Hava Durumu

#Psikolojik Şiddet

Yeni Marmara Gazetesi - Psikolojik Şiddet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Psikolojik Şiddet haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kocasını öldüren kadının mahkemede anlattıkları kan dondurdu Haber

Kocasını öldüren kadının mahkemede anlattıkları kan dondurdu

Olay, 7 Şubat 2025'de Atatürk Mahallesi Adnan Kahveci Caddesi'ndeki tütün ürünleri satan dükkanda meydana geldi. Fatma Adır (47), kendisine saldırdığı iddia edilen kocası Seyithan Adır'ı tabanca ile ateş ederek öldürdü. Olayın ardından 5 çocuk annesi Adır tutuklandı. Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen 4. celseye tutuklu sanık Fatma Adır, maktulün kardeşleri, sanığın çocukları ve taraf avukatları katıldı. Geçen celse Kocaeli Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalından istenen rapora ilişkin kurumun "heyet oluşturulamadığı için tek hekim imzalı rapor düzenlendiği" bilgisini mahkemeye sunduğu tutanağa geçirildi. Katılanlar, tek hekim tarafından düzenlenen ve ihtimaller üzerine kurulu olduğu öne sürülen bu rapora itiraz ederek sanığın tasarlayarak öldürme suçundan tutukluluğunun devamını istedi. Çocuklar annelerinden şikayetçi olmadı Duruşmada söz verilen, yaşları küçük mağdurlar E. ve E.'nın kayyımı Zeynep Şakar, çocukların yaşları küçük olsa da iradelerini ortaya koyduklarını ve annelerinden şikayetçi olmadıklarını beyan etti. Mahkeme, yaşları 15'ten küçük olan çocukların yasal temsilcisinin şikayetçi olmaması nedeniyle söz konusu mağdur çocukların davaya katılma taleplerini reddetti. Sanık Adır: "Çocuklarım mağdur, tahliyemi isterim" Gelen rapora ilişkin söz verilen sanık Fatma Adır, raporun içeriğine genel olarak katıldığını belirterek, "Ben iyileştiğim için kırıklarım tespit edilememiştir. Ancak genel muayenemde eski yaralanmalarım tespit edildi" şeklinde savunma yaptı.Olayda kullanılan silahın gerçek olduğunu bilmediğini iddia eden Adır, "Kendimi korumak amacıyla hareket ettim. Çocuklarım tutuklu olmam nedeniyle mağdur olmuşlardır. Uzun süredir tutukluyum, tahliyemi talep ederim" dedi.Sanık avukatı Ömer Faruk Çelik ise Kocaeli Üniversitesinden gelen raporun tek hekim tarafından düzenlenmesine rağmen yeterli olduğunu ve 2018 yılındaki şiddet olayının da raporda yer aldığını ifade etti. Müvekkilinin tutuklu kalması nedeniyle dışarıdaki 5 çocuğun mağduriyet yaşadığını vurgulayan Çelik, "Amcaları çocuklara düşmanlık beslediklerinden kendileriyle ilgilenmemektedir. Tutuklamadan beklenen amaç gerçekleşmiştir, müvekkilin tahliyesini talep ediyoruz" diye konuştu.Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Heyet, Kocaeli Üniversitesinden gelen raporun tek hekim imzalı olması nedeniyle dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu İlgili İhtisas Kuruluna gönderilmesine hükmetti. "5 çocuğa sahip çıkılsın" Sanık avukatı Ömer Faruk Çelik, duruşma sonrası yaptığı açıklamada, Adalet ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına seslendi. Çelik, "Bu çocuklara sahip çıkılmalı. Yarın öbür gün bu çocuklar bir inşaat boşluğunda sigortasız çalıştıkları için vefat etseler bunun sorumluluğunu kimse alamaz. Müvekkil Fatma Hanım da çok mağdur ama bu çocuklarımızın da mağduriyeti çok büyük, kendilerine sahip çıkılması lazım" dedi. Müvekkilinin maktul tarafından sistematik şiddete uğradığını ve cinayeti hayatta kalmak için işlediğini belirterek meşru müdafaa hükümlerinin uygulanmasını talep eden Çelik, "Bu dosyaya sahip çıkılsın. Esas mağdur Fatma Adır'dır ancak şu an sanık koltuğunda. Sanık koltuğunda tutuklu yargılanıyor. 