Hava Durumu

#Risk

Yeni Marmara Gazetesi - Risk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Risk haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Balıkçıların kabusu oldular Haber

Balıkçıların kabusu oldular

Antalya Körfezi'nde 5 metrekareye bir denizanası düşerken, attıkları ağları çektiklerinde yüzlerce denizanasının dolandığını gören balıkçılar şaşkına döndü. Konuya ilişkin açıklama yapan Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, "Özellikle kıyıya vuran denizanalarına karşı çocuklar için dikkatli olunması ve temas edilmemesi gerekiyor. Ellerine vücutlarına dokunursa yakma, su toplama, kabarcıklar oluşturabilir" dedi. Gökoğlu, her yıl tekrarlanan periyodik bir durum olan geçişin, Nisan ayının sonuna doğru tamamlanacağını belirtti. AKDENİZİN EN BÜYÜKLERİ, BİR TANESİ 10 KİLOGRAM Antalya'da son günlerde su yüzeyinde birçok noktada görülen denizanaları, hem balıkçıların ağlarına takılıyor hem de vatandaşların dikkatini çekiyor. Poyraz ve ters akıntı nedeniyle kıyıya kadar inen bazı denizanaları da Alanya sahillerinde kıyıya vurdu. Bilimsel adı Rhopilema nomadica olan ve ağırlığı 10 kilograma kadar ulaşan türün Antalya Körfezi'nde her yıl görülen periyodik bir yoğunluk oluşturduğunu belirten Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi'nden Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, söz konusu türün Kızıldeniz kökenli olduğunu ve Süveyş Kanalı aracılığıyla Akdeniz'e ulaştığını söyledi. Gökoğlu, "Antalya Körfezi'nde yoğun görülen denizanası, Kızıldeniz kökenli, Süveyş Kanalı aracılığıyla Akdeniz'e girmiş olan, bilimsel adı Rhopilema nomadica olarak bilinen denizanası. Bu denizanası, Akdeniz'deki en büyük denizanalarından biri, hatta en büyüğü" ifadelerini kullandı. "SEZON İÇİ OLMADIĞI İÇİN VATANDAŞLARIN KORKMASI GEREKEN BİR DURUM YOK" Plaj sezonunun henüz başlamamış olması nedeniyle şu anda denize girenler açısından doğrudan bir risk bulunmadığını kaydeden Gökoğlu, özellikle kıyıya vuran denizanalarına karşı çocuklar için dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Gökoğlu, "Plaj sezonu olmadığı için şu an denize sadece yabancı turistler giriyor, yerli halk girmiyor. Korkulması gereken bir durum yok. Çocuklar için dikkat edilebilir, denizanası kıyıya vurduğu zaman çocuklar onu bilmeyebilir, dokunabilir, temas edebilir. İşte bu temas sırasında çocukların ellerine vücutlarına dokunursa yahut da denize giren vatandaşlar temas ederse vücutlarında yakma, su toplama, kabarcıklar şeklinde hasarlar oluşturacaktır" dedi. AVCILIĞI ZORLAŞTIRIYOR Denizanalarının yalnızca kıyıda değil, balıkçılık faaliyetlerinde de ciddi sorunlara yol açtığına dikkat çeken Gökoğlu, ağlara dolanan denizanalarının hem avcılığı zorlaştırdığını hem de ekonomik kayba neden olduğunu ifade etti.Balıkçıların denize bıraktıkları ağların denizanalarıyla dolduğunu söyleyen Gökoğlu, "Balıkçılık açısından sıkıntılı bir durum var. Balıkçılar ağlarını bıraktığı zaman denizanası doluyor. Balıkçı alırken bu ağları torbaladığı için ağların yırtılmasına sebep oluyor. Ayrıca balık