Hava Durumu

#Restorasyon

Yeni Marmara Gazetesi - Restorasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Restorasyon haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Büyükşehir'den Tophane'de tarihi miras için yeni adım Haber

Büyükşehir'den Tophane'de tarihi miras için yeni adım

Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, Tophane'deki Haşim İşcan Parkı'nda bulunan Bizans galerilerini inceledi. Başkan Vekili Biba'ya AK Parti Osmangazi İlçe Başkanı Adnan Kurtuluş ve belediye bürokratları eşlik etti. Restorasyon projesi hazırlanıyor Bursa'nın 8 bin 500 yıllık geçmişiyle çok katmanlı ve kadim bir şehir olduğunu belirten Başkan Vekili Şahin Biba, "‘Eski Saray' olarak anılan bölgede, alt kotta 10 ayrı mekândan oluşan galeriler bulunuyor. Üst bölümde ise Bizans döneminden, Osmanlı döneminden ve Hamidiye Gureba Hastanesi'nden günümüze ulaşan izler var. Biz şimdi yeni bir sürece adım atıyoruz. Temmuz ayından itibaren Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Bursa Müze Müdürlüğümüz koordinasyonunda arkeolojik kazı çalışmaları yeniden başlatıldı. Bu çalışmalar bir taraftan devam ederken diğer taraftan da bizler alanın çevre düzenleme ve restorasyon projesini hazırlıyoruz" ifadelerinde bulundu. Arkeolojik çalışmalar yeniden başladı Geçmiş yıllarda gerçekleştirilen kazı çalışmalarında Osmanlı, Bizans ve Geç Roma dönemlerinin yanı sıra Demir Çağ ve Arkaik döneme ait kalıntı ve buluntuların tespit edildiğini aktaran Biba, bölgedeki arkeolojik çalışmaların yeniden başladığını ifade etti. Bölgeyi Bursa'nın yaşayan tarihinin bir parçası haline getirecek bütüncül bir proje yürütmek istediklerini belirten Başkan Vekili Biba, "Buradaki temel yaklaşımımız, tarihi mirasımızı korumak ve doğru bir restorasyon çalışması gerçekleştirmek. Galerilerde dijital sergi alanları oluşturabilir miyiz? Bunun üzerine görüşüyoruz. Burası aynı zamanda Çarşıbaşı'ndan Hisar'a uzanan tarih aksının önemli duraklarından biri olacak" dedi. Tarihle buluşma durağı olacak Proje kapsamında hedeflerini açıklayan Başkan Vekili Şahin Biba; "Hedefimiz Tophane'yi, Hisar'ı ve çevresindeki tarihî değerleri birbirinden bağımsız noktalar olarak değil, Bursa'nın hikâyesini birlikte anlatan bütüncül bir miras alanı olarak ele almak. Bu eşsiz mirası koruyarak gün yüzüne çıkarmak ve gelecek nesillere aktarmak bizim için çok önemli bir sorumluluk. İnşallah çalışmalarımız tamamlandığında burası, hemşehrilerimizin ve Bursa'ya gelen misafirlerimizin tarihle buluştuğu önemli duraklardan biri olacak" açıklamalarında bulundu.

