Hava Durumu

#Rusya

Yeni Marmara Gazetesi - Rusya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rusya haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İnegöl'de K9'lara hayat kurtaran eğitim Haber

İnegöl'de K9'lara hayat kurtaran eğitim

İnegöl Doğal Afetler Arama Kurtarma Ekibi (İNDAK) tarafından kullanılan enkaz alanında Bursa'nın yanı sıra Trabzon, Aydın, Eskişehir ve Sakarya gibi farklı illerden gelen ekipler de ortak eğitim çalışmaları gerçekleştiriyor. Rusya'dan gelen bir K9 ekibi de köpeklerinin farklı enkaz ortamlarına alışması amacıyla alanda çalışma yaptı. İNDAK Başkanı Eyüp Köksal, afetlere her an hazır olabilmek için ekiplerin sürekli eğitim yapmasının büyük önem taşıdığını söyledi. Köksal, "Bulunmuş olduğumuz alan bizim enkaz alanımız. Burası İnegöl Belediyesi tarafından tahsis edildi. Zinde bir ekip olabilmek adına sürekli çalışma içerisindeyiz. Herhangi bir afet olduğunda ekiplerin işi bilen, profesyonel ve insan canına ulaşabilen ekipler olması gerekiyor" dedi. K9 köpeklerinin eğitiminde farklı enkaz alanlarının kullanılmasının önemine dikkat çeken Köksal, "Köpeklerin aynı enkaz alanlarında çalışarak kazazedeleri ezberlememesi gerekiyor. Farklı çalışma alanlarında tecrübe kazanmaları çok önemli. Türkiye'nin farklı bölgelerinden ekipler buraya gelerek çalışmalar yapıyor. Bugün Rusya'dan gelen bir ekip de burada çalışma yapacak" ifadelerini kullandı. İNDAK'ın 4 arama kurtarma köpeğinin bulunduğunu belirten Köksal, köpeklerden birinin AFAD'ın yeterlilik sınavını başarıyla geçtiğini, bir diğerinin ise 14 Ekim'de görev yeterlilik sınavına gireceğini söyledi. Kaş-Kalkan AKUT ekibinden K9 eğitmeni Katya Lebedeva ise köpeğini farklı ortamlarda eğitmek amacıyla Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde çalışma yaptığını belirtti. Lebedeva, "Köpeği geliştirmek için her yeri göstermek istiyorum. Yeni yerlerde afet olduğunda şaşırmasın ve her şeye hazır olsun diye çalışıyoruz. Bugün geldik ve biraz önce çalıştık. Zorlandık ama şimdi ne çalışacağımızı biliyoruz. Birkaç gün daha burada çalışacağız" dedi.Aslen Rus olduğunu ve yaklaşık 10-11 yıldır Türkiye'de yaşadığını belirten Lebedeva, deprem sonrasında köpeğini de alarak arama kurtarma çalışmalarına devam ettiğini söyledi. "İyi yetişmiş bir köpek saniyeler içinde sonuca ulaşabiliyor" İNDAK K9 Köpek Eğitimcisi ve K9 Birim Sorumlusu Feridun Bayram da yaklaşık 3 yıldır canlı arama branşında köpek eğittiklerini söyledi. Bayram, köpeklerin deprem, bina çökmesi ve benzeri afetlerde hızlı şekilde müdahale edebilmesi için eğitimlerden geçirildiğini belirterek, "Türkiye'nin birçok bölgesinden itfaiye ekipleri, jandarma, STK ve K9 birimleri gelip burada çalışma yapıyor. Bu çalışmalar hem ekiplerin hem de köpeklerin gelişmesine katkı sağlıyor" dedi. Bir K9 köpeğinin sınava hazırlanmasının yaklaşık 1,5 yıl sürdüğünü aktaran Bayram, AFAD tarafından yılda iki kez düzenlenen sınavlarda başarılı olabilmek için yoğun çalışma yürüttüklerini ifade etti. Bayram, "Bir köpeğimiz sınavdan geçti. Bir diğer köpeğimiz de sınavı geçti ve 14 Ekim'de görev sınavına girecek. Onu da geçirirsek bizim için büyük bir kazanç olacak" diye konuştu. K9 köpeklerinin afetlerdeki önemine dikkat çeken Bayram, "Her yetişen köpek afetler için çok önemli bir canlı. Hiçbir cihazın yapamadığını iyi yetişmiş bir köpek saniyeler içerisinde yapabiliyor" ifadelerini kullandı. İNDAK'ın enkaz alanı, farklı illerden ve ülkelerden gelen ekiplerin ortak çalışmalarına ev sahipliği yaparken, K9 köpekleri gerçek afet şartlarına hazırlanarak afetlerde hayat kurtarmak için gün sayıyor.