tutulmamasına neden oluyor. Çünkü torbalıyor, ağı büzdüğü için ağ normal açılmış vaziyette olmuyor. Ayrıca trol gibi sürüklenen av araçlarında av gözlerini tıkadığı için avın seçiciliğini de azaltıyor. Kütlesel bir trolün arkasında denizanası dolu kütlesel bir ağı çekiyor, bu nedenle yakıt giderini artırıyor. Özellikle ufak kıyı balıkçıları ağı alırken uzun zaman kaybediyor" şeklinde konuştu. "TEMAS HALİNDE YÜZDE VE GÖZDE TRAVMA OLUŞTURABİLİYOR" Denizanası parçalarının teknedeki balıkçıların yüzüne ve gözlerine sıçramasının da risk taşıdığına dikkat çeken Gökoğlu, bunun balıkçılar üzerinde fiziksel tahribata yol açabildiğini belirtti. Gökoğlu, "Balıkçılar ağı aldıkları zaman teknenin üzerinde çok miktarda denizanası parçası ve denizanası kalıyor. Zaman zaman suratlarına, gözüne sıçramalar olduğu için gözlerinde, yüzlerinde tahribat ve travma oluşturuyor. Dolayısıyla balıkçılık açısından şu anda sıkıntılı bir durum söz konusu. Zaten balıkçıların çoğu da Antalya Körfezi'nde denizanası olduğu için uzatma ağlarını atmıyorlar" dedi. YOĞUNLUĞUN NEDENİ POYRAZ VE TERS AKINTI Bu yılki yoğunluğun nedenine de değinen Gökoğlu, poyraz rüzgarının yüzey suyunu sürüklemesi ve alttan gelen ters akıntının denizanalarını körfeze taşıdığını söyledi. Her yıl benzer bir geçiş yaşandığını ifade eden Gökoğlu, bu yıl da geçmiş yıllarla benzer yoğunluk gözlemlediklerini anlattı. Gökoğlu, şöyle devam etti: "Her sene bu geçiş oluyor. Ocak sonunda geçişleri başladı, şu anda körfezde yoğun miktarda var. Periyodik olarak tekrarlıyor bu. Bunun nedeni de bu sene poyrazın etkili olması. Poyraz yüzey suyunu aşağı doğru sürüklediği zaman, yerine alttan deniz suyunun gelmesi gerekiyor. Yani açıktaki ana akıntıdaki suyu alttan çekip üstten de itelediği için körfeze girdi. Bu ters akıntı nedeniyle şu anda denizanası Antalya Körfezi'nde. Geçmişe göre aynı yoğunlukta. Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiğimiz dalışta, beş metrekarelik alanda neredeyse bir adet var şeklinde durum tespiti yaptık." BALIK YUMURTALARI VE LARVALAR ÜZERİNDE OLUMSUZ ETKİSİ VAR Deniz ekosistemi üzerindeki etkilerine de değinen Gökoğlu, türün balık yumurtaları ve larvalarına zarar verdiğini, ancak bazı balık yavrularının da denizanasının dallı yapısı içinde saklanabildiğini söyledi. Buna rağmen olumsuz etkinin daha ağır bastığını belirten Gökoğlu, geçişin turizm ve plaj sezonu başlamadan sona ereceğini vurguladı.Gökoğlu, "Balık yumurta ve larvalarına zarar veriyor. Bazen de faydası oluyor. Denizanasının çan şeklindeki kafasının iç kısmındaki dallı yapıya bazı balık yavruları girip saklanıyor ve orada serpilip büyüdükten sonra ekosisteme katılıyorlar. Ama tabii tükettiği, öldürdüğü larva ve yumurta daha fazla. Bu geçiş Nisan'ın sonuna doğru Mayıs'ın başlarında tamamlanacak. Yani plaj sezonu, turizm sezonunun başladığı dönemde bu geçiş tamamlanacak. Her sene o tarihlerde tamamlanıyor. Şu anda risk yok, biz biraz önce sudan çıktık, dalıştaydık. Yine büyük, çok büyük kütleler halinde suyun altında gördük ve görüntüledik" ifadelerini kullandı.