Geleceğin Yıldırım'ı emin ellerde Haber

Geleceğin Yıldırım'ı emin ellerde

Kentsel dönüşümden gençlik ve spor yatırımlarına, kültür-sanattan tarihi mirasın korunmasına, yeni yaşam alanlarından modern pazar yerlerine kadar birçok alanda sürdürülen çalışmalar, ilçenin yaşam kalitesini yükseltiyor. Yıldırım'ın ihtiyaçlarına yönelik projeleri birbiri ardına hayata geçiren Yıldırım Belediyesi, bir yandan ilçenin sorunlarına kalıcı çözümler üretirken diğer yandan Yıldırım'ın sosyal, kültürel ve ekonomik hayatına değer katacak yeni yaşam alanları oluşturuyor. Deliçay'da risk bitti Şirinevler ve Demetevler mahalleleri arasında bulunan Deliçay Dere yatağı, kapsamlı ıslah ve çevre düzenleme çalışmalarının ardından güvenli ve modern bir yaşam alanına dönüştürüldü. Deliçay'ın bin 100 metrelik bölümünde gerçekleştirilen ıslah çalışmasının yanı sıra 17 bin metrekarelik alanda park ve peyzaj düzenlemesi yapıldı. İki yeni köprü ile bölgedeki yaya ulaşımı da kolaylaştırıldı. Çocuk oyun alanları, yürüyüş ve bisiklet yolları, spor alanları ve dinlenme noktalarının yer aldığı Deliçay Parkı ile bölge yeni bir buluşma noktasına kavuşurken, dere ıslahı, köprüler ve park çalışmaları için gerçekleştirilen toplam yatırım 200 milyon lirayı buldu. Gençler için yeni yaşam alanları Yıldırım Belediyesi, gençlerin eğitim, spor ve sosyal yaşamına yönelik yatırımlarını da sürdürüyor. Piremir'de eski kapalı pazar alanı, dört katlı modern bir Gençlik ve Spor Merkezi'ne dönüştürülüyor. İnşaat çalışmalarında yüzde 90 seviyesine gelinen merkez, yalnızca Piremir'e değil çevre mahallelere de hizmet verecek. Yavuzselim Mahallesi'nde yapımı devam eden Kapalı Pazar Alanı ve Gençlik Merkezi de bölgenin önemli ihtiyaçlarından birine cevap verecek. 7 bin 200 metrekare inşaat alanına sahip merkezde 234 tezgâhlı modern pazar alanının yanı sıra kütüphane, toplantı salonu, bilgisayar sınıfı, çocuk çalışma odası ve kafeterya bulunacak. Güvenli geleceğin temeli atılıyor Yıldırım'ın geleceğini şekillendiren yatırımların önemli bir ayağını ise kentsel dönüşüm çalışmaları oluşturuyor. Davutkadı ve Yediselviler'de iki etap halinde sürdürülen projede ilk etap tamamlanma aşamasına gelirken ikinci etapta inşaat çalışmaları başladı. Toplam 22 bin metrekarelik proje alanının 11 bin metrekaresi yeşil alan, yürüyüş yolları ve ortak kullanım alanlarından oluşuyor. Ulus Mahallesi'nde, enerji ve su ihtiyacını kendi bünyesinde karşılayacak olan Ulus Kentsel Dönüşüm Projesi'nde de çalışmalar yüzde 80 oranında tamamlandı. 12 bin 584 metrekarelik alanda gerçekleştirilen dönüşüm projesindeki 312 bağımsız bölüm yakın zamanda hak sahiplerine teslim edilecek. Sinandede Mahallesi'nde ise özel sektör eliyle gerçekleştirilecek dönüşüm kapsamında 13 bina ve 27 bağımsız bölümün yıkımı tamamlandı. Proje bittiğinde bölgeye depreme dayanıklı, modern ve bölge mimarisine uygun 42 daire ve dükkân kazandırılacak. Tarihi miras geleceğe taşınıyor Yıldırım Belediyesi, ilçenin tarihi mirasını koruyarak geleceğe aktarmaya yönelik çalışmalarını da sürdürüyor. Kurtoğlu Mahallesi'nde bulunan ve Uludağ'a adını veren Osman Şevki