Zelenskiy: "Rusya Ukrayna'ya yönelik büyük çaplı bir saldırı hazırlıyor" Haber

Zelenskiy: "Rusya Ukrayna'ya yönelik büyük çaplı bir saldırı hazırlıyor"

Rusya'nın Ukrayna'nın başkenti Kiev'e düzenlediği hava saldırısında 2 kişi hayatını kaybetti. Rusya ve Ukrayna arasında karşılıklı saldırılar sürüyor. Rusya'nın Ukrayna'nın başkenti Kiev'e düzenlediği hava saldırısında 2 kişi hayatını kaybetti. Saldırıda çok sayıda bina ve depo hasar gördü. Kiev Belediye Başkanı Vitali Klitschko, yaptığı açıklamada, hava saldırısının bir garajda yangına yol açtığını ve 2 kişinin cansız bedenine ulaşıldığını söyledi. Bölge yetkilileri ise Ukrayna'nın güneydoğusundaki Dnipro kentine düzenlenen ayrı hava saldırılarında bir sanayi tesisinin, Zaporijya'da ulaşım altyapısının ve Kremenchuk'ta apartmanların hasar gördüğünü bildirdi. "Rusya Ukrayna'ya yönelik büyük çaplı bir saldırı hazırlıyor" Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, yaptığı açıklamada, son istihbarat bilgilerine göre Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik "büyük çaplı bir saldırı" hazırladığını söyledi. Zelenskiy, "Güncellenmiş istihbarat bilgileri, Rusya'nın büyük çaplı bir saldırı hazırladığını gösteriyor. Ukrayna güvenlik birimleri ve hava kuvvetlerimiz, mevcut savunma imkanlarımızın elverdiği ölçüde karşılık vermeye hazır" dedi. Zelenskiy, Ukrayna'nın durumunun büyük ölçüde müttefiklerinin yeni bir Rus saldırısına karşı savunma amacıyla sağlayabileceği silahlara bağlı olduğunu belirterek, "İhtiyaç duyduğumuz savunma imkanlarına sahip olan ve bunları bize sağlayabilecek ortaklarımıza, dünyadaki her lidere ve her ülkeye bağlı olan çok şey var. Bunun için siyasi iradenin bulunması kritik önem taşıyor; özellikle ABD'de, Avrupa'da ve diğer ortaklarımız arasında" ifadelerini kullandı. "Ukrayna'daki askeri sanayi tesislerine büyük çaplı saldırı düzenlendi" Rusya Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada ise Rus güçlerinin Kiev ve Ukrayna'nın diğer bölgelerindeki askeri sanayi tesislerine karadan, denizden ve havadan fırlatılan yüksek hassasiyetli silahların yanı sıra İHA'larla "büyük çaplı saldırı" düzenlediği bildirildi. Bakanlık, saldırıların Kiev'de Fire Point şirketinin seyir füzelerini ve orta ve uzun menzilli İHA'ları ürettiği ve depoladığı tesislerin yanı sıra Kiev, Çernigiv, Kirovohrad, Dnipropetrovsk, Poltava ve Harkiv bölgelerindeki hedeflere yönelik olduğunu belirtti. Bakanlık ayrıca saldırıların Odessa bölgesindeki liman ve gemi onarım altyapısını ve Ukrayna Silahlı Kuvvetleri'nin çıkarları doğrultusunda kullanıldığını belirttiği gemileri hedef aldığını kaydetti.

