Hava Durumu

#Obezite

Yeni Marmara Gazetesi - Obezite haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Obezite haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Yaz aylarında çocuklarda spor ve kalp sağlığı Haber

Yaz aylarında çocuklarda spor ve kalp sağlığı

Yaz tatilinde açık havada daha fazla vakit geçiren çocuklar, spor kamplarına katılıyor ve fiziksel aktivitelerini artırıyor. Düzenli egzersizin çocukların büyüme ve gelişiminde önemli bir yere sahip olduğunu belirten Medicana Bursa Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Bahattin Öncü, özellikle sıcak havalarda bilinçli hareket edilmesinin kalp ve dolaşım sistemi sağlığı açısından büyük önem taşıdığını söyledi. "Çocukluk döneminde kazanılan düzenli egzersiz alışkanlığı, yalnızca bugünün değil, yetişkinlik dönemindeki kalp sağlığının da temelini oluşturur" diyen Dr. Öncü, fiziksel aktivitenin kalp kasını güçlendirdiğini, dolaşımı iyileştirdiğini ve obezite ile diyabet gibi ilerleyen yaşlarda kalp-damar hastalıklarına zemin hazırlayabilecek risk faktörlerini azalttığını ifade etti. Dünya genelindeki sağlık otoritelerinin okul çağındaki çocuklar için her gün en az 60 dakika orta veya yüksek şiddette fiziksel aktivite önerdiğini hatırlatan Dr. Bahattin Öncü, "Koşma, yüzme, bisiklet sürme veya takım sporları gibi aktiviteler çocukların hem fiziksel hem de ruhsal gelişimine katkı sağlar. Düzenli egzersiz özgüveni artırırken, stres düzeyini de azaltır" dedi. Yaz aylarında en sık yapılan hatalardan birinin günün en sıcak saatlerinde spor yapmak olduğunu vurgulayan Dr. Öncü, şu uyarılarda bulundu: "Özellikle 11.00 ile 16.00 saatleri arasında güneş ışınlarının etkisi en yüksek seviyededir. Bu saatlerde yapılan yoğun fiziksel aktiviteler sıcak çarpması, sıvı kaybı ve dolaşım sistemi üzerinde olumsuz etkilere neden olabilir. Spor mümkün olduğunca sabah erken saatlerde ya da akşam serinliğinde yapılmalıdır." Çocukların yetişkinlere göre daha hızlı sıvı kaybedebildiğini belirten Dr. Öncü, susama hissinin beklenmemesi gerektiğinin altını çizerek, "Egzersiz öncesinde mutlaka su içilmeli, spor sırasında her 15-20 dakikada bir küçük miktarlarda su tüketilmeli ve aktivite sonrasında kaybedilen sıvı yerine konulmalıdır. Gazlı içecekler, aşırı şekerli meyve suları ve enerji içecekleri çocuklar için uygun seçenekler değildir" dedi. Spor öncesinde yapılan ısınma hareketlerinin hem kasları hem de kalbi egzersize hazırladığını söyleyen Dr. Öncü, spor sonrasında uygulanacak hafif tempolu soğuma egzersizlerinin ise kalp ritminin kontrollü şekilde normale