Uludağ tarafından 1930'lu yıllarda konut ve muayenehane olarak kullanılan tescilli yapı, restorasyonun ardından kütüphane, çalışma alanları ve kafeteryasıyla önemli bir merkeze dönüşecek. Mollaarap'ta sürdürülen Fevziye Parkı Çevre Düzenlemesi, Osman Fevzi Efendi Yazlık Köşkü Rekonstrüksiyonu ve Fetih Korusu projeleriyle de bölgenin tarihi kimliği korunurken, yeni yaşam ve kültür alanları oluşturuluyor. Projelerde yüzde 90 seviyesine gelinirken, çalışmaların tamamlanmasıyla Mollaarap'ın önemli bir kültür ve yaşam aksına dönüşmesi hedefleniyor. Kurtoğlu Mahallesi'nde yer alan tescilli kilise yapısındaki restorasyon çalışmaları da aralıksız devam ediyor. Yüzde 80 oranında tamamlanan yapı çalışmaların bitmesinin ardından Setbaşı Sanat Merkezi olarak Bursa'ya hizmet verecek. Yıldırım'ın kültür hayatına kazandırılan Alev Alatlı Şehir Düşünce ve Sanat Merkezi ise kısa sürede önemli bir buluşma noktası haline geldi. Eylül 2024'te hizmete açılan merkezde bugüne kadar 80 etkinlik ve akademik eğitim programı düzenlenirken, yaklaşık 5 bin kişi bu programlardan yararlandı. Merkezin kütüphanesinden ise 14 bin kişi faydalandı. Vizyon projede ilk harç döküldü Yıldırım'ın sosyal ve kültürel hayatına önemli katkı sağlayacak Duaçınarı Kültür ve Yaşam Merkezi'nin de temeli atıldı. 36 bin metrekarelik kullanım alanına sahip olacak merkez; 800 kişilik konferans ve tiyatro salonu, iki ayrı salon, eğitim alanları, sanat galerileri, nikah salonları, ofisler, ticari alanlar, yeme-içme alanları ve 330 araçlık otoparkıyla çok yönlü bir yaşam merkezi olarak tasarlanıyor. İleri teknoloji sistemleriyle donatılan ve kendi enerjisini üretecek şekilde yeşil bina olarak projelendirilen merkezin, arsa ve inşaat maliyetiyle birlikte toplam yatırım değeri 2 milyar lirayı buluyor. Projenin yapımında belediye bütçesinden kaynak kullanılmaması ise yatırımın dikkat çeken unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. "Birlikte inşa ediyoruz" Yıldırım'ın dört bir yanında devam eden yatırımların ortak hedefinin daha güvenli, daha modern, daha yaşanabilir ve sosyal imkanları güçlü bir ilçe oluşturmak olduğunu belirten Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, "Yıldırım'ın sadece bugününe değil, geleceğine de hizmet ediyoruz. Bir taraftan riskli yapıların dönüştürülmesiyle hemşehrilerimize güvenli yaşam alanları kazandırırken, diğer taraftan parklarımızı, spor tesislerimizi, kültür merkezlerimizi, kütüphanelerimizi ve sosyal yaşam alanlarımızı artırıyoruz. Tarihi mirasımızı koruyor, gençlerimizin kendilerini geliştirebilecekleri yeni alanlar oluşturuyoruz. Deliçay'da riskli bir bölgeyi güvenli ve modern bir yaşam alanına dönüştürdük. Duaçınarı'nda Yıldırım'ın vizyon projelerinden birinin temelini attık; kentsel dönüşümden gençlik yatırımlarına kadar birçok alanda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bizim hedefimiz, Yıldırım'ı geleceğe güçlü bir şekilde hazırlamak. Biz eserlerimizi hemşehrilerimizin ihtiyaçları doğrultusunda şekillendiriyor, ilçemizin her mahallesine değer katmak için çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.

