Hava Durumu

#Osmanlı

Yeni Marmara Gazetesi - Osmanlı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Osmanlı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Sarı altın Müşküle üzümünde hasat heyecanı başladı Haber

Sarı altın Müşküle üzümünde hasat heyecanı başladı

Türkiye'nin 5. büyük gölü olan İznik Gölü kıyısındaki verimli topraklarda yetişen Müşküle üzümü, yüzyıllardır bölgenin en önemli tarımsal ürünleri arasında yer alıyor. Tarihi kaynaklara göre bu özel üzümün geçmişi Bizans Devleti dönemine kadar uzanırken, İznik'in Osmanlı tarafından fethedilerek başkent ilan edildiği yıllarda da beyliğin sofralarında tüketildiği biliniyor. Kendine has aroması, ince kabuğu ve uzun süre saklanabilme özelliğiyle dikkat çeken Müşküle üzümü, halk arasında "sarı altın" olarak anılıyor. Her yıl eylül ayında başlayan hasat döneminde yüzlerce üretici bağlara girerek yıl boyunca emek verdiği ürünleri toplamaya başlıyor. Çekirdeğiyle dikkat çekiyor Sadece lezzetiyle değil sağlık yönüyle de öne çıkan Müşküle üzümünün çekirdeklerinin antioksidan bakımından zengin olduğu ifade ediliyor. Uzmanlar, üzüm çekirdeğinin vücudu serbest radikallere karşı korumaya yardımcı olabilecek bileşenler içerdiğini belirtirken, halk arasında çekirdeğinin tüketilmesinin kansere karşı koruyucu etkileri olduğuna inanılıyor. İznik'te yaklaşık 10 bin dekarlık alanda üretimi yapılan Müşküle üzümünden yıllık ortalama 30 bin ton ürün elde ediliyor. İç piyasanın yanı sıra yurt dışında da Azerbaycan ve Rusya'ya gönderilen üzüm, bölge ekonomisine önemli katkı sağlıyor. Hasadın başlamasıyla birlikte üreticiler kaliteli ürün ve verimli sezon beklentisi taşıyor. "Vatandaş üzümü ucuza yesin" İznik Çamdibi Mahallesi Muhtarı ve üzüm üreticisi Halil Küçüker, aracılar nedeniyle üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkına dikkat çekerek şunları söyledi: "Tüketici ucuza yesin biz onu istiyoruz. Bizden 30 liraya aldıkları ürünü 100 liraya satmasınlar, 40-50 liraya satsınlar vatandaşlar ucuza yesin. Mahsul dalında kalmasın. Yüzde 200 kazanmak da ne demek. O kadar kazanılmasın, herkes yesin." Müşküle üzümünün Osmanlı'dan günümüze ulaşan çok eski bir üzüm çeşidi olduğunu belirten Küçüker, "Coğrafi işaretli bir ürün. Çekirdekleri ile tüketildiğinde kansere karşı faydalı olduğuna inanılıyor. İsterse kar yağsın aralık sonuna kadar dalında kalabilen bir üzüm. Bu yıl rekoltemiz çok güzel. Sürümden kazanmak istiyoruz ancak girdi maliyetleri çok yüksek. Ürünlerimiz ağırlıklı olarak iç pazarda satılıyor ancak Azerbaycan ve Rusya'ya da ihraç ediliyor" dedi. "Dalında aylarca bekleyebilen bir üzüm" İznik Ziraat Odası Başkanı Vedat Çakır ise Müşküle üzümünün bölge için önemli bir değer olduğunu ifade ederek, "Bölgemize coğrafi işaretini aldığımız bir üzüm çeşidi. Müşküle üzümü çok eski yıllara dayanıyor ve Bizans döneminden kaldığı bilinen bir çeşit. Raf ömrü oldukça uzun, dalında aylarca bekleyebiliyor" diye konuştu. Üretimin ağırlıklı olarak İznik'te yapıldığını belirten Çakır, "Pamukova ve Geyve'de de yetiştirilen bir üzüm çeşididir. Hep söylediğimiz şey üreticinin ürettiği ürünün tüketicinin önüne 100 liradan çıkmamasıydı. Adalet ve İçişleri Bakanlıklarımızın başlattığı çalışmaların başarılı olmasını umuyoruz. Bizim istediğimiz tarlada 15 liraya satılan ürünün tüketiciye 25-30 liraya ulaşmasıdır. Böylece vatandaş bir kilo yerine iki kilo tüketebilir" ifadelerini kullandı. 10 bin dekarda 30 bin ton üretim İznik ve çevresinde yaklaşık 10 bin dekarlık alanda yetiştirilen Müşküle üzümünden yıllık ortalama 30 bin ton ürün elde ediliyor. Uzun süre bozulmadan saklanabilmesi sayesinde üreticiye pazarlama avantajı sağlayan ürün, hem iç piyasada yoğun talep görüyor hem de ihracat yoluyla ülke ekonomisine katkı sunuyor. Bizans'tan Osmanlı'ya, oradan da günümüze taşınan Müşküle üzümü, bu yıl da bereketli hasadıyla İznikli üreticilerin yüzünü güldürürken, tüketicilerin sofralarına ulaşmayı bekliyor.