dönmesini sağladığını ifade etti. Dr. Öncü ayrıca, çocukların açık renkli, hafif ve teri dışarı atan spor kıyafetleri giymesi, güneşten korunmak amacıyla şapka kullanması ve gerektiğinde güneş koruyucu ürünlerden yararlanması gerektiğini belirtti. Her çocuğun spor yapabileceğini ancak bazı belirtilerin çocuk kardiyolojisi açısından mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Bahattin Öncü, "Egzersiz sırasında göğüs ağrısı, bayılma veya bayılacak gibi olma hissi, çarpıntı, egzersiz sırasında aşırı nefes darlığı, açıklanamayan çabuk yorulma, dudaklarda morarma, ailede genç yaşta ani kalp ölümü öyküsü bulunması gibi belirtiler her zaman ciddi bir kalp hastalığı anlamına gelmeyebilir ancak mutlaka çocuk kardiyolojisi uzmanı tarafından değerlendirilmelidir" diye konuştu. Özellikle lisanslı spor yapacak çocuklarda spor öncesi sağlık değerlendirmesinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Dr. Öncü, gerekli görüldüğünde elektrokardiyografi (EKG), ekokardiyografi ve efor testi gibi tetkiklerin yapılabileceğini söyledi. Dr. Öncü, doğuştan kalp hastalığı bulunan veya daha önce kalp rahatsızlığı tanısı almış çocukların spor yapma uygunluğunun mutlaka çocuk kardiyolojisi uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi. Yaz döneminde sağlıklı beslenmenin fiziksel aktivitenin ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade eden Dr. Bahattin Öncü, ailelere şu önerilerde bulundu: "Taze sebze ve meyveler, tam tahıllı ürünler, balık, yoğurt ve sağlıklı protein kaynakları çocukların beslenmesinde düzenli olarak yer almalıdır. Hazır paketli gıdalar ile aşırı tuz ve şeker tüketimi ise mümkün olduğunca sınırlandırılmalıdır." Yoğun sıcak altında yapılan spor sırasında baş dönmesi, şiddetli halsizlik, bulantı, kusma, baş ağrısı, bilinç bulanıklığı ve vücut sıcaklığında belirgin artış görülebileceğini belirten Dr. Öncü, "Bu belirtiler geliştiğinde çocuk vakit kaybetmeden serin bir ortama alınmalı, sıvı desteği sağlanmalı ve şikâyetler düzelmiyorsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" dedi. Dr. Bahattin Öncü, sözlerini şöyle tamamladı: "Yaz aylarında spor yapan çocukların doğru saatlerde egzersiz yapması, yeterli sıvı tüketmesi ve uyarıcı belirtilerin göz ardı edilmemesi sağlıklı bir yaz dönemi geçirilmesini sağlar. Düzenli sağlık kontrolleri ve ailelerin bilinçli desteğiyle çocuklarımız hem güvenle spor yapabilir hem de gelecekte daha sağlıklı bir kalbe sahip olabilir. Unutulmamalıdır ki sağlıklı bir çocukluk dönemi, yaşam boyu sürecek güçlü bir kalp sağlığının en önemli temelidir."

