Hava Durumu

#Marmara Depremi

Yeni Marmara Gazetesi - Marmara Depremi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Marmara Depremi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

“Bir Canı Korumak, Afetten Sonra Ödemekten Daha Ucuz” Haber

“Bir Canı Korumak, Afetten Sonra Ödemekten Daha Ucuz”

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin yıl dönümünde açıklama yapan Mehmet Yıldız, deprem riskine karşı hazırlıkların hâlâ yeterli seviyede olmadığını belirtti. Depremin 18 bin 373 kişinin hayatını kaybetmesine, yaklaşık 50 bin kişinin yaralanmasına ve 375 bin yapının hasar görmesine yol açtığını hatırlatan Yıldız, benzer acıların yeniden yaşanmaması için afet öncesi hazırlığın öncelik olması gerektiğini vurguladı.Depremin doğal bir olay olduğunu, ancak yanlış yer seçimi, plansız kentleşme, yapılaşma ve denetim eksikliklerinin bu olayı afete dönüştürdüğünü belirten Yıldız; mikro bölgeleme çalışmalarının tamamlanması, aktif fayların ve sıvılaşma risklerinin belirlenmesi gerektiğini söyledi. Kentsel dönüşümün yalnızca binaları yenilemekten ibaret olmaması gerektiğini ifade eden Yıldız, zemin güvenliği, deprem tehlikesi ve yapı dayanıklılığının dönüşümün temel unsurları olması gerektiğini kaydetti. İstanbul’daki “Yarısı Bizden” desteğinin Bursa, Yalova, Balıkesir ve Çanakkale gibi riskli yapı stokunun yüksek olduğu Güney Marmara illerinde de uygulanmasını istedi.Yıldız ayrıca yapı ve zemin denetimlerinin güçlendirilmesi, riskli yapıların öncelik sırasına göre güvenli hale getirilmesi ve daha güçlü bir afet yönetim sistemi kurulması çağrısında bulundu. “17 Ağustos’un üzerinden 27 yıl geçti. Doğa olaylarının afete dönüşmemesi için daha fazla zaman kaybetmemeliyiz. Kaybedecek bir 27 yılımız daha olmamalı.”

Başkan Erol: "Dirençli şehirler oluşturmak en büyük sorumluluğumuz" Haber

Başkan Erol: "Dirençli şehirler oluşturmak en büyük sorumluluğumuz"

Başkan Erol, 17 Ağustos'tan 6 Şubat'a yaşanan büyük depremlerin afetlere karşı hazırlığın önemini bir kez daha gösterdiğini belirterek, "Kaybettiğimiz canlarımızın hatırasına karşı en büyük sorumluluğumuz, şehirlerimizi geleceğe daha güvenli ve dirençli hazırlamaktır." dedi. 17 Ağustos Marmara Depremi'nin yıl dönümü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Başkan Erol, Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğuna dikkat çekerek, geçmişte yaşanan afetlerden çıkarılan derslerin şehirlerin geleceğine yön vermesi gerektiğini ifade etti. "17 Ağustos'u da 6 Şubat'ı da unutmadık" Başkan Erol, "17 Ağustos 1999'da Marmara'da, 6 Şubat 2023'te 11 ilimizi etkileyen depremlerde çok büyük acılar yaşadık. Binlerce canımızı kaybettik. Bu iki büyük afet bize aynı gerçeği gösterdi, depremin ne zaman olacağını belirleyemeyiz ancak şehirlerimizi depreme hazırlamak bizim elimizde. Güvenli yapılaşma, kentsel dönüşüm ve afetlere karşı dirençli şehirler oluşturmak ertelenemez bir sorumluluktur." ifadelerini kullandı. "Depreme karşı en güçlü adım: Dirençli şehirler" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde şehirlerin afetlere karşı daha dirençli hale getirilmesi için önemli adımlar atıldığını belirten Başkan Erol, "17 Ağustos'ta yaşadığımız büyük acının ardından 6 Şubat depremleri, kentsel dönüşümün ve güvenli yapılaşmanın önemini bir kez daha gösterdi. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu güçlü iradeyle bugün Türkiye'nin dört bir yanında şehirlerimizi geleceğe hazırlayan büyük bir dönüşüm yürütülüyor. Biz de Kestel'de bu sorumlulukla hareket ediyor, kentsel dönüşümü, güvenli yapılaşmayı ve afetlere karşı dirençli bir şehir oluşturmayı çalışmalarımızın merkezinde tutuyoruz." ifadelerini kullandı. Başkan Erol, "Rabbim ülkemizi ve milletimizi her türlü afetten muhafaza eylesin." Kestel'in geleceğini planlarken afetlere karşı hazırlığı ve güvenli şehirleşmeyi öncelikli konular arasında tuttuklarını belirten Başkan Erol, çalışmalarını uzun vadeli bir şehircilik anlayışıyla sürdürdüklerini ifade etti. Başkan Erol, "Kestel'imizi yalnızca bugünün ihtiyaçlarına göre değil, yarın karşılaşabileceğimiz riskleri de göz önünde bulundurarak geleceğe hazırlıyoruz. İnsanımızın can güvenliğini önceleyen, planlı, güvenli ve afetlere karşı dirençli bir şehir oluşturmak temel hedeflerimiz arasında. Bu anlayışla Kestel'imizin geleceği için üzerimize düşen sorumluluğu kararlılıkla yerine getirmeye devam edeceğiz." dedi. Başkan Erol, 17 Ağustos Marmara Depremi, 6 Şubat depremleri ve Türkiye'de yaşanan tüm afetlerde hayatını kaybeden vatandaşları rahmetle anarak, "Rabbim ülkemizi ve milletimizi her türlü afetten muhafaza eylesin." ifadelerini kullandı.

