Hava Durumu

#Manevi Tazminat

Yeni Marmara Gazetesi - Manevi Tazminat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Manevi Tazminat haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Halı sahadaki ölüm iş kazası sayıldı Haber

Halı sahadaki ölüm iş kazası sayıldı

Son yıllarda artış gösteren halı sahalardaki kalp krizi sonucu vuku bulan ölüm olaylarına dair emsal bir karar çıktı. Çalıştığı şirketin düzenlediği futbol turnuvasında kalp krizi geçiren S.Ö., kaldırıldığı hastanede yaklaşık 3 ay süren tedavinin ardından hayatını kaybetti. Sosyal Güvenlik Kurumu (GGK) ölümü iş kazası olarak kayıtlara geçirdi. İşçinin yakınları mahkemenin yolunu tutarak maddi ve manevi tazminat talebinde bulundu. Davacı aile bireyleri, müsabaka esnasında ilk yardım ekibi, ambulans bulunmadığından en yakın hastaneye kaldırıldığını, uzun bir tedavi sürecine rağmen kurtarılamadığını, olayın iş kazası kapsamında kaldığını ve iş kazası olarak soruşturma tahkikatı yapıldığını iddia ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etti. Davalılar da haksız davanın reddine karar verilmesini talep etti. İş Mahkemesi, toplanan deliller ve dosya kapsamına göre, davacının, iş akdi ile davalı işveren bünyesinde çalışırken şirketin düzenlediği turnuvada kalp krizi sonucunda vefat ettiği, SGK tahkikat raporunda olayın iş kazası olarak kabul edildiğine dikkat çekti. Dosyanın kusur raporu için üçlü bilirkişi heyetine gönderildiği, davalı şirketin yüzde 60, diğer davalı şirket spor kulübünün kusurunun bulunmadığı, vefat edenin ise yüzde 20 kusurlu olduğu, kaçınılmazlık ilkesinin de yüzde 20 oranında yer teşkil ettiğinin belirlendiği belirtildi. Mahkeme kararında, "İtiraz üzerine alınan raporlarda da tutarlılık görüldüğünden dosya hesap bilirkişisine gönderilmiştir. Davacılara ilişkin sosyal ekonomik durum araştırması yaptırılmış, nüfus kayıt örneği dosya arasına alınmış, SGK tarafından yapılan ödemeler celp edilmiş, eksiklikler giderilerek alınan hesap raporu denetime elverişli ve usule uygun görülmüştür. Vefat edenin banka hesap hareketleri de dosya arasına alınmış, birleşen dosyada da ikinci kez ilk dosyada ıslah olmadığından dolayı yapılan talepler rapora göre uygun görülmüş, davacıların maddi tazminat taleplerinin kabulüne karar vermek gerekmiş" denildi. Toplamda 400 bin lirayı aşan maddi manevi kararının ardından davalılar kararı istinafa taşıdı. Bölge Adliye Mahkemesi, manevi tazminatın azlığına dikkat çekti. Karar temyiz edilince devreye giren Yargıtay, kusur belirlemeyi yasaya aykırı buldu. Kararda şöyle denildi: "Kalp krizi nedeniyle vefat olayında bünyesel faktör değerlendirmesi yapılmasının gerekmesine ve bünyesel faktör oranının işveren kusuruna eklenmesinin mümkün bulunmamasına rağmen usulüne uygun olmayan kusur raporunda yüzde 20 oranındaki kaçınılmazlık değerlendirmesinin yapılması hatalıdır. Yüzde 20 oranındaki kusurun işveren kusuruna eklenmesi de hatalı olmuştur. Son olarak iş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında sorumluluğu bulunduğu tespit edilen kişi veya kişilerin kusur oranlarının ayrı ayrı belirlenmesi gerekirdi. Mahkemece yüzde 60 oranındaki işverene verilen kusur oranının yönetmelik hükmü gerekçe gösterilmek suretiyle kusur oranı ayrıştırması yapılmaksızın davalı spor kulübü derneğine atfedilmesi de hatalıdır. Mahkemece yapılacak iş, öncelikle kurumdan sorulmak suretiyle ver ise rücu dosyasının getirtmek ile müteveffanın vefatından önce kalp damar hastalığı ile kalp krizini tetikleyecek nitelikte bir rahatsızlığı olup olmadığıdır. Bu hususta tedavi görüp görmediği konusunda tarafların ibraz edeceği kayıtlar ile SGK Medula sisteminden araştırma yapmak, davacıda olumsuz yaşam şekli, beslenme tarzı, genetik faktör ile sigara kullanımı gibi etkenlerin olup olmadığı var ise bu gibi durumların olayın gerçekleşmesi üzerindeki etkisi hususundaki deliller toplanmalıdır. Toplanacak bu delillerle beraber somut ölüm olayının gerçekleşmesinde işyeri şartları, yaşam şekli, bünyesel faktör ile olay anındaki etkenler bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Kusur raporunun düzenlenmesi için dosyanın kardiyolog hekimin de yer aldığı, A sınıf İş güvenliği uzmanlarının bulunduğu heyete tevdi ederek, olayın gerçekleşmesinde tarafların kusur oranları ayrı ayrı belirlenmesi ile bünyesel faktörün etkisini belirleyici mahiyette rapor aldırmak alınacak bu raporla beraber dosyadaki veriler değerlendirmelidir. Usulü kazanılmış hakları da gözeterek oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir."