Gençlerde kalp krizi alarmı Haber

Gençlerde kalp krizi alarmı

ABD Ulusal Sağlık İstatistikleri Merkezi verilerine göre, 2019 yılında 18-44 yaş grubundaki yetişkinlerin yüzde 0,3'ü kalp krizi geçirirken, bu oran 2023 yılında yüzde 0,5'e yükseldi. Dört yıllık süreçte yaklaşık yüzde 66'lık artış yaşanırken, aynı dönemde diğer yaş gruplarında kalp krizi görülme sıklığının azalması dikkat çekiyor. Medicana Bursa Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Mehmet Hamidi, genç yaşta görülen kalp krizlerinin artık istisna olmaktan çıktığını belirterek şunları söyledi: "Poliklinikte artık yalnızca ileri yaştaki hastaları değil, 30'lu hatta 20'li yaşlardaki bireyleri de ciddi kalp-damar hastalıkları nedeniyle değerlendiriyoruz. Genç olmak tek başına kalp krizine karşı koruyucu değildir. Özellikle yüksek tansiyon, diyabet, kolesterol yüksekliği ve obezite gibi risk faktörleri erken yaşlarda ortaya çıktığında damar yapısında sessiz ama ilerleyici hasarlar oluşabiliyor." "Genç kadınlarda da risk artıyor" Kalp krizi erkeklerde daha sık görülmeye devam etse de son yıllarda yayımlanan çalışmalar, genç kadınlarda kalp krizi görülme sıklığının arttığını ve sonuçlarının erkeklere göre daha ağır seyredebildiğini gösteriyor. Dr. Hamidi, kadınlarda belirtilerin zaman zaman farklı seyredebildiğine dikkat çekerek, göğüs ağrısının yanı sıra nefes darlığı, mide bulantısı, sırt ve çene ağrısı gibi şikâyetlerin de önemsenmesi gerektiğini ifade etti. "Koronanın etkisi araştırılıyor" Bilimsel çalışmaların, COVID-19 enfeksiyonunun kardiyovasküler sistem üzerinde uzun süreli etkiler bırakabileceğine işaret ettiğini belirten Hamidi, "Pandeminin ilk yılında kalp krizine bağlı ölümlerde artış gözlenirken, özellikle 25-44 yaş grubunda dikkat çekici yükseliş bildirildi. Güncel araştırmalar, COVID-19 geçiren bazı genç bireylerde enfeksiyon sonrasında uzun süre kalp krizi riskinin artabileceğini gösterirken, COVID-19 aşılarının ise kalp krizi riskini artırmadığı, aksine enfeksiyona bağlı kardiyovasküler komplikasyonları azaltarak koruyucu etki sağlayabildiği belirtiliyor" dedi. "Risk faktörleri ne kadar erken kontrol altına alınırsa o kadar iyi" Kalp damar hastalıklarının büyük ölçüde önlenebilir olduğunun altını çizen Dr. Mehmet Hamidi, genç yaşta düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti. Hamidi, "Kalp krizini önlemenin en etkili yolu risk faktörlerini erken dönemde tespit etmektir. Yüksek tansiyon, diyabet ve kolesterol yüksekliği yıllarca belirti vermeden ilerleyebilir. Sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite, sigaradan uzak durmak, ideal kiloyu korumak ve yeterli uyku gibi yaşam tarzı değişiklikleri kalp sağlığını korumada son derece etkilidir. Özellikle ailesinde erken yaşta kalp hastalığı bulunan bireylerin gecikmeden kardiyolojik değerlendirmeden geçmesini öneriyoruz" şeklinde konuştu. Uzmanlar, genç yaşta görülen göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, açıklanamayan halsizlik ve efor kapasitesinde azalma gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgularken, erken teşhis ve tedavinin kalıcı kalp hasarını önlemede hayati önem taşıdığına dikkat çekti.