17 aydır tutuklu olan müvekkil, cezaevine ilk girdiğinde 80 küsur kiloydu. Şu anda 52 kilo. Bu iş planlı ve organize şekilde yapılsa bu kadının canına minnet olurdu, kilo vermezdi. Ortada bir mağduriyet var, bunun giderilmesi gerekiyor" ifadesini kullandı. İlk duruşmadaki savunması Öte yandan, tutuklu sanık Fatma Adır'ın ilk duruşmadaki savunmasının detayları ortaya çıktı. Adır, 23 yıllık evliliği boyunca eşinden hem kendisinin hem de çocuklarının sürekli fiziksel ve psikolojik şiddet gördüğünü söyledi. Eşinin 20 yıldır kumar oynadığını ve kaybettiği zamanlarda öfkesini kendilerinden çıkardığını öne süren Adır, "Sebepsiz yere sinirlenirdi, kapıyı üstümüze kilitler giderdi, bizi çaresiz bırakırdı. Gelip ne zaman açarsa o zaman açardı, bir şey diyemiyorduk. Çocuğum mesela tıraş olur gelirdi karne sevinci için, çocuğumun üstüne oturarak 'Saçlarını niye böyle yaptın?' derdi. Çocuk da özenmiş, arkadaşları modalı yapmış saçlarını. Üstüne basa basa otururdu, saçlarını keserdi. Çocuk artık ne karneyi almaya giderdi, ne de 3 ay boyunca evden çıkardı. Tatil geçince hep içeride kalırdı. Ben onların çaresizliğini izlerdim, onlar da benim çaresizliğimi izlerdi. Çocukların bebeklik hallerinde bile sinirliydi, döverdi, boğardı, boğazlarından tutardı çocuklar morardı, öldü ölecek sonra bırakırdı" dedi. "Saçlarımı kopartır kopartır yere atardı" Adır, kocasının daha önce kendisini elektrik süpürgesinin demir borusuyla bayıltana kadar dövdüğünü, parmaklarını ve kaburgalarını kırdığını, boğazına bıçak dayayarak bileğini kestiğini ve ağzına silah soktuğunu ileri sürerek, "Ben kendi anneliğimden, kendi kadınlığımdan utanıyordum. Şiddeti çoktu. Yine bir keresinde kafama silah dayamıştı. Çocuklar 'Yapma' diye bağırıyorlardı. Sebebi de şuydu; ona, 'Çocuklarına niye babalık yapmıyorsun?' demiştim. Beni bıçakla yaralamıştı, buna görümcem de şahit olmuştu. Boğazımı tutarken, bakın bileğim de belli. Bileğimi kesmişti. Görümcem de çaresiz, o da benimle beraber ağlamıştı, sarılmıştı. Huyu derdi böyle derdik, üstünü kapatırdık giderdik. Saçlarımı her zaman tutardı, boynuma basarak saçlarımı kopartır kopartır yere atardı. Eve girdiğinde çocuklar uyumuş numarası yaparlardı. Günün birinde yine beni süpürgenin demir borusuyla feci şekilde dövmüştü" diye konuştu. "Seni öldürmezsem adam değilim diyerek üzerime saldırdı" Savunmasında olay gününü de anlatan Fatma Adır, kocasının gündüz saatlerinde dükkana gelerek burada bulunan silahının yerini kontrol edip gittiğini aktardı. Bu durum üzerine öldürüleceğinden korkarak silahı sakladığını belirten Adır, akşam saatlerinde kocasının dükkana tekrar geldiğini söyledi. Adır savunmasında şunları kaydetti: "Eşyaları tekmeledi, her şeyi bir tarafa attı. Ben de hiç bir şey demeden onları toplayıp tekrar yerleştiriyordum, kutuya