Bursa'da restorasyon alanında korkutan iş kazası: İşçi kolunu iş makinesine kaptırdı Haber

Bursa'da restorasyon alanında korkutan iş kazası: İşçi kolunu iş makinesine kaptırdı

Bursa'nın Mudanya ilçesinde 192 yıl önce Rum Ortodoks Kilisesi olarak inşa edilen, 1993 yılında Mudanya Belediyesi tarafından onarılıp Uğur Mumcu Kültür Merkezi haline getirilen tarihi yapının şimdiki restorasyonu sırasında iş kazası meydana geldi. Çalışma sırasında kolunu iş makinesine kaptıran H.Ç. yaralanırken, olayla ilgili polis ve olay yeri inceleme ekipleri çalışma başlattı. Olay, saat 11.00 sıralarında Mütareke Mahallesi Mustafa Kemal Paşa Caddesi üzerinde bulunan Uğur Mumcu Kültür Merkezi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, tarihi binadaki restorasyon çalışmaları sırasında işçi H.Ç., çalıştığı esnada kolunu iş makinesine kaptırdı. H.Ç.'nin yaralandığını gören çalışma arkadaşları, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan H.Ç., ambulansla Bursa Şehir Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı. İş kazasının ardından olay yerine polis ekipleri ile olay yeri inceleme ekipleri sevk edildi. Ekipler, restorasyon çalışmalarının sürdüğü alanda inceleme yaparak kazanın meydana geldiği noktada gerekli tespitlerde bulundu. 1834 yılında inşa edilen ve yaklaşık 192 yıllık geçmişe sahip Uğur Mumcu Kültür Merkezi'nde restorasyon çalışmalarının Mudanya Belediyesi tarafından yürütüldüğü öğrenildi. Polis ekipleri, kazanın meydana geliş şeklinin belirlenmesi amacıyla inceleme başlatırken, olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Yıldırım’da tarihi yapı kütüphane oluyor Haber

Yıldırım’da tarihi yapı kütüphane oluyor

Eğitim, kültür, sanat ve spor projeleriyle kentin çehresini değiştiren Yıldırım Belediyesi, ilçeye önemli bir yatırım daha kazandırıyor. Mümine Şeremet Uyumayan Kütüphanesi, Mimar Sinan Kütüphanesi, Yıldırım Gençlik Merkezi Kütüphanesi, Alev Alatlı Şehir Düşünce ve Sanat Merkezi Kütüphanesi ile gençlerin eğitim ve sosyal yaşamına katkı sağlayan Yıldırım Belediyesi şimdi de Osman Şevki Uludağ Kütüphanesi’ni ilçeye kazandırıyor. Kurtoğlu Mahallesi’nde yer alan, Uludağ’a adını veren Osman Şevki Uludağ tarafından 1930’lu yıllarda konut ve muayenehane olarak kullanılan tescilli yapı Yıldırım Belediyesi tarafından Bursa’ya hizmet verecek bir merkeze dönüştürülüyor. Restorasyon çalışmalarının başladığı tarihi yapı; tamamlandığında kütüphane, çalışma alanları ve kafeteryasıyla önemli bir merkeze dönüşecek. Nitelikli bir merkez olacak Osman Şevki Uludağ Kütüphanesi olarak ilçeye hizmet verecek tarihi yapıda inceleme yapan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz; "Yıldırım’ı geleceğe taşırken, geçmişimizin izlerini de koruyarak yarınlara aktarıyoruz. Osman Şevki Uludağ’ın bir dönem konut ve muayenehane olarak kullandığı bu tescilli yapıyı restore ederek Bursa’mıza kazandıracağız. Biz, kütüphaneleri yalnızca kitapların bulunduğu mekanlar olarak görmüyoruz. Kütüphaneler; gençlerimizin hayaller kurduğu, kendilerini geliştirdiği, ürettiği ve geleceğe hazırlandığı yaşam alanlarıdır. Bu anlayışla Osman Şevki Uludağ Kütüphanesi’ni de ilçemize kazandırıyoruz. Tarihi dokusunu koruyarak yeniden Bursa’ya kazandıracağımız bu kıymetli yapı; kütüphanesi, çalışma alanları ve kafeteryasıyla gençlerimizin ve hemşehrilerimizin keyifle vakit geçireceği, okuyacağı, araştıracağı ve üreteceği nitelikli bir merkez olacak" ifadelerini kullandı.