Fenomen olduğu görüntüyü izinsiz kullanan firmaya milyonluk dava Haber

Fenomen olduğu görüntüyü izinsiz kullanan firmaya milyonluk dava

Bayındır ilçesinde yaşayan Ali Unan isimli vatandaş, 2016 yılında Gaziemir ilçesinde düzenlenen deve güreşi festivaline katıldı. Burada arkadaşları ile birlikte alkol alan Unan, bu halde direksiyon başına geçmektense otomobili için çekici çağırdı. Bu duyarlı hareketi sonrası Unan, çekici üzerindeki otomobilinin içerisinde evine döndü. Yolculuğu öncesi, festival alanında bulunan İhlas Haber Ajansı (İHA) ekibine röportaj veren Unan'ın çekici üzerindeki ilginç görüntüsü sosyal medyada dikkat çekti. Haberin yayınlanması ile bir anda milyonlarca kez tıklanan video sayesinde Ali Unan adeta fenomen oldu. Viral görüntüler reklam filmine konulunca şikayetçi oldu Aradan yıllar geçmiş olsa da hala sosyal medyada en çok tıklanan videolardan biri olan Ali Unan'ın çekici üzerindeki görüntüleri, "Motovale" isimli bir şirketin reklam filminde kullanıldı. Unan, kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesi ile harekete geçerek, görüntülerini rızası olmadan izinsiz kullanan ilgili firmaya 1 milyon liralık maddi, 5 milyon liralık da manevi tazminat davası açtı. İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi'ne yapılan başvuruda, firmanın bu reklam filmiyle 'binlerce/milyonlarca kişiye ulaştığı, marka bilinirliğini artırdığı, ticari kazanç sağladığı' ifade edildi. Ali Unan'ın yakın çevresinde ve sosyal hayatında reklam videosu sebebiyle alay konusu olduğu, ağır bir ruhsal çöküntü ve utanca maruz kaldığı öne sürüldü. Yaşanan olayların ardından İhlas Haber Ajansı'na (İHA) açıklamalarda bulunan Ali Unan, bir firmanın kendisini reklam filminde izinsiz kullandığını ve bu konuda haklarının bulunmadığını ifade etti. "Kimisi vatan kahramanı yapmış, kimisi Kaddafi'ye benzetmiş" Yaşanan olayı tekrar anlatan ve görüntülerinin izinsiz olarak bir reklam filminde kullanıldığını ifade eden Ali Unan, "Yıl 2016 sezonun son deve güreşi Gaziemir Aktepe'de yapılıyor ve o gün biz orada arkadaşlarla bol miktarda alkol aldık. Şimdi alkol aldıktan sonra benim her zaman yaptığım bir şey var. Alkollü asla direksiyonun başına geçmem. Alo derim çekici gelir beni alır evime kadar bırakır ve o gün de aynısını yaptık. Sağ olsun İhlas Haber Ajansı bunu mükemmel bir haber haline getirdi ve bütün televizyonlara dağıttı. Yorum yapanlara da çok teşekkür ediyorum. Kimisi vatan kahramanı yapmış, kimisi Kaddafi'ye benzetmiş. Hepsine teşekkür ediyorum. Olumlu veya olumsuz yorum yapanlara. Gelelim şimdi son tarafa. Bu kadar izlenici olduğunu görünce bir firmada bunu alıp kendisine reklam filmi olarak ayarlamış, medyada paylaşmış. Benden izinsiz benim görüntümü, sesimi asla kullanamaz. Ve kullanmış. 2025'in 12 Eylül'den beri şu anda yayında. Yani bir daha 2026'da 12 Eylül geldiğinde bir yıldan beri yayında. Böyle bir şeye hakkı yok" diyerek sözlerini noktaladı.