Bursa'nın müzelerine yaz aylarında yoğun ilgi Haber

Bursa'nın müzelerine yaz aylarında yoğun ilgi

Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtımı ve Turizm Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, şehirdeki müze ve türbeler, haziran, temmuz ve ağustos aylarını kapsayan üç aylık dönemde yerli ve yabancı ziyaretçilerin ilgi odağı oldu. Yaz boyunca müzeleri toplam 200 bin 647 kişi ziyaret ederken, ziyaretçiler arasında öğrenciler de 15 bin 218 ayrı ziyaret ile önemli yer tuttu. Bursa Müze’ye bağlı mekanlar, özellikle yaz tatilini değerlendiren çocuklar, gençler ve aileler için önemli bir kültür durağı oldu. Bursa Kent Müzesi başta olmak üzere farklı noktalarda vatandaşları ağırlayan Hünkar Köşkü Müzesi, Karagöz Müzesi, Merinos Enerji Müzesi, Merinos Tekstil Sanayi Müzesi, Bursa Göç Tarihi Müzesi, Bursa Vakıf Kültürü Müzesi, Bursa Yaşam Kültürü müzesi, Aktopraklık Açık Hava Müzesi, Hüsnü Züber Evi Müzesi, Muradiye Mezar Taşları Müzesi, Muradiye El Yazmaları Müzesi ve Bursa Mevlevihanesi Müzesi, şehrin tarihini, üretim kültürünü ve geleneklerini sergi ve etkinliklerle ziyaretçilerine aktardı. Büyükşehir’in müzeleri yalnızca eserlerin sergilendiği alanlar olmaktan çıkararak yaşayan kültür ve öğrenme mekânlarına dönüştüren çalışmalarını da yaz boyunca sürdürdü. Yaz ayları boyunca müzelerde toplam 63 atölye düzenlendi. Çocukların ve gençlerin kültürel mirası deneyimleyerek öğrenmesine imkân sağlayan çalışmalara bin 141 kişi katıldı. Osmanlı’nın kuruluş ve yükseliş dönemlerine tanıklık eden Bursa’nın tarihi kimliğinin önemli unsurlarından olan türbeler de yaz aylarında yoğun ilgi gördü. Şehirdeki türbeleri toplam 686 bin 133 kişi ziyaret etti.

