Hava Durumu

#Okul

Yeni Marmara Gazetesi - Okul haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Okul haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

BAŞKAN KARABATI MİNİKLERİN KARNE HEYECANINA ORTAK OLDU Haber

BAŞKAN KARABATI MİNİKLERİN KARNE HEYECANINA ORTAK OLDU

Törende özellikle ana sınıfı ve 1. sınıf öğrencilerinin ilk karne heyecanı dikkat çekti. Öğrencilere karneleri protokol üyeleri tarafından dağıtılırken, Karacabey Belediyesi tarafından hazırlanan boyama kitapları ve boyama kalemleri de miniklere hediye edildi. Karne törenine Karacabey Kaymakamı Cemalettin Yılmaz, Cumhuriyet Başsavcısı Batuhan Kılınç, İlçe Milli Eğitim Müdürü Muhammet Ali Erbir, AK Parti İlçe Başkanı Gültekin Saygısever’in yanı sıra okul yöneticileri ve öğretmenler katıldı. Protokol üyeleri sınıfları gezerek öğrencilerle sohbet etti ve hatıra fotoğrafları çektirdi. Törende kısa bir değerlendirmede bulunan Belediye Başkanı Fatih Karabatı, eğitime verilen desteğin Karacabey Belediyesi için öncelikli bir konu olduğunu vurgulayarak, “Çocuklarımız bizim en kıymetli hazinemiz. Onların iyi bir eğitim alması, mutlu bireyler olarak yetişmesi için elimizden gelen tüm desteği vermeye devam ediyoruz. Bugün burada özellikle minik öğrencilerimizin ilk karne heyecanına ortak olmak bizim için büyük bir mutluluk. Tüm öğrencilerimize keyifli, verimli ve bol bol dinlenecekleri bir sömestr tatili diliyorum.” dedi. Başkan Karabatı ayrıca, Karacabey Belediyesi tarafından sömestr tatili boyunca Ergün Koç Kültür Merkezi’nde düzenlenecek olan eğitici ve eğlenceli çocuk etkinliklerine tüm öğrencileri davet etti. Çocukların tatil süresince hem eğlenip hem de öğrenebilecekleri etkinliklerle dolu bir program hazırlandığını belirten Karabatı, ailelerin bu etkinliklere çocuklarıyla birlikte katılmasını istedi. Başkan Karabatı ayrıca, Karacabey Belediyesi tarafından sömestr tatili boyunca Ergün Koç Kültür Merkezi’nde düzenlenecek olan çocuklara yönelik etkinliklere öğrenci ve ailelerini davet etti. Tatil süresince eğitici ve eğlenceli programların yer alacağı bildirildi. Karne dağıtım töreni, öğrenciler ve protokol üyelerinin birlikte çektirdiği fotoğraflarla sona erdi. Okulda gün boyunca karne sevinci yaşandı.

Öğrenciler ve Öğretmenler Çamur İçinde Okula Gidip Geliyor Haber

Öğrenciler ve Öğretmenler Çamur İçinde Okula Gidip Geliyor

Adana’da 15 yıl önce yapılan Çukurova Güzel Sanatlar Lisesinin yolu bir türlü yapılmayınca öğrenci ve öğretmenler çamur içinde okula gidip gelmek zorunda kaldı. Bazı öğretmenlerin yoldan dolayı araçları bozuldu. Merkez Çukurova ilçesine bağlı Esentepe Mahallesi’nde bulunan Çukurova Güzel Sanatlar Lisesi, 15 yıl önce yapılmasına rağmen hâlâ yol sorunu yaşıyor. Okula ulaşımı sağlayan yolun altyapısının bulunmaması nedeniyle öğretmenler ve öğrenciler, özellikle yağışlı havalarda çamur içinde okula gitmek zorunda kalıyor. Okulda görev yapan öğretmenlerden Ergün Aslantaş, yaşanan sorunun yıllardır çözülmediğini belirterek, "Yaklaşık 15 yıl önce bu okula taşındık. Ancak okul buraya taşınmadan önce de altyapı yoktu. Sanat farklılık ister ama biz sanatı çamurun içinde yapmaya çalışıyoruz. Yol tamamen çamur. Defalarca bildirmemize rağmen ilgilenen olmadı. 21. yüzyılda öğrencilerimize nasıl çağdaşlığı anlatacağız? Yetkililerin sesimizi duymasını istiyoruz" dedi. "Yol araçlara zarar veriyor" Öğretmen Mine Saraç ise yolun araçlara da zarar verdiğini ifade ederek, "Okulumuzun yolu inanılmaz derecede kötü. Bu şartlarda nasıl gidip geliyoruz ben de inanamıyorum. Bozuk yol ve çamur nedeniyle aracım arızalandı" diye konuştu. "Motosikletle üç kez yolda kaldım" Öğrencilerden Ahmet Lala, yaşadıkları zorlukları şu sözlerle anlattı: "Buranın yolu çok kötü. Normalde motosikletle geliyordum ama artık çıkmıyor. Bu yüzden yürümek zorunda kalıyorum. Çamur yüzünden motosikletle üç defa yolda kaldım. Okula gidip gelmek çok sıkıntılı. En azından çakıl taşı dökseler bile daha iyi olur." Öğretmen ve öğrenciler, yıllardır süren bu sorunun bir an önce çözülmesini ve okul yolunun yapılmasını istiyor.