Bursa'da 18. Uluslararası Osmangazi Tarihi Kent Koşusu gerçekleştirildi Haber

Bursa'da 18. Uluslararası Osmangazi Tarihi Kent Koşusu gerçekleştirildi

Osmangazi Belediyesi tarafından organize edilen koşu, Tophane Saltanat Kapısı'ndan verilen startla başladı. Yaklaşık bin 500 sporcunun katıldığı etkinlikte yarışmacılar, Bursa'nın tarihi sokaklarında koşarak Pınarbaşı Meydanı'nda finiş yaptı. Koşu öncesinde açıklamalarda bulunan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, organizasyonun geleneksel hale geldiğini belirterek, "Kent koşumuzun 18'incisini tamamladık. 700. yıl anma etkinliklerinin de 21'incisini bugün gerçekleştirdik. Bin 500'e yakın sporcumuza, 3 yaşındaki koşucudan 80 yaşındaki katılımcıya kadar herkese teşekkür ediyoruz. Sağlıklı yaşam açısından bu tür etkinlikler çok değerli" dedi. Aydın, obezite ve kötü beslenmeye dikkat çekerek, "Gençleri dijital bağımlılıktan uzaklaştırmak için spor çok önemli" ifadelerini kullandı. Koşuya katılan Şükrü Deviren ile birlikte parkuru tamamladıklarını belirten Aydın, sözlerini esprili bir dille sürdürdü. Bursaspor vurgusu: "Şampiyonluğu ilan edebiliriz" Başkan Aydın, günün devamında oynanacak Bursaspor karşılaşmasına da değinerek, "Eskişehir'e gidiyoruz. İnşallah rakipler puan kaybederse bugün şampiyonluğu ilan edeceğiz. 30 bin kişi Eskişehir'e gidiyor. Orada şampiyonluk havasıyla galibiyet alıp akşam kutlama yapmayı umut ediyoruz" diye konuştu. Dereceye girenler belli oldu Kadınlar kategorisinde Ülfet Mutlu Gökova birinci olurken, Rahime Çotuk ikinci, Asya Gökova ise üçüncü oldu. Erkeklerde Berk Öztürk birinci, Muhammed Bilal Osman ikinci, Sefa Özdemir üçüncü sırada yer aldı. Özel sporcular kategorisinde ise Hakan Kurtul birinci oldu. Berk Öztürk: "Atmosfer çok güzeldi" Erkekler kategorisi birincisi Berk Öztürk, yarış sonrası yaptığı açıklamada, "Bandırma'dan katılıyorum. Parkur güzeldi, hava güzel, atmosfer çok iyiydi. Osmangazi Belediyesi'ne teşekkür ediyorum. Katılan tüm sporcuları tebrik ediyorum" dedi. Ülfet Mutlu Gökova: "Geçen yıl ikinciydim, bu yıl birinci oldum" Kadınlar birincisi Ülfet Mutlu Gökova ise mutluluğunu şu sözlerle dile getirdi: "Milli sporcuyum, beden eğitimi öğretmeniyim. Daha önce de katıldım, geçen yıl ikinci olmuştum. Bu yıl daha çok çalıştım ve birinci oldum. Kızım da üçüncü oldu, çok mutluyum. Organizasyon çok güzel, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Çalışınca oluyor" ifadelerini kullandı. Yarış sonunda düzenlenen törende dereceye giren sporculara kupaları verilirken, Bursa'nın fethinin 700. yılı etkinlikleri kapsamında düzenlenen koşu, hafta sonunun en dikkat çeken organizasyonlarından biri oldu.

Karacabey’de gençlere Obezite ve Sağlıklı beslenme eğitimi Haber

Karacabey’de gençlere Obezite ve Sağlıklı beslenme eğitimi

Karacabey Belediyesi, 4 Mart Dünya Obezite Günü dolayısıyla gençlere yönelik farkındalık çalışması gerçekleştirdi. Düzenlenen seminerde Diyetisyen Özge Gündoğan, öğrencilere sağlıklı beslenme alışkanlıkları ve obezitenin sağlık üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.Seminerde obezitenin yol açabileceği sağlık sorunları, diyabet riski ve ergenlik döneminde dengeli beslenmenin önemi ele alındı. Öğrencilere, doğru beslenme alışkanlıklarının fiziksel gelişimin yanı sıra zihinsel gelişim açısından da önemli olduğu aktarıldı. Karacabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı da konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, gençlerin sağlıklı bireyler olarak yetişmesinin toplumun geleceği açısından önemli olduğunu belirtti. Karabatı, özellikle okul çağındaki çocuklarda doğru ve dengeli beslenme alışkanlıklarının erken yaşta kazandırılmasının önemine dikkat çekti.Belediye olarak toplum sağlığını ilgilendiren konularda çeşitli çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Karabatı, düzenlenen eğitimlerle gençlerin obezite, diyabet ve sağlıklı yaşam konularında bilinçlenmesinin amaçlandığını söyledi.Karacabey Belediyesi’nin ayrıca vatandaşlara ücretsiz beslenme ve diyet danışmanlığı hizmeti sunduğu belirtilirken, sağlıklı yaşam konusunda farkındalık çalışmalarının devam edeceği bildirildi.