Bursa'da nefes kesen tatbikat; Türk bayrağı metrelerce yükseklikten indirildi Haber

Bursa'da nefes kesen tatbikat; Türk bayrağı metrelerce yükseklikten indirildi

Metrelerce yüksekliğe uzanan merdivenli itfaiye aracından Türk bayrağı indirilirken, arama-kurtarma ekiplerinin tatbikat görüntüleri nefes kesti. Bursa'daki törende belediyenin arama kurtarma eğitim hizmet binası açılırken, itfaiyenin 7 yeni aracı da hizmete başladı 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin yıl dönümünde Bursa'da afetlere yönelik hazırlıklar bir kez daha gözler önüne serildi. Bursa Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekipleri tarafından düzenlenen programda, itfaiye ve arama-kurtarma ekiplerinin çalışmaları dikkat çekti. Program kapsamında metrelerce yüksekliğe ulaşan merdivenli itfaiye aracından Türk bayrağı indirildi. Yüksekten gerçekleştirilen bayrak indirme anı, çevrede bulunanlar tarafından ilgiyle takip edilirken, ortaya çıkan görüntüler kameraya yansıdı. Tatbikat kapsamında arama-kurtarma ekipleri de bir afet anında gerçekleştirilecek müdahaleleri uygulamalı olarak gösterdi. Ekiplerin yüksek noktalarda gerçekleştirdiği çalışmalar ve koordineli müdahaleleri, afetlere hazırlığın önemini bir kez daha ortaya koydu. Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, programda yaptığı konuşmada, "Bize düşen korkuyu büyütmek değil, hazırlığı artırmaktır. Rehavete kapılmak değil, tedbir almaktır" mesajını verdi. Biba, depremi durdurmanın mümkün olmadığını ancak depremin büyük bir afete dönüşmesinin önüne geçilebileceğini ifade etti. Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından afetlere müdahale kapasitesini güçlendirmek amacıyla Arama Kurtarma Eğitim Hizmet Binası da hizmete açılırken, itfaiye filosuna 7 yeni araç kazandırıldı. Ayrıca afet sonrasında kullanılmak üzere mobil şarj ve internet aracı ile mobil ikram aracı da hizmete alındı. Başkan Vekili Şahin Biba, törende yaptığı konuşmada merdivenli araçtan dalgalandırılan Türk bayrağının birlik, dayanışma ve fedakarlığı hatırlattığını belirterek, Bursa'nın afetlere karşı hazırlıklı olması gerektiğine vurgu yaptı. Kentte gerçekleştirilen tatbikatla, muhtemel bir deprem ve afet sırasında ekiplerin sahadaki müdahale kabiliyeti de uygulamalı olarak sergilendi.