Bursa'da heyelan bölgesi temizlendi Haber

Bursa'da heyelan bölgesi temizlendi

Mudanya Kaymakamı Ayhan Terzi gelişmeleri sabaha kadar takip ederken, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, kayalık yapının üzerindeki toprak kütlesinin, son günlerdeki aşırı yağışlarla doygunluğa ulaştığını ve heyelanın bu sebeple yaşandığını söyledi. Dalgıç, üst kesimde bulunan ruhsatlı ve kurallara uygun yapılmış evler için şu aşamada bir risk bulunmadığını, ancak riskli olduğu değerlendirilen alanlarla ilgili gerekli tespit ve işlemlerin yapılacağını kaydetti. Mudanya ilçesinde Güzelyalı Kurşunlu yolu üzerinde meydana gelen heyelanın ardından bölgede temizlik ve güvenlik çalışmaları öğlene kadar devam etti. Olayda herhangi bir can ya da mal kaybı yaşanmadı. Dün gece 23.00 sıralarında alınan ihbar üzerine bölgeye Karayolları ekipleri, emniyet güçleri ile Mudanya Belediyesi'ne bağlı ulaşım, zabıta ve Büyükşehir itfaiye ekipleri sevk edildi. Heyelanla birlikte yola inen toprak ve ağaçlık alan, sabah saatlerinde yapılan çalışmalarla büyük ölçüde kaldırıldı. Ancak bölgede toprağın yer yer yavaş şekilde kaymaya devam ettiği gözlemlendi. Olay yerinde incelemelerde bulunan Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, toprak kaymasının nedenine ilişkin yaptığı açıklamada, son günlerde etkili olan yoğun yağışlar ve ani hava değişimlerine dikkat çekti. Başkan Dalgıç, "Kayalık yapının üzerindeki toprak kütlesi, son günlerdeki aşırı yağışlarla toprağın doygunluğa ulaşmasının ardından, havanın çok hızlı ısınmasıyla birlikte kapiler boşluklardaki suyun buharlaşması sonucu aderansını kaybederek aşağıya doğru kaydı. Çok şükür herhangi bir can ya da mal kaybı yok, bu açıdan şanslıyız" dedi. Gece saatlerinden itibaren tüm ekiplerin sahada olduğunu belirten Dalgıç, "Dün gece Karayolları, emniyet ve Mudanya Belediyesi'ne bağlı ulaşım, zabıta ve Büyükşehir itfaiye ekiplerimizle birlikte buradaydık. Sabah gün ışığıyla birlikte kayan heyelan temizlendi. Şu an ciddi bir risk görünmüyor, ancak yukarı kesimlerde bazı noktalar uzmanlar tarafından değerlendiriliyor. Bununla ilgili bir rapor hazırlanıyor" ifadelerini kullandı. Yolun Karayolları Genel Müdürlüğü sorumluluğunda olduğunu vurgulayan Başkan Dalgıç, raporun sonuçlarına göre gerekli adımların atılacağını belirtti. Kamera kayıtlarının incelendiğini de aktaran Dalgıç, heyelan öncesinde iki aracın yoldan geçtiğinin, bir aracın ise kayma sırasında durduğunun tespit edildiğini belirterek, olayın büyük bir faciaya dönüşmeden atlatıldığını söyledi.Başkan Dalgıç ayrıca, üst kesimde bulunan ruhsatlı ve kurallara uygun yapılmış evler için şu aşamada bir risk bulunmadığını, ancak riskli olduğu değerlendirilen alanlarla ilgili gerekli tespit ve işlemlerin yapılacağını kaydetti. Öte yandan ekiplerin çalışmasının ve gerekli tedbirlerin ardından yol trafiğe açıldı. Heyelanlı bölge de dron ile havadan görüntülendi. Yetkililer, muhtemel yeni toprak kaymalarına karşı önlemlerin devam ettiğini açıkladı.