120 yıllık okul binası yeniden hayat buluyor Haber

120 yıllık okul binası yeniden hayat buluyor

Manisa'nın Demirci ilçesinde, 120 yıllık tarihi okul binası halı müzesi ve halı dokuma deneyimleme atölyesine dönüştürülüyor. El dokuma halıcılık ve cami halıcılığında önemli bir merkez olan Demirci ilçesi Ayasofya, Selimiye, Sultan Ahmet Camileri, Sivas Divriği Ulu Cami ve Japonya Tokyo Camii gibi mabetlerin halılarını dokuyarak döşedi. Demirci el dokuma halıları ise Amerika, Almanya ve Uzak Doğu pazarına gönderiliyor. Demirci'nin 120 yıllık okul binası yeniden hayat buluyor Manisa'nın Demirci ilçesinde 1905 yılında Osmanlı döneminde inşa edilen, 1970'teki depremde üst katının zarar görüp yıkılmasıyla 2005 yılına kadar tek katlı okul olarak hizmet veren tarihi bina halı müzesi ve halı dokuma atölyeleri ile yeniden hayata kazandırılıyor. Demirci Belediyesi'nce Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 2025 yılı Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı (SOGEP) kapsamında hazırlanan, Demirci Kaymakamlığı ile Manisa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün ortak olduğu "Demirci Halısı Dokuma ve Deneyimleme Atölyesi" projesi destek almaya hak kazandı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nca onaylanan ve Zafer Kalkınma Ajansı koordinasyonunda yürütülecek proje kapsamında, Osmanlı Devleti döneminde 1905 yılında okul olarak inşa edilen ve geçmişte Abdurrahman Şerefbey İlkokulu olarak kullanılan tarihi bina, bakım ve onarım çalışmalarının ardından "Demirci Halı Merkezi" olarak ilçeye kazandırılacak. Toplam 4 milyon 607 bin TL bütçeye sahip projede Demirci Belediyesi de eş finansman sağlayacak. Proje doğrultusunda merkez bünyesinde geleneksel el halı tezgâhları kurulacak. 348 metrekare kapalı alana sahip tarihi binada; karşılama ve el sanatları satış merkezi odası, kültürel sergi odası, showroom odası ve halı dokuma deneyimleme atölyesi yer alacak. Merkez, dokuma atölyesi, deneyimleme alanı ve showroom bölümleriyle hem üretim hem de tanıtım işlevi görecek. Proje ile Demirci'nin köklü halıcılık geleneğinin korunması ve gelecek nesillere aktarılması hedeflenirken, merkezde özellikle kadınlara yönelik halı dokuma ve yöresel halı deseni çizimi eğitimleri verilecek. Eğitimlerin ardından kadınların el halısı dokuyarak ekonomik kazanç elde etmeleri, üretime ve istihdama aktif katkı sağlamaları amaçlanıyor. Proje kapsamında ayrıca Demirci Halısı'nın tarihçesini ve kültürel değerini anlatan profesyonel bir tanıtım filmi hazırlanacak. Merkez bünyesinde kurulacak Yöresel El Sanatları Satış Merkezi ile kadınların el emeği göz nuru ürünlerini sergileyip satabilecekleri satış stantları oluşturulacak. Demirci Halı Merkezi'nin tamamlanmasıyla ilçenin kültürel mirasının tanıtımına ve yerel kalkınmaya önemli katkı sunması bekleniyor. "Demirci Halısını her yönüyle tanıtarak istihdam oluşturmayı hedefliyoruz" Demirci Belediye Başkanı Erkan Kara yaptığı açıklamada, "Eski Abdurrahman Şeref Bey İlkokulu tarihi bir yapımız. Yaklaşık 120 yıllık bir geçmişi var. Osmanlı Devleti eseri. Yapmış olduğumuz proje ile proje paydaşlarımız Manisa Valiliği YİKOP, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Belediyemiz ile beraber önümüzdeki günlerde geçmişten geleceğe Demirci Halıcılığı ile müze haline dönüştürüyoruz. Bu müzede dokuma atölyesi, eski tarihi halılarımız sergilenecek. Demirci cami ve otel halıcığında önemli bir merkez. Bu proje SOGEP destekli bir proje. Yaklaşık 5 milyon değerinde bir yatırım olacak. Çok özel mabetlerin halılarını dokuyan bir ilçe olmamıza rağmen sergileyecek bir yerimiz yoktu. Ayasofya, Selimiye camileri gibi tarihi mabetlerin halıları ilçemizde dokundu. Amacımız şehrimize gelen misafirlerimize bu müzede Demirci Halısını her yönüyle tanıtacak ve istihdam oluşturmayı hedefliyoruz" dedi. Fotoğrafçı Ali Özkahraman ise, "1969-1974 yılları arasında Abdurrahman Şeref Bey İlkokulunda okudum. 1969 ve 1970 depremlerinde binanın 2. katı zarar gördü. Burası atıl vaziyette dururken üzülüyorduk. Burada fotoğraflar çekiyordum doğal plato olarak kullanıyordum. Şimdi el sanatları ve halıcılık müzesi olması için adım atıldı. İnsanlarımız burada ziyaret edecekler ve halıcılık konusunda bilgi edinecekler" ifadelerini kullandı. Abdurrahman Şeref Bey İlkokulu öğretmenlerinden İhsan Kaygısız ise, "El halıcılığı eskiden her evde halı tezgâhları vardı. Kadınlar kimisi kendi adına okurdu, kimisi tüccarlardan ilme alıp dokurlardır. Kadınların burada el halısı dokuması gurur verici. 1966 ile 1993 yılları arasında 27 yıl öğretmen ve müdür yardımcısı olarak görev yaptım. Bu proje ile el halıcılığı ivme kazanacak. 5 öğretmen görev yaptık. Buranın üst katı ve meydanda havuz vardı. 1969 yılında deprem olsa da 1970 yılında daha kuvvetli oldu. 23 Nisan'da bayram yerindeydik geldik baktık içeriye tozdan girilmiyordu. Böyle bir projenin tarihi okulumuza yapılması bizi mutlu etti" şeklinde konuştu.

