Hava Durumu

#Restorasyon

Yeni Marmara Gazetesi - Restorasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Restorasyon haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bursa'nın dünyaca ünlü tarihi alanlarına özel temizlik ekibi Haber

Bursa'nın dünyaca ünlü tarihi alanlarına özel temizlik ekibi

Tarihi ve kültürel değerleri, doğal zenginlikleri ve yüksek ziyaretçi potansiyeliyle Bursa’nın turizmden aldığı payı artırmayı hedefleyen Osmangazi Belediyesi, yerli ve yabancı misafirlere daha temiz ve düzenli bir ziyaret ortamı sunmak için özel bir ekip oluşturdu. Osmangazi Belediyesi AR-GE ve Temizlik İşleri Müdürlüğü iş birliğiyle hayata geçirilen proje kapsamında, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne 2014 yılında dahil edilen Osmangazi sınırları içindeki tarihi alanlarda düzenli temizlik çalışmaları gerçekleştiriliyor. Kentin tarihi kimliğinin korunmasına katkı sağlayan çalışmalar; Hanlar Bölgesi, Muradiye Külliyesi, Murad Hüdavendigar Camii ve Türbesi ile Tophane bölgesinde bulunan Osman Gazi ve Orhan Gazi türbelerini kapsıyor. Özel tasarlanan UNESCO yelekleriyle görev yapan ekipler, tarihi alanlarda her gün 16 saat boyunca büyük bir özenle temizlik hizmeti sunuyor. "Tarihi alanları temizlemek için özel ekip oluşturduk" Kültürel mirası sağlıklı bir şekilde gelecek nesillere aktarmak için çalıştıklarını belirten Osmangazi Belediyesi AB Projeleri ve UNESCO Koordinatörü Berkay Salman, sözlerinde şu ifadelere yer verdi: "Bursa, Osmanlı'nın kurulduğu payitaht şehridir. Kentimiz, 2014 yılında ‘Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu’ başlığı altında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edildi. Bursa, toplam 7 alanla bu listeye girerken, bunların 4’ü Osmangazi ilçemiz sınırları içerisinde yer alıyor. Bizler, Osmangazi Belediyesi olarak bu alanların günlük temizlik ve bakım çalışmalarını yürütüyoruz. Tarihi mirası korumayı yalnızca taş yapıların restorasyonu olarak değerlendirmiyoruz. Bu alanların temizliği ve günlük bakımı da en az restorasyon kadar önemli. Burada ciddi bir emek ve iş yükü söz konusu. Bu kapsamda belediyemizin AR-GE ve Temizlik İşleri Müdürlüğü ortaklığında ‘Kültürel Miras Temizlik Ekibi’ projesini hayata geçirdik. Projeyle temizlik personelimize kısa eğitimler vererek yaptıkları işin önemine dair farkındalık oluşturmayı amaçladık. Amacımız, kültürel mirasımızı sağlıklı bir şekilde gelecek nesillere aktarmaktır."