Mudanya’da Bina Envanteri ve Deprem Risk Analizi masaya Yatırıldı Haber

Mudanya’da Bina Envanteri ve Deprem Risk Analizi masaya Yatırıldı

Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Mudanya'da gerçekleştirilen riskli bina envanteri çalışmasını kamuoyuyla paylaştı. Beklenen Marmara Depremi öncesi riskli yapıların analiz edilmesi noktasında çalışmaların devam ettiğini kaydeden Başkan Dalgıç, 8 bin 217 binanın incelemesinin tamamlandığını açıkladı.   Uzmanlar tarafından Marmara Bölgesi’nde 7.0 büyüklüğünde beklenen deprem öncesi birçok belediyenin en önemli gündemi yapı stoğu ve deprem risk analizi oldu. Mudanya Belediyesi tarafından bir otelde gerçekleştirilen programda Mudanya’nın riskli bina envanteri çalışması kamuoyuyla paylaşıldı.  Afet riskine göre tematik haritalar hazırlandı  Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç yaptığı açıklamada, yapılan çalışmalar neticesinde 11 mahallede toplam 8 bin 217 binanın incelendiğini kaydetti. Çalışmaların 82 bin 191 kişilik alanda sürdüğünü söyleyen Dalgıç, "Öncelikle Mudanya’daki zeminlere baktık. Riskin ve yoğunluğun sahil kısmındaki 11 mahallemizde ilk olarak çalışmalarımızı gerçekleştirdik. Altıntaş’dan başlayarak, Burgaz’da devam ettik. Alçak binaların olduğu yerlere gitmedik. Çözümün zor olduğu yerlerde zeminin durumuna ve yapı durumuna baktık. Mudanya’da 8 bin 217 binayı inceledik ve toplam 54 bin 882 bağımsız bölümden oluşuyor. Burada toplam nüfus 82 bin 191 kişilik alanda çalışmamızı yaptık. Zemindeki eğimlere baktık. Yapıların görsel kalitesine baktık. 50 yıl önce Burgaz, insanların ekonomik seviyelerinde bir artma olduğunda herkes bir yazlık ev istedi. 70’li yılların sonlarında çok büyük bir akın oldu buralara. Nüfus çok arttı ama o dönemlerdeki yapılar, dönemin mevcut deprem yönetmeliğine göre yapıldığı için bizim önemli bir verimiz haline geldi. Binaların kullanım durumuna baktık. Yapı nizamını ve kat seviyelerini inceledik. Her bir bina için rapor çıkardık ve Bursa Teknik Üniversitesi ile veri değerlendirmesi gerçekleştirdik. Saha çalışmalarımızda bina performans puanı oluşturduk. 3 veri elde ettik. Yapıların hangi amaçla kullanıldığını, hangi deprem yönetmeliğine göre yapıldığını, afet riskine göre tematik haritalar hazırladık. Kullanım fonksiyonlarını her mahalle için çıkardık" dedi.  "Risk oranı yüzde 71"  Acil eylem planının bir an önce hazırlanması gerekildiğini vurgulayan Dalgıç, "2 bin 730 tane binanın 1975 yönetmeliğine göre yapıldığını gördük. 1975’ten sonra tam 3 yönetmelik revize edildi. Bugünlerde yeni bir revize daha bekliyoruz. İlgili deprem yönetmeliklerinin mahalle bazlı dağılım grafiklerini çıkardık. Performans puanlarına göre binalarımızı ayırdık. Kapalı alan bazında 11 tane mahallenin tümü yüksek ve çok yüksek riskli alanlarda kalıyor. Bağımsız bölüm sayısı olarak baktığımızda ise 52 bin bağımsız bölümün yüzde 64’ü çok riskli ve riskli alanda kalıyor. Bu kadar eski yönetmelikle yapılmış alanlarda bunları bekliyoruz. Dönemin inşaat teknikleri de çok önemli. Bağımsız bölümlere göre performans değerlendirmesinde risk oranı yüzde 71. İnsanlarımızı yaşatmamız için acil çalışmalara başlamamız gerekiyor. Binalar yıkılacak ve can kaybı olacak. Altyapı hasarları oluşurken, kaos ortamı olacak. Enkaz altında kalan insanları kurtarma güçlü çekeceğiz. Yangın riski oluşacak. Ağır yapısal hasarlar ve kullanılamaz hale gelen binalar oluşacak. Uzun süre barınma sorunu oluşurken, büyük ekonomik kaybımız olacak. Yapı stokumuzun yenilenmesi lazım. Güvenli, ekonomik olarak sürdürülebilir ve çevreye duyarlı şehirler oluşturmak kritik bir adım olacak. Eski binaların yenilenmesi kaçınılmaz bir gereklilik. Bursa’da hiçbir belediyenin yapmadığı bir plan notunu belediye meclisinden geçirdik" dedi. 