17 Ağustos’un 27. yılında İnegöl’de güvenli şehir için dönüşüm sürüyor Haber

17 Ağustos’un 27. yılında İnegöl’de güvenli şehir için dönüşüm sürüyor

Ülkemizin ve milletimizin hafızasında derin izler bırakan 17 Ağustos Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti. Binlerce vatandaşımızın hayatını kaybettiği, yüz binlerce insanın doğrudan etkilendiği o büyük felaket, deprem gerçeğinin Türkiye için ne kadar hayati olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Aradan geçen yıllara rağmen 17 Ağustos’un bıraktığı acı ve ortaya koyduğu gerçek değişmezken, deprem felaketi Türkiye’nin bir gerçeği olmaya devam etti. İnegöl’ün geleceği için adımlar atılıyor İnegöl Belediyesi, bu gerçeği merkeze alarak deprem başta olmak üzere afetlere karşı ciddi bir hazırlık içerisinde. Başta kentsel dönüşüm uygulamaları olmak üzere farklı alanlarda çalışmalarını sürdüren İnegöl Belediyesi, özellikle şehrin yapı stokunun yenilenmesi ve vatandaşların daha güvenli yaşam alanlarına kavuşması adına yoğun çaba sarf ediyor. Turgutalp ve Alanyurt bölgelerinde yürütülen kentsel dönüşüm çalışmaları ile Ek Hizmet Binası bölgesindeki dönüşüm süreci, İnegöl’ün daha güvenli ve dirençli bir şehir olması adına atılan adımlar olarak öne çıkıyor. İnegöl, afetlere karşı çok yönlü hazırlanıyor İnegöl Belediyesi, kentsel dönüşüm çalışmalarının yanı sıra afet öncesi, afet anı ve afet sonrası süreçleri kapsayan çok yönlü hazırlık çalışmalarını da sürdürüyor. Bursa’da Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi’ni alan ilk belediye olan İnegöl Belediyesi tarafından Doğal Afet ve Riskleri ile Mücadele Eylem Planı hazırlanırken, Afet Kriz Merkezi oluşturuldu ve Telsiz Haberleşme Sistemi devreye alındı. Riskli yapı tespitleri, deprem tatbikatları ve bölgesel tatbikatların yanı sıra şehrin Dijital İkizi projesi çalışmaları başlatıldı. Toplam 194 bin 600 metrekare büyüklüğünde 125 toplanma alanı belirlenerek bu alanların rehabilitasyonuna başlanırken, afetlerde kullanılmak üzere 575 bin metrekare büyüklüğünde 14 çadır kent ve 552 bin metrekare büyüklüğünde 8 konteyner kent alanı da belirlendi. Afet sonrası müdahale kapasitesini güçlendirmek amacıyla stok çalışmaları ve AFAD deposu kurulmasına yönelik koordinasyon yürütülürken, Afet Çantası Mobil Uygulaması, yapay enkaz alanı ve çocuk odaklı afet hazırlık çalışmalarıyla İnegöl’ün afetlere karşı direnç kapasitesinin artırılması hedefleniyor. "Önceliğimiz vatandaşlarımızın canı ve güvenliği" İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, afetlere karşı mücadelede merkeze insanı koyduklarını söyledi. Bu noktada kentsel dönüşümün öne çıktığına değinen Taban, "Kentsel dönüşümü de yalnızca binaların yenilenmesinden ibaret görmüyoruz. Bugün 17 Ağustos depreminin yıl dönümü. Ülkemizin hafızasında çok acı bir şekilde yer etmiş bir tarih. O gün kaybettiğimiz