koyuyordum, etrafı düzeltiyordum. Benimle tartışırken komşunun biri kapının önünden geçiyordu. Kapının önünden geçerken sesleri duymuş. Kapıyı hafif açtı, hava soğuktu. Halimi sormak istedi, 'Nasılsın' diye sordu. Ben onu göndermeye çalışıyordum. Bana, 'Çok kötü gözüküyorsun, iyi misin? diye sordu. İyi olduğumu söyledim. Eşim birileri bizim olayları gördüklerinde daha çok sinirleniyor, alevleniyordu. Onu göndermeye çalıştım, içeri geçtim. Bana daha çok alevlendi. O kadar çok küfür ve hakaretler etti. Bana, 'Seni öldüreceğim, seni öldürmezsem ben adam değilim' dedi. Benim anneme küfür etti, dönüp kendi annesine de küfür etti. Hiç hayatında ağzından çıkmadığı iki küfür vardı, onu da o an söyledi." "Kan dolmuştu gözlerine, bağırıyordu" Adır, savunmasına şöyle devam etti: "Bu beni öldürür diye silahı aldım, dükkanın arka tarafına gittim. Hayatımda silah kullanmamışım, bilmiyorum. Silaha dokunduğum gibi silah patladı. Ben büyük bir korku, şok yaşadım. Ne yapacağımı bilmiyordum. Silahı tekrar götürüp yerine koydum. Aradan iki dakika geçti aklıma geldi. Silahı oradan aldım kutuya koydum. Geldiği gibi üstüme saldırdı. O an o komşu kapıdan gitti, yumruk attı bana. Beni kapının önünde sıkıştırdı. Silahın olduğu yere yöneldi. Kan dolmuştu gözlerine, bir bağırma sesi vardı. Oraya yöneldi, 'Silahım nerede?' diye bağırdı, elini gezdirdi. Ben zaten mutfağın oradaydım, elimi attığım gibi bir anlık kutudan o silahı aldım. Aldığım gibi ateş ettim. O mermi bir yerine geldi mi, gelmedi mi o an fark etmedim. İki-üç adım daha üstüme geldi, bağırarak ve sonra düştü orada. Düşünce şoktaydım, kendimi kötü hissettim. Amacım da öldürmek gibi bir şey değil." Çocuklar anneyi savundu, kardeşler şiddet iddialarını reddetti İlk duruşmada da tanık olarak dinlenen çiftin 5 çocuğu, babalarının annelerine ve kendilerine ağır şiddet uyguladığını ifade ederek annelerinden şikayetçi olmadıklarını belirtti. Çiftin üniversite öğrencisi kızı Kardelen Adır, "Bir babalık iç güdüsü zaten babamda yok, biz de onun babamız olduğunun farkında değiliz. Neden değiliz çünkü biz çocukken eve 3 ayda bir, 5 ayda bir geliyordu. 100 lira para gönderiyordu, 'Bununla geçinin' diyordu. Bir annenin çocuklarını botlarıyla yatırması korkunç bir şeydir. Neden botlarımızla uyuyorduk biliyor musunuz hakim bey, üşüdüğümüz için. Evin tavanları rutubet, biz hepimiz astım hastası çocuklarız, hastalanmayalım diye" şeklinde konuştu. Kardelen Adır, "Babam bizi öyle bir darp ederdi ki, öyle normal bir şekilde değil. Eren'in üstüne arabayı sürerdi. Üniversiteye gideceğim zaman benimle bir anda konuşmayı kesti. 'Nasıl gidiyorsan git' dedi. 'Tamam, gideceğim. Hiç bir şekilde kalmayacağım' dedim. Kalktım ve annem çok ağladı. 'İnsanın çocuğu üniversite kazanınca insan helal olsun kızıma demez mi?' dedi. Annemi o gün o kadar çok dövdü ki, üstüne beni de dövdü. Ben okula yüzüm mor gittim" ifadesini kullandı. Annesinden şikayetçi olmadığını ifade eden Kardelen Adır, "Babamın hayvanlara merhameti yoktu, insanlara merhameti yoktu, kimseye merhameti yoktu. Hiç kimseye merhameti yoktu. O yüzden demek istediğim şu ki, kesinlikle babamın başkalarına da şiddeti vardı. Kendi çocuklarına da vardı" dedi.