Ter kokan kocaya Yargıtay'dan kötü haber Haber

Ter kokan kocaya Yargıtay'dan kötü haber

Eşinden boşanmak için Aile Mahkemesi'ne müracaat eden B.D. isimli genç kadın, kocasının sürekli psikolojik ve sözel şiddet uyguladığını, ortak konutun yedek anahtarının davalının ailesinde olduğunu ve kendisinden habersiz sık sık ortak konuta gelerek istedikleri şekilde tamir ve tadilat yaptırdıklarını öne sürdü. Davalının, ailesinin isteklerine göre yaşadığını, talep ve ihtiyaçlarda sürekli problem çıkardığını, duygusal birliktelik yaşamadığını, kişisel bakımına özen göstermediğini, ter koktuğunu, duş almadığını, birlik görevlerinin yerine getirmediğini dile getirdi. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin müvekkiline verilmesine, çocuk için aylık 3 bin TL iştirak nafakasına, 200 bin TL maddî ve 200 bin TL manevî tazminata karar verilmesini talep etti. Mahkemede ifade veren koca S.D. ise öne sürülen iddiaların asılsız olduğunu, her ailede yaşanabilecek olayların davacı tarafından çarpıtılarak anlatıldığını, evlilik birliğinin devamına önem verdiğini ve müvekkilinin eşini sevdiğini beyan ederek açılan davanın reddini talep etti. Aile Mahkemesi, erkeğin kişisel temizliğine dikkat etmediği, kadınla fazla sohbet etmeyerek iletişim kurmadığı, ortak konutunun anahtarının erkeğin anne ve babasında olduğu, en son çıkan tartışmada kadını evden kovduğu, erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle kadın tarafından açılan boşanma davasının kabulüne karar verdi. Çocuk için aylık 3 bin TL iştirak nafakasına, kadın için 20 bin TL maddî, 20 bin TL manevî tazminata karar verdi. Kadın, kararı istinafa taşıdı. Bölge Adliye Mahkemesi, taleplerin reddine hükmetti. Kararın temyiz edilmesiyle devreye giren Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, erkeğin uyarılara rağmen temizliğe dikkat etmediğine, sürekli ter koktuğuna dikkat çekti. Kadın yararına hükmolunan maddî ve manevî tazminat miktarının az olduğu gerekçesiyle mahkeme kararı bozuldu. Yeniden yapılan yargılamada Aile Mahkemesi, kadın yararına 180 bin TL maddi ve 180 bin TL manevi tazminat ödenmesi gerektiğine hükmetti. Karar yeniden temyiz edildi. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle Aile Mahkemesi kararını onadı.