Oltu MTAL Geleceğin Yükselen Değeri Haber

Oltu MTAL Geleceğin Yükselen Değeri

Erzurum'da Oltu ilçesi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi (MTAL)'de teknolojik dönüşüm başladı, atölyeler yeni nesil makinelerle donatıldı. Erzurum'un Oltu ilçesi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Metal Teknolojisi ile Mobilya ve İç Mekân Tasarımı alanlarında yaptığı büyük teknolojik yatırımla dikkat çekti. Okul bünyesindeki atölyeler, yeni nesil makinelerle yenilenerek öğrencilerin sektör standartlarında eğitim almasına imkân sağlandı. "Çelik gibi irade, teknolojiyle buluştu" anlayışıyla hareket eden okul yönetimi, öğrencilerin hem teorik hem de uygulamalı eğitimlerini güçlendirdi. Toplam 13 yeni nesil makinenin kazandırıldığı atölyelerde artık ahşap ve metal alanlarında her türlü üretim yapılabiliyor. Oltu Kaymakamı Mustafa Çelik, İlçe Milli Eğitim Müdürü İlhami Şahin ve Okul Müdürü Anıl Demircan yenileme çalışmalarını yerinde incelemek amacıyla atölyeleri ziyaret etti. Ziyaret sırasında meslek öğretmenlerinden makinelerin teknik özellikleri ve eğitimdeki kullanım alanları hakkında bilgi alındı. atölyelerin modern makinelerle donatılmasında emeği geçenlere teşekkür edildi. Yetkililer, yapılan yatırımlar sayesinde öğrencilerin iş hayatına daha donanımlı şekilde hazırlandığını belirterek, okulun üretken, geliştiren ve geleceği inşa eden bireyler yetiştirmeye devam edeceğini vurguladı. Okul Müdürü Anıl Demircan yapılan yatırımlarla Oltu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nin, bölgenin mesleki eğitimdeki önemli merkezlerinden biri olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini altını çizdi. Öte yandan Bilişim Teknolojileri Alanı atölyesi de yenilenerek 10 adet yeni nesil bilgisayar okul bünyesine kazandırıldı. Oltu MTAL geleceğin yükselen değeri Metal Teknolojisi Alanı için alınan makineler şu şekilde sıralandı: "Lazer Kaynak Makinesi, Argon (TIG) Kaynak Makinesi, Plazma Kesme Makinesi, Punta Kaynak Makinesi" Mobilya ve İç Mekân Tasarımı Alanı için alınan makineler ise şöyle: "Kenar Yapıştırma Makinesi, Planya Makinesi, Şerit Testere Makinesi, Yatay Delik Makinesi, Kalınlık Makinesi, Freze Makinesi, Sütunlu Dikey Matkap, Çoklu Delik Makinesi, Ahşap Lazer Kesim Makinesi."