Karacabey’de gençlere sağlıklı yaşam eğitimi Haber

Karacabey’de gençlere sağlıklı yaşam eğitimi

Karacabey Anadolu Lisesi öğrencilerine yönelik düzenlenen seminerde, belediyede görev yapan diyetisyen Özge Gündoğan gençlere sağlıklı beslenme alışkanlıklarının erken yaşlarda kazanılmasının önemini anlattı. Seminerde obezitenin sağlık üzerindeki etkileri, diyabet riskleri ve ergenlik döneminde dengeli beslenmenin önemi ele alındı.Eğitim kapsamında öğrencilere sağlıklı tabak modeli, beslenme çantası hazırlama, gıda okuryazarlığı, obezite ve önlenebilir hastalıklar ile gıda zehirlenmelerinden korunma gibi konularda kapsamlı bilgiler verildi. Proje çerçevesinde ilkokuldan liseye kadar farklı yaş gruplarındaki öğrencilere yönelik eğitimlerin devam ettiği belirtildi. Öte yandan Karacabey Belediyesi, vatandaşlara yönelik ücretsiz beslenme ve diyet danışmanlığı hizmetini de sürdürüyor. Belediye hizmet masalarına yapılan başvurular doğrultusunda oluşturulan randevularla danışanlara kişiye özel beslenme programları hazırlanırken süreç düzenli kontrol seanslarıyla takip ediliyor.Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Fatih Karabatı, sağlıklı nesiller yetiştirmenin toplumun geleceği açısından büyük önem taşıdığını vurgulayarak, gençlerin doğru ve dengeli beslenme alışkanlıklarını erken yaşta kazanmasının hedeflendiğini ifade etti. Karabatı, belediye olarak toplum sağlığını ilgilendiren konularda eğitim ve farkındalık çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceklerini söyledi.

Obeziteye Dikkat! Haber

Obeziteye Dikkat!

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, son 40 yılda obezite oranı 10 kat artarken, 2022 itibarıyla yaklaşık 340 milyon çocuk ve ergenin fazla kilolu ya da obez olduğu bildiriliyor. Medicana Sağlık Grubu Genel Cerrahi Bölümü'nden Op. Dr. Yılmaz Polat, çocuklarda ve özellikle ergenlerde giderek artan obezite sorununa dikkat çekti. Obeziteyi erken fark etmenin, doğru yönlendirmenin ve destek almanın geleceğin sağlıklı nesilleri için kritik öneme sahip olduğunu kaydeden Medicana Konya Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü'nden Op. Dr. Yılmaz Polat, ergenlikte obezitenin yalnızca bireysel değil toplumsal bir sorun olduğu vurguladı. Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması (TBSA) 2017 verileriyle ilgili bilgi veren Op. Dr. Yılmaz Polat, "Buna göre 15-18 yaş grubundaki gençlerde obezite oranı yüzde 8,3, fazla kilolu oranı ise yüzde 14,6 seviyesindedir. Bu oranların temel nedenleri arasında yanlış beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam tarzı, uzun ekran süreleri, uyku bozuklukları ve psikolojik etkenler yer alıyor. Ayrıca aile tutumları ve sosyal çevre de riski artıran diğer önemli faktörler arasındadır'' diye konuştu. Obezitenin yalnızca fiziksel değil, psikolojik, gelişimsel ve kalp-damar sağlığı açısından da ciddi sonuçlar doğurduğunu belirten Op. Dr. Yılmaz Polat, bu yaş grubundaki gençlerde hem bedensel hem de ruhsal gelişimlerinin risk altında olduğunu ve ailelerin erken müdahale etmesi gerektiğini kaydetti. Çok fazla sağlık sorununa neden oluyor Ergenlikte yaşanan obezitenin sadece estetik kaygı değil, gelecekte kronik hastalıklara yol açabilecek çok yönlü bir sağlık sorunu olduğunu vurgulayan Op. Dr. Yılmaz Polat, bu durumun ciddi sağlık riskleri taşıdığını belirterek riskleri şöyle sıraladı: "Obezite psikolojik olarak özgüven eksikliği, depresyon, sosyal izolasyon, yeme bozuklukları gibi sorunlara neden olabilir. Fiziki olarak da tip 2 diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, karaciğer yağlanması, eklem sorunları, uyku apnesi, hormonal dengesizlikler, adet düzensizlikleri, gelişim bozuklukları, erken yaşta damar sertliği gibi sağlık sorunlarına yol açar." Ergenlikte obez olan yetişkinlikte de obez kalıyor Op. Dr. Yılmaz Polat, obezitenin erken fark edilmesi ve profesyonel destek alınmasının gelecekte oluşabilecek kronik hastalıkların önüne geçmede kritik rol oynadığını belirterek şu ifadeleri kullandı: "Ergenlikte obez olan bireylerin büyük bir kısmı, yetişkinlikte de obez kalmaktadır. Bu durum diyabet, kalp hastalıkları ve kanser gibi kronik hastalık risklerini ciddi şekilde artırmaktadır. Obeziteyi erken fark etmek, doğru yönlendirme ve destek almak geleceğin sağlıklı nesilleri için kritik öneme sahiptir.''