Sürekli eşya değiştirmek boşanma sebebi Haber

Sürekli eşya değiştirmek boşanma sebebi

Tam 43 senelik evli çift karşılıklı Aile Mahkemesi'ne müracaat ederek boşanma davası açtı. Emekli öğretmen davacı kadın, memur emeklisi eşinin kumar bağımlısı olduğunu, evin faturalarını dahi ödemediğini öne sürdü. Kocanın yargılamayı uzatmak için dava açtığını, tarafların 1981 yılında evlendiklerini, kocanın kumar oynadığını, sürekli ''sen kadın mısın geri zekalının önde gidenisin'' gibi söylemlerde bulunduğunu dile getirdi. Mahkemede ifade veren erkek ise evlilik birliğinin sarsılmasına eşin tutum ve davranışlarının sebebiyet verdiğini, kadın eşin kötü davrandığını, iftiralar attığını, kendisinin sade bir hayatı olup şiddet ve hakarete maruz kaldığını iddia etti. Davacının evden kovduğunu ileri sürerek tarafların boşanmalarına, 75 bin TL maddi ve 75 bin TL manevi tazminat ile bin TL yoksulluk nafakasına karar verilmesini talep etti. Aile Mahkemesi, evlilik birliği devam ederken kocanın şans oyunları oynadığı, evin ihtiyaçlarını karşılamadığı, eve alacaklıların gelip borçlarını tahsil etmek için talepte bulundukları, karısına ve çocuğuna küfürler ettiği, "aptal, geri zekalı" diye hakaret ettiği, bununla birlikte kadının da kocasına "pis mırık, mırığını her yere bulaştırıyorsun, salak" dediğine dikkat çekti. Kadının; eşinin ailesi ile görüşmesine izin vermediği, eve misafir gelmesini istemediği, sürekli eşya değiştirip masraf yaptığı, her iki tarafın da kusurlu olması ile birlikte kadının erkeğe nazaran daha ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, kadın eşin maddi ve manevi tazminat talepleri ile yoksulluk nafakası talebinin reddine, erkek yararına 5 bin TL maddi ve 5 bin TL manevi tazminata karar verildi. Karar istinafa taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi, tarafların eşit kusurlu olduğuna hükmetti. Karar Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nden döndü Yapılan yargılamada Aile Mahkemesi ilk kararında direndi. Yeniden istinafa taşınan davda Bölge Adliye Mahkemesi de ilk kararında direndi. Kararın temyiz edilmesiyle bu kez devreye Yargıtay Hukuk Genel Kurulu girdi. Eve misafir kabul etmemek ağır kusurdur Hukuk Genel Kurulu, emsal nitelikte bir karara imza attı. Kadının eve misafir kabul etmemesi ve sürekli ev eşyalarını değiştirmesinin ağır kusur olarak değerlendirildiği kararda şöyle denildi; "Dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; erkek eşin şans oyunları oynayıp borçlarını ödemediği, buna karşılık kadın eşin de erkeğe hakaret ettiği, erkeği evden kovduğu, yatakları ayırdığı, eve misafir kabul etmediği ve ev eşyalarını sürekli değiştirip masraf yaptığı görülmektedir. Bölge adliye mahkemesi kararında erkek eşe ‘eşine ve çocuklara küfür ettiği' vakıası kusur olarak yüklenmişse de bu konudaki tanık ifadelerinin çelişkili olmasından dolayı davalı-davacı erkeğe ‘eşine ve çocuklara küfür ettiği' vakıasının kusur olarak yüklenmesi doğru değildir. Gerçekleşen bu kusurlu davranışlar karşılaştırıldığında tarafların kusurlarının birbirine denk olduğundan bahisle, eşit kusurlu sayılamayacakları, boşanmaya sebep olan olaylarda kadının ağır, erkeğin ise az kusurlu olduğu hususu tartışmasızdır. Hâl böyle olunca tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü ile dosya kapsamına uygun düşmeyen bu kusur belirlemesine bağlı olarak erkek eşin tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi açıklanan yasal düzenleme ve ilkelere uygun değildir. "

