dördüncü işlemde dudağıma da dolgu yapıldı. Bu işlem sırasında dudağımı besleyen ana damarın tıkandığını ve dudak dokumu tamamen kaybettiğimi öğrendim. 2019 yılından beri sağlık sorunları, tedaviler ve hukuk mücadelesiyle yaşıyorum. Gördüğünüz dudağım, yanak içlerimden alınan dokularla oluşturulmaya çalışıldı. Bu süreçte defalarca operasyon geçirdim. Ağzımın içi hâlâ dikişli gibi. Hâlâ düzelmedi ve düzelmesi için ciddi operasyonlara, ciddi bir paraya ihtiyacım var" diye konuştu. Ceza dosyasında beraat kararı Olayla ilgili Antalya 24. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada doktorlar, "taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma" suçundan yargılandı. Mahkeme, dosyada alınan Adli Tıp Kurumu raporunda hiperbarik oksijen tedavisine geç başlanmasının komplikasyon yönetimi açısından tıbben uygun olmadığının belirtildiğini, ancak zamanında tedavi uygulanmış olsa dahi dudakta nekroz tablosu gelişebileceğinin ifade edildiğini kaydetti. Mahkeme, sanıkların eylemleri ile taksirle yaralama suçu arasında kesin illiyet bağı kurulamadığı gerekçesiyle beraat kararı verdi. Tüketici Mahkemesi tazminata hükmetti Antalya 1. Tüketici Mahkemesi'nde görülen maddi ve manevi tazminat davasında ise farklı bir değerlendirme yapıldı. Mahkeme, dosya kapsamı ve raporlar doğrultusunda uygulamaların tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olmadığı kanaatine vardı. Mahkeme, 8 bin 250 TL tedavi masrafı ve 236 bin 81 TL iş gücü kaybı olmak üzere 244 bin 331 TL maddi tazminata, ayrıca 750 bin TL manevi tazminata hükmetti ve Uzunoğlu lehine faiz hariç toplam 994 bin 331 TL tazminat kararı verildi. Karşı taraf ise bu talepleri reddetti. Dosya Bölge Adliye sürecinde Tüketici Mahkemesi'nin 21 Mart 2025 tarihli kararının ardından taraflar istinaf yoluna başvurdu. Bölge Adliye Mahkemesi, 18 Mart 2026 tarihli kararında dosyayı esastan incelemeden önce harç ve tebligat eksiklikleri bulunduğunu belirledi. Daire, bu eksikliklerin tamamlanması için dosyayı ilk kararı veren mahkemeye gönderdi. Bu sebeple tazminat dosyasında istinaf incelemesi henüz tamamlanmadı. "Mahkeme ilerlemiyor" Tazminat davasının 2025 yılında karara bağlandığını ancak ödeme yapılmadığını öne süren Uzunoğlu, sürecin uzadığını belirterek, "Doktor ceza davasından ceza almadı. Çünkü dava taksirle yaralama suçundan açılmıştı. Tüketici Mahkemesi'ndeki tazminat davam 2025 yılında sonuçlandı fakat o tarihten beri ödeme yapılmadığı gibi dosyanın uzatılmaya çalışıldığını düşünüyorum. Karşı taraf üst mahkemeye başvurdu, biz de sabırla bekledik. 2019 Kasım ayından beri bu sürecin içindeyim, 2026 Temmuz ayındayız. Son olarak tebligat ve evrak eksiklikleri nedeniyle dosya yeniden ilk mahkemeye gönderildi. Mahkeme ilerlemiyor. Kimse benim hakkımı aramıyor" ifadelerini kullandı. "Ben bir insanım, ben bir kadınım" Hâlâ tedaviye ve yeni operasyonlara ihtiyaç duyduğunu söyleyen Uzunoğlu, yaşadığı sürecin hem fiziksel hem de psikolojik olarak kendisini yıprattığını dile getirdi. Uzunoğlu, "Ben bu haldeyim. Hâlâ tedavilere, hâlâ operasyonlara ihtiyacım var. Dudağımın durumu ortada. Gülüşüm yok, yemek yemek problem. Ben artık adaletin yerine gelmesini istiyorum. Ben bir insanım, ben bir kadınım. İnsanlar günümüzde bu işlemleri çok sık yaptırıyor. Ben hayatımda böyle bir şey yaptırdım ve güvendim. Beni bu hale getirdiler. Buna rağmen yaptıkları hatanın arkasında durmadılar, destek olmadılar. Bir insanın hayatını, yaşamını hiçe saydılar. Benim hakkımı kim arayacak" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.