Sarı altın Müşküle üzümünde hasat heyecanı başladı Haber

Sarı altın Müşküle üzümünde hasat heyecanı başladı

Türkiye'nin 5. büyük gölü olan İznik Gölü kıyısındaki verimli topraklarda yetişen Müşküle üzümü, yüzyıllardır bölgenin en önemli tarımsal ürünleri arasında yer alıyor. Tarihi kaynaklara göre bu özel üzümün geçmişi Bizans Devleti dönemine kadar uzanırken, İznik'in Osmanlı tarafından fethedilerek başkent ilan edildiği yıllarda da beyliğin sofralarında tüketildiği biliniyor. Kendine has aroması, ince kabuğu ve uzun süre saklanabilme özelliğiyle dikkat çeken Müşküle üzümü, halk arasında "sarı altın" olarak anılıyor. Her yıl eylül ayında başlayan hasat döneminde yüzlerce üretici bağlara girerek yıl boyunca emek verdiği ürünleri toplamaya başlıyor. Çekirdeğiyle dikkat çekiyor Sadece lezzetiyle değil sağlık yönüyle de öne çıkan Müşküle üzümünün çekirdeklerinin antioksidan bakımından zengin olduğu ifade ediliyor. Uzmanlar, üzüm çekirdeğinin vücudu serbest radikallere karşı korumaya yardımcı olabilecek bileşenler içerdiğini belirtirken, halk arasında çekirdeğinin tüketilmesinin kansere karşı koruyucu etkileri olduğuna inanılıyor. İznik'te yaklaşık 10 bin dekarlık alanda üretimi yapılan Müşküle üzümünden yıllık ortalama 30 bin ton ürün elde ediliyor. İç piyasanın yanı sıra yurt dışında da Azerbaycan ve Rusya'ya gönderilen üzüm, bölge ekonomisine önemli katkı sağlıyor. Hasadın başlamasıyla birlikte üreticiler kaliteli ürün ve verimli sezon beklentisi taşıyor. "Vatandaş üzümü ucuza yesin" İznik Çamdibi Mahallesi Muhtarı ve üzüm üreticisi Halil Küçüker, aracılar nedeniyle üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkına dikkat çekerek şunları söyledi: "Tüketici ucuza yesin biz onu istiyoruz. Bizden 30 liraya aldıkları ürünü 100 liraya satmasınlar, 40-50 liraya satsınlar vatandaşlar ucuza yesin. Mahsul dalında kalmasın. Yüzde 200 kazanmak da ne demek. O kadar kazanılmasın, herkes yesin." Müşküle üzümünün Osmanlı'dan günümüze ulaşan çok eski bir üzüm çeşidi olduğunu belirten Küçüker, "Coğrafi işaretli bir ürün. Çekirdekleri ile tüketildiğinde kansere karşı faydalı olduğuna inanılıyor. İsterse kar yağsın aralık sonuna kadar dalında kalabilen bir üzüm. Bu yıl rekoltemiz çok güzel. Sürümden kazanmak istiyoruz ancak girdi maliyetleri çok yüksek. Ürünlerimiz ağırlıklı olarak iç pazarda satılıyor ancak Azerbaycan ve Rusya'ya da ihraç ediliyor" dedi. "Dalında aylarca bekleyebilen bir üzüm" İznik Ziraat Odası Başkanı Vedat Çakır ise Müşküle üzümünün bölge için önemli bir değer olduğunu ifade ederek, "Bölgemize coğrafi işaretini aldığımız bir üzüm çeşidi. Müşküle üzümü çok eski yıllara dayanıyor ve Bizans döneminden kaldığı bilinen bir çeşit. Raf ömrü oldukça uzun, dalında aylarca bekleyebiliyor" diye konuştu. Üretimin ağırlıklı olarak İznik'te yapıldığını belirten Çakır, "Pamukova ve Geyve'de de yetiştirilen bir üzüm çeşididir. Hep söylediğimiz şey üreticinin ürettiği ürünün tüketicinin önüne 100 liradan çıkmamasıydı. Adalet ve İçişleri Bakanlıklarımızın başlattığı çalışmaların başarılı olmasını umuyoruz. Bizim istediğimiz tarlada 15 liraya satılan ürünün tüketiciye 25-30 liraya ulaşmasıdır. Böylece vatandaş bir kilo yerine iki kilo tüketebilir" ifadelerini kullandı. 10 bin dekarda 30 bin ton üretim İznik ve çevresinde yaklaşık 10 bin dekarlık alanda yetiştirilen Müşküle üzümünden yıllık ortalama 30 bin ton ürün elde ediliyor. Uzun süre bozulmadan saklanabilmesi sayesinde üreticiye pazarlama avantajı sağlayan ürün, hem iç piyasada yoğun talep görüyor hem de ihracat yoluyla ülke ekonomisine katkı sunuyor. Bizans'tan Osmanlı'ya, oradan da günümüze taşınan Müşküle üzümü, bu yıl da bereketli hasadıyla İznikli üreticilerin yüzünü güldürürken, tüketicilerin sofralarına ulaşmayı bekliyor.