Eve misafir kabul etmeyen kadına şok Haber

Eve misafir kabul etmeyen kadına şok

Tam 43 senelik evli çift, karşılıklı Aile Mahkemesi’ne müracaat ederek boşanma davası açtı. Emekli öğretmen davacı kadın, memur emeklisi eşinin kumar bağımlısı olduğunu, evin faturalarını dahi ödemediğini öne sürdü. Kocanın yargılamayı uzatmak için dava açtığını, tarafların 1981 yılında evlendiklerini, kocanın kumar oynadığını, sürekli 'sen kadın mısın, geri zekalının önde gidenisin' gibi söylemlerde bulunduğunu dile getirdi. Mahkemede ifade veren erkek ise evlilik birliğinin sarsılmasına kadın eşin tutum ve davranışlarının sebebiyet verdiğini, kadın eşin kötü davrandığını, iftiralar attığını, kendisinin sade bir hayatı olup şiddet ve hakarete maruz kaldığını iddia etti. Mahkeme, tarafların boşanmalarına, 75 bin lira maddi ve 75 bin lira manevi tazminat ile bin lira yoksulluk nafakasına karar verilmesini talep etti. Aile Mahkemesi, evlilik birliği devam ederken kocanın şans oyunları oynadığı, evin ihtiyaçlarını karşılamadığı, eve alacaklıların gelip borçlarını tahsil etmek için talepte bulundukları, karısına ve çocuğuna küfürler ettiği, bununla birlikte kadının da kocasına hakaret ettiğine dikkat çekti. Kadının; eşinin ailesi ile görüşmesine izin vermediği, eve misafir gelmesini istemediği, sürekli eşya değiştirip masraf yaptığı, her iki tarafın da kusurlu olması ile birlikte kadının erkeğe nazaran daha ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, kadın eşin maddi ve manevi tazminat talepleri ile yoksulluk nafakası talebinin reddine, erkek yararına 5 bin lira maddi ve 5 bin lira manevi tazminata karar verildi. Karar istinafa taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi, tarafların eşit kusurlu olduğuna hükmetti. Karar Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nden döndü. Yapılan yargılamada Aile Mahkemesi ilk kararında direndi. Yeniden istinafa taşınan davda Bölge Adliye Mahkemesi de ilk kararında direndi. Kararın temyiz edilmesiyle bu kez devreye Yargıtay Hukuk Genel Kurulu girdi. Hukuk Genel Kurulu, emsal nitelikte bir karara imza attı. Kadının eve misafir kabul etmemesi ve sürekli ev eşyalarını değiştirmesinin ağır kusur olarak değerlendirildiği kararda şöyle denildi: "Dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; erkek eşin şans oyunları oynayıp borçlarını ödemediği, buna karşılık kadın eşin de erkeğe hakaret ettiği, erkeği evden kovduğu, yatakları ayırdığı, eve misafir kabul etmediği ve ev eşyalarını sürekli değiştirip masraf yaptığı görülmektedir. Bölge adliye mahkemesi kararında erkek eşe ‘eşine ve çocuklara küfür ettiği’ vakıası kusur olarak yüklenmişse de bu konudaki tanık ifadelerinin çelişkili olmasından dolayı davalı-davacı erkeğe ‘eşine ve çocuklara küfür ettiği’ vakıasının kusur olarak yüklenmesi doğru değildir. Gerçekleşen bu kusurlu davranışlar karşılaştırıldığında tarafların kusurlarının birbirine denk olduğundan bahisle, eşit kusurlu sayılamayacakları, boşanmaya sebep olan olaylarda kadının ağır, erkeğin ise az kusurlu olduğu hususu tartışmasızdır. Hâl böyle olunca tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü ile dosya kapsamına uygun düşmeyen bu kusur belirlemesine bağlı olarak erkek eşin tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi açıklanan yasal düzenleme ve ilkelere uygun değildir."