Yıldırım'da 'Zafer' sergisi Haber

Yıldırım'da 'Zafer' sergisi

Yıldırım Belediyesi, 30 Ağustos Zafer Bayramı etkinlikleri kapsamında ‘Zafere Giden Yolda Askeri Mirasın İzinde: Zafer Sergisi’ni Bursalılarla buluşturdu. Türk milletinin bağımsızlık iradesini, vatan sevgisini ve kahramanlık hafızasını yansıtan sergi, Yıldırım Medresesi’nde ziyarete açıldı. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan askeri mirasa ışık tutan 100’den fazla objenin yer aldığı sergi, 4 Eylül Cuma gününe kadar açık kalacak. Tarihi mirası Bursalılarla buluşturan sergi, Türk milletinin vatan müdafaası geleneğini, bağımsızlık mücadelesini ve zaferlerle şekillenen geçmişini gözler önüne serecek. Medine Müdafii Fahreddin Paşa’ya ait tarihi tüfek, Osmanlı dönemi ile Cumhuriyetin ilk yıllarına ait bayrak ve sancaklar, çeşitli askeri teçhizatlar, Yeniçeri teberleri ile tarihi künyeler serginin dikkat çeken parçaları arasında yer alıyor. Kentin kültür ve sanat mirasına önemli bir katkı sunan serginin temelini, Mehmet Fındıkkaya’nın Yıldırım’da kurulması planlanan müze için Yıldırım Belediyesi’ne bağışladığı eserlerden oluşuyor. Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, 30 Ağustos’un Türk milletinin bağımsızlık ve özgürlük iradesinin en güçlü sembollerinden biri olduğunu belirtti. Milli ve tarihi değerlerin gelecek nesillere aktarılmasının önemine dikkat çeken Başkan Yılmaz, "30 Ağustos, milletimizin bağımsızlığına ve vatanına sahip çıkma kararlılığının tüm dünyaya ilan edildiği tarihi bir gündür. Biz de bu anlamlı günü tarihimizin taşıdığı mirasa yakışır bir etkinlikle kutlamak istedik. ‘Zafere Giden Yolda Askeri Mirasın İzinde: Zafer Sergisi’ ile tarihimiz için önemli eserleri hemşehrilerimizle buluşturuyoruz. Geçmişimizi ne kadar iyi bilirsek geleceğimizi de o kadar sağlam inşa ederiz. Tüm hemşehrilerimizi sergimize davet ediyorum" dedi. Mehmet Fındıkkaya ise sergiye verdiği desteklerden dolayı Başkan Oktay Yılmaz’a teşekkür etti. Başkan Oktay Yılmaz, konuşmaların ardından sergiyi inceleyerek tarihi eserlerle ilgili Mehmet Fındıkkaya’dan bilgi aldı.

Adeta cetvelle çizilmiş 113 yıllık bu köyde çıkmaz sokak yok Haber

Adeta cetvelle çizilmiş 113 yıllık bu köyde çıkmaz sokak yok

Eskişehir merkeze 66 kilometre uzaklıktaki Çifteler ilçesinin kırsal Abbashalimpaşa Mahallesi, mimari yapısı ve tarihiyle Türkiye'deki geleneksel yerleşimlerden ayrışıyor. 1912 yılındaki Balkan Savaşları nedeniyle Bulgaristan'ın Kırcaali bölgesinden göç etmek zorunda kalan Türklerin yerleşmesiyle kurulan köy, 113 yıllık bir geçmişe sahip. Kuruluş aşamasında her aileye 120 dekar tarla ve 700 metrekare arsa tahsis edilerek inşa edilen yerleşim, hazırlanan imar planına milimetrik olarak sadık kalınarak büyüdü. Cumhuriyet döneminde de bu dokusunu titizlikle koruyan mahallede, bugüne kadar yıkılıp yeniden yapılan