Bursa'nın kültürel mirası dünyaya tanıtılıyor Haber

Bursa'nın kültürel mirası dünyaya tanıtılıyor

Bursa’nın fetih coşkusunu düzenlediği birçok programla kentin dört bir yanına yayan Bursa Büyükşehir Belediyesi, sahip olunan tarihi ve kültürel zenginlikleri dünya çapında da tanıtıyor. BURSA STANDINA YOĞUN İLGİ Geçtiğimiz haftalarda Uluslararası Koruma, Restorasyon, Arkeoloji ve Müzecilik Teknolojileri Fuarı ve Konferansı’nın (Heritage İstanbul 2026) tanıtım toplantısına ev sahipliği yapan Büyükşehir Belediyesi, 1-4 Nisan tarihlerinde düzenlenen fuara tamamı dijital ve interaktif özelliklere sahip 75 metrekarelik stantla katılıyor. Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığı aracılığıyla gün boyu Bursa'nın kültürel mirası ulusal ve uluslararası katılımcılara tanıtılıyor. ‘Bursa Miras’ çatısı altında restorasyon, müzecilik ve turizm alanındaki çalışmalar da ziyaretçilere anlatılırken, kente ait önemli eserler, yayınlar ve müze objeleri sergileniyor. Özellikle Bursa’nın tarihine ışık tutan kitaplar ve müze koleksiyonlarından seçilen eserler, ziyaretçilerden yoğun ilgi görüyor. Şehrin köklü geçmişi ve kültürel birikimini etkili bir şekilde yerli ve yabancı konuklara anlatan Büyükşehir Belediyesi yetkilileri, Bursa’nın tarihi, kültürel ve turistik değerlerinin geniş kitleler tarafından bilinmesi için görüşmelerini sürdürüyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Nuri Aslan da Bursa standını ziyaret ederek yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. Ziyaret kapsamında, Bursa’nın fethinin 700. yılı etkinlikleri de paylaşıldı. İZNİK VE KÜLTÜREL MİRAS VURGUSU Program kapsamında; Bursa Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanı Güney Özkılınç ile İznik Gölü Bazilika Sualtı Kazısı Başkanı ve Bursa Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin’in katılımıyla ‘1700. Yılında 1. İznik Konsili ve İznik’te Tanıtım Çalışmaları’ başlıklı sunumlar gerçekleştirilecek.1-4 Nisan tarihlerinde Yenikapı Avrasya Fuar ve Gösteri Merkezi'nde organize edilen fuar, ilk günden yoğun ilgi gördü. ‘Geçmişe Gelecek Sağla’ sloganıyla hazırlanan fuar, Türkiye, Avrupa ve Orta Doğu’da yer alan ülkelere kültürel miraslarını tanıtmaları, ihracatını arttırmaları ve kültür turizmine destek vermeleri için zemin oluşturuyor.

Asırlar sonra ortaya çıktı... Muradiye'de gizli kalan detay Video Galeri

Asırlar sonra ortaya çıktı... Muradiye'de gizli kalan detay

Bursa'da Muradiye (2. Murad) Camii'nde yürütülen restorasyon çalışmaları sonrasında caminin içerisinde 600 yıllık olduğu değerlendirilen bir havuz gün yüzüne çıkarıldı. Benzer havuzların Ulucami, Yeşil Camisi ve 1.Murat camisinde de bulunduğu ve oradaki havuzların kullanımının devam ettiği ifade edildi. Restorasyon çalışması çerçevesinde camide bir de yeraltı kanal sistemi bulundu. Bu kanalın havalandırma mı yoksa drenaj sistemi olduğu araştırmalar sonrası netlik kazanacak. Bursa'nın fethinin 700. yıl dönümünün kutlandığı günlerde, 600 yıllık tarihi havuzun ortaya çıkarılması heyecanlandırdı. 600 yıl önce Fatih Sultan Mehmet Han'ın babası Sultan 2. Murat Han tarafından yaptırılan ve uzun yıllardır gün yüzünde olmayan havuzun ortaya çıkarılması, kentin tarihine ışık tutarken büyük bir sevinçle karşılandı. Muradiye (2. Murad) Camii İmam Hatibi Muhammet Lütfi Taşci, "Sultan 2. Murat Han tarafından yaptırdığı bir havuz bugün ortaya çıkmıştır. Osmanlı tarihimize, geçmiş tarihimize ve Bursa'mızın hafızasına yepyeni bir hizmet gerçekleşmiş, yepyeni bir sayfa açılmıştır. Bunun onurunu, gururunu, sevincini, heyecanını yaşıyoruz. Belki de bir anlamda Tevbe Suresi'nin 18. ayeti kerimesinin muhatabı olmanın da şerefini yaşıyoruz. Buyuruyor ya Rabb'imiz, 'Şüphesiz ki mescitleri ancak Allah'a iman edenler, namazlarını kılanlar, zekâtlarını verenler, Allah'tan layıkıyla korkanlar imar ederler' buyuruyorlar ya. İşte bugün camimizin bir bölümü, 600 sene evvel ortaya çıkan bir havuz ve camimizin etrafındaki drenaj ve kalem işçiliği ve çeşitli hizmetlerin yapıldığı bir dönemi yaşıyoruz. Bir hizmet zaman dilimini yaşıyoruz. Cenabı Allah'a sonsuz hamd ediyoruz" dedi.