Zayıflama İğnesine Dikkat Haber

Zayıflama İğnesine Dikkat

Obezite tedavisinde son dönemde sıkça gündeme gelen zayıflama iğneleri hakkında bilgi veren Doç. Dr. Hakan Düğer, bu ilaçların mutlaka hekim kontrolünde, diyete ve egzersize devam edilerek kullanılması gerektiğini vurguladı. Doç. Dr. Düğer, "Bu ilaçları hastalarımız mutlaka doktor tavsiyesi ve gözetiminde kullanmalı" dedi. Medical Park Antalya Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Hakan Düğer, son günlerde kamuoyunda "zayıflama iğnesi" olarak anılan ilaçların aslında obezite ve diyabet tedavisinde kullanılan ilaçlar olduğunu söyledi. Obezitenin bir yağ doku fazlalığı hastalığı olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Düğer, "Vücut kitle endeksi 30'un üzerinde olan kişilere obeziteli bireyler diyoruz" diye konuştu. Türkiye'nin obezite sıklığında en üst sıralarda yer aldığını vurgulayan Doç. Dr. Düğer, bu ilaçların bağırsaklarda üretilen bazı hormonların etki süresinin uzatılması prensibiyle geliştirildiğini belirtti. Doç. Dr. Düğer, ilacın beyindeki iştah merkezini kapatarak, mide boşalmasını geciktirerek ve tokluk hissi vererek etki gösterdiğini ifade etti. "Diyet ve egzersize rağmen kilo veremeyenler için uygun olabilir" Bu ilaçların sadece doktor gözetiminde, diyete ve egzersize devam edilerek kullanılması gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Düğer, "Bu ilaçları hastalarımız mutlaka doktor tavsiyesi ve gözetiminde kullanmalı ve bu ilaçları kullanırken diyete ve egzersize mutlak suretle devam edilmeli" dedi. Kullanım kriterlerine de değinen Doç. Dr. Düğer, vücut kitle indeksi 30'un üzerinde olan bireylerde ve 27'nin üzerinde olup eşlik eden diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, uyku apnesi ya da karaciğer yağlanması gibi hastalıkları olan kişilerde bu ilaçların tercih edilebileceğini söyledi. Kimler kullanmamalı? İlacın herkes için uygun olmadığını ifade eden Doç. Dr. Düğer, şu uyarılarda bulundu: "Bu ilaçları gebeler ve emzirenler kesinlikle kullanmamalı. Bunun dışında, bu ilaçlara bağlı alerjik reaksiyon gelişenler, geçmişinde pankreas iltihabı olanlar, yine çok nadir görülen bir tiroit kanseri alt tipi olan medüller tiroit kanseri hastalığı olanlar kullanmamalı." İlaçların Türkiye'de hem günlük hem de haftalık enjeksiyon formlarıyla bulunduğunu aktaran Doç. Dr. Düğer, proteinden zengin ve lifli gıdaların tüketilmesini, basit karbonhidratlardan uzak durulmasını önerdi ve kas dokusunun korunması açısından protein tüketiminin önemli olduğunu da sözlerine ekledi. "Bu ilaçlara erişim sınırlı, maliyeti yüksek" Doç. Dr. Hakan Düğer, bu ilaçların maliyetinin hem Türkiye'de hem de dünya genelinde kullanım oranlarını sınırladığını vurguladı. Bu ilacı kullanması uygun olan kişilerin sadece yüzde biri bu ilacı kullanıyor" dedi. İlerleyen yıllarda maliyetin düşmesini temenni ettiklerini belirten Doç. Dr. Düğer, ilacın yan etkilerini ise şöyle anlattı: "Özellikle mide ve bağırsak sistemiyle ilgili şikayetlerin görülebilir. Reflü, bulantı, kusma, hazımsızlık, şişkinlik, kabızlık ve ishal gibi etkilerin genellikle başlangıçta ve tolere edilebilir düzeydedir. Halsizlik, baş ağrısı, çarpıntı gibi daha nadir şikayetler de görülebilir."