Sigaranın Gırtlak Kanseri Üzerindeki Etkisi Haber

Sigaranın Gırtlak Kanseri Üzerindeki Etkisi

 Doç. Dr. Mert Cemal Gökgöz, gırtlak kanserinde sigara ve alkol tüketiminin risk faktörlerinde başı çektiğini söyledi.  Manisa Şehir Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzman Hekimi Doç. Dr. Mert Cemal Gökgöz, sigaranın gırtlak kanseri üzerine etkisi, gırtlak kanseri belirtileri ve tedavi yöntemleri konusunda bilgilendirmelerde bulundu. Hastalık belirtileri ve tedavi yöntemlerini açıklayan Doç. Dr. Gökgöz, “Gırtlak kanseri hastaları sıklıkla ses kısıklığı, yutma güçlüğü, boyunda ele gelen kitle, yutma güçlüğü ve kilo kaybı şikayetleriyle geliyorlar. Bu hastalar bize geldiğinde biz detaylı kulak burun boğaz muayenesini yapmaktayız. Kameralı sistemlerle laringoskopik muayene yapıyoruz. Bu işlem ses tellerinin görüntülenmesi işlemidir. Bu işlemi ağız yoluyla ya da burun yoluyla farklı kameralarla yapıyoruz. Hastanemizde her iki sistem de bulunmaktadır. Laringoskopik muayene sırasında tespit ettiğimiz bir patoloji olursa ameliyathane şartlarında biyopsi işlemi de yapılmaktadır. Biyopsi işleminin sonucuna göre hastalığın yaygınlığını belirlemek ve tedavi planlaması yapmak için bilgisayarlı tomografi, MR, PET ve ultrason tetkikleri hastanemizde yapılmaktadır” dedi.  Sigara ve alkol tüketiminin risk faktörlerinde başı çektiğini söyleyen Doç. Dr. Gökgöz, “Gırtlak kanserimizin risk faktörlerine bakacak olursak en sık neden sigara kullanımıdır. Sigara ve diğer tütün mamullerinin kullanımı en önemli sırayı alırken ikinci sırada alkol almaktadır. Diğer bütün baş boyun kanserlerinde olduğunu gibi genetik faktörler, ailevi yatkınlıklar HPV enfeksiyonları, gastroözefageal reflü, HPV enfeksiyonları diğer risk faktörleridir. İki haftadan uzun süren ses kısıklığı olan hastalar kulak burun boğaz polikliniklere başvuru yapabilirler. Bütün kanserlerde olduğu gibi gırtlak, ses teli kanserinde de erken tanı çok önemlidir” ifadelerini kullandı. 

Covid-19'un 'Flirt' Varyantı Yayılıyor Haber

Covid-19'un 'Flirt' Varyantı Yayılıyor

Covid-19 virüsü mutasyonlarla kendini yenilemeye devam ederken 'flirt' isimli yeni bir varyant ile yayılmaya başladığını söyleyen Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, "Bu yaza damgasını vuracak yeni virüsün bu olduğunu düşünüyoruz. Özellikle kanser hastaları risk altındadır. Kemoterapi alan, vücut direnci düşük kişiler akciğer tutulumu ile geliyorlar. Özellikle yurt dışı tatilinden ve hacdan dönen kişilerin, yaşlı ve vücut direnci düşük kişilerle bir araya gelmesini önermiyoruz" dedi.  Covid-19'un 'flirt(flört)' varyantı olarak kayıtlara geçen bu yeni türüyle ilgili Göğüs Hastalık Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya önemli açıklamalarda bulundu. Son günlerde özellikle Amerika’dan bildirilen Covid-19'un yeni varyantının Avrupa’ya doğru yayıldığını ifade eden Şevket Özkaya, "Neredeyse 3’te 1 vakanın bu yeni virüs mutandı ile enfekte olduğunu biliyoruz. Bu virüs mutandı ‘omicron’ ailesinin yeni mutandı. Geçirdiği mutasyonlardan aldıkları isimlerin baş harfini koyarak yeni bir mutant virüs ortaya çıktı. Bunun adı da flirt. Ülkemizde henüz tespit edilmedi. Avrupa’da ve Amerika’da başlayan bu salgın ülkemize er geç gelecek diye biliyoruz. Amerika ve Avrupa bu konuda biraz daha rahatlar çünkü onlar yaz aylarında açık havada oldukları için bunun çok yayılacağını düşünmüyorlar. Bizim ülkemiz coğrafi konum olarak biraz farklı. Yaz ayları gelmesiyle yurt dışı tatilleri başlayacak. Tatilden sonra, hacdan gelen vatandaşlarımızla birlikte yaz aylarının getirdiği düğün ve bayram gibi toplu aktiviteler nedeniyle ülkemizde yayılacağını biliyoruz" diye konuştu.  "Kanser hastaları risk altında"  Flirt varyantının Türkiye'de en sık kalan omicron ailesinin bir varyantı olduğuna dikkat çeken Özkaya, "Virüsü de hastalığı da tedavisini de biliyoruz. Test yapmaya gerek yok. Elbet ülkemize de bu varyant gelecek. Flirt insanlarda uzamış şikayetlere neden oluyor. Bir gün iyisiniz, bir gün kötüsünüz. Bir gün çok iyi kalkıyorsunuz, bir gün eklem ağrıları, halsizliğiniz başlıyor. Öksürüğünüz bir türlü geçmiyor. Tam adına uygun bir şekilde flört eder gibi dalgalanmalarla seyrediyor. Son günlerde özellikle Covid-19'un ilk başında gördüğümüz vakalar gelmeye başladı. İlk başlarda akciğer tutulumlar çok görüyorduk. 2024 yılı başından itibaren neredeyse hiç akciğer tutulumu görmemiştik ama bu son günlerde vakalar gelmeye başladı. Özellikle kanser hastaları risk altındadır. Kemoterapi alan, vücut direnci düşük kişiler akciğer tutulumu ile geliyorlar. Özellikle yurt dışı tatilinden ve hacdan dönen kişilerin yaşlı ve vücut direnci düşük kişilerle bir araya gelmesini önermiyoruz” şeklinde konuştu.  Kanser hastası bir kişinin akciğerleri üzerinde örnek veren Özkaya, “60 yaşının üstünde olduğu ve kemoterapi aldığı için virüsün kolayca ciğerlere indiğini görüyoruz. Bu yaza damgasını vuracak yeni virüsün bu olduğunu düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

Hangi Vitamin Eksikliği Gebelik Kaybına Sebep Olur? Haber

Hangi Vitamin Eksikliği Gebelik Kaybına Sebep Olur?

Erken gebelik döneminde, gebelik kayıplarının sık karşılaşılan bir durum olduğunu belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Nigar Allahverdiyeva, “Tekrarlayan gebelik kayıpları farklı nedenlerden dolayı yaşanabilir. Fazla kilo, stres, D vitamini eksikliği, sigara ve alkol kullanımının tekrarlayan düşüklere sebep olduğu gösterilmiştir” dedi.   Liv Hospital Samsun Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği’nden Opr. Dr. Nigar Allahverdiyeva, tekrarlayan gebelik kayıpları hakkında açıklamalarda bulundu. Erken gebelik döneminde, gebelik kayıplarının sık karşılaşılan bir durum olduğunu söyleyen Opr. Dr. Allahverdiyeva, “Fakat 20’nci gebelik haftasından önce 2 ve daha fazla gebelikte düşük izlenen çiftlerde tekrarlayan gebelik kaybı nedenlerinin araştırılması gerekir. Tekrarlayan gebelik kayıpları farklı nedenlerden dolayı yaşanabilir. En sık nedenler arasında kromozomal anomaliler, genetik anomaliler, pıhtılaşma bozuklukları, ileri anne yaşı, rahmin yapısal anomalileri sayılabilir. Bunlar dışında yumurta ve sperm kalitesinin düşük olması, hormon dengesinin bozulması, bağışıklık sistemi hastalıkları, metabolik hastalıklar (özellikle diyabet ve tiroit), çevresel faktörler, rahimle ilgili geçirilmiş cerrahiler, sigara ve alkol kullanımı tekrarlayan gebelik kayıplarına sebep olabiliyorlar“ diye konuştu.  “Detaylı jinekolojik muayene yapılır”  Gebelik kayıplarının nedenlerinin detaylı bir tarama ile sorgulandığını belirten Opr. Dr. Allahverdiyeva, “Sebeplerin araştırılmasına detaylı öykü almakla başlanır, düşüklerin hangi haftada olduğu, cerrahi müdahale gerekip gerekmediği, hem anne hem de baba adayının bilinen kronik rahatsızlığı, kullandıkları ilaçlar, beslenme alışkanlıkları, sigara ve alkol kullanımı, aile öyküleri sorgulanır. Anne adayı için detaylı jinekolojik muayene yapılır. Baba adaylarına spermpogram testi istenir. Genetik anomalilerin değerlendirilmesi için anne ve baba adayının kromozom analizi yapılır, yani periferik karyotip testi bakılır. Düşük materyali varsa, genetik olarak incelenir. Pıhtılaşma bozukluğunu tespit etmek için anne adayının trombofili paneli incelemesi yapılır. Rahmin yapısal anomalilerini veya cerrahi ve enfeksiyonlara bağlı yapışıklıkları tespit etmek için rahim filmi (HSG), gerekirse MRG çekilir. Metabolik hastalıkların araştırılması için açlık kan şekeri, HbA1c, TSH, prolaktin, hormonal bozukluklar için FSH, LH, Estrodiol gibi hormon değerlerine bakılır. İmmun sistemin değerlendirilmesi için yine bir takım kan tahlillerinin yapılması gerekir” ifadelerine yer verdi.  “Sağlıklı yaşam tarzı benimsenmeli”  Çiftlerde, sağlıklı yaşamanın önemine dikkat çeken Opr. Dr. Allahverdiyeva, şu bilgileri paylaştı:  “Saydığım yöntemler dışında çiftlerin bilmesi gereken noktalardan biri de sağlıklı yaşam tarzının önemidir. Fazla kilo, stres, D vitamini eksiliği, sigara ve alkol kullanımının tekrarlayan düşüklere sebep olduğu gösterilmiştir. Tekrarlayan gebelik kayıplarına sebep olan neden bulunduktan sonra uygun medikal veya cerrahi tedaviler başlanır. Kromozomal veya genetik anomaliler olan çiftlerde ise daha ileri değerlendirilme yapılır, gerekirse PGT yani preimplantasyon genetik tanı testi istenir. Tekrarlayan gebelik kaybı yaşayan çiftlerde tedavi planlarken nedene yönelik yaklaşım gerekir. Uygun tedavi şekli ile başarılı gebelik elde etmek mümkündür.“

İş dünyasından risk uyarısı Haber

İş dünyasından risk uyarısı

Türkiye ekonomisinin, zorluklara rağmen son çeyrekte yüzde 9,1 ve 2021 genelinde yüzde 11 büyümesinin çok kıymetli olduğunu belirten Barakfakih Organize Sanayi Bölgesi İş Adamları Derneği (BARSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Arif Demirören, yatırım iştahını artıracak yeni hamleler beklediklerini dile getirdi. Son çeyrekte ve yıllık bazda gerçekleşen büyümenin, iş dünyasının üretim maliyeti odaklı sorunlara rağmen elde edilmiş önemli bir başarı olduğunu kaydeden BARSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Arif Demirören, “Sanayicimiz tüm zorluklara rağmen büyük bir özveriyle ekonomik büyümenin temelini oluşturmuştur. Artan maliyetlerin, bilhassa imalat sektörü üzerinde yaşattığı baskı her geçen gün artıyor. Enerjinin arzı, hammadde cephesinde süregelen sıkıntıların yanı sıra Rusya-Ukrayna ekseninde yaşanan son gelişmeler de risk unsuru olarak belirmiştir. Dolayısıyla risk unsurlarının ülke ekonomimizi olumsuz etkileme potansiyelini asgari seviyeye indirmeye, bertaraf etmeye odaklanmalıyız” diye konuştu. Gayrisafi yurt içi hasılayı oluşturan faaliyetler incelendiğinde 2021’de bir önceki yıla göre sanayi faaliyetlerinin toplam katma değerinin yüzde 16,6 oranında gerçekleştiğine de dikkati çeken Arif Demirören, “Sanayicimiz, özellikle pandeminin başından bu yana ve bilhassa küresel ekonomide sorunların zirve yaptığı son dönemde ülke ekonomimizde yeni rekorlara imza atılmasını sağladı. Önümüzdeki büyüme tablosunun sürdürülebilirliği için gerekli olanlar ise yatırım ortamını iyileştirecek, tüketimi ve ihracatı olumlu yönde etkileyecek hamlelerin etkin şekilde hayata geçirilmesidir. Bu vizyon ile ülkemizin büyüme ivmesi daha da yukarı çıkacaktır” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.