vatandaşlarımızı rahmetle anıyor, yakınlarını kaybeden tüm vatandaşlarımıza bir kez daha başsağlığı diliyoruz. Bu tür acıların tekrar yaşanmaması için hepimize önemli sorumluluklar düşüyor. Biz belediye olarak bu sorumluluğun farkındayız. Bizim için şehircilik sadece yeni yollar yapmak, parklar oluşturmak veya yeni hizmet binaları inşa etmekten ibaret değil. İnsanlarımızın güvenliğini sağlamak, geleceğe daha sağlam bir şehir bırakmak da bizim temel görevlerimiz arasında. Turgutalp’te, Alanyurt’ta ve Ek Hizmet Binası bölgesinde yürüttüğümüz çalışmaların arkasında da bu anlayış var. Biz insanımızı önemsiyoruz. Vatandaşlarımızın güvenli, sağlıklı ve nitelikli yaşam alanlarında hayatlarını sürdürmelerini istiyoruz" dedi. "Deprem olmadan önce hazırlıklı olmalıyız" Deprem gerçeğinin yalnızca belirli günlerde hatırlanmaması gerektiğine de dikkat çeken Başkan Taban, şehirlerin dirençli hale getirilmesi için çalışmaların kesintisiz sürdürülmesi gerektiğini ifade etti. Taban, "17 Ağustos gibi önemli tarihler bizlere bir kez daha sorumluluklarımızı hatırlatıyor. Ancak deprem hazırlığı sadece bir günün konusu değildir. Bizim bunu sürekli gündemimizde tutmamız gerekiyor. Deprem olmadan önce gerekli tedbirleri almak, yapı stokumuzu güçlendirmek ve şehirlerimizi daha dirençli hale getirmek zorundayız. Bugün attığımız her adım, gelecekte yaşanabilecek afetlerin etkisini azaltmak adına büyük önem taşıyor" diye konuştu. Hedef; Daha güvenli, daha dirençli İnegöl Bu noktada atılan her adımın kıymetli olduğunu ancak kentsel dönüşümün hayati öneme sahip olduğunu da vurgulayan Taban, şöyle devam etti: "İnegöl Belediyesi olarak kentsel dönüşüm çalışmalarını yalnızca mevcut yapıların yenilenmesi olarak değil, şehrin geleceğinin planlanması olarak ele alıyoruz. İnegöl’de daha güvenli, modern ve yaşanabilir yaşam alanlarını oluşturmak istiyoruz. Bizim hedefimiz çocuklarımıza, gençlerimize ve gelecek nesillere daha güvenli bir İnegöl bırakmak. Bunun için bugün üzerimize düşen ne varsa yapmak istiyoruz. Kentsel dönüşüm konusunda da aynı hassasiyetle hareket ediyoruz. Şehrimizin ihtiyaçlarını, vatandaşlarımızın beklentilerini ve deprem gerçeğini birlikte değerlendirerek çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bugün merkezde Turgutalp Mahallemizde 15 hektar alanda 850 dolayında bağımsız bölümü kapsayan bir dönüşüm sürüyor. 1. Etapta anahtar teslimlerini 2027 yılında yapacağız. 2 ve 3’üncü etapta temel atma için zemin iyileştirmeler sürüyor. Alanyurt bölgemizde 3 mahallemizi kapsayan 90 hektarlık alanda bir dönüşüm projemiz var. 15 bin insanı doğrudan etkileyecek bir dönüşüm. Burada da hak sahipleriyle görüşmelerimiz sürüyor. Belediyemiz garantörlüğünde vatandaşlarımıza güvenli yapılar sunmak için gayretimiz bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sürecek inşallah" ifadelerini kullandı.