Ağustosta tarlada 10 liraya kadar düşmüştü, dalında 40 lirayı gördü Haber

Ağustosta tarlada 10 liraya kadar düşmüştü, dalında 40 lirayı gördü

Temmuz ve ağustos aylarında yaşanan yoğun arz nedeniyle tarlada 10 liraya kadar gerileyen ve çok sayıda çiftçinin ağacını kesmesine yol açan nektarin, piyasada ürünün azalması ve geçici cinslerin devreye girmesiyle fiyatını üçe katladı. Bu yıl Türkiye genelinde şeftali üretiminin yüzde 88 artışla 835 bin tona, nektarin üretiminin ise yüzde 107 artışla 414 bin tona ulaşması bekleniyor. Yaz döneminde tüm çeşitlerin aynı anda olgunlaşması ve ihracatın zayıf kalması nedeniyle çakılan fiyatlar, tarlada ürünün bitme noktasına geldiği geç dönemde arz-talep dengesinin kurulmasıyla yeniden yükselişe geçti. Şeftali ve nektarine kıyasla soğuk hava depolarında 2 ay bozulmadan dayanabilen geçici nektarinler; Rusya, Azerbaycan, Balkanlar ve Orta Asya pazarlarına ihraç ediliyor. "Arz-talep dengesi sağlandı, geç dönem üreticisi biraz daha şanslı" Piyasadaki fiyat hareketliliğini değerlendiren Gürsu Ziraat Odası Meclis Üyesi Mehmet Yıldırım, şunları söyledi: "Yaz döneminde ürün boldu. İhracat olmadığı için mal tüccarın elinde kaldı ve piyasayı düşürdü. Şimdi tarlada ürün bitti, geçici cinsler piyasayı hareketlendirdi. 10 liraya kadar düşen nektarin dalında 30-40 liralara çıktı. Geç dönem üreticisi orta dönem üreticisine göre daha şanslı çünkü piyasada nektarin kalmadı. Dalında 30 liradan verdik, hasadını tüccar yapıyor. İşçilik ve girdi maliyetleri geçen yıla göre çok yükseldiği için bu fiyatlar aslında maliyeti ancak karşılıyor ama yine de 10 liraya kıyasla iyi bir seviyedeyiz." "Piyasada ürün azalınca geç dönem yüzümüzü güldürdü" Çiftçi İsmet Yıldırım ise yazın fiyatların dip yaptığına dikkati çekerek, "Ağustos ayında tüm çeşitler aynı anda olgunlaşınca fiyatlar adeta çakıldı ve orta dönem üreticimiz çok üzüldü. Şu anda son döneme yakın geçici cinslerin hasadını yapıyoruz. Piyasada ürün azaldığı için geç dönem nektarin hem üreticiyi hem de tüccarı memnun etti. Bu cinslerin yurt dışı pazar değeri ve dayanıklılığı yüksek olduğu için fiyatlar yükselişe geçti" dedi.

Altın Karagöz sahibini buldu Haber

Altın Karagöz sahibini buldu

7-12 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşen Altın Karagöz Halk Dansları Yarışması sona erdi. Yarışmada Bulgaristan, Cezayir, Güney Kore, Gürcistan, Macaristan, Meksika, Moldova, Rusya, Sırbistan, Şili, Uruguay, Yunanistan ve İran olmak üzere 13 ülkeden yaklaşık 700 dansçı, Altın Karagöz ödülü için performanslarını sergiledi. Kültürpark Açık Hava Tiyatrosu'ndaki etkinliklerin yanı sıra Bursa'nın farklı meydanlarında gerçekleştirilen nokta gösterileriyle kent, bir hafta boyunca halk danslarının evrensel diliyle buluştu. 38. Altın Karagöz Halk Dansları Yarışması'nın kazananlarının belli olduğu Gala Gecesi'ne; AK Parti Bursa Milletvekili Emel Gözükara Durmaz, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, BKSTV Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Birkan, Bursa İl Emniyet Müdürü Kadir Gökçe, BKSTV Yönetim Kurulu Üyelerinin yanı sıra çok sayıda Bursalı katıldı. Biba: "Misafirlerimiz ülkelerine döndüğünde, şehrimize dair güzel hatıraları da yanında götürecek " Ödül töreni öncesi konuşan Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, yarışmaya katılan tüm ekipleri kutlayarak organizasyonun dostluk, kardeşlik ve kültürel paylaşım açısından önemli bir değer taşıdığını söyledi. Biba, "Altı gün boyunca Bursa'mız, dünyanın dört bir yanından gelen dostlarımızın ezgilerine ve danslarına sahne oldu. Öncelikle tüm ekiplerimizi gönülden tebrik ediyor ve alkışlıyorum. Çok başarılı gösteriler izledik. Bu anlamda zorlu bir görev üstlenen jüri üyelerimize de ayrıca teşekkür ediyorum" dedi. 6 Günde 112 gösteri 6 günde toplamda 112 gösterinin seyircilerle buluştuğuna dikkati çeken Başkan Vekili Şahin Biba, "13 ülkeden 23 yerli halk oyunları topluluğu, şehrimize renk kattı. 64 meydan, 48 açık hava tiyatrosu olmak üzere toplam 112 gösteri izleyicilerle buluştu. Gösterileri izlerken bir kez daha şunu gördük; insanlar birbirlerinin dilini bilmeyebilir ama sanatın dili gönülleri birbirine yaklaştırır. İnanıyorum ki misafirlerimiz ülkelerine döndüğünde, şehrimize dair güzel hatıraları da yanında götürecek. Bizler de sizleri her zaman güzel hatıralarla anıyor olacağız" diye konuştu. Birkan: "Bu organizasyon, kültür diplomasisinin en güzel örneklerinden biridir" Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı (BKSTV) Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Birkan ise 38 yıldır sürdürülen organizasyonun farklı kültürleri Bursa'da buluşturmaya devam ettiğini belirtti. "Altın Karagöz yalnızca bir yarışma değildir" diyen Zekeriya Birkan, "Bu organizasyon, kültür diplomasisinin en güzel örneklerinden biridir. Çünkü burada asıl kazanan; dostluk, kardeşlik, karşılıklı saygı ve kültürel paylaşım ruhudur. Farklı dilleri konuşsak da aynı ritimde buluşabiliyor, aynı heyecanı paylaşabiliyoruz. Bu büyük organizasyonun gerçekleşmesinde emeği geçen başta Bursa Büyükşehir Belediyemize ve Başkanvekilimiz Şahin Biba'ya, tüm kurumlarımıza, destek veren sponsorlarımıza, gönüllülerimize, organizasyon ekibimize ve en önemlisi kilometrelerce uzaktan gelerek bu festivale renk katan tüm dansçılarımıza yürekten teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Altın Karagöz Uruguay'ın oldu Yapılan konuşmaların ardından ödül törenine geçildi. Törende, yapılan jüri değerlendirmesinin ardından dereceye giren ekipler açıklandı. Jürinin oylarıyla 38. Uluslararası Altın Karagöz Halk Dansları Yarışması'nın Altın Karagöz ödülünü Uruguay kazandı. Yarışmada üçüncü olan Rusya, Bronz Karagöz ödülünü alırken, ikinci olan Gürcistan Gümüş Karagöz'ün sahibi oldu. Yarışmada mansiyon ödülleri ise Bulgaristan ve Sırbistan'a gitti. Dereceye giren ekiplere ödüllerini, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, BKSTV Başkanı Zekeriya Birkan ve geceye katılan protokol tarafından takdim edildi. Gecenin finalinde Altın Karagöz'ün sahibi olan Uruguay, şampiyonluk gösterisini bir kez daha sahneleyerek izleyenlerden büyük alkış aldı.