Horlamak hem boşanma hem tazminat sebebi Haber

Horlamak hem boşanma hem tazminat sebebi

Aile Mahkemesi'ne başvuran karı koca birbirini suçlayarak boşanmak istedi. Davacı-davalı erkek; eşinin sürekli tartışma ve huzursuzluk çıkardığını, onaylamadığı kişilerle görüştüğünü, ailesine karşı ağır hakaret ve küfürler ettiğini, cinsel yönden soğuk davrandığını, son 10 yıldır yatakları tamamen ayırdığını, ayrı odalarda kaldıklarını öne sürdü. Karı koca ilişkilerinin olmadığını, tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, ortak çocukların velâyetlerinin kendisine verilmesine, çocuklar yararına ayrı ayrı aylık 500,00 TL tedbir ve iştirak nafakası ile 100 bin TL maddî, 100 bin TL manevî tazminata karar verilmesini talep etti. Cinsel soğukluk değil horlama yüzündenmiş Davalı- davacı kadın ise davacının hakaret edip şiddet uyguladığını, tehdit ettiğini, geçimsizliğin sebebinin davacı olduğunu, geceleri horlayıp uykusunda dişlerini gıcırdattığını, bu yüzden sadece geceleri ayrı odada yattığını dile getirdi. karı koca ilişkisinin kalmadığı iddiasının doğru olmadığını, artarak devam eden fiziksel ve psikolojik şiddetin üstesinden gelemeyince ortak konutu terk etmek zorunda kaldığını, davacının psikolojik sorunları olup tedavi ve psikolojik destek almayı şiddetle reddettiğini iddia etti. Çocuklar lehine ayrı ayrı aylık bin TL iştirak, aylık 2 bin 500 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, 100 bin TL maddî, 100 bin TL manevî tazminata karar verilmesini talep etti. Aile Mahkemesi; davacı-davalı erkeğin davalı- davacı kadına fiziksel şiddet uyguladığı, öldürmekle tehdit ettiği, küfür ve hakaret ettiği, aşırı derecede horlayıp uyurken dişlerini gıcırdatması nedeniyle kadının rahatsız olduğu ve bu nedenle ayrı yattığına dikkat çekti. At yarışı oynayan kocanın geçmişe takıntısı olup eski olayları gündeme getirerek tartışma çıkardığı, erkeğin tam kusurlu olduğu, kadının kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına karar verdi. Nafaka talebini onaylayan mahkeme kadın lehine 40 bin maddi 40 bin lira da manevi tazminat ödenmesi gerektiğine hükmetti. Karar istinafa taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi itirazı reddetti. Kararı koca temyiz edince devreye Yargıtay 2. Hukuk Dairesi girdi. Oy birliği ile alınan kararda tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik şartlara göre kadın yararına takdir edilen yoksulluk nafakasının az olduğuna vurgu yapıldı. Mahkemece 4721 sayılı Kanun'un 4'üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerektiği hatırlatıldı. Tazminat miktarının az olmasından dolayı karar bozulurken, Bursalılar kararı farklı farklı görüşlerle değerlendirdi.

Hasta eşe bakmamak boşanma sebebi Haber

Hasta eşe bakmamak boşanma sebebi

Aile Mahkemesi’ne başvuran yaşlı adam, eşinin kendisini hor gördüğünü, aşağıladığını, hakaret ettiğini, evden kovduğunu, emekli maaş kartını vermeyerek ekonomik özgürlüğünü kısıtladığını öne sürdü. Evden kovulduktan sonra uzun bir süre sokaklarda kaldığını, soğuktan korunmak için camiye sığındığını, geceleri camide kaldığını belirterek boşanma davası açtı. Tedbir ve yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulundu. Mahkemede ifade veren davalı kadın ise iddiaların asılsız olduğunu, davacının birlik görevlerini yerine getirmediğini, sağlık sorunları nedeni ile kocasına bakamayacağını, evden ayrılarak kızının yanına gitmesini istediğini dile getirdi. Şeker hastalığından dolayı gözleri görmemeye başlayınca eşinin destek olmadığını, hastane ve tedavi süreçlerinde erkek kardeşinin baktığını, kızı ve damadının destek olduğunu, davacının müvekkilinin hastalığını bir kusur olarak gördüğünü iddia etti. Kendisini aşağılayıp küçümsediğini, davacının dönem dönem camide işlettiği çay ocağında kalmasının hastalığından kaçmak istemesinden kaynaklandığını kaydetti. Davacının maddî ve manevî tazminatların reddine karar verilmesini talep etti. Aile Mahkemesi; ayrı yaşamanın boşanma davasında davalıya kusur olarak yüklenemeyeceğine dikkat çekti. Davalı tanıklarının beyanları incelendiğinde davacının davalıya bakmadığı, sağlık sorunları ile ilgilenmediğinin belirtildiği, bu durumunda kusurlu olan tarafın davacı olduğu, davalının kusurlarını da ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine hükmetti. Davalı lehine hükmedilen tedbir nafakasının karar kesinleşinceye kadar devamına, karar kesinleştiğinde kaldırılmasına karar verildi. İtirazı Bölge Adliye Mahkemesi’nden dönen koca kararı temyiz etti. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, hasta eşe bakmamayı boşanma sebebi sayıp Aile Mahkemesi hükmünü onayladı.