18 mezar açtırdı, oğlunun cenazesine ulaştı Haber

18 mezar açtırdı, oğlunun cenazesine ulaştı

Merkez üssü Kocaeli'nin Gölcük ilçesi olan 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin üzerinden 27 yıl geçmesine rağmen, o gece yaşanan acılar ve sonrasında verilen mücadeleler hafızalardaki yerini koruyor. Deprem gecesi oğlu Serkan ile birlikte enkaz altında kalan 70 yaşındaki Emine Cebeci, 16 saat sonra yaralı olarak kurtarıldı. Oğlu ise 13. saatte enkazdan çıkarılarak hastaneye sevk edildi ancak sevkin ardından kendisinden bir daha haber alınamadı. Bir yıl boyunca hastanelerde tedavi gören ve 14 kez ameliyat olan Cebeci, tüm yaşadığı zorluklara rağmen oğlunu aramaktan vazgeçmedi. 4 yıl boyunca Türkiye'nin dört bir yanında oğlunun izini süren, emniyetleri, hastaneleri ve morgları dolaşan Cebeci, başlattığı hukuki mücadele sonucu 18 mezarın açılmasını sağlayarak evladının cenazesine ulaştı. "1999 bizim için milattan önce ve milattan sonra gibi oldu" O gece yaşadıklarını anlatan Emine Cebeci, "Derler ya, 'milattan önce, milattan sonra' diye. Bizim için de öyle oldu. 1999'dan önce bir hayatımız vardı, 1999'dan sonra başka bir hayata döndük. O gece oğlumla beraber evdeydik. Çok sıcak bir ağustos ayıydı. Bu sıcaklar beni zaten hep korkutur. Yine böyle kötü, sıcak bir geceydi. Oğlum astsubaylığı kazanmıştı. 'Gece erken yatayım, yarın sabah raporlarımı götüreceğim askeriyeye' dedi. Televizyon izliyordum. O sırada büyük bir gümbürtü koptu. O kadar büyük bir gümbürtüydü ki deprem olduğunu düşünemedim. Bir an evin altından tren geçiyor zannettim. Öyle sert bir sarsıntıydı. Birden fırladım. Oğluma koşturayım, korkmasın diye düşündüm. Ne yazık ki üç adım atabildim, dördüncü adımı atamadım. Hani '45 saniye sürdü' dediler ya, biz ilk 10 saniyede yıkılan evlerden biriydik" dedi. "Öyle bir sarsıntıydı ki döne döne yıkıldık" Birinci katta oturduklarını ve üzerlerinde 5 kat bulunduğunu belirten Cebeci, sarsıntının şiddetine dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sağa sola çarpa çarpa, döndüre döndüre evimiz yıkıldı. Öyle bir sarsıntıydı ki döne döne yıkıldık. Ben yüzüstü yere düştüm. Bütün merdivenler yıkılmış, yanıma gelmiş. Sadece çenem yerdeydi. Kafam kımıldamıyordu. Beton kafama değiyordu ama ezmiyordu. Bacaklarım, kolum kolonun altında kaldı. Aradan zaman geçti. Oğluma seslendim, sesini duyayım diye. Ondan hiç ses alamadım. ‘Eyvah' dedim, ‘Oğlum öldü herhalde.' Hiç aklımı kaybetmemeye çalışıyorum, yüzüstü düştüğüm halde. Deprem olduğunu düşünmüyorum. ‘Bizim bina yıkıldı' diyorum. Sahilden gören olur, binanın yıkıldığını fark eder, yardım eden olur diye düşünüyorum. Ama bir iki saat hiç kimseden ses gelmedi. Ne sahilden ne dışarıdan. Bir iki saat sonra oğlumun sesini duydum. 'Anne, iyiyim. Sadece ayağım ezik' dedi. ‘Tamam oğlum, dayan. Sahilden dönenler görür bizi, kurtarırlar' dedim." "Oğlum, 'Kurtaramayacaklar bizi, kimse yok' dedi" Enkaz altında oğluyla sabaha kadar konuştuklarını dile getiren Cebeci, "En son oğlum, 'Kurtaramayacaklar bizi, kimse yok' dedi. 'Hakkınızı helal edin' dedi. 'Yok oğlum, öyle deme. İlla kurtulacağız. Sen gayret et' dedim. Oğlum helalleşmeyi düşünüyordu ama ben o an bunu düşünemedim. Ona cesaret vermeye çalışıyordum. Saatlerce arada gelen giden olmaya başladı. Enkazı görenler yardıma koşmaya çalıştı. Komşuların sesini duyuyoruz ama onlar bizim sesimizi duyamıyor. Enkazın altında sen her şeyi duyuyorsun ama onlar seni duyamıyor. Enkazlarda çok büyük yanlışlar oluyor. Üzerine o kadar insan çıkıyor ki o devamlı betonlar kayıyor. Sağlam insanlar aşağıda ezilmeye başlıyor. Hiç kimse orada ilk anda ölmedi. Bazen ölmek istiyorsun, ölemiyorsun. Diri