hiçbir bina mevcut imar planının dışına çıkmadı. İlk kurulduğunda padişah çiftlikleri geleneğini yaşatan "Mandıra" ismiyle anılan köyün durumu, 30 Aralık 1914'te Hüdavendigar Vilayeti (Bursa) yönetiminin kararıyla değişti. Bölge halkının talebi üzerine köye, dönemin Osmanlı Sadrazamı Said Halim Paşa'nın kardeşi ve Mısır prenslerinden Mehmed Abdülhalim Paşa'nın oğlu olan Abbas Halim Paşa'nın adı verildi. Geçmişte devlet şurası üyeliği, Bursa Valiliği ve Bayındırlık Bakanlığı gibi önemli görevlerde bulunan Abbas Halim Paşa'nın adını taşıyan bu kırsal mahalle, adeta "cetvelle çizilmiş" dikdörtgen ve kare bloklardan oluşan yerleşim planıyla dikkat çekiyor. Sokakları tamamen düz ve birbirine paralel olan Abbashalimpaşa'da dar veya çıkmaz sokak bulunmuyor. "Yeni bir ev yapılacağı zaman bu mimari düzen kesinlikle bozulamaz" Konuyla alakalı konuşan Abbashalimpaşa Mahallesi Muhtarı Mehmet Güçen, "Bizim köyümüz 113 yıllık, Türkiye genelinde eşi benzeri olmayan bir köydür. Sakinleri, Bulgaristan'ın Kırcaali ve Tozçal bölgelerinden göç edip gelmiştir; köyümüzde dışarıdan gelen yabancı halk hiç yoktur. Köyümüzün gelenekleri tamamen eski usullere göre yaşatılmaktadır. Köyümüzün mimari şekli son derece düzgündür; sokaklarımızın ve caddelerimizin hepsi aynı eşitliktedir ve hiçbir çıkmaz sokağımız bulunmamaktadır. Burasını 113 yıl önce dönemin Bursa Valisi Abbas Halim Paşa, ilk olarak bir mandıra şeklinde kurmuştur. Sonradan yerleşimin ismi Abbas Halim Paşa olarak değiştirilmiştir. Köyün tam olarak nasıl kurulduğunu bizler pek detaylı bilmeyiz ancak köyde bunun bir şeması ve yazılı tarihi vardır. Kendisi Mısır prenslerinden olup, eski Bursa Valilerinden Said Halim Paşa'nın da kardeşidir. İlk kurulduğunda Abbas Halim Mandırası olan isim, daha sonra Abbas Halim Paşa yapılmıştır. Köyde yeni bir ev yapılacağı zaman bu mimari düzen kesinlikle bozulamaz, herkes aynı şartlara ve plana uymak zorundadır. Eskiden köyümüzde şöyle bir uygulama vardı: Köyümüzün bir köy sandığı bulunuyordu fakat büyükşehir yasasıyla mahalleye dönüştüğümüz için bu köy sandığı kapandı. Geçmişte köyümüze dışarıdan yabancı birini sokmuyorduk. Satılık bir ev olduğunda muhtarlarımız ve köy sakinlerimiz, köy sandığındaki bütçeyle o evi satın alarak köye yabancıların yerleşmesini engelliyordu. Ancak şimdi köy sandığı da para da kalmadı. Eskiden nüfusumuz çoktu; 600-700 civarındayken şimdi 300'e kadar düştü. Türkiye genelinde hiçbir yerde, hiçbir büyükşehirde böyle özelliklere sahip başka bir köy yoktur. Köyümüzün arazisi çok büyüktür; tam 22 bin dekar arazimiz bulunmaktadır. Bu yüzden köyümüze gelip yerleşmek isteyen çok fazla vatandaş var ancak biz buna müsaade etmiyoruz. Özellikle hayvancılık yapanların, hayvanlarını otlatmak ve merayı kullanmak için köyümüzde çok gözü var ama biz bunlara da izin vermiyoruz" diye konuştu.