Obezite Sağlık Sorunlarının Arasında İlk Sıralarda  Haber

Obezite Sağlık Sorunlarının Arasında İlk Sıralarda 

 Medicana International Ankara Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aydoğan Aydoğdu, her beş çocuktan birinin obez olarak görüldüğüne dikkati çekti ve hekim kontrolünde tedavinin önemine vurgu yaptı.   Son günlerde sıkça tartışılan obezite tedavilerine ilişkin ‘Obezitenin Tıbbi Tedavisinde Güncel Yaklaşımlar' adlı bilimsel konferans, Medicana International Ankara Hastanesi'nde düzenlendi. Medicana Sağlık Grubu Bilim Kurulu Başkanı ve Çocuk Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Tezer Kutluk’un moderatörlüğünde düzenlenen toplantıda, son gelişmeler Medicana International Ankara Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aydoğan Aydoğdu tarafından aktarıldı.  Yaşam süresini azaltan önemli kronik bir hastalık olan obezite tedavilerinde kullanılan iğnelerin doktor önerisi olmadan kullanıldığında ortaya çıkan risklerine, doktor kontrolünde kullanıldığında ise ortaya çıkan faydalarına da vurgu yapıldı.  Obezite sağlık sorunlarının arasında ilk sıralarda  Burada Konuşan Prof. Dr. Aydoğan Aydoğdu, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, obezitenin dünyadaki en önemli sağlık problemleri arasında ilk sıralarda olduğuna değinerek, Türkiye’de obezite sıklığının yoğun bir şekilde arttığını, Avrupa ülkeleri arasında ise Türkiye’nin birinci sırada olduğunu ifade etti.  Beyaz undan uzak durun  Vatandaşların sağlıklı beslenmelerini ve hareket etmelerini sağlamaya çalıştıklarını kaydeden Prof. Dr. Aydoğan Aydoğdu, "Hareket etmeleri çok önemli çünkü hareket eden kişilerin beslenmeye uyumları çok daha yüksek oluyor. Özellikle beyaz undan uzak durmalarını istiyoruz ama 'karbonhidrat tüketmesinler' demiyoruz, dengeli karbonhidrat tüketmeyi tavsiye ediyoruz. Sadece yağ ve protein içerikli beslenmeyi de çok tavsiye etmiyoruz. Karbonhidratın, proteinin, yağın dengeli olduğu beslenme modellerini tercih ve tavsiye ediyoruz ama beyaz undan uzak durmalarını, olabildiğince siyah un türevlerini kullanmalarını istiyoruz" dedi.  Zayıflama iğneleri sadece doktor önerirse kullanılmalı  Obezite tedavisinde sıklıkla kullanılan gerek oral gerekse de enjeksiyon tedavilerinin gereksiz kullanımını şiddetle reddettiklerini ve bunların sadece doktor önerisiyle kullanılması gerektiğine vurgu yapan Prof. Dr. Aydoğan Aydoğdu, "Bazen kişiler kendi kendilerine bu ilaçları alıp, kullanıyorlar. Bunu önermiyoruz çünkü bunlar tamamen masum olan ilaçlar değiller. Ancak, bir doktor önerisiyle kullanılmalılar. Bu tedaviler, doğru şartlarda kullanıldığında da güvenli olan tedavilerdir. Bunun dışında eğer medikal tedaviyle başarılı olunamıyorsa ihtiyaç dahilinde obezite cerrahileri de önerilir. Önemli olan kişiye göre doğru beslenmeyi, doğru hareket protokolünü, doğru tıbbi tedavi ve ihtiyaç varsa cerrahiyi önerip; tedaviyi planlamak gerekir" diye konuştu.  Hareketsizlik ve doğru beslenmeme obezite nedeni  Türkiye’de her 5 çocuktan bir tanesinin şu anda obez gibi göründüğüne dikkati çeken Prof. Dr. Aydoğan Aydoğdu, "Bu sıklık da artıyor. Çocuklar bizim çocukluğumuzda dışarıda oynuyordu ama bugün çocukların büyük bir kısmı evde, ekran ya da bilgisayar başında oturuyor. Hareket miktarları çok azaldı. Yiyebilecekleri abur cubur diye tanımladığımız veya hızlı yiyecekler çok arttı. Bu hareketsiz yaşam, doğru beslenmeme çocukların maalesef obezite sıklığını ve buna bağlı problemleri de artırıyor" değerlendirmesinde bulundu. 