diri mezara giriyorsun ama çaresizsin yapacağın bir şey yok. Oğluma teselli vermekten kendime unutmuştum" ifadelerini kullandı. "Allah'a şükürler olsun. Oğlumu buldular ya, beni bulmasalar da olur' diyordum" Aradan 13 saat geçtikten sonra oğlunun enkazdan sağ olarak çıkarıldığını ifade eden Cebeci, "Allah'a şükürler olsun. Oğlumu buldular ya, beni bulmasalar da olur' diyordum. Sadece bizim binamızın yıkıldığını zannediyorum. Oysa deprem olmuş, her taraf yerle bir olmuş. Daha sonra oğlumu çıkardılar. Yanında köpeğimizi de çıkardılar. Köpeğimiz yaşıyordu. Oğlumla beraber onu da çıkardılar. Oğlum, 'Gitmem, annemi çıkarın. Annem aşağıda yaşıyor' diyordu. Daha sonra en yakın arkadaşım zorla oğlumu ikna etti ve Gölcük Askeri Hastanesi'ne götürdü. Ben hep şükrettim. ‘Oğlum gitti, kurtuldu. Ben kurtulmasam da olur' diye düşündüm. Saat 16.00 sıralarında beni de oğlumdan üç saat sonra çıkardılar. Çıktığımda çok kötüydüm. Herkes bunu söylüyor. ‘Serkan çok iyiydi, senin hastaneye ulaşacağını bile düşünmüyorduk' diyorlardı" dedi. "Oğlumu kaybettiğim yerde arayacaktım" Enkazdan çıktığında her yerin yerle bir olduğunu gördüğünü aktaran Cebeci, tedavisinin ardından başlayan zorlu arayış sürecini şöyle anlattı: "Gölcük adeta yerle bir olmuştu. Ben sadece oğlumu soruyordum. Bir yıl boyunca hastanelerde kaldım, sürekli ameliyat oldum. Ayağımdan 14 kez ameliyat geçirdim. ‘Ben Serkan'ı bulacağım' dedim. Onu kaybettiğim yerde arayacaktım. Gölcük'e geldiğimde bir baktım, duvarların üzerinde hep kayıp insanların fotoğrafları vardı. Bir sürü kayıp vardı. Askeriyeye gittim. Askeriye bana, 'Biz 18 kimsesiz kişiyi gömdük ama resimleri elimizde' dedi. Resimlere baktım, benim oğlum yoktu. Yine de ‘Bakın, bir sürü kayıp var. Bu kayıplardan biri o mezarlıktan çıkabilir. O 18 mezarın açılmasını istiyorum' dedim. Çünkü hangi kaybı bulsak, bir anne için bu huzurdur." "Benim oğlum o mezarlardan birinden çıktı" Kayıp aileleriyle bir araya gelerek yıllarca sürecek bir hukuk mücadelesi başlattıklarını belirten Cebeci, "Benim mahkeme sürecim 4 yıl sürdü. Mezarları açtırabilmek için mücadele ettim. Mahkemeye para yatırmadan zaten süreç ilerlemiyordu. Daha sonra tüm kayıp ailelerinin davaları iptal oldu. Bir tek benimki devam etti. Ben de tekrar üst mahkemeye müracaat ettim. Depremi yaşamışsın, bağırıyorsun ama seni soran olmuyor. Sonunda mezarlar açıldı. 18 mezarın açılmasını istedim. Benim oğlum çıkacak diye değil, başka kayıpların bulunması için açtırdım ama benim oğlum o mezarlardan birinden çıktı. 4 yıl sonra. Ben bu 4 yılda Türkiye'de gitmediğim yer bırakmadım. Bu işler öyle ufacık bir aramayla olmuyor. Her gün sırtımda kayıpların resimleriyle Türkiye'yi dolaştım. Oğlumun mezarını buldum ama yine de ‘Ya oğluma benzeyen biri olsaydı?' diye düşünüyorsun. 4 yıl sonra bulmak öyle kolay bir şey değil. Herkes cenazesini aldı, kabul etti. Benimki çok zor oldu. Çünkü çocuğumu sağ olarak göndermiştim, ben de onu her yerde sağ olarak arıyordum. Öldüğünü aklına bile getirmiyorsun" şeklinde konuştu. "Yıllarca sokak sokak dolaştım" Gözyaşlarına hakim olamayan Cebeci, sözlerini şöyle noktaladı: "Ben 4 yıl kapımı kapatmadım 'Çocuğumdan bir haber gelir, bir ses duyarım' diye düşündüm. Yıllarca sokak sokak dolaştım. Her arabanın içine baktım. 'Acaba benim çocuğum bir yerlerde şuurunu yitirdi de geziyor mu?' diye düşündüm. Bakırköy'e gittim, akıl hastanelerini aradım. Oğlumu bulana, o mezarlar açılana kadar aramadığım program, gazete, haber kalmadı. Yurt dışına kadar fotoğrafını gönderdim. 'Belki bir gören olur, bir yerlerden bir ses gelir' diye umut ettim."

Yüz Ağdası
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.