Bursa'nın fethi minyatürle hayat buldu Haber

Bursa'nın fethi minyatürle hayat buldu

Yıldırım Belediyesi, ‘Beylikten Cihan Devleti’ne’ temasıyla başlattığı 2025-2026 Kültür Sanat Sezonu’nda, Bursa’nın fethini; tarihi, kültürel, sanatsal ve felsefi açıdan ele almaya devam ediyor. Bu kapsamda; Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından ‘Maddi ve Manevi Yönleriyle Bursa’nın Fethi Minyatür Yarışması düzenlendi. Gülçin Anmaç, Aylin Özkan, Suzan Çataloluk, ve Şennur Atalay Varol’dan oluşan seçici kurul; yarışmaya gönderilen birbirinden değerli eserleri detaylıca inceledi. Uzun değerlendirmelerin sonunda; birincilik ödülüne Rie Kudo, ikincilik ödülüne Gülbin Atabek, üçüncülük ödülüne Emine Suna Baran, teşvik ödülüne ise Hasan Atilla Şakarcan, Fatma Çalık ve Ebru Karagöz’ün eserleri layık görüldü. Ayrıca Fatma Arı, Reyhan Budan, Suna Yastı, Nagehan Kumrul, Dilek Varna, Canan Ateş, Canan Karadağ, Nevin Külünkoğlu, Aylin Şekerkaya ve Betül Akbay’ın eserleri ise sergileme ödülü kazandı. Sonuçların belli olmasından ardından, Alev Alatlı Şehir, Düşünce ve Kültür Merkezi’nde sergi ve ödül töreni düzenlendi. ‘Maddi ve Manevi Yönleriyle Bursa’nın Fethi Minyatür Yarışması’ sergi ve ödül törenine ev sahibi Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın yanı sıra, AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Yavuz, Yarışma Seçici Kurulu üyeleri, siyasi parti temsilcileri, sanatçılar, akademisyenler ve vatandaşlar katıldı. Programın açılışında yaptığı konuşmada Bursa’nın tarihi ve kültürel önemine dikkat çeken Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz; "Bugün burada yalnızca bir yarışmanın neticesini paylaşmak için değil; tarih, sanat ve medeniyetimizin ortak hafızasında anlamlı bir yolculuğa çıkmak için bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bursa, sıradan bir şehir değildir. Bursa; kuruluşun, dirilişin ve medeniyet tasavvurunun şehridir. Osmanlı’nın ilk başkenti olarak asırlar boyunca ilme, irfana, sanata ve vakıf medeniyetine ev sahipliği yapmış; taşıyla, toprağıyla ve yetiştirdiği gönül insanlarıyla tarihimizin en müstesna şehirlerinden biri olmuştur. Camileriyle, medreseleriyle, hanlarıyla, çarşılarıyla, türbeleriyle ve vakıf eserleriyle adeta bir açık hava müzesi olan Bursa, geçmişin mirasını bugüne taşıyan canlı bir hafıza mekanıdır" dedi. Bursa’nın fethinin derin anlamlara sahip olduğunu vurgulayan Başkan Yılmaz; "Bu yıl Bursa’nın fethinin 700. yılını idrak ediyoruz. Yedi asır önce gerçekleşen fetih, yalnızca surların aşılması değil; gönüllerin kazanılması, adaletin tesis edilmesi ve yeni bir medeniyet ufkunun açılması anlamına geliyordu. Bizler de bu önemli yıl dönümünü sadece anmakla yetinmedik; anlamaya, anlatmaya ve gelecek nesillere aktarmaya gayret ettik. Bu kapsamda kültür ve sanat sezonumuzu Bursa’nın fethi temasıyla açtık. Fetih Yolu kitabını hemşehrilerimizle buluşturduk. Bursa’nın Fethi tiyatro gösterisini sahneledik. Kuruluş Orhan dizisinin oyuncularıyla fetih yürüyüşü gerçekleştirdik. Sempozyumlar, söyleşiler, sergiler ve çeşitli kültür-sanat faaliyetleriyle Bursa’nın fethini yıl boyunca farklı yönleriyle ele aldık. Çünkü inanıyoruz ki tarih sadece kitap sayfalarında kalmamalıdır. Tarih; sanatla, edebiyatla, tiyatroyla ve kültürel çalışmalarla yeniden hatırlanmalı, yeniden yorumlanmalı ve yaşayan bir hafızaya dönüştürülmelidir. İşte bugün ödüllerini takdim edeceğimiz ‘Maddi ve Manevi Yönleriyle Bursa’nın Fethi Minyatür Yarışması’ da bu anlayışın en anlamlı örneklerinden biridir" ifadelerini kullandı. Medeniyetler için kültür ve sanatın önemine dikkat çeken Başkan Yılmaz; "Medeniyetler sadece kılıçla kurulmaz; kalemle, fırçayla, sanatla ve kültürle yaşatılır. Yıldırım Belediyesi olarak şehrimizin kültür ve sanat hayatına katkı sunmaya, geleneksel sanatlarımızı yaşatmaya ve genç kuşaklarımızı kültürle, sanatla ve tarih bilinciyle buluşturmaya büyük önem veriyoruz. Çünkü inanıyoruz ki geçmişin birikimini geleceğe taşımanın yolu, kültür ve sanatın ışığını canlı tutmaktan geçmektedir. Bu vesileyle yarışmamıza katılan bütün sanatçılarımıza, değerlendirme sürecini büyük bir titizlikle yürüten kıymetli jüri üyelerimize ve emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Ödül almaya hak kazanan sanatçılarımızı gönülden tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum. Sergimizin Bursa’mızın kültür ve sanat hayatına değer katmasını, geleneksel sanatlarımızın yaşatılmasına ve yeni kuşaklara aktarılmasına vesile olmasını temenni ediyorum. Rabbim Bursa’mızın medeniyet yürüyüşünü daim eylesin. Bu güzel şehrin üzerinde yükselen çınarın gölgesi eksilmesin. Sanatımız, kültürümüz ve irfanımız nesilden nesile yaşamaya devam etsin" diye konuştu. Bursa’nın kültür ve medeniyetimiz açısından büyük önem taşıdığına dikkat çeken AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Yavuz ise; "Bursa’nın fethinin 700. yılı dolayısıyla, bu anlamlı ve önemli süreci sahiplenen, sorumluluk alan Yıldırım Belediye Başkanımız Oktay Yılmaz’ı kutluyor ve tüm Bursa adına kendisine teşekkür ediyorum. Bizim medeniyetimiz sadece devlet, kanun medeniyeti değildir. Bizim medeniyetimiz bir sanat, kültür ve gönül medeniyetidir. Yıldırım Belediyemiz de bu noktayı çok iyi yakalamış ve bizlere bunu sunacak çeşitli etkinlikler düzenliyor" ifadelerini kullandı. Seçici Kurul Başkanı Gülçin Anmaç da minyatür sanatının önemine vurgu yaparak; "Minyatür tarihimizi, kültürümüzü görsel hale dönüştüren çok önemli bir sanattır. Bu sanatın yaşatılması, daha geniş kitlelerle buluşturulması ve minyatür sanatçılarının desteklenmesi noktasında bu yarışma ve sergiyi çok değerli buluyorum. Desteklerinden ötürü Yıldırım Belediye Başkanımız Oktay Yılmaz’a teşekkürlerimi sunuyorum" dedi. Konuşmaların ardından yarışmada dereceye giren sanatçılara ödül ve plaketleri verilip, serginin açılışı gerçekleştirildi.