Köyden Dünyaya Uzanan Başarı Haber

Köyden Dünyaya Uzanan Başarı

Çocukluğunda her gün 4 kilometre yol yürüyerek zor şartlar altında eğitimini tamamlayan 22 yıllık sınıf öğretmeni ve okul müdürü Aysel Şener, birincilik ödülü olan 1 milyon doları kazanması durumunda ödülü kanser hastaları ve kız çocukları için kullanacağını söyledi. Antalya'nın Aksu ilçesinde bir köy okulunda öğretmenlik yapan Aysel Şener eğitim dünyasının Nobel'i olarak değerlendirilen 139 ülkeden 5 binden fazla öğretmenin başvurduğu örnek eğitim çalışmalarının görünür kılınması amacıyla Amerikan Varkey Vakfı tarafından düzenlenen Global Teacher Prize'da tek Türk öğretmen olarak 50 finalist arasına girdi. Önümüzdeki günlerde seçici kurul tarafından yapılacak değerlendirmenin ardından ilk 10'a kalan eğitimcilerin belirleneceği yarışmada birinciye ise 1 Milyon Dolar para ödülü verilecek. Şener, Global Teacher Prize ödülünü kazanması durumunda verilecek olan ödülü kanser hastaları ve kız çocuklarının eğitimine harcayacağını belirtti. 139 ülkeden binlerce öğretmen arasında ilk 50'de yer aldı Eğitimine kız çocuklarının okula devamının sınırlı olduğu bir köyde başlayan ve en yakın okula ulaşmak için her gün 4 km yürüyerek gittiği ortaokuldan sınıf birincisi olarak mezun olan Aysel Şener, Lise ve üniversiteyi dereceyle tamamladıktan sonra 2003 yılında ilk görev yeri olan Adıyaman'ın Kahta ilçesinin Kavaklı köyüne atandı. Ardından 22 yıllık meslek hayatında Van, Muğla, Hatay ve Antalya'da köy okullarında görev yapan Şener, Aksu ilçesi Aksu Solak İlkokulu'nda okul müdürü olarak devam ediyor. Meslek hayatı boyunca görev yaptığı okullarda hayata geçirdiği projelerle adından söz ettiren Aysel Şener, dünyanın çeşitli ülkelerinden binlerce öğretmenin başvurduğu yarışmada tek Türk eğitimci olarak ilk 50 finalist arasına girmeyi başardı. Onlarca projenin kurucusu Uluslararası bir jüri tarafından yapılan değerlendirmenin ardından ilk 50'nin belirlendiğini ve finalistlerde birisi olarak Türkiye'yi temsil etmekten gurur duyduğunu söyleyen Şener, "Vakıf'ın amacı fark oluşturan çalışmaları olan öğretmenleri onurlandıran, onları itibarını arttıran ve örnek uygulamalarını tüm dünyaya duyurmayı amaçlayan bir kuruluş. Mesleğe başladığım ilk yıldan buyana kız çocuklarının okuması için sahada aktif bir şekilde mücadele ettim. Birçok projenin kurucusuyum. Okuma kültürünü geliştirmeyi amaçladığım ‘Okumak Yaşamaktır' projesi, Etik Değerlerimiz projesiyle 37 bin 100 proje arasından ilk 100'e girdim ulusal konferansa davet edildim. Hayvanların ve toprağın çığlığını duyurmak adına ‘Çığlık Projesi', Yine Yeniden, Nezaket Bulaşıcıdır, İyilikte Yarışalı Sevgide Buluşalım Projesi, afet bilicini kazandırmak için ‘Mühendis Ellerim Sağlam Temellerim' e-Twinning projesini kurdum" dedi. "İyilik bulaşıcıdır, iyilik dünyayı güzelleştirir" Projelerinin konularında iyiliği merkeze alan çalışmalar olduğunu belirten Şener, "Ben dünya sorunlarını kendime dert edindim. Sürdürülebilir çevre, ekosistemin korunması, susuzluk, sıfır atık ve toplumsal sorunları ele alarak projeler yürütüyorum. Projeleri de yürütürken Türkiye Yüzyılı Maarif modelimiz doğrultusunda, Erdem Değer Eylem çerçevesinde ve Türkiye Yüzyılı Maarif modelimizin nihai amacı olan üretken ve erdemli bireyler yetiştirmek doğrultusunda projelerimi planlıyorum. Çocuklarımı hem üretken hem de onlar bilimsel bilgi edinirken aynı zamanda da duygusal ve sosyal yönden erini sağlayarak bütüncül bir yaklaşım uyguluyorum. İyilik bulaşıcıdır, iyilik dünyayı güzelleştirir, iyilik insanı iyileştirir, sevgi dolu bir dünya için hep birlikte adım atalım" şeklinde konuştu. 