Halk dansları rüzgarı Bursa'nın dört bir yanını sardı Haber

Halk dansları rüzgarı Bursa'nın dört bir yanını sardı

Bursa Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde, Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı (BKSTV) tarafından düzenlenen yarışma çerçevesinde dünyanın farklı coğrafyalarından gelen ekipler, Bursa’nın en hareketli noktalarında kültürlerini dansın evrensel diliyle buluşturdu. Vatandaşlar, gösterileri ilgiyle takip ederken, alkışlar ve cep telefonlarıyla kaydedilen görüntüler festival coşkusunu şehrin her bir köşesine taşıdı. Nilüfer Podyum Park‘ta; Cezayir, Güney Kore, Bursa Olympos Halk Oyunları Spor Kulübü, Koza Kültür Sanat ve Spor Kulübü ile Bursa’da Flamenko Var Topluluğu sahne alırken, Yıldırım Belediye Meydanı’nda, Gürcistan, HOTEAD Bursa, BÇMG Derneği Nova Kültür Sanat Topluluğu, Meksika ve Macaristan ekipleri izleyenlerden tam not aldı. Tarihi atmosfer dansla buluştu Halk dansları gösterilerinin duraklarından biri olan Hanlar Bölgesi ise, tarihi atmosferiyle dansın buluştuğu özel anlara ev sahipliği yaptı. İran, Bulgaristan, Bursa Tatarları Kılıç Kalkan Halk Oyunları Derneği, Zafer Halk Oyunları Derneği, Moldova ve Rusya ekipleri sergiledikleri gösterilerle büyük alkış topladı. Bursalı sanatseverler bir yandan, kentin farklı noktalarında gerçekleştirilen gösterilerle dünyanın farklı kültürlerini yakından tanıma fırsatı bulurken, diğer yandan da Bursalı halk oyunları topluluklarının danslarını izleme imkanı yakaladı. Yaklaşık 700 yabancı dansçı ile Bursalı yerel halk oyunları toplulukları, şehri adeta uluslararası bir açık hava sahnesine dönüştürdü. 12 Temmuz’a kadar sürecek olan 38. Uluslararası Altın Karagöz Halk Dansları Yarışması; Kültürpark Açık Hava Tiyatrosu’ndaki yarışma programının yanı sıra Bursa’nın farklı meydan ve yaşam alanlarında düzenlenecek gösterilerle de kültür, dostluk ve kardeşlik mesajlarını, dansın evrensel diliyle, Bursalılarla buluşturmaya devam edecek.