Türkiye nüfusunun yüzde 14,8'ini genç nüfus oluşturdu Haber

Türkiye nüfusunun yüzde 14,8'ini genç nüfus oluşturdu

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı İstatistiklerle Gençlik verilerini açıkladı. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre 2025 yıl sonu itibarıyla Türkiye'nin toplam nüfusu 86 milyon 92 bin 168 kişi iken 15-24 yaş grubundaki genç nüfus 12 milyon 708 bin 348 kişi oldu. Genç nüfus, toplam nüfusun yüzde 14,8'ini oluşturdu. Genç nüfusun yüzde 51,2'sini erkek nüfus, yüzde 48,8'ini ise kadın nüfus oluşturdu. BM tanımına göre 15-24 yaş grubunu içeren genç nüfus, 1950 yılında toplam nüfusun yüzde 20,8'ini oluştururken bu oran, 2025 yılında yüzde 14,8 oldu. Nüfus projeksiyonlarının demografik göstergelerdeki mevcut yapının devam edeceğini varsayan ana senaryosuna göre genç nüfus oranının 2030 yılında yüzde 14,8, 2040 yılında yüzde 12,2, 2060 yılında yüzde 10,3, 2080 yılında yüzde 8,8 ve 2100 yılında yüzde 9,6 olacağı öngörüldü. Doğurganlık göstergelerindeki hızlı düşüş eğiliminin devam edeceğini varsayan düşük senaryoya göre genç nüfus oranının 2030 yılında yüzde 14,8, 2040 yılında yüzde 12,4, 2060 yılında yüzde 9,2, 2080 yılında yüzde 7,2, 2100 yılında yüzde 7,2 olacağı öngörüldü. Doğurganlığı artırıcı tedbirlerin etkili olacağını varsayan yüksek senaryoya göre genç nüfus oranının 2030 yılında yüzde 14,8, 2040 yılında yüzde 12,0, 2060 yılında yüzde 11,1, 2080 yılında yüzde 9,8, 2100 yılında yüzde 11,4 olacağı öngörüldü. Türkiye'nin genç nüfus oranının Avrupa Birliği üye ülkelerinden yüksek olduğu görüldü AB üyesi 27 ülkenin genç nüfus oranları incelendiğinde, 2025 yılında genç nüfus ortalaması yüzde 10,7 oldu. AB üye ülkeleri arasında en yüksek genç nüfus oranına sahip olan ülkelerin sırasıyla yüzde 12,7 ile İrlanda, yüzde 12,2 ile Hollanda ve Danimarka olduğu görüldü. Genç nüfus oranının en düşük olduğu ülkeler ise sırasıyla yüzde 9,4 ile Malta, yüzde 9,5 ile Bulgaristan, yüzde 9,7 ile Litvanya oldu. Türkiye'nin genç nüfus oranının yüzde 14,8 ile AB üye ülkelerinin genç nüfus oranlarından daha yüksek olduğu görüldü. Genç nüfus oranı dünya ortalaması, 2025 yılında yüzde 15,6 oldu. Türkiye'nin genç nüfus oranın dünya genç nüfus ortalamasının altında olduğu görüldü. Genç nüfus oranının en yüksek olduğu il yüzde 20,4 ile Şırnak oldu ADNKS sonuçlarına göre 2025 yılında genç nüfus oranının en yüksek olduğu il, yüzde 20,4 ile Şırnak oldu. Bu ili yüzde 20,0 ile Hakkari, yüzde 19,8 ile Siirt izledi. Genç nüfus oranının en düşük olduğu il yüzde 11,7 ile Balıkesir oldu. Bu ili yüzde 11,9 ile Ordu ve yüzde 12,0 ile Muğla izledi. Genç nüfusun yüzde 30,3'ünün 15-17 yaş grubunda yer aldığı görüldü Genç nüfus yaş grubuna göre incelendiğinde, 2025 yılında genç nüfusun yüzde 30,3'ünün 15-17 yaş grubunda, yüzde 20,4'ünün 18-19 yaş grubunda, yüzde 29,2'sinin 20-22 yaş grubunda ve yüzde 20,1'inin ise 23-24 yaş grubunda yer aldığı görüldü. Beklenen yaşam süresi 15 yaşındaki gençler için 64,3 yıl oldu Hayat Tabloları, 2022-2024 sonuçlarına göre doğuşta beklenen yaşam süresi, Türkiye geneli için 78,1 yıl, erkekler için 75,5 yıl ve kadınlar için 80,7 yıl oldu. Türkiye'de çalışma çağının başlangıcı olan 15 yaşındaki gençler için beklenen yaşam süresinin 64,3 yıl, erkekler için 61,7 yıl ve kadınlar için 66,9 yıl olduğu görüldü. Diğer bir ifade ile 15 yaşına ulaşan genç kadınların genç erkeklerden ortalama 5,2 yıl daha fazla yaşayacağı tahmin edildi. Evli olan genç kadınların oranı, evli olan genç erkeklerin oranının 3,5 katı