Hünkar Köşkü'de 'Zamanın Tanıkları' sergisi Haber

Hünkar Köşkü'de 'Zamanın Tanıkları' sergisi

Osmanlı sultanlarından Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, uluslararası devlet adamlarından Sanat Güneşi Zeki Müren’e kadar pek çok değerli ismi ağırlamış olan olan Hünkâr Köşkü, önemli bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Bursa Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtım Ve Turizm Dairesi Başkanlığı Müzeler Şube Müdürlüğü, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Bursa Müze Müdürlüğü tarafından hazırlanan ‘Hünkâr Köşkü’nde Zamanın Tanıkları’ sergisi, düzenlenen törenle ziyarete açıldı. Müzeler Günü etkinlikleri kapsamında hazırlanan sergide, Bursa’nın ortak hafızasında iz bırakan önemli kişiler, olaylar ve karşılaşmalar yeniden görünür kılınıyor. Hünkâr Köşkü’nde konaklayan Osmanlı padişahları Sultan Abdülmecid, Sultan Abdülaziz ve V. Mehmed Reşad’ın fotoğraf karelerinin yer aldığı sergide, köşke konaklamış olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de çeşitli fotoğrafları yer alıyor. Ziyaretçileri zamanda yolculuğa çıkaran sergi, 1 yıl boyunca gezilebilecek. Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba’yı temsilen serginin açılış törenine katılan Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Numan Çakır, müzelerin milletlerin hafızası olduğunu söyledi. Müzeler sayesinde geçmiş ile gelecek arasında güçlü köprüler kurulabildiğini belirten Çakır, "Bu yılın teması ‘Bölünmüş Bir Dünyayı Birleştiren Müzeler’ olarak belirlenmiştir. Toplumları bir arada tutan şey ortak değerler, ortak kültür ve ortak hafızadır. Bursa da medeniyet hafızasının en güçlü şehirlerinden biridir. Osmanlı’nın kuruluş ruhunu taşıyan kadim şehir, tarih boyunca pek çok önemli ana tanıklık etmiştir. Hünkâr Köşkü de bu mirasın en özel simgelerindendir. Köşk, yalnızca bir yapı değil; yaşayan bir tarihtir. Sergiyi ziyaret edenler, Bursa’nın geçmişine, kültürüne ve ortak hikayesine yeniden tanıklık edecek. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak tarihimize, kültürümüze ve medeniyet mirasımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz" dedi. Bursa Vali Yardımcısı Rıza Gençoğlu ise, Hünkar Köşkü’nün taşıdığı öneme vurgu yaparak serginin hayırlı olmasını diledi. Müzeler Günü kapsamında birçok etkinlik düzenlendiğini hatırlatan İl Kültür ve Turizm Müdürü Kamil Özer ise Bursa Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde açılan serginin, ziyaretçileri zamanda yolculuğa çıkaracağını vurguladı.