İnegöl'den dünyaya uzanan şampiyonluklar hikayesi Haber

İnegöl'den dünyaya uzanan şampiyonluklar hikayesi

Bacak ve ayak kaslarındaki yetersizlik nedeniyle çocuk yaşlardan itibaren zorlu bir mücadele veren Mavigil, bugüne kadar 10'u Rusya'da, 1'i Türkiye'de olmak üzere toplam 11 operasyon geçirdi. Yürüyebilmek için yıllardır tedavi gören başarılı sporcunun, sol bacağı için bir ameliyat daha olması gerekiyor. Ancak maddi imkansızlıklar nedeniyle destek arıyor. İrfan Gençlik Spor ve İzcilik Kulübü sporcusu olan Raşid Mavigil, engeline rağmen sağlıklı sporcuların mücadele ettiği kategoride yarışıyor. Son 7 yılda Türkiye, Avrupa ve dünya arenasında toplam 22 şampiyonluk elde eden genç sporcu, ayrıca 4 ikincilik ve 4 üçüncülük kazandı. Azmi ve başarısıyla dikkat çeken Mavigil, şimdi gözünü 2026 yılı Ekim ayında Hindistan'da düzenlenecek dünya şampiyonasına çevirdi. Yoğun antrenman programına başlayan genç sporcu, hem tedavisini sürdürebilmek hem de Türkiye'yi yeniden zirveye taşıyabilmek için destek bekliyor. Şampiyon yetiştiriyor Hem kendi başarılarının yenilerini ekleyen Mavigil, 3 yıldır beraber çalıştığı 14 yaşındaki Murat Emin Kaya'ya rol model oluyor. Kaya, ilk kez katıldığı Türkiye okullar arası bilek güreşi müsabakalarında da şampiyon oldu. Rusya'dan 2019 yılında Türkiye'ye geldiğini ve Bursa'nın İnegöl ilçesinde. Belediye parkında İslam Bayraktar ile tanıştığını ve bu sayede bilek güreşi takımına dahil olduğunu anlatan Mavigil, "Ailemin haberi olmadan bilek güreşine başladım. O süreçte iyi bir antrenman yaptık. Haftanın 5-6 günü, hatta bazen kendimde dışarıda yaptığım için 7 gün dahil iyi antrenmanlar yaptık. Türkiye, Avrupa, Dünya Şampiyonlukları aldım. 11 yaşında başladım. 7 senedir aktif olarak devam ediyorum bilek güreşine. Toplamda 14 kere Türkiye şampiyonluğum var. 4 Avrupa şampiyonluğum var, 4 dünya şampiyonluğum var" dedi. Doğuştan ayak ve bacaklarında engeli olduğu için ve bilek güreşi bu durumuna daha uygun bir spor olduğu için başladığını aktaran Mavigil yarışmalarda engelli kategorisinde değil de normal kategorisinde yarıştığını söyledi. Doğuştan gelen sıkıntısı olduğu için Rusya'da 10 kere ameliyat geçirdiğini belirten Mavigil, "Türkiye'de de sağ ayaktan kas uzatma ameliyatı geçirdim. Şu anda sol ayaktan da geçirmem gerekiyor. Onun için de biraz maddi durumlarımızın iyi olması gerekiyor. Onun için de bir destek bekliyoruz. Bu sene 2026 yılında 9 Ekim'de Hindistan'da düzenlenecek Dünya Şampiyonası'nda da inşallah dünya şampiyonu olarak yenilmez bir tarih yazmak istiyorum. Gençlere tavsiyem spor yapmaları yani sağlıklı beslenmek, disiplinli olmak" diye konuştu. Onu örnek alıyor Mavigil'i rol model alan 14 yaşındaki Murat Emin Kaya ise, bilek güreşine 3 yıl önce tanıdıklarım aracılığıyla başladığını ve bu sene 2026 yılında düzenlenen okullar arası Türkiye Birinciliği müsabakalarında Konya'da sağ kolla Türkiye şampiyonu, sol kolla ise Türkiye ikincisi olduğunu belirtti. Kaya, "Sol kolla Marmara birincisi, sağ kolla Marmara ikincisi oldum. Milli takım seçimlerinde kendi kategorimde 15 yaş altında sağ kol Türkiye dördüncüsü oldum. Hedeflerim önümüzdeki sene düzenlenecek olan Türkiye Şampiyonası'nda şampiyon olarak Avrupa ve Dünya Şampiyonası'na gidebilmek. Benim örnek aldığım sporcu Raşit Mavigil. Raşit abiyle aynı salonda olduğumuz için onun çalışmalarını, şampiyonluklarını örnek alıyorum. İnşallah ben de daha çok çalışıp onun gibi dereceler elde etmek istiyorum" ifadelerini kullandı.