oldu Genç nüfus yasal medeni duruma göre incelendiğinde, cinsiyetler arasında önemli farklılıklar olduğu görüldü. Genç erkek nüfusun 2025 yılında yüzde 96,8'inin hiç evlenmemiş, yüzde 3,1'inin evli, yüzde 0,1'inin boşanmış olduğu görülürken genç kadın nüfusun yüzde 88,9'unun hiç evlenmemiş, yüzde 10,7'sinin evli, yüzde 0,4'ünün ise boşanmış olduğu görüldü. En fazla göç hareketliliği 15-24 yaş grubundaki gençlerde eğitim nedeniyle oldu İç Göç İstatistiklerine göre Türkiye'de 2024 yılında en fazla göç hareketliliğinin yaşandığı 15-24 yaş grubunun göç etme nedenleri incelendiğinde; bu hareketliliğin en büyük nedeninin eğitim olduğu görüldü. Söz konusu nedenle gençlerin 448 bin 826'sının eğitim, 102 bin 660'ının işe başlamak veya iş bulmak ve 79 bin 831'inin ise hane / aile fertlerinden birine bağımlı göç nedeniyle göç ettiği görüldü. Yükseköğretimde net okullaşma oranı yüzde 46,3 oldu Türkiye'de yükseköğretim net okullaşma oranı, 2024/'25 öğretim yılında yüzde 46,3 oldu. Yükseköğretim net okullaşma oranı cinsiyete göre incelendiğinde, erkeklerde bu oran yüzde 39,9, kadınlarda ise yüzde 53,0 oldu. Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı yüzde 23,3 oldu Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre gençlerde işgücüne katılma oranı, 2024 yılında yüzde 47,2 iken 2025 yılında yüzde 47,6 oldu. Genç erkeklerde işgücüne katılma oranı 2024 yılında yüzde 59,5 iken 2025 yılında yüzde 60,1, genç kadınlarda ise bu oran 2024 yılında yüzde 34,0 iken 2025 yılında yüzde 34,3 oldu. Gençlerde işsizlik oranı, 2024 yılında yüzde 16,3 iken 2025 yılında yüzde 15,3 oldu. Genç erkeklerde işsizlik oranı 2024 yılında yüzde 13,1 iken 2025 yılında yüzde 11,7, genç kadınlarda ise bu oran 2024 yılında yüzde 22,3 iken 2025 yılında yüzde 22,1 oldu. Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı 2024 yılında yüzde 22,9 iken 2025 yılında yüzde 23,3 oldu. Genç erkeklerde ne eğitimde ne istihdamda olanların oranı 2024 yılında yüzde 16,2 iken 2025 yılında yüzde 16,3, genç kadınlarda ise bu oran 2024 yılında yüzde 30,1 iken 2025 yılında yüzde 30,9 oldu. İstihdamdaki gençlerin yüzde 57,9'u hizmet sektöründe yer aldı Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre genç nüfusun istihdam oranı, 2024 yılında yüzde 39,5 iken 2025 yılında yüzde 40,3'e yükseldi. Genç erkeklerde istihdam oranı 2024 yılında yüzde 51,7 iken 2025 yılında yüzde 53,0, genç kadınlarda ise bu oran 2024 yılında yüzde 26,4 iken 2025 yılında yüzde 26,7 oldu. Genç nüfusun istihdamı sektörlere göre incelendiğinde, istihdam edilen gençlerin 2025 yılında yüzde 11,6'sının tarım sektöründe, yüzde 30,5'inin sanayi sektöründe, yüzde 57,9'unun ise hizmet sektöründe yer aldığı görüldü. İstihdam edilen genç erkeklerin yüzde 11,0'ının tarım sektöründe, yüzde 36,6'sının sanayi sektöründe, yüzde 52,4'ünün hizmet sektöründe yer aldığı görülürken genç kadınların yüzde 12,9'unun tarım, yüzde 17,7'sinin sanayi, yüzde 69,5'inin ise hizmet sektöründe yer aldığı görüldü. Gençlerin yüzde 54,4'ü mutlu olduğunu belirtti Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarına göre 2025 yılında 18 ve daha yukarı yaştaki bireylerden kendini mutlu hissettiğini belirtenlerin oranı yüzde 53,3 iken kendini mutsuz hissettiğini belirtenlerin oranı ise yüzde 13,0 oldu. Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarına göre 2025 yılında 18-24 yaş grubundaki genç nüfus içinde kendini mutlu hissettiğini belirtenlerin oranı yüzde 54,4 iken kendini mutsuz hissettiğini belirtenlerin oranı ise yüzde 11,9 oldu. Kendini mutlu olarak hisseden 18-24 yaş grubundaki erkek nüfusun oranı yüzde 52,3 iken kendini mutsuz hissettiğini belirtenlerin oranı ise yüzde 13,3 oldu. Kendini mutlu hissettiğini belirten 18-24 yaş grubundaki genç kadın nüfusun oranı yüzde 56,7 iken kendini mutsuz hissettiğini belirtenlerin oranı ise yüzde 10,4 oldu. Gençlerin mutluluk kaynağı olarak sağlık, ilk sırada yer aldı Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarına göre 2025 yılında gençlerin mutluluk kaynağı olan değerler arasında yüzde 38,8 ile sağlık, ilk sırada yer aldı. Bunu, yüzde 22,8 ile başarı, yüzde 16,6 ile para izledi. Mutluluk kaynağı cinsiyete göre incelendiğinde, genç erkeklerde yüzde 33,7 ile ilk sırayı sağlık alırken bunu yüzde 24,2 ile para ve yüzde 21,9 ile başarı takip etti. Genç kadınlarda ise yüzde 44,2 ile ilk sırayı sağlık alırken bunu yüzde 23,8 ile başarı ve yüzde 20,1 ile sevgi takip etti. Genel sağlık durumundan memnun olduğunu belirten gençlerin oranı yüzde 87,2 oldu Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarına göre 18 ve daha yukarı yaştaki bireylerin genel sağlık durumlarından memnuniyet oranı 2025 yılında yüzde 68,6 oldu. Genç nüfusun genel sağlık durumundan memnuniyet oranının 2025 yılında yüzde 87,2 olduğu görüldü. Bu oran genç erkeklerde yüzde 88,2, genç kadınlarda ise yüzde 86,2 oldu. Gençlerin yüzde 75,5'i işinden memnun olduğunu belirtti Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarına göre 2025 yılında, gençlerin yüzde 75,5'i çalıştığı işinden memnun olduğunu, yüzde 52,0'ı elde ettiği kazançtan memnun olduğunu belirtti. Genç erkeklerde çalışılan işten duyulan memnuniyet oranı yüzde 77,5, elde edilen kazançtan memnuniyet oranı yüzde 54,0 olurken genç kadınlarda ise bu oranlar yüzde 70,8 ve yüzde 47,5 olarak gerçekleşti. Gençlerin yüzde 73,0'ı almış olduğu eğitimden memnun olduğunu belirtti Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarına göre 2025 yılında, gençlerin yüzde 73,0'ı şimdiye kadar almış olduğu eğitimden memnun olduğunu belirtti. Bu oran genç erkeklerde yüzde 72,3 iken genç kadınlarda yüzde 73,7 oldu. Genç kadınlar en fazla psikolojik şiddete maruz kaldı Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırması, 2024 yılı sonuçlarına göre son 12 ayda en fazla şiddete maruz kalanların, 15-24 yaş grubundaki genç kadınlar olduğu görüldü. Genç kadınlara yönelik şiddet türleri arasında yüzde 15,2 ile psikolojik şiddet ilk sırayı alırken, bunu yüzde 7,3 ile dijital şiddet, yüzde 5,8 ile ısrarlı takip, yüzde 4,6 ile ekonomik şiddet, yüzde 3,8 ile fiziksel şiddet ile yüzde 1,8 ile cinsel şiddet izledi. Gençlerin yapay zeka kullanma oranı yüzde 39,4 oldu Yapay Zeka İstatistiklerine göre 2025 yılında internet kullanan bireylerden üretken yapay zeka kullandığını beyan eden 16-24 yaş grubundaki gençlerin oranı yüzde 39,4 oldu. Üretken yapay zeka kullanan gençler cinsiyete göre incelendiğinde, bu oranın genç erkeklerde yüzde 38,3, genç kadınlarda ise yüzde 40,5 olduğu görüldü. Yapay zeka kullanan gençlerin yüzde 75,3'ü özel amaçlar için, yüzde 53,9'u örgün eğitim için, yüzde 19,7'si ise mesleki ve iş amaçlı kullandıkları görüldü. Yapay zeka kullanmadığını beyan eden gençlerin kullanmama nedenlerinin; yüzde 80,7 ile yapay zekaya ihtiyaç duyulmaması, yüzde 8,2 ile yapay zekanın nasıl kullanılacağının bilinmemesi, yüzde 8,1 ile yapay zekanın varlığından haberdar olunmaması ve yüzde 2,8 ile gizlilik, güvenlik veya emniyetle ilgili endişeler olduğu görüldü.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.