Anadolu'nun seramik kültürü Bursa'da konuşuldu Haber

Anadolu'nun seramik kültürü Bursa'da konuşuldu

Osmanlı'nın ilk payitahtı Bursa’nın fethinin 700. yılını 17 ilçede düzenlediği etkinliklerle kutlayan Bursa Büyükşehir Belediyesi, kültürel mirasa yaraşır bir programa daha ev sahipliği yaptı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen ‘Anadolu Seramik Kültürü Sempozyumu: Topraktan Gelen Hafıza’ sempozyumu, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde gerçekleştiriliyor. Program, 7-9 Mayıs tarihleri arasında farklı disiplinlerden akademisyenlerin ve uzmanların katkılarıyla düzenleniyor. Sempozyumda; seramik üretim gelenekleri, tarihi gelişim süreçleri ve günümüz sanatına yansımaları kapsamlı bir şekilde değerlendiriliyor. Programın açılış bölümünde konuşan Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, 2026 yılını Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı’na ithaf ettiklerini hatırlatarak birçok önemli program düzenlendiğini söyledi. "Seramik sanatı, geçmişle gelecek arasında kültür köprüsüdür" Bursa’nın, medeniyetlerin kök saldığı, gelişip büyüdüğü ve şekillenerek bugünlere ulaştığı kadim bir dünya merkezi olduğunu belirten Başkan Vekili Şahin Biba, 700 yıl önce atılan adımların hala Anadolu kültürünü, mutfağını, yaşamını, sanatını ve hafızasını beslediğini ifade etti. Seramik sanatının da tarihin güçlü hafızalarından birisi olduğunu dile getiren Başkan Vekili Biba, "Seramik sanatı, geçmişten bugüne uzanan bir kültür köprüsüdür. Bursamızın adını dünyaya duyuran İznik çinisi de Osmanlı’nın estetik anlayışını ve sanat yaklaşımını ortaya koyan kadim bir mirastır" dedi. "Değerlerimizi yaşatmayı sorumluluk olarak görüyoruz" Bursa’da yürütülen arkeolojik kazılara Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin destek vermeye devam ettiğini anlatan Başkan Vekili Biba, Anadolu’nun en eski yerleşim izlerini taşıyan Aktopraklık Höyüğü'nün ve İznik Çini Fırınları kazılarının önemine değindi. Sempozyumun, kültürel mirasın anlaşılması, korunması ve geleceğe aktarılması noktasında kıymetli bir adım olduğunu söyleyen Başkan Vekili Biba, "Alanında uzman akademisyenlerin, araştırmacıların ve sanatçıların katkılarıyla iki gün boyunca gerçekleştirilecek oturumlar, sunulacak bildiriler ve Bursa gezisi sayesinde geçmişin birikimi ile günümüz kültür-sanat anlayışı arasında güçlü bir bağ kurulacaktır. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak tarihi ve kültürel mirasa her zaman sahip çıktık ve çıkıyoruz. Değerlerimizi yaşatmayı ve gelecek nesillere aktarmayı büyük bir sorumluluk olarak görüyoruz" diye konuştu. "Çinicilik, dünya sanat tarihinde özgün bir yere geldi" Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnceciköz ise seramik kültürünün insanın toprakla kurduğu ilişkinin, üretim bilgisinin, estetik anlayışının binlerce yıllık yansıması olduğunu belirtti. Seramik sanatının, insan tarihinin her döneminde ilgi gördüğünü, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde ise zirveye ulaştığını anlatan İnceciköz, "Başta İznik olmak üzere Kütahya gibi önemli üretim merkezlerinde gelişen çinicilik, dünya sanat tarihinde özgün bir yere geldi. Özellikle Osmanlı sarayının himayesinde gelişen İznik çinileri, camilerin kubbelerinde, sarayların duvarlarında ve en nadide köşelerinde hayat buldu. Mekanlar yalnızca süslemekte kalınmamış, ortama ruh kazandırılarak anlam katılmıştır. Bursa’nın fethinin 700. yıl dönümünde gerçekleştirilen sempozyumun, Anadolu seramik kültürüne dair yeni akademik açılımlar sağlayacağına inanıyorum" dedi. Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin de seramik kültürünün arkeoloji için taşıdığı değere dikkat çekti. Sempozyumda sunulacak bildirilerin Anadolu seramik literatürüne önemli katkılar sağlayacağını ifade eden Şahin, emeği geçenlere teşekkür etti. Program, açılış konuşmalarının ardından Erhan Öztepe başkanlığında gerçekleştirilen birinci oturumla devam etti. Serkan Gedük, Ayşe Tuba Ökse Fikri Kulakoğlu ve Ali Ozan’ın konuşmacı olduğu oturumla başlayan sempozyum kapsamında, 3 gün boyunca alanında uzman isimlerin katılımıyla toplam 9 oturum yapılacak.

Yüz Ağdası
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.