Bir tuşla hayalleri yıkıldı Haber

Bir tuşla hayalleri yıkıldı

Bayraklı ilçesinde yaşayan Feride-Şeref Derin (27) çifti, hayatlarını görkemli bir düğünle birleştirmeye karar verdi. Genç çift, Karabağlar ilçesindeki bir düğün salonunda 27 Aralık 2023'te dünya evine girdi. Gelin ve damadın hazırlıklarının ardından yapılan düğün, sonrasında yaşanılanlar ile adeta hayal kırıklığına dönüştü. Kameramandan düğün görüntülerini isteyen çift, görüntülerinin olmadığını öğrenince dünyaları başına yıkıldı. Ellerinde düğünden kamera ile çekilen hiçbir görüntü bulunmayan çift, şimdi ise kendilerini yakınlarının cep telefonlarından topladıkları görüntüler ile mutlu hissetmeye çalışıyor. Çift, İzmir Tüketici Mahkemesine mağdur edildiklerini belirterek manevi tazminat davası açtı. Mahkeme, çiftin mağduriyetini haklı bularak kişi başı 100'er bin TL olmak üzere toplamda 200 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi. Günün heyecanının, ailesiyle yaşadıkları anların kayıt altına alınmasını istediklerini ifade eden Feride Deren, düğün bitiminde kayıtları istediğimizde ise bize ‘kameranın kayıt almadığını' söylediler. Avukatımızla hukuki süreci başlattık. Amacımız yaşadığımız mağduriyetin duyulması ve başka çiftlerin bu durumu yaşamamasıdır" diye konuştu. Şeref Derin ise "O güne ait elimizde nerdeyse hiç görüntü olmaması manevi açıdan bizim için çok üzücü. Düğün hayatımızda bir kez oluyor. Kaybolan görüntüler değil hatıralarımız" dedi. Konuyla ilgili açıklama yapan Avukat Ebru Bilgen, "Düğünde salonda gezen bir kameraman var. Ancak düğün bitiminde kameraman, bu kameranın çekim yapmadığını, yalnızca sabit, güvenlik kamerası niteliğinde ve sesi olmayan başka bir kameranın kayıtta olduğunu belirtiyor. Düğün anlaşması yapıldığı esnada müvekkillere, ‘Siz dışarıdan bir kamera getiremezsiniz ve çekim yapmanız da yasak, çünkü bizim bir kameramanımız var' deniliyor. Bu sabit kameranın kayıtlarında da gezen kameraman sıkça görünüyor. Tüm düğünü aslında çekiyormuş gibi yapıyor ama bir tuşa basmamış ve düğün baştan sona hiç kaydedilmemiş. Bu durum müvekkiller için manevi anlamda kabul edilemez bir durumdur. Bunun bir geri dönüşü yok, çünkü bir kere yaşanan bir olay" diye konuştu. "Emsal teşkil edecek bir karar" İzmir Tüketici Mahkemelerine başvurduklarını ve tazminat taleplerinin kabul edildiğini aktaran Bilgen, "Kişiler, hayatlarında bir kere yaşadıkları bir anı bir daha hiç izleme fırsatı bulamayacaklar ve bu da manevi anlamda onların zarar görmesine neden oldu. İzmir Tüketici Mahkemelerinden bu konuda emsal teşkil edecek bir karar çıktı. Mahkemece manevi tazminata hükmedildi. Olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte, kişi başı 100'er bin TL olmak üzere toplamda 200 bin TL manevi tazminata hükmedildi" ifadelerine yer verdi. "Mutlaka yargıya taşımalılar" Benzer konuların mutlaka yargıya taşınması gerektiğinin altını çizen Bilgen, şunları kaydetti: "Sosyal medyada müvekkillerin bazı paylaşımları oldu. Paylaşımların altında yapılan yorumlara baktığımızda, aslında birçok kişinin başına benzer durumların geldiğini ancak yargı yoluna başvurmadıklarını fark ettik. Kişiler zamanaşımı sürelerine de dikkat ederek, başlarına böyle bir durum geldiğinde bunları mutlaka yargıya taşımalılar."

Yüz Ağdası
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.