Asırlar sonra ortaya çıktı... Muradiye'de gizli kalan detay Haber

Asırlar sonra ortaya çıktı... Muradiye'de gizli kalan detay

Restorasyon çalışması çerçevesinde camide bir de yeraltı kanal sistemi bulundu. Bu kanalın havalandırma mı yoksa drenaj sistemi olduğu araştırmalar sonrası netlik kazanacak.Bursa'nın fethinin 700. yıl dönümünün kutlandığı günlerde, 600 yıllık tarihi havuzun ortaya çıkarılması heyecanlandırdı. 600 yıl önce Fatih Sultan Mehmet Han'ın babası Sultan 2. Murat Han tarafından yaptırılan ve uzun yıllardır gün yüzünde olmayan havuzun ortaya çıkarılması, kentin tarihine ışık tutarken büyük bir sevinçle karşılandı. Muradiye (2. Murad) Camii İmam Hatibi Muhammet Lütfi Taşci, "Sultan 2. Murat Han tarafından yaptırdığı bir havuz bugün ortaya çıkmıştır. Osmanlı tarihimize, geçmiş tarihimize ve Bursa'mızın hafızasına yepyeni bir hizmet gerçekleşmiş, yepyeni bir sayfa açılmıştır. Bunun onurunu, gururunu, sevincini, heyecanını yaşıyoruz. Belki de bir anlamda Tevbe Suresi'nin 18. ayeti kerimesinin muhatabı olmanın da şerefini yaşıyoruz. Buyuruyor ya Rabb'imiz, 'Şüphesiz ki mescitleri ancak Allah'a iman edenler, namazlarını kılanlar, zekâtlarını verenler, Allah'tan layıkıyla korkanlar imar ederler' buyuruyorlar ya. İşte bugün camimizin bir bölümü, 600 sene evvel ortaya çıkan bir havuz ve camimizin etrafındaki drenaj ve kalem işçiliği ve çeşitli hizmetlerin yapıldığı bir dönemi yaşıyoruz. Bir hizmet zaman dilimini yaşıyoruz. Cenabı Allah'a sonsuz hamd ediyoruz" dedi. Taşci konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bu hizmetlerin oluşumunda elbette ki öncelikle Bursa Valisi Erol Ayyıldız'a, Bursa İl Müftüsü Yavuz Selim Karabayır'a, Osmangazi İlçe Müftüsü Mehmet Uzun'a, Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürü Erdal Çetindağ'a, Vakıflar Bursa Bölge Müdürü Haluk Yıldız'a, Bursa Müzeler Müdürü Ahmet Türkmenoğlu'na, akademisyenlerimize, üniversitelerden burada bilimsel çalışma yapanlarımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum." "RİVAYETLE BAŞLADIK, GERÇEK OLDU" Titizlikle yürütülen çalışmaları anlatan Restorasyon şirketi yetkilisi Selim Haşlak, ise "Ocak ayının 19'unda yer teslimi yapılarak işe başladık. O gün bugündür çalışmalarımız burada ve dışarıda devam ediyor. Burada ilk aşamada rivayetle birlikte bir süreç başladı. Diğer Camilerde olduğu gibi burada bir havuzun olma ihtimalinden bahsedilerek bize yer teslimi yapıldı. Biz de o gün çalışmaya başladık. Görüldü ki gerçekten öyle bir havuz varmış bulduk. Allah bize nasip etti. Altı yüz yıllık bir havuz. Bulduğumuz kalıntılara göre, havuz sekizgen yapıda olup çini bordürlerle çevrilmiştir. Şu an çalışmalarımız devam ediyor" dedi. "ÇALIŞMALAR TABHANE BÖLÜMLERİNDE SÜRÜYOR" Haşlak, "Şu an sağlı, sollu, tabhane dediğimiz bölümlerin yükseltisine göre devam etmekteyiz. Araştırmalarımız havuz ile tabhane kodu arasındaki bağlantı yönünde ilerlemektedir. Şu an zaten sağ tabhanemizdeki yükseltinin kalıntısı bulunmuştur. Oraya doğru çalışmamız devam etmektedir. Bursa Koruma kurulumuzun almış olduğu kararlar doğrultusunda ilerlemeye devam edeceğiz" diye konuştu. "ARAŞTIRMALAR KÜTÜPHANELERDEN BAŞLADI" Yer teslimiyle birlikte yaptıkları ilk çalışmanın kütüphanelerdeki bilgileri araştırmak olduğunu belirten Haşlak, "Bu rivayet ne kadar doğrudur, ne kadar gerçeğe yöneliktir anlayabilmemiz için, kütüphanelerde iki gün araştırma yaptık. Seyyahların, araştırmacıların ve sanat tarihçilerin vs. kaynaklarından elde ettiğimiz ipuçları doğrultusunda çalışmamızı başlattık. Mesela kubbenin üzerindeki havalandırma ve aydınlatma görevi yapan açıklık en büyük işaret oldu" "BENZER ÖRNEKLER BURSA'DA VAR" Bundan başka Bursa'da Yeşil Cami'de, Birinci Murat'ta örneklerinin olduğunu belirten Haşlak, "Bu iki ters T planlı camide de bunların mevcut olduğu örnekleriyle teşkil etmektedir. Normal şartlarda bu imaret yapıldığı zaman, bizim yaptığımız araştırmalara göre, sanat tarihi hocalarımızın yorumlarına göre, ilk yapıldığı zaman bir cami statüsünde değil, bir sosyal alan niteliğinde yapılmıştır. Bu imaret tabhaneler, havuz, mescit ve dinlenme odalarından oluşmaktadır. Havuz, tabhanelerde sohbet eden dervişlerin seslerinin karışmaması, seslerin ibadet edenleri ve odalarda dinlenenleri rahatsız etmemesi için ses yalıtım görevi yapmıştır. Ayrıca akustik ve dinlendirme özelliği taşımaktadır" dedi. "YER ALTINDA KANAL SİSTEMİ DE BULUNDU" Haşlak yaptığı açıklamada şu cümlelere de yer verdi;"Yapılacak olan imalatlarımız arasında caminin çevresinin drenaj imalatları da bulunmaktadır. Bu drenaj imalatlarının kazı çalışması sırasında caminin temelinde, doğudan batıya ve kuzeyden güneye uzanan kanallar olduğunu gördük. Şu an koruma kurulumuz ve diğer üye hocalarımız, bunun ne yönde olduğu konusunda çalışmalarına devam etmektedir. Yani bir havalandırma kanalı mı? Yoksa zemin suyu tahliye kanalı mı? Yada ısıtma sistemini sağlayan su kanalı mı? veya temele uygulanmış olan bir hatıl sisteminden dolayı yapılan bir kanal mı? Bununla ilgili araştırmalar netleşince kesinlik kazanacaktır."Muradiye Camisi'nin restorasyon sebebiyle ibadetlere kapalı olduğu ve çalışmaların kısa sürede tamamlanıp yeniden havuzlu olarak ibadete açılacağı kaydedildi.

Kırsalda antik bir inanç merkezi: Apollon'un saklı tapınağı Haber

Kırsalda antik bir inanç merkezi: Apollon'un saklı tapınağı

Manisa'nın Yunusemre ilçesinde bulunan Aigai Antik Kenti, antik dönemlerde yalnızca siyasi ve ekonomik değil, inanç dünyası açısından da büyük bir önem taşıyor. Kentten yaklaşık 2,5 kilometre uzaklıkta, doğal su kaynakları bulunan Kocaçay Vadisi içerisinde yer alan Apollon Khresterios Kehanet Merkezi, Tanrı Apollon'un "kahin" sıfatıyla insanlara kehanet sunduğu sayılı merkezlerden biri olma özelliğini barındırıyor. Helenistik dönemde, milattan önce yaklaşık 280 yıllarında inşa edildiği bilinen tapınak, yalnızca Aigai'nin değil, antik çağda Aiolis olarak adlandırılan bölgenin de en önemli kehanet merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Anadolu'daki Didyma ve Klaros gibi ünlü kehanet alanlarıyla aynı inanç geleneği içinde değerlendirilen bu kutsal alanın, özellikle su kaynaklarıyla ilişkili yapısı, Apollon kehanet merkezlerinin yer seçiminde izlenen dini ve ritüel anlayışı da gözler önüne seriyor. Tapınağın yeniden ayağa kalkması mümkün Tapınağa ulaşım ise oldukça zorlu bir parkurdan geçiyor. Aigai Antik Kenti içerisinde yer alan ancak henüz gün yüzüne çıkarılmamış antik yol üzerinden ulaşılan tapınak Roma döneminde de önemli bir kehanet merkezi olarak rol oynuyor. Dönemin Roma yönetimi tarafından kapsamlı bir yenilemeden geçirildiği, bugün alanda görülen sütunlar ve mimari blokların büyük bölümünün bu döneme ait olduğu belirlenirken, tapınağa ulaşan modern bir yolun bulunmaması ve alanın kırsal bir coğrafyada yer alması, tapınağın büyük ölçüde özgün taşlarıyla günümüze ulaşmasını sağlamış. Büyük ölçüde korunmuş olan tapınağa ulaşan modern bir yolun bulunmaması aynı zamanda yapının yeniden ayağa kaldırılabilmesine yönelik önemli bir potansiyel sunuyor. "Kutsal alanın tanrı Apollon'a adandığını biliyoruz" Tapınak hakkında bilgi veren Pergamon Koordinatör Kazı Başkanı ve Aigai Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Yusuf Sezgin, "Şu anda bulunduğumuz yer Aigai Antik Kent'in yaklaşık 2,5 kilometre uzağında bir nokta. Bilindiği üzere Aigai Antik Kenti yüksek bir tepe üstünde kurulmuş. Burası Aigai'ın yanından geçen Kocaçay vadisinin içinde dere kıyısında kurulmuş bir tapınak. Burası aslında bir kutsal alan ve bir kehanet merkezi olarak geçiyor. Kutsal alanın tanrı Apollon'a adandığını biliyoruz" dedi. "Bölgedeki en önemli kehanet merkezlerinden birisiydi" Bölgedeki en önemli kutsal alanlardan biri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sezgin, "Kısa bir bilgi vermek gerekirse; Antik dönemde kehanet ve kahinlik çok önemli. İnsanların gündelik hayatında kehanetin çok önemli bir yeri var. Şu an bulunduğumuz yerde bu kehanetlerin gerçekleştirildiği bir kahinlik merkezi. Anadolu'da birkaç tane önemli kehanet merkezi var bilinen. Didyma en önemlisi. İkincisi Klaros'taki Apollon kehanet merkezi. Bizim bulunduğumuz bölgede, yani antik dönemde adına Aiolis denen bu bölgede herhâlde en önemli kehanet merkezlerinden bir tanesi buradaki Apollon'un kehanet merkeziydi" ifadelerini kullandı. Tanrı Apollon'un kahin sıfatıyla insanlara hizmet verdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Yusuf Sezgin, "Buranın adı orijinalinde Apollon Khresterios kehanet merkezi. Khresterios eski Yunancada kelime anlamı olarak kahinlik, kehanet, kehanet saçan gibi anlamlar geliyor. Yani tanrı Apollon'un sıfatlarından birisi bu. Yani bizim içinde bulunduğumuz tapınaktaki Tanrı Apollon aslında burada kahin sıfatıyla insanlara hizmet vermiş diyebiliriz" diye konuştu. Roma valisi tapınağı restore ettirmiş Tapınağın Roma Valisi tarafından büyük bir yatırımla yeniden inşa ettirildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Sezgin, "Tapınak Aigai Antik Kenti açısından oldukça önemli bir yere sahip. Hemen bulunduğumuz bu noktadaki tapınak milattan önce yaklaşık 280 yıllarında inşa ediliyor. Yani Helenistik dönemde inşa edildiğini biliyoruz. Fakat sonrasında, milattan önce 1. yüzyılda tapınak yenilenmiş. Bölgede önemli bir konumda bulunan Roma valisi Publius Servilius Isauricus büyük bir yatırım yaparak tapınağı yeniden inşa ettirmiş. Şu an etrafımda gördüğünüz enkazdaki bütün sütunlar ve mimari bloklar o dönemdeki tapınağa ait" dedi. Modern yolun bulunmaması tapınağı günümüze ulaştırdı Aigai Antik Kenti'nden yaklaşık 2,5 kilometre uzaklıkta bulunan ve herhangi bir yolun bulunmadığı antik yapı tüm parçalarıyla günümüze kadar ulaştı. Tapınağın orijinal bloklarıyla yeniden restore edilebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Sezgin, "Buraya ulaşan modern bir yol yok. Buraya yürüyerek gelmek zorundasınız. Oldukça kırsal bir alan günümüzde ve ulaşımı çok zor. O bakımdan bu bir avantaja dönüştürülebilir. Yani tapınağın enkazının büyük bir kısmı hala burada duruyor. İleride yapılacak bir çalışmayla bu tapınağın ayağa kaldırılması mümkün. Belki yüzde 70, yüzde 80'e kadar tapınağın orijinal bloklarıyla restorasyonu yapmak mümkün olabilecek diye düşünüyorum" diye konuştu. Antik kentte yaşamış önemli kahinlerin izlerine rastlandı Öte yandan Prof. Dr. Sezgin, antik dönemde yaşamış önemli kahinlerin isimlerine de ulaştıklarını ve bu isimlere atfedilen bir takım sıfatların da bulunduğunu belirterek "Apollon kehanetleriyle ilişkili olabileceğini düşündüğümüz çok önemli bir figür var. Aigai'da yaşamış ünlü bir kahin. Bu kahinin adını da biliyoruz; Adı Pollees. Milattan sonra 10. yüzyıla ait sözlük tarzı bir kitapta bu kahinin adı geçiyor. "Aigai'li Kahin Pollees". Helenistik dönemde yaşadığını tahmin ettiğimiz Polles çok ünlü olmuş ve çok önemli kehanetler göstermiş. Mesela kuşlarla ilişkili kehanetler üstüne bir kitabı var. İç organlarla ilgili yapılan bir takım kehanetler ile ilişkili kitabı var. Ve bu Polle's o kadar ünlü olmuş ki döneminde "Polle's gibi olmak" diye bir deyim oluşmuş. Bu durum antik dönemde Polles'in çok önemli bir kahin olduğunu gösteriyor. Pollés'e atfedilerek "Pollés gibi olmak" yani bir şeyi önceden tahmin eden insanlara "Pollés gibi" sıfatı yakıştırılmış. Tabii bu noktada düşününce bu kahin Pollés kehanetlerinin nereyle ilişkisi olabilir sorusu akla geliyor? Büyük ihtimalle buradaki Apollon Tapınağı'yla ilişkili olabilir diye düşünüyorum" diye konuştu. Aigai'den tapınağa ulaşılan antik yol var Aigai Antik Kentinden tapınağa ulaşan antik yol bulunduğu ve bu yolun gün yüzüne çıkarılmasının mümkün olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yusuf Sezgin, "Kutsal alan kente 2,5 km uzakta olmasına rağmen Aigai Antik Kentinin bir tapınağı olduğu açık. Kente bu kadar uzak olmasının nedeni buradaki su kaynakları ve dere kıyısına yakın konumu nedeniyle tercih edilmiş olması. Elbette ki insanlar buraya belli dönemlerde festivaller ve törenler için geliyorlardı. Ve bunun için yapılmış muhteşem taş döşeli bir yol var. Yani Aigai Antik Kent'ini ziyarete geldiğinizde neredeyse yüzde 50, yüzde 60 açıkta olan antik dönem yolundan yürüyerek tapınağa ulaşabiliyorsunuz. Tabii ki antik dönemde insanlar da o yolu kullanarak buraya geliyorlardı ve Tanrı Apollon'a özel günlerde, bayramlarda boğa kurbanı gerçekleştiriyorlardı" dedi. Tapınak 2005 yılında saldırıya uğrayarak tahrip edildi Öte yandan tapınağın günümüze kadar ulaşan önemli bir parçası ise 2005 yılında bölgeye gelen defineciler tarafından tahrip edildi. Tapınak kapısının iki sütununun üzerinde bulunan lento defineciler tarafından kırıldığı bilgisini veren Prof. Dr. Sezgin "Tapınağın bulunduğu alanda aslına bakarsanız çok fazla kaçak kazı gerçekleşmiyor. Belki ufak tefek birtakım girişimler oluyor günümüzde. Fakat 2005 yılının kış ayında maalesef çok büyük bir felaket gerçekleşti. Arkamda gördüğünüz o iki tane dikili taş aslında bir kapının iki yanında duran söve taşları. Bunların üstünde bir de lento oluyor biliyorsunuz. Şu an lento eksik. Fakat 2005 yılından önce o lento yerindeydi. 2005 yılında bir karlı havada gelip burada kamyon krikosuyla o lento düşürülüyor yere ve parçalanıyor. Bir taşın içinde define ya da kıymetli bir şeyin olması mümkün değil tabii. Hangi gerekçeyle yapıldıklarını açıklamak belki mümkün değil ama maalesef çok kötü bir görüntü oluştu. Yani 2005 yılından önce gelseydiniz bu tapınağa giriş yapılan kapıyı sağlam olarak ayakta görecektiniz" diye konuştu. Yer altı sularıyla beraber çıkan gazlar kahinlerin bir takım görüntüler görmesini sağlıyor Bu tür tapınakların su kaynaklarına yakın bölgelerde kurulduğuna işaret eden Prof. Dr. Yusuf Sezgin, "Bu tapınağın olduğu alan kırsal bir arazi olmakla birlikte hemen yakınımızdan bir dere akıyor. Kocaçay deresi antik dönemde Titnaios ya da Pytikos isimleriyle anılmış. Bölgenin en önemli su varlıklarından biri olan Kocaçay'ın bu bölümünde, dere kenarlarında doğal su kaynakları bulunmakta. Apollo'nun kehanet merkezleri için özellikle suya yakın yerlerin tercih edildiğini biliyoruz. Çünkü yer altından çıkan bu kaynak suyuyla beraber gazlar da çıkıyor ve Apollo'nun rahibeleri kehanetleri aktarıyorlar. Yani bu gazın etkisiyle tanrıyla iletişim kurdukları ve bu iletişim sonucunda da kehanetler ve haberler getirdiklerine inanılıyor" ifadelerini kullandı. Tapınağın taşları kullanılarak değirmen inşa edilmiş Öte yandan tapınağın işlevsiz hale gelmesi sonrasında tapınağın hemen 20 metre yakınında tapınaktaki taşlar kullanılarak değirmen inşa edilmiş. Tapınak taşları ve sütunlarının değirmende kullanılmış olması ise, bölgedeki çok katmanlı kültürel mirası gözler önüne seren bir başka unsur olarak dikkat çekiyor. İnşa edilen değirmen kalıntılarının da tarihi bir öneme sahip olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sezgin, "Günümüzden yaklaşık 150 yıl önce, tapınak işlevsiz hale gelmiş ve yıkılmış. Tapınağın enkazındaki özellikle duvar taşları alınarak hemen 20 metre yakınımızda bir değirmen inşa edilmiş. Aslında o da bir kültürel miras. Bence onun da olduğu gibi korunması gerekir" diye konuştu. Keşif rotası için güçlü bir potansiyel Bugün Apollon Khresterios Kehanet Merkezi, yalnızca arkeolojik bir kalıntı olarak değil; özgün mimari dokusu, antik yol bağlantısı ve inanç tarihindeki yeriyle, Aigai Antik Kenti'ni ziyaret edenler için yeni bir keşif rotası ve kültür turizmi açısından güçlü bir potansiyel alan olarak değerlendiriliyor. Bugün büyük bölümü özgün mimari bloklarıyla ayakta kalan Apollon Khresterios Kehanet Merkezi, bilimsel kazı, belgeleme ve restorasyon çalışmalarıyla yeniden ayağa kaldırılabilecek nitelikte önemli bir arkeolojik miras olarak öne çıkıyor. Modern yapılaşmadan uzak kalması sayesinde büyük ölçüde korunmuş olan tapınağın, kontrollü bir restorasyon süreciyle hem mimari bütünlüğünün yeniden ortaya çıkarılması hem de Aigai Antik Kenti ile birlikte bütüncül bir ziyaret rotasına dönüştürülmesi mümkün görülüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.