10 tane hikaye kitabı yazdı Sadece projeler değil sosyal sorumluluk projeleri ulusal ve uluslararası projelerinde aynı zamanda kuruculuğunu yaptığını söyleyen Aysel Şener, "Projelerle belli sayıda kişiye ulaşıyordum. Sonra dedim ki, çocuğun kendini en güvende hissettiği yer olarak görüyorum ben hikayeleri ve hikaye kitapları yazmaya başladım. Bu hikaye kitaplarıyla daha çok çocuğa ulaşmayı hedefledim. Yazmış olduğum 10 tane hikaye kitabı var. Bu hikaye kitaplarımda doğaya nezaket, hayvanlara nezaket, yaşlılara nezaket gibi konuları işledim. Ve bu hikayelerle çocukların gönlünde taht kurmaya çalıştım. Tüm bu çalışmalarımın sonucunda 2023 yılında Yılın Öğretmeni seçildim. Eğitimde fırsat eşitliği ile ilgili çalışmalar yürüttüm. Dezavantajlı çocuklar eğitimde fırsat eşitliğine sahip olsunlar diye onlarla ayrıca ilgilendim. Konferanslara davet edilmem, yürütmüş olduğum projeler, yazmış olduğum hikaye kitapları, velilerle yürütmüş olduğum projeler bu başarının ödülü olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Kazanırsa ödülü kanser hastaları ve kız çocukları için kullanacak Yarışmada 1 Milyon Dolarlık bir ödül var. Ben bu ödülü alırsam yüzde ellisini öncelikle kanser hastalarına, onlar için mücadele eden vakıf ve derneklere bağışlamak istiyorum. Yüzde ellisini ise kimsesiz kız çocuklarının okuması için kullanmak istiyorum. Şu an ilk 50'deyim, ilk 50 içerisinde olmak zaten benim için büyük bir onur ve gurur. Çünkü orada Türkiye'yi temsil edeceğim. Aklıma bile gelmezdi bir gün böyle bir yarışmada birinci olmak. Ama ben hep inanarak çalıştım ve yaptım. Bu inancın, emeğin, azmin, yılmamazlığın öyküsü olduğunu düşünüyorum. Elbette her öğretmen birinci olmak ister. Ama benim için önemli olan eğer ben öğrencilerin kalbinde kalıcı da olsa küçük bir iz bıraktıysam en büyük mutluluk benim için o olacaktır" dedi. Öğrencilik yılları zor şartlarda geçti Benim öğrencilik yıllarım çok zor şartlarda geçtiğinin altını çizen Şener, "Ben bir köyde dünyaya geldim ve birleştirilmiş sınıfta okudum. İmkansızlıkların olduğu bir yerdi ve ortaokul yoktu benim yaşadığım köyde. Her gün ortaokula gitmek için 4 km yol yürüdüm, zor şartlarda okudum. Bu durum beni yıldırmadı, hep ben hayal ettim. Benim bebeklerim yoktu arkadaşlarımızla bir araya geldiğimizde küçükken ben öğretmen olurdum, biz öğretmencilik oyunu oynardık. Bu beni pes ettirmedi, hayal ettirmeyi, öğretmeyi öğretti. Zorluklar bana nasıl baş edebileceğimi öğretti. Hikaye kitaplarımda, yürütmüş olduğum projelerde yaşamış olduğum hayatında etkisi var. Ben şunu düşünüyorum hep, iyilik dünyayı güzelleştirir. İyilik insanı iyileştirir. Ben iyilik bulaşıcıdır mottosuyla çalışmaya devam edeceğim. Bana hep annem ‘Kızım her gün de olsa da iyilik yap' demişti. ‘Ceketimi satarım, yine seni okuturum' diyen babama ve en önemlisi benim ilham kaynağım olan öğrencilerime teşekkür ediyorum. Bu ödül hepimizin, bu ödül Türkiye'nin ödülü" ifadelerini kullandı.