Obeziteye Dikkat! Haber

Obeziteye Dikkat!

Uzman Diyetisyen Duygu Özbay, obezite sonucunda kalp, damar, şeker, insülin direnci ve bunun gibi sağlık problemlerinin ortaya çıktığını söyledi.   Obez insan sayısı, son yayımlanan çalışmalara göre tüm dünyada bir milyarı aştığı bildirildi. 1980’lerden bu yana 70’ten fazla ülkede obezite oranları en az iki katına, benzer şekilde son 30 yılda çocuklar ve ergenlerdeki obezite oranı 2-4 katına çıktığı öğrenildi. Türkiye İstatistik Kurumu’nun sağlık araştırmasında da nüfusun %20’den fazlasının obez olduğu göze çarpmaktadır. Önemli bir halk sağlığı sorunu olan obezite, dünya çapında hızla artmakta ve "küresel bir salgın" şeklinde ifade edilmektedir.  Özel Medline Adana Hastanesi’nde görevli Uzman Diyetisyen Duygu Özbay, "Ama bazılarımız yemek yiyerek mutlu olmaya çalışıyor. Sağlıksız beslenmeyle mutlu oluyorlar ama Anoreksi nasıl bir problemse obeziteyi de kronik bir hastalık olarak görüyoruz. Obezite sonucunda kalp, damar, şeker, insülin direnci ve bunun gibi sağlık problemleri ortaya çıkıyor. Aşırı yağlı yemek ve hareketsiz yaşam obeziteye yol açan sebeplerdendir. Sağlıklı yaşam sürecine geçtikten bir süre sonra aslında ne kadar mutsuz olduklarını anlayabiliyorlar. Danışanlarım, "aslında çok mutsuzmuşum, yemek yedikten sonra kendimi kötü hissediyormuşum" diyorlar. Aslında sağlıklı beslenerek ne kadar dinç ve iyi hissettiklerini çok net görebiliyoruz" dedi. 

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.