Sırt çantasıyla yollara düştü, 132 ülke gezdi Haber

Sırt çantasıyla yollara düştü, 132 ülke gezdi

Amerika'da aldığı mesleki eğitimler sırasında farklı kültürleri tanıma ve seyahat etme fırsatı bulan 67 yaşındaki Mesut Nöbetçigil, 2005 yılında emekli olduktan sonra dünya turuna ağırlık verdi. Emekliliğinin ardından iş güvenliği ve yapı denetim uzmanı olarak çalışmayı sürdüren Nöbetçigil, buradan elde ettiği kazancı da seyahatlerinde kullanıyor. Kendisini "turist" değil, sırt çantalı bir "seyyah" olarak tanımlayan Nöbetçigil, Amerika kıtasından Uzak Doğu'ya, Afrika'dan Balkanlar'a kadar geniş bir coğrafyada tek başına veya gruplarla seyahatler gerçekleştirdi. Son olarak mart ayında Güney Amerika'daki 9 ülkeyi gezen Nöbetçigil, seyahat hatıralarını ve mesleki tecrübelerini 8 ayrı kitapta topladı. Nöbetçigil, insanların birikimlerini ev ve arabaya yatırdığını, kendisinin ise dünyayı keşfetmeyi tercih ettiğini anlattı. Emeklilik sonrası da çalışmayı sürdürdüğünü belirten Nöbetçigil, kazandığı parayı yeni yerler görmek için harcadığını ifade etti. "Oralıymışım gibi yaşamaya çalıştım Seyahat tutkusunun, yıllar önce ABD'de katıldığı mesleki eğitimlerle başladığını belirten Mesut Nöbetçigil, "O dönemde Muavenet Gemisini Amerikalılar vurduğu için bize karşılığında gemi vermek istediler. Bunlar 1200 psi basınçlı buharlı gemilerdi. Türkiye'de yeterince bilinmediği için Amerika'da kurslar düzenlendi. O kursların en uzun süreli iki tanesine beni uygun gördüler. Orada hem bu gemilerle ilgili kurslara katılarak bilgi sahibi oldum hem de göçmen çocuklarının ve göçmenlerin gittiği kolejlere devam ederek İngilizcemi geliştirdim. Orada kaldığım süre boyunca, 'Para biriktireyim, Türkiye'ye dönünce bir şeyler alayım' düşüncesiyle değil, oralı gibi yaşamaya çalıştım. Bu da bana güzel bir çevre kazandırdı. O çevrenin etkisiyle Amerika'nın birçok eyaletine defalarca gittim. Yaklaşık 40-42 eyalette neredeyse çat kapı gidebileceğim insanlar var" dedi. "132 ülke gezdim" Emekli olduktan sonra iş hayatından kopmadığını vurgulayan Nöbetçigil, "Şu anda 3-4 firmada hem iş güvenliği hem yapı denetim hem de müşavir firmalarda kontrollük yapıyorum. Çalışmayı seviyorum ama çalışırken de para biriktirme konusunda biraz farklı düşünüyorum. İnsanlar ellerine para geçince ev alır, araba alır, eşyasını değiştirir. Ben ise geziyorum. Turist gibi değil, daha çok sırt çantalı bir seyyah gibi geziyorum. En son 123 ülkeydi, şu an 132 ülkeye çıktı. En son mart ayında Panama'dan başlayıp Paraguay'dan çıkarak oradaki 9 ülkeyi karış karış dolaştım" diye konuştu. "20 senedir yoğun şekilde geziyorum" Nöbetçigil, sözlerine şöyle devam etti: "Vakit ve nakit bulduğum an yerinde duramayan bir adamım. Zaman zaman benim gibi amatör ruhlu arkadaşlarla gezdim, zaman zaman tehlikeli bölgelere turla gittim. Tek başıma gittiğim de oldu, arkadaşlarla gittiğim de oldu. Eğer zamanı yayarsanız bu iş ekonomik oluyor. Bir yere 'hemen gidip geleyim' derseniz çok pahalıya geliyor. Aslında geziler emeklilikten önce başladı. Kuzey Amerika'yı tersanecilik döneminde gezdim. O zamanlar 45-50 yaşlarındaydım. 