Meslek Lisesi Günde 14 Bin Ekmek Üretiyor Haber

Meslek Lisesi Günde 14 Bin Ekmek Üretiyor

Siirt Abdülhamid Han Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri, usta öğreticilerle birlikte günlük yaklaşık 14 bin ekmek üretimi sağlıyor. Öğrenciler, para kazanarak aile ekonomisine katkıda bulunurken, okul da yıllık 2 milyon lira ciro elde ediyor. Siirt Abdülhamid Han Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde farklı bölümlerde okuyan 300 öğrenci bulunuyor. Okul bünyesinde 2022 yılında kurulan endüstriyel ekmek üretim yerinde öğrenciler, usta öğreticileri eşliğinde ekmek üretip birçok yere dağıtımları sağlanıyor. Öğrenciler, burada kalfalık ve ustalık belgelerini alırken para kazanarak aile ekonomilerine katkıda bulunuyor. Okul, öğrencileri meslek sahibi yapıp yıllık 2 milyona liraya yakın ciro sağlıyor. Siirt İl Milli Eğitim Müdürü İlhan Saz, lisede 14 bin kapasiteli üretim yerinde çıkartılan ekmeklerin yurtlara ve belediyenin satış noktalarına gönderildiğini söyledi. Saz, "Öğrencilerimiz, döner sermaye marifetiyle hem üretiyor, hem de kazanıyorlar. Bu da bize mutluluk veriyor. Bizlerde tümüyle bunu destekliyoruz. İnşallah daha fazla kapasiteyle ileriki zamanlarda kapasite artırımına başlayacağız. Bütün öğrencilerimizin buradan faydalanmasını istiyoruz" dedi. Abdülhamid Han Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Fevzi Yeşilkavak ise tesisin 2022 yılında faaliyete geçtiğini hatırlattı. Türkiye'de meslek liselerinde proje olarak ekmek üretimi fabrikaları kurulduğuna değinen Yeşilkavak, "Burası da bu kapsamda kuruldu. Burada hem öğretmenlerimiz, hem de öğrencilerimiz çalışmakta. Onlarda buradan para kazanmakta. Özellikle afetlerde, deprem zamanlarında günlük burada 30 bin civarı ekmek üretimimiz oldu. Döner sermaye kapsamında çocuklarımız burada gelir elde ediyorlar. Asgari ücretin brütü kadar para kazanabiliyorlar" diye konuştu. "Özelikle okulumuzdaki eksikleri de gidermiş oluyoruz" Aynı zamanda usta öğretici çalıştırdıklarını ve öğrenci çalıştırıp maddi anlamda katkı sağladıklarını kaydeden Yeşilkavak, "Hem de burada kalfalık ve ustalık belgesi alıp belgelendirme süreçlerini de gerçekleştiriyoruz. Daha sonra hem burada çalışmaya devam edebiliyorlar. Hem de aldıkları belgelerle iş yeri açabiliyorlar. Okul bütçesine katkı sağlanıyor. Yıllık, net olarak 1,5-2 milyon gelirimiz var. Bu kapsamda özelikle okulumuzdaki eksikleri de gidermiş oluyoruz. Yiyecek, içecek ve konaklama hizmetleri bölümümüz var. Buraya da bu kapsamda destek sağlıyoruz" şeklinde konuştu. "Halkın ucuz ekmeğe ulaşımı sağlanmış oluyor" Okulda 300 öğrenci bulunmakta olduğunu aktaran Yeşilkavak, şöyle konuştu: "Yıllık 70-80 öğrenci çalıştırıyoruz. Her gün öğrencilerimizi dönüşümlü olarak ekmek üretim tesisimizde çalıştırıyoruz. Belediyeye veriyoruz. Belediye de, halk ekmeği olarak satıyor. Biz, 6.80 liradan satıyoruz. Onlarda 8 lira civarında satıyorlar. Halkın ucuz ekmeğe ulaşımı sağlanmış oluyor. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarımızın pansiyonları var. Bunlarında çocuğunun ekmek ihtiyacını biz karşılıyoruz. Üretim yaptığımız ekmek çeşidi fazla olduğundan ayrı fiyatlandırılmakta." 10'uncu sınıf öğrencisi Gülnur Erten de Yiyecek İçecek Hizmetleri Bölümü okuduğunu ifade ederek, "Burada staj görüyoruz, belirli bir maaşla çalışıyoruz. Kazandığım maaşla da aileme katkı sağlıyorum. Bu, benim için gurur verici bir şey. Okulun fırını olması çok iyi bir durum. Stajyer öğrenciler için rahatlıkla iş sağlanabiliyor" ifadelerinde bulundu.