Kestel Belediyesi’nden asırlık mirasa şifa Haber

Kestel Belediyesi’nden asırlık mirasa şifa

Kestel’in tarihi hafızasında önemli bir yere sahip olan Vani Mehmet Efendi Şifa Hamamı’nda yürütülen restorasyon çalışmaları titizlikle devam ediyor. 8 milyon 160 bin TL’lik yatırımla gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında, zaman içerisinde yıpranan bölümler aslına uygun şekilde yenilenirken yapının tarihi kimliğinin korunmasına özen gösteriliyor. Aslına Uygun Şekilde Yenileniyor Restorasyon kapsamında hamamın giriş, sıcaklık ve soğukluk bölümlerinde bulunan sıva ve mermer kaplamalar sökülerek aslına uygun şekilde yeniden yapıldı. Yapının ısıtma tesisatı revize edilirken, yıllar içerisinde yıpranan kurşun kaplama kubbe çatıları da yenilendi. Öte yandan Kestel Belediyesi’nin çalışmaları kapsamında tarihi yapının yeniden kullanılabilir hale getirilmesi amacıyla elektrik ve mekanik tesisat çalışmaları da eş zamanlı olarak sürdürülüyor. Başkan Erol, "Vani Mehmet Efendi Şifa Hamamımız, ilçemizin tarihi hafızasını bugüne taşıyan önemli değerlerimizden biri" Kestel Belediye Başkanı Ferhat Erol, ilçenin geçmişinden bugüne ulaşan değerleri korumanın önemli bir sorumluluk olduğunu belirterek, "Kestel’imizin geleceğini yeni yatırımlarla inşa ederken, geçmişimizin bize bıraktığı kıymetli eserlere de sahip çıkıyoruz. Vani Mehmet Efendi Şifa Hamamımız, ilçemizin tarihi hafızasını bugüne taşıyan önemli değerlerimizden biri. Bu nedenle burada yalnızca bir yenileme değil, yapının özgün kimliğini koruyan titiz bir restorasyon çalışması gerçekleştiriyoruz." dedi. Çalışmalarda sona yaklaşıldığını ifade eden Başkan Erol, "Girişinden sıcaklık ve soğukluk bölümlerine, kubbe çatısından ısıtma sistemine kadar yapının birçok noktasını aslına uygun şekilde yeniledik. Elektrik ve mekanik tesisat çalışmalarımız da tamamlanmak üzere. Vani Mehmet Efendi Şifa Hamamımızı tarihi kimliğini koruyarak yeniden Kestel’imize kazandıracak, geçmişten aldığımız bu kıymetli emaneti gelecek nesillere taşıyacağız." ifadelerini kullandı.

Tarihi camide sıvalar aktı 550 yıllık tarih ortaya çıktı Haber

Tarihi camide sıvalar aktı 550 yıllık tarih ortaya çıktı

Erken Osmanlı dönemine ait olduğu değerlendirilen işlemelerin, caminin ilk yapıldığı 1479 yılına kadar uzanabileceği belirtilirken, 1961 yılında yapılan uygulamanın altında kalan orijinal bezemelerin yeniden ortaya çıkması hayrete düşürdü. Tarihi camideki işlemelerin 60 yıl önce sıva ve boya ile kapatılması ise skandal olarak değerlendirildi. Bursa'nın tarihi camilerinden Tuz Pazarı Camii'nde zaman içerisinde duvarlarda meydana gelen dökülmeler, yapının geçmişine ışık tutabilecek önemli detayları ortaya çıkardı. Duvar yüzeyindeki sonraki dönem uygulamalarının dökülmesiyle, altında bulunan bezeme ve nakışlar görünür hale geldi. Ortaya çıkan işlemelerin tarihinin kesin olarak belirlenmesi için Vakıflar Bölge Müdürlüğü ve Anıtlar Kurulu tarafından çalışmalar yürütülürken, tarihi bezemelerin caminin ilk yapıldığı döneme ait olabileceği değerlendiriliyor. "10 yılı aşkın süredir çalışma yürütülüyor" Tuz Pazarı Camii Derneği Başkanı Ümit Altındiş, yapıyla ilgili yaklaşık 10 yılı aşkın süre önce Vakıflar Bölge Müdürlüğü'ne başvurduklarını ve sonrasında çeşitli çalışmalar gerçekleştirildiğini söyledi. Altındiş, deprem sonrasında önceliğin hasar gören camilere verilmesi nedeniyle yapının restorasyon sürecinin beklemeye alındığını belirterek, Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından sağlanacak ödenekle çalışmaların yeniden yapılmasını beklediklerini kaydetti. Duvarların altından eski bezemeler çıktı Altındiş, caminin bazı bölümlerinin 1961 yılında yeniden yapıldığını belirterek, "1961 yılında tekrar bir ustamız tarafından yapılmış fakat onun altındaki işlemelerin tarihi henüz belli değil. Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nün arşivlerinde belki onarımla ilgili kayıtlar çıkabilir" dedi. "Orijinal olduğu bilinen kısım yeniden ihya edilecek" Duvarlarda ortaya çıkan tarihi dokunun korunmasının önemine dikkat çeken Altındiş, yapılacak restorasyon kapsamında orijinal olduğu tespit edilen bölümlerin yeniden ihya edileceğini ifade etti. Tarihi caminin duvarlarında boya ve sıvaların dökülmesiyle ortaya çıkan desenler, hem ziyaretçilerin hem de bölge sakinlerinin ilgisini çekerken, bezemelerin hangi döneme ait olduğunun yapılacak çalışmaların ardından kesinlik kazanması bekleniyor. Öte yandan sıvaların dökülmesine caminin güney bölümünde son dönemde inşa edilen tuvaletin rutubete sebep olmasından kaynaklandığı düşünülüyor.

Tek otobüsle başlayan tutku, klasik otobüs müzesine dönüştü Haber

Tek otobüsle başlayan tutku, klasik otobüs müzesine dönüştü

Ekip, araçların dönemine uygun olması için bulunması güç orijinal parçaları adeta yapboz gibi yurt içi ve yurt dışından temin ediyor. Bursa'da klasik otobüslere gönül veren Bilal Acar'ın yaklaşık 4-5 yıl önce bir otobüs alarak restorasyon için Ahmet Canbaz'a getirmesiyle başlayan süreç, kısa sürede büyüdü. Bir aracın ardından "Bunu da alalım, şunu da alalım" diyerek farklı dönemlere ait otobüsleri koleksiyona dahil eden Acar, zaman içerisinde araç sayısının 16'ya ulaşmasıyla müze kurma kararı aldı. Tek otobüsle başladı müzeye dönüştü Otobüs sahibi Bilal Acar, çalışmaların başlangıçta tek bir araç üzerinden ilerlediğini belirterek, zamanla koleksiyon fikrinin ortaya çıktığını söyledi. Acar, amaçlarının yalnızca eski araçları bir araya getirmek olmadığını, Türkiye'nin toplu taşıma tarihini gelecek nesillere göstermek istediklerini ifade etti. Özellikle 1950'li yıllarda kullanılan otobüslerin dönemin ulaşım şartlarını yansıttığını anlatan Acar, geçmişte insanların Doğu ve Karadeniz'den İstanbul'a günler süren yolculuklar yaptığını belirterek, o dönemin otobüslerinin korunmasının önemine dikkat çekti. Müze için hazırlanan otobüslerin restorasyonunda en büyük zorluklardan biri ise yıllar önce üretimden kaldırılan parçaları bulmak. Restorasyon ustası Ahmet Canbaz ve Acar, araçları mümkün olduğunca orijinal haline döndürmek için Türkiye'de bulunmayan parçaların izini sürüyor. Bazı parçalar Almanya başta olmak üzere yurt dışından temin edilirken, yıllarca depolarda veya özel koleksiyonlarda saklanmış parçalar da araştırılarak araçlarla yeniden buluşturuluyor. Kimi zaman tek bir parçanın bulunmasının dahi uzun yıllar sürdüğü belirtilirken, bulunan parçalar adeta bir yapbozun parçaları gibi araçların üzerinde yerini alıyor. 1966 model Mercedes-Benz otobüsün orijinal Hella stop lambalarının yanı sıra Mercedes 321 modeline ait orijinal far ve stop parçalarının da tesadüfen bulundukları ifade edilirken, bazı parçaların ise araçların restorasyonu başlamadan yıllar önce satın alınarak saklandığı aktarıldı. Tamamen el işçiliğiyle gerçekleştirilen restorasyonlarda bir aracın tamamlanması 1-2 yılı bulabiliyor. Üretimlerinin üzerinden onlarca yıl geçmesi nedeniyle parçaları bulunamayan otobüslerde ise restorasyon süreci daha da uzayabiliyor. Koleksiyonda 1950 ve 1960'lı yıllardan kalma çok sayıda otobüs bulunurken, amaç her aracı mümkün olduğunca kendi döneminin özelliklerini taşıyacak şekilde yeniden hayata geçirmek. "Geçmişi göstermemiz lazım" Bilal Acar, otobüs müzesini gelecek nesillere geçmişteki ulaşım şartlarını göstermek için kurmak istediklerini belirterek, "Kendimiz de toplu taşımacılığın nereden nereye geldiğini bizden sonraki nesillere göstermemiz lazım. İnsanlar 1950'li yıllarda bulunan otobüslerle Doğu'dan, Karadeniz'den İstanbul'a iki günde, üç günde gelmiş. Bunları yaşatmamız lazım. Bizden sonraki nesillerin bunları görmeleri lazım" dedi. 16 otobüslük koleksiyonun daha geniş bir alanda sergilenmesi için de hazırlık yapılıyor. İzmit'de yaklaşık 3 dönümlük yeni bir alan üzerinde proje çalışması yürütülürken, onayların ardından ofis, atölye ve araçların korunacağı kapalı alanların oluşturulması planlanıyor. Koleksiyonun tamamlanmasıyla birlikte ziyaretçilerin yalnızca eski otobüsleri görmesi değil, Türkiye'de toplu taşımacılığın geçirdiği değişime de tanıklık etmesi hedefleniyor. Geçmişin ulaşım kültürünü korumak için çalışmalarını sürdüren Acar ve Canbaz, "Geçmişe sahip olmak güzel bir şey. Geçmişi unutmadan ilerlemek daha da güzel bir şey" anlayışıyla otobüsleri gelecek nesillere bırakmayı amaçlıyor.

Bursa'dan dünyanın dört bir yanına klasik araç Haber

Bursa'dan dünyanın dört bir yanına klasik araç

Bursa, binlerce yıllık karoser kültürünü klasik araç restorasyonuyla yaşatıyor. Kentteki atölyelerde, Türkiye'de bulunmayan çok sayıda klasik otomobil ve otobüs yurt dışından getirilerek yeniden hayat buluyor. Tamamen el işçiliğiyle restore edilen araçlar, çalışmaların tamamlanmasının ardından yeniden yollara çıkıyor. Klasik araç tutkunu Hikmet Sungur, bu merakının çocukluk yıllarına dayandığını belirterek, "Aslında klasik arabaların hepsine ilgileniyorum. Ben 1960 doğumluyum. Gençliğimde klasik minibüslerle büyüdük. Ehliyetimi de klasik bir minibüsle aldım. Çocukluğum onlarla geçti. Sonra askerlik dönemine geldik, otobüs dönemi başladı" dedi. Klasik otobüslere ilgi duyan bir grubun oluştuğunu belirten Sungur, zaman içerisinde insanların bu araçlara gösterdiği ilgiyi fark ettiklerini söyledi. Sungur, "Klasik otobüslere değer veren güzel bir grubumuz var. Onlarla etkinlikler yapmaya başladıktan sonra baktık ki insanların gerçekten ilgisi çok fazla. Biz de onlara yöneldik, restorasyonlarına yöneldik. Parça teminini yapmaya başladık" diye konuştu. Türkiye'de bulunmayan araçlar Bursa'da restore edilip yurt dışına gönderiliyor Bursa'daki atölyelerde çok sayıda nadir klasik aracın restorasyonunun sürdüğünü anlatan Sungur, "Mercedes 3500 var, burunlu. Setra S6 var, Neoplan var, Magirus 714 var. Yine Mercedes Avrupa 66 model bir arabamız var, 132'miz var. Bunlar şu anda iki atölyede restorasyonda" ifadelerini kullandı. Bazı araçların Türkiye'de bulunmadığını belirten Sungur, "3500 Türkiye'de yok zaten bildiğim kadarıyla. Setra S6 da yok. Onlar hep yurt dışından geliyorlar. Yurt dışından gelip burada restore edilip tekrar oraya gidiyorlar. O araçlar Türkiye'de yok" dedi. "Hayallerinizi anlatın, biz yapalım" Klasik araçların restorasyonunda Bursa'nın köklü bir karoser geçmişine sahip olduğunu belirten Samet Akman ise yaklaşık 70-80 kişilik bir ekiple çalıştıklarını söyledi. Akman, "Bizim firma olarak bizim yapamayacağımız herhangi bir araç yok. Bizde şöyle bir şey var: Hayallerinizi anlatın, biz yapalım. Karavandır, başka bir araçtır... Restore ile ilgili yapamayacağımız hiçbir şey yok. Çok güçlü bir ekibe sahibiz. Yaklaşık 70-80 kişi çalışıyoruz" dedi. Bursa'nın restorasyon kültürünün çok eskiye dayandığını ifade eden Akman, "Bursa'da restorasyon yaklaşık 3 bin yıllık bir tarihe sahiptir. Bugün Bursalılar at arabalarını dahi çok kaliteli yaparlardı. Şimdi halen karoser yapıyoruz. Daha önce Türkiye'nin hiçbir tarafında karoser konusunda herkes Bursa'ya araç yaptırmaya gelirdi" diye konuştu. Bir çamurluk 15 günde yapılıyor Klasik araç restorasyonunda el işçiliğinin önemine dikkat çeken Akman, bazı parçaların günler süren çalışmalar sonucunda üretilebildiğini ifade ederek, "Bu araçların bütün özelliği burada, bunların hepsi el işçiliği. El işçiliğinin zaten fiyatı yok. Yaklaşık bir aracın 3-4 milyon liradan aşağı maliyeti olmuyor. En az 3 milyon lirayı bulabiliyor" dedi. Bir klasik Mercedes'in çamurluğunun yapımı için iki kişinin 15 gün çalıştığını belirten Akman, "Bu araçlarda normalde bir tane kaput, bir tane çamurluk ya da bir tampon alıp takamıyorsunuz. 1500 Mercedes'ten bahsediyorum. Bir tane çamurluğunu yaparken iki kişi tam 15 gün uğraştık" ifadelerini kullandı. Restore edilen araçların tamamen yenilendiğini belirten Akman, "Çok eski olmalarına rağmen komple restore ediyoruz. Sıfır vaziyete getirebiliyoruz. Şu anda yolcusunu alıp şehir turu yapabilecek hale geliyor" diye konuştu. İzlanda'dan Güney Afrika'ya kadar müşterileri var Yurt dışından yoğun talep aldıklarını ancak mevcut kapasitenin iç piyasadaki taleplere dahi zor yettiğini belirten Akman, "Benim yurt dışı yok zaten. Şöyle yok, kapasite yetmiyor zaten iç piyasaya bakabilmek için. Şu anda bizim burada araçlarımız var, yandaki atölyede diğer araçlarımız var. Hırvatistan'da bekleyen araçlarımız var. Moldova'dan araçlar var. Almanya'da var, İngiltere'de bekleyen araçlarımız var. Sırası geleni alıyoruz. İzlanda'dan Güney Afrika'ya kadar, İspanya'dan Kazakistan'a kadar hangi ülkede diyorsanız müşterimiz var" diye konuştu. Restore edilen araçlar teslimattan önce test ediliyor Restore edilen araçları müşterilerine teslim etmeden önce kendilerinin test ettiğini anlatan Akman, klasik araçların yollarda vatandaşlardan da yoğun ilgi gördüğünü söyledi. Akman, "Bunları kendimiz test ediyoruz. Alırız, buralarda dolaşıyoruz. Trafiğe çıktığımız zaman etraftan insanlar durdurup resim çekiyorlar, arabayı gezmek isteyenler oluyor. Bir sürü şeyle karşılaşıyoruz. İlgi de çok yüksek" dedi. "Geriden gelen çırak yok" Klasik araç restorasyonunda yetişmiş usta ve çırak eksikliğine de dikkat çeken Sungur, yeni neslin bu alana yönelmesi gerektiğini ifade ederek, "Yeni usta maalesef... Yeni usta derken yeni çırak yetişmiyor bir kere. Geriden gelen çırak yok. Sekiz yıllık eğitim başladıktan sonra açıkçası sanayide çırak bulmakta zorlanıyor insanlar" dedi. Bursa'nın bu konuda önemli ustalara sahip olduğunu belirten Sungur, "Şu an bu işi yapan gerçek ustalar gerçekten el öpülesi ustalar. Hani derler ya, saçtan insan yaparlar; öyle ustalarımız var. Bursa'da özellikle o konuda çok şanslıyız. Ama dediğim gibi geriden gelen yeni nesil yok" ifadelerini kullandı.

Cumalıkızık’ta UNESCO Dünya Mirası Gönüllüleri programı tamamlandı Haber

Cumalıkızık’ta UNESCO Dünya Mirası Gönüllüleri programı tamamlandı

UNESCO Dünya Mirası Gönüllüleri (WHV) 2026 Cumalıkızık Programı, düzenlenen kapanış ve sertifika töreniyle başarıyla tamamlandı. Yerel toplumun psikolojik iyi oluşunu kültürel mirasın sürdürülebilirliğiyle birlikte ele alan program, on gün boyunca akademik çalışmalar, saha araştırmaları ve gönüllülük faaliyetlerini bir araya getirdi. İş, Örgüt ve Endüstri Psikologları Derneği (IOCP) tarafından yürütülen program; Bursa UNESCO Derneği, UNESCO Bursa Alan Yönetimi ve Cumalıkızık Köyü Kadın Eğitim, Dayanışma ve Kalkınma Derneği iş birliğiyle gerçekleştirildi. Kapanış törenine Yıldırım Kaymakamı Metin Esen, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Kevser Öztürk, Yıldırım Belediye Başkan Yardımcısı Gökhan Yıldız, akademisyenler, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri, proje paydaşları ve Cumalıkızık halkı katıldı. Program süresince gönüllüler; akademik oturumlar, psikoloji yaz okulu, saha araştırmaları ve kültürel etkinliklerin yanı sıra Cumalıkızık'ın gündelik yaşamına da aktif olarak katıldı. Köy sakinleriyle birebir görüşmeler gerçekleştiren katılımcılar; düğünlere, cenazelere ve geleneksel köy buluşmalarına iştirak ederek yerel yaşamı ve somut olmayan kültürel mirası yerinde deneyimledi. Ayrıca köyde ziyaretçi yoğunluğu bilimsel yöntemlerle ölçüldü, ziyaretçi hareketliliğine ilişkin veriler toplandı ve hazırlanacak sonuç raporuna temel oluşturacak saha çalışmaları gerçekleştirildi. Bursa UNESCO Derneği Başkanı İlker Özaslan, törende yaptığı konuşmada Cumalıkızık'ın yalnızca tarihî yapılarıyla değil, bu mirası yaşatan insanlarıyla da Dünya Mirası kimliğini taşıdığını belirterek, yerel toplumun psikolojik iyi oluşunu merkeze alan bu yaklaşımın Dünya Mirası alanlarının sürdürülebilirliği açısından örnek bir model oluşturduğunu ifade etti. Bursa UNESCO Derneği Kültürel Miras ve Cumalıkızık Çalışma Grubu Başkanı Bülent Uysal ise Cumalıkızık'ın UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan ve yaşamın devam ettiği ender yerleşimlerden biri olduğuna dikkat çekti. Yerel halkın görüşlerinin, yaşam deneyimlerinin ve ziyaretçi yoğunluğunun etkilerinin ilk kez bu kapsamda bilimsel yöntemlerle değerlendirildiğini belirten Uysal, hazırlanacak sonuç raporunun UNESCO'ya sunulacağını ve elde edilen keşiflerin Cumalıkızık'ın gelecekteki koruma ve yönetim süreçlerine katkı sağlayacağını söyledi. Uysal ayrıca yarım kalan restorasyon çalışmalarının tamamlanması, altyapının güçlendirilmesi ve ziyaretçi yönetiminin iyileştirilmesinin Dünya Mirası Alanı'nın geleceği açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Program Koordinatörü Prof. Dr. Çiğdem Vatansever ise kültürel mirasın sürdürülebilirliğinin yalnızca tarihî yapıların korunmasıyla sağlanamayacağını, bu mirası yaşatan insanların kendilerini güvende, değerli ve ait hissetmelerinin de en az fiziksel koruma kadar önemli olduğunu ifade etti. Gönüllülerin Cumalıkızık'a yalnızca gözlem yapmak için gelmediğini, köy halkını dinlediğini, onlarla birlikte yaşadığını ve güçlü bağlar kurduğunu belirten Vatansever, bu yönüyle programın bilimsel araştırma ile gönüllülüğü buluşturan örnek bir uluslararası model olduğunu kaydetti. Program sonunda gönüllülere katılım sertifikaları takdim edildi. Sertifika töreninin ardından katılımcılar ve konuklara Cumalıkızık'ın yöresel ürünlerinden ikramlar sunuldu. Program süresince katkı sağlayan UNESCO Bursa Alan Başkanlığı, Bursa Büyükşehir Belediyesi, Yıldırım Belediyesi, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, Eker Süt Ürünleri, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası, Bursa SOKÜM Müzesi ile; gönüllüleri Downtown'da ağırlayarak Bursa'nın simge lezzeti İskender kebabıyla buluşturan İskender İskenderoğlu başta olmak üzere destek veren tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür edildi. Proje çerçevesinde elde edilen bilimsel keşiflerin hazırlanacak sonuç raporuyla UNESCO'ya sunulacağı, raporun Cumalıkızık Dünya Mirası Alanı'nın sürdürülebilir yönetimine ve yerel toplum odaklı koruma çalışmalarına katkı sağlamasının hedeflendiği belirtildi.

Yüz Ağdası
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.