2005 yılında emekli oldum. Yani yaklaşık 20 senedir yoğun şekilde geziyorum. Özellikle Hindistan'ı karış karış gezdim. Bambaşka bir kültürün, bambaşka bir hayatın içine giriyorsunuz. Hijyen olmayan şartlar da oluyor ama bu işler fazla titiz insanların yapabileceği şeyler değil." "İlginç bulduğum yerlerden biri Kamboçya'daki Angkor Tapınakları oldu" Seyahatleri sırasında tasarruf etmek için gece yolculuklarını tercih ettiğini belirten Nöbetçigil, "Amerika'yı boydan boya gezdim. Kuzey Afrika'yı, Mısır'ı, Orta Doğu coğrafyasını gezdim. Uzak Doğu'ya gittim, Filipinler'e kadar ulaştım. Gitmek istediğim yerler hala var. Mesela Japonya'yı sindire sindire gezmek istiyorum. Bir de arkadaşım çalışıyor; Gürcistan'dan girip Sibirya Ekspresi ile yapılan bir rota var. Her şehirde inip gezebiliyorsunuz, sonra tekrar trene biniyorsunuz. O sisteme kadar gitmek isterim. İlginç bulduğum yerlerden biri Kamboçya'daki Angkor Tapınakları oldu. İnsan gerçekten bakınca büyüleniyor. Gazetelerde köşe yazmaya başladım. Şiire de merak sardım. Oldukça şiir birikti ve onları kitaplaştırdım. Yazdığım öyküleri de kitap yaptım. İki tanesi mesleki kitap; biri gemilerde gaz free işlemleri, diğeri inşaatlarda iş güvenliği üzerine. Onun dışında 6 kitabım daha var. Gittiğim yerlerden küçük hatıralar toplamayı da seviyorum. 'Bu ilginçmiş' dediğim şeyleri, çantama sığacak kadar alıyorum. Ev aslında çok daha doluydu ama biraz cömertiz galiba. İsteyenlere veriyoruz" diye konuştu. "Güney Amerika'da insanlar Türkleri seviyor" Gittiği coğrafyalarda Türkiye'ye olan ilgiye de değinen Nöbetçigil, şunları kaydetti: "Güney Amerika'da insanlar Türkleri seviyor. Şili'de Atatürk büstü gördüm. Dünyanın farklı yerlerinde Atatürk ile ilgili birçok şey gördüm. Romanya'da, Hindistan'da, Meksika'da da rastladım. Çok saygı duyuyorlar. Dünyanın 7 harikası denilen yerlerin neredeyse tamamını gördüm. Özellikle Endonezya, Malezya gibi Uzak Asya ülkelerinde ve Güney Amerika'da Türkleri seviyor. Bir gün Ürdün'de çölde mola verdiğimiz bir yerde yaşlı bir adam cebinden buruşturulmuş bir Osmanlı haritası çıkardı. 'Biz kardeşiz. Gün gelecek bunu anlayacaksınız' dedi. Çok etkileyici bir andı." "Benim için önemli olan yaşadığım dünyayı keşfetmek ve gördüklerimi insanlarla paylaşmak" Türkiye'yi de büyük ölçüde gezdiğini belirten Nöbetçigil, "Tamamını değil ama büyük kısmını gördüm. Van'a henüz gidemedim. Onun dışında Güneydoğu'yu, Karadeniz'i, Erzurum'u, Erzincan'ı uzun uzun dolaştım. Hayat insana verilmiş bir armağandır. Her sabah kalkınca 'Bugün de yaşıyorum' diye şükrediyorum. İnsanların zamanı iyi değerlendirmesi lazım. Vakit ve nakit birer imkandır. Kimisi ev alır, kimisi araba değiştirir. Ben ise dünyayı keşfetmeyi seçtim. Artık belli bir doygunluk içerisindeyim. Mütevazı yaşamaya alıştım. Benim için önemli olan yaşadığım dünyayı keşfetmek ve gördüklerimi insanlarla paylaşmak" ifadelerini kullandı. "Dizlerim tuttuğu sürece gezmeye devam edeceğim" Son olarak, "Çok gezen mi bilir yoksa çok okuyan mı?" sorusuna ise Mesut Nöbetçigil, şu yanıtı verdi: "Bence ikisi de önemlidir ama önce gezen bilir. Tabii boş gezmekten bahsetmiyorum. 132 ülkeyi gezmek bana bir apartman parasına mal olmuştur ama hiç hesabını yapmadım. Şimdi sırada Rusya var. Sonrasında Avustralya, Yeni Zelanda ve Tazmanya'ya gitmeyi düşünüyorum. Daha sonra da Türkistan taraflarına geçmek istiyorum. Eğer kafa dengi bir yol arkadaşınız varsa, sırt çantasıyla oldukça ekonomik şekilde seyahat edebilirsiniz. Dizlerim tuttuğu sürece gezmeye devam edeceğim. Hayatı dolu dolu yaşamak istiyorum. Gençler de zamanını iyi değerlendirsin. Dünyaya bir kere geliyoruz. Tabii ki 'her şeyi satıp savurun' demiyorum. Çalışın, emek verin ama temel ihtiyaçlarınızı karşıladıktan sonra sürekli daha yenisini almak yerine biraz dünyayı görün, birkaç yer gezip gelin."

Yüz Ağdası
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.