Nefes borusuna simit takılan öğrencisini Heimlich manevrasıyla kurtaran öğretmenler o anları anlattı Haber

Nefes borusuna simit takılan öğrencisini Heimlich manevrasıyla kurtaran öğretmenler o anları anlattı

Burdur'da okulda nefes borusuna simit dilimi takılan öğrencisini Heimlich manevrası kurtaran öğretmen Ahmet Çömlek, "Bizler bu eğitimi almasaydık çocuğumuzu kaybetme riskimiz vardı. Öğrencimiz çünkü o süreçte nefes alamıyordu. İyi ki biz bu eğitimleri aldık" dedi. Olay, geçtiğimiz Pazartesi günü Yaziköy İlkokul'unda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, ismi öğrenilemeyen 4. sınıf öğrencisi teneffüste bahçede yediği simidin nefes borusuna takılmasıyla nefessiz kaldı. Durumu fark eden nöbetçi öğretmen Ahmet Çömlek ve Ethem Özgen, öğrenciye hızlı müdahale ederek Heimlich manevrası yaptı. Öğrencinin nefes borusuna takılan parça manevrayla birlikte çıktı. Okulda kısa süreli panik yaşanırken, öğrencinin sağlık durumunun iyi olduğu ve derslerine devam ettiği öğrenildi. Olay anı ise okulun güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. "Bizler bu eğitimi almasaydık çocuğumuzu kaybetme riskimiz vardı" Olay anını anlatan günün nöbetçi öğretmeni Ahmet Çömlek, "Okulumuzdaki nöbet görevim esnasında bu zamanda öğrenciler ile birlikte ilgilenirken bir tane öğrencimizin karşıda yürümekte zorlandığını hissettim. Yanına gittiğimde durumun daha ciddi olduğunu, hava yoluna bir şey tıkandığını fark ettim. Çocuğa müdahale etmek istedim. Burdur İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından verilen ilk yardım eğitimler sayesinde çocuğa müdahale ettim. Ben de biraz korktum açıkçası. Karşımda diğer bir öğretmen arkadaşım vardı. Onu da çağırdım, çocuğa müdahale ederken Heimlich manevrası uyguladık. Çocuğu biraz kusturduktan sonra hocam ile müdahaleye devam ettik. Çocuk büyük bir simit parçasının çıkararak rahatladı. Bizler bu eğitimi almasaydık çocuğumuzu kaybetme riskimiz vardı. Öğrencimiz çünkü o süreçte nefes alamıyordu. İyi ki biz bu eğitimleri aldık" şeklinde konuştu. "Simit parçasının çıktığını görünce rahatladım" Bahçede dolaşırken hocanın bağırması ile olayı fark ettiğini anlatan beden öğretmeni Ethem Özgen, "Daha sonrasında yanlarına gittiğimde hocamız müdahale ediyordu. Çocuğun boğazından simit çıkmıyordu daha sonrasında Heimlich manevrasını yapmaya başladık. 2 hamle yaptık çıkmadı artık ben de korkmaya başladım. Çünkü çıkmasa daha kötü sonuçlar olabilirdi. 3. baskıda çocuğun ağzından büyük bir simit parçasının çıktığını görünce rahatladım" diye konuştu.

Uzmanlar, akran zorbalığına dikkat çekerek belirtileri olan çocuklarda bir an önce önlem alınması uyarısı yapıyor Haber

Uzmanlar, akran zorbalığına dikkat çekerek belirtileri olan çocuklarda bir an önce önlem alınması uyarısı yapıyor

Her geçen yıl daha da artan okullardaki akran zorbalığı noktasında uyarıda bulunan uzmanlar, zorba veya mağdur çocukların takip edilerek bir an önce önlem alınması gerektiğini dikkat çekiyor. Akran zorbalığı son yıllarda sosyal medyada yayınlanan olumsuz video içerikleri ve şiddet oyunları nedeniyle özellikle çocuklar arasında artış gösteriyor. Çocuklar arasında büyük boyutlara ulaşan akran zorbalığı olarak bilinen sözlü, fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalan çocuklar ileri yaşlarda ise daha büyük sorunlarla karşılaşabiliyor. Zorbanın gücüne güvenerek davranış özgürlüğü ve söz hakkı vermeyen kişi olduğunu anlatan Meram İlçe Sağlık Müdürlüğünde görevli Klinik Psikolog Ayşe Seçen, "Bunun yaptığı davranışlara da zorbalık denilmektedir. Akran zorbalığına bakacak olursak da duygusal, sözel, fiziksel açıdan bir öğrencinin başka bir öğrenciye olumsuz davranışlarda bulunması, bunları bilinçli ve kasıtlı olarak yapmasıdır. Burada önemli olan 2 tane unsur vardır, bu davranışlarda bu davranışlar gerçekleşir, bir güç dengesizliği vardır ve karşıdaki kişinin davranışı süreklilik gerektirilmektedir. Zorbalık türleri dediğimiz 4 tane tür vardır. Duygusal zorbalık kişinin boyuna, kilosuna, gözlük kullanımı gibi özelliklerine ilişkin lakaptan alay etmek, küçük düşürücü hakaret içeren sözler söylemek gibi olan kısımdır. Fiziksel zorbalık dışarıdan da gözlemlenebilen bir zorbalık türüdür. Bunlar saçını çekmek, vurmak, zarar vermek, bir eşyasını izinsiz alma ya da bir eşyasına zarar vermek şeklinde olabilen ailelerin veya öğretmenlerin de daha çok gözlemleyebildiği bir zorbalık türüdür. Duygusal zorbalık ise, sosyal bir ortamda çocuğu yok saymak, görmezden gelmek, oyun ve etkinliklere dahil etmeme şeklindedir. Şu an bilgi ve iletişim teknolojilerinin artmasıyla beraber tabii ki bir de telefon, tabletlerle birlikte devam eden zorbalıklar vardır. Öncelikle bu tarz durumları biz öğrenmemiz gerekiyor hangi zorbalığın olduğunu ve ona göre tedavi aşaması işlenmeli" dedi. "Çocuklara bunun onun hatası ve suçu olmadığını anlatmamız gerekmekte" Davranışlarda bulunan çocukların kesinlikle ilk olarak dinlenmesi gerektiğine dikkat çeken Klinik Psikolog Ayşe Seçen, "Aileler öncelikle çocuklarını bu konularda dinlemesi gerekmekte. Çocuklarının bu tarz bir durumla alakalı geldiği zaman onların ne tür şeyler yaşadıklarını anlamak, onların bu duygularını anlamlandırmaları gerekmekte. Bunu anladıktan sonra gerekli olarak destek alması gerekmekte. Çocuklara bunun onun hatası ve suçu olmadığını anlatmamız gerekmekte. Zaten burada kurban olan kişi, destek alınmasıyla alakalı muhakkak ki bilgi vermeliyiz. Çocuklar mağdur da olabilirler veya izleyici de olabilirler. Böyle bir durumla karşılaştıkları zaman muhakkak ki öğretmen olabilir bir yetişkin olabilir, ebeveynler olabilir ya da güvendikleri birine gidip bu durumu bildirmeleri gerektiğini ve yardım talep etmeleri gerektiğini anlatmalıyız. Tabii ki buradaki tek süreç mağdurla da bitmiyor. Zorbalık yapan çocuklar için de bu durumun davranışlarının altında yatan sebeplerin de araştırılması gerekmekte ve onların da gerekli yerlere yönlendirilip bu süreçte destek almaları çok çok önem arz etmektedir" şeklinde konuştu. "Çocukların empati becerilerinin geliştirilmesi çok önemli" Psikolog Seçen, "Mağdur olanlar açısından değerlendirdiğimiz zaman aslında şok, öfke, korku, panik gibi çeşitli duygular yaşayabiliyor. Tabii bunlar sebebiyle de okula gitmek istemeyebiliyorlar, ders başarılarında düşüş gözlemleyebiliyor. Öz saygılarında bir düşüş gözlemlenebiliyor. Bazı çocuklar bunu hata olarak, kendi suçları olarak da değerlendirebiliyor. Bu süreçte eğitim başarılarındaki düşüş, ders başarılarında bir düşüş olabiliyor. Kendilerini kötü hissederek baş ağrısı, karın ağrısı gibi belirtiler gözlemlenebiliyor. Zorba açısından da bu süreçte muhakkak ki bir önlem alınmalı ve durdurulması gerekmekte. Daha sonrasında daha farklı davranış problemleriyle süreç seyredebilir. Bu açıdan da dediğimiz noktalarda önlem alınması gerekmekte. Sınıf içi becerilerinin geliştirilebileceği çeşitli etkinliklerle çocukların empati becerilerinin geliştirilmesi çok önemli. Sınıf içi iletişimi arttırabilecek çeşitli etkinliklerle karşılıklı olarak çocukların birbirleriyle olan iletişimlerinin arttırılması, böyle bir durumla karşılaşıldığı zaman zorbalıkla mücadele edilmesi adına süreç uzamadan bir an önce destek alınması, ailelerin bu konuda bilgilendirilmesi, ailelerin de aynı şekilde bu konuda bir an önce önlemler alması bu sürecin en iyi çözümlenmesi için yapılabilecek en önemli